Borç krizindeki Evergrande, soruşturma çıkmazında iflasa doğru ilerliyor

Çin’in borç krizindeki inşaat ve emlak şirketi Evergrande, ödeme güçlüklerine ek olarak hakkında başlatılan soruşturmalarla adım adım iflasa yaklaşıyor

(AA)
(AA)
TT

Borç krizindeki Evergrande, soruşturma çıkmazında iflasa doğru ilerliyor

(AA)
(AA)

İnşaat sektöründe dünyanın en büyük yatırımcılarından olan şirketler grubunun, vadesi dolan borçlarını yeniden yapılandırmak için hazırladığı plan, düzenleyici kurumların ve adli makamların yürüttüğü soruşturmalar nedeniyle çıkmaza girdi.

Çin'de borç krizi, bir gayrimenkul devini daha çöküşün eşiğine getirdi

Ekonomik sıkıntıların arttığı Çin'de 40 yıllık büyüme modeli bozulma yolunda

Evergrande ve iki yan kuruluşunun hisseleri Hong Kong borsasında işleme kapatıldı

Evergrande, 24 Eylül'de Hong Kong Borsası'na yaptığı bildirimde, Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Komisyonu ile Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonunun, şirketin borç yapılandırması için hazırladığı plana "idari tedbir" koyduğunu bildirdi.

Bildirimde, şirketin, ana iştiraki Hengda Gayrimenkul Grubu'na yönelik yürütülen soruşturmada alınan "idari tedbirler" nedeniyle yeni borç tahvili çıkaramayacağı belirtildi.

Açıklamanın ardından şirketin hisseleri, dün gün içinde yüzde 21,8 değer kaybederken, grubun 2 yıldır devam eden borç problemlerini çözüp çözemeyeceğine dair soru işaretleri arttı.

Çin’in GSYH’sinin yüzde 2’si kadar borcu var

Evergrande'nin 2022 sonunda 2,4 trilyon yuana (yaklaşık 330 milyar dolar) ulaşan toplam borç yükümlülüğü, Çin’in gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYH) yaklaşık yüzde 2’sine karşılık geliyor.

Şirket, vadesi geldiği halde ödeyemediği için temerrüde düşen 12,6 milyar yuan (1,7 milyar dolar) dış borcu nedeniyle alacaklıların açtığı çok sayıda davayla karşı karşıya bulunuyor.

Çin'de emlak sektöründeki süregelen durgunluk ve konut satışlarında azalma nedeniyle ödeme güçlükleri derinleşen şirket, 25 ve 26 Eylül'de kreditörlerle borç yapılandırmasını görüşmek üzere planladığı 6 toplantıyı iptal etti.

İptallere gerekçe olarak "satışların beklenenden zayıf olması" ve "yapılandırma koşullarını yeniden değerlendirme ihtiyacı" gösterildi.

Şirket, 30 Ekim'de Hong Kong'da görülecek ilk dava duruşmasına kadar alacaklılarıyla anlaşmaya varamazsa, borçları karşılığında varlıkları haczedilmeye başlanabilir.

Varlık yönetim birimi soruşturuluyor

Evergrande, 16 Ağustos'ta borsaya yaptığı bildirimde, ana iştiraki Hengda Gayrimenkul Grubu'nun, bilgi paylaşımı kurallarını ihlal ettiği şüphesiyle otoritelerce soruşturulduğunu duyurmuştu.

Şirketin varlık yönetimi iştiraki Evergrande Finansal Varlık Yönetimi'nin, "gölge bankacılık" faaliyetlerine yönelik kapsamlı adli soruşturmanın odağında olduğu anlaşılıyor.

Şirketin, bireysel müşterilere sattığı menkul varlıklardan elde ettiği gelirleri, düzenlemelere aykırı olarak konut projelerinin finansmanında kullandığı iddia ediliyor.

İştirakin merkezinin bulunduğu Şıncın şehrinde polis, 18 Eylül'de "şirketin bazı çalışanlarının" soruşturma kapsamında gözaltına alındığını bildirdi.

Gözaltına alınanların kimliği açıklanmazken, ulusal basın organlarına sızan bilgilerde, aralarında Genel Müdür Du Liang ve Genel Müdür Yardımcısı Yao Bıncai'nin olduğu yönetici düzeyinde 10'dan fazla kişinin, "yasa dışı fon toplama" şüphesiyle soruşturulduğu ileri sürüldü.

Evergrande, 2021'de aralarında kendi çalışanlarının da bulunduğu 70 bin müşteriye toplam 40 milyar yuan (5,47 milyar dolar) tutarındaki menkul varlık için nema ödemekte başarısız olmuştu.

Eski grup yöneticileri de gözaltında

Ekonomi ve finans haberleri servisi Caixin'in, "konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara" dayandırdığı haberine göre, Evergrande'nin eski Üst Yöneticisi (CEO) Şia Haycun ve eski Mali İşler Koordinatörü (CFO) Pan Darong da gözaltında tutuluyor.

