Türkiye 2022 yılında en çok turist ağırlayan 5. ülke oldu

Ernst & Young tarafından hazırlanan Turizm Sektörü Değerlendirmesi 2023 raporuna göre, 2022 yılında Türkiye, Fransa, İspanya, ABD, İtalya'dan sonra en çok ziyaretçi ağırlayan 5. ülke oldu

2023 yılının ilk yarısında İstanbul ziyaretçi sayısında son 5 yılın rekorunu kırdı (AA)
2023 yılının ilk yarısında İstanbul ziyaretçi sayısında son 5 yılın rekorunu kırdı (AA)
TT

Türkiye 2022 yılında en çok turist ağırlayan 5. ülke oldu

2023 yılının ilk yarısında İstanbul ziyaretçi sayısında son 5 yılın rekorunu kırdı (AA)
2023 yılının ilk yarısında İstanbul ziyaretçi sayısında son 5 yılın rekorunu kırdı (AA)

Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi Ernst & Young (EY) turizm ve konaklama sektörüne ilişkin hazırladığı Turizm Sektörü Değerlendirmesi 2023 raporunun sonuçlarını açıkladı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, söz konusu raporda, turizm endüstrisi alanında değişen dinamiklerin ve trendlerin öncelikleri etkilediği belirtilirken, 2023 yılının, sürdürülebilirlik, teknoloji, kültürel deneyimler, sağlık ve güvenlik trendlerinin küresel turizm alanında birleştiği anlamına geldiği vurgulandı.

Rapora göre, sürdürülebilir ve çevre dostu seyahat seçeneklerine giderek daha fazla öncelik verildi, karbon ayak izini azaltan uçuşlar, yeşil konaklama ve ekolojik açıdan bilinçli turist faaliyetlerinin seyahat tercihlerinde belirleyici rol oynadı.

Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’nin yayımladığı verilere göre, Atlanta Hartsfield-Jackson Uluslararası Havalimanı 2023 yılı ekim ayında 5,36 milyonun üzerinde tarifeli koltukla uluslararası yolcular için dünyanın en yoğun havalimanı oldu. Dubai Uluslararası Havalimanı listede ikinci sırayı alırken, İstanbul Havalimanı yolcu trafiğinde yedinci sırada yer aldı.

Türkiye'nin turizm gelirleri 2023 yılının ilk yarısında yıllık bazda yüzde 27 artışla 21,7 milyar dolara yükseldiği belirtilen raporda, İstanbul'da 10 Haziran’da Inter Milan ile Manchester City arasında oynanan Şampiyonlar Ligi finali, ev sahibi şehre yaklaşık 75 milyon avro (80 milyon dolar) ekonomik katkı sağladığı kaydedildi.

Türkiye, en çok ziyaret edilen 5. ülke

Raporda, Türkiye'nin, toplam 51 milyon ziyaretçi ile 2022 yılında en çok turist ağırlayan 5. ülke olduğu bildirilirken, 2023 yılının ilk yarısında bu rakamın 2022 ilk yarısına göre yüzde 21 artarak 22 milyon olarak yansıdığı açıklandı.

2023 yılının ilk yarısında ziyaretçilerin geliş amacının yüzde 76,2'lık oranla "seyahat, eğlence, spor ve kültürel faaliyetler", yüzde 16,6'lık oranla "akraba ve arkadaş ziyareti" olarak kaydedilen raporda, Türkiye’ye “alışveriş" için gelenlerin oranının ise önceki yıllarla benzer biçimde yüzde 3’te sabit kaldığı belirtildi.

Raporda, 2023 ilk yarısında Türkiye’yi en çok ziyaret eden turist grubunu önceki yıla göre yüzde 34 artarak 5,2 milyon kişiye ulaşan Rus ziyaretçilerin oluşturduğu vurgulandı. Rusya'dan gelen ziyaretçilerin toplam ziyaretçi sayısının yüzde 13'ünü, ikinci sıradaki Almanya'dan gelen turistlerin ise yüzde 12'sini oluşturduğu bildirilen raporda, İngiltere'den gelen ziyaretçi sayısının da önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12 artış göstererek 3. sırada yer aldığı aktarıldı.

İstanbul, en çok ziyaret edilen şehir

İstanbul'un, 2023 yılının ilk yarısında 11 milyon 524 bin yabancı ziyaretçiyi ağırladığı belirtilen raporda, 2023'ün ilk yarısında İstanbul'u ziyaret eden yabancı ziyaretçi oranının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16,22 artış gösterdiği kaydedildi.

