Borç krizindeki Evergrande, soruşturma çıkmazında iflasa doğru ilerliyor

Çin’in borç krizindeki inşaat ve emlak şirketi Evergrande, ödeme güçlüklerine ek olarak hakkında başlatılan soruşturmalarla adım adım iflasa yaklaşıyor

(AA)
(AA)
TT

Borç krizindeki Evergrande, soruşturma çıkmazında iflasa doğru ilerliyor

(AA)
(AA)

İnşaat sektöründe dünyanın en büyük yatırımcılarından olan şirketler grubunun, vadesi dolan borçlarını yeniden yapılandırmak için hazırladığı plan, düzenleyici kurumların ve adli makamların yürüttüğü soruşturmalar nedeniyle çıkmaza girdi.

Çin'de borç krizi, bir gayrimenkul devini daha çöküşün eşiğine getirdi

Ekonomik sıkıntıların arttığı Çin'de 40 yıllık büyüme modeli bozulma yolunda

Evergrande ve iki yan kuruluşunun hisseleri Hong Kong borsasında işleme kapatıldı

Evergrande, 24 Eylül'de Hong Kong Borsası'na yaptığı bildirimde, Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Komisyonu ile Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonunun, şirketin borç yapılandırması için hazırladığı plana "idari tedbir" koyduğunu bildirdi.

Bildirimde, şirketin, ana iştiraki Hengda Gayrimenkul Grubu'na yönelik yürütülen soruşturmada alınan "idari tedbirler" nedeniyle yeni borç tahvili çıkaramayacağı belirtildi.

Açıklamanın ardından şirketin hisseleri, dün gün içinde yüzde 21,8 değer kaybederken, grubun 2 yıldır devam eden borç problemlerini çözüp çözemeyeceğine dair soru işaretleri arttı.

Çin’in GSYH’sinin yüzde 2’si kadar borcu var

Evergrande'nin 2022 sonunda 2,4 trilyon yuana (yaklaşık 330 milyar dolar) ulaşan toplam borç yükümlülüğü, Çin’in gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYH) yaklaşık yüzde 2’sine karşılık geliyor.

Şirket, vadesi geldiği halde ödeyemediği için temerrüde düşen 12,6 milyar yuan (1,7 milyar dolar) dış borcu nedeniyle alacaklıların açtığı çok sayıda davayla karşı karşıya bulunuyor.

Çin'de emlak sektöründeki süregelen durgunluk ve konut satışlarında azalma nedeniyle ödeme güçlükleri derinleşen şirket, 25 ve 26 Eylül'de kreditörlerle borç yapılandırmasını görüşmek üzere planladığı 6 toplantıyı iptal etti.

İptallere gerekçe olarak "satışların beklenenden zayıf olması" ve "yapılandırma koşullarını yeniden değerlendirme ihtiyacı" gösterildi.

Şirket, 30 Ekim'de Hong Kong'da görülecek ilk dava duruşmasına kadar alacaklılarıyla anlaşmaya varamazsa, borçları karşılığında varlıkları haczedilmeye başlanabilir.

Varlık yönetim birimi soruşturuluyor

Evergrande, 16 Ağustos'ta borsaya yaptığı bildirimde, ana iştiraki Hengda Gayrimenkul Grubu'nun, bilgi paylaşımı kurallarını ihlal ettiği şüphesiyle otoritelerce soruşturulduğunu duyurmuştu.

Şirketin varlık yönetimi iştiraki Evergrande Finansal Varlık Yönetimi'nin, "gölge bankacılık" faaliyetlerine yönelik kapsamlı adli soruşturmanın odağında olduğu anlaşılıyor.

Şirketin, bireysel müşterilere sattığı menkul varlıklardan elde ettiği gelirleri, düzenlemelere aykırı olarak konut projelerinin finansmanında kullandığı iddia ediliyor.

İştirakin merkezinin bulunduğu Şıncın şehrinde polis, 18 Eylül'de "şirketin bazı çalışanlarının" soruşturma kapsamında gözaltına alındığını bildirdi.

Gözaltına alınanların kimliği açıklanmazken, ulusal basın organlarına sızan bilgilerde, aralarında Genel Müdür Du Liang ve Genel Müdür Yardımcısı Yao Bıncai'nin olduğu yönetici düzeyinde 10'dan fazla kişinin, "yasa dışı fon toplama" şüphesiyle soruşturulduğu ileri sürüldü.

Evergrande, 2021'de aralarında kendi çalışanlarının da bulunduğu 70 bin müşteriye toplam 40 milyar yuan (5,47 milyar dolar) tutarındaki menkul varlık için nema ödemekte başarısız olmuştu.

