Borç krizindeki Evergrande, soruşturma çıkmazında iflasa doğru ilerliyor

Çin’in borç krizindeki inşaat ve emlak şirketi Evergrande, ödeme güçlüklerine ek olarak hakkında başlatılan soruşturmalarla adım adım iflasa yaklaşıyor

(AA)
(AA)
TT

Borç krizindeki Evergrande, soruşturma çıkmazında iflasa doğru ilerliyor

(AA)
(AA)

İnşaat sektöründe dünyanın en büyük yatırımcılarından olan şirketler grubunun, vadesi dolan borçlarını yeniden yapılandırmak için hazırladığı plan, düzenleyici kurumların ve adli makamların yürüttüğü soruşturmalar nedeniyle çıkmaza girdi.

Çin'de borç krizi, bir gayrimenkul devini daha çöküşün eşiğine getirdi

Ekonomik sıkıntıların arttığı Çin'de 40 yıllık büyüme modeli bozulma yolunda

Evergrande ve iki yan kuruluşunun hisseleri Hong Kong borsasında işleme kapatıldı

Evergrande, 24 Eylül'de Hong Kong Borsası'na yaptığı bildirimde, Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Komisyonu ile Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonunun, şirketin borç yapılandırması için hazırladığı plana "idari tedbir" koyduğunu bildirdi.

Bildirimde, şirketin, ana iştiraki Hengda Gayrimenkul Grubu'na yönelik yürütülen soruşturmada alınan "idari tedbirler" nedeniyle yeni borç tahvili çıkaramayacağı belirtildi.

Açıklamanın ardından şirketin hisseleri, dün gün içinde yüzde 21,8 değer kaybederken, grubun 2 yıldır devam eden borç problemlerini çözüp çözemeyeceğine dair soru işaretleri arttı.

Çin’in GSYH’sinin yüzde 2’si kadar borcu var

Evergrande'nin 2022 sonunda 2,4 trilyon yuana (yaklaşık 330 milyar dolar) ulaşan toplam borç yükümlülüğü, Çin’in gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYH) yaklaşık yüzde 2’sine karşılık geliyor.

Şirket, vadesi geldiği halde ödeyemediği için temerrüde düşen 12,6 milyar yuan (1,7 milyar dolar) dış borcu nedeniyle alacaklıların açtığı çok sayıda davayla karşı karşıya bulunuyor.

Çin'de emlak sektöründeki süregelen durgunluk ve konut satışlarında azalma nedeniyle ödeme güçlükleri derinleşen şirket, 25 ve 26 Eylül'de kreditörlerle borç yapılandırmasını görüşmek üzere planladığı 6 toplantıyı iptal etti.

İptallere gerekçe olarak "satışların beklenenden zayıf olması" ve "yapılandırma koşullarını yeniden değerlendirme ihtiyacı" gösterildi.

Şirket, 30 Ekim'de Hong Kong'da görülecek ilk dava duruşmasına kadar alacaklılarıyla anlaşmaya varamazsa, borçları karşılığında varlıkları haczedilmeye başlanabilir.

Varlık yönetim birimi soruşturuluyor

Evergrande, 16 Ağustos'ta borsaya yaptığı bildirimde, ana iştiraki Hengda Gayrimenkul Grubu'nun, bilgi paylaşımı kurallarını ihlal ettiği şüphesiyle otoritelerce soruşturulduğunu duyurmuştu.

Şirketin varlık yönetimi iştiraki Evergrande Finansal Varlık Yönetimi'nin, "gölge bankacılık" faaliyetlerine yönelik kapsamlı adli soruşturmanın odağında olduğu anlaşılıyor.

Şirketin, bireysel müşterilere sattığı menkul varlıklardan elde ettiği gelirleri, düzenlemelere aykırı olarak konut projelerinin finansmanında kullandığı iddia ediliyor.

İştirakin merkezinin bulunduğu Şıncın şehrinde polis, 18 Eylül'de "şirketin bazı çalışanlarının" soruşturma kapsamında gözaltına alındığını bildirdi.

