Türkiye'nin ihracatı eylülde 22 milyar 490 milyon dolar oldu

Türkiye'nin ihracatı eylülde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,5 azalarak 22 milyar 490 milyon dolar, ithalatı yüzde 14,6 düşerek 27 milyar 501 milyon dolar oldu

(AA)
(AA)
TT

Türkiye'nin ihracatı eylülde 22 milyar 490 milyon dolar oldu

(AA)
(AA)

Türkiye İstatistik Kurumu ve Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan eylül ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri açıklandı.

Buna göre, Genel Ticaret Sistemi (GTS) kapsamında ihracat, eylülde geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 0,5 azalarak 22 milyar 490 milyon dolar, ithalatı yüzde 14,6 gerilemeyle 27 milyar 501 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Dış ticaret açığı eylülde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 47,8 azalarak 9 milyar 607 milyon dolardan 5 milyar 12 milyon dolara geriledi.

İhracatın ithalatı karşılama oranı Eylül 2022'de yüzde 70,2 iken geçen ay yüzde 81,8'e yükseldi.

Ocak-eylül döneminde ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla ihracat yüzde 0,5 azalarak 187 milyar 204 milyon dolara gerilerken ithalat yüzde 1,2 artarak 274 milyar 432 milyon dolar oldu.

Dış ticaret açığı, ocak-eylül döneminde yüzde 4,9 artışla 83 milyar 142 milyon dolardan 87 milyar 228 milyon dolara çıktı.

İhracatın ithalatı karşılama oranı Ocak-Eylül 2022'de yüzde 69,3 iken bu yılın aynı döneminde yüzde 68,2'ye geriledi.

Enerji ve altın hariç dış ticaret

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, eylülde yüzde 2,3 azalarak 20 milyar 746 milyon dolardan 20 milyar 260 milyon dolara geriledi. Eylülde enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat da yüzde 1,5 düşerek 20 milyar 598 milyon dolardan 20 milyar 280 milyon dolara düştü.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı eylülde 19 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 1,9 azalarak 40 milyar 540 milyon dolara geriledi. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 99,9 oldu.

İmalat sanayisinin payı yüzde 94,1 oldu

Ekonomik faaliyetler incelendiğinde, ihracatta eylülde imalat sanayisinin payı yüzde 94,1, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 4, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,4 oldu.

Ocak-eylül döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayisinin payı yüzde 94,5, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,5, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 olarak kaydedildi.

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta eylülde ara mallarının payı 71,3, sermaye mallarının payı yüzde 14,9 ve tüketim mallarının payı yüzde 13,7 olarak hesaplandı.

Ocak-eylül döneminde ise ara mallarının payı yüzde 73,5, sermaye mallarının payı yüzde 13,9 ve tüketim mallarının payı yüzde 12,5 oldu.

Eylül ayında Almanya ihracatta, Çin ithalatta ilk sırada

Eylülde ihracatta ilk sırayı 1 milyar 746 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi 1 milyar 201 milyon dolarla ABD, 1 milyar 196 milyon dolarla Irak, 1 milyar 96 milyon dolarla İtalya ve 1 milyar 69 milyon dolarla Birleşik Krallık izledi. Söz konusu ayda ilk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 28,1'ini oluşturdu.

Ocak-eylül döneminde de ihracatta ilk sırada Almanya yer aldı. Bu ülkeye 15 milyar 904 milyon dolarlık ihracat yapıldı. Almanya'yı 11 milyar 7 milyon dolarla ABD, 9 milyar 156 milyon dolarla İtalya, 9 milyar 87 milyon dolarla Birleşik Krallık ve 8 milyar 933 milyon dolarla Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 28,9'una karşılık geldi.

Eylülde ithalatta ilk sırayı Çin aldı. Çin'den yapılan ithalat 3 milyar 728 milyon dolar olurken bu ülkeyi 3 milyar 134 milyon dolarla Rusya, 2 milyar 357 milyon dolarla Almanya, 1 milyar 249 milyon dolarla ABD, 1 milyar 175 milyon dolarla Birleşik Arap Emirlikleri izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,3'ünü oluşturdu.