Eski grup yöneticileri de gözaltında

Ekonomi ve finans haberleri servisi Caixin'in, "konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara" dayandırdığı haberine göre, Evergrande'nin eski Üst Yöneticisi (CEO) Şia Haycun ve eski Mali İşler Koordinatörü (CFO) Pan Darong da gözaltında tutuluyor.

Şia ve Pan, 2021'de grubun krediler için üçüncü taraflara teminat gösterdiği banka mevduatlarını, iştiraklerine yönlendirdiğinin anlaşılmasıyla ortaya çıkan skandal nedeniyle temmuzda istifa etmişti.

Öte yandan grubun 16 Eylül'de devlete devredilen sigorta şirketi Evergrande Hayat Teminat'ın eski yöneticisi Cu Cialin'in de 17 Eylül'de gözaltına alındığı bildirildi.

Ulusal Mali Düzenleme İdaresi, yeni oluşturulan, devlete ait Haigang Hayat Sigorta Şirketinin, Evergrande iştirakini tüm varlıkları ve yükümlülükleriyle devraldığını duyurmuştu.

İştirakin "ciddi borç ödeme problemleri olduğunu" işaret eden yetkililer, "yakın denetim ve risk çözümüne ihtiyaç duyulduğunu" vurgulamıştı.

İnşaat alanında en büyük yatırımcıydı

İş insanı Şu Ciayin tarafından 1996’da "Hengda Grup" adıyla Çin’in güneyindeki Guangcou şehrinde kurulan şirket, büyük şehirlerdeki büyük ölçekli konut ve kentsel dönüşüm projelerine yaptığı yatırımla kısa sürede dünyanın en büyük inşaat ve emlak şirketlerinden biri haline geldi.

2009'da Hong Kong Borsası’ndaki halka arzında 722 milyon dolar yatırım toplayan şirket, 2018’de inşaat sektöründe dünyanın en çok gelir elde eden şirketi oldu.

Çin genelinde 280’den fazla şehirde 1300’den fazla inşaat projesi gerçekleştiren şirket, 120 binden fazla çalışana istihdam sağladı.

Yılda yaklaşık 600 bin konut üreten şirket, Çin’de konut arzının önemli bir bölümünü karşılıyordu.

Ana faaliyet kolu inşaat olan şirket, varlık yönetiminden elektrikli araç üretimine, tema parklarından yiyecek içecek markalarına kadar farklı alanlarda da yatırımlar yaptı, ülkenin en başarılı futbol kulüplerinden biri olan Guangzhou FC’nin işletmesini üstlendi.

Problemlerin başlangıcı

Çin hükümetinin inşaat ve emlak sektöründeki sağlıksız büyümeyi engellemek için 2020'den itibaren bankaların ve finans kuruluşlarının sektöre verdiği kredilere oran sınırlaması getirmesi, Evergrande’nin borçlarını çevirmekte sıkıntıya düşmesini tetikleyen en önemli etken olarak görülüyor.

Ülkenin hızlı ekonomik büyüme kaydettiği yıllarda yan iş kollarıyla gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 20'sini oluşturan sektör, "büyük borç-büyük yatırım" döngüsüyle ilerliyordu.

Çin'de 2019 sonunda başlayan Kovid-19 salgını, konut yatırımlarında ve satışlarında durgunlukla bu döngüde ciddi kesintiye yol açtı.

Sektördeki durgunluk yatırımcıların borçlanmasını bir anda problemli hale getirdi. Üstelik Çin hükümeti de hem aşırı borçlanmanın finansal sistemde doğurduğu risklerden hem de piyasadaki spekülasyonun konut fiyatlarını aşırı artırmasından rahatsızdı.

Devlet Başkanı Şi Cinping'in "Konutlar yaşamak içindir, spekülasyon için değil." sözleriyle harekete geçen düzenleyici kurumlar, gayrimenkul şirketlerine borç kısıtlamaları getirmeye kadar verdi.

"Üç kırmızı çizgi"

Hükümet, aralarında Evergrande'nin de olduğu 12 büyük gayrimenkul şirketine devlet bankalarından borçlanabilmeleri için "üç kırmızı çizgiye" uyma şartı getiren yönetmelik sundu.

Yönetmelikle, şirketlere toplam varlıklarının toplam borçlara oranının yüzde 70'ten fazla olmaması, net borcun öz sermayeyi aşmaması ve nakit varlıkların kısa dönemli borçlardan ya fazla ya da en azından eşit olması kriterleri getirildi.

