Borç krizindeki Evergrande, soruşturma çıkmazında iflasa doğru ilerliyor

Çin’in borç krizindeki inşaat ve emlak şirketi Evergrande, ödeme güçlüklerine ek olarak hakkında başlatılan soruşturmalarla adım adım iflasa yaklaşıyor

(AA)
(AA)
TT

Borç krizindeki Evergrande, soruşturma çıkmazında iflasa doğru ilerliyor

(AA)
(AA)

İnşaat sektöründe dünyanın en büyük yatırımcılarından olan şirketler grubunun, vadesi dolan borçlarını yeniden yapılandırmak için hazırladığı plan, düzenleyici kurumların ve adli makamların yürüttüğü soruşturmalar nedeniyle çıkmaza girdi.

Çin'de borç krizi, bir gayrimenkul devini daha çöküşün eşiğine getirdi

Ekonomik sıkıntıların arttığı Çin'de 40 yıllık büyüme modeli bozulma yolunda

Evergrande ve iki yan kuruluşunun hisseleri Hong Kong borsasında işleme kapatıldı

Evergrande, 24 Eylül'de Hong Kong Borsası'na yaptığı bildirimde, Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Komisyonu ile Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonunun, şirketin borç yapılandırması için hazırladığı plana "idari tedbir" koyduğunu bildirdi.

Bildirimde, şirketin, ana iştiraki Hengda Gayrimenkul Grubu'na yönelik yürütülen soruşturmada alınan "idari tedbirler" nedeniyle yeni borç tahvili çıkaramayacağı belirtildi.

Açıklamanın ardından şirketin hisseleri, dün gün içinde yüzde 21,8 değer kaybederken, grubun 2 yıldır devam eden borç problemlerini çözüp çözemeyeceğine dair soru işaretleri arttı.

Çin’in GSYH’sinin yüzde 2’si kadar borcu var

Evergrande'nin 2022 sonunda 2,4 trilyon yuana (yaklaşık 330 milyar dolar) ulaşan toplam borç yükümlülüğü, Çin’in gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYH) yaklaşık yüzde 2’sine karşılık geliyor.

Şirket, vadesi geldiği halde ödeyemediği için temerrüde düşen 12,6 milyar yuan (1,7 milyar dolar) dış borcu nedeniyle alacaklıların açtığı çok sayıda davayla karşı karşıya bulunuyor.

Çin'de emlak sektöründeki süregelen durgunluk ve konut satışlarında azalma nedeniyle ödeme güçlükleri derinleşen şirket, 25 ve 26 Eylül'de kreditörlerle borç yapılandırmasını görüşmek üzere planladığı 6 toplantıyı iptal etti.

İptallere gerekçe olarak "satışların beklenenden zayıf olması" ve "yapılandırma koşullarını yeniden değerlendirme ihtiyacı" gösterildi.

Şirket, 30 Ekim'de Hong Kong'da görülecek ilk dava duruşmasına kadar alacaklılarıyla anlaşmaya varamazsa, borçları karşılığında varlıkları haczedilmeye başlanabilir.

Varlık yönetim birimi soruşturuluyor

Evergrande, 16 Ağustos'ta borsaya yaptığı bildirimde, ana iştiraki Hengda Gayrimenkul Grubu'nun, bilgi paylaşımı kurallarını ihlal ettiği şüphesiyle otoritelerce soruşturulduğunu duyurmuştu.

Şirketin varlık yönetimi iştiraki Evergrande Finansal Varlık Yönetimi'nin, "gölge bankacılık" faaliyetlerine yönelik kapsamlı adli soruşturmanın odağında olduğu anlaşılıyor.

Şirketin, bireysel müşterilere sattığı menkul varlıklardan elde ettiği gelirleri, düzenlemelere aykırı olarak konut projelerinin finansmanında kullandığı iddia ediliyor.

İştirakin merkezinin bulunduğu Şıncın şehrinde polis, 18 Eylül'de "şirketin bazı çalışanlarının" soruşturma kapsamında gözaltına alındığını bildirdi.

Gözaltına alınanların kimliği açıklanmazken, ulusal basın organlarına sızan bilgilerde, aralarında Genel Müdür Du Liang ve Genel Müdür Yardımcısı Yao Bıncai'nin olduğu yönetici düzeyinde 10'dan fazla kişinin, "yasa dışı fon toplama" şüphesiyle soruşturulduğu ileri sürüldü.

Evergrande, 2021'de aralarında kendi çalışanlarının da bulunduğu 70 bin müşteriye toplam 40 milyar yuan (5,47 milyar dolar) tutarındaki menkul varlık için nema ödemekte başarısız olmuştu.