Şia ve Pan, 2021'de grubun krediler için üçüncü taraflara teminat gösterdiği banka mevduatlarını, iştiraklerine yönlendirdiğinin anlaşılmasıyla ortaya çıkan skandal nedeniyle temmuzda istifa etmişti.

Öte yandan grubun 16 Eylül'de devlete devredilen sigorta şirketi Evergrande Hayat Teminat'ın eski yöneticisi Cu Cialin'in de 17 Eylül'de gözaltına alındığı bildirildi.

Ulusal Mali Düzenleme İdaresi, yeni oluşturulan, devlete ait Haigang Hayat Sigorta Şirketinin, Evergrande iştirakini tüm varlıkları ve yükümlülükleriyle devraldığını duyurmuştu.

İştirakin "ciddi borç ödeme problemleri olduğunu" işaret eden yetkililer, "yakın denetim ve risk çözümüne ihtiyaç duyulduğunu" vurgulamıştı.

İnşaat alanında en büyük yatırımcıydı

İş insanı Şu Ciayin tarafından 1996’da "Hengda Grup" adıyla Çin’in güneyindeki Guangcou şehrinde kurulan şirket, büyük şehirlerdeki büyük ölçekli konut ve kentsel dönüşüm projelerine yaptığı yatırımla kısa sürede dünyanın en büyük inşaat ve emlak şirketlerinden biri haline geldi.

2009'da Hong Kong Borsası’ndaki halka arzında 722 milyon dolar yatırım toplayan şirket, 2018’de inşaat sektöründe dünyanın en çok gelir elde eden şirketi oldu.

Çin genelinde 280’den fazla şehirde 1300’den fazla inşaat projesi gerçekleştiren şirket, 120 binden fazla çalışana istihdam sağladı.

Yılda yaklaşık 600 bin konut üreten şirket, Çin’de konut arzının önemli bir bölümünü karşılıyordu.

Ana faaliyet kolu inşaat olan şirket, varlık yönetiminden elektrikli araç üretimine, tema parklarından yiyecek içecek markalarına kadar farklı alanlarda da yatırımlar yaptı, ülkenin en başarılı futbol kulüplerinden biri olan Guangzhou FC’nin işletmesini üstlendi.

Problemlerin başlangıcı

Çin hükümetinin inşaat ve emlak sektöründeki sağlıksız büyümeyi engellemek için 2020'den itibaren bankaların ve finans kuruluşlarının sektöre verdiği kredilere oran sınırlaması getirmesi, Evergrande’nin borçlarını çevirmekte sıkıntıya düşmesini tetikleyen en önemli etken olarak görülüyor.

Ülkenin hızlı ekonomik büyüme kaydettiği yıllarda yan iş kollarıyla gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 20'sini oluşturan sektör, "büyük borç-büyük yatırım" döngüsüyle ilerliyordu.

Çin'de 2019 sonunda başlayan Kovid-19 salgını, konut yatırımlarında ve satışlarında durgunlukla bu döngüde ciddi kesintiye yol açtı.

Sektördeki durgunluk yatırımcıların borçlanmasını bir anda problemli hale getirdi. Üstelik Çin hükümeti de hem aşırı borçlanmanın finansal sistemde doğurduğu risklerden hem de piyasadaki spekülasyonun konut fiyatlarını aşırı artırmasından rahatsızdı.

Devlet Başkanı Şi Cinping'in "Konutlar yaşamak içindir, spekülasyon için değil." sözleriyle harekete geçen düzenleyici kurumlar, gayrimenkul şirketlerine borç kısıtlamaları getirmeye kadar verdi.

"Üç kırmızı çizgi"

Hükümet, aralarında Evergrande'nin de olduğu 12 büyük gayrimenkul şirketine devlet bankalarından borçlanabilmeleri için "üç kırmızı çizgiye" uyma şartı getiren yönetmelik sundu.

Yönetmelikle, şirketlere toplam varlıklarının toplam borçlara oranının yüzde 70'ten fazla olmaması, net borcun öz sermayeyi aşmaması ve nakit varlıkların kısa dönemli borçlardan ya fazla ya da en azından eşit olması kriterleri getirildi.

Evergrande, o sırada borçlanma kriterlerin hiçbirini sağlayamayacak durumdaydı. Şirket, ertesi yıl borçlanma kısıtlamalarının etkilerini hissetmeye başladı, Eylül 2021'de vadesi gelen iki yurt dışı borç tahvilinin faizini ödemede 2 kez başarısız oldu.

Bu büyüklükteki bir şirketin cüzi boyuttaki dış faiz ödemelerinde dahi sıkıntıya girmesi, daha geniş ölçekli bir borç krizinin kapıda olduğunu gösteriyordu.

Borç yönetimi çabaları

Yeni borç bulmakta sıkıntı yaşayan şirket, varlıklarını satarak borçlarını karşılama çabasına girişti.