Evergrande, o sırada borçlanma kriterlerin hiçbirini sağlayamayacak durumdaydı. Şirket, ertesi yıl borçlanma kısıtlamalarının etkilerini hissetmeye başladı, Eylül 2021'de vadesi gelen iki yurt dışı borç tahvilinin faizini ödemede 2 kez başarısız oldu.

Bu büyüklükteki bir şirketin cüzi boyuttaki dış faiz ödemelerinde dahi sıkıntıya girmesi, daha geniş ölçekli bir borç krizinin kapıda olduğunu gösteriyordu.

Borç yönetimi çabaları

Yeni borç bulmakta sıkıntı yaşayan şirket, varlıklarını satarak borçlarını karşılama çabasına girişti.

Evergrande, 29 Eylül 2021’de, Liaoning eyaletinde ortağı olduğu Şıncing Bankasındaki hisselerini yaklaşık 10 milyar yuana (yaklaşık 1,5 milyar dolar) kamuya ait bir varlık yönetim şirketine sattığını bildirdi.

Öte yandan şirketin, Ekim 2021'de emlak yönetim birimi Evergrande Emlak Hizmetleri'nin yüzde 50,1 hissesini 20 milyar Hong Kong dolarına (yaklaşık 2,5 milyar dolar) Guandong merkezli bir başka inşaat grubuna olan Hopson İnşaat Holding'e devretme girişimi sonuçsuz kaldı.

Guangdong eyalet yönetimi, Aralık 2021'de Evergrande’nin borçları için temerrüde düşmesini önlemek üzere risk yönetim uzmanlarından oluşan heyet görevlendirdi.

Yurt dışında iflas korumasına başvurdu

2021'deki 476 milyar yuan (yaklaşık 65 milyar dolar), 2022'de 105 milyar yuan (yaklaşık 15,7 milyar dolar) zarar açıklayan şirketin toplam borç yükü, 2022 sonu itibarıyla 2,4 trilyon yuana (yaklaşık 330 milyar dolar) çıktı.

Bu yıl, borçları nedeniyle birçok kez temerrüde düşen şirket, 17 Ağustos'ta ABD'de iflas koruması için mahkemeye başvurdu.

Manhattan İflas Mahkemesine yapılan başvuruda, borçlarının yeniden yapılandırılması sürecinde şirketi dava etmek veya ABD'deki varlıklarını dondurmak isteyen alacaklılara karşı korunma talep edildi.

Evergrande'nin Hong Kong Borsası'nda Temmuz 2020'de hisse başına 25,80 Hong Kong dolarından işlem gören hisseleri dün 0,43 Hong Kong dolarına kadar geriledi. Şirket, geçen sürede piyasa değerinden 42,8 milyar dolar kaybetti.

Analistler, kötü tabloya ek olarak adli soruşturmayla çıkan yeni engeller ve sorunların şirketi daha fazla iflasa yaklaştırdığı değerlendirmesini yapıyor.



Suudi Arabistan ile Türkiye arasında Körfez’i Avrupa’ya bağlayan lojistik koridor

İki mutabakat zaptı imzalanmasının ardından El-Casir ve Uraloğlu el sıkıştı (X)
İki mutabakat zaptı imzalanmasının ardından El-Casir ve Uraloğlu el sıkıştı (X)
TT

Suudi Arabistan ile Türkiye arasında Körfez’i Avrupa’ya bağlayan lojistik koridor

İki mutabakat zaptı imzalanmasının ardından El-Casir ve Uraloğlu el sıkıştı (X)
İki mutabakat zaptı imzalanmasının ardından El-Casir ve Uraloğlu el sıkıştı (X)

Bölgesel lojistik entegrasyon planlarında stratejik öneme sahip tarihi bir adım atıldı. Suudi Arabistan Ulaştırma ve Lojistik Hizmetleri Bakanı Mühendis Salih bin Nasır el-Casir ile Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, demiryolu ve lojistik sektörlerinde iş birliğini öngören iki büyük mutabakat zaptı imzaladı.

Bu anlaşmalar, Körfez bölgesini doğrudan Avrupa kıtasına bağlayacak kesintisiz bir kara taşımacılığı koridoru oluşturarak, uluslararası ticaret yollarında köklü bir dönüşümün kapısını aralıyor.

