Lityum fiyatları, aşırı üretim ve geliştirilen yeni nesil bataryalarla düşüş eğilimine girdi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Lityum fiyatları, aşırı üretim ve geliştirilen yeni nesil bataryalarla düşüş eğilimine girdi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Asya Piyasaları Uzmanı Süleyman Mete Özbalaban, lityum karbonat fiyatlarının, aşırı üretim ve geliştirilen sodyum iyon ile florid-iyon yeni nesil bataryalarla düşüş eğilimine girdiğini bildirdi.

Elektrikli araç bataryalarının üretiminde kritik önem taşıyan lityumun fiyatı, geçen yılın sonlarına doğru elektrikli araçlara olan talebin artmasıyla sert bir şekilde yükselmişti. Elektrikli araçlara artan talebin yanı sıra tedarik sıkıntıları da lityumun fiyatını etkileyen faktörlerden oldu.

Dünyada yeşil enerjinin öneminin artmasıyla bakır, nikel ve gümüş gibi lityum da rüzgar türbinleri ve güneş panelleri başta olmak üzere temiz enerji teknolojilerinde yoğun şekilde kullanılıyor.

Kasım 2022'de ton başına 600 bin yuan seviyelerine çıkan lityum karbonat fiyatı, geçen ay 113 bin yuana kadar geriledi. Lityum karbonat fiyatı, şu anda 227 bin 500 yuan seviyelerinde seyrediyor.

Bu arada, lityum işleme kapasitesinin yüzde 60'ı Çin'de bulunuyor.

- Çin ekonomisine ilişkin belirsizlikler düşüş eğilimini etkiledi

Lityum fiyatlarındaki sert yükselişe karşın son zamanlardaki düşüş eğilimi dikkati çekiyor.

Çin ekonomisindeki belirsizler ve zayıflık, diğer emtia gruplarında olduğu gibi lityum tarafında da talep endişelerini beraberinde getirdi. Ülkede otomobil satışlarının olumsuz etkilenmesi ve elektrikli araç talebinin sekteye uğraması da lityumdaki düşüşü tetikledi.

Asya Piyasaları Uzmanı Süleyman Mete Özbalaban, AA muhabirine yaptığı açıklamada, elektrikli araç bataryasında kullanılan lityum için lityum karbonat fiyatlarına bakılması gerektiğini belirtti.

Özbalaban, lityum karbonat fiyatının 2022'nin kasım ortasında ton başına 600 bin yuan seviyelerine ulaştıktan sonra sürekli düşerek Nisan 2023'te ton başına 113 bin yuana kadar gerilediğini, mevcut durumda 227 bin 500 yuan seviyelerinde bulunduğunu bildirdi.

Lityum karbonat fiyatlarının gerilemesindeki nedenlere değinen Özbalaban, bunlardan bir tanesinin, geçen yıl devlet sübvansiyonları bitmeden önce üreticilerin avantaj sağlamak için aşırı üretim yapması olduğunu vurguladı.

Diğer taraftan, elektrikli araç piyasasının beklendiği kadar hızlı büyümeyeceği gibi bir görüş oluşmaya başladığını ifade eden Özbalaban, "Geçen yıl elektrikli araç fiyatları özellikle Çin de yaklaşık yüzde 20 düştü. Tesla da fiyatları Çin'de yaklaşık yüzde 15, ABD'de ise yaklaşık yüzde 50 düşürdü." dedi.

- "Lityum-iyon bataryaların patentinde Çin'in ağırlığı fazla"

Mete Özbalaban, lityum-iyon bataryaların patentinde Çin'in ağırlığının fazla olduğunu vurguladı.

Lityum-iyonda kullanılan nadir metallere bağımlı kalmamak için Japonya ve ABD'de yeni nesil bataryalar üretilmeye başlandığını ifade eden Özbalaban, "Bunların en önemlileri sodyum-iyon ve florid-iyon bataryalar. Bu bataryaların geliştirilmesi lityum bataryanın önemini azaltıyor. Bu da doğal olarak lityum karbonatın fiyatını düşürdü." diye konuştu.

Florid-iyon bataryasının mevcut lityum-iyon türüne göre önemli üstünlükleri olduğunu belirten Özbalaban, en önemli özelliğinin, lityum-iyon bataryasına göre 6-7 kat daha fazla elektrik depolayabilmesi, dolayısıyla bu bataryayla araçların tek şarjda 1.000 kilometre gidebilmesi olduğunu, bu nedenle florid-iyon bataryanın 2030 yılından sonra elektrikli araç bataryasının en önemli adayı olarak görüldüğünü söyledi.