Eski grup yöneticileri de gözaltında

Ekonomi ve finans haberleri servisi Caixin'in, "konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara" dayandırdığı haberine göre, Evergrande'nin eski Üst Yöneticisi (CEO) Şia Haycun ve eski Mali İşler Koordinatörü (CFO) Pan Darong da gözaltında tutuluyor.

Şia ve Pan, 2021'de grubun krediler için üçüncü taraflara teminat gösterdiği banka mevduatlarını, iştiraklerine yönlendirdiğinin anlaşılmasıyla ortaya çıkan skandal nedeniyle temmuzda istifa etmişti.

Öte yandan grubun 16 Eylül'de devlete devredilen sigorta şirketi Evergrande Hayat Teminat'ın eski yöneticisi Cu Cialin'in de 17 Eylül'de gözaltına alındığı bildirildi.

Ulusal Mali Düzenleme İdaresi, yeni oluşturulan, devlete ait Haigang Hayat Sigorta Şirketinin, Evergrande iştirakini tüm varlıkları ve yükümlülükleriyle devraldığını duyurmuştu.

İştirakin "ciddi borç ödeme problemleri olduğunu" işaret eden yetkililer, "yakın denetim ve risk çözümüne ihtiyaç duyulduğunu" vurgulamıştı.

İnşaat alanında en büyük yatırımcıydı

İş insanı Şu Ciayin tarafından 1996’da "Hengda Grup" adıyla Çin’in güneyindeki Guangcou şehrinde kurulan şirket, büyük şehirlerdeki büyük ölçekli konut ve kentsel dönüşüm projelerine yaptığı yatırımla kısa sürede dünyanın en büyük inşaat ve emlak şirketlerinden biri haline geldi.

2009'da Hong Kong Borsası’ndaki halka arzında 722 milyon dolar yatırım toplayan şirket, 2018’de inşaat sektöründe dünyanın en çok gelir elde eden şirketi oldu.

Çin genelinde 280’den fazla şehirde 1300’den fazla inşaat projesi gerçekleştiren şirket, 120 binden fazla çalışana istihdam sağladı.

Yılda yaklaşık 600 bin konut üreten şirket, Çin’de konut arzının önemli bir bölümünü karşılıyordu.

Ana faaliyet kolu inşaat olan şirket, varlık yönetiminden elektrikli araç üretimine, tema parklarından yiyecek içecek markalarına kadar farklı alanlarda da yatırımlar yaptı, ülkenin en başarılı futbol kulüplerinden biri olan Guangzhou FC’nin işletmesini üstlendi.

Problemlerin başlangıcı

Çin hükümetinin inşaat ve emlak sektöründeki sağlıksız büyümeyi engellemek için 2020'den itibaren bankaların ve finans kuruluşlarının sektöre verdiği kredilere oran sınırlaması getirmesi, Evergrande’nin borçlarını çevirmekte sıkıntıya düşmesini tetikleyen en önemli etken olarak görülüyor.

Ülkenin hızlı ekonomik büyüme kaydettiği yıllarda yan iş kollarıyla gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 20'sini oluşturan sektör, "büyük borç-büyük yatırım" döngüsüyle ilerliyordu.

Çin'de 2019 sonunda başlayan Kovid-19 salgını, konut yatırımlarında ve satışlarında durgunlukla bu döngüde ciddi kesintiye yol açtı.

Sektördeki durgunluk yatırımcıların borçlanmasını bir anda problemli hale getirdi. Üstelik Çin hükümeti de hem aşırı borçlanmanın finansal sistemde doğurduğu risklerden hem de piyasadaki spekülasyonun konut fiyatlarını aşırı artırmasından rahatsızdı.

Devlet Başkanı Şi Cinping'in "Konutlar yaşamak içindir, spekülasyon için değil." sözleriyle harekete geçen düzenleyici kurumlar, gayrimenkul şirketlerine borç kısıtlamaları getirmeye kadar verdi.

"Üç kırmızı çizgi"

Hükümet, aralarında Evergrande'nin de olduğu 12 büyük gayrimenkul şirketine devlet bankalarından borçlanabilmeleri için "üç kırmızı çizgiye" uyma şartı getiren yönetmelik sundu.

Yönetmelikle, şirketlere toplam varlıklarının toplam borçlara oranının yüzde 70'ten fazla olmaması, net borcun öz sermayeyi aşmaması ve nakit varlıkların kısa dönemli borçlardan ya fazla ya da en azından eşit olması kriterleri getirildi.

