ABD'nin Suriye'deki saldırıları petrol piyasalarını da vurduhttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/4631856-abdnin-suriyedeki-sald%C4%B1r%C4%B1lar%C4%B1-petrol-piyasalar%C4%B1n%C4%B1-da-vurdu
ABD'nin Suriye'deki saldırıları petrol piyasalarını da vurdu
Küresel petrol ürünleri nakliyatının yüzde 17'si Hürmüz Boğazı üzerinden yapılıyor (Reuters)
ABD'nin Suriye'de İran'a ait hedefleri vurduğunu duyurmasının ardından Ortadoğu'da çatışmaların genişleyeceği endişesi petrol fiyatlarına da yansıdı.
TSİ 13.00 itibariyla brent petrol fiyatları dün kıyasla varil başına 2 dolardan fazla artış göstererek 89,96 dolara kadar ulaştı.
Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varil fiyatıysa 1,89 dolar artış göstererek 85,1 dolara tırmandı.
Ortadoğu'da yaşanan gerilim şu ana kadar tedarik zincirini doğrudan etkilemese de, Gazze'deki çatışmaların büyük petrol üreticilerinden İran'a sıçrayacağı endişesi petrol piyasalarında belirsizlik yaratıyor.
Uzmanlar, çatışmaların yoğunlaşmasının dünyanın en büyük petrol ihracatçısı konumundaki Suudi Arabistan'dan yapılan sevkıyatı da etkileyebileceğine dikkat çekiyor.
Goldman Sachs'tan analistler, 2024'ün ilk çeyreği için brent petrol fiyat tahminini varil başına 95 dolar olarak belirlese de, İran'dan yapılan ihracatın düşmesi durumunda taban fiyatlarda yüzde 5'lik bir artış daha görülebileceğini belirtiyor.
Bankaya göre, Hürmüz Boğazı'ndaki ticaretin aksaması durumundaysa petrol fiyatlarında yüzde 20'lik bir tırmanma görülebilir. Ancak bu senaryo pek olası olarak değerlendirilmiyor.
Dün gece saaatlerinde ABD'ye ait iki savaş uçağı Suriye'de İran destekli milis güçlere ait silah ve mühimmat depolarını vurmuştu.
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, dün BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada İsrail'in Hamas'a yönelik saldırılarını durdurmaması halinde, ABD'nin de "bu ateşten kaçınamayacağını" dile getirmişti.
Dün Mısır'ın Kızıldeniz kıyısındaki iki kasabasına isabet eden roketler de, bölgedeki çatışmaların kontrolsüz bir şekilde genişleme riski taşıdığını ortaya koyan gelişmelerden biri olmuştu. Roketlerin kim tarafından fırlatıldığı henüz bilinmiyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalar Suudi Arabistan’da yeniden ihracatı rekor seviyeye taşıdı, ticaret fazlası iki katına çıktıhttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5288602-h%C3%BCrm%C3%BCz-bo%C4%9Faz%C4%B1%E2%80%99ndaki-aksamalar-suudi-arabistan%E2%80%99da-yeniden-ihracat%C4%B1-rekor-seviyeye
Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalar Suudi Arabistan’da yeniden ihracatı rekor seviyeye taşıdı, ticaret fazlası iki katına çıktı
Suudi Arabistan'ın batısındaki Kral Abdullah Limanı açıklarında konteyner yüklü bir gemi (SPA)
Son ticari gelişmeler, Suudi ekonomisinin jeopolitik sarsıntılar karşısındaki olağanüstü dayanıklılığını bir kez daha ortaya koydu. Krallığın mal ticareti dengesi fazlası, geçen yılın aynı dönemine göre Nisan ayında yüzde 100’ün üzerinde artarak 25,4 milyar riyale (6,77 milyar dolar) ulaştı.
Resmî istatistikler, daha önce Hürmüz Boğazı’nda yaşanan deniz taşımacılığı aksaklıklarının Suudi lojistik sisteminin başarısına dönüştüğünü gösterdi. “Yeniden ihracat” kalemi, 2017’den bu yana kaydedilen en yüksek seviyeye çıkarak 15,5 milyar riyale (4,13 milyar dolar) ulaştı. Bu yükseliş, Suudi Arabistan’ın limanlarını alternatif güzergâhlara dönüştürerek bölgesel yük trafiğini kriz döneminde başarıyla karşılamasının sonucu olarak değerlendirildi. Veriler, ülkenin altyapısının küresel ticaret akışını güvence altına alma ve “Vizyon 2030” hedefleriyle uyumlu sürdürülebilir yapısal kazanımlar elde etme kapasitesini ortaya koydu.