Öte yandan İstanbul'a gelen ziyaretçi sayısında yine önceki yıllarla benzer biçimde Rusya, Almanya, İran, ABD ve Suudi Arabistan, İngiltere ilk sıralarda yer aldı. İstanbul 2022'de tek başına 16,02 milyon yabancı turisti ağırlarken, en fazla yabancı ziyaretçi yine Rusya'dan geldi. Rusya'dan gelen turistler toplam ziyaretçilerin yüzde 9,33'ünü, ikinci sırada Almanya yüzde 7,72'ünü ve üçüncü İran ise (yüzde 6,85) takip etti.

Raporda, 2022 yılında İstanbul'u 12,82 milyon yabancı ziyaretçiyle Akdeniz kıyısında yer alan ve tatil köyleriyle tanınan Antalya takip ederken, listenin üçüncü sırasında, 4,64 milyon yabancı ziyaretçiyle hem Bulgaristan hem de Yunanistan’a sınırı olan Edirne, dördüncü sırasında ise Bodrum, Marmaris ve Fethiye ilçeleriyle ünlü Muğla yer aldı.

Sağlık turizmi yüzde 88 arttı

Türkiye’de sağlık turizmine olan ilginin artmaya devam ettiği belirtilen EY raporunda, 2023 yılının ilk yarısında sağlık hizmeti amacıyla Türkiye'yi 746 bin 290 kişinin ziyaret edildiği kaydedildi.

Raporda sağlık turizminden elde edilen gelirin 1 milyar 33 milyon dolarına ulaştığı açıklanırken, TÜRSAB'ın, Türkiye'nin 2023 yılında bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 30 artışla 1,8 milyonun üzerinde sağlık turistini ağırlayacağını öngördüğü ifade edildi.

2022 yılında da sağlık turizminde 2021’e göre yüzde 88 artış yaşandığı ve bu durumun sağlık hizmetleri gelirine de yüzde 23 artış olarak yansıdığı ifade edilen raporda. 2022'de 2,12 milyar dolar gelir elde edilirken 1 milyon 258 bin 382 ziyaretçinin Türkiye’de sağlık hizmeti aldığı aktarıldı.

Türkiye kruvaziyer turizminin önde gelen ülkelerinden biri oldu

Raporda, son yıllarda yapılan yatırımlarla Türkiye kruvaziyer turizminin önde gelen ülkelerinden biri haline geldiği ve 2023 yılının ilk yarısında kruvaziyer yoluyla Türkiye'yi 483 binden fazla kişinin ziyaret ettiği açıklandı.

Söz konusu dönemde limanlara yanaşan kruvaziyer gemi sayısının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32 (420 gemi), yolcu sayısının ise yüzde 107 (31.057 yolcu) arttığı kaydedilirken, Kuşadası'nın, 191 sefer ile en fazla kruvaziyerin yanaştığı ilçe olduğu ve 258 bin 719 ziyaretçiyi ağırladığı belirtildi.

Kuşadası'nı 115 bin 760 ziyaretçi ve 72 sefer ile Galataport (İstanbul) takip etti.

Seyahat ve turizm sektörünün katkısı yükseliyor

Rapora göre, 2022 yılında dünya genelinde seyahat ve turizm sektörü, küresel gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) yüzde 7,6 katkıda bulundu.

Söz konusu rakam, 2021 seviyesine göre yüzde 22 artış, 2019 seviyesine göre ise yüzde 23 düşüş gösterdiği belirtilen raporda, rakamın 2023'te 9,5 trilyon dolarına, 2033'te ise 15,5 trilyon dolarına ulaşacağının öngörüldüğü kaydedildi.

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi’ne göre ise 2022’de Avrupa'da seyahat ve turizmin GSYH’ye katkısı 2021'e göre yüzde 40 artışla 579,2 milyar doları olarak gerçekleşti. Ancak 2022'de bu oran 2019'a göre hâlâ yüzde 7,2 daha düşük seviyede kaldı.

Raporda, Türkiye'nin turizm gelirlerinin GSYH’ye katkısının son üç yılda yüzde 2,1'den yüzde 5,1'e yükseldiği vurgulanırken, Türkiye'de 2022 yılında bir önceki yıla göre paket tur harcamalarının yüzde 83,4, seyahat hizmetleri harcamalarının ise yüzde 82,1 arttığı açıklandı.