Gözaltına alınanların kimliği açıklanmazken, ulusal basın organlarına sızan bilgilerde, aralarında Genel Müdür Du Liang ve Genel Müdür Yardımcısı Yao Bıncai'nin olduğu yönetici düzeyinde 10'dan fazla kişinin, "yasa dışı fon toplama" şüphesiyle soruşturulduğu ileri sürüldü.

Evergrande, 2021'de aralarında kendi çalışanlarının da bulunduğu 70 bin müşteriye toplam 40 milyar yuan (5,47 milyar dolar) tutarındaki menkul varlık için nema ödemekte başarısız olmuştu.

Eski grup yöneticileri de gözaltında

Ekonomi ve finans haberleri servisi Caixin'in, "konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara" dayandırdığı haberine göre, Evergrande'nin eski Üst Yöneticisi (CEO) Şia Haycun ve eski Mali İşler Koordinatörü (CFO) Pan Darong da gözaltında tutuluyor.

Şia ve Pan, 2021'de grubun krediler için üçüncü taraflara teminat gösterdiği banka mevduatlarını, iştiraklerine yönlendirdiğinin anlaşılmasıyla ortaya çıkan skandal nedeniyle temmuzda istifa etmişti.

Öte yandan grubun 16 Eylül'de devlete devredilen sigorta şirketi Evergrande Hayat Teminat'ın eski yöneticisi Cu Cialin'in de 17 Eylül'de gözaltına alındığı bildirildi.

Ulusal Mali Düzenleme İdaresi, yeni oluşturulan, devlete ait Haigang Hayat Sigorta Şirketinin, Evergrande iştirakini tüm varlıkları ve yükümlülükleriyle devraldığını duyurmuştu.

İştirakin "ciddi borç ödeme problemleri olduğunu" işaret eden yetkililer, "yakın denetim ve risk çözümüne ihtiyaç duyulduğunu" vurgulamıştı.

İnşaat alanında en büyük yatırımcıydı

İş insanı Şu Ciayin tarafından 1996’da "Hengda Grup" adıyla Çin’in güneyindeki Guangcou şehrinde kurulan şirket, büyük şehirlerdeki büyük ölçekli konut ve kentsel dönüşüm projelerine yaptığı yatırımla kısa sürede dünyanın en büyük inşaat ve emlak şirketlerinden biri haline geldi.

2009'da Hong Kong Borsası’ndaki halka arzında 722 milyon dolar yatırım toplayan şirket, 2018’de inşaat sektöründe dünyanın en çok gelir elde eden şirketi oldu.

Çin genelinde 280’den fazla şehirde 1300’den fazla inşaat projesi gerçekleştiren şirket, 120 binden fazla çalışana istihdam sağladı.

Yılda yaklaşık 600 bin konut üreten şirket, Çin’de konut arzının önemli bir bölümünü karşılıyordu.

Ana faaliyet kolu inşaat olan şirket, varlık yönetiminden elektrikli araç üretimine, tema parklarından yiyecek içecek markalarına kadar farklı alanlarda da yatırımlar yaptı, ülkenin en başarılı futbol kulüplerinden biri olan Guangzhou FC’nin işletmesini üstlendi.

Problemlerin başlangıcı

Çin hükümetinin inşaat ve emlak sektöründeki sağlıksız büyümeyi engellemek için 2020'den itibaren bankaların ve finans kuruluşlarının sektöre verdiği kredilere oran sınırlaması getirmesi, Evergrande’nin borçlarını çevirmekte sıkıntıya düşmesini tetikleyen en önemli etken olarak görülüyor.

Ülkenin hızlı ekonomik büyüme kaydettiği yıllarda yan iş kollarıyla gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 20'sini oluşturan sektör, "büyük borç-büyük yatırım" döngüsüyle ilerliyordu.