Evergrande, 29 Eylül 2021’de, Liaoning eyaletinde ortağı olduğu Şıncing Bankasındaki hisselerini yaklaşık 10 milyar yuana (yaklaşık 1,5 milyar dolar) kamuya ait bir varlık yönetim şirketine sattığını bildirdi.

Öte yandan şirketin, Ekim 2021'de emlak yönetim birimi Evergrande Emlak Hizmetleri'nin yüzde 50,1 hissesini 20 milyar Hong Kong dolarına (yaklaşık 2,5 milyar dolar) Guandong merkezli bir başka inşaat grubuna olan Hopson İnşaat Holding'e devretme girişimi sonuçsuz kaldı.

Guangdong eyalet yönetimi, Aralık 2021'de Evergrande’nin borçları için temerrüde düşmesini önlemek üzere risk yönetim uzmanlarından oluşan heyet görevlendirdi.

Yurt dışında iflas korumasına başvurdu

2021'deki 476 milyar yuan (yaklaşık 65 milyar dolar), 2022'de 105 milyar yuan (yaklaşık 15,7 milyar dolar) zarar açıklayan şirketin toplam borç yükü, 2022 sonu itibarıyla 2,4 trilyon yuana (yaklaşık 330 milyar dolar) çıktı.

Bu yıl, borçları nedeniyle birçok kez temerrüde düşen şirket, 17 Ağustos'ta ABD'de iflas koruması için mahkemeye başvurdu.

Manhattan İflas Mahkemesine yapılan başvuruda, borçlarının yeniden yapılandırılması sürecinde şirketi dava etmek veya ABD'deki varlıklarını dondurmak isteyen alacaklılara karşı korunma talep edildi.

Evergrande'nin Hong Kong Borsası'nda Temmuz 2020'de hisse başına 25,80 Hong Kong dolarından işlem gören hisseleri dün 0,43 Hong Kong dolarına kadar geriledi. Şirket, geçen sürede piyasa değerinden 42,8 milyar dolar kaybetti.

Analistler, kötü tabloya ek olarak adli soruşturmayla çıkan yeni engeller ve sorunların şirketi daha fazla iflasa yaklaştırdığı değerlendirmesini yapıyor.



Suudi konaklama sektöründe büyük sıçrama… 50 küresel marka zamanla yarışıyor ve 120 milyar dolarlık yatırım yapıyor

Cidde Kordonu, önde gelen turizm ve otelcilik projelerine ev sahipliği yapan en önemli destinasyonlardan biri olarak öne çıkıyor. (SPA)
Cidde Kordonu, önde gelen turizm ve otelcilik projelerine ev sahipliği yapan en önemli destinasyonlardan biri olarak öne çıkıyor. (SPA)
TT

Suudi konaklama sektöründe büyük sıçrama… 50 küresel marka zamanla yarışıyor ve 120 milyar dolarlık yatırım yapıyor

Cidde Kordonu, önde gelen turizm ve otelcilik projelerine ev sahipliği yapan en önemli destinasyonlardan biri olarak öne çıkıyor. (SPA)
Cidde Kordonu, önde gelen turizm ve otelcilik projelerine ev sahipliği yapan en önemli destinasyonlardan biri olarak öne çıkıyor. (SPA)

Suudi Arabistan, dev turizm projeleri ve yeni destinasyonların hızla genişlemesinin etkisiyle, bölgede ve dünyada konaklama sektörünün en hızlı büyüyen pazarlarından biri olarak konumunu güçlendirmeyi sürdürüyor. Bu gelişme, dünyanın önde gelen otel zincirlerini yatırımlarını hızlandırmaya ve yerel pazarda benzeri görülmemiş nitelikli projeler hayata geçirmeye yöneltiyor.

Bu yılın ilk yarısında Suudi Arabistan konaklama sektörü büyük yatırımları çekmeyi sürdürürken, önde gelen uluslararası otel işletmecileri ülkedeki yeni otellerin açılışını duyurdu.

Bu hareketlilik, Suudi Arabistan’ın Ortadoğu’da geliştirme aşamasındaki en büyük otel proje portföyüne sahip olmayı sürdürmesiyle eş zamanlı gerçekleşti. Bu büyümede, NEOM, Kızıldeniz, Qiddiya ve Diriye gibi geleceğin öne çıkan destinasyonlarının yanı sıra başkent Riyad, Mekke ve Medine’deki sürekli büyüme etkili oldu.

Şarku’l Avsat’ın yaptığı derlemeye göre, uluslararası otel işletmecilerinin planları ile Vizyon 2030 hedefleri arasında büyük bir uyum bulunuyor. Turizm Bakanlığı’nın son verileri, 50’den fazla küresel konaklama markasının 120 milyar doları aşan yatırımlarla Suudi Arabistan’da büyüme planladığını ortaya koyuyor. Bu yatırımlar kapsamında 200 binden fazla yeni oda kapasitesinin eklenmesi hedeflenirken, yatırımların yaklaşık yüzde 50’sini üstlenen özel sektör; artan talebi karşılamak ve turistlerin lüks oteller, tatil köyleri ile tarihi ve kırsal konaklama tesislerine yönelik farklı beklentilerine cevap vermede kilit rol oynuyor.

