Borç krizindeki Evergrande, soruşturma çıkmazında iflasa doğru ilerliyor

Çin’in borç krizindeki inşaat ve emlak şirketi Evergrande, ödeme güçlüklerine ek olarak hakkında başlatılan soruşturmalarla adım adım iflasa yaklaşıyor

(AA)
(AA)
TT

Borç krizindeki Evergrande, soruşturma çıkmazında iflasa doğru ilerliyor

(AA)
(AA)

İnşaat sektöründe dünyanın en büyük yatırımcılarından olan şirketler grubunun, vadesi dolan borçlarını yeniden yapılandırmak için hazırladığı plan, düzenleyici kurumların ve adli makamların yürüttüğü soruşturmalar nedeniyle çıkmaza girdi.

Çin'de borç krizi, bir gayrimenkul devini daha çöküşün eşiğine getirdi

Ekonomik sıkıntıların arttığı Çin'de 40 yıllık büyüme modeli bozulma yolunda

Evergrande ve iki yan kuruluşunun hisseleri Hong Kong borsasında işleme kapatıldı

Evergrande, 24 Eylül'de Hong Kong Borsası'na yaptığı bildirimde, Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Komisyonu ile Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonunun, şirketin borç yapılandırması için hazırladığı plana "idari tedbir" koyduğunu bildirdi.

Bildirimde, şirketin, ana iştiraki Hengda Gayrimenkul Grubu'na yönelik yürütülen soruşturmada alınan "idari tedbirler" nedeniyle yeni borç tahvili çıkaramayacağı belirtildi.

Açıklamanın ardından şirketin hisseleri, dün gün içinde yüzde 21,8 değer kaybederken, grubun 2 yıldır devam eden borç problemlerini çözüp çözemeyeceğine dair soru işaretleri arttı.

Çin’in GSYH’sinin yüzde 2’si kadar borcu var

Evergrande'nin 2022 sonunda 2,4 trilyon yuana (yaklaşık 330 milyar dolar) ulaşan toplam borç yükümlülüğü, Çin’in gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYH) yaklaşık yüzde 2’sine karşılık geliyor.

Şirket, vadesi geldiği halde ödeyemediği için temerrüde düşen 12,6 milyar yuan (1,7 milyar dolar) dış borcu nedeniyle alacaklıların açtığı çok sayıda davayla karşı karşıya bulunuyor.

Çin'de emlak sektöründeki süregelen durgunluk ve konut satışlarında azalma nedeniyle ödeme güçlükleri derinleşen şirket, 25 ve 26 Eylül'de kreditörlerle borç yapılandırmasını görüşmek üzere planladığı 6 toplantıyı iptal etti.

İptallere gerekçe olarak "satışların beklenenden zayıf olması" ve "yapılandırma koşullarını yeniden değerlendirme ihtiyacı" gösterildi.

Şirket, 30 Ekim'de Hong Kong'da görülecek ilk dava duruşmasına kadar alacaklılarıyla anlaşmaya varamazsa, borçları karşılığında varlıkları haczedilmeye başlanabilir.

Varlık yönetim birimi soruşturuluyor

Evergrande, 16 Ağustos'ta borsaya yaptığı bildirimde, ana iştiraki Hengda Gayrimenkul Grubu'nun, bilgi paylaşımı kurallarını ihlal ettiği şüphesiyle otoritelerce soruşturulduğunu duyurmuştu.

Şirketin varlık yönetimi iştiraki Evergrande Finansal Varlık Yönetimi'nin, "gölge bankacılık" faaliyetlerine yönelik kapsamlı adli soruşturmanın odağında olduğu anlaşılıyor.

Şirketin, bireysel müşterilere sattığı menkul varlıklardan elde ettiği gelirleri, düzenlemelere aykırı olarak konut projelerinin finansmanında kullandığı iddia ediliyor.

İştirakin merkezinin bulunduğu Şıncın şehrinde polis, 18 Eylül'de "şirketin bazı çalışanlarının" soruşturma kapsamında gözaltına alındığını bildirdi.

Gözaltına alınanların kimliği açıklanmazken, ulusal basın organlarına sızan bilgilerde, aralarında Genel Müdür Du Liang ve Genel Müdür Yardımcısı Yao Bıncai'nin olduğu yönetici düzeyinde 10'dan fazla kişinin, "yasa dışı fon toplama" şüphesiyle soruşturulduğu ileri sürüldü.