Ocak-eylül döneminde ise ithalatta ilk sıra Rusya'nın oldu. Bu ülkeden yapılan ithalatın tutarı 34 milyar 705 milyon dolar olarak gerçekleşti. Rusya'yı 34 milyar 397 milyon dolarla Çin, 21 milyar 190 milyon dolarla Almanya, 16 milyar 563 milyon dolarla İsviçre, 11 milyar 840 milyon dolarla ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 43,3'üne tekabül etti.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, eylülde bir önceki aya kıyasla ihracat yüzde 1,7 artarken ithalat yüzde 6,5 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise eylülde geçen yılın aynı ayına kıyasla ihracat yüzde 2 artarken ithalat yüzde 12,7 azalış gösterdi.

Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, "ISIC Rev.4" sınıflaması içinde yer alan imalat sanayisi ürünlerini kapsıyor. Eylülde bu sınıflamaya göre imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,1 oldu. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 4,1 olarak kayıtlara geçti.

Ocak-eylül döneminde "ISIC Rev.4"e göre imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,5 hesaplandı. Aynı dönemde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,6 oldu.

Eylülde imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 83,6 olarak belirlendi. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10,5 olarak kaydedildi.

Ocak-eylül döneminde imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 80,7 oldu. Söz konusu dönemde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10,2 olarak kayıtlara geçti.

Özel Ticaret Sistemi verileri

Özel Ticaret Sistemi'ne göre eylülde ihracat, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 0,8 azalarak 20 milyar 452 milyon dolara, ithalat da yüzde 14,8 gerileyerek 25 milyar 723 milyon dolara düştü.

Eylülde dış ticaret açığı yüzde 44,9 azalarak 9 milyar 568 milyon dolardan 5 milyar 271 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı Eylül 2022'de yüzde 68,3 iken bu yılın aynı ayında yüzde 79,5'e yükseldi.

Özel Ticaret Sistemi'ne göre ihracat ocak-eylül döneminde, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2,7 azalarak 170 milyar 172 milyon dolar olurken ithalat yüzde 0,4 artışla 256 milyar 717 milyon dolara çıktı.

Ocak-eylül döneminde dış ticaret açığı yüzde 7,2 artarak 80 milyar 722 milyon dolardan 86 milyar 545 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı Ocak-Eylül 2022'de yüzde 68,4 iken bu yılın aynı döneminde yüzde 66,3 oldu.



Ortadoğu’da gerilimin artmasıyla petrolün varil fiyatı 110 doların üzerine çıktı

Meksika Körfezi’nde BP’ye ait açık deniz petrol platformundan yükselen duman sütunu (AP)
Meksika Körfezi’nde BP’ye ait açık deniz petrol platformundan yükselen duman sütunu (AP)
TT

Ortadoğu’da gerilimin artmasıyla petrolün varil fiyatı 110 doların üzerine çıktı

Meksika Körfezi’nde BP’ye ait açık deniz petrol platformundan yükselen duman sütunu (AP)
Meksika Körfezi’nde BP’ye ait açık deniz petrol platformundan yükselen duman sütunu (AP)

Petrol fiyatları, Ortadoğu’daki jeopolitik risklerin artmasıyla bugün Asya işlemlerinde yükseldi. Husilerin Suudi Arabistan’daki hedeflere saldırılar düzenlediklerini açıklaması ve Körfez’de gemilerin hedef alındığına ilişkin haberlerin ardından Brent petrol, beş ayın en yüksek seviyelerine yakın seyrini sürdürdü.

Brent petrolün vadeli varil fiyatı, önceki seansta 20 Mayıs’tan bu yana en yüksek seviye olan 110,70 doları görmesinin ardından, TSİ 06.19 itibarıyla 55 sent (% 0,5) artarak 110,10 dolara yükseldi.

Kasım vadeli ABD Batı Teksas türü ham petrolünün (WTI) varil fiyatı, vade süresinin bugün sona erecek olması nedeniyle %0,24 artışla 103,91 dolara çıktı. Daha aktif işlem gören aralık vadeli WTI kontratı ise 39 sent (%0,4) yükselerek 98,93 dolara ulaştı.