Çin'de 2019 sonunda başlayan Kovid-19 salgını, konut yatırımlarında ve satışlarında durgunlukla bu döngüde ciddi kesintiye yol açtı.

Sektördeki durgunluk yatırımcıların borçlanmasını bir anda problemli hale getirdi. Üstelik Çin hükümeti de hem aşırı borçlanmanın finansal sistemde doğurduğu risklerden hem de piyasadaki spekülasyonun konut fiyatlarını aşırı artırmasından rahatsızdı.

Devlet Başkanı Şi Cinping'in "Konutlar yaşamak içindir, spekülasyon için değil." sözleriyle harekete geçen düzenleyici kurumlar, gayrimenkul şirketlerine borç kısıtlamaları getirmeye kadar verdi.

"Üç kırmızı çizgi"

Hükümet, aralarında Evergrande'nin de olduğu 12 büyük gayrimenkul şirketine devlet bankalarından borçlanabilmeleri için "üç kırmızı çizgiye" uyma şartı getiren yönetmelik sundu.

Yönetmelikle, şirketlere toplam varlıklarının toplam borçlara oranının yüzde 70'ten fazla olmaması, net borcun öz sermayeyi aşmaması ve nakit varlıkların kısa dönemli borçlardan ya fazla ya da en azından eşit olması kriterleri getirildi.

Evergrande, o sırada borçlanma kriterlerin hiçbirini sağlayamayacak durumdaydı. Şirket, ertesi yıl borçlanma kısıtlamalarının etkilerini hissetmeye başladı, Eylül 2021'de vadesi gelen iki yurt dışı borç tahvilinin faizini ödemede 2 kez başarısız oldu.

Bu büyüklükteki bir şirketin cüzi boyuttaki dış faiz ödemelerinde dahi sıkıntıya girmesi, daha geniş ölçekli bir borç krizinin kapıda olduğunu gösteriyordu.

Borç yönetimi çabaları

Yeni borç bulmakta sıkıntı yaşayan şirket, varlıklarını satarak borçlarını karşılama çabasına girişti.

Evergrande, 29 Eylül 2021’de, Liaoning eyaletinde ortağı olduğu Şıncing Bankasındaki hisselerini yaklaşık 10 milyar yuana (yaklaşık 1,5 milyar dolar) kamuya ait bir varlık yönetim şirketine sattığını bildirdi.

Öte yandan şirketin, Ekim 2021'de emlak yönetim birimi Evergrande Emlak Hizmetleri'nin yüzde 50,1 hissesini 20 milyar Hong Kong dolarına (yaklaşık 2,5 milyar dolar) Guandong merkezli bir başka inşaat grubuna olan Hopson İnşaat Holding'e devretme girişimi sonuçsuz kaldı.

Guangdong eyalet yönetimi, Aralık 2021'de Evergrande’nin borçları için temerrüde düşmesini önlemek üzere risk yönetim uzmanlarından oluşan heyet görevlendirdi.

Yurt dışında iflas korumasına başvurdu

2021'deki 476 milyar yuan (yaklaşık 65 milyar dolar), 2022'de 105 milyar yuan (yaklaşık 15,7 milyar dolar) zarar açıklayan şirketin toplam borç yükü, 2022 sonu itibarıyla 2,4 trilyon yuana (yaklaşık 330 milyar dolar) çıktı.

Bu yıl, borçları nedeniyle birçok kez temerrüde düşen şirket, 17 Ağustos'ta ABD'de iflas koruması için mahkemeye başvurdu.

Manhattan İflas Mahkemesine yapılan başvuruda, borçlarının yeniden yapılandırılması sürecinde şirketi dava etmek veya ABD'deki varlıklarını dondurmak isteyen alacaklılara karşı korunma talep edildi.

Evergrande'nin Hong Kong Borsası'nda Temmuz 2020'de hisse başına 25,80 Hong Kong dolarından işlem gören hisseleri dün 0,43 Hong Kong dolarına kadar geriledi. Şirket, geçen sürede piyasa değerinden 42,8 milyar dolar kaybetti.