İran'a yönelik saldırının askıya alınmasının ardından petrol fiyatları %2 düştü

Umman'ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş gemiler (AFP)
Umman'ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş gemiler (AFP)
TT

İran'a yönelik saldırının askıya alınmasının ardından petrol fiyatları %2 düştü

Umman'ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş gemiler (AFP)
Umman'ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş gemiler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Ortadoğu'daki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan müzakerelere alan açmak için İran'a yönelik planlanan askeri operasyonu askıya aldığını duyurmasının ardından, petrol fiyatları bugün gerçekleşen Asya işlemlerinde %2'den fazla değer kaybetti.

Temmuz vadeli Brent ham petrolü kontratları 3,01 dolar veya %2,7 oranında düşerek varil başına 109,09 dolara geriledi.

Haziran vadeli ABD hafif petrolü WTI ise 1,38 dolar veya %1,3 kayıpla 107,28 dolardan işlem gördü. Haziran vadeli bu kontratın işlem süresi bugün dolarken, en aktif kontrat olan Temmuz vadeliler %2 düşüşle varil başına 102,32 dolara geriledi. Her iki gösterge petrolde bir önceki seansta mayıs başı ve nisan sonundan bu yana en yüksek seviyelerini kaydetmişti.

Trump: Anlaşma için çok iyi bir fırsat var

Başkan Trump dün yaptığı açıklamada, ABD'nin Tahran'ın nükleer silah edinmesini engelleyecek bir anlaşmaya varması için "çok iyi bir fırsat" olduğunu söyledi. Bu açıklamalar, Trump'ın görüşmelere şans tanımak amacıyla askeri harekâtı askıya aldığını duyurmasından birkaç saat sonra geldi.

Gelişmeleri değerlendiren KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, şunları kaydetti:

"Trump'ın sinyalleri ani baskıyı bir nebze hafifletmiş olsa da temel riskler varlığını koruyor. Piyasa şu an Trump'ın açıklamalarının gerçek bir yumuşama hamlesi mi yoksa sadece taktiksel bir ateşkes mi olduğunu izliyor. İran'ın nasıl yanıt vereceği, sahada fiilen nelerin yaşanacağı ve Hürmüz Boğazı'ndaki tanker hareketliliği, petrol fiyatlarının gelecekteki yönünü belirleyen ana unsurlar olacaktır."

Ortadoğu'da devam eden çatışmalar, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin taşındığı hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasına yol açtı ve arz kesintisi endişelerini ciddi şekilde artırdı.

Pakistan'ın ara buluculuk diplomasisi sürüyor

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi dün yaptığı açıklamada, Tahran'ın pozisyonunun Pakistan aracılığıyla ABD'ye iletildiğini belirtti, ancak daha fazla ayrıntı vermedi. İsmini açıklamak istemeyen Pakistanlı bir yetkili ise İslamabad'ın iki taraf arasında yeni bir teklif köprüsü kurduğunu doğruladı, ancak ilerlemenin hala yavaş olduğunu ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Tesnim Haber Ajansı’ndan aktardığına göre, Washington müzakereler süresince İran petrol ihracatına yönelik yaptırımları askıya almayı kabul etti. Ancak Amerikalı bir yetkili bu iddiayı tamamen yalanladı.

Rus petrolü muafiyeti uzatıldı, ABD stokları alarm veriyor

Diğer kontratlar ve diplomatik dosyalara bakıldığında; ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, "enerji sektöründe en çok zarar gören" ülkelerin deniz yoluyla Rus petrolü almaya devam edebilmeleri için yaptırım muafiyetini 30 gün daha uzattı.

ABD iç piyasasında ise Enerji Bakanlığı verileri, geçtiğimiz hafta Stratejik Petrol Rezervi'nden (SPR) 9,9 milyon varil ile rekor düzeyde bir çekim yapıldığını gösterdi. Böylece toplam stoklar yaklaşık 374 milyon varile gerileyerek Temmuz 2024'ten bu yana en düşük seviyesine indi.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol da süregelen sevkiyat aksamaları ve askeri operasyonlar nedeniyle ticari petrol stoklarının hızla eridiği ve kritik seviyedeki bu stokların artık sadece birkaç haftalık ihtiyacı karşılayabileceği konusunda uyarıda bulundu.