Genel İstatistik Kurumu’nun (GASTAT) perşembe günü yayımladığı öncü göstergeler, Suudi Arabistan’ın dış ticaret performansında dikkat çekici bir iyileşmeye işaret etti. Veriler, Krallığın çevresindeki zorluklara rağmen ticari ivmesini koruduğunu ve dış sektörünün güçlü yapısını sürdürdüğünü gösterdi. Ticaret fazlasındaki artış, bir yandan ihracattaki yükselişten diğer yandan ithalat harcamalarındaki düşüşten kaynaklandı.
Kuruma göre toplam mal ihracatı Nisan ayında yıllık bazda yüzde 9,3 artarak yaklaşık 101 milyar riyale (26,93 milyar dolar) yükseldi. Bu rakam, 2025’in aynı ayında kaydedilen yaklaşık 93 milyar riyalin üzerinde gerçekleşti.
Petrol ihracatı destekledi
Büyümenin temel itici gücü petrol ihracatındaki yükseliş oldu. Petrol ihracatı yüzde 11,7 artarak 69,6 milyar riyale (18,56 milyar dolar) çıktı. Geçen yıl aynı dönemde bu rakam yaklaşık 62,7 milyar riyal (16,72 milyar dolar) seviyesindeydi.
Petrol dışı ihracat (yeniden ihracat dâhil) ise yüzde 4,5 artışla 31,4 milyar riyale (8,37 milyar dolar) ulaştı. Bu kalem içinde yeniden ihracat tek başına yüzde 20,4 yükselerek 15,5 milyar riyale (4,13 milyar dolar) çıktı ve 2017’den bu yana en yüksek aylık seviyeyi gördü.
Bu güçlü performansta, “makine, elektrikli cihazlar ve ekipmanlar ile bunların parçaları” sektöründeki yüzde 74’lük artış etkili oldu. Söz konusu ürün grubu, yeniden ihraç edilen malların toplamının yüzde 53,5’ini oluşturdu.
Yoğun lojistik faaliyet, Suudi Arabistan’ın İran savaşı sırasında Hürmüz Boğazı’nda yaşanan deniz taşımacılığı sorunları nedeniyle bölgesel yük trafiğinin bir bölümünü kendi limanlarına yönlendirmesinden kaynaklandı. Krallık, sevkiyatları Cidde ve Yenbu’daki Kızıldeniz limanlarına kaydırırken, doğu ve batı kıyılarındaki limanların kapasitesini artırdı ve Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’nı devreye alarak petrol ve mal akışının kesintisiz sürmesini sağladı.
Bu çabaların sonucunda petrol dışı ihracatın (yeniden ihracat dâhil) ithalata oranı yüzde 37,8’den yüzde 41,6’ya yükseldi.
Bu kapsamda Bloomberg, Suudi Arabistan’ın, ABD ile İran arasında bölgedeki petrol akışını yeniden canlandırmayı amaçlayan barış anlaşmasının üzerinden bir haftadan fazla süre geçmesinin ardından, Basra Körfezi’ndeki Ras Tanura Limanı’ndan ham petrol yüklemelerine yeniden başlamaya hazırlandığını bildirdi.
İthalattaki düşüş ticaret fazlasını güçlendirdi
Öte yandan toplam mal ithalatı yüzde 5,2 azalarak 80 milyar riyalden (21,33 milyar dolar) 76 milyar riyale (20,26 milyar dolar) geriledi.
Bu düşüş, ticaret dengesindeki iyileşmeyi destekledi. Mal ticareti fazlası yüzde 100,8 artışla Nisan 2025’teki yaklaşık 13 milyar riyalden (3,47 milyar dolar) Nisan 2026’da 25,4 milyar riyale (6,77 milyar dolar) yükseldi.
Başlıca ticaret ortakları
Petrol dışı ihracatta ilk sırayı yüzde 28,1 payla makine ve elektrikli ekipmanlar aldı. Bunu yüzde 17,1 ile plastik ve kauçuk ürünleri izledi.