Diriye’deki yeni otel projeleri, ‘tarihi ve butik oteller’ sektöründeki büyümeye öncülük ediyor. (Diriye Şirketi)Diriye’deki yeni otel projeleri, ‘tarihi ve butik oteller’ sektöründeki büyümeye öncülük ediyor. (Diriye Şirketi)

Bu kapsamda, turizm sektöründeki yatırımcılar ve uzmanlar, söz konusu ivmenin hizmet kalitesini artıran ve rekabet gücünü yükselten niteliksel bir dönüşümü yansıttığını belirtti. Uzmanlar, bu dönüşümün hem yabancı hem de yerli yatırımcıların yatırım süreçlerini kolaylaştırmayı başaran cazip yatırım ortamı ve esnek düzenleyici çerçeveler sayesinde mümkün olduğuna dikkat çekti.

Küresel yatırımlar

2026 yılının başında Marriott, Cidde, Mekke ve Medine’de toplam 2 bin 700’den fazla odaya sahip beş yeni otelin portföyüne eklenmesini öngören bir anlaşma imzaladığını duyurdu.

Öte yandan, Accor Grubu bünyesinde faaliyet gösteren ve Fransız lüks konaklama alanında uzmanlaşan Sofitel, Sofitel Riyad Oteli ve Konferans Merkezi’nin resmi açılışını gerçekleştirdiğini açıkladı.

Bilgi Ekonomisi Şehri (KEC), ana imar planı kapsamındaki ilk otel olma özelliğini taşıyan DoubleTree by Hilton projesini duyurdu. Projenin, Medine’de konfor ve bağlantı imkanlarını yeni bir seviyeye taşıması hedefleniyor. Kızıldeniz Projesi de kısa süre önce, markanın Suudi Arabistan’daki ilk tesisi olan Şura Adası’ndaki SLS Resort’un resmi açılışını gerçekleştirdi. Tatil köyünde oda, süit ve özel havuzlu villalardan oluşan 150 lüks konaklama biriminin yanı sıra kapsamlı bir spa merkezi, sinema ve çeşitli eğlence olanakları bulunuyor.

Vizyon 2030 raporuna göre 2025 yılı turizm sektöründeki başarılarVizyon 2030 raporuna göre 2025 yılı turizm sektöründeki başarılar

Suudi Arabistan merkezli Blacksand ile uluslararası otel zinciri Marriott International, önümüzdeki dört yıl içinde Suudi Arabistan’da toplam bin 300’den fazla odaya sahip 10 yeni otelin geliştirilmesini öngören bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, Suudi Arabistan’da konaklama ve turizm sektöründe yaşanan ivmenin, Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda hız kazandığını ortaya koyuyor.

Geçtiğimiz nisan ayında ise Kral Abdullah Finans Merkezi’nin (KAFD) yönetim ve işletmesinden sorumlu KAFD Yönetim ve Geliştirme Şirketi, W Riyad – KAFD otelinin açılışını gerçekleştirdi.

Sektördeki son adımlardan biri de küresel konaklama şirketi The Ascott Limited’dan geldi. Şirket, 2026’nın dördüncü çeyreğinde Ascott Villas Riyadh projesini hizmete açmayı planladığını duyurdu. Suudi Arabistan’daki ilk villa topluluğu olacak proje, başkent Riyad’ın kuzeyindeki Hıttin mahallesinde 86 villadan oluşacak.

The Ascott Limited’ın açıklaması, şirketin Suudi Arabistan pazarındaki varlığını genişletme stratejisini de yansıtıyor. Şirket, Riyad ve diğer büyük şehirlerde turizm ile iş seyahatlerindeki büyümeden yararlanarak, 2030 yılına kadar ülkedeki toplam kapasitesini 15 bin konaklama birimine çıkarmayı hedefliyor.

Ascott Villas Riyadh projesinin görseli (Şarku’l Avsat)Ascott Villas Riyadh projesinin görseli (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan pazarının uluslararası yatırımcılar nezdinde artan cazibesini ortaya koyan bir adım olarak Dar Global, Trump Organization ile Cidde’de Trump International Hotel & Tower projesini geliştirmek üzere stratejik ortaklık kurduğunu açıkladı. Beş yıldızlı bir otel ile üst segment konutlardan oluşacak lüks proje, Kızıldeniz kıyılarının küresel konaklama ve lüks yaşam sektörünün en seçkin markaları için önemli bir cazibe merkezi haline geldiğini bir kez daha teyit ediyor.

Yatırımcıların güveni

İş insanı ve turizm-eğlence sektörü yatırımcısı Macid el-Hukeyr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın küresel otel markalarını artan ölçüde çekmesinin turizm sektöründe niteliksel bir dönüşüme işaret ettiğini belirterek, “Artık mesele yalnızca otel sayısını artırmak değil; farklı ziyaretçi gruplarına hitap eden entegre bir turizm ekosistemi inşa etmek” dedi.