Sibirya’nın Gücü 2 Petrol Boru Hattı projesi, Putin ve Şi görüşmelerinin ana gündem maddesi

Putin ve Şi, 31 Ağustos 2025'te Çin'in Tianjin kentinde görüştü (AP)
Putin ve Şi, 31 Ağustos 2025'te Çin'in Tianjin kentinde görüştü (AP)
TT

Sibirya’nın Gücü 2 Petrol Boru Hattı projesi, Putin ve Şi görüşmelerinin ana gündem maddesi

Putin ve Şi, 31 Ağustos 2025'te Çin'in Tianjin kentinde görüştü (AP)
Putin ve Şi, 31 Ağustos 2025'te Çin'in Tianjin kentinde görüştü (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bugün Çin'in başkenti Pekin'e resmi bir ziyarette bulunuyor. Kremlin, Rusya'nın Çin'e yönelik enerji ihracatını önemli ölçüde artırmayı hedefleyen bu ziyarete büyük bir umut bağlıyor.

Moskova'nın "görülmemiş derecede yüksek seviyede" olarak tanımladığı ikili ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan zirve, Putin'in Çin'e gerçekleştirdiği 25. ziyaret olma özelliğini taşıyor. Bu durum, Rus lider ile Çinli mevkidaşı Şi Cinping arasındaki kişisel bağların derinliğini de gözler önüne seriyor. Ziyaret, ABD Başkanı Donald Trump’ın dokuz yıl aradan sonra Çin’e yaptığı ilk ziyaretten sadece birkaç gün sonraya gerçekleşmesi ile diplomatik açıdan ayrı bir siyasi önem kazanmış durumda.

İki lider arasındaki "ciddi ve detaylı" görüşmelerin odak noktasını, ertelenen ve yıllık 50 milyar metreküp kapasiteye sahip olması planlanan «Sibirya'nın Gücü 2» gaz boru hattı projesi oluşturuyor. Bu proje, daha önce Avrupa'yı besleyen Rus yataklarındaki doğalgazı doğuya, yani Çin'e taşımayı amaçlıyor.

Analistler, Ukrayna'ya yönelik geniş çaplı işgalin dördüncü yılında Rusya'da derinleşen ekonomik sorunlar göz önüne alındığında, Putin ve Şi'nin projede nihai bir anlaşmaya varma olasılığını yüksek görüyor. Bu proje, Avrupa pazarında kaybedilen ihracat payının bir kısmını telafi etmek adına Moskova'nın elindeki tek gerçek fırsat olarak değerlendiriliyor. Taraflar geçtiğimiz eylül ayında bir mutabakat zaptı imzalamış ve toplam fiyat ile satın alma taahhüt miktarı konusundaki anlaşmazlıklar sürse de Gazprom mühendisleri teknik tasarımlar üzerinde çalışmaya başlamıştı.

İran savaşı ve enerji şoku Çin'i çeşitlendirmeye itiyor

Mevcut jeopolitik koşullar, iki ülkenin yakınlaşmasında kritik bir rol oynuyor. Rusya, Çin'in ham petrol ithalatının yüzde 20'sini karşılayarak halihazırda ülkenin en büyük tedarikçisi konumunda bulunsa da Pekin yönetimi, tarihsel olarak enerji ihtiyacını güvenceye almak için Ortadoğu ve İran'a bağımlı durumdaydı. Nitekim Çin'in ithal ettiği petrolün üçte biri, gazın ise dörtte biri, şu anda ABD-İsrail'in İran'a yönelik savaşı nedeniyle kapalı olan Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor.

Bu kapanışın yol açtığı enerji krizi, Çin genelinde ciddi yakıt kıtlığına neden oldu. Bu durum, geçtiğimiz nisan ayında enflasyon oranlarında gözle görülür bir artışa ve yerel ekonomik faaliyetlerde ani yavaşlamaya yol açtı. Yaşanan bu şok, Pekin'e tedarik kaynaklarını çeşitlendirmesi ve Rus enerjisine aşırı bağımlılık konusundaki endişelerini bir kenara bırakması için güçlü bir motivasyon sağlıyor; her ne kadar uzmanlar Rusya'nın, Çin'in Ortadoğu'dan gelen tüm tedarikini tek başına ikame edemeyeceğini düşünse de.

Bu göstergelere rağmen piyasa gözlemcileri, «Sibirya'nın Gücü 2» hattındaki gaz fiyatının bu ziyaret sırasında netleşip netleşmeyeceği konusunda bazı şüpheler taşıyor. Pekin yönetimi, fiyatın Rusya iç pazarındaki gibi düşük ve sübvansiyonlu seviyelerde olması konusunda ısrar ediyor. Ayrıca Çin'in gaz tüketiminin halihazırda zirve noktasına ulaşmış olabileceği yönündeki endişeleri, uzun vadeli satın alma taahhütlerine girme konusunda tereddüt yaratıyor.