Analistler, kötü tabloya ek olarak adli soruşturmayla çıkan yeni engeller ve sorunların şirketi daha fazla iflasa yaklaştırdığı değerlendirmesini yapıyor.



Wall Street'in yapay zeka iştahı kesildi mi?

3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)
3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)
TT

Wall Street'in yapay zeka iştahı kesildi mi?

3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)
3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)

ABD'de ara seçimlerin ardından yapay zeka sektörünün geleceğine ilişkin endişeler, teknoloji hisselerinde sert düşüşlere yol açtı.

Demokratların hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da çoğunluğu sağlaması hisselerdeki düşüşü tetikleyen gelişmelerden biri oldu.

Partinin önde gelen isimleri, yapay zeka sektörünün büyümesini sağlayan veri merkezlerinin denetimsiz biçimde yaygınlaşmasına karşı çıkıyor. Bu tesislerin yüksek miktarda su ve elektrik tüketmesinin hane halkı faturalarını artıracağına ve yerel toplulukları olumsuz etkileyeceğine dikkat çekiyorlar.

Mayısta yayımlanan Gallup anketine göre Amerikalıların yüzde 71'i yaşadıkları bölgede veri merkezi kurulmasına karşı çıkıyor.

Elon Musk'ın SpaceX ve Tesla firmalarının ana merkezinin yer aldığı Teksas'ta Senato seçimini kazanan Demokrat James Talarico, yapay zeka alanındaki ABD liderliğinin korunması gerektiğini ancak teknolojinin çalışma hayatı ve çocukların eğitimi üzerindeki etkilerinin de ele alınmasının elzem olduğunu belirtti.

Teksas'ta Cumhuriyetçi rakibini yenerek eyaletin valisi seçilen Demokrat Gina Hinojosa da seçim kampanyasında yeni veri merkezlerinin inşasına yönelik denetimler uygulanacağı sözü verdi.

New York borsasında teknoloji şirketlerinin ağırlıkta olduğu Nasdaq Composite endeksi perşembe (5 Kasım) günü yüzde 5,5 gerileyerek Nisan 2025'ten bu yana en büyük günlük kaybını yaşadı. Nasdaq 100 endeksindeki düşüş ise yüzde 6,4'e ulaştı.

Satış dalgasında S&P 500 şirketlerinin toplam piyasa değerinden yaklaşık 3 trilyon dolar silindi. Asya piyasalarına da yayılan düşüşte Japonya'nın Nikkei 225 endeksi haftayı yüzde 9,3 kayıpla tamamladı. Bu, endeksin Mart 2020'den bu yana en kötü haftalık performansıydı.

ABD piyasaları cuma günü (6 Kasım) kayıplarının bir bölümünü telafi etse de Nasdaq Composite, S&P 500 ve Dow Jones haftayı ekside kapattı.

Diğer yandan teknoloji hisselerindeki düşüş yalnızca siyasi belirsizliklerden kaynaklanmıyor.

Yatırımcılar haftalardır veri merkezi işletmecilerinin artan borçlarından, teknoloji devlerinin azalan nakit rezervlerinden ve yapay zeka yatırımlarının beklenen getiriyi sağlayıp sağlayamayacağından endişe duyuyordu. Demokratların seçim zaferi, sektördeki büyümenin yavaşlayabileceğine ilişkin bu kaygıları daha da güçlendirdi.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, BBC


Çin yuan ikilemini çözmeye çalışıyor: PBOC hangi adımları atacak?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
TT

Çin yuan ikilemini çözmeye çalışıyor: PBOC hangi adımları atacak?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)

Çin yuanının dolar ve euro karşısında değer kazanması, ihracatçı şirketlerin kâr marjlarını daraltırken Pekin yönetimini de zor bir tercihle karşı karşıya bırakıyor.