Evergrande, 2021'de aralarında kendi çalışanlarının da bulunduğu 70 bin müşteriye toplam 40 milyar yuan (5,47 milyar dolar) tutarındaki menkul varlık için nema ödemekte başarısız olmuştu.

Eski grup yöneticileri de gözaltında

Ekonomi ve finans haberleri servisi Caixin'in, "konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara" dayandırdığı haberine göre, Evergrande'nin eski Üst Yöneticisi (CEO) Şia Haycun ve eski Mali İşler Koordinatörü (CFO) Pan Darong da gözaltında tutuluyor.

Şia ve Pan, 2021'de grubun krediler için üçüncü taraflara teminat gösterdiği banka mevduatlarını, iştiraklerine yönlendirdiğinin anlaşılmasıyla ortaya çıkan skandal nedeniyle temmuzda istifa etmişti.

Öte yandan grubun 16 Eylül'de devlete devredilen sigorta şirketi Evergrande Hayat Teminat'ın eski yöneticisi Cu Cialin'in de 17 Eylül'de gözaltına alındığı bildirildi.

Ulusal Mali Düzenleme İdaresi, yeni oluşturulan, devlete ait Haigang Hayat Sigorta Şirketinin, Evergrande iştirakini tüm varlıkları ve yükümlülükleriyle devraldığını duyurmuştu.

İştirakin "ciddi borç ödeme problemleri olduğunu" işaret eden yetkililer, "yakın denetim ve risk çözümüne ihtiyaç duyulduğunu" vurgulamıştı.

İnşaat alanında en büyük yatırımcıydı

İş insanı Şu Ciayin tarafından 1996’da "Hengda Grup" adıyla Çin’in güneyindeki Guangcou şehrinde kurulan şirket, büyük şehirlerdeki büyük ölçekli konut ve kentsel dönüşüm projelerine yaptığı yatırımla kısa sürede dünyanın en büyük inşaat ve emlak şirketlerinden biri haline geldi.

2009'da Hong Kong Borsası’ndaki halka arzında 722 milyon dolar yatırım toplayan şirket, 2018’de inşaat sektöründe dünyanın en çok gelir elde eden şirketi oldu.

Çin genelinde 280’den fazla şehirde 1300’den fazla inşaat projesi gerçekleştiren şirket, 120 binden fazla çalışana istihdam sağladı.

Yılda yaklaşık 600 bin konut üreten şirket, Çin’de konut arzının önemli bir bölümünü karşılıyordu.

Ana faaliyet kolu inşaat olan şirket, varlık yönetiminden elektrikli araç üretimine, tema parklarından yiyecek içecek markalarına kadar farklı alanlarda da yatırımlar yaptı, ülkenin en başarılı futbol kulüplerinden biri olan Guangzhou FC’nin işletmesini üstlendi.

Problemlerin başlangıcı

Çin hükümetinin inşaat ve emlak sektöründeki sağlıksız büyümeyi engellemek için 2020'den itibaren bankaların ve finans kuruluşlarının sektöre verdiği kredilere oran sınırlaması getirmesi, Evergrande’nin borçlarını çevirmekte sıkıntıya düşmesini tetikleyen en önemli etken olarak görülüyor.

Ülkenin hızlı ekonomik büyüme kaydettiği yıllarda yan iş kollarıyla gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 20'sini oluşturan sektör, "büyük borç-büyük yatırım" döngüsüyle ilerliyordu.

Çin'de 2019 sonunda başlayan Kovid-19 salgını, konut yatırımlarında ve satışlarında durgunlukla bu döngüde ciddi kesintiye yol açtı.

Sektördeki durgunluk yatırımcıların borçlanmasını bir anda problemli hale getirdi. Üstelik Çin hükümeti de hem aşırı borçlanmanın finansal sistemde doğurduğu risklerden hem de piyasadaki spekülasyonun konut fiyatlarını aşırı artırmasından rahatsızdı.

Devlet Başkanı Şi Cinping'in "Konutlar yaşamak içindir, spekülasyon için değil." sözleriyle harekete geçen düzenleyici kurumlar, gayrimenkul şirketlerine borç kısıtlamaları getirmeye kadar verdi.

