Türkiye 2022 yılında en çok turist ağırlayan 5. ülke oldu

Ernst & Young tarafından hazırlanan Turizm Sektörü Değerlendirmesi 2023 raporuna göre, 2022 yılında Türkiye, Fransa, İspanya, ABD, İtalya'dan sonra en çok ziyaretçi ağırlayan 5. ülke oldu

2023 yılının ilk yarısında İstanbul ziyaretçi sayısında son 5 yılın rekorunu kırdı (AA)
2023 yılının ilk yarısında İstanbul ziyaretçi sayısında son 5 yılın rekorunu kırdı (AA)
TT

Türkiye 2022 yılında en çok turist ağırlayan 5. ülke oldu

2023 yılının ilk yarısında İstanbul ziyaretçi sayısında son 5 yılın rekorunu kırdı (AA)
2023 yılının ilk yarısında İstanbul ziyaretçi sayısında son 5 yılın rekorunu kırdı (AA)

Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi Ernst & Young (EY) turizm ve konaklama sektörüne ilişkin hazırladığı Turizm Sektörü Değerlendirmesi 2023 raporunun sonuçlarını açıkladı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, söz konusu raporda, turizm endüstrisi alanında değişen dinamiklerin ve trendlerin öncelikleri etkilediği belirtilirken, 2023 yılının, sürdürülebilirlik, teknoloji, kültürel deneyimler, sağlık ve güvenlik trendlerinin küresel turizm alanında birleştiği anlamına geldiği vurgulandı.

Rapora göre, sürdürülebilir ve çevre dostu seyahat seçeneklerine giderek daha fazla öncelik verildi, karbon ayak izini azaltan uçuşlar, yeşil konaklama ve ekolojik açıdan bilinçli turist faaliyetlerinin seyahat tercihlerinde belirleyici rol oynadı.

Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’nin yayımladığı verilere göre, Atlanta Hartsfield-Jackson Uluslararası Havalimanı 2023 yılı ekim ayında 5,36 milyonun üzerinde tarifeli koltukla uluslararası yolcular için dünyanın en yoğun havalimanı oldu. Dubai Uluslararası Havalimanı listede ikinci sırayı alırken, İstanbul Havalimanı yolcu trafiğinde yedinci sırada yer aldı.

Türkiye'nin turizm gelirleri 2023 yılının ilk yarısında yıllık bazda yüzde 27 artışla 21,7 milyar dolara yükseldiği belirtilen raporda, İstanbul'da 10 Haziran’da Inter Milan ile Manchester City arasında oynanan Şampiyonlar Ligi finali, ev sahibi şehre yaklaşık 75 milyon avro (80 milyon dolar) ekonomik katkı sağladığı kaydedildi.

Türkiye, en çok ziyaret edilen 5. ülke

Raporda, Türkiye'nin, toplam 51 milyon ziyaretçi ile 2022 yılında en çok turist ağırlayan 5. ülke olduğu bildirilirken, 2023 yılının ilk yarısında bu rakamın 2022 ilk yarısına göre yüzde 21 artarak 22 milyon olarak yansıdığı açıklandı.

2023 yılının ilk yarısında ziyaretçilerin geliş amacının yüzde 76,2'lık oranla "seyahat, eğlence, spor ve kültürel faaliyetler", yüzde 16,6'lık oranla "akraba ve arkadaş ziyareti" olarak kaydedilen raporda, Türkiye’ye “alışveriş" için gelenlerin oranının ise önceki yıllarla benzer biçimde yüzde 3’te sabit kaldığı belirtildi.

Raporda, 2023 ilk yarısında Türkiye’yi en çok ziyaret eden turist grubunu önceki yıla göre yüzde 34 artarak 5,2 milyon kişiye ulaşan Rus ziyaretçilerin oluşturduğu vurgulandı. Rusya'dan gelen ziyaretçilerin toplam ziyaretçi sayısının yüzde 13'ünü, ikinci sıradaki Almanya'dan gelen turistlerin ise yüzde 12'sini oluşturduğu bildirilen raporda, İngiltere'den gelen ziyaretçi sayısının da önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12 artış göstererek 3. sırada yer aldığı aktarıldı.

İstanbul, en çok ziyaret edilen şehir

İstanbul'un, 2023 yılının ilk yarısında 11 milyon 524 bin yabancı ziyaretçiyi ağırladığı belirtilen raporda, 2023'ün ilk yarısında İstanbul'u ziyaret eden yabancı ziyaretçi oranının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16,22 artış gösterdiği kaydedildi.