Fiyatların bu seviyelerde kalması, piyasanın güvenlik sorunlarının genişleme ihtimali ve bunların enerji arzı ile deniz taşımacılığı üzerindeki etkileri nedeniyle risk primini koruduğunu gösteriyor. ING analistleri, petrol fiyatlarının jeopolitik risklerden destek almaya devam ettiğini belirterek, petrol akışının kesintisiz sürmesi durumunda risk priminin kademeli olarak gerileyebileceği uyarısında bulundu. Ancak şu ana kadar bu yönde bir gelişmeye işaret eden belirtilerin bulunmadığını kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın gemi hareketlerini takip eden Kpler şirketinden aktardığı verilere göre iki haftalık dönemde en az 18 gemi saldırıya uğradı. Bu durum, deniz ulaşımının güvenliği ve enerji arzına ilişkin endişelerin sürmesine neden oldu.

Açıklanan saldırılar, petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerinde seyrettiği bir dönemde, bölgesel istikrar ve enerji altyapısının zarar görmesi risklerine ilişkin kaygıları da artırdı.

ABD petrol stokları yakından izleniyor

ABD’de Reuters’ın gerçekleştirdiği ön ankete göre, ham petrol ve petrol ürünleri stoklarının geçen hafta gerilemiş olması bekleniyor. Resmî verilerle doğrulanması hâlinde, bu gelişmenin petrol fiyatlarını daha da destekleyebileceği değerlendiriliyor.

Öte yandan Rusya’nın petrol arzını artırma ihtimali de yakından takip ediliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın cuma günü imzaladığı başkanlık kararnamesi, Rusya ile bağlantılı bazı ABD yaptırımları ve gümrük vergileri konusunda muafiyetler içeriyordu. Söz konusu düzenlemeler, Rus mallarına uygulanan vergiler ile Rus enerji ürünlerinin satın alınmasına ilişkin yaptırımları da kapsıyordu.

Ancak Trump cumartesi günü konuya ilişkin henüz kesin bir karar açıklamadığını belirtirken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, yetkililerin mevcut durumu değerlendirmek için daha fazla zamana ihtiyaç duyduğunu kaydetti.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), geçen hafta yayımladığı raporda Rusya’nın ham petrol üretiminin eylül ayında günlük 65 bin varil artarak 8,43 milyon varile yükseldiğini bildirdi. Buna rağmen üretimin, bir yıl önceki seviyesinin günlük yaklaşık 870 bin varil altında kaldığı ifade edildi.

KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, Rusya’dan dizel arzının artması ihtimalinin teorik olarak piyasaya bir miktar rahatlama sağlayabileceğini söyledi. Ancak piyasa oyuncularının, Körfez bölgesindeki enerji altyapısının daha fazla zarar görmesi riskine çok daha fazla odaklandığını vurguladı.


Altın, FED’in faiz kararına ilişkin beklentilerle geriledi

Hindistan'ın Varanasi kentindeki bir kuyumcuda sergilenen altın bilezikler (AFP)
Hindistan'ın Varanasi kentindeki bir kuyumcuda sergilenen altın bilezikler (AFP)
TT

Altın, FED’in faiz kararına ilişkin beklentilerle geriledi

Hindistan'ın Varanasi kentindeki bir kuyumcuda sergilenen altın bilezikler (AFP)
Hindistan'ın Varanasi kentindeki bir kuyumcuda sergilenen altın bilezikler (AFP)

Altın fiyatları, yatırımcıların gelecek hafta yapılacak ABD Merkez Bankası (FED) toplantısını ve para politikasının seyrine ilişkin ipuçları verebilecek enflasyon verilerini beklemesiyle bugün Asya piyasalarında düşüş kaydetti.

Spot altın, TSİ 04.02 itibarıyla %0,3 gerileyerek ons başına 4 bin 126,84 dolara indi. Aralık vadeli ABD altın kontratları da benzer oranda düşerek ons başına 4 bin146 dolara geriledi.