El-Hukeyr, önde gelen uluslararası markaların Riyad, Cidde, Mekke ve Medine gibi şehirlerde faaliyetlerini genişletmesinin, yatırımcıların Suudi Arabistan pazarının geleceğine duyduğu güveni yansıttığını ifade etti. Bunun aynı zamanda hizmet kalitesini yükselteceğini, rekabeti artıracağını ve turist deneyimine olumlu katkı sağlayacağını vurguladı.

Son dönemde turistlerin beklentilerinin önemli ölçüde değiştiğine dikkat çeken el-Hukeyr, Suudi Arabistan’ın lüks oteller, butik oteller, tatil köyleri ile kırsal ve tarihi konaklama tesisleri gibi yüksek kalite standartlarına sahip farklı konaklama seçenekleriyle bu taleplere cevap verebilecek konuma geldiğini söyledi.

 El-Huber’deki Mövenpick Tatil Köyü, Doğu Bölgesi sahillerindeki turistik destinasyonların cazibesini artırıyor. (SPA)El-Huber’deki Mövenpick Tatil Köyü, Doğu Bölgesi sahillerindeki turistik destinasyonların cazibesini artırıyor. (SPA)

Ulusal yetenekler

Turizm yatırımcısı Nasır Abdulaziz el-Gaylan da Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, küresel otel markalarının Suudi Arabistan pazarına girişinin ve yatırımlarını sürdürmesinin, Suudi Arabistan’ı önümüzdeki yıllarda bölgenin önde gelen turizm ve yatırım destinasyonlarından biri haline getireceğini söyledi. El-Gaylan, bu süreçte NEOM, Kızıldeniz, Qiddiya ve Diriye gibi mega projelerin yanı sıra Vizyon 2030 hedeflerinin belirleyici rol oynadığını ifade etti.

El-Gaylan’a göre, söz konusu yatırımların uzun vadeli başarısı; nitelikli yerli insan kaynağının geliştirilmesi, ziyaretçi deneyiminin iyileştirilmesi ve sürdürülebilir, çeşitlendirilmiş turizm seçeneklerinin sunulmasına bağlı olacak. Bu unsurların, Suudi Arabistan’ın küresel turizm haritasındaki konumunu güçlendirecek dengeli bir büyümeyi sağlayacağını vurguladı.

Öte yandan Turizm Bakanlığı, 22-24 Haziran tarihlerinde Riyad’da düzenlenen Geleceğin Konaklama Zirvesi ile eş zamanlı olarak Suudi Arabistan Turizminde Küresel Yatırımlar başlıklı özel bir rapor yayımladı. Raporda, uluslararası yatırımcıların Suudi Arabistan turizm pazarına yönelik artan ilgisi ve ülkedeki yatırım genişleme eğilimi ele alındı.

Cidde’nin gece silüeti, turizm ve eğlence sektörünü yönlendiren otelcilik ve kentsel gelişim patlamasını gözler önüne seriyor. (SPA)Cidde’nin gece silüeti, turizm ve eğlence sektörünü yönlendiren otelcilik ve kentsel gelişim patlamasını gözler önüne seriyor. (SPA)

Rapora göre, artan turizm talebi ve bütüncül yatırım ortamının etkisiyle 50’den fazla küresel konaklama markası Suudi Arabistan’daki faaliyetlerini genişletiyor. Bu gelişmeler, Suudi Arabistan’ı turizm geliştirme projelerinin hacmi bakımından Ortadoğu’nun en büyük turizm pazarı konumuna taşırken, sektörün yükselen ivmesini ortaya koyan göstergelere de dikkat çekiliyor. Buna göre, 120 milyar doları aşan yatırımlarla 2030 yılına kadar turizm kapasitesine 200 binden fazla yeni odanın eklenmesi beklenirken, bu yatırımların yaklaşık yüzde 50’sinin özel sektör tarafından gerçekleştirilmesi öngörülüyor.

Rapor ayrıca, sektörün büyümesini destekleyen yatırım ortamına da ışık tutuyor. Turizm sektöründe düzenleyici çerçevenin geliştirilmesi, ruhsatlandırma süreçlerinin kolaylaştırılması, yatırım teşviklerinin sunulması ile dijital hizmetler ve yatırımcıların işlemlerini hızlandıran iş merkezlerinin hayata geçirilmesi sayesinde yatırım sürecinin kısaltıldığı, yatırım gerekliliklerinin daha şeffaf hale getirildiği ve ilgili kurumlara erişimin kolaylaştırıldığı vurgulanıyor.