"Üç kırmızı çizgi"

Hükümet, aralarında Evergrande'nin de olduğu 12 büyük gayrimenkul şirketine devlet bankalarından borçlanabilmeleri için "üç kırmızı çizgiye" uyma şartı getiren yönetmelik sundu.

Yönetmelikle, şirketlere toplam varlıklarının toplam borçlara oranının yüzde 70'ten fazla olmaması, net borcun öz sermayeyi aşmaması ve nakit varlıkların kısa dönemli borçlardan ya fazla ya da en azından eşit olması kriterleri getirildi.

Evergrande, o sırada borçlanma kriterlerin hiçbirini sağlayamayacak durumdaydı. Şirket, ertesi yıl borçlanma kısıtlamalarının etkilerini hissetmeye başladı, Eylül 2021'de vadesi gelen iki yurt dışı borç tahvilinin faizini ödemede 2 kez başarısız oldu.

Bu büyüklükteki bir şirketin cüzi boyuttaki dış faiz ödemelerinde dahi sıkıntıya girmesi, daha geniş ölçekli bir borç krizinin kapıda olduğunu gösteriyordu.

Borç yönetimi çabaları

Yeni borç bulmakta sıkıntı yaşayan şirket, varlıklarını satarak borçlarını karşılama çabasına girişti.

Evergrande, 29 Eylül 2021’de, Liaoning eyaletinde ortağı olduğu Şıncing Bankasındaki hisselerini yaklaşık 10 milyar yuana (yaklaşık 1,5 milyar dolar) kamuya ait bir varlık yönetim şirketine sattığını bildirdi.

Öte yandan şirketin, Ekim 2021'de emlak yönetim birimi Evergrande Emlak Hizmetleri'nin yüzde 50,1 hissesini 20 milyar Hong Kong dolarına (yaklaşık 2,5 milyar dolar) Guandong merkezli bir başka inşaat grubuna olan Hopson İnşaat Holding'e devretme girişimi sonuçsuz kaldı.

Guangdong eyalet yönetimi, Aralık 2021'de Evergrande’nin borçları için temerrüde düşmesini önlemek üzere risk yönetim uzmanlarından oluşan heyet görevlendirdi.

Yurt dışında iflas korumasına başvurdu

2021'deki 476 milyar yuan (yaklaşık 65 milyar dolar), 2022'de 105 milyar yuan (yaklaşık 15,7 milyar dolar) zarar açıklayan şirketin toplam borç yükü, 2022 sonu itibarıyla 2,4 trilyon yuana (yaklaşık 330 milyar dolar) çıktı.

Bu yıl, borçları nedeniyle birçok kez temerrüde düşen şirket, 17 Ağustos'ta ABD'de iflas koruması için mahkemeye başvurdu.

Manhattan İflas Mahkemesine yapılan başvuruda, borçlarının yeniden yapılandırılması sürecinde şirketi dava etmek veya ABD'deki varlıklarını dondurmak isteyen alacaklılara karşı korunma talep edildi.

Evergrande'nin Hong Kong Borsası'nda Temmuz 2020'de hisse başına 25,80 Hong Kong dolarından işlem gören hisseleri dün 0,43 Hong Kong dolarına kadar geriledi. Şirket, geçen sürede piyasa değerinden 42,8 milyar dolar kaybetti.

Analistler, kötü tabloya ek olarak adli soruşturmayla çıkan yeni engeller ve sorunların şirketi daha fazla iflasa yaklaştırdığı değerlendirmesini yapıyor.



ABD Hazine Bakanı: İran kritik bir dönüm noktasında ve ekonomisi tehlikede

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Arşiv- Reuters)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Arşiv- Reuters)
TT

ABD Hazine Bakanı: İran kritik bir dönüm noktasında ve ekonomisi tehlikede

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Arşiv- Reuters)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Arşiv- Reuters)

ABD Hazine Bakanı Scott Bisent ün yaptığı açıklamada, İran ekonomisinin yüksek enflasyon ve diğer zorluklarla karşı karşıya olduğunu ve bunun kısmen ABD yaptırımlarından kaynaklandığını söyledi. Ayrıca, Tahran'daki yetkililerin rejim karşıtı protestoları şiddet kullanarak bastırmasından duydukları endişeyi de dile getirdi.