Yuan bu yıl dolar karşısında yaklaşık yüzde 5, euro karşısında yüzde 9 değer kazandı. Avrupa liderleri ve Uluslararası Para Fonu (IMF), Çin para biriminin hâlâ gerekenden düşük değerde seyrettiğini ve ihracatçılara haksız rekabet avantajı sağladığını savunuyor.

Pekin yönetimiyse hızlı değer artışının ihracatçıların kârlarını eriterek istihdamı tehdit etmesinden endişeleniyor. Çin Merkez Bankası (PBOC), rekor düzeydeki dış ticaret fazlasının yuanın düşük değerinden değil, sanayideki teknolojik dönüşümden kaynaklandığını belirtiyor.

Reuters'ın görüştüğü analistler, PBOC'nin yuanın yükselişini yavaşlatmak için kademeli adımlar atmasını bekliyor.

PBOC salı günü finans kuruluşlarının tutması gereken döviz zorunlu karşılık oranını artıracağını duyurmuştu. Diğer seçenekler arasında bankalardan yuanı aşağı yönlendirmelerini istemek, günlük referans kurunu daha zayıf belirlemek ve yurtdışı yatırımlara yönelik kuralları gevşetmek yer alıyor.

Diğer yandan Pekin'in, Avrupa'nın 1985'teki Plaza Anlaşması benzeri bir kur düzenlemesine katılma çağrılarına mesafeli yaklaşması bekleniyor. ABD, Japonya, Batı Almanya ve Fransa yönetimleri arasında imzalanan anlaşma, doların diğer para birimleri karşısında sert biçimde değer kaybetmesini sağlamıştı.

Çinli yetkililer, bu anlaşmayı uzun süredir ABD'nin ekonomik baskısının bir örneği olarak görüyor ve Japonya'nın sonraki yıllarda yaşadığı ekonomik durgunlukla ilişkilendiriyor.

Yuan, ABD'nin yaptırım gücünü zayıflatıyor

The Diplomat'ın analizinde, Donald Trump'ın gümrük tarifeleri, müttefiklerine yönelik tehditleri ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) bağımsızlığını zayıflatma girişimlerinin doların geleceğine ilişkin soru işaretlerini artırdığı ifade ediliyor.

Çin ve BRICS ülkeleri uzun süredir doların küresel ticaretteki ağırlığını azaltmayı hedefliyor. Bu süreçte yuan, özellikle Çin'in komşuları ve Kuşak ve Yol Girişimi'ne katılan ülkeler açısından dolara alternatif olarak öne çıkıyor.

Çin'in 2015'te kurduğu Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi (CIPS), SWIFT'e alternatif olarak çalışıyor. CIPS'nin günlük ortalama işlem hacmi, Ocak 2022'de 339 milyar yuan seviyesindeyken Haziran 2026'da 828 milyar yuana yükseldi. Çin'in sınır ötesi ödemelerinde yuanın payı da Ocak 2014'te yüzde 21'den Temmuz 2026'da yüzde 49'a çıktı.

Ancak küresel finans piyasalarında doların ağırlığını kaybettiğine ilişkin belirgin bir işaret bulunmuyor.

Çin'in, Batı yaptırımlarını atlatmak isteyen Rusya ve İran'la yuan üzerinden ticaret yapmasının, küresel ekonomide doların yerini değiştirmekten çok ABD'nin yaptırım gücünü zayıflatmayı amaçladığı yorumu yapılıyor.

Independent Türkçe, The Diplomat, Reuters


Wall Street’te sert satış dalgası... Nasdaq 2,3 trilyon dolar değer kaybetti

New York’taki Nasdaq Borsası’nda işlem seansı sırasında Nasdaq endeksini gösteren ekran (Reuters)
New York’taki Nasdaq Borsası’nda işlem seansı sırasında Nasdaq endeksini gösteren ekran (Reuters)
TT