Trump, kripto para servetini savundu: Yasadışı bir şey yok

Trump, bir zamanlar sektöre şüpheyle yaklaşmasına rağmen, 2024 seçim kampanyasında kripto para sektörünün desteğini kazanmaya çalıştı (AFP)
Trump, bir zamanlar sektöre şüpheyle yaklaşmasına rağmen, 2024 seçim kampanyasında kripto para sektörünün desteğini kazanmaya çalıştı (AFP)
TT

Trump, kripto para servetini savundu: Yasadışı bir şey yok

Trump, bir zamanlar sektöre şüpheyle yaklaşmasına rağmen, 2024 seçim kampanyasında kripto para sektörünün desteğini kazanmaya çalıştı (AFP)
Trump, bir zamanlar sektöre şüpheyle yaklaşmasına rağmen, 2024 seçim kampanyasında kripto para sektörünün desteğini kazanmaya çalıştı (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ailesinin kripto para girişimlerinde yaşananlardan haberi olmadığını ısrarla savunuyor ancak mali beyanlara göre bu şirketler geçen yıl başkana 1 milyar dolardan fazla gelir sağladı.

Perşembe günü CNBC'ye konuşan Trump, "Bilebilirdim ama bilmiyordum" dedi. 

Haberim yok. Burada yasadışı bir şey yok. Bunda yanlış bir şey yok.

Trump, çocukları ve bağımsız finans kurumları tarafından yönetilen bir tröstte tutulduğunu söylediği varlıklarıyla ilgili, "İşletmelerimle ilgili hiçbir şey yapmıyorum" diye ekledi.

Cumhuriyetçi lider, CNBC röportajında varlık yöneticilerinin "kim olduğunu bile bilmediğini" iddia etti.

Durumu eleştirenler, başkanı ailesinin kripto para faaliyetleri yoluyla nüfuz ticareti yapmakla suçluyor ancak hem başkan hem de Trump Organization bu iddiaları reddediyor.

cdfvgthy
ABD Başkanı Trump, geçen yıl ailesinin kripto para işlerinden 1 milyar dolardan fazla gelir elde etmesinde herhangi bir çıkar çatışması olmadığını ısrarla savunuyor (Reuters)

Trump'ın göreve başlamasından kısa bir süre önce, Trump ailesinin kripto para işlerinden birindeki 500 milyon dolarlık hisseyi Abu Dabi kraliyetinden birine gizlice sattığı ve bu kişinin şirketlerinden birinin daha sonra Trump kripto parası kullanarak 2 milyar dolarlık ayrı bir anlaşma yaptığı öne sürülmüştü. Sözkonusu kraliyet üyesi, BAE'nin yüksek performanslı yapay zeka çiplerine erişimini sağlamak amacıyla Trump yönetimiyle yürütülen müzakerelerde de yer aldı.

ABD Başkanı ekimde, Trump ailesinin kripto faaliyetlerinde birlikte çalıştığı Binance kurucusu Changpeng Zhao için af çıkarmıştı.

Bir zamanlar kripto para endüstrisine şüpheyle yaklaşan Trump, 2024 seçim kampanyasında sektörün desteğini kazanmaya çalışmış ve kripto şirketleri, en etkili ve cömert bağışçıları arasında yer almıştı.

Başkan, kripto para sektörüne yönelik kovuşturmaların azaltılması, ABD Tüketici Finansal Koruma Bürosu'nun zayıflatılması ve ulusal bir Bitcoin rezervi oluşturulması çağrısı dahil, sektörün önceliklerini görev süresi boyunca yerine getirdi.

Bitcoin fiyatının 2025 sonlarında kısa süreliğine tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşması, başkanın sektördeki destekçilerini daha da cesaretlendirmişti.

ABD Başkanı Trump kripto para faaliyetlerinin yanı sıra göreve döndüğünden bu yana elde ettiği ve ABD tarihinde çok az örneği görülen devasa mali kazançlar nedeniyle de mercek altında.

ABD Hükümet Etik Ofisi'nin yayımladığı iki yeni mali beyan formuna göre Trump mali beyanlarında, büyük ABD şirketlerinin menkul kıymetlerinde toplamda en az 220 milyon dolara ulaşan bir dizi finansal işlemi açıkladı.

Diğer tarafta ise Trump'ın ana ikametgahı da olan Mar-a-Lago kulübü 2025'te, 2024'e kıyasla yüzde 50'den fazla artışla başkana yaklaşık 77,5 milyon dolar kazandırdı.

Bazen "Kışlık Beyaz Saray" diye de anılan bu mülk, başkana ulaşmak için kilit bir mekan haline geldi. Bağışçılar ve Silikon Vadisi yöneticileri, başkana yakınlaşmak için Palm Beach'e akın ederken, Trump da göreve başladığından bu yana Mar-a-Lago'yu düzenli olarak ziyaret ederek burada yüksek meblağlı bağış toplama etkinlikleri düzenledi.

Florida'daki kulüpte düzenlenen bağış toplama etkinliklerinde kişi başı katılım ücreti 1 milyon dolara ulaştı.

Trump'ın 2024'te yeniden seçilmesinden kısa süre önce Mar-a-Lago'nun üyeliğe giriş ücreti 700 bin dolardan 1 milyon dolara çıkarılmıştı. (Kulüp, Trump'ın ilk seçildiği dönemde de ücretleri aniden artırmıştı.)