Besant, Minnesota Ekonomi Kulübü'nde yaptığı konuşmada, İran ekonomisinin çöküşün eşiğinde olduğunu belirterek, Başkan Donald Trump'ın Tahran'a protestoculara zarar vermemesi yönündeki uyarısını vurguladı. "Bu kritik bir an. Trump, protestoculara zarar vermemelerini istiyor. Gergin bir an" diyerek, Trump'ın pazar günü protestocuları öldürmeye başlarsa Tahran'ı vuracağı yönündeki tehdidine atıfta bulundu.

Trump pazar günü Air Force One uçağında gazetecilere, “Durumu çok yakından izliyoruz. Geçmişte olduğu gibi insanları öldürmeye başlarlarsa, ABD'nin çok sert bir şekilde karşılık vereceğini düşünüyorum” ifadesini kullandı. İnsan hakları grupları, İran'da para biriminin devalüasyonu ve yüksek enflasyon nedeniyle Tahran pazarında başlayan ve son üç yılın en büyük muhalefet dalgası olan protestoların ilk dokuz gününde en az 25 kişinin öldürüldüğünü belirtiyor.

Kötü bir yönetim, Batı yaptırımları, siyasi ve sosyal özgürlüklere getirilen kısıtlamalar nedeniyle yükselen enflasyonun yol açtığı zorlukların artmasıyla birlikte protestolar ülke geneline yayıldı. İranlı yetkililer İranlıların karşı karşıya kaldığı ekonomik zorlukları kabul ederken, protestoları yabancı güçlerle bağlantılı ağların kışkırttığını iddia etti. İran yargı başkanı çarşamba günü protestocuları uyararak, "İslam Cumhuriyeti'ne karşı düşmana yardım edenlere müsamaha gösterilmeyecektir" ifadelerini kullandı.

Bessent, “bir zamanlar zengin olan ve hala yüksek yaşam standardını koruyan bir toplumun gerçekten çökmekte ve bunun büyük bir kısmının yaptırımlardan kaynaklandığı”nın açık olduğunu söyledi. Tahran'ın nükleer programının yeniden inşasını nasıl finanse etmeyi planladığının ise belirsiz olduğunu belirtti.

Trump'ın, güvenlik güçlerinin protestoculara ateş açması halinde onları destekleyeceği yönündeki tehdidi, İsrail ve Amerikan güçlerinin 12 günlük savaşta İran'ın nükleer tesislerini bombalamasından yedi ay sonra geldi.


Venezuela ve ABD petrol ihracatı konusunda görüşmelerde bulunuyor

Venezuela'daki El Palito petrol rafinerisinden bir görünüm (Reuters)
Venezuela'daki El Palito petrol rafinerisinden bir görünüm (Reuters)
TT

Venezuela ve ABD petrol ihracatı konusunda görüşmelerde bulunuyor

Venezuela'daki El Palito petrol rafinerisinden bir görünüm (Reuters)
Venezuela'daki El Palito petrol rafinerisinden bir görünüm (Reuters)

Hükümet ile petrol ve taşımacılık sektörlerinden beş kaynak, dün Reuters’a yaptıkları açıklamada, Venezuelalı ve Amerikalı yetkililerin Venezuela ham petrolünün ABD’ye ihraç edilmesini görüştüğünü bildirdi.

ABD’nin Körfez kıyısında bulunan rafinerilerinin Venezuela ham petrolünü işleyebilecek kapasiteye sahip olduğu, bu rafinerilerin ABD’nin Venezuela’ya yaptırım uygulamasından önce söz konusu petrolü ithal ettiği hatırlatıldı.

Aynı çerçevede konuya vakıf üç kaynak, ABD’li petrol şirketlerinin üst düzey yöneticilerinin, Venezuela’daki yatırımları görüşmek üzere yarın (perşembe) Beyaz Saray’ı ziyaret etmesinin beklendiğini aktardı.