Evergrande, o sırada borçlanma kriterlerin hiçbirini sağlayamayacak durumdaydı. Şirket, ertesi yıl borçlanma kısıtlamalarının etkilerini hissetmeye başladı, Eylül 2021'de vadesi gelen iki yurt dışı borç tahvilinin faizini ödemede 2 kez başarısız oldu.

Bu büyüklükteki bir şirketin cüzi boyuttaki dış faiz ödemelerinde dahi sıkıntıya girmesi, daha geniş ölçekli bir borç krizinin kapıda olduğunu gösteriyordu.

Borç yönetimi çabaları

Yeni borç bulmakta sıkıntı yaşayan şirket, varlıklarını satarak borçlarını karşılama çabasına girişti.

Evergrande, 29 Eylül 2021’de, Liaoning eyaletinde ortağı olduğu Şıncing Bankasındaki hisselerini yaklaşık 10 milyar yuana (yaklaşık 1,5 milyar dolar) kamuya ait bir varlık yönetim şirketine sattığını bildirdi.

Öte yandan şirketin, Ekim 2021'de emlak yönetim birimi Evergrande Emlak Hizmetleri'nin yüzde 50,1 hissesini 20 milyar Hong Kong dolarına (yaklaşık 2,5 milyar dolar) Guandong merkezli bir başka inşaat grubuna olan Hopson İnşaat Holding'e devretme girişimi sonuçsuz kaldı.

Guangdong eyalet yönetimi, Aralık 2021'de Evergrande’nin borçları için temerrüde düşmesini önlemek üzere risk yönetim uzmanlarından oluşan heyet görevlendirdi.

Yurt dışında iflas korumasına başvurdu

2021'deki 476 milyar yuan (yaklaşık 65 milyar dolar), 2022'de 105 milyar yuan (yaklaşık 15,7 milyar dolar) zarar açıklayan şirketin toplam borç yükü, 2022 sonu itibarıyla 2,4 trilyon yuana (yaklaşık 330 milyar dolar) çıktı.

Bu yıl, borçları nedeniyle birçok kez temerrüde düşen şirket, 17 Ağustos'ta ABD'de iflas koruması için mahkemeye başvurdu.

Manhattan İflas Mahkemesine yapılan başvuruda, borçlarının yeniden yapılandırılması sürecinde şirketi dava etmek veya ABD'deki varlıklarını dondurmak isteyen alacaklılara karşı korunma talep edildi.

Evergrande'nin Hong Kong Borsası'nda Temmuz 2020'de hisse başına 25,80 Hong Kong dolarından işlem gören hisseleri dün 0,43 Hong Kong dolarına kadar geriledi. Şirket, geçen sürede piyasa değerinden 42,8 milyar dolar kaybetti.

Analistler, kötü tabloya ek olarak adli soruşturmayla çıkan yeni engeller ve sorunların şirketi daha fazla iflasa yaklaştırdığı değerlendirmesini yapıyor.



Altının düşüşüne ne sebep oldu? Eski parlaklığını geri kazanacak mı yoksa düşüş trendi devam mı edecek?

Dubai’de bulunan bir kuyumcu dükkanında sergilenen altın külçeleri (EPA)
Dubai’de bulunan bir kuyumcu dükkanında sergilenen altın külçeleri (EPA)
TT

Altının düşüşüne ne sebep oldu? Eski parlaklığını geri kazanacak mı yoksa düşüş trendi devam mı edecek?

Dubai’de bulunan bir kuyumcu dükkanında sergilenen altın külçeleri (EPA)
Dubai’de bulunan bir kuyumcu dükkanında sergilenen altın külçeleri (EPA)

Şiddetli bir satış dalgasıyla karşı karşıya kalan altın, 23 Ekim ile sona eren haftada ons başına 4 bin doların altına gerileyerek temmuz ortasından bu yana en düşük seviyesini gördü. Bu düşüşte, enflasyonun kalıcılığına dair artan endişeler ve yıl sonuna kadar ABD faiz oranlarının yeniden artırılabileceği yönündeki beklentilerin güçlenmesi etkili oldu.

Jeopolitik gerilimlerin normal şartlarda güvenli liman niteliğindeki kıymetli madene talebi desteklemesi beklenirken, yükselen petrol fiyatları ve borsalardaki satış dalgası yatırımcıların pozisyonlarını azaltarak nakde yönelmesine yol açtı.