Lübnan bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılmasında görüş ayrılığı sürüyor: IMF’den yüzde 15 sermaye yeterliliği şartı

Lübnan Başbakanı başkanlığındaki heyet, eylül ayında Washington’da Uluslararası Para Fonu (IMF) Genel Direktörü Kristalina Georgieva ile bir araya geldi. (X)
Lübnan Başbakanı başkanlığındaki heyet, eylül ayında Washington’da Uluslararası Para Fonu (IMF) Genel Direktörü Kristalina Georgieva ile bir araya geldi. (X)
TT

Lübnan bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılmasında görüş ayrılığı sürüyor: IMF’den yüzde 15 sermaye yeterliliği şartı

Lübnan Başbakanı başkanlığındaki heyet, eylül ayında Washington’da Uluslararası Para Fonu (IMF) Genel Direktörü Kristalina Georgieva ile bir araya geldi. (X)
Lübnan Başbakanı başkanlığındaki heyet, eylül ayında Washington’da Uluslararası Para Fonu (IMF) Genel Direktörü Kristalina Georgieva ile bir araya geldi. (X)

Paris’te dün Lübnan Merkez Bankası, Bankacılık Kontrol Komisyonu ve Lübnanlı bankaların temsilcileri arasında sona eren görüşme turu, bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılması ve zararların dağıtılması konularında yaklaşımlar arasındaki farklılıkların devam ettiğini ortaya koydu. Uluslararası Para Fonu (IMF) ise faaliyetlerini sürdürmek isteyen bankalar için yüzde 15’e ulaşan sermaye yeterlilik oranı şartında ısrar ediyor. Söz konusu oranın beş ila yedi yıl içinde sağlanması öngörülüyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre toplantılar, Lübnan Merkez Bankasının uluslararası danışmanı Rothschild’in ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Görüşmelerin amacı, Mali Düzenleme ve Mevduatların Geri Ödenmesi Yasa Tasarısı’nın hükümleri konusunda farklılaşan yaklaşımları uzlaştırmaktı. Toplantılarda, hükümetin geçen yılın sonunda parlamentoya sunduğu yasa tasarısına ilişkin yeni fikirler ve bazı küçük biçimsel değişiklikler gündeme geldi. Ancak bu önerilerin, tasarının özüne daha kapsamlı bir yaklaşım getirmesi ve yasama sürecinin sonraki aşamalarına olumlu yansıması hedefleniyor.

Bununla birlikte, taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını giderme girişimleri IMF’nin tutumunda benzer bir değişikliğe yol açmadı. Fon heyetinden aktarılan görüşlerde, kamu kaynaklarının kullanımını sınırlandırma ilkesinin korunması ve zararların karşılanmasında öncelik sıralamasının uygulanması konusundaki katı yaklaşım sürdürüldü. Bu ilke uyarınca zararların karşılanmasında ilk sorumluluk sermayeye, hissedarlara ve mülkiyet sahiplerine düşüyor.

Beyrut’un Hamra bölgesinde bulunan Lübnan Merkez Bankası binası (AP)
Beyrut’un Hamra bölgesinde bulunan Lübnan Merkez Bankası binası (AP)

IMF’den yüzde 15 sermaye yeterliliği şartı

Bu çerçevede IMF’nin Lübnan tarafına yönelttiği ilave bir şart da öne çıktı. Fon, bankacılık sektörü yöneticilerine, faaliyetlerini sürdüren bankaların mali yeterlilik yapılarının yeniden düzenlenmesi ve sermaye yeterlilik oranının yüzde 15’e çıkarılması gerektiğini bildirdi. Bu oran, bankaların faaliyetlerine devam edebilmesi için temel koşullardan biri olarak değerlendiriliyor.

Şarku’l Avsat’ın görüştüğü konuyla ilgili bir kaynağa göre IMF, yeniden yapılandırmanın başlangıcından itibaren beş ila yedi yıl içerisinde tamamlanmasını şart koştu.

Söz konusu oran, Basel III standartlarında belirlenen gerekliliklerin oldukça üzerinde bulunuyor. IMF ise bu talebini, bankacılık sektörünün ve düzenleyici otorite sıfatıyla Lübnan Merkez Bankasının, benzeri görülmemiş krizin sonuçlarını ele alma konusundaki kararlılığını kanıtlama ihtiyacı ile gerekçelendiriyor. Fon, uluslararası güvenin yeniden tesis edilebilmesi için krizden mümkün olan en güçlü mali yapıya sahip bir sektörle çıkılmasını hedefliyor.

Ancak Lübnan’daki bütün bankalar, mevcut hissedarlarını bu ölçekteki öz kaynakları nispeten kısa bir süre içerisinde sağlamaya ikna etmekte ciddi güçlüklerle karşı karşıya. Üstelik bankalar, IMF ile müzakerelerin nihai bir anlaşmayla sonuçlanıp sonuçlanmayacağı, hükümetin kamu sektöründe yapısal reform şartlarını yerine getirip getirmeyeceği, orta vadeli mali planın benimsenip benimsenmeyeceği ve uluslararası borçlanma tahvillerinin (Eurobond) yeniden yapılandırılması sürecinin nasıl sonuçlanacağı konusunda henüz netlik kazanmış değil.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Bankalar Birliği heyetini kabul ederken (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Bankalar Birliği heyetini kabul ederken (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Bankalardan ne talep ediliyor?

Şarku’l Avsat’ın yaptığı ilk değerlendirmeye göre, IMF’nin talebinin karşılanması için bankaların büyük miktarda nakit sermaye yatırımı yapması veya yeni sermaye kaynakları bulması gerekiyor. Ancak mevcut koşullarda bunun gerçekleştirilmesi oldukça güç görünüyor.

İlk tahminler, ihtiyaç duyulan kaynağın bankaların mevcut sermayelerinin iki katına ulaşabileceğine işaret ediyor. Lübnan lirasındaki kur çöküşü nedeniyle bankaların sermayesi, daha önce 20 milyar doların üzerindeki seviyelerden sert biçimde gerilemişti.

Bu gelişmeler, savaşların yol açtığı mali kayıplar ve büyük ölçekli yeniden imar yükünün yanı sıra yatırım akışlarında olağanüstü daralma yaşayan Lübnan ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu koşullarda gündeme geliyor. Ülkenin mali açığının ise hükümetin tahminlerine göre yaklaşık 70 milyar dolar olduğu belirtiliyor.

Bu yaklaşımda ısrar edilmesi, bankacılık sektörünün yeniden ayağa kalkma ve ekonomik toparlanma sürecine etkin biçimde katılma ihtimalini zayıflatabilir. Zira faaliyetlerini sürdüren bankaların çoğunun bu büyüklükte sermaye yatırımı yapması veya dışarıdan kaynak sağlaması zor görünüyor.

Buna karşılık bankacılık sektörü temsilcileri, söz konusu yaklaşımın devletin ve Lübnan Merkez Bankasının bilançosundan kaynak sağlama konusundaki sorumluluğunu göz ardı ettiğini savunuyor. Özellikle hükümetin uluslararası borçlanma tahvillerine (Eurobond) ilişkin tüm yükümlülüklerin ödemesini askıya alma kararı, bankaları ve Merkez Bankasını önemli finansal varlıkları kullanma imkânından mahrum bıraktı.

Lübnan Cumhurbaşkanı, 2 Ekim’de Lübnan Merkez Bankası Başkanı ile görüşürken (Arşiv – Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı, 2 Ekim’de Lübnan Merkez Bankası Başkanı ile görüşürken (Arşiv – Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Öte yandan mali çevrelerden bir yetkili, finansal ve parasal çöküşün sonuçlarıyla mücadelede, özellikle bankacılık sisteminde yoğunlaşan sorunların ele alınması sürecinde Merkez Bankası yönetiminin gerçekçi ve dengeli bir yaklaşım benimsemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Bu yaklaşımın birbiriyle bağlantılı iki temel ilkeyi gözetmesi gerekiyor: Kayıpların adil biçimde dağıtılması ve finans sektöründeki kurumların feda edilmemesi.

Bu kapsamda bankaların mali ve sermaye yapılarının yeniden düzenlenmesi, aynı zamanda yürürlükteki genelgelerde belirlenen dağıtım mekanizması çerçevesinde mevduat sahiplerinin alacaklarının kademeli olarak ödenmesine mümkün olan en yüksek katkının sağlanması öngörülüyor.

Bu noktada, krizler başlamadan önce Lübnan Merkez Bankasının faaliyet gösteren bankalara ortalama yüzde 15’in üzerinde katı sermaye yeterlilik oranları uyguladığını hatırlatmak gerekiyor.