Independent Türkçe


Türkiye, 27 Temmuz tarihinden önce Kerkük-Ceyhan boru hattının tam kapasiteye çıkarılması için baskı yapıyor

(foto altı) Irak’tan Türkiye’ye petrol taşınması ve ardından yurt dışına ihraç edilmesi amacıyla kullanılan Kerkük-Ceyhan boru hattında bakım çalışmaları yürüten bir işçi (Reuters)
(foto altı) Irak’tan Türkiye’ye petrol taşınması ve ardından yurt dışına ihraç edilmesi amacıyla kullanılan Kerkük-Ceyhan boru hattında bakım çalışmaları yürüten bir işçi (Reuters)
TT

Türkiye, 27 Temmuz tarihinden önce Kerkük-Ceyhan boru hattının tam kapasiteye çıkarılması için baskı yapıyor

(foto altı) Irak’tan Türkiye’ye petrol taşınması ve ardından yurt dışına ihraç edilmesi amacıyla kullanılan Kerkük-Ceyhan boru hattında bakım çalışmaları yürüten bir işçi (Reuters)
(foto altı) Irak’tan Türkiye’ye petrol taşınması ve ardından yurt dışına ihraç edilmesi amacıyla kullanılan Kerkük-Ceyhan boru hattında bakım çalışmaları yürüten bir işçi (Reuters)

Bağdat ile Ankara, 27 Temmuz’da sona erecek 1973 tarihli petrol taşımacılığı anlaşmasının süresinin dolmasına kısa bir süre kala, yeni bir stratejik petrol taşımacılığı anlaşması hazırlamak için zamana karşı yarışıyor.

Bu kapsamda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın başkanlık ettiği üst düzey görüşmeler Ankara’da başladı. Irak heyetinde Dışişleri ve Petrol bakan yardımcılarının yer aldığı görüşmelerde, mevcut anlaşmanın yerine geçecek yeni bir formül ele alındı. Ankara, Bağdat’ın mevcut anlaşma hükümlerinin bir yıl daha uzatılması yönündeki talebini ise kesin bir dille reddetti.

Ankara, müzakerelerde Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın günlük 1,5 milyon varillik azami kapasitesine ulaştırılması için baskı yapıyor. Hâlihazırda günlük 180 bin varili aşmayan sevkiyatın artırılmasını isteyen Türkiye, anlaşmaya varılamaması halinde ay sonu itibarıyla petrol ihracatını derhal durdurabileceği uyarısında bulunurken, nihai kararın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından verileceği belirtiliyor.

Tahkim krizi

Ankara, Paris’teki uluslararası tahkim sürecine konu olan bir anlaşmanın uzatılmasının anlamlı olmayacağını savunurken, 5 ila 10 yıl süreli, kapsamlı ve Irak’ın kullanılmayan boru hattı kapasitesi için tazminat niteliğinde ücret ödemesini zorunlu kılan hükümler içeren yeni bir anlaşma talep ediyor.

Söz konusu baskılar, Uluslararası Ticaret Odası’nın Mart 2023’te Türkiye’yi Bağdat’a 1,5 milyar dolar tazminat ödemeye mahkûm eden kararı sonrasında Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın durdurulmasının ardından geldi. Hattaki kesinti nedeniyle Irak’ın 23 milyar doları aşan zarara uğradığı, petrol akışının ise geçen yılın sonlarında kısmen yeniden başladığı belirtiliyor.

Bayraktar, X platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, enerji alanındaki iş birliğini ele almak üzere çarşamba günü Ankara’da Irak Petrol ve Dışişleri bakanlıklarının üst düzey yetkilileriyle bir araya geldiğini duyurdu. Görüşmelerde, Kerkük’ten Türkiye’nin güneyindeki Adana ilinde bulunan Ceyhan Limanı’na uzanan Irak–Türkiye Ham Petrol Boru Hattı da masaya yatırıldı.

Irak heyetinde Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Bahr el-Ulum, Petrol Bakan Yardımcısı Nasır Aziz Cabbar ve Irak’ın Ankara Büyükelçisi Macid el-Lecmavi yer aldı.

Yeni iş birliği fırsatları

Bayraktar, görüşmelerde iki ülke arasındaki ham petrol boru hattının özel bir gündem maddesi olarak ele alındığını, ayrıca doğal gaz ve elektrik sektörlerinde daha kapsamlı iş birliği imkânlarının da değerlendirildiğini belirtti. Ankara’nın yeni Irak hükümetiyle yakın iş birliği içinde çalışmayı hedeflediğini ifade eden Bayraktar, mevcut enerji altyapısının verimliliğinin artırılması ve yeni iletim bağlantılarının kurulmasıyla bu altyapının güçlendirilmesini amaçladıklarını söyledi.