İthalatta da aynı ürün grubu, yüzde 33,3’lük payla ilk sırada yer aldı. Ulaştırma ekipmanları ve parçaları ise yüzde 10,2 ile ikinci sırada bulundu.
Ülkeler bazında ise Çin, Suudi Arabistan’ın en büyük ticaret ortağı olmayı sürdürdü. Çin, toplam Suudi ihracatının yüzde 15,2’sini oluştururken, onu yüzde 10,6 ile Birleşik Arap Emirlikleri ve yüzde 9,7 ile Güney Kore takip etti.
Krallığın güneyindeki Cizan Limanı (SPA)
İthalatta da Çin yüzde 29,4’lük payla ilk sırada yer aldı. Birleşik Arap Emirlikleri yüzde 7,9 ile ikinci, ABD ise yüzde 7,2 ile üçüncü sırada bulundu.
Bu dönemde Cidde İslam Limanı kritik bir rol üstlendi. Liman, ithal edilen malların yüzde 33,7’sinin giriş yaptığı en önemli gümrük kapısı olurken, petrol dışı Suudi ihracatının yüzde 23,3’ünün çıkış noktası olarak da ilk sırada yer aldı.
“Suudi ekonomisinin dayanıklılığını gösteriyor”
Şura Meclisi Üyesi Fadl bin Saad el-Buayn, ticaret fazlasındaki güçlü artışın yalnızca ihracat rakamlarındaki iyileşmeyi değil, Suudi ekonomisinin küresel ve bölgesel ticaret dalgalanmalarına karşı dayanıklılığını da ortaya koyduğunu söyledi.
El-Buayn, “Ticaret fazlasının 25,4 milyar riyale ulaşması, Suudi Arabistan’ın yalnızca enerji ihracatçısı olarak değil, ticaret yollarını ve tedarik zincirlerini yeniden şekillendiren etkili bir oyuncu olarak da öne çıktığını gösteriyor” dedi.
Petrol dışı ihracat ve yeniden ihracattaki tarihi artışın gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi açısından önem taşıdığını belirten El-Buayn, ülkenin üç kıtayı birbirine bağlayan bir lojistik merkez olma yolunda ilerlediğini vurguladı. Ayrıca petrol dışı ihracatın ithalata oranındaki yükselişin, ekonominin dış ticarette petrole bağımlılığını kademeli olarak azalttığının olumlu bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Liman altyapısının önemi
Ticaret hukuku uzmanı ve danışman Dr. Usame bin Ganem el-Ubeydi ise Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığı krizinin, Suudi Arabistan’ın limanlar, ulaşım ağları ve enerji altyapısına yaptığı yatırımların önemini ortaya koyduğunu söyledi.
El-Ubeydi’ye göre, uzun vadeli kalkınma projeleri olarak görülen bu yatırımlar, kriz dönemlerinde ekonomik istikrarı güçlendiren pratik araçlara dönüştü.
Gelecek dönemde ihracattaki bu artışın sürdürülebilir büyümeye dönüştürülmesi gerektiğini belirten El-Ubeydi, yerli üretim oranının artırılması ve Suudi ürünlerinin küresel rekabet gücünün yükseltilmesinin önemine dikkat çekti.
El-Ubeydi, ticaret fazlasının Suudi Arabistan’ın ulusal ihracatı artırma ve dünya pazarlarındaki varlığını genişletme politikasının doğruluğunu kanıtladığını, ekonominin yalnızca petrol gelirlerine bağımlı olmaktan uzaklaştığını ve bunun da “Vizyon 2030” hedefleriyle uyumlu şekilde gayrisafi yurt içi hasılaya olumlu katkı sağladığını ifade etti.
Böylece Nisan ayındaki ticari performans, ulaşım, lojistik ve enerji alanlarında yapılan stratejik yatırımların kriz zamanlarında gerçek bir güvence mekanizmasına dönüştüğünü ortaya koydu. Ticaret fazlasındaki artış ve stratejik geçiş noktalarından geçen yük hacmindeki büyüme, Suudi dış ticaretinin yeni bir döneme girdiğini; ülkenin lojistik esnekliği, tedarik zincirlerini yönlendirme kapasitesi ve üç kıtayı birbirine bağlayan küresel bir ticaret merkezi olma hedefinde önemli ilerleme kaydettiğini gösterdi.