Spot piyasada altın haftalık bazda yüzde 4’e yakın değer kaybederek haziran ayından bu yana en kötü haftalık performansını kaydetti. Cuma günü ons başına 3 bin 975 dolar seviyesini test eden altın, ilerleyen saatlerde 4 bin dolar sınırına yakın işlem gördü. Reuters verilerine göre, ABD’nin aralık vadeli altın kontratları cuma günkü seansı yüzde 1,3’lük düşüşle 4.007,90 dolardan tamamladı.

dcfvgt
Viyana’daki bir altın ve gümüş rafinerisinde eritilmeyi bekleyen altın takılar (AFP)

Söz konusu gerileme tek bir faktörden kaynaklanmadı; enerji fiyatlarındaki artış, para politikası beklentilerindeki değişim, yatırımcıların risk iştahındaki azalma ve yatırım pozisyonlarının tasfiye edilmesi gibi baskı unsurlarının bir arada etkili olmasıyla gerçekleşti. Altının son dönemdeki bu hareketi, piyasaların likidite sağlamak amacıyla varlık satışına yöneldiği baskı dönemlerinde, güvenli liman cazibesini koruma kapasitesini yeniden tartışmaya açtı.

Petrol, enflasyon endişelerini yeniden gündeme getiriyor

Yükselen petrol fiyatları, hafta boyunca altın üzerinde baskı oluşturan en önemli etkenlerden biri oldu. Brent petrol, Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine yönelik Husi saldırıların ardından arzda aksama yaşanabileceği endişeleriyle son beş ayın en yüksek seviyesine tırmandı.

Bu gelişmeler, yatırımcıların ABD enflasyonunun seyrini ve merkez bankalarının parasal gevşemeyi sürdürme kapasitesini takip ettiği bir dönemde, yüksek enerji maliyetlerinin yarattığı riskleri yeniden piyasaların gündemine taşıdı.

Petrol fiyatlarındaki artışın altın açısından önemi; taşıma ve üretim maliyetlerini artırarak enflasyonist baskıları yükseltme ve böylece hızlı faiz indirimi ihtimalini zayıflatma potansiyelinden kaynaklanıyor. Enflasyonun hedef seviyelerin üzerinde kalmaya devam etmesi durumunda ise sıkı para politikası adımlarının atılması olasılığı güçleniyor.

Faiz getirisi sunmayan altın, genellikle düşük faiz oranlarından veya düşen reel getirilerden destek buluyor. Buna karşın faiz beklentilerinin ve rakip varlıkların getirilerinin yükseldiği dönemlerde, tahvil ve benzeri getirili araçlara kıyasla altını elde tutmanın fırsat maliyeti artış gösteriyor.

ABD’de beklenenden güçlü gelen enflasyon verileri ile yükselen enerji fiyatları, ABD Merkez Bankası’nın (FED) aralık ayında faiz artırımına gidebileceği yönündeki piyasa öngörülerini pekiştirdi. Piyasaların ekim ayındaki toplantıda faizlerin sabit tutulacağını geniş ölçüde fiyatlamasına karşın, dikkatler merkez bankasının takındığı tona ve önümüzdeki aylara ilişkin vereceği sinyallere çevrildi.

Hisse senetlerinde yaşanan satış dalgası baskıyı artırıyor

Petrol fiyatları ve faiz oranlarının yanı sıra teknoloji hisselerindeki keskin gerileme de altındaki kayıpların hızlanmasında etkili oldu. Hisse senedi piyasalarında yaşanan satış dalgası, bazı yatırımcıların teminat tamamlama çağrılarını karşılamak veya portföylerindeki riskleri azaltmak amacıyla nakit arayışına girmesine ve aralarında altının da bulunduğu diğer varlıklarda satışa gitmesine yol açtı.

cdvfgth
Viyana’daki bir altın ve gümüş rafinerisinde sergilenen her biri 1 kg ağırlığındaki altın külçeleri (AFP)

Bu durum, güvenli limanlara yönelik talebin her zaman anında fiyat artışına dönüşmediğini gösteriyor. Piyasalarda çalkantının yaşandığı dönemlerde riskler tırmansa dahi yatırımcılar, nakit ihtiyaçlarının savunma amaçlı varlık tutma isteklerinin önüne geçmesi nedeniyle altın satmak zorunda kalabiliyor.

Satış dalgasının bir bölümünde altındaki gerilemenin bazı tahvil getirilerindeki düşüş ve doların zayıflamasıyla eş zamanlı gerçekleşmesi, kıymetli madendeki hareketlerin tek bir faktöre bağlı olmadığını ortaya koydu. Bu süreçte faiz beklentileri, yatırım pozisyonlarının tasfiyesi ve teknik etkenler bir arada rol oynadı.

Merkez bankalarının satışları fiyatları aşağı mı çekti?