Bölgeye ilişkin jeopolitik vizyonu kapsamında konuşan Bayraktar, Türkiye’nin Irak ile ortak yürütülen Kalkınma Yolu Projesi’ni yalnızca ticari yük taşımacılığına yönelik bir koridor olarak görmediğini, aynı zamanda bölgesel enerji arz güvenliğini güçlendirecek ve bölge içi ticareti canlandıracak ‘entegre stratejik bir enerji güzergâhı’ olarak değerlendirdiğini ifade etti. Bayraktar, bu alandaki ortaklığın bölgedeki enerji piyasalarının istikrarının sağlanması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

rtbtrbgr
İstanbul’da Kalkınma Yolu Projesi kapsamında düzenlenen Türkiye-Irak toplantısına Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden bakanlar video konferans yoluyla katıldı. (Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı)

Kalkınma Yolu Projesi, Irak’tan Türkiye ve limanlarına uzanan kara yolu ile demir yolu hatlarını kapsıyor. Irak sınırları içindeki uzunluğu yaklaşık bin 200 kilometre olan proje, Körfez ülkeleri ile Avrupa arasında yük taşımacılığını hedefliyor.

Türk kaynaklar, Türkiye’nin Irak petrolünün Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı üzerinden ihracatını düzenleyen ve 27 Temmuz 1973’te imzalanan anlaşmanın mevcut hükümlerle uzatılmasına karşı çıktığını bildirdi.

Irak devletine bağlı Petrol Pazarlama Şirketi (SOMO) Genel Müdürü Ali Nizar ise hükümetin, boru hattının geleceğine ilişkin müzakerelerin kesintiye uğramadan sürdürülmesini sağlamak amacıyla Türkiye’ye anlaşmanın uzatılması yönünde teklifte bulunduğunu açıkladı.

Ankara, ‘uluslararası tahkim sürecine konu olmuş bir anlaşmanın uzatılmasının fayda sağlamayacağını’ savunurken, boru hattının tam kapasite kullanılmasını güvence altına alacak mekanizmalar içeren yeni bir anlaşma imzalanmasını talep ediyor. Türkiye ayrıca hattın Irak’ın güneyine kadar uzatılması gibi alternatif seçenekleri de gündeme getiriyor.

Ceyhan Limanı, Irak petrolünün ihracatı açısından hayati öneme sahip çıkış noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Irak’ın ana petrol ihracat terminali olan Basra Limanı ise, ABD ve İsrail’in geçtiğimiz şubat ayı sonunda İran’a yönelik saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından etkilenirken, geçen yıl düzenlenen İsrail saldırılarından da zarar gördü.

Türkiye’den gelen baskılar

Türkiye, Mart 2023’te, Paris merkezli Uluslararası Ticaret Odası’nın, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) 2014-2018 döneminde Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı üzerinden Bağdat’ın onayı olmaksızın gerçekleştirdiği petrol ihracatı nedeniyle Ankara’yı Irak’a 1,5 milyar dolar tazminat ödemeye mahkûm etmesinin ardından petrol akışını durdurmuştu. Türkiye ise anlaşmayı ihlal etmediğini savunurken, Irak’tan 1,4 milyar dolar tutarında alacağı bulunduğunu öne sürmüştü.

Ankara, boru hattındaki bazı arızaların giderilmesinin ardından hattın 2023 yılının sonlarından itibaren yeniden petrol akışına hazır hale getirildiğini açıklamıştı.

2023’te faaliyetleri duran boru hattı, günlük yaklaşık 450 bin varil petrol taşırken, Türkiye’ye yönelik petrol ihracatının durmasının Irak ekonomisine 23 milyar doları aşan zarar verdiği tahmin ediliyor.

Boru hattı üzerinden petrol akışı geçen yılın sonlarında yeniden başlatıldı. Ancak 2018 sonrası dönemi kapsayan ikinci bir tahkim davası sürerken, tahkim kararının uygulanmasına ilişkin bir dava da ABD’de bir mahkemenin gündeminde bulunuyor.

Basına yansıyan haberlere göre Türkiye, müzakerelerde Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın günlük 1,5 milyon varillik tam kapasiteyle işletilmesi için baskı yapıyor. Hâlihazırda hattan geçen günlük petrol miktarı ise 180 bin varili aşmıyor.

Ankara, devam eden görüşmelerde 5 ila 10 yıl süreli stratejik bir anlaşma imzalanmasını hedefliyor. Türkiye, yeni anlaşmada Irak’ın sözleşme süresi boyunca boru hattında kullanılmayan kapasite için tazminat niteliğinde mali ödeme yapmasını zorunlu kılan bağlayıcı hükümlerin yer almasını talep ediyor.

Türk yetkililere göre, müzakerelerin çıkmaza girmesi ve tarafların ay sonuna kadar yeni anlaşma üzerinde uzlaşamaması halinde Ankara, Irak’tan boru hattı üzerinden petrol akışını derhal durdurmasını isteyebilir.

Kaynaklar, nihai kararın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından verileceğini belirtti.