Çin yuanı, Batı yaptırımlarının etkisini nasıl azaltıyor?https://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5288328-%C3%A7in-yuan%C4%B1-bat%C4%B1-yapt%C4%B1r%C4%B1mlar%C4%B1n%C4%B1n-etkisini-nas%C4%B1l-azalt%C4%B1yor
Çin yuanı, Batı yaptırımlarının etkisini nasıl azaltıyor?
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
ABD'yle İran yeni bir nükleer anlaşma için müzakere yürütürken, Washington'ın en önemli kozlarından biri olan ekonomik yaptırımların etkisi Çin'in yuan temelli ödeme altyapısı nedeniyle giderek zayıflıyor.
Wall Street Journal'ın analizinde, Çin'in dolar merkezli finans sistemine alternatif olarak geliştirdiği altyapıyla Rusya ve İran'ın, Beyaz Saray'ın yaptırımlarının etkisini önemli ölçüde hafiflettiği yazılıyor.
ABD'nin petrol ihracatını engelleme çabalarına rağmen İran'ın 2024'te petrol satışlarından yaklaşık 43 milyar dolar gelir elde ettiği belirtiliyor. Bu satışların büyük bölümünün Çin'e yapıldığı ve ödemelerin ağırlıklı olarak yuan cinsinden gerçekleştirildiği ifade ediliyor.
ABD Hazine Bakanlığı'na göre Tahran, elde ettiği gelirlerle Pekin'den otomotiv parçaları, güneş panelleri ve çeşitli sanayi ürünleri satın alabiliyor.
2022'de Ukrayna savaşının ardından Batı yaptırımları sertleşince Rusya'yla Çin arasındaki ticaretin büyük bölümü yuan ve ruble üzerinden yapılmaya başlandı.
Rus yetkililere göre bugün iki ülke arasındaki ticaretin yüzde 90'dan fazlası dolar kullanılmadan gerçekleştiriliyor. Oysa savaş öncesinde yuanın Rus ticaretindeki payı yalnızca yüzde 2 düzeyindeydi.
Pekin'in 2015'te kurduğu Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi (CIPS), SWIFT'e alternatif olarak çalışıyor. Belçika merkezli SWIFT ağının verilerine göre yuanın küresel ticaret finansmanındaki payı son 5 yılda üç kat artarak yüzde 6'ya ulaştı.
Çin Merkez Bankası verileri de ülkenin sınır ötesi işlemlerinin yaklaşık yarısının yuanla gerçekleştirildiğini gösteriyor. Bu oran 15 yıl önce neredeyse sıfır seviyesindeydi.
Analize göre Pekin yönetimi, kendi para biriminin doların yerini tamamen almasını istemiyor. Ancak alternatif sistemi üzerinden ABD yaptırımlarından bağımsız işleyen ticaret koridorları oluşturmayı hedefliyor.
ABD merkezli düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi'nden Josh Lipsky, yuan temelli sistemlerin "ABD yaptırımlarını aşmayı kolaylaştırdığını ve Amerikan istihbaratının para hareketlerini takip etmesini zorlaştırdığını" söylüyor.
Çin'in aynı zamanda olası bir Tayvan krizi durumunda kendisini Batı yaptırımlarına karşı koruyacak bir finansal altyapı kurmaya çalıştığı da savunuluyor.
Çin lideri Şi Cinping çeşitli projelerle ülkesini sadece bir üretim devi değil, aynı zamanda bir finansal güç merkezine dönüştürmeyi hedefliyor. Çin Komünist Partisi'nin martta yayımladığı Hükümet Çalışma Raporu'nda, 2026'da ülke ekonomisinin yüzde 4,5 ila 5 büyümesinin öngörüldüğü bilgisi paylaşılmıştı.
Ayrıca ülkenin özellikle hizmet sektöründe pazar erişimini genişleteceği, telekomünikasyon, biyoteknoloji ve yabancı sermayeli hastanelerle ilgili açılımlar yapacağı bildirilmişti.