Kaynaklardan biri, toplantının ayrıntıları ve zamanlamasının halen görüşülmekte olduğunu söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi ise dün, Venezuela’nın ham petrol üretimini artırmanın yıllar alacağı yönündeki değerlendirmeleri reddetti. Yönetim, Latin Amerika ülkesindeki petrol sektörünü hızla güçlendirmek için birçok seçeneğe sahip olduğunu savundu. Dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olan Venezuela’da ham petrol üretiminin artırılması, ABD güçlerinin cumartesi günü başkent Karakas’a düzenlediği operasyonda Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun yakalanmasının ardından Trump’ın öncelikli hedefleri arasında yer alıyor.

CDFGT
Venezuela devlet petrol şirketi PDVSA'nın logosu, Venezuela'nın başkenti Karakas'ta bir yakıt tankerinin üzerinde, 14 Mayıs 2025 (Reuters)

Uzun süredir devam eden yatırım eksikliği nedeniyle altyapısı ciddi şekilde zarar gören Venezuela’da petrol ihracatı, 20 yıl önce günde 3 milyon varilin üzerindeyken, günümüzde 1 milyon varilin altına geriledi.

ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum, Washington’un elindeki seçeneklerden birinin, Venezuela’nın petrol sahaları için hayati öneme sahip ekipmanlara ve diğer teknolojilere erişimini engelleyen yaptırımların kaldırılması olduğunu söyledi. Burgum, Fox Business Network’e verdiği röportajda, üretimi en üst seviyeye çıkarmak için bu adımların atılabileceğini belirterek, “Bu işlerin bir kısmı çok hızlı şekilde yapılabilir. Ticari açıdan bakıldığında orada gerçekten çok büyük bir fırsat var” ifadelerini kullandı.

Öte yandan ABD Enerji Bakanı Chris Wright’ın, bugün Miami’de düzenlenecek Goldman Sachs konferansında bir konuşma yapması bekleniyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan petrol sektörünün Venezuela’daki faaliyetlerini 18 aydan daha kısa bir sürede genişletebileceğini, bunun da muhtemelen mali destek yoluyla gerçekleşebileceğini söyledi. Trump, pazartesi günü NBC News’e yaptığı açıklamada, “Bunu daha da kısa bir sürede yapabileceğimizi düşünüyorum, ancak çok büyük miktarda para gerekecek” dedi. Trump, söz konusu maliyetin petrol şirketleri tarafından karşılanacağını, ardından bu harcamaların ya ABD tarafından telafi edileceğini ya da elde edilecek gelirler yoluyla geri kazanılacağını ifade etti. “Muazzam miktarda para harcanması gerekecek” diyen Trump, bu sürecin özel sektör eliyle yürütüleceğini vurguladı. Trump, salı günü ABD Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçilere hitaben yaptığı konuşmada, Venezuela’daki petrol üretiminin artırılmasının Amerikalılar için enerji maliyetlerini düşürebileceğini savundu. Trump, “Çıkarabileceğimiz çok fazla petrol var ve bu da petrol fiyatlarının daha da düşmesine yol açacak” ifadesini kullandı.


Uzmanlar Maduro'nun tutuklanmasının küresel finans piyasaları üzerindeki etkileri hakkında ne düşünüyor?

 Venezuela'nın başkenti Karakas'ta Chavez destekçileri tarafından düzenlenen bir yürüyüşte Venezuela bayrağını dalgalandıran vatandaşlar (EPA)
Venezuela'nın başkenti Karakas'ta Chavez destekçileri tarafından düzenlenen bir yürüyüşte Venezuela bayrağını dalgalandıran vatandaşlar (EPA)
TT

Uzmanlar Maduro'nun tutuklanmasının küresel finans piyasaları üzerindeki etkileri hakkında ne düşünüyor?

 Venezuela'nın başkenti Karakas'ta Chavez destekçileri tarafından düzenlenen bir yürüyüşte Venezuela bayrağını dalgalandıran vatandaşlar (EPA)
Venezuela'nın başkenti Karakas'ta Chavez destekçileri tarafından düzenlenen bir yürüyüşte Venezuela bayrağını dalgalandıran vatandaşlar (EPA)

2026 yılına girilirken, ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu tutukladığını açıklamasıyla küresel yatırımcılar yeni ve beklenmedik bir jeopolitik risk dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Siyasi boyutu büyük bir olay olmasına rağmen, piyasalardaki ilk tepki ‘temkinli sakinlik’ şeklinde oldu. Petrol fiyatları belirgin dalgalanmalar gösterirken, güvenli liman olan varlıklara talep artışıyla altın fiyatları yükseldi; hisse senetleri ise teknoloji ve savunma sektörlerinin desteği ve ABD dolarının değer kazanmasıyla ivme kazandı.