Öte yandan İstanbul'a gelen ziyaretçi sayısında yine önceki yıllarla benzer biçimde Rusya, Almanya, İran, ABD ve Suudi Arabistan, İngiltere ilk sıralarda yer aldı. İstanbul 2022'de tek başına 16,02 milyon yabancı turisti ağırlarken, en fazla yabancı ziyaretçi yine Rusya'dan geldi. Rusya'dan gelen turistler toplam ziyaretçilerin yüzde 9,33'ünü, ikinci sırada Almanya yüzde 7,72'ünü ve üçüncü İran ise (yüzde 6,85) takip etti.

Raporda, 2022 yılında İstanbul'u 12,82 milyon yabancı ziyaretçiyle Akdeniz kıyısında yer alan ve tatil köyleriyle tanınan Antalya takip ederken, listenin üçüncü sırasında, 4,64 milyon yabancı ziyaretçiyle hem Bulgaristan hem de Yunanistan’a sınırı olan Edirne, dördüncü sırasında ise Bodrum, Marmaris ve Fethiye ilçeleriyle ünlü Muğla yer aldı.

Sağlık turizmi yüzde 88 arttı

Türkiye’de sağlık turizmine olan ilginin artmaya devam ettiği belirtilen EY raporunda, 2023 yılının ilk yarısında sağlık hizmeti amacıyla Türkiye'yi 746 bin 290 kişinin ziyaret edildiği kaydedildi.

Raporda sağlık turizminden elde edilen gelirin 1 milyar 33 milyon dolarına ulaştığı açıklanırken, TÜRSAB'ın, Türkiye'nin 2023 yılında bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 30 artışla 1,8 milyonun üzerinde sağlık turistini ağırlayacağını öngördüğü ifade edildi.

2022 yılında da sağlık turizminde 2021’e göre yüzde 88 artış yaşandığı ve bu durumun sağlık hizmetleri gelirine de yüzde 23 artış olarak yansıdığı ifade edilen raporda. 2022'de 2,12 milyar dolar gelir elde edilirken 1 milyon 258 bin 382 ziyaretçinin Türkiye’de sağlık hizmeti aldığı aktarıldı.

Türkiye kruvaziyer turizminin önde gelen ülkelerinden biri oldu

Raporda, son yıllarda yapılan yatırımlarla Türkiye kruvaziyer turizminin önde gelen ülkelerinden biri haline geldiği ve 2023 yılının ilk yarısında kruvaziyer yoluyla Türkiye'yi 483 binden fazla kişinin ziyaret ettiği açıklandı.

Söz konusu dönemde limanlara yanaşan kruvaziyer gemi sayısının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32 (420 gemi), yolcu sayısının ise yüzde 107 (31.057 yolcu) arttığı kaydedilirken, Kuşadası'nın, 191 sefer ile en fazla kruvaziyerin yanaştığı ilçe olduğu ve 258 bin 719 ziyaretçiyi ağırladığı belirtildi.

Kuşadası'nı 115 bin 760 ziyaretçi ve 72 sefer ile Galataport (İstanbul) takip etti.

Seyahat ve turizm sektörünün katkısı yükseliyor

Rapora göre, 2022 yılında dünya genelinde seyahat ve turizm sektörü, küresel gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) yüzde 7,6 katkıda bulundu.

Söz konusu rakam, 2021 seviyesine göre yüzde 22 artış, 2019 seviyesine göre ise yüzde 23 düşüş gösterdiği belirtilen raporda, rakamın 2023'te 9,5 trilyon dolarına, 2033'te ise 15,5 trilyon dolarına ulaşacağının öngörüldüğü kaydedildi.

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi’ne göre ise 2022’de Avrupa'da seyahat ve turizmin GSYH’ye katkısı 2021'e göre yüzde 40 artışla 579,2 milyar doları olarak gerçekleşti. Ancak 2022'de bu oran 2019'a göre hâlâ yüzde 7,2 daha düşük seviyede kaldı.

Raporda, Türkiye'nin turizm gelirlerinin GSYH’ye katkısının son üç yılda yüzde 2,1'den yüzde 5,1'e yükseldiği vurgulanırken, Türkiye'de 2022 yılında bir önceki yıla göre paket tur harcamalarının yüzde 83,4, seyahat hizmetleri harcamalarının ise yüzde 82,1 arttığı açıklandı.