Altındaki düşüşün nedenlerine ilişkin soru işaretleri yalnızca petrol fiyatları ve faiz oranlarıyla sınırlı kalmadı; merkez bankalarının alım ve satım yönündeki hamleleri de öne çıktı. Mevcut veriler bazı resmî kurumların altın varlıklarını azalttığını gösterse da tablo genel olarak tek bir yöne işaret etmiyor. Ayrıca bu satışların hafta boyunca yaşanan düşüşün ana sürücüsü olduğunu kesin olarak söylemek için yeterli kanıt bulunmuyor.

Rusya, altın rezervlerinin bir kısmını satmaya devam etti. Rusya Merkez Bankası tarafından açıklanan veriler, bankanın altın varlıklarının eylül ayında yaklaşık 6,2 ton azalarak 2019 sonundan bu yana en düşük seviye olan 2 bin 264 tona gerilediğini ortaya koydu. Böylece Rusya, bütçe açığının finansmanına bağlı mali baskılar nedeniyle Aralık 2025’ten bu yana varlıklarını yaklaşık 62 ton azaltmış oldu.

Resmi altın satışları piyasadaki arzı artırabilir ve yatırım talebinin zayıf olduğu dönemlerle çakışırsa fiyatlar üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak bu satışların etkisi, satılan miktara, piyasaya sürülme zamanlamasına ve diğer merkez bankaları ile yatırımcılardan gelen talebin ek arzı karşılama kapasitesine bağlı olarak değişiklik gösteriyor.

Öte yandan Çin, satış yapan merkez bankaları arasında yer almayıp rezervlerini artırmayı sürdürdü. Dünya Altın Konseyi’nin ekim ayında yayımladığı verilere göre Çin Halk Bankası, eylül ayında varlıklarına 23 ton altın ekleyerek Ekim 2023’ten bu yana en büyük aylık artışı kaydetti. Bu alımlar, Çin’in yılbaşından bu yana yaptığı toplam ilaveyi 103 tona çıkarırken resmi altın varlıklarını da 2 bin 410 tona ulaştırdı.

Bu veriler, merkez bankalarının farklılaşan stratejilerini göz önüne seriyor. Rusya finansman ihtiyacı kapsamındaki işlemler doğrultusunda altın satışına başvururken, Çin rezervlerini güçlendirmeye devam etti. Bu nedenle son dönemde yaşanan gerilemeyi merkez bankalarının ortak bir satış dalgasının sonucu olarak yorumlamak doğru olmayacaktır; aksine bu satışların resmi ve yatırımcı talebi ile küresel ekonomik gelişmeleri içeren daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerekiyor.

Piyasa tahminleri ne diyor?

Altının 4 bin dolar seviyesini kırmasının ardından kısa vadeli beklentiler daha temkinli bir seyre işaret ediyor. Petrol fiyatlarındaki artışın sürmesi, güçlü enflasyon verilerinin açıklanması veya FED’in daha şahin bir tutum benimsemesi, özellikle faiz indirimi beklentilerinin zayıflaması ya da faiz artırımı olasılığının yükselmesi durumunda fiyatlar üzerindeki baskıyı devam ettirebilir ve yeni satışları tetikleyebilir.

Ayrıca 4 bin dolarlık psikolojik seviyenin altında işlemlerin sürmesi teknik baskıyı artırabilir. Kıymetli madenin bu seviyeyi hızlı bir şekilde geri kazanamaması halinde bazı yatırımcıların pozisyonlarını azaltma yoluna gitmesi ihtimal dahlinde bulunuyor. Ancak bu senaryo piyasadaki gelişmelere bağlı kalmayı sürdürürken, düşüşün mutlaka devam edeceği anlamına gelmiyor.

Buna karşın enerji fiyatlarının gevşemesi, enflasyon endişelerinin gerilemesi veya ekonomik verilerin yavaşlamaya işaret ederek faiz indirimi beklentilerini yeniden gündeme taşıması durumunda altın destek bulabilir. Yatırımcı talebinde ya da merkez bankası alımlarında yaşanacak olası bir artış da kayıpları sınırlamaya yardımcı olabilir; ancak bu faktörler tek başına anlık bir toparlanmayı garanti etmiyor.

dfgt
Kapalıçarşı’daki bir kuyumcuda satışa sunulan bilezikler (AFP)

Önümüzdeki hafta açıklanacak ekonomik veriler ile merkez bankalarının gerçekleştireceği toplantılar piyasanın yönünü belirlemede kritik rol oynayacak. Öne çıkan başlıklar arasında FED’in faiz kararı, Avrupa Merkez Bankası (ECB) toplantısı, ABD enflasyon verileri ve büyüme göstergeleri yer alıyor.

Yatırımcılar, alınacak kararlar ve yapılacak açıklamalarda, enerjiden kaynaklanan fiyat baskılarının parasal gevşemeyi geciktirip geciktirmeyeceğine ya da ilave sıkılaşma adımlarını tetikleyip tetiklemeyeceğine dair sinyalleri arayacak.