Önde gelen finans piyasası analistlerinin bu gelişmelere ilişkin görüşleri şöyle özetlenebilir:

Singapur’daki Mizuho Bank’ın Ekonomi ve Strateji Başkanı Vishnu Varathan, piyasalara jeopolitik risklerin sadece ithalat rakamlarıyla sınırlı olmadığını hatırlatan yeni bir uyarı geldiğini belirtti. Varathan, tarihsel olarak Venezuela’ya uygulanan yaptırımlar ve ülkenin neredeyse tamamen petrol ihracatına bağımlı olmasının, rejim değişikliğinin ticaret ve yatırım kanalları üzerindeki etkisini ‘sınırlı ve çevrelenmiş’ hale getirdiğini, bu durumun piyasalarda geniş çaplı satış baskısının yaşanmamasını açıkladığını vurguladı. Buna karşın Varathan, Latin Amerika bölgesinin istikrarının artık test altında olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi. Özellikle Başkan Trump’ın uyarılarını Küba, Kolombiya ve Meksika’yı kapsayacak şekilde genişletmesinin ardından, halkın ABD’ye yönelik algısının petrol ve maden kaynaklarından somut faydalar görmediği takdirde olumsuz yönde değişebileceğine dikkat çekti.

Değerli metaller, riskten korunma konusunda hükümetleri geride bırakıyor

Diğer yandan Capital.com’un kıdemli piyasa analisti Kyle Rodda, etkilerin kısa vadede hâlâ sınırlı olduğunu ve esas olarak enerji sektörüyle sınırlı kaldığını belirtti. Rodda, değerli metallerin fiyatlarındaki güçlü tepkilere dikkat çekerek, piyasanın hükümet adımlarını ‘önceden fiyatlamaya’ başladığını ve bunun altın gibi dolar dışı ve nakit dışı alternatiflere olan talebi artırdığını vurguladı. Analist, bunun dışında piyasanın hafta sonu yaşanan gelişmelerden çok, gelecekteki gelişmelerin ne getireceğini merakla beklediğini ifade etti.

Venezuela şu anda dünya sahnesinde etkili bir oyuncu değil

J.P. Morgan Varlık Yönetimi’nde Asya-Pasifik Piyasaları Baş Stratejisti Tai Hui, piyasanın tepkisinin zayıf olmasını, Venezuela’nın üretiminin dünya petrol üretiminin yalnızca yaklaşık yüzde 1’ini oluşturmasına bağladı. Hui, uzun yıllar süren yatırım eksikliğinin, Karakas’ın üretimi artırıp küresel piyasaya pompalamasını yakın vadede imkânsız kıldığını vurguladı. Ayrıca, Trump’ın Venezuela’yı kısa süreliğine ABD yönetimine devretme açıklamasının, etkileri yalnızca enerji piyasasıyla sınırlı tuttuğunu belirtti ve finansal piyasaların jeopolitik riskleri her zaman doğru şekilde fiyatlayamayabileceğine dikkat çekti.

Piyasa direnci, siyasi beklentileri test ediyor

OCBC Bank’ta Yatırım Stratejisi Genel Müdürü Vasu Menon, Trump’ın Venezuela petrol üretimini artırma taahhüdünün, ‘petrol musluklarının’ tamamen açılabilmesi için uzun süreli bir süreç ve büyük sermaye yatırımları gerektirdiğini belirtti. Menon, siyasi istikrarsızlıklar ve tedarik kesintilerinin fiyatları geçici olarak hafifçe yükseltebileceğini, ancak OPEC’in kararlarının fiyat istikrarına katkı sağlayabileceğini öngördü. Menon, piyasaların 2025’te yaşanan gelişmelerle olgunlaşması sayesinde jeopolitik şoklara karşı ‘daha az hassas’ hale geldiğini vurgulayarak, siyasi sürprizlerin etkisinin geçen yıl olduğu gibi geçici olabileceğini bildirdi.