Vizyon 2030, Suudi Arabistan’ı petrol tedarikçisi olmaktan çıkarıp küresel bir enerji merkezi haline getiriyor

(foto altı) Suudi Arabistan’daki güneş enerjisi santrallerinden biri (SPA)
(foto altı) Suudi Arabistan’daki güneş enerjisi santrallerinden biri (SPA)
TT

Vizyon 2030, Suudi Arabistan’ı petrol tedarikçisi olmaktan çıkarıp küresel bir enerji merkezi haline getiriyor

(foto altı) Suudi Arabistan’daki güneş enerjisi santrallerinden biri (SPA)
(foto altı) Suudi Arabistan’daki güneş enerjisi santrallerinden biri (SPA)

Suudi Arabistan, onlarca yıldır dünyanın en güvenilir enerji tedarikçilerinden biri olarak sahip olduğu konumu korumakla yetinmeyip, enerji kaynaklarıyla olan ilişkisini yeniden tanımlama yoluna gitti. Ülke, mevcut kaynakların en yüksek verimle nasıl değerlendirilebileceği sorusuna odaklanarak değişen küresel enerji düzenine uyum sağlamayı hedefledi.

Bu yaklaşımın temelini Vizyon 2030 oluşturdu. Söz konusu vizyon, petrol ve doğal gazın değerini artırırken aynı zamanda enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesini ve yenilenebilir enerjiye geçişi stratejik bir fırsat olarak değerlendirdi. Bu dönüşümün en somut adımlarından biri, petrol ve madencilikten sorumlu bakanlığın yeniden yapılandırılarak Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı adını alması oldu. Bu değişiklik, enerji anlayışının yalnızca petrol ve gazla sınırlı kalmayıp yenilenebilir kaynakları da kapsayan daha geniş bir yapıya evrildiğini gösterdi.

Doğası gereği elverişli bir arazi

Suudi Arabistan’ın enerji dönüşümünde coğrafi avantajlarının dikkatli bir değerlendirme sonucunda stratejik bir fırsata dönüştürüldüğü belirtiliyor. Ülkenin güneş enerjisi projeleri için elverişli iklimi, rüzgâr enerjisi yatırımlarına uygun geniş arazileri ve hidrojen enerjisi geliştirilmesine imkân tanıyan çeşitlendirilmiş coğrafi yapısı, bu dönüşümün temel dayanakları arasında gösteriliyor. Bu süreç aynı zamanda güçlü yatırım kapasitesi ve birikmiş araştırma altyapısıyla destekleniyor.

Bu çerçevede Ulusal Yenilenebilir Enerji Programı, Kral Selman Yenilenebilir Enerji Girişimi ve Ulusal Yenilenebilir Enerji Veri Merkezi gibi girişimler hayata geçirildi. Bu programları, güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri izledi ve elektrik üretim verimliliğinin artırılması hedeflendi.

Sonuç olarak, yenilenebilir enerji üretim kapasitesi 2020’de 3 gigavattan 2025’te 46 gigavata yükseldi. Sektörde toplam 64 proje bulunurken, bunların 40’ı güneş enerjisi, 9’u rüzgâr enerjisi ve 15’i enerji depolama projelerinden oluşuyor.

Hidrojen

NEOM bünyesinde, dünya üzerinde benzeri olmayan bir proje olarak yeşil hidrojen üretimi geliştiriliyor. Bu projenin, günlük 600 ton üretim kapasitesiyle küresel ölçekte ilk ve en büyük yeşil hidrojen girişimlerinden biri olduğu belirtiliyor.

sdvefrgtbh
Suudi Arabistan’daki Oxagon şehri (NEOM)

Bu dönüşümü desteklemek amacıyla Yanbu merkezli Yeşil Hidrojen Merkezi’nin ilk aşaması da devreye alındı. Proje kapsamında yenilenebilir enerjiyle elektrik üretim tesisleri, suyun tuzdan arındırılması için tesisler, elektroliz üniteleri, yeşil amonyağa dönüştürme tesisleri ve ihracata yönelik özel bir liman altyapısı kuruluyor. Bu altyapının, yeşil hidrojen üretim zincirinin tüm aşamalarını entegre ederek sürdürülebilir enerji ihracatına katkı sağlaması hedefleniyor.