Altın, güvenli liman olarak cazibesini yitirdi mi?

Son dönemde yaşanan gerileme, altının koruma aracı olma vasfını tümüyle kaybettiği anlamına gelmiyor; ancak bu işlevin likidite koşulları ve para politikasından bağımsız işlemediğini gösteriyor. Enerji fiyatları yükselip faiz beklentileri güçlendiğinde, altını elde tutmanın fırsat maliyeti jeopolitik risklerden kaynaklanan talebin önüne geçebiliyor. Bu faktörlerin hisse senedi piyasalarındaki sert düşüşle çakışması halinde ise kıymetli madenin kendisi bazı yatırımcılar için nakit kaynağına dönüşebiliyor.

Daha uzun vadede merkez bankası alımları, bütçe açığı ile borç yüküne ilişkin endişeler ve jeopolitik gerilimler altın talebini destekleyebilecek unsurlar arasında yer almaya devam ediyor. Bununla birlikte söz konusu faktörler, faiz beklentilerinin değiştiği veya piyasalarda geniş çaplı tasfiyelerin yaşandığı dönemlerde sert düzeltmelerin önüne geçemiyor.

Bu doğrultuda altın, önümüzdeki döneme çift yönlü bir sınavla giriyor: Bir yanda 4 bin dolar seviyesini yeniden kazanma yeteneği, diğer yanda ise yatırımcı ve resmi kurum talebinin petrol, enflasyon ile para politikası beklentilerinden kaynaklanan baskıları dengeleme kapasitesi. Merkez bankalarından gelecek sinyaller ve ekonomik veriler, son düşüşün geçici bir düzeltme mi yoksa altın üzerindeki baskıların daha uzun süreceği bir dönemin başlangıcı mı olduğunu netleştirecek.


Altında düşüş: Haziran sonrasının en yüksek haftalık kaybına doğru gidiyor

Uganda'nın Entebbe şehrinde bulunan Afrika Altın Rafinerisi 'AGR'de sergilenen altın külçeleri (Reuters)
Uganda'nın Entebbe şehrinde bulunan Afrika Altın Rafinerisi 'AGR'de sergilenen altın külçeleri (Reuters)
TT

Altında düşüş: Haziran sonrasının en yüksek haftalık kaybına doğru gidiyor

Uganda'nın Entebbe şehrinde bulunan Afrika Altın Rafinerisi 'AGR'de sergilenen altın külçeleri (Reuters)
Uganda'nın Entebbe şehrinde bulunan Afrika Altın Rafinerisi 'AGR'de sergilenen altın külçeleri (Reuters)

Altın fiyatları, bugün gerileyerek dört ayı aşkın sürenin en büyük haftalık kaybını kaydetmeye yöneldi. Petrol fiyatlarındaki yükselişin, ABD’de faizlerin daha uzun süre yüksek seviyelerde tutulacağı beklentisini güçlendirmesi ve yatırımcıların gelecek hafta yapılacak ABD Merkez Bankası (FED) toplantısını beklemesi, altın üzerindeki baskıyı artırdı.

Piyasalarda spot altın % 0,2 düşüşle ons başına 4 bin 016,27 dolara geriledi. Günün erken saatlerinde 20 Temmuz’dan bu yana en düşük seviyesini gören altın, kayıplarının bir bölümünü telafi etti. Buna rağmen değerli metal, hafta başından bu yana yüzde 3,5 değer kaybederek haziran ayından bu yana en kötü haftalık performansını kaydetmeye yöneldi.

Aralık teslimatlı ABD altın vadeli işlemleri de % 0,7 düşüşle ons başına 4 bin 030,40 dolara indi.

Capital.com’un piyasa araştırmaları başkanı Monty Saffieddine, spekülatörlerin altın için kritik eşik olarak görülen 4 bin dolar seviyesini korumaya çalıştığını söyledi. Saffieddine, bu seviyenin belirgin biçimde altına inilmesinin, piyasaların faiz indirimi beklentilerinin zayıfladığına ve kalıcı enflasyon baskısı, yükselen tahvil getirileri ve güçlü dolar senaryosunu fiyatlamaya yöneldiğine işaret edebileceği uyarısında bulundu.

Petrol fiyatları ise dün yaklaşık yüzde 4 yükselerek son beş ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu artış, enerji arzında yeni kesintiler yaşanabileceğine ilişkin endişeleri artırdı.