İş birliğinde yeni dönem

Bakan Uraloğlu, Bakan el-Casir ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından resmi “X” hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, imzalanan mutabakat zaptlarının lojistik merkezlerden modern uygulamalara kadar geniş bir yelpazede deneyim paylaşımı ve teknik iş birliğini başlatacağını duyurdu. Demiryolu sektöründe teknoloji, altyapı, eğitim ve insan kaynaklarının geliştirilmesi gibi alanlarda iş birliğini daha güçlü ve sürdürülebilir temellere oturtma kararlılığını vurgulayan Uraloğlu, bu adımların bölgesel bağları güçlendirmesini, ticaret ve kalkınmayı desteklemesini ümit ettiğini belirtti.

Suudi Bakan el-Casir ise daha önce yaptığı bir açıklamada, Suudi Arabistan ile Türkiye arasında Ürdün ve Suriye üzerinden kurulacak bölgesel demiryolu bağlantısı projesine ilişkin ortak çalışmaların bu yıl sonundan önce tamamlanmasının beklendiğini ifade etmişti. Mevcut lojistik ağlara dayanan projede, Suudi Arabistan ulusal demiryolu ağı halihazırda "El-Haditha" sınır kapısı üzerinden Ürdün sınırına kadar ulaşıyor. Bu durum, Körfez limanlarını ve koridorlarını, küresel pazarlar arasında kara yoluyla mal akışını güvence altına alacak kıtalararası entegre bir ulaşım sistemine bağlamak için temel yapı taşı oluşturuyor.

Al-Casir ve Uraloglu arasında iki mutabakat zaptı imzalandı, (X)Al-Jasser ve Uraloglu arasında iki mutabakat zaptı imzalandı, (X)

Bağlantı haritası: Sevkiyat süresi 15 günden 6 güne düşecek

Söz konusu lojistik hamle, Türkiye, Suriye ve Ürdün ulaştırma bakanlıkları arasında daha önce varılan ve hasar gören altyapının rehabilitasyonu için 4 ila 5 yıllık teknik bir yol haritasını içeren üçlü anlaşmaya dayanıyor.

Bu dev yol, Türkiye'nin Güney Avrupa'ya bağlı ağlarından başlayarak Suriye topraklarına giriyor; Halep ve Şam gibi ana hatlar üzerinden 350 kilometre boyunca uzanarak Amman ve Akabe Limanı'na ulaşıyor. Buradan da Suudi Arabistan’ın geniş demiryolu ağına bağlanarak Körfez ülkeleri ve Hint Okyanusu kıyısındaki Umman’a kadar uzanıyor.

Planlar iki aşamalı olarak yürütülüyor:

Kısa vadede: İkili ticareti canlandırmak amacıyla Ankara ile Şam arasındaki demiryolu sınır kapılarının hızla işletmeye açılması.

Uzun vadede: Konteynerleri Körfez limanlarından doğrudan Avrupa'nın kalbine taşıyacak yüksek hızlı yük trenlerine dayalı stratejik bir hat kurulması.

Bu güzergâh, ticari sevkiyat süresini 15 günden sadece 6 güne düşürerek zaman tasarrufu sağlayacak ve maliyetleri %20 ila %30 oranında azaltacak. Ayrıca tedarik zincirlerine, Hürmüz ve Babülmendeb gibi gerilimli boğazları baypas eden güvenli bir kara koridoru sunacak.

Ankara - Şam hattında ekonomik açılım

Stratejik planlar, projenin kuzey koridorlarını güvence altına almak, altyapı ve bankacılık hazırlıklarını tamamlamak amacıyla Ankara-Şam hattındaki yoğun diplomatik ve ekonomik hareketlilikle paralellik gösteriyor.

Gaziantep’te düzenlenen "Anadolu Şehir Ekonomileri Zirvesi"nde konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Suriye ile İslahiye demiryolu sınır kapısının açılması için hazırlıkların tamamlandığını, Nusaybin sınır kapısının açılması için de çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Suriye şehirlerinde Türk banka ve iş müesseselerinin şubelerinin açılması için mevzuat çalışmalarına başlandığını belirten Bolat, iki ülke arasındaki ticaret hacmini mevcut 3 milyar dolardan kısa vadede 5 milyar dolara, 2030 yılına kadar ise 10 milyar dolara çıkarma yönündeki iddialı hedefi paylaştı. Bolat, Türkiye'nin en büyük önceliğinin Suriye'nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunması olduğunu yineleyerek, komşu ülkenin istikrarı için her türlü diplomatik ve ekonomik katkıyı sağladıklarını vurguladı.

Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Polat, Gaziantep'te düzenlenen "Şehir Ekonomileri Zirvesi"ndeki bir oturumda konuşuyor (X)Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Polat, Gaziantep'te düzenlenen "Şehir Ekonomileri Zirvesi"ndeki bir oturumda konuşuyor (X)

"Kazan-Kazan" ilkesi ve Stratejik Ortaklık

Suriye Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed Nidal el-Şaar ise zirvede yaptığı konuşmada, "Yeni Suriye"nin ekonomik vizyonunu ortaya koyarak Türk yatırımcı ve iş insanlarına doğrudan bir mesaj verdi. El-Şaar, Türk yatırımcıları "gelgeç hamleler ve hızlı kâr" anlayışından sıyrılarak, "sadece kâr odaklı değil, inşa etme hedefli uzun vadeli stratejik ortaklıklar" kurmaya davet etti.

Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Muhammed Nidal el-Şaar, Gaziantep'te düzenlenen "Anadolu Şehir Ekonomileri Zirvesi"ndeki bir oturumda konuşuyor (Türk medyası)Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Muhammed Nidal el-Şaar, Gaziantep'te düzenlenen "Anadolu Şehir Ekonomileri Zirvesi"ndeki bir oturumda konuşuyor (Türk medyası)

Suriye'nin gelişmekte olan bir ülke olarak genç nüfusu ve dinamizmiyle büyük bir endüstriyel potansiyel barındırdığını ifade eden Suriyeli Bakan, başta sanayi merkezi Halep olmak üzere birçok Türk şirketinin sahada fiilen çalışmaya başladığını, diğerlerinin ise ruhsat işlemlerini tamamlamak üzere olduğunu belirtti.

Ortaklığın diplomatik boyutuna değinen Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz ise yeni dönemin tamamen "kazan-kazan" ilkesine dayandığını vurguladı. Suriye'de kalıcı siyasi istikrarın ancak ekonomik kalkınma ve refah yoluyla sağlanabileceğini belirten Yılmaz, coğrafi bütünleşmeyi şu sözlerle özetledi:

"Türkiye, Suriye ürünlerinin dünya pazarlarına ve Avrupa'ya açılan ana ve güvenli kapısıdır. Buna karşılık Suriye toprakları da Türkiye için Ortadoğu pazarlarına ve Körfez'in derinliklerine uzanan hayati ve stratejik bir lojistik koridordur."

Bu stratejik ortaklık vizyonu kapsamında Gaziantep ve Halep arasında ortak organize üretim ve ticaret bölgelerinin kurulması planlanıyor. Gaziantep Valisi Kemal Çeber de Halep'in refahının sınır illerine olan doğrudan etkisine dikkat çekerek, iki şehir arasındaki tarihi bağları "kardeşlik hukuku" olarak nitelendirdi.


Washington ve Tahran arasındaki gerilimlerin artması ve doların güçlenmesiyle altın 4 bin 187 dolara geriledi

Bir işçi Sidney'deki rafineride bir kilogramlık altın külçesini gösteriyor (AFP)
Bir işçi Sidney'deki rafineride bir kilogramlık altın külçesini gösteriyor (AFP)
TT

Washington ve Tahran arasındaki gerilimlerin artması ve doların güçlenmesiyle altın 4 bin 187 dolara geriledi

Bir işçi Sidney'deki rafineride bir kilogramlık altın külçesini gösteriyor (AFP)
Bir işçi Sidney'deki rafineride bir kilogramlık altın külçesini gösteriyor (AFP)

Bugünkü işlemlerde altın fiyatları %1’in üzerinde gerileyerek, yaklaşık son 11 haftanın en düşük seviyesine indi. Bu düşüş, ABD ile İran arasında yeniden artan askeri gerilimlerin ardından doların ve petrol fiyatlarının eş zamanlı yükselmesinin baskısıyla gerçekleşti. Söz konusu gelişmeler, yatırımcıların enflasyonun yükselebileceği ve ABD Merkez Bankası’nın (FED) yüksek faiz politikasını daha uzun süre sürdürebileceği beklentisini güçlendirdi.

Spot altın %1,8 düşüşle ons başına 4 bin187,59 dolara gerileyerek 23 Mart’tan bu yana en düşük seviyesini gördü. Ağustos vadeli ABD altın kontratları ise %1,7 düşüşle 4 bin 213,40 dolar seviyesine indi. Böylece altın, güçlü doların etkisiyle üst üste dördüncü işlem gününde de değer kaybetmiş oldu. Doların güçlenmesi, dolar bazlı fiyatlanan altını diğer para birimleriyle işlem yapan yatırımcılar için daha pahalı hale getirdi.