Pil yarışı... Suudi Arabistan liderliğe yaklaşıyor

Suudi Arabistan’da enerji depolama sektörü, dikkat çekici bir gelişim ivmesiyle öne çıkıyor. Ülke, küresel ölçekte batarya depolama projelerinin maliyet yarışında Çin ile neredeyse aynı seviyeye yaklaşarak önemli bir rekabet konumuna ulaştı. Dört saatlik depolama kapasitesine sahip projelerde maliyetin kilovat başına 409 dolar seviyesinde olduğu, Çin’de ise bu rakamın 404 dolar olduğu bildirildi.

Enerji depolama projelerinde toplam kapasitenin 30 gigavat-saat seviyesine ulaştığı, bunun 8 gigavat-saatlik kısmının ise elektrik şebekesine bağlandığı ifade ediliyor. Bu veriler, ülkenin büyük ölçekli enerji depolama altyapısını hızla geliştirdiğini gösteriyor.

Öte yandan enerji sektöründe önemli bir yenilik olarak Saudi Aramco, petrol dışı enerji uygulamalarında dünyanın ilk örneklerinden biri olan bir yenilenebilir enerji depolama sistemini devreye aldı. Sistem, doğal gaz sahalarındaki üretim faaliyetlerini desteklemek için geliştirildi ve 1 megavat-saat kapasiteye sahip. Bu teknoloji, 5 kuyunun 25 yıl boyunca çalışmasını destekleyebiliyor ve Suudi Arabistan’a ait bir patent üzerine kurulu. Geleneksel güneş enerjisi çözümlerine alternatif olarak geliştirilen sistem, zorlu iklim koşullarında yüksek verimlilik ve değişen enerji ihtiyaçlarına akıllı yanıt verebilme özelliğiyle öne çıkıyor.

SPARK... Endüstri değer haline geldiğinde

Vizyon 2030, üretimin tek başına yeterli olmadığını; asıl katma değerin sanayi geliştirme, tedarik zincirlerini yerelleştirme ve yerli içerik oranını artırmada bulunduğunu kabul etti. Bu yaklaşım doğrultusunda, enerji ve sanayi alanında yeni bir endüstriyel ekosistem oluşturma hedefi öne çıktı. Bu kapsamda Kral Selman Enerji Şehri (SPARK) projesi hayata geçirildi. Yaklaşık 12 milyar riyali (3,2 milyar dolar) aşan yatırım büyüklüğüne sahip olan proje, 60’tan fazla yerli ve uluslararası yatırımcıyı bünyesine çekti.

Stratejik bir konumda yer alan SPARK, enerji kaynaklarına ve ihracat ile nakliye ağlarına yakınlığı sayesinde lojistik avantaj sunuyor. Ayrıca hızlı erişim sağlayan bir kuru liman altyapısına da sahip. Proje kapsamında şu ana kadar 7 fabrika faaliyete geçirilirken, 14 yeni fabrikanın inşasının sürdüğü bildirildi. Bu gelişmeler, Suudi Arabistan’ın enerji merkezli sanayi dönüşümünü hızlandıran önemli adımlar arasında gösteriliyor.

Denge, aşırılık yok

Dünya petrol ve doğal gazın alternatiflerine doğru bir dönüşüm sürecine girerken, Suudi Arabistan farklı bir yaklaşım benimsiyor. Bu yaklaşımda, enerji dönüşümünün aşırı hızlı ilerlemesinin küresel enerji güvenliği ve ekonomik büyüme açısından riskler doğurabileceği değerlendirmesi öne çıkıyor. Ayrıca yenilenebilir enerji kaynaklarının tek başına tüm kalkınma ihtiyaçlarını karşılamada yeterli olmayabileceği görüşü dile getiriliyor.

Bu çerçevede ülke, petrol ve gaz arama ve geliştirme yatırımlarını sürdürmeye devam ediyor. Bu projeler arasında en dikkat çekici olanlardan biri, Ortadoğu’nun en büyüklerinden biri olarak kabul edilen Jafurah Gaz Sahası geliştirme projesi olarak öne çıkıyor. Bu saha, gaz değer zincirinin ve petrokimya endüstrilerinin güçlendirilmesinde stratejik bir rol oynuyor.