Wall Street’te sert satış dalgası... Nasdaq 2,3 trilyon dolar değer kaybetti

New York’taki Nasdaq Borsası’nda işlem seansı sırasında Nasdaq endeksini gösteren ekran (Reuters)
New York’taki Nasdaq Borsası’nda işlem seansı sırasında Nasdaq endeksini gösteren ekran (Reuters)

Wall Street, yapay zekâ odaklı teknoloji ve yarı iletken şirketlerinin öncülüğünde geniş çaplı bir satış dalgasının etkisiyle, son yılların en sert düşüş seanslarından birini yaşadı. Washington’daki siyasi değişimlerin veri merkezlerine yapılan devasa yatırımları frenleyebileceği ve aylardır piyasaları rekor seviyelere taşıyan hızlı büyümeye son verebileceği yönündeki endişeler artış gösterdi.

S&P 500 endeksi yüzde 4,4 oranında gerileyerek, Başkan Donald Trump’ın açıkladığı gümrük vergilerinin küresel piyasaları sarstığı Nisan 2025’ten bu yana en kötü günlük performansını kaydetti. Dow Jones endeksi 1833 puan (yüzde 3,4) düşerken, Nasdaq endeksi yüzde 5,5 ile daha büyük bir kayıp yaşadı.

Yapay zekâyla bağlantılı varlıklardan çıkış eğiliminin yayılmasıyla birlikte bu baskılar ABD piyasalarıyla sınırlı kalmayarak küresel piyasalara da sıçradı. Nasdaq 100 endeksi yüzde 6’dan fazla düşüşle Mart 2020’deki Kovid-19 pandemisi çalkantılarından bu yana en büyük düşüşünü kaydetti; piyasa değerinden yaklaşık 2,3 trilton dolar silindi ve endeks 6 Ekim’deki zirvesinden yüzde 15 uzaklaştı.

Fırtınanın merkezinde yapay zekâ

Çip şirketleri ve veri merkezi altyapı sağlayıcıları, yüksek borçlanma maliyetleri ve sektör hisselerindeki aşırı değerleme endişeleri eşliğinde, yapay zekâ altyapısına yönelik devasa harcamaların mevcut hızda sürdürülebilirliğine ilişkin soru işaretlerinin yeniden gündeme gelmesiyle en çok kaybettirenler arasında yer aldı.

Nvidia hisseleri yüzde 9,3 oranında gerileyerek Ocak 2025’ten bu yana en büyük düşüşünü kaydetti ve yıl başından bu yana elde ettiği kazançları sildi. Advanced Micro Devices hisseleri yüzde 17,3, CoreWeave yüzde 9,8 ve GE Vernova yüzde 7,5 oranında değer kaybetti. Philadelphia Yarı İletken Endeksi de yüzde 12 düşüşle Mart 2020’den bu yana en kötü seansını yaşadı ve haziran ayındaki zirvesinden bu yana yüzde 38’den fazla değer kaybederek ayı piyasasına girdi.

Teknoloji ve çip şirketlerinin ABD endekslerindeki yüksek ağırlığı dikkate alındığında, bu kayıplar ayrı bir önem kazanıyor. Bu şirketlerin hisse hareketleri artık piyasanın genel performansını doğrudan etkiliyor ve değerlemelerindeki herhangi bir düzeltme ana endeksleri daha alt seviyelere çekebilecek bir güç taşıyor.

Söz konusu satış dalgası, Demokratların Kongre ara seçimlerini kazanmasının ardından piyasalarda yaşanan güçlü kazançların sadece bir gün sonrasında geldi. Seçim sonuçları, yatırımcılar arasında Trump'ın nüfuzunu sınırlayacak politik bir dengenin oluşacağı, İran ile yaşanan savaşın ve bu savaşın enerji fiyatları ile enflasyon üzerindeki baskılarının kontrol altına alınmasının önünü açacağı beklentilerini güçlendirmişti.