Uzmanlara göre düşüşte, FED’in para politikasına yönelik beklentilerdeki değişim, yükselen tahvil getirileri ve doların güçlenmesi belirleyici oldu. Bu faktörlerin birlikte, altının güvenli liman cazibesini zayıflattığı değerlendirildi.

ABD’nin İran’a yönelik yeni hava saldırılarının ve İran’ın da karşılık verdiği iddia edilen gelişmelerin, küresel piyasalarda jeopolitik riskleri artırdığı ancak aynı zamanda enerji fiyatlarını yukarı çekerek enflasyon endişelerini güçlendirdiği belirtildi. Bu durum da faizlerin uzun süre yüksek kalacağı beklentisini destekledi.

Piyasalar ayrıca ABD’den gelecek enflasyon verilerine odaklandı. Özellikle Tüketici Fiyat Endeksi (CPI) ve Üretici Fiyat Endeksi (PPI) verilerinin, FED’in sonraki adımlarına dair önemli sinyaller vermesi bekleniyor.

Analistler, altının ons fiyatında 4 bin 100 dolar seviyesinin kritik bir destek noktası olduğunu, bu seviyenin kırılması halinde fiyatların 3500 dolara kadar gerileyebileceğini öngörüyor.

Değerli metallerdeki düşüş yalnızca altınla sınırlı kalmadı; gümüş %1,5, platin %2,8, paladyum ise %0,8 oranında değer kaybetti.


Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Moskova, Suudi Arabistan için güvenilir bir ortak

 Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanı Maksim Reşetnikov, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nun oturumlarından birine katılımı sırasında (St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu)
Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanı Maksim Reşetnikov, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nun oturumlarından birine katılımı sırasında (St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu)
TT

Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Moskova, Suudi Arabistan için güvenilir bir ortak

 Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanı Maksim Reşetnikov, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nun oturumlarından birine katılımı sırasında (St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu)
Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanı Maksim Reşetnikov, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nun oturumlarından birine katılımı sırasında (St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu)

Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanı Maksim Reşetnikov, ülkesinin Suudi Arabistan ile stratejik ilişkilerin ulaştığı düzeyden memnuniyet duyduğunu belirterek, Krallığın bu yıl 29’uncusu düzenlenen St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’na onur konuğu olarak katılmasının, ‘iki ülke arasındaki üst düzey diyaloğun ve tüm alanlarda iş birliğini geliştirmeye yönelik ortak iradenin bir göstergesi’ olduğunu söyledi. Reşetnikov, söz konusu ortaklığın Vizyon 2030 çerçevesinde daha geniş ve derin boyutlar kazandığını ifade etti.

Kremlin, Suudi Arabistan’ın iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 100’üncü yılı dolayısıyla forumun ana onur konuğu olarak seçildiğini açıklamıştı. Suudi heyetine Enerji Bakanı Abdulaziz bin Selman başkanlık ederken, heyette üst düzey yetkililer ile ulusal kurum ve büyük şirketlerin temsilcileri yer alıyor. Bunların başında ise Aramco geliyor.

Rusya’nın en önemli ekonomik etkinliği olarak kabul edilen ve sıklıkla Rus Davos’u olarak anılan forum kapsamında Şarku’l Avsat'a konuşan Reşetnikov, iki ülke ilişkilerinin son yıllarda önemli bir ivme kazandığını söyledi. Reşetnikov, ticaret hacmi göstergelerinde dikkat çekici bir sıçrama yaşandığını belirterek, ikili ticaret hacminin son beş yılda iki katından fazla arttığını açıkladı. Yatırım alanındaki iş birliğinin de sürekli geliştiğini vurgulayan Reşetnikov, karşılıklı yatırımların teşviki ve korunmasına yönelik hükümetler arası bir anlaşmanın yakın zamanda imzalanmasının, her iki ülkedeki yatırımcılara ilave ve güçlü bir destek sağlayacağını ifade etti.

Petrolün ötesinde bir iş birliği

Reşetnikov, küresel enerji arzının istikrarının sağlanmasına yönelik koordinasyonun ‘ikili gündemin temel başlıklarından biri’ olduğunu belirterek, iki ülkenin OPEC+ ittifakına birlikte liderlik ederek uluslararası düzeyde önemli başarılar elde ettiğini söyledi.

Reşetnikov, ülkesinin Suudi Arabistan’ın gıda güvenliğinin sağlanmasında güvenilir bir ortak olduğunu vurgulayarak, Krallığa buğday, arpa, ayçiçeği yağı ve kümes hayvanları ürünleri başta olmak üzere tarım ve gıda ürünleri tedarik ettiklerini ifade etti. İki ülke arasındaki iş birliğinin yeni alanlara da yayıldığını kaydeden Reşetnikov, önümüzdeki dönemde Suudi Arabistan’da ortak tarım merkezleri ve gelişmiş lojistik koridorlar kurulmasına yönelik iddialı projelerin değerlendirildiğini açıkladı.

Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 programı kapsamında sanayi ve altyapı yatırımlarını hızla geliştirdiğine dikkat çeken Reşetnikov, bu süreçte Rusya’nın deneyimlerinden yararlanılabileceğini söyledi. Teknolojik ve endüstriyel iş birliğinin de giderek daha fazla önem kazandığını belirten Reşetnikov, dijitalleşme, yapay zekâ, akıllı şehir çözümleri, siber güvenlik ve su arıtma teknolojileri gibi ileri teknoloji alanlarında ortak çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Reşetnikov ayrıca, Rusya’nın uzay alanındaki birikimini Suudi Arabistan ile paylaşmaya hazır olduğunu belirterek, astronot eğitimi, uzay biyolojisi ve uzay tıbbı konularındaki tecrübelerine dayanarak Suudi uzay programının geliştirilmesine katkı sunmaya hazır olduklarını söyledi.

 St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’na katılan Suudi katılımcılar (Forum)
St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’na katılan Suudi katılımcılar (Forum)

Turizmde büyük sıçrama

Turizm alanına da değinen Reşetnikov, bu sektörün iki ülke arasındaki iş birliğinde en umut vadeden büyüme alanlarından biri olduğunu söyledi. Reşetnikov, geçen yıl iki ülke arasındaki toplam turist trafiğinin yüzde 38 artış gösterdiğini, bunun da 2019 seviyelerinin yaklaşık 10 katına karşılık geldiğini belirtti.

Reşetnikov, iki ülke vatandaşları için karşılıklı vize muafiyeti sisteminin, imzalanan tarihi anlaşmanın ardından 11 Mayıs 2026 itibarıyla yürürlüğe girdiğini hatırlattı. Ayrıca Saudia ve Flynas aracılığıyla doğrudan uçuşların yeniden başlamasının karşılıklı seyahatlere olan ilgiyi artıracağını ifade etti.

İki ülkenin turizm alanındaki iş birliğinde önemli ilerlemeler kaydettiğini vurgulayan Reşetnikov, yalnızca 2025 yılında 143 binden fazla Suudi turistin Rusya’yı ziyaret ettiğini, bu rakamın bir önceki yıla göre yüzde 33'lük artış anlamına geldiğini söyledi.

Reşetnikov, Moskova ile Riyad’ın üst düzeyde imzaladığı anlaşmaların, turizm sektörünün büyümesi için sağlam bir zemin oluşturduğunu belirterek, ortak turizm hareketliliğini daha da artırmak için çalışmaların sürdüğünü kaydetti.

“İç turizm sektörümüzün Suudi turistlerin beklentilerini karşılaması için elimizden geleni yapıyoruz” diyen Reşetnikov, seyahat eden Suudi ziyaretçilere kültürel ihtiyaçlarına uygun, rahat ve elverişli bir ortam sunmayı hedeflediklerini ifade etti.

Bu kapsamda Rusya’daki konaklama sektöründe helal standartları ve Müslüman dostu hizmetlerin hızla yaygınlaştırıldığını belirten Reşetnikov, Suudi Arabistan’dan gelen ziyaretçilerin konforunu artırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü söyledi.

Reşetnikov, Moskova, Soçi ve Kazan şehirlerindeki ilk otellerin gerekli resmî sertifikaları aldığını açıklarken, 100’den fazla otel işletmesinin de benzer sertifikalar için başvuruda bulunduğunu ve bu taleplerin değerlendirme aşamasında olduğunu belirtti.

Altyapıda gözle görülür iyileşme

Reşetnikov, Rusya’nın turizm altyapısında son on yılda kapsamlı bir dönüşüm yaşandığını belirterek, modern havalimanları ve ulaşım ağlarının inşa edildiğini, şehir merkezleri ile kamusal alanların yenilendiğini söyledi. Bu yatırımların hem büyük yatırımcılar hem de girişimciler için daha cazip bir ortam oluşturduğunu ifade etti.