Bu strateji doğrultusunda Suudi Arabistan, bir yandan küresel enerji arz güvenliğini desteklerken diğer yandan karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik teknolojilere yatırım yapmayı sürdürüyor. Böylece ülke, hem enerji üretiminde merkezi bir aktör hem de sürdürülebilir enerji dönüşümünde dengeli bir model sunan bir ‘entegre enerji merkezi’ olarak konumlanıyor.


ABD’nin enerji stratejisi: “İran savaşı, Amerikan şirketlerine talebi artırdı”

ABD ve İran heyetleri, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını sağlamak için diplomatik temasları sürdürüyor (AFP)
ABD ve İran heyetleri, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını sağlamak için diplomatik temasları sürdürüyor (AFP)
TT

ABD’nin enerji stratejisi: “İran savaşı, Amerikan şirketlerine talebi artırdı”

ABD ve İran heyetleri, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını sağlamak için diplomatik temasları sürdürüyor (AFP)
ABD ve İran heyetleri, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını sağlamak için diplomatik temasları sürdürüyor (AFP)

ABD, İran savaşının yarattığı krizde yeni bir enerji üstünlüğü elde etmeye çalışıyor.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta düzenlediği saldırılarla başlayan savaşta Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik enerji piyasalarını alt üst etti.

Ortadoğu'dan doğalgaz ve petrol tedarikinde yaşanan aksaklıklar, Avrupa ve Asya ülkelerini hızla alternatif arayışına itti. Financial Times'ın analizine göre, özellikle sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tarafında Amerikan şirketlerine yoğun talep var.

ABD ham petrol ihracatı günlük 5,2 milyon varile çıkarak rekor kırarken, Avrupa'nın jet yakıtı ihtiyacının üçte birinden fazlasının nisanda ABD'den karşılanması bekleniyor.

Kısa vadede petrol fiyatlarındaki artış ABD'li şirketlere büyük nakit akışı sağlarken, asıl stratejik kazanç LNG tarafında ortaya çıkacak. Tıpkı Avrupa'nın 2022'de patlak veren Ukrayna savaşında Rus gazından uzaklaşması gibi, Asya'nın da Körfez ülkelerine bağımlılığını azaltarak ABD'ye yönelmesi bekleniyor.

Vadesi 20 yıla varan uzun dönemli sözleşmelerde ABD'nin "güvenilir tedarikçi" olarak öne çıkması, küresel enerji ticaretinde kalıcı bir yön değişimine işaret edebilir. Bu durum, ABD'nin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi nüfuzunu da artırıyor.

ABD Başkanı Donald Trump da geçen ayki açıklamasında "ABD dünyanın en büyük petrol üreticisi dolayısıyla petrol fiyatları yükseldiğinde daha fazla kazanıyoruz" demişti.

Diğer yandan analistlere göre riskler de artıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki kriz, uzun vadede fosil yakıt talebini azaltarak, yenilenebilir enerji ve elektrikli araçlara geçişi hızlandırabilir.

Nitekim Avrupa'da güneş ve rüzgar enerjisi yatırımları son yıllarda hızlanırken, Çin temiz enerji teknolojilerinde küresel üstünlüğünü pekiştiriyor.

Petrol devi BP'nin eski baş ekonomisti Spencer Dale şu yorumları paylaşıyor:

Tarihten çıkarılan ders şudur: Enerji güvenliğiyle ilgili sarsıntılar geride iz bırakır. Petrolün küresel enerji içindeki payının, petrol krizinin ardından 1973'te zirveye ulaştıktan sonra bir daha asla eski seviyesine dönmemesi beni her zaman şaşırtmıştır.

Ekonomist ayrıca Avrupa'nın ABD'den gelen LNG'ye fazla bağımlı kalmamak için Kuzey Afrika veya Orta Asya'dan tedariki artırmak amacıyla çeşitli adımlar atabileceğini de belirtiyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Guardian


Fed soruşturması kapatıldı: Trump’ın adayının yolu açılıyor mu?

Powell, hakkında soruşturma açılmasından çekinmediğini bildirmişti (Reuters)
Powell, hakkında soruşturma açılmasından çekinmediğini bildirmişti (Reuters)
TT

Fed soruşturması kapatıldı: Trump’ın adayının yolu açılıyor mu?

Powell, hakkında soruşturma açılmasından çekinmediğini bildirmişti (Reuters)
Powell, hakkında soruşturma açılmasından çekinmediğini bildirmişti (Reuters)

ABD Adalet Bakanlığı'nın, Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell'a yönelik soruşturmayı kapatması büyük yankı uyandırdı.