Piyasaların odağında, 27-28 Ekim tarihlerinde yapılması planlanan FED toplantısı ile gelecek hafta açıklanması beklenen ABD kişisel tüketim harcamaları (PCE) verileri bulunuyor. FED’in enflasyonu ölçmek ve yüzde 2’lik hedefine ulaşma sürecini değerlendirmek için yakından izlediği temel göstergelerden biri olan PCE verilerinin, para politikası kararları üzerinde etkili olması bekleniyor.

CME Group bünyesindeki FedWatch aracına göre piyasalar, FED’in gelecek toplantısında faizleri büyük ölçüde mevcut seviyesinde tutma ihtimalini yüzde 83 olarak fiyatlıyor. Aralık ayında faiz artırımı yapılacağına ilişkin beklenti ise yüzde 94 seviyesinde bulunuyor.

FED, eylül ayında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4 aralığına yükseltmişti.

Faiz oranlarının yüksek seyretmesi, getiri sağlamayan altın üzerinde genellikle baskı oluşturuyor. Yüksek faizler, altını elde tutmanın maliyetini faiz getirisi sağlayan varlıklara kıyasla artırıyor. Bununla birlikte piyasalar, Ortadoğu’daki jeopolitik gelişmeleri de yakından takip ediyor.

Değerli metaller piyasasında gümüş %0,7 düşüşle ons başına 56,69 dolara gerilerken platin bin 639,65 dolarda yatay seyretti. Paladyum ise %0,7 değer kaybederek ons başına bin 112,08 dolara indi.


Yapay zekâ faturası, haziran sonundan bu yana en kötü haftasını geçiren Wall Street’i sarsmaya mı başladı?

Seul’de düzenlenen yarı iletken fuarında SK Hynix’in standında yapay zekâ görselinin yer aldığı bir ekran (AP)
Seul’de düzenlenen yarı iletken fuarında SK Hynix’in standında yapay zekâ görselinin yer aldığı bir ekran (AP)
TT

Yapay zekâ faturası, haziran sonundan bu yana en kötü haftasını geçiren Wall Street’i sarsmaya mı başladı?

Seul’de düzenlenen yarı iletken fuarında SK Hynix’in standında yapay zekâ görselinin yer aldığı bir ekran (AP)
Seul’de düzenlenen yarı iletken fuarında SK Hynix’in standında yapay zekâ görselinin yer aldığı bir ekran (AP)

ABD teknoloji hisselerini cuma günü vuran satış dalgası, yapay zekâ patlamasının maliyetine ilişkin soru işaretlerini yeniden gündeme getirdi. Wall Street, haziran sonundan bu yana en kötü haftasını geride bıraktı. Endişeler artık yalnızca şirketlerin yüksek değerlemeleriyle sınırlı değil. Yatırımcılar, şirketlerin yapay zekâ altyapısına yaptıkları devasa harcamaları haklı çıkaracak getirileri elde edip edemeyeceğini de sorguluyor. Bu süreçte borçlanma maliyetleri yükselirken petrol fiyatlarındaki artış, enflasyon beklentileri ve ABD’de faizlerin seyri üzerindeki baskıyı artırıyor.

Nasdaq Bileşik Endeksi cuma günkü işlemlerde yüzde 2,1 gerilerken haftalık kaybı yaklaşık yüzde 4,5’e ulaştı. S&P 500 Endeksi ise cuma günü yüzde 1,1, hafta genelinde yaklaşık yüzde 2 değer kaybederek önceki haftaki kazanımlarını sildi. Dow Jones ise sektörler arasındaki farklı performans ve yatırımcıların teknoloji hisselerindeki pozisyonlarını azaltmasıyla haftayı sınırlı bir yükselişle tamamlayarak görece dirençli bir görünüm sergiledi.

Bu hareketler, yapay zekâ patlamasının sona erdiği anlamına gelmiyor. Ancak sektörün büyümesine yönelik iyimserliğin hisseleri rekor seviyelere taşıdığı bir dönemin ardından yatırımcıların bu yükselişin sürdürülebilirliğini daha titiz biçimde sorguladığını ortaya koyuyor. Jeopolitik ve enflasyonist baskılar da bu sorgulamayı güçlendiriyor.

Büyüme beklentilerinden finansman sınavına

Piyasalardaki endişelerin başlıca kaynaklarından biri, veri merkezlerini, çipleri ve bilgi işlem kapasitesini kapsayan yapay zekâ altyapısının hızla genişletilmesinin büyük ölçekli sermaye yatırımları gerektirmesi. Bazı şirketlerin bu harcamaların bir bölümünü borçlanarak finanse etmesi, yükselen tahvil getirileri ve yatırımcıların risk iştahındaki değişimler karşısında finansman koşullarını daha kırılgan hale getiriyor.

dfvg
Cuma günü piyasa kapanışı öncesinde New York Borsası’nda çalışan traderlar (AP)

Yapay zekâ odaklı bulut bilişim şirketi CoreWeave, borçlanma maliyetlerinin artmasıyla piyasalardaki endişelerin odağına yerleşti. Şirketin borçlanma araçlarının getirileriyle daha düşük riskli borçlanma araçlarının getirileri arasındaki farkın açılması, yapay zekâ altyapısı şirketlerinin finansman yükünü ne ölçüde taşıyabileceği ve beklenen gelirlerin maliyetlerle başa çıkacak hızda artıp artmayacağı tartışmasını yeniden alevlendirdi.

Bu endişeler, tek bir şirketin hisse performansının çok ötesine geçiyor. Yapay zekâ yatırımları, ABD ekonomisinde harcamaların, büyümenin ve sermaye akışlarının başlıca itici güçlerinden biri haline geldi. Dolayısıyla bu yatırımların finansmanında yaşanabilecek geniş çaplı bir yavaşlama, teknoloji şirketlerinin yanı sıra tedarikçilerini ve piyasa değerlemelerinin dayandığı kâr beklentilerini de etkileyebilir.

Bununla birlikte, şirketlerin karşı karşıya olduğu koşullar aynı değil. Şirketler nakit akışı yaratma ve borç taşıma kapasiteleri bakımından birbirinden ayrılırken yapay zekâ uygulamalarına yönelik talep de yatırımları desteklemeyi sürdürüyor. Bu nedenle temel sınav, harcamalarını sürdürülebilir getirilere dönüştürebilen şirketlerle faaliyetlerini büyük ölçüde kolay finansman koşullarına ve yüksek değerlemelerin devamına dayandıran şirketleri birbirinden ayırmak olacak.

Petrol, faiz hesaplarını zorlaştırıyor

Teknoloji hisseleri üzerindeki baskı, ABD ile İran arasındaki savaşın sürmesi ve Hürmüz Boğazı’ndan petrol akışına ilişkin endişeler nedeniyle Brent petrolün varil fiyatının cuma günü 109,86 dolara yükseldiği bir döneme denk geldi. Enerji fiyatlarındaki artış, enflasyon risklerini büyütürken fiyatların yükselmeye devam etmesi halinde merkez bankalarının para politikasını gevşetme alanını daraltıyor.

ABD’de açıklanan son veriler, tüketici ve üretici fiyatlarının beklentilerin üzerinde arttığını ortaya koydu. Bu gelişme, piyasalarda ABD Merkez Bankasının (Fed) yıl sonundan önce faizleri yeniden artırabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi. CME Group verilerine göre aralık ayındaki toplantıda faiz artırımı ihtimali yüzde 74,3’e yükseldi. Bu oran bir ay önce yüzde 50,2 düzeyindeydi.

jku
New York Borsası’nda işlem yapan bir trader (AP)

Faiz beklentilerindeki değişim, özellikle teknoloji hisselerini etkiliyor. Çünkü bu şirketlerin piyasa değerlerinin önemli bir bölümü gelecekte elde edilmesi beklenen kârlara dayanıyor. Bu kârları bugünkü değere indirgemek için kullanılan iskonto oranı yükseldikçe yatırımcıların söz konusu kazançlara biçtiği bugünkü değer düşüyor. Borçlanma maliyetlerinin artması da yatırımlarını kredi yoluyla genişleten şirketlerin üzerindeki yükü ağırlaştırıyor.

Buna karşılık enerji şirketleri, petrol fiyatlarındaki yükselişten yararlandı. ExxonMobil ve Chevron hisseleri cuma günü değer kazandı. Piyasanın farklı sektörler arasında yeniden pozisyon aldığına işaret eden bu ayrışma, diğer sektörlerin olası bir ekonomik yavaşlamanın veya kalıcı enflasyonun etkilerinden korunacağı anlamına gelmiyor.

Teknoloji hisselerindeki düşüş, piyasanın geri kalanından bağımsız değil

Ekonomist Muhammed el-Erian, piyasaları değerlendirdiği haftalık analizinde teknoloji hisselerinden uzaklaşma eğiliminin ekonominin geri kalanından bağımsız ele alınamayacağına dikkat çekiyor. Teknoloji, büyümenin önemli itici güçlerinden biri olmasının yanı sıra yerli ve yabancı sermayeyi daha geniş ABD hisse senedi piyasasına çeken başlıca alanlardan biri. Bu nedenle baskının yatırımlara ve ekonomik faaliyetlere yayılması halinde diğer sektörler de etkilenebilir.

Hafta boyunca piyasalarda görülen hareketler, tüm hisselerde eşit ölçüde yaşanan bir düşüşten ziyade sektörler arasında belirgin bir ayrışmaya işaret etti. Çip üreticileri ve yapay zekâyla bağlantılı teknoloji şirketleri kayıpların büyük bölümünü üstlenirken bazı sanayi şirketleri beklentileri aşan çeyreklik sonuçlarının ardından yükseldi. Enerji sektörü de petrol fiyatlarındaki artıştan destek buldu.

Ancak bu ayrışmanın devam edip etmeyeceği, şirketlerin mevcut değerlemelerini haklı çıkaracak sonuçlar açıklamasına, enflasyon ve tahvil getirilerinin seyrine ve Ortadoğu’daki savaşın gelişimine bağlı olacak. Enerji fiyatlarındaki yükselişin fiyat baskılarının devam etmesiyle birleşmesi, yatırımcıları zor bir denklemle karşı karşıya bırakabilir: Bir yanda kâr artışının yavaşlama ihtimali, diğer yanda yüksek finansman maliyetleri.

Gelecek dönem bilançoları yatırımcıların beklentilerini sınayacak

Şirketlerin önümüzdeki dönemde açıklayacağı çeyreklik finansal sonuçlar daha da önem kazanıyor. Bu sonuçlar, özellikle yapay zekâ yatırımlarına öncülük eden büyük şirketlerde talebin büyümesi, kâr marjları ve sermaye harcaması planları hakkında daha net göstergeler sunacak.

Yatırımcılar, devasa harcamaların yalnızca uzun vadeli beklentiler yaratmakla kalmayıp somut gelir ve getirilere dönüşmeye başladığını gösteren kanıtlar arayacak. Finansman kaynakları ve borçlanma maliyetleri daha yakından incelenirken şirketlerin gelecekteki harcamalarına ilişkin öngörüleri de gerçekleşen kârlar kadar önem taşıyacak.

Dolayısıyla piyasaların önündeki sınav, yalnızca yapay zekâ patlamasının devam edip etmeyeceğiyle sınırlı değil. Asıl mesele, bu büyümenin nasıl sürdürüleceği: Şirketler yatırımlarının büyüklüğüyle orantılı getiriler elde ederek genişlemelerini finanse edebilecek mi, yoksa yükselen maliyetler ve azalan risk iştahı yatırımcıları daha sert bir yeniden değerlemeye mi yöneltecek?

Haftalık kayıplar bu sorulara kesin bir yanıt vermiyor. Ancak piyasaların yapay zekâya yönelik iyimserliği artık hisseleri desteklemek için tek başına yeterli görmediğini ortaya koyuyor. Finansman koşulları, enflasyon ve enerji fiyatları da yatırımcıların hesaplamalarında belirleyici unsurlar haline geliyor.