Buna rağmen uzmanlar, anlaşmanın imzalanması için mevcut zamanlamanın ideal olduğu görüşünde. Zira Çin, enerji açığını kapatmak için acilen kaynağa ihtiyaç duyarken, Rusya ise bütçesini finanse etmek adına yeni gelir kapıları aradığı kritik bir dönemeçten geçiyor.

Diplomatik koordinasyon ve masadaki 40 belge

Diplomatik cephede Kremlin, iki lider arasındaki düzenli yıllık görüşmeler dizisinin devamı olan bu ziyaretten büyük beklentiler içerisinde. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre liderlerin bu yıl çok taraflı zirvelerde üç kez daha bir araya gelmesi planlanıyor.

Rusya Devlet Başkanı'nın Siyasi Danışmanı Yuri Uşakov, Rusya ve Çin'in dış politika pozisyonlarının "esas itibarıyla aynı" olduğunu vurguladı. Uşakov, iki ülke arasındaki güçlü ilişkilerin Ortadoğu krizinin ortasında uluslararası ilişkilerde istikrara katkı sağladığını belirterek, Rusya'nın güvenilir bir enerji tedarikçisi, Çin'in ise sorumlu ve ana tüketici rolünü sürdürdüğünü ifade etti.

39 yetkiliden oluşan üst düzey Rus heyetinin yarın Çinli mevkidaşlarıyla kapsamlı görüşmeler yapması bekleniyor. Putin ve Şi, yaklaşık 40 ortak belge ve anlaşmanın imza törenine başkanlık edecek. Zirve, küresel meselelerin daha esnek bir ortamda ele alınacağı gayri resmi bir toplantıyla sona erecek.

Rusya Devlet Başkanı'nın ajandası, tarihi bağların derinliğini yansıtan sembolik bir buluşmaya da ev sahipliği yapacak. Putin, Çin'e 2000 yılında yaptığı ilk ziyaret sırasında henüz 10 yaşındayken kendisiyle fotoğraf çektiren Çinli  mühendisle bir araya gelecek. Çin Dışişleri Bakanlığı, bu adımın Pekin ile Moskova arasındaki stratejik ortaklığı daha derin seviyelere taşımak için gerçek bir fırsat olacağını vurguladı.


Hürmüz Boğazı krizi, küresel şirketlerin 25 milyar dolarlık kârını silip süpürüyor

El-Fuceyre Limanı’nda bir petrol ve kimyasal madde tankeri (Reuters)
El-Fuceyre Limanı’nda bir petrol ve kimyasal madde tankeri (Reuters)
TT

Hürmüz Boğazı krizi, küresel şirketlerin 25 milyar dolarlık kârını silip süpürüyor

El-Fuceyre Limanı’nda bir petrol ve kimyasal madde tankeri (Reuters)
El-Fuceyre Limanı’nda bir petrol ve kimyasal madde tankeri (Reuters)

Uluslararası şirketlerin, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın etkileri nedeniyle en az 25 milyar dolarlık ağır kayıp yaşadığı, faturanın ise hızla artmaya devam ettiği bildirildi. Söz konusu değerlendirme, Reuters tarafından yapılan kapsamlı bir analize dayandırıldı.

ABD, Avrupa ve Asya’da borsaya kote şirketlerden gelen resmi verilerin geniş bir bölümü, çatışmanın ekonomik etkilerinin derinliğine dair karamsar bir tablo ortaya koyuyor. Şirketler, enerji fiyatlarındaki sert yükseliş, tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar ve İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki sıkı kapatma politikası nedeniyle hayati deniz ticaret yollarında meydana gelen kesintilerle mücadele ediyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı analize göre en az 279 küresel şirket, savaşın yol açtığı finansal baskıyı azaltmak amacıyla çeşitli ‘koruyucu önlemler’ aldı. Bu adımlar arasında ürün fiyatlarının artırılması ve üretim oranlarının düşürülmesi de yer aldı. Ekonomik daralmanın derinleştiğini gösteren diğer uygulamalar arasında bazı şirketlerin temettü ödemelerini ve hisse geri alım programlarını askıya alması, çalışanlara ücretsiz zorunlu izinler verilmesi, yakıt ek ücretleri uygulanması ve bazı firmaların devlet destek paketleri ile acil yardım taleplerine yönelmesi de bulunuyor.

Üretim hatlarında keskin düşüş

Bu jeopolitik dalgalanmaların, Kovid-19 salgını ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında uluslararası iş dünyasını yıpratan küresel sarsıntı zincirinin en yeni halkasını oluşturduğu belirtiliyor. Söz konusu gelişmeler, yılın geri kalanına ilişkin iyimser beklentileri baskı altına alırken, çatışmayı sona erdirecek bir barış anlaşmasına dair herhangi bir ufkun bulunmaması belirsizliği artırıyor.

Bu bağlamda, ABD’li ev aletleri üreticisi Whirlpool’un CEO’su Marc Bitzer, analistlere yaptığı değerlendirmede, mevcut sanayi gerilemesinin düzeyinin 2008 küresel finans krizinde gözlemlenen tabloyla tamamen benzer olduğunu, hatta bazı dönemsel durgunluk seviyelerini de aştığını ifade etti.

Bitzer’in açıklamaları, şirketin yıllık kâr beklentisini yarıya indirmesi ve nakit temettü ödemelerini askıya almasının ardından geldi.

Ekonomistler, büyüme hızındaki yavaşlamayla birlikte şirketlerin fiyat belirleme gücünün zayıflayacağını, sabit maliyetlerin karşılanmasının daha zor hale geleceğini ve bunun ikinci çeyrekten itibaren kâr marjlarını tehdit edeceğini belirtiyor. Ayrıca fiyat artışlarının sürmesinin enflasyonu besleyerek zaten kırılgan olan tüketici güvenini daha da zayıflatacağı ifade ediliyor. Bitzer de tüketicilerin artık yeni ürün satın almak yerine eski cihazlarını tamir ettirmeyi tercih ettiğine dikkat çekti.

Hayati önem taşıyan hatlar kesintiye uğradı

Whirlpool bu süreçteki tek şirket değil; Procter & Gamble ve Japonya’nın Toyota grubu gibi dev şirketler de çatışmanın üçüncü ayına girmesiyle birlikte artan maliyetler konusunda sert uyarılarda bulundu.

İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinde uyguladığı ablukanın, küresel enerji sektörü açısından en kritik deniz geçitlerinden biri olan bu hattı felce uğrattığı belirtiliyor. Bu durum, ham petrol fiyatlarının savaş öncesi seviyelere kıyasla yüzde 50’den fazla artarak varil başına 100 doların üzerine çıkmasına yol açtı. Söz konusu deniz trafiği kısıtlaması, küresel taşımacılık maliyetlerinde keskin bir artışa, hammadde tedarikinde daralmaya ve uluslararası ticaret akışında ciddi kesintilere neden oldu. Tarım gübreleri, helyum gibi endüstriyel gazlar, alüminyum ve polietilen gibi temel girdilerin tedariki de önemli ölçüde etkilendi.

İncelemeye dahil edilen şirketlerden beşi, kozmetikten lastiğe, temizlik ürünlerinden havayolu ve kruvaziyer taşımacılığına kadar farklı sektörlerde faaliyet gösteriyor ve doğrudan finansal darbe aldıklarını bildirdi. Şirketlerin büyük kısmının Birleşik Krallık ve Avrupa merkezli olması, bu bölgelerde zaten yüksek seyreden enerji maliyetlerinin etkisini daha da artırdı. Asya merkezli şirketler ise listenin yaklaşık üçte birini oluşturdu. Bu durum, Asya ekonomilerinin Ortadoğu’dan gelen petrol ve yakıt ürünlerine olan yüksek bağımlılığını bir kez daha ortaya koydu.

Havayolu ve otomotiv şirketleri en büyük darbeyi alıyor

Bu rakamları ekonomik bağlamda değerlendiren analizler, 25 milyar dolarlık kaybın, ABD Başkanı Donald Trump’ın 2025 yılında uyguladığı gümrük tarifeleri nedeniyle yüzlerce şirketin ekim ayına kadar kaydettiği yaklaşık 35 milyar dolarlık faturaya hızla yaklaştığını ortaya koyuyor. Söz konusu savaş kaynaklı kayıplar içinde en büyük payın havayolu şirketlerine ait olduğu, sektörün yaklaşık 15 milyar dolarlık zarar bildirdiği belirtiliyor. Bu kayıpların temel nedeni olarak jet yakıtı fiyatlarındaki neredeyse iki katına varan artış gösteriliyor.

Tedarik zincirlerindeki darboğazların devam etmesiyle birlikte farklı sektörlerden şirketler de uyarılarını artırmaya başladı. Japon otomotiv devi Toyota, yaklaşık 4,3 milyar dolarlık finansal zarar riski bulunduğunu açıklarken, Procter & Gamble ise vergi sonrası net kârında 1 milyar dolarlık düşüş beklediğini duyurdu.

Öte yandan küresel fast food zinciri McDonald’s, tedarik zincirlerindeki aksamaların uzun vadeli operasyon maliyetlerini artıracağı ve bunun enflasyonist baskıları güçlendireceği uyarısında bulundu. Şirketin CEO’su Chris Kempczinski, düşük gelir grubundaki tüketicilerde talep düşüşüne yol açan en önemli faktörün yakıt fiyatlarındaki sert yükseliş olduğunu belirterek, “Benzin fiyatlarındaki artış şu anda karşı karşıya olduğumuz temel zorluk” ifadesini kullandı.

Fiyat baskısı geliyor

Ağır sanayi, kimyasallar ve temel malzeme alanlarında faaliyet gösteren yaklaşık 40 şirket, Ortadoğu’daki petrokimya tedarikine doğrudan maruz kalmaları nedeniyle ürün fiyatlarını yakın zamanda artırmak zorunda kalacaklarını açıkladı. Newell Brands’in Finans Direktörü Mark Erceg, petrol fiyatlarındaki her 5 dolarlık artışın şirketin işletme maliyetlerine yaklaşık 5 milyon dolar ek yük getirdiğini belirtti.

Avrupa’da ise Almanya merkezli lastik üreticisi Continental, yükselen petrol fiyatlarının ham madde maliyetlerini artırması nedeniyle ikinci çeyrekten itibaren en az 100 milyon euro (117 milyon dolar) zarar beklediğini açıkladı. Şirket yöneticilerinden Roland Welzbacher, bu etkinin finansal tablolara ve kâr-zarar hesaplarına tam olarak yansımasının üç ila dört ay sürdüğünü belirterek, “Darbe ikinci çeyreğin sonlarında başlayacak ve yılın ikinci yarısında tam gücüyle hissedilecek” ifadesini kullandı.

Gerçek etki henüz ortaya çıkmadı

Bu krizlere rağmen şirket kârlarının yılın ilk çeyreğinde dirençli bir görünüm sergilediği, bunun da ABD’nin S&P 500 endeksi gibi ana göstergelerin enerji maliyetlerindeki baskıya ve enflasyon kaygıları nedeniyle tahvil getirilerindeki yükselişe rağmen rekor seviyelere ulaşmasını açıkladığı belirtiliyor.

Buna karşın geleceğe yönelik beklentiler aşağı yönlü revize edilmeye başlandı. 31 Mart’tan bu yana, S&P 500 endeksinde yer alan sanayi şirketleri için ikinci çeyrek net kâr marjı beklentisi 0,38 puan, dayanıklı tüketim malları şirketleri için 0,14 puan ve temel tüketim ürünleri şirketleri için 0,08 puan düşürüldü.

Goldman Sachs analistleri, Avrupa’nın STOXX 600 endeksinde yer alan şirketlerin ikinci çeyrekten itibaren kâr marjları üzerinde ciddi baskı ile karşılaşacağını belirtti. Analistler, şirketlerin artan maliyetleri son tüketiciye yansıtmakta zorlanacağını ve fiyat dalgalanmalarına karşı kullanılan hedge (korunma) sözleşmelerinin süresinin dolmasının da bu baskıyı artıracağını ifade etti.

UBS Avrupa Hisse Senedi Stratejisi Başkanı Gerry Fowler ise otomotiv, telekomünikasyon ve ev aletleri gibi doğrudan tüketiciye yakın sektörlerde, önümüzdeki 12 aya ilişkin kâr beklentilerinde yüzde 5’in üzerinde aşağı yönlü revizyonlar görüldüğünü aktardı.

Japonya’da da analistler, ikinci çeyrek kâr büyüme tahminlerini yarıya indirerek yüzde 11,8 seviyesine düşürdü. Cordoba Advisory Partners CEO’su Rami Sarafa ise genel tabloyu değerlendirerek, “Küresel şirket kârlılıkları üzerindeki savaş etkisinin gerçek ve tam yansıması henüz finansal sonuçlara tam olarak yansımadı; en kötü senaryo henüz ortaya çıkmadı” ifadelerini kullandı.