ABD Başkanı Donald Trump'la Powell arasında son dönemde tekrar alevlenen tartışma, Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgiliydi.

Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Fed'le ilgili soruşturmayı yürüten ABD Adalet Bakanlığı Başsavcısı Jeanine Pirro, sosyal medya hesabından dün yaptığı paylaşımda, maliyet aşımlarının incelemesinin Merkez Bankası'na bağlı Genel Müfettişlik tarafından yürütüleceğini duyurdu.

Müfettişliğin, Fed'i Amerikan vergi mükelleflerine karşı sorumlu tutma yetkisine sahip olduğunu vurguladı.

Pirro, kısa süre içinde kapsamlı bir rapor beklediğini ve sonucun celp kararı çıkarılmasına yol açan soruları çözüme kavuşturacağından emin olduğunu söyledi:

Bu doğrultuda Genel Müfettiş bu incelemeyi yürütürken ofisime soruşturmayı kapatması talimatını verdim. Ancak şunun altını çizmek gerekir ki durum gerektirdiği takdirde cezai bir soruşturmayı yeniden başlatmaktan çekinmeyeceğim.

Powell, Adalet Bakanlığı'nın kendine büyük jüri celbi tebliğ ettiğini ocak ayında duyurmuştu. Celbin geçen yıl haziranda Senato'nun Bankacılık Komitesi'nde, Fed binalarının yenilenmesine ilişkin verdiği ifadeyle bağlantılı bir "cezai iddianame tehdidi" içerdiğini aktarmıştı.

Bu hamlenin asıl nedeninin, Trump'ın sıkça eleştirdiği Fed'in para politikası kararları olduğunu söylemişti. 

Faizleri indirmediği gerekçesiyle Powell'ı sıkça eleştiren ABD Başkanı ise soruşturmadan önceden haberi olmadığını öne sürmüştü. Diğer yandan Trump, Aralık 2025'teki açıklamasında Powell hakkında hukuki işlem başlatılmasını değerlendirdiğini bildirmişti.

Trump'ın, 2018'de Fed'in başına getirdiği Powell'ın görev süresi 15 Mayıs'ta dolacak. ABD Başkanı, onun yerine Kevin Warsh'u aday göstermişti.

New York Times'ın analizinde, ABD Bakanlığı'nın soruşturmayı kapatmasının, Warsh'un Fed'in başına geçme sürecini hızlandırabileceğine dikkat çekiliyor.

Warsh'un başkanlık görevine gelebilmesi için Senato'nun onayını alması gerekiyor. Ancak bazı senatörler, Fed'le ilgili soruşturma kapatılana dek Warsh'un atanma sürecinin askıya alınmasını talep etmişti. Özellikle Cumhuriyetçi Senatör Thom Thillis, Powell'a yönelik soruşturmayı "asılsız" diye niteleyerek Trump yönetimini eleştirmişti.

Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Kush Desai, kararın ardından yaptığı açıklamada "Senato'nun Kevin Warsh'u Fed'in bir sonraki başkanı olarak hızla onaylayacağına" güvendiklerini söylemişti.

Diğer yandan analizde, Trump-Powell çekişmesinin Fed'in bağımsızlığına gölge düşürdüğüne, Merkez Bankası'nın Beyaz Saray'ın talimatları altında hareket etmeyeceğine dair yeniden güven kazanmasının çok zor olacağına dikkat çekiliyor.

Warsh ise Senato'nun Bankacılık, Konut ve Kentsel İşler Komitesi'nde bu hafta düzenlenen oturumda, seçilmiş yetkililerin faizlere ilişkin görüş bildirmesinin para politikası bağımsızlığını tehdit etmediğini, Fed'in bağımsızlığının kurumun kendisine bağlı olduğunu ifade etmişti.

Cumhuriyetçi Senatör John Kennedy'nin "Başkan'ın kuklası olacak mısınız?" sorusunaysa "Kesinlikle hayır" yanıtını vermişti.

Financial Times'ın görüş aldığı Cornell Üniversitesi'nden Eswar Prasad ise şunları söylüyor:

Buradaki temel soru, bu kararın, Warsh'un Trump'ın isteklerine boyun eğeceği varsayımıyla, onun atamasının önünü açmak için yönetimin yaptığı bir aldatmaca olup olmadığıdır.

Independent Türkçe, New York Times, Financial Times, Reuters