Enerji fiyatlarındaki yükseliş enflasyon baskısını artırırken, FED’in faizleri daha uzun süre yüksek tutmasına yol açabilir. Bu durum, faiz getirisi sağlamayan altının cazibesini azaltıyor. Çünkü faiz getirisi sunan varlıkların daha yüksek getiri sağlaması, altın tutmanın fırsat maliyetini yükseltiyor.

Saffieddine, jeopolitik gerilimin daha da artmasının petrol fiyatlarını yukarı çekebileceğini belirtti. Ham petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon endişelerini yeniden canlandırdığını, tahvil getirilerini yukarı ittiğini ve ABD’de para politikasının gevşetilmesini geciktirdiğini ifade eden Saffieddine, bu gelişmelerin altın açısından olumsuz bir tablo oluşturduğunu kaydetti.

Yatırımcıların odağında, 27-28 Ekim tarihlerinde yapılması planlanan FED para politikası toplantısı ile gelecek hafta açıklanacak ABD kişisel tüketim harcamaları (PCE) verileri bulunuyor. PCE endeksi, FED’in yüzde 2’lik enflasyon hedefine ulaşma çabalarında temel aldığı başlıca enflasyon göstergesi olarak öne çıkıyor.

Piyasalar, FED’in gelecek haftaki toplantısında faizleri büyük ölçüde sabit tutmasını bekliyor. Bununla birlikte, aralık ayında faiz artırımı ihtimali de gündemdeki yerini koruyor. Bu senaryoya ilişkin piyasa beklentisinin yüzde 80 seviyesinde olduğu belirtiliyor.

Öte yandan HSBC analistleri dün yayımladıkları araştırma notunda, piyasa dinamiklerindeki değişim ve yatırım pozisyonlarının nakde çevrilmesini gerekçe göstererek, 2026 yılı için platin ve paladyumun ortalama fiyat tahminlerini düşürdü.

Diğer değerli metallerde de düşüş görüldü. Spot gümüş %1 gerileyerek ons başına 53,98 dolara, platin %0,1 düşüşle bin 568,58 dolara indi. Paladyum ise ons başına bin 054,50 dolarda yatay seyretti.

Gümüş, platin ve paladyum fiyatları da haftayı kayıpla tamamlamaya yöneldi.


IMF: Petrol dışı faaliyetler, Suudi ekonomisinin dalgalanmalara karşı dayanıklılığını artırıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Fahd Caddesi (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Fahd Caddesi (SPA)
TT

IMF: Petrol dışı faaliyetler, Suudi ekonomisinin dalgalanmalara karşı dayanıklılığını artırıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Fahd Caddesi (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Fahd Caddesi (SPA)

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Suudi Arabistan ekonomisine ilişkin öngörüleri, bölgesel huzursuzlukların enerji üretimi, ticaret ve tedarik zincirleri üzerinde yarattığı baskılara rağmen iyileşme ve büyüme açısından olumlu bir tabloya işaret etti. Krallığın gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) 2026 yılında petrol ve doğal gaz sektöründeki yavaşlamadan etkilenmesi beklenirken, petrol dışı faaliyetlerin daha dayanıklı bir seyir izlediği belirtildi. Ekonominin, enerji üretiminin kademeli olarak normale dönmesi ve ticaret koşullarının iyileşmesiyle birlikte 2027 yılında güçlü bir toparlanma kaydetmesi öngörülüyor.

IMF tarafından Ekim 2026’da yayımlanan Bölgesel Ekonomik Görünüm raporunda Suudi Arabistan; Ortadoğu, Kuzey Afrika, Afganistan ve Pakistan bölgesinin, çatışmaların yanı sıra küresel ticaret ve enerji arzındaki aksamalarla mücadele ettiği bir dönemde öne çıkan ana ekonomiler arasında gösterildi.

Büyümede geçici bir gerileme ve petrol dışı faaliyetlerin dayanıklılığı

Rapor, bölgesel enerji üretimi, deniz taşımacılığı ve özellikle Hürmüz ile Babu’l Mendeb boğazlarıyla bağlantılı tedarik zincirlerini etkileyen aksamalar neticesinde hidrokarbon sektörünün ilk yarıda gerilemesine bağlı olarak, Suudi Arabistan’ın reel GSYİH’sinin 2026 yılında yüzde 3,3 oranında küçüleceğini öngörüyor.

Buna karşılık, Krallık’taki petrol dışı faaliyetlerin, yatırım ivmesinin sürdürülmesi ve Vizyon 2030 kapsamındaki ekonomik çeşitlendirme programlarının desteğiyle enerji sektörlerine kıyasla daha dirençli bir seyir izlediği ve görece daha iyi bir performans sergilediği kaydedildi.