Bankaların yönetimleri de uluslararası mesleki standartlara uygun sermaye yeterliliği değerlendirme kriterlerini kendi inisiyatifleriyle ve titizlikle uyguluyordu. Bu sayede bankalar, kredi, piyasa ve operasyonel risklerin karşılanması konusunda bölgesel ölçekte üst sıralarda yer almıştı.

Ayrıca bankalar; faiz oranı riski, kredi yoğunlaşması, likidite ve itibar riski dahil olmak üzere diğer risklerin ölçülmesi ve izlenmesi alanlarında da önemli ilerleme kaydetmişti.

Son olarak, Rothschild şirketinin Lübnan Merkez Bankasının finans sektörüne ilişkin müzakerelerinde uluslararası danışmanlık görevini yürüttüğü, Lazard şirketinin ise aynı görevi Maliye Bakanlığı adına üstlendiği belirtiliyor.


Petrol fiyatlarındaki yükseliş ve ABD’de enflasyonun hızlanmasıyla altın geriledi

İsviçre’nin Balerna kasabasındaki Valcambi altın külçe fabrikasında altın granülleri (Arşiv – Reuters)
İsviçre’nin Balerna kasabasındaki Valcambi altın külçe fabrikasında altın granülleri (Arşiv – Reuters)
TT

Petrol fiyatlarındaki yükseliş ve ABD’de enflasyonun hızlanmasıyla altın geriledi

İsviçre’nin Balerna kasabasındaki Valcambi altın külçe fabrikasında altın granülleri (Arşiv – Reuters)
İsviçre’nin Balerna kasabasındaki Valcambi altın külçe fabrikasında altın granülleri (Arşiv – Reuters)

Altın fiyatları, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve ABD'de enflasyonun hızlandığını gösteren verilerin açıklanmasının ardından bugün geriledi. Söz konusu gelişmeler, ABD Merkez Bankasının (FED) yılın ilerleyen dönemlerinde faiz oranlarını yeniden artırabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi.

Spot altının ons fiyatı, % 0,5 düşüşle 4 bin 54 dolara geriledi. Aralık vadeli ABD altın kontratları da % 0,5 değer kaybederek ons başına 4 bin 10,10 dolara indi. Değerli metal, üst üste ikinci ayı da kayıpla kapatmaya hazırlanıyor.

KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, altın fiyatlarındaki düşüşün ons başına 4bin  dolar seviyesindeki teknik destek noktasına ilişkin ciddi soru işaretleri yarattığını söyledi. Waterer, fiyatların gerilediği dönemlerde gerçekleştirilen alımların daha önce kayıpları sınırladığını, ancak alım fırsatı kollayan yatırımcıların fiyatları destekleme kapasitesinin henüz netleşmediğini belirtti.

Waterer, bu hafta açıklanan ABD ekonomik verilerinin FED'in aralık ayında faiz artırması ihtimalini destekleyen yeterli göstergeler içerdiğini ifade etti. Petrol fiyatlarının mevcut seviyelere yükselmesinin de enflasyon açısından altın üzerindeki baskıyı artırdığını kaydetti.

ABD'de enflasyon, eylül ayında tüketicilerin benzin ve diğer ürünler için daha fazla ödeme yapmasıyla hızlandı. Bu gelişme, ekonomistlerin aralık ayında faiz artırımı yapılabileceğine ilişkin beklentilerini güçlendirdi.

Faiz oranlarının yükselmesi, yatırımcısına faiz getirisi sağlamayan altını elde tutmanın alternatif maliyetini artırarak değerli metalin yatırımcılar açısından cazibesini azaltıyor.

CME Group bünyesindeki FedWatch aracına göre piyasalar, aralık ayında faiz artırımı yapılması ihtimalini yaklaşık yüzde 75 olarak fiyatlıyor.

Enerji piyasalarında ise petrol fiyatları bugün yükseldi. Hürmüz Boğazı'nda bir petrol tankerini hedef alan saldırı, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın enerji arzına yönelik risklerini yeniden gündeme taşıdı. Petrol fiyatları böylece üst üste dördüncü ayda da yükseliş kaydetmeye hazırlanıyor.

Japonya'da bugün açıklanan veriler ise başkent Tokyo'daki yıllık çekirdek enflasyonun ekim ayında Japonya Merkez Bankasının yüzde 2'lik hedefini belirgin biçimde aştığını ortaya koydu. Bu durum, ülkede fiyat baskılarının arttığına işaret etti.

Diğer değerli metallerde de düşüş yaşandı. Spot gümüş %1,6 gerileyerek ons başına 51,53 dolara, platin % 1,9 düşüşle bin 459,75 dolara, paladyum ise % 1,4 kayıpla 992,37 dolara indi. Söz konusu üç metal de haftayı ve ayı kayıpla tamamlamaya hazırlanıyor.


Binance, 6,3 milyar dolarlık kayba yol açan siber saldırının ardından kripto varlıkları dondurdu

Binance logosu taşıyan bir akıllı telefon ve kripto para örnekleri (Reuters)
Binance logosu taşıyan bir akıllı telefon ve kripto para örnekleri (Reuters)
TT

Binance, 6,3 milyar dolarlık kayba yol açan siber saldırının ardından kripto varlıkları dondurdu

Binance logosu taşıyan bir akıllı telefon ve kripto para örnekleri (Reuters)
Binance logosu taşıyan bir akıllı telefon ve kripto para örnekleri (Reuters)

Dünyanın en büyük kripto para borsası Binance, yaklaşık 6,3 milyar dolarlık kayba yol açan bir siber saldırı yaşandığını açıkladı. Analistler, olayın şimdiye kadarki en büyük kripto para hırsızlığı olabileceğini ve yatırımcıların dijital varlık sahibi olmanın risklerini yeniden değerlendirmesine yol açabileceğini ifade etti.

Binance, iş ortaklarıyla koordinasyon içinde saldırıdan etkilenen varlıkları dondurmak için çalışma yürüttüğünü ve şu ana kadar yaklaşık 3 milyar dolarlık varlığın yerini tespit ettiğini bildirdi. Kalan 3,3 milyar dolara ilişkin ise henüz bir güncelleme paylaşılmadı. Platformun kurucu ortaklarından Yi He, şirketin saldırıdan kaynaklanan “tüm kayıpları üstleneceğini” açıkladı.

Binance, ilk incelemelerin saldırının mühendislerinden birine ait dizüstü bilgisayara sızılmasıyla başlamış olabileceğine işaret ettiğini belirtti. Bu yolla saldırganların şirketin sistemlerinden birine erişim sağlayarak, yetkisiz para çekme işlemleri gerçekleştirdiği değerlendiriliyor.

Şarku’l Avsat’ın CoinGecko platformundan aldığı verilere göre Asya piyasalarında bugün işlemlerin başlamasıyla birlikte piyasalarda hızlı bir tepki görüldü. Bitcoin yüzde 3’ün üzerinde değer kaybederek altı haftanın en düşük seviyesi olan 76 bin 368 dolara geriledi. Ether de yüzde 3’ten fazla düşerek son iki ayın en düşük seviyesi olan 2 bin 178 dolara indi. Binance tarafından çıkarılan ve platformdaki işlem ücretlerinin ödenmesinde kullanılan BNB’nin fiyatı ise son 24 saatte yüzde 5 düşerek 709,70 dolara geriledi.

Blockchain analiz şirketi Chainalysis ve diğer sektör uzmanlarına göre bu olay, dünya genelindeki en büyük kripto para hırsızlığı olabilir. Analistler, söz konusu siber saldırının ve varlıkların olası kaybının, son dönemde yüksek ABD faiz oranları ve borsa yatırım fonlarına yönelik talebin azalması nedeniyle zaten baskı altında bulunan kripto para piyasasında daha geniş çaplı etkiler yaratabileceğini belirtiyor.

Binance’in 2025 yılına ait yıllık raporuna göre platformun dünya genelinde 335 milyon kayıtlı kullanıcısı bulunuyor. Platformda tutulan varlıkların toplam değeri ise yaklaşık 162,8 milyar dolar olarak açıklanmıştı. Binance, kullanıcılarına dijital varlık satın alma, satma ve takas etme imkânı sunuyor.

Binance yaptığı açıklamada, “Kullanıcıların fonları güvende olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. Şirket ayrıca, önlem amacıyla bütün para yatırma ve çekme işlemlerinin geçici olarak durdurulduğunu belirterek şu açıklamayı yaptı:

“Güvenlik ekiplerimiz, iş ortaklarımız ve kolluk kuvvetleriyle yakın iş birliği içinde gerekli incelemeleri yürütürken, cüzdan altyapısını güvence altına alıyor ve etkilenen varlıkları takip ediyor.”