Ancak ilk günkü iyimserlik, yatırımcıların odağının siyasi değişimin yapay zekâ sektörü üzerindeki olası etkilerine kaymasıyla hızla yerini düşüşe bıraktı. Demokratların zaferi, özellikle yerel toplulukların yüksek elektrik tüketimi ve bunun enerji faturalarına yansımasına yönelik artan itirazları doğrultusunda, veri merkezlerinin genişlemesine ilişkin denetimlerin sıkılaştırılacağı endişelerini artırdı.

Bu merkezlerin inşasındaki herhangi bir yavaşlama; gelişmiş çip, elektrik ve altyapı ekipmanlarına olan talebi azaltma riski taşıyor. Bu sektörler, ABD ekonomik büyümesinin ana itici güçlerinden biri haline gelen devasa yatırım harcamaları dalgasından doğrudan faydalanmıştı.

Purpose Investments Baş Yatırım Sorumlusu Greg Taylor, satış dalgasının 2000 ve 2001 yıllarındaki dot-com balonunun çöküşünü hatırlattığını belirterek, piyasanın tek bir temaya -yapay zekâya- odaklanmasının, yatırımcı beklentileri değiştiğinde piyasayı düşüşe karşı daha hassas hale getirdiğine dikkat çekti.

Portföyden çıkışların artması ve riskten korunma talebinin yükselmesi

Savunma sektörleri de düşüş dalgasından kaçamadı; kayıplar S&P 500 endeksinde yer alan 11 sektörün tamamına yayılırken, Dow Jones endeksini oluşturan 30 hissenin tamamı değer kaybetti. Açığa satış pozisyonu en yüksek olan şirketler ile kâr etmeyen teknoloji şirketlerinin hisseleri de geriledi. Bu durum, yatırımcıların sadece yapay zekaya olan risklerini azaltmakla kalmayıp, portföylerindeki risk seviyesini genel anlamda düşürmeye yöneldiklerine işaret etti.

Oynaklık endeksi VIX 28,18 puana yükselerek mart ayından bu yana en yüksek seviyesini gördü ve hisse senetlerindeki beklenen dalgalanmalara ilişkin endişelerin arttığını gösterdi. İnanılan yükseliş trendini sürdüren kazanan hisselere yatırım yapan stratejilerin satış dalgasından etkilenmesiyle, iShares MSCI USA Momentum Factor ETF’si yüzde 8,2 oranında gerileyerek 2020’den bu yana en kötü günlük performansını kaydetti.

Buna karşılık yatırımcılar daha güvenli bir liman arayışıyla ABD Hazine tahvillerine yöneldi. Geçen ay yüzde 5,3’ü aşan 10 yıllık tahvil getirisi, çarşamba günkü kapanıştaki yüzde 4,90 seviyesinden yüzde 4,84’e geriledi.

Enerji piyasalarında ise Brent petrol vadeli işlemleri, İran ile yaşanan savaşın gidişatı ve küresel enerji arzının normale dönme zamanına ilişkin belirsizliklerin sürmesiyle, bir önceki seansta yaşanan yaklaşık yüzde 9’luk keskin kayıpların bir kısmını toparlayarak yüzde 3,9 artışla varil başına 98,29 dolara yükseldi.

Düşüşün şiddetine rağmen bazı hisseler istisnai kazançlar elde etti. AppLovin hisseleri, analist beklentilerini aşan finansal sonuçların ardından yüzde 31 sıçrarken; Tapestry hisseleri, beklenenden güçlü kâr açıklaması ve yıllık öngörülerini yükseltmesi sonrasında yüzde 7,1 değer kazandı.

Seans genel olarak değerlendirildiğinde, yüksek değerleme ve sermaye harcamalarındaki yavaşlama endişelerinin, siyasi değişimler ve jeopolitik belirsizliklerle kesiştiği bir dönemde piyasaların; yapay zekânın sunduğu olağanüstü büyüme fırsatlarını fiyatlamaktan, bu büyümenin maliyetini ve risklerini yeniden değerlendirme aşamasına geçtiğini ortaya koyuyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde piyasaların yönünü belirlemeyi daha da zorlaştırıyor.