Turizm sektöründe ise Suudi Arabistan, bölgesel gerilimlerden doğrudan etkilenen diğer ülkelere kıyasla otel doluluk oranlarında en düşük düşüşü kaydederek, mevcut şartlar altında turizm hizmetleri hareketliliğini koruma konusunda nispi bir başarı ortaya koydu.

2027’de güçlü bir toparlanma bekleniyor

2026 yılında beklenen küçülmeye rağmen IMF, Suudi Arabistan ekonomisinin bir sonraki yıl güçlü bir toparlanma kaydetmesini ve reel GSYİH’sinin 2027 yılında yüzde 7,9 oranında büyümesini öngörüyor.

Söz konusu toparlanmanın; enerji üretiminin kademeli olarak normal seviyelerine dönmesi, güvenlik ve ticaret koşullarının istikrara kavuşması ve küresel tedarik zinciri akışının iyileşmesiyle bağlantılı olduğu ifade ediliyor.

Raporun orta vadeli öngörülerinde ise Krallık’ın reel GSYİH büyümesinin 2031 yılı itibarıyla yüzde 3,6 civarında dengeleneceği ve mevcut dönemde beklenen dalgalanmaların ardından ekonominin daha istikrarlı bir büyüme patikasına gireceği belirtiliyor.

Enflasyon ve para politikası

Suudi Arabistan’da ortalama enflasyonun 2026 yılında yüzde 2,7 civarında gerçekleşmesi, takip eden yıllarda ise yüzde 2 seviyesinde istikrar kazanması bekleniyor.

Sübvansiyonlar, fiyat kontrolleri ve mali disiplini içeren etkenler, enflasyonist baskıların dizginlenmesine ve bölgedeki birçok ekonomiye kıyasla fiyatların görece istikrarlı seyretmesine katkı sağladı.

Para politikası tarafında ise Suudi Arabistan Merkez Bankası yetkililerinin de aralarında bulunduğu Körfez ülkeleri merkez bankaları, finansal piyasaların istikrarını desteklemek ve olası enflasyonist baskıları sınırlamak amacıyla ABD Merkez Bankası’nın (FED) hamleleriyle uyumlu adımlar attı.

Mali esneklik ve şokları absorbe etme kapasitesi

2026 yılında Suudi Arabistan’ın mali politikası; altyapının geliştirilmesi, harcama verimliliğinin artırılması ve uzun vadeli yapısal reformların desteklenmesi dahil olmak üzere harcamaların stratejik önceliklere yönlendirilmesine imkan tanıyacak şekilde, disiplin ve ihtiyatla nitelendiriliyor.

Rapora göre Krallık, bölgesel huzursuzluk sürecine, cari denge ve resmi rezervler üzerinde oluşabilecek geçici şokların emilmesine yardımcı olan konforlu rezervler ve mali pozisyonlarla girdi.

Bölgesel ve küresel ölçekte belirsizliklerin arttığı bir dönemde söz konusu mali marjlar, ekonomik önceliklere yatırım yapılmaya devam edilirken dalgalanmalara karşı direncin artırılması açısından kritik önem taşıyor.

Yapay zekâ

Teknoloji ve yapay zekâya yapılan yatırımlar, Suudi Arabistan’ın diğer Körfez ülkeleriyle birlikte varlığını genişletmeye çalıştığı alanlardan birini oluşturuyor. Rapor, yapay zekâ altyapısına ve veri merkezlerine yönelik açıklanan ve raporda yer alan verilere göre GSYİH’nin yüzde 5’ini aşan yatırımlara dikkat çekerken, bu yatırımların orta vadede verimliliği ve büyümeyi artırmasının beklendiğini belirtiyor.

Aynı zamanda yapısal reformlar; iş gücü piyasalarının esnekliğinin artırılması, beşerî sermayeye yatırım yapılması ve petrol dışı ihracatın çeşitlendirilmesi yoluyla ekonominin dış şoklara karşı direncini artırmada önemli bir unsur olmayı sürdürüyor.

Rapor ayrıca, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin son yirmi yılda mal ihracatını çeşitlendirme konusunda kaydettiği ilerlemeye işaret ederek, üretim ile ticaret tabanını genişletmeye ve geleneksel gelir kaynaklarına olan bağımlılığı azaltmaya yönelik çabaların sürdürülmesinin önemini vurguluyor.

Söz konusu eğilimler bir arada değerlendirildiğinde; ekonomik çeşitlendirmenin ve yeni sektörlere yapılan yatırımların, Suudi Arabistan’ın mevcut huzursuzlukların etkilerini aşma ve orta vadeli büyüme beklentilerini koruma kapasitesini desteklemedeki kritik rolünü ortaya koyuyor.