Independent Türkçe, Wall Street Journal, Global Times
Katar Başbakanı: LNG üretimi birkaç hafta içinde normale dönecekhttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5287844-katar-ba%C5%9Fbakan%C4%B1-lng-%C3%BCretimi-birka%C3%A7-hafta-i%C3%A7inde-normale-d%C3%B6necek
Katar Başbakanı: LNG üretimi birkaç hafta içinde normale dönecek
Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdulrahman Al Sani (AFP)
Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğinin sağlanması amacıyla Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında doğrudan bir "kırmızı hat" (sıcak hat) kurulmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Al Sani ayrıca, teknik arıza yaşayan tesis hariç, ülkesinin sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretiminin birkaç hafta içinde normal seviyelerine döneceğini öngördüklerini belirtti.
Washington ile Tahran arasındaki mevcut müzakerelerde ana ara buluculardan biri olan Şeyh Muhammed bin Abdurrahman, Financial Times gazetesine verdiği demeçte, stratejik su yolunda İran Devrim Muhafızları kılığına giren "kötü niyetli aktörlerin" faaliyet gösterdiğini söyledi. Başbakan, bu unsurların denizcilik iletişim kanallarını kullanarak gemilere geri dönmeleri yönünde yanıltıcı uyarılarda bulunduğunu açıkladı.
Katar Başbakanı, önerilen kırmızı hattın amacının, tankerlerin aldığı herhangi bir tehdidi doğrudan İran tarafıyla anında doğrulamak, güvenli geçişi sağlamak ve bu kötü niyetli tarafların boğazın yeniden açılmasına yönelik çabaları engellemesinin önüne geçmek olduğunu vurguladı. Şeyh Muhammed, mutabakat zaptının imzalanmasının ardından 30 gün içinde Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin savaş öncesi seviyelere dönmesini beklediklerini ifade etti.
Enerji sevkiyatında ilk olumlu sinyaller
Lojistik cephede, gemi takip verileri enerji arzının yeniden akmaya başladığına dair olumlu sinyaller verdi. Geçtiğimiz pazartesi günü Katar Enerji şirketine ait 4 dev LNG tankeri boğazdan geçiş yaptı. Son 24 saat içinde ise su yolundan 36 ila 40 geminin geçtiği tahmin ediliyor; bu durum, deniz trafiğinin kademeli olarak normale dönmesi yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Hafta başında teknik bir sorun nedeniyle hasar gören "Ras Laffan" tesisindeki duruma da değinen Başbakan, boğazdaki durumun istikrara kavuşmasıyla birlikte üretim faaliyetlerinin birkaç hafta içinde normale döneceğini belirterek kamuoyunu rahatlattı. Ancak Şeyh Muhammed, Katar Enerji şirketinin tüm sorunların tamamen çözüldüğünden ve tesislerin güvenli bir şekilde işletildiğinden emin olana kadar "mücbir sebep" durumunu kaldırmayacağını ifade etti.
Ekonomik hasarın onarılması zaman alacak
Şarku’l Avsat’ın Financial Times’ten aktardığına göre Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani yaptığı uyarılarda, savaşın küresel ekonomik sisteme verdiği yapısal hasarların giderilmesinin uzun zaman alacağını belirterek, küresel ekonomideki toparlanmanın sadece Hürmüz Boğazı'nın uluslararası seyrüsefere tamamen açılmasıyla hemen gerçekleşmeyeceğini vurguladı.
Mevcut çabaların hasarın daha da büyümesini ve daha geniş sektörlere yayılmasını engellemede başarılı olduğunu ifade eden Al Sani, buna karşın krizin derin etkilerinin henüz tamamen gün yüzüne çıkmadığını söyledi. Başbakan, küresel piyasaların asıl etkileri ve arz eksikliğini önümüzdeki eylül ve ekim aylarından itibaren fiilen hissetmeye başlayacağı öngörüsünde bulundu.
Şeyh Muhammed, ciddi tedarik açığının önümüzdeki aylarda özellikle hayati öneme sahip temel emtia sektörlerinde belirginleşeceğine dikkat çekti. Başbakan; küresel gıda güvenliği ve tedarik zincirlerinin esnekliğiyle doğrudan bağlantılı olan ve uluslararası piyasaların tedarik için bölgeye bağımlı olduğu gübre, üre, petrokimya ve helyum gazı gibi temel endüstriyel ve tarımsal girdilerin bu durumdan en çok etkilenecek kalemler olduğunu belirtti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة