Borç krizindeki Evergrande, soruşturma çıkmazında iflasa doğru ilerliyor

Çin’in borç krizindeki inşaat ve emlak şirketi Evergrande, ödeme güçlüklerine ek olarak hakkında başlatılan soruşturmalarla adım adım iflasa yaklaşıyor

(AA)
(AA)
TT

Borç krizindeki Evergrande, soruşturma çıkmazında iflasa doğru ilerliyor

(AA)
(AA)

İnşaat sektöründe dünyanın en büyük yatırımcılarından olan şirketler grubunun, vadesi dolan borçlarını yeniden yapılandırmak için hazırladığı plan, düzenleyici kurumların ve adli makamların yürüttüğü soruşturmalar nedeniyle çıkmaza girdi.

Çin'de borç krizi, bir gayrimenkul devini daha çöküşün eşiğine getirdi

Ekonomik sıkıntıların arttığı Çin'de 40 yıllık büyüme modeli bozulma yolunda

Evergrande ve iki yan kuruluşunun hisseleri Hong Kong borsasında işleme kapatıldı

Evergrande, 24 Eylül'de Hong Kong Borsası'na yaptığı bildirimde, Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Komisyonu ile Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonunun, şirketin borç yapılandırması için hazırladığı plana "idari tedbir" koyduğunu bildirdi.

Bildirimde, şirketin, ana iştiraki Hengda Gayrimenkul Grubu'na yönelik yürütülen soruşturmada alınan "idari tedbirler" nedeniyle yeni borç tahvili çıkaramayacağı belirtildi.

Açıklamanın ardından şirketin hisseleri, dün gün içinde yüzde 21,8 değer kaybederken, grubun 2 yıldır devam eden borç problemlerini çözüp çözemeyeceğine dair soru işaretleri arttı.

Çin’in GSYH’sinin yüzde 2’si kadar borcu var

Evergrande'nin 2022 sonunda 2,4 trilyon yuana (yaklaşık 330 milyar dolar) ulaşan toplam borç yükümlülüğü, Çin’in gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYH) yaklaşık yüzde 2’sine karşılık geliyor.

Şirket, vadesi geldiği halde ödeyemediği için temerrüde düşen 12,6 milyar yuan (1,7 milyar dolar) dış borcu nedeniyle alacaklıların açtığı çok sayıda davayla karşı karşıya bulunuyor.

Çin'de emlak sektöründeki süregelen durgunluk ve konut satışlarında azalma nedeniyle ödeme güçlükleri derinleşen şirket, 25 ve 26 Eylül'de kreditörlerle borç yapılandırmasını görüşmek üzere planladığı 6 toplantıyı iptal etti.

İptallere gerekçe olarak "satışların beklenenden zayıf olması" ve "yapılandırma koşullarını yeniden değerlendirme ihtiyacı" gösterildi.

Şirket, 30 Ekim'de Hong Kong'da görülecek ilk dava duruşmasına kadar alacaklılarıyla anlaşmaya varamazsa, borçları karşılığında varlıkları haczedilmeye başlanabilir.

Varlık yönetim birimi soruşturuluyor

Evergrande, 16 Ağustos'ta borsaya yaptığı bildirimde, ana iştiraki Hengda Gayrimenkul Grubu'nun, bilgi paylaşımı kurallarını ihlal ettiği şüphesiyle otoritelerce soruşturulduğunu duyurmuştu.

Şirketin varlık yönetimi iştiraki Evergrande Finansal Varlık Yönetimi'nin, "gölge bankacılık" faaliyetlerine yönelik kapsamlı adli soruşturmanın odağında olduğu anlaşılıyor.

Şirketin, bireysel müşterilere sattığı menkul varlıklardan elde ettiği gelirleri, düzenlemelere aykırı olarak konut projelerinin finansmanında kullandığı iddia ediliyor.

İştirakin merkezinin bulunduğu Şıncın şehrinde polis, 18 Eylül'de "şirketin bazı çalışanlarının" soruşturma kapsamında gözaltına alındığını bildirdi.

Gözaltına alınanların kimliği açıklanmazken, ulusal basın organlarına sızan bilgilerde, aralarında Genel Müdür Du Liang ve Genel Müdür Yardımcısı Yao Bıncai'nin olduğu yönetici düzeyinde 10'dan fazla kişinin, "yasa dışı fon toplama" şüphesiyle soruşturulduğu ileri sürüldü.

Evergrande, 2021'de aralarında kendi çalışanlarının da bulunduğu 70 bin müşteriye toplam 40 milyar yuan (5,47 milyar dolar) tutarındaki menkul varlık için nema ödemekte başarısız olmuştu.

Eski grup yöneticileri de gözaltında

Ekonomi ve finans haberleri servisi Caixin'in, "konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara" dayandırdığı haberine göre, Evergrande'nin eski Üst Yöneticisi (CEO) Şia Haycun ve eski Mali İşler Koordinatörü (CFO) Pan Darong da gözaltında tutuluyor.

Şia ve Pan, 2021'de grubun krediler için üçüncü taraflara teminat gösterdiği banka mevduatlarını, iştiraklerine yönlendirdiğinin anlaşılmasıyla ortaya çıkan skandal nedeniyle temmuzda istifa etmişti.

Öte yandan grubun 16 Eylül'de devlete devredilen sigorta şirketi Evergrande Hayat Teminat'ın eski yöneticisi Cu Cialin'in de 17 Eylül'de gözaltına alındığı bildirildi.

Ulusal Mali Düzenleme İdaresi, yeni oluşturulan, devlete ait Haigang Hayat Sigorta Şirketinin, Evergrande iştirakini tüm varlıkları ve yükümlülükleriyle devraldığını duyurmuştu.

İştirakin "ciddi borç ödeme problemleri olduğunu" işaret eden yetkililer, "yakın denetim ve risk çözümüne ihtiyaç duyulduğunu" vurgulamıştı.

İnşaat alanında en büyük yatırımcıydı

İş insanı Şu Ciayin tarafından 1996’da "Hengda Grup" adıyla Çin’in güneyindeki Guangcou şehrinde kurulan şirket, büyük şehirlerdeki büyük ölçekli konut ve kentsel dönüşüm projelerine yaptığı yatırımla kısa sürede dünyanın en büyük inşaat ve emlak şirketlerinden biri haline geldi.

2009'da Hong Kong Borsası’ndaki halka arzında 722 milyon dolar yatırım toplayan şirket, 2018’de inşaat sektöründe dünyanın en çok gelir elde eden şirketi oldu.

Çin genelinde 280’den fazla şehirde 1300’den fazla inşaat projesi gerçekleştiren şirket, 120 binden fazla çalışana istihdam sağladı.

Yılda yaklaşık 600 bin konut üreten şirket, Çin’de konut arzının önemli bir bölümünü karşılıyordu.

Ana faaliyet kolu inşaat olan şirket, varlık yönetiminden elektrikli araç üretimine, tema parklarından yiyecek içecek markalarına kadar farklı alanlarda da yatırımlar yaptı, ülkenin en başarılı futbol kulüplerinden biri olan Guangzhou FC’nin işletmesini üstlendi.

Problemlerin başlangıcı

Çin hükümetinin inşaat ve emlak sektöründeki sağlıksız büyümeyi engellemek için 2020'den itibaren bankaların ve finans kuruluşlarının sektöre verdiği kredilere oran sınırlaması getirmesi, Evergrande’nin borçlarını çevirmekte sıkıntıya düşmesini tetikleyen en önemli etken olarak görülüyor.

Ülkenin hızlı ekonomik büyüme kaydettiği yıllarda yan iş kollarıyla gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 20'sini oluşturan sektör, "büyük borç-büyük yatırım" döngüsüyle ilerliyordu.

Çin'de 2019 sonunda başlayan Kovid-19 salgını, konut yatırımlarında ve satışlarında durgunlukla bu döngüde ciddi kesintiye yol açtı.

Sektördeki durgunluk yatırımcıların borçlanmasını bir anda problemli hale getirdi. Üstelik Çin hükümeti de hem aşırı borçlanmanın finansal sistemde doğurduğu risklerden hem de piyasadaki spekülasyonun konut fiyatlarını aşırı artırmasından rahatsızdı.

Devlet Başkanı Şi Cinping'in "Konutlar yaşamak içindir, spekülasyon için değil." sözleriyle harekete geçen düzenleyici kurumlar, gayrimenkul şirketlerine borç kısıtlamaları getirmeye kadar verdi.

"Üç kırmızı çizgi"

Hükümet, aralarında Evergrande'nin de olduğu 12 büyük gayrimenkul şirketine devlet bankalarından borçlanabilmeleri için "üç kırmızı çizgiye" uyma şartı getiren yönetmelik sundu.

Yönetmelikle, şirketlere toplam varlıklarının toplam borçlara oranının yüzde 70'ten fazla olmaması, net borcun öz sermayeyi aşmaması ve nakit varlıkların kısa dönemli borçlardan ya fazla ya da en azından eşit olması kriterleri getirildi.

Evergrande, o sırada borçlanma kriterlerin hiçbirini sağlayamayacak durumdaydı. Şirket, ertesi yıl borçlanma kısıtlamalarının etkilerini hissetmeye başladı, Eylül 2021'de vadesi gelen iki yurt dışı borç tahvilinin faizini ödemede 2 kez başarısız oldu.

Bu büyüklükteki bir şirketin cüzi boyuttaki dış faiz ödemelerinde dahi sıkıntıya girmesi, daha geniş ölçekli bir borç krizinin kapıda olduğunu gösteriyordu.

Borç yönetimi çabaları

Yeni borç bulmakta sıkıntı yaşayan şirket, varlıklarını satarak borçlarını karşılama çabasına girişti.

Evergrande, 29 Eylül 2021’de, Liaoning eyaletinde ortağı olduğu Şıncing Bankasındaki hisselerini yaklaşık 10 milyar yuana (yaklaşık 1,5 milyar dolar) kamuya ait bir varlık yönetim şirketine sattığını bildirdi.

Öte yandan şirketin, Ekim 2021'de emlak yönetim birimi Evergrande Emlak Hizmetleri'nin yüzde 50,1 hissesini 20 milyar Hong Kong dolarına (yaklaşık 2,5 milyar dolar) Guandong merkezli bir başka inşaat grubuna olan Hopson İnşaat Holding'e devretme girişimi sonuçsuz kaldı.

Guangdong eyalet yönetimi, Aralık 2021'de Evergrande’nin borçları için temerrüde düşmesini önlemek üzere risk yönetim uzmanlarından oluşan heyet görevlendirdi.

Yurt dışında iflas korumasına başvurdu

2021'deki 476 milyar yuan (yaklaşık 65 milyar dolar), 2022'de 105 milyar yuan (yaklaşık 15,7 milyar dolar) zarar açıklayan şirketin toplam borç yükü, 2022 sonu itibarıyla 2,4 trilyon yuana (yaklaşık 330 milyar dolar) çıktı.

Bu yıl, borçları nedeniyle birçok kez temerrüde düşen şirket, 17 Ağustos'ta ABD'de iflas koruması için mahkemeye başvurdu.

Manhattan İflas Mahkemesine yapılan başvuruda, borçlarının yeniden yapılandırılması sürecinde şirketi dava etmek veya ABD'deki varlıklarını dondurmak isteyen alacaklılara karşı korunma talep edildi.

Evergrande'nin Hong Kong Borsası'nda Temmuz 2020'de hisse başına 25,80 Hong Kong dolarından işlem gören hisseleri dün 0,43 Hong Kong dolarına kadar geriledi. Şirket, geçen sürede piyasa değerinden 42,8 milyar dolar kaybetti.

Analistler, kötü tabloya ek olarak adli soruşturmayla çıkan yeni engeller ve sorunların şirketi daha fazla iflasa yaklaştırdığı değerlendirmesini yapıyor.



Aramco, nakit yatırım ve teknik varlıklar karşılığında HUMAIN’in yüzde 49’unu satın aldı

Dünya Enerji Kongresi kapsamında düzenlenen fuarda Aramco standının önünde bulunan temsilciler (AFP)
Dünya Enerji Kongresi kapsamında düzenlenen fuarda Aramco standının önünde bulunan temsilciler (AFP)
TT

Aramco, nakit yatırım ve teknik varlıklar karşılığında HUMAIN’in yüzde 49’unu satın aldı

Dünya Enerji Kongresi kapsamında düzenlenen fuarda Aramco standının önünde bulunan temsilciler (AFP)
Dünya Enerji Kongresi kapsamında düzenlenen fuarda Aramco standının önünde bulunan temsilciler (AFP)

Suudi Arabistan, yapay zekâ yatırımları ve kapasitelerinin büyük bir kısmını HUMAIN şirketi altında birleştirmeye hazırlanıyor. Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Aramco arasındaki ortaklık, 2025 yılındaki genel iş birliği çerçevesi anlaşmasından daha detaylı yatırım düzenlemelerine evrilirken; bu kapsamda Aramco şirkette yüzde 49 hisse alacak, PIF ise yüzde 51’lik çoğunluk hissesini elinde tutacak. Bu adım, HUMAIN’in büyümesini hızlandırmayı ve veri merkezleri ile bilgi işlem altyapısından gelişmiş modellere, uygulama ve endüstriyel çözümlere kadar uzanan entegre bir yapay zekâ şirketi inşa etmeyi amaçlıyor.

9,9 milyar riyal nakit yatırım

Açıklanan düzenlemeler kapsamında Aramco, 2026 yılı boyunca yaklaşık 9,9 milyar riyal (2,6 milyar dolar) nakdi katkı sağlarken, yapay zekâ, bilgi işlem ve dijital varlıklar alanındaki temel varlıklarını HUMAIN’e devrederek şirketin operasyonel kapasitesini artıracak ve büyüme planlarını destekleyecek. Şirketin büyüme planlarının ve iş geliştirme faaliyetlerinin denetimi ise PIF ve Aramco tarafından müştereken yürütülecek.

İş birliği süreci, PIF ile Aramco’nun, Aramco’nun HUMAIN’de etkin bir azınlık hissesi almasının ana hatlarını belirleyen bağlayıcı olmayan bir niyet mektubu imzaladıklarını duyurduğu Ekim 2025’te başlamıştı. Bu anlaşma, tarafların yapay zekâ alanındaki varlıklarını, kabiliyetlerini ve yeteneklerini şirkete katkı sağlama yönündeki eğilimlerini içeriyordu. Bu adımın amacı, temel varlıkları birleştirmek, HUMAIN’in büyümesini hızlandırmak ve Suudi Arabistan’ın bu teknolojilerde küresel bir merkez olmasını güçlendirmekti.

Her iki tarafça yayımlanan açıklamaya göre anlaşma; veri merkezleri ve yüksek performanslı bilgi işlemden gelişmiş yapay zekâ modellerine, uygulama ve uzmanlaşmış çözümlere kadar teknolojik seviyelerin tamamını kapsayan entegre ve rekabetçi bir yapay zekâ ekosistemi inşa etme konusunda HUMAIN’in hedeflerini destekleyecek.

Hedef, 3 gigawatt kapasiteye ulaşmak

Ayrıca anlaşma, yapay zekâ uygulamalarını çalıştırmak için gereken bilgi işlem kapasitesine yönelik artan bölgesel ve küresel talep doğrultusunda, 2030 yılına kadar yapay zekâ veri merkezlerinde 3 gigawattlık kapasiteye ulaşmayı hedefleyerek şirketin veri merkezi altyapısını genişletme planlarını destekleyecek.

Bu işlem, Suudi Arabistan’ın en son veri ve yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesini ve kullanılmasını sağlama çabalarının yanı sıra bu alanda yetenekleri ve yatırım fırsatlarını çekme adımlarıyla da uyum sağlıyor.

Söz konusu ortaklık, PIF’ın 2026-2030 dönemini kapsayan stratejisiyle tam bir uyum gösteriyor. Bu strateji; ekonomik ekosistemler arasındaki entegrasyonu güçlendirmeyi, özel sektör fırsatlarını genişletmeyi, ulusal şirketlerin büyümesini hızlandırmayı ve kendi sektörlerinde küresel bir konuma ulaşmaları için rekabet güçlerini artırmayı hedefliyor. PIF’ın yapay zekâ ve dijital ekonomi yaklaşımı ise yenilikçilik ve kapasite inşası yoluyla Suudi Arabistan’ın bu alanlarda küresel ve rekabetçi bir merkez olarak konumunu güçlendirmeye dayanıyor.

Aramco tarafı ise HUMAIN tarafından geliştirilen yapay zekâ altyapısından faydalanarak gelişmiş teknolojilerin potansiyelini sanayi uygulamalarına dönüştürmeyi ve böylece küresel ölçekteki iş ekosistemini ve operasyonlarını güçlendirmeyi bekliyor. Hissedar ve stratejik ortak sıfatıyla Aramco ve iştirakleri; şirketin sunduğu altyapı, çözüm ve hizmetlerden yararlanacak.

Gelir artışı fırsatları

Açıklamaya göre bu ortaklık; gelir artışı ve kâr marjlarında iyileşme fırsatları sunmanın yanı sıra Aramco’nun bünyesindeki yapay zekâ ve dijital teknoloji varlıklarına yaptığı yatırımları güçlendirecek, şirketin genel stratejisini ve enerji sektöründeki ana faaliyetleriyle entegrasyonunu destekleyecek.

PIF’ın Ortadoğu ile Kuzey Afrika Yatırımları Dairesi Başkanı Yezid bin Abdurrahman el-Humeyd, PIF ve Aramco’ya ait yapay zekâ varlıklarının HUMAIN çatısı altında birleştirilmesinin, bu alandaki ulusal yeteneklerin, yenilikçiliğin ve fikri mülkiyetin gelişimini artıracak bir entegrasyon sağladığını belirtti.

El-Humeyd, anlaşmanın PIF’ın stratejik hedefleriyle örtüştüğünü, HUMAIN’in yapay zekâ alanında küresel bir lidere dönüşmesini hızlandırdığını, söz konusu teknolojilerin PIF’ın son dönemde açıkladığı altı ekonomik ekosistemdeki kolaylaştırıcı rolünü pekiştirdiğini, özel sektörle ortaklık fırsatlarını genişlettiğini ve Suudi Arabistan’da gelişmiş teknolojilerin geliştirilmesini desteklediğini ifade etti.

Aramco CEO’su Emin en-Nasır ise HUMAIN’in inovasyon ve teknoloji geçmişi göz önüne alındığında, bu işlemin şirket için büyük bir önem taşıdığını vurgulayarak Aramco’nun petrol ve gaz sektörlerindeki performansını artırmak amacıyla dijital teknolojiler ile yapay zekâyı geliştirme ve kullanma konusunda kaydettiği ilerlemeye dikkat çekti.

Nasır, Aramco’da teknoloji kullanımından elde edilen değerin 2023 yılından bu yana 42,4 milyar riyale ulaştığını, bunun önemli bir kısmının teknolojik çözümlerden ve özellikle yapay zekâ uygulamalarından kaynaklandığını açıkladı.

PIF ile yapılan ortaklığın Aramco’nun teknoloji ve yapay zekâ alanlarındaki konumunu pekiştirdiğini belirten Nasır, bu sektörün yerlileştirilmesi ile yapay zekâ sistemlerinin daha entegre ve ölçeklenebilir şekilde kullanımının hızlandırılmasına zemin hazırladığını ve bu teknolojilerin gelecekteki iş dünyasında kritik bir rol oynayacağını vurguladı.

HUMAIN CEO’su Tarık Emin ise PIF ve Aramco’nun şirkette hissedar olarak yer almasının büyük bir avantaj ve şirketin misyonuna yönelik güçlü bir güvenoyu olduğunu belirterek, hedeflerinin yalnızca veri merkezleri kurmak veya bilgi işlem kapasitesi sağlamakla sınırlı olmadığını, yapay zekânın tüm değer zinciri boyunca faaliyet gösteren küresel bir şirket kurmayı kapsadığını dile getirdi.

Bu hedefin gelişmiş altyapı ve bilgi işlemden üst düzey modellere, platformlara ve uygulamalara kadar uzandığını açıklayan Emin; PIF ve Aramco’nun stratejik gücü, sanayi deneyimi ve küresel erişiminin birleşmesinin şirketin büyümesini hızlandıracak bir taban oluşturduğunu belirtti. Emin, bu ortaklığın Suudi Arabistan’ın küresel yapay zekâ ekonomisindeki konumunu pekiştirmeye yönelik uzun vadeli bir taahhüdü temsil ettiğini kaydetti.

Mayıs 2025’te kurulan HUMAIN, yeni nesil veri merkezleri, yüksek performanslı bilgi işlem altyapısı, bulut bilişim ve gelişmiş yapay zekâ modellerinin yanı sıra yenilikçi çözüm ve uygulamalar olmak üzere dört ana alanda entegre yapay zekâ kapasitesi geliştirme üzerine çalışıyor.

Şirketin geliştirdiği modeller arasında, açıklamada dünyadaki en güçlü çok modlu Arapça büyük dil modellerinden biri olarak tanımlanan ALLAM da yer alıyor. HUMAIN, 2030 yılına kadar toplam 3 gigawatt kapasiteli veri merkezleri kurma planlarıyla yapay zekâ bilgi işlemine yönelik artan talebi karşılamak üzere faaliyetlerini genişletiyor ve küresel ölçekte en önde gelen yapay zekâ çözümleri ihracatçılarından biri olma hedefini destekliyor.


Sınırları aşan bir siber ordu: Kuzey Koreli hackerların gücünün sırrı ne?

Uzmanlar, Kuzey Kore'nin siber saldırı başlatma yaklaşımının son on yılda radikal bir dönüşüm geçirdiğini belirtiyor (Reuters)
Uzmanlar, Kuzey Kore'nin siber saldırı başlatma yaklaşımının son on yılda radikal bir dönüşüm geçirdiğini belirtiyor (Reuters)
TT

Sınırları aşan bir siber ordu: Kuzey Koreli hackerların gücünün sırrı ne?

Uzmanlar, Kuzey Kore'nin siber saldırı başlatma yaklaşımının son on yılda radikal bir dönüşüm geçirdiğini belirtiyor (Reuters)
Uzmanlar, Kuzey Kore'nin siber saldırı başlatma yaklaşımının son on yılda radikal bir dönüşüm geçirdiğini belirtiyor (Reuters)

Blok zinciri (blockchain) verilerinin analizi konusunda uzmanlaşmış üç şirket, Binance platformunu hedef alan son siber saldırının Kuzey Kore devleti tarafından desteklenen hackerlar tarafından gerçekleştirildiği sonucuna vardı. Resmî soruşturmanın ise sürdüğü bildirildi. The Independent gazetesinin haberine göre saldırının arkasında Kuzey Kore bağlantılı hackerlar bulunuyor.

Perşembe günü Binance platformuna ait cüzdanlardan en az 2 milyar dolar çalındı. Söz konusu saldırının, dünya genelinde bir kripto para alım satım platformunu hedef alan en büyük siber saldırı olduğu değerlendiriliyor.

Binance ve ilgili devlet kurumlarının soruşturmaları henüz tamamlanmamış olsa da blok zinciri güvenliği alanında faaliyet gösteren üç kuruluş, Pyongyang bağlantılı hackerların saldırıya karıştığına işaret etti. Bu kuruluşlar TRM Labs, Chainalysis ve ZachXBT olarak sıralandı.

İlk incelemeler, hackerlardan birinin Binance mühendislerinden birine ait ve ele geçirilmiş bir dizüstü bilgisayara erişim sağlayarak yetkisiz işlemler gerçekleştirdiğini ortaya koydu.

Bu saldırı, 2025 yılında Bybit platformuna düzenlenen ve Kuzey Koreli hackerların rekor düzeyde 1,5 milyar dolar çaldığı siber saldırının ardından geldi.

Uzmanlar, Kuzey Kore'nin siber saldırılardaki başarısının başlıca nedenlerinden birinin, hacker kadrolarının önemli bir bölümünü ülke dışında faaliyet gösterecek şekilde konumlandırması olduğunu düşünüyor.

TRM Labs, cuma günü yayımladığı raporda, son Binance saldırısının Kuzey Kore'nin TraderTraitor adlı hacker birimi tarafından gerçekleştirildiği konusunda yüksek derecede güven bulunduğunu bildirdi. Söz konusu birim, siber saldırılarıyla tanınan Lazarus Group ile bağlantılı.

Şirket, bu değerlendirmesinin blok zincirine kaydedilen işlemlerden (on-chain) elde edilen verilerin yanı sıra blok zinciri dışındaki kaynaklardan (off-chain) sağlanan güçlü istihbarat bilgilerine dayandığını açıkladı.

Chainalysis yetkililerinden Johnny Levin de saldırının büyük olasılıkla Kuzey Kore bağlantılı TraderTraitor grubu tarafından gerçekleştirildiğini söyledi.

Sabotaj saldırılarından milyarlarca dolarlık hırsızlığa

Siber güvenlik uzmanları, Kuzey Kore'nin siber saldırı yöntemlerinin son 10 yılda köklü bir değişim geçirdiğine dikkat çekiyor.

Pyongyang'ın operasyonları başlangıçta, 2014 yılında Sony Pictures'a düzenlenen saldırıda olduğu gibi sistemleri devre dışı bırakmaya ve kargaşa yaratmaya odaklanıyordu. Ancak zamanla kripto para cüzdanları ve merkez bankaları, büyük miktarda para çalmak amacıyla hedef alınmaya başlandı.

Kuzey Koreli hackerlar, ülke dışındaki finansal sistemlere sızma konusunda giderek artan bir kapasite sergiledi. Çalınan paraların, Pyongyang'ın nükleer silah programını finanse etmek amacıyla kullanıldığı belirtiliyor.

Japonya Dışişleri Bakanlığı, geçen yıl yayımladığı bir raporda, Kuzey Kore'nin siber saldırı kapasitesinin lider Kim Jong-un döneminde genişlediği uyarısında bulundu. Raporda, bu kapasitenin yüksek düzeyde gelişmiş, kapsamlı bir ulusal programa dönüştüğü ve Çin ile Rusya'nın siber programlarına yaklaştığı ifade edildi.

Kuzey Koreli hackerlar neden yurt dışında faaliyet gösteriyor?

Kuzey Kore'de küresel internet ağına erişimin son derece kısıtlı olması nedeniyle, hackerların Çin ve Rusya gibi ülkelerden faaliyet göstermesi daha gelişmiş dijital altyapıdan yararlanmalarını sağlıyor.

Yabancı IP adreslerinin kullanılması da gerçek konumlarının gizlenmesine yardımcı oluyor ve siber saldırıların kaynağının tespit edilmesini zorlaştırıyor.

hyju
Binance platformunun logosu (Reuters)

Japonya Dışişleri Bakanlığı, raporlarından birinde Kuzey Kore'nin dünya genelinde gerçekleştirdiği siber saldırıların çoğunlukla «yurt dışında yaşayan Kuzey Kore vatandaşları ile yabancı işbirlikçilerden oluşan ağlar» aracılığıyla kolaylaştırıldığını belirtti.

Hackerların ülke dışında bulunmasının önemi yalnızca saldırıların gerçekleştirilmesini ve kaynaklarının gizlenmesini kolaylaştırmakla sınırlı değil. Bu durum, çalınan kripto paraların geleneksel nakit paraya dönüştürülmesi için yabancı finans ağlarıyla işbirliği yapılmasına da imkân tanıyor.

Güneydoğu Asya... Siber operasyonların hem hedefi hem üssü

Uzmanlar, Güneydoğu Asya'nın Kim Jong-un yönetiminin siber ağında temel bir konuma geldiği uyarısında bulunuyor. Bölge, hem siber saldırıların hedefi hem de Pyongyang'ın elektronik operasyonlarının yürütüldüğü bir üs işlevi görüyor.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) tarafından yayımlanan bir rapora göre Kuzey Kore, Kamboçya, Tayland ve Endonezya'nın da aralarında bulunduğu ülkelerin dijital altyapısına yönelik kötü amaçlı yazılımlar ve yetkisiz erişim araçları yerleştirdi.

Bu yöntem, Pyongyang'ın dünya genelinde yürüttüğü siber operasyonların gizliliğini sürdürmesine imkân sağladı.

Sahte kimliklerle faaliyet gösteren binlerce siber ajan

Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi (Centre for a New American Security-CNAS) tarafından 2020 yılında yayımlanan ve Kuzey Kore'nin yurt dışındaki siber ağını ele alan raporda, Hindistan'ın da Kuzey Koreli siber ajanların faaliyet gösterdiği ülkeler arasında bulunduğu belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgelere göre dünya genelinde faaliyet gösteren bu ajanların toplam sayısı 6 bine ulaşabiliyor. Söz konusu kişilerin Çin, Hindistan, Rusya, Belarus ve Malezya gibi ülkelerde faaliyet yürüttüğü bildiriliyor.

Bu kişiler, yabancı şirketlerde iş bulabilmek amacıyla başka ülkelerin vatandaşları olduklarını iddia ederek sahte kimlikler kullanıyor.

Kuzey Koreli ajanlar, Pyongyang'ın gözetiminde erken yaşlardan itibaren başlayan hazırlık ve eğitim programlarından geçiriliyor. Bu programlarla, Kuzey Kore'nin benimsediği siber savaş stratejisinde görev almaları için yetiştiriliyorlar.


Binance’i sarsan 20 dakika: Kripto para tarihine geçen milyar dolarlık soygun

Kripto para piyasasını temsil eden temsili görsel (Reuters)
Kripto para piyasasını temsil eden temsili görsel (Reuters)
TT

Binance’i sarsan 20 dakika: Kripto para tarihine geçen milyar dolarlık soygun

Kripto para piyasasını temsil eden temsili görsel (Reuters)
Kripto para piyasasını temsil eden temsili görsel (Reuters)

Yaklaşık 20 dakika içinde, dünyanın en büyük kripto para borsası Binance ile bağlantılı cüzdanlardan 6,3 milyar doların üzerinde dijital varlık ortadan kayboldu. Bu olay, sıradan bir siber saldırıdan ibaret değildi. Dijital varlıklar tarihindeki en büyük hırsızlık vakalarından biri olan saldırı, küresel finans sistemindeki varlığını güçlendirmeye çalışan sektördeki ciddi güvenlik açıklarını gözler önüne serdi.

Blok zinciri işlemlerinin analizinde uzmanlaşmış şirketlerin değerlendirmelerine göre saldırının arkasında Kuzey Kore bağlantılı bilgisayar korsanları bulunuyor. Saldırganların platformun sistemlerine nasıl sızdığı, dijital cüzdanlara nasıl eriştiği ve paraları nasıl transfer ettiği ise yürütülen soruşturmayla aydınlatılmaya çalışılıyor.

Saldırı bir mühendisin bilgisayarından başladı

Saldırının tüm ayrıntıları henüz netleşmiş değil. Ancak Binance'in yürüttüğü ilk soruşturma, şirket mühendislerinden birine ait dizüstü bilgisayarın ele geçirilmiş olabileceğine işaret etti. Daha sonraki incelemelerde ise başka sızma noktaları da tespit edildi.

 cxdfvbg
Binance platformunun logosu ve bilgisayar korsanlarını temsil eden yazılım kodları (Reuters).

Platformun eş başkanı Richard Teng, saldırının karmaşık olduğunu ve tek bir kişi tarafından gerçekleştirilmediğini belirterek saldırganların, sızmanın izlerini ve etkilerini belirlemeyi zorlaştıran kendini imha eden yazılım mekanizmaları da dahil olmak üzere gelişmiş yöntemler kullandığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın blok zinciri istihbaratı alanında faaliyet gösteren TRM Labs şirketinden aktardığı bilgilere göre Binance cüzdanlarından yaklaşık 6,36 milyar dolar değerinde varlık, 10 farklı blok zinciri ağı üzerinden transfer edildi. İşlemlerin büyük bölümü yaklaşık 20 dakika içinde gerçekleştirildi.

Bu hız, saldırganların yalnızca sistemlere erişmekle kalmadığını, saldırı kontrol altına alınmadan önce büyük çaplı transferleri de gerçekleştirebildiğini gösteriyor. Bu durum, dijital varlıkların hareketlerini denetleyen kontrol ve güvenlik onay sistemlerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Suçlamaların odağında Kuzey Kore var

TRM Labs, Chainalysis ve Elliptic'in de aralarında bulunduğu kripto para analiz şirketleri, saldırının arkasında Kuzey Kore ile bağlantılı olan ve Lazarus Grubu olarak da bilinen TraderTraitor grubunun bulunduğunu öne sürdü.

TRM Labs, bu değerlendirmeye yüksek güven düzeyiyle ulaştığını belirterek Binance saldırısıyla aynı gruba atfedilen önceki operasyonlar arasında benzerlikler bulunduğunu bildirdi.

Kuzey Kore, ülkeye uygulanan uluslararası yaptırımların etkisi altında döviz kaynağı elde etmek amacıyla siber saldırılara ve kripto para hırsızlıklarına başvurmakla suçlanıyor.

TraderTraitor grubu, Şubat 2025'te Bybit platformuna düzenlenen ve yaklaşık 1,5 milyar dolar değerinde kripto paranın çalınmasıyla sonuçlanan saldırının arkasında olmakla da suçlanmıştı. Bu olay, kripto para sektöründeki önceki büyük çaplı soygunlardan biri olarak kayıtlara geçmişti.

sxdcfvgth
Chicago'daki Cboe Global Markets borsasında Bitcoin'in spot ve vadeli işlem fiyatlarını gösteren ekran (AFP – Arşiv).

Blok zinciri analiz şirketleri, Binance'den çalınan paranın bir bölümünün, yakın zamanda Bybit platformuna yönelik gerçekleştirilen ve Pyongyang'a atfedilen saldırıyla bağlantılı varlıklarla örtüştüğünü belirtiyor.

ABD Başkanı Donald Trump'a, Kuzey Koreli bilgisayar korsanlarının saldırıya karışmış olma ihtimali sorulduğunda Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD makamlarının konuyu araştırdığını söyledi ancak saldırının sorumluluğunu doğrulamadı.

İşlem kayıtları değiştirilemiyorsa kripto paralar nasıl çalınıyor?

Buradaki çelişki, kripto paraların temelini oluşturan blok zinciri teknolojisinin, işlemleri kaydeden ve geçmişteki işlemlerin değiştirilmesini son derece zorlaştıran dağıtık bir dijital kayıt sistemi olması. Ancak bu özellik, paraların kendilerinin hırsızlığa karşı korunduğu anlamına gelmiyor.

Kripto paralar gerçekte dijital cüzdanların içinde saklanmıyor. Bunların mülkiyeti ve hareketleri blok zinciri ağı üzerinde kayıt altına alınıyor. Cüzdanlar ise sahibine varlıklar üzerinde işlem yapma ve bunları başka adreslere aktarma imkânı sağlayan uzun dijital kodlar olan özel anahtarları muhafaza ediyor.

Bu anahtarları ele geçiren kişiler, işlem kayıtlarına sızmaya veya bunları değiştirmeye ihtiyaç duymadan paraları transfer edebiliyor. Bu nedenle bilgisayar korsanları, özel anahtarlara ya da para transferlerini gerçekleştirme yetkisi veren sistemlere erişmeye odaklanıyor.

Saldırı yöntemleri arasında yazılım açıklarından yararlanılması, kötü amaçlı yazılımların kullanılması, çalışanların kimlik avı e-postalarıyla kandırılması ve giriş bilgilerini veya erişim yetkilerini ele geçirmek amacıyla insanları manipüle etmeye dayanan sosyal mühendislik yöntemleri bulunuyor.

İnternete bağlı olmayan fiziksel cüzdanlar bile risklerden tamamen korunmuş değil. Fransız Ledger şirketinin bazı kullanıcılarının varlıkları, daha önce bir distribütör aracılığıyla satılan cihazlara yerleştirilen kötü amaçlı yazılımlar nedeniyle çalınmıştı.

Binance olayında ise Richard Teng, platforma ait ve para çekme ve transfer işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla internete bağlı tutulan sıcak cüzdanın saldırıdan etkilendiğini doğruladı.

Teng, kullanıcıların varlıklarının büyük bölümünün internete bağlı olmayan soğuk cüzdanlarda saklandığını, bu varlıkların yalnızca para çekme işlemlerinin gerçekleştirilmesi gerektiğinde sıcak cüzdanlara aktarıldığını açıkladı.

3 milyar dolarlık varlık donduruldu

Binance, çalınan varlıkları karşılamak amacıyla şirket kaynaklarından 6,34 milyar doların üzerinde bir tutar ayırdığını ve kullanıcıların zararlarını telafi etmek için varlıkların geri kazanılması çalışmalarına başladığını açıkladı.

Şirket, altyapı hizmeti sağlayan iş ortakları ve dijital para ihraççılarıyla iş birliği yaparak saldırıdan etkilenen yaklaşık 3 milyar dolar değerindeki varlığı dondurmayı başardığını bildirdi. Bu miktar, çalınan toplam varlığın yaklaşık yarısına karşılık geliyor.

USDT isimli sabit kripto paranın ihraççısı Tether, saldırıyla bağlantılı yaklaşık 1,57 milyar doları dondurduğunu açıklarken Circle şirketi de 800 milyon dolarlık varlığı dondurduğunu bildirdi.