Rusya’nın bugün 1 milyondan fazla otel odasına sahip olduğunu kaydeden Reşetnikov, ülkede ayrıca 500’ü aşkın pistten oluşan ve toplam uzunluğu bin kilometreyi aşan 400 kayak merkezinin bulunduğunu belirtti. Reşetnikov, ülkenin güney kesimlerinde ise yaklaşık 2 bin kilometre uzunluğunda sahil şeridinin yer aldığını dile getirdi.

Geleceğe dönük planlara da değinen Reşetnikov, 2030 yılına kadar yılın tamamında faaliyet gösterebilecek 11 sahil turizm merkezi ve yeni bir marina inşa edilmesini öngören stratejik bir program üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Söz konusu projelerin beş farklı denizin kıyılarında ve Baykal Gölü çevresinde hayata geçirileceğini belirten Reşetnikov, bu yatırımların yılda 10 milyon ziyaretçi çekmesinin hedeflendiğini söyledi.

Reşetnikov, Suudi iş dünyasına da bu projelere yatırım yapma çağrısında bulunarak, yeni turizm destinasyonlarının önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. Reşetnikov, “Bu projelere yatırım yapanlar ayrıcalıklı teşviklerden ve özel avantajlardan yararlanacak. Gerçekten çok önemli bir fırsattan söz ediyoruz” dedi.

St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu sırasında katılımcılar, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in fotoğrafının gösterildiği büyük bir ekranın önünden geçiyorlar(EPA)St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu sırasında katılımcılar, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in fotoğrafının gösterildiği büyük bir ekranın önünden geçiyorlar(EPA)

Yaptırımlara rağmen sağlam bir ekonomi

Reşetnikov, Rus ekonomisinin performansına ilişkin değerlendirmesinde, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) kısa süre önce 2026 yılı için Rusya’nın büyüme tahminini yükselterek yüzde 1,1’e çıkardığını hatırlattı. Bu revizyonun yükselen petrol fiyatlarına dayandığını belirten Reşetnikov, söz konusu gelişmeyi ‘özellikle IMF’nin Rusya’ya yönelik temkinli yaklaşımı dikkate alındığında olumlu bir gösterge’ olarak nitelendirdi. Yatırımcıların yalnızca gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH) büyümesine odaklanmadığını vurgulayan Reşetnikov, makroekonomik politikaların sürdürülebilirliği, bütçe dengesi, borç yükü, kârlılığı net projeler ve kabul edilebilir risk seviyelerinin de yatırım kararlarında belirleyici olduğunu söyledi.

Reşetnikov, “Rusya'nın kamu borcu, G20 ülkeleri arasındaki en düşük oranlardan birine sahip ve GSYİH’nin yaklaşık yüzde 17’si seviyesinde bulunuyor. Sadece son üç yılda, 2025 yılı da dahil olmak üzere, Rus ekonomisi reel olarak yüzde 10’dan fazla büyüdü” dedi.

Bu performansın yıllık ortalama yaklaşık yüzde 3,3’lük büyümeye karşılık geldiğini ifade eden Reşetnikov, söz konusu oranın küresel ortalamanın üzerinde olduğunu ve Rusya’nın satın alma gücü paritesine göre dünyanın en büyük dördüncü ekonomisi konumunu korumasını sağladığını belirtti.

Reşetnikov, bu verilerin Rusya pazarının yabancı yatırımcılar açısından cazibesini ortaya koyduğunu ifade ederek, özellikle Arap yatırımcılar için uzun vadeli fırsatlar sunduğunu söyledi. Rusya’nın tarım, gübre üretimi, altyapı, dijital teknolojiler ve sanayi çözümleri gibi alanlarda yatırım açısından güçlü potansiyele sahip olduğunu belirten Reşetnikov, bu sektörlerin Körfez ülkelerinin varlık çeşitlendirme ve yeni ekonomik alanlar geliştirme hedefleriyle örtüştüğünü kaydetti.

Rus ekonomisinin dış baskılar karşısındaki dayanıklılığına da dikkat çeken Reşetnikov, son yıllarda ülke ekonomisinin yaptırımlara, lojistik ağların yeniden yapılandırılmasına ve Batılı sermayeye erişimdeki kısıtlamalara rağmen uyum sağlama kapasitesini ortaya koyduğunu ifade etti. Reşetnikov, “Ekonomimiz son yıllarda baskılara uyum sağlayabileceğini ve yaptırımlar altında da büyüme ivmesini koruyabileceğini kanıtladı. Bununla birlikte, ulusal para birimleriyle ödeme sistemleri, lojistik ağlar ve yatırımların korunması gibi alanları kapsayan iş birliği altyapısı temel önemini koruyor” dedi.