Ancak paraların dondurulması, bunların fiilen geri alındığı anlamına gelmiyor. Analistlere göre dondurulamayan varlıkların bir bölümü, dijital işlemler ve transferler aracılığıyla hareket etmeye başladı.

Buradaki güçlüklerden biri, bilgisayar korsanlarının kripto para karıştırıcıları olarak bilinen araçlara başvurabilmesi. Bu araçlar, farklı kaynaklardan gelen dijital varlıkları bir araya getirerek yeniden dağıtıyor ve böylece transferlerin izini gizlemeyi, paranın kaynağını belirlemeyi zorlaştırıyor.

dcvfghyjuk
Vietnam'ın başkenti Hanoi'de bir kripto para yatırımcısı, akıllı telefonundan Bitcoin fiyatlarını takip ediyor (AFP)

Saldırganlar ayrıca çalınan varlıkları başka dijital varlıklara dönüştürebiliyor veya üçüncü taraflarla gerçekleştirdikleri işlemlerde kullanabiliyor. Bu da paraların izlenmesini ve geri alınmasını daha karmaşık hale getiriyor.

Bu konuda değerlendirmede bulunan Coinhouse şirketi analisti Stéphane Efray, bilgisayar korsanlarının çalınan kripto paraları Rusya veya Çin'deki iş ortaklarına aktarmayı tercih edebileceğini, bu ortakların da paraların yasa dışı kaynağını gizlemek için çeşitli yöntemlere başvurabileceğini belirtiyor.

Rakip platformlar savunmalarını güçlendirmek için harekete geçti

Siber saldırının etkileri Binance ile sınırlı kalmadı. Rakip platformlar da güvenlik sistemlerini gözden geçirmek ve önleyici tedbirler almak için harekete geçti.

Kripto para sektörünün, geleneksel finans sistemiyle bütünleşmesi genişlerken kullanıcı varlıklarını koruma kapasitesini kanıtlama yönündeki baskılar da artıyor.

Coinbase platformu, internete bağlı olmayan kripto para anahtarlarının saklanmasında kullanılan sistemlerde değişiklikler yaptığını ve bu adımın ihtiyati amaçla atıldığını açıkladı.

Kraken platformu ise sektördeki güvenlik olaylarını yakından takip ettiğini, bunlardan çıkarılan dersleri kendi savunma sistemlerine uyguladığını bildirdi.

Sektör yetkilileri, platformlar arasındaki bilgi paylaşımının güçlendirilmesi, saldırıların erken tespit edilmesi ve bunlara hızlı müdahale edilmesi için ortak mekanizmaların geliştirilmesi çağrısında bulundu.

OKX platformunun Üst Yöneticisi Star Xu, sektörün saldırı gerçekleştiği anda şirketlerin bilgi paylaşmasına, müdahalelerini koordine etmesine ve şüpheli varlıkların dondurulması için iş birliği yapmasına imkân sağlayacak anlık bir uyarı sistemine ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Franklin Templeton şirketinin kripto para birimi bölümünün başkanı Chris Perkins ise sektörün tüm potansiyelini gerçekleştirebilmesi için güvenliğin güçlendirilmesinin artık acil bir gereklilik haline geldiğini belirtti.

Bu gelişmeler, Trump yönetiminin dijital varlıkların ABD finans sistemi içindeki varlığını genişletmek için çalışmalar yürüttüğü bir dönemde yaşanıyor.

Kripto paraların geleneksel finans kuruluşlarıyla bağlantılarının artması, platformların ve bunlarla işlem yapan altyapıların korunmasını daha önemli hale getiriyor. Çünkü bu bağlantılar genişledikçe karşılaşılabilecek risklerin kapsamı da büyüyor.

Piyasalarda sarsıntı ve güvenliğin geleceğine ilişkin sorular

Siber saldırı haberleri kripto para piyasalarına hızla yansıdı. Bitcoin'in fiyatı yüzde 4'ten fazla gerilerken, piyasanın en büyük ikinci dijital para birimi Ethereum yüzde 5'in üzerinde değer kaybetti. Ancak her iki kripto para da cuma günkü işlemlerde kayıplarının bir bölümünü telafi etti.

Sektör yetkilileri, saldırının büyüklüğüne rağmen olayın diğer platformlarda geniş çaplı kayıplara yol açmasını beklemediklerini belirtti. Yetkililer ayrıca Binance'in etkilenen varlıkları karşılayabilecek kapasiteye sahip olduğuna güvendiklerini ifade etti.

Bununla birlikte olay, özellikle siber saldırı yöntemlerinin geliştiği ve saldırılarda yapay zekâ kullanımının yaygınlaştığı bir dönemde, kripto para sektörünün giderek büyüyen güvenlik risklerine ne ölçüde ayak uydurabileceği sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Absolute Security şirketinin kıdemli başkan yardımcısı Andy Ward, bu düzeydeki siber saldırıların artık uzak bir ihtimalden çok, ne zaman gerçekleşeceği meselesi haline geldiğini söyledi.

Ward, tehditlerin gelişmesi ve kapsamlarının genişlemesinin daha büyük çaplı siber saldırılara ve daha ağır mali kayıplara yol açabileceği uyarısında bulundu.

Kullanıcı sayısının 335 milyona ulaştığını belirten Binance açısından ise zorluk yalnızca mali kayıpları karşılamakla sınırlı değil. Şirketin aynı zamanda kullanıcıların güvenini yeniden kazanması ve dünyanın en büyük kripto para alım satım platformunun bu ölçekteki saldırılar karşısında varlıklarını koruyabildiğini kanıtlaması gerekiyor.