Çin'de gelişmiş 5G ağ teknolojisi, sanayi üretiminin çehresini değiştiriyor

Hücre iletişiminin kapasitesini yeni bir seviyeye taşıyan gelişmiş 5G teknolojisi (5G-A), endüstriyel kontrolde etkinliği artırırken, iş akışlarına getirdiği esneklikle geleneksel sanayi kollarını "akıllı imalatla" buluşturuyor

(AA)
(AA)
TT

Çin'de gelişmiş 5G ağ teknolojisi, sanayi üretiminin çehresini değiştiriyor

(AA)
(AA)

Çin'de ilk kez kullanılmaya başlayan gelişmiş 5G ağ teknolojisi, modern imalat uygulamalarında sağladığı etkinlik, esneklik ve verimlilikle sanayi üretiminde dönüşümün aracı oluyor.

Çin hükümetinin endüstriyel interneti teşvik projesi kapsamında devlete ait Great Wall Motors'un bağlı iştiraki Exquisite Automotive'in Baoding'deki fabrikasında 5G protokolünün yeni sürümü "5G Advanced" (5G-A) ile kontrol edilen üretim hattı kuruldu.

China Unicom, Huawei ve EA Automation ortaklığında oluşturulan endüstriyel kontrol ağı, sinyal gecikme süresini azaltarak etkinliği artırırken üretim bileşenlerinin seçimi ve iş akışlarının düzenlenmesinde sağladığı esneklik sayesinde, geleneksel sanayi kolunu "akıllı imalatla" buluşturdu.

Hücre iletişiminin kapasitesini yeni bir seviyeye taşıyan gelişmiş 5G teknolojisi, 6G'ye geçiş sürecinde büyük veri ve endüstriyel internet uygulamalarına yeni kapılar açmaya aday görünüyor.

Sanayide dijital dönüşüm ve akıllı imalat

ABD, Almanya, Japonya ve Çin gibi dünyanın önde gelen sanayi ülkeleri, hakim oldukları endüstrilerdeki rekabetçi güçlerini sürdürmek ve yeni avantajlar elde edebilmek için dijital dönüşümü ulusal stratejilerinin parçası haline getirmiş durumda.

ABD, Ekim 2022'de "Gelişmiş İmalat Ulusal Stratejisi"ni açıkladı. İleri imalat teknolojilerinin geliştirilmesi ve uygulanmasını, bu alandaki iş gücü kapasitesinin ve tedarik zincirlerinin direncinin artırılmasını öngören strateji, "akıllı imalatın geleceğine yöne verme" hedefini koydu.

Almanya'da sanayiciler ve hükümetler, imalat alanındaki dijital dönüşümü "4. sanayi devrimi" olarak nitelendirerek buhar makinesi, üretim bantları ve bilgisayarların ardından "akıllı imalatın" ve "akıllı fabrikaların" hakim olacağı bu yeni düzene geçişte atılması gereken adımları ulusal planlarına dahil etti.

"Endüstri 4.0" olarak adlandırılan bu yeni düzen, Almanya Federal Ekonomik İşler Bakanlığının yayımladığı bir belgede şu ifadelerle anlatılıyor:

"Sanayi üretiminde parçalar ve donanımlar iletişim kurduğunda, bir tamiratın yapılmasını ve yeni bir malzemenin getirilmesini talep ettiklerinde, insanlar, makineler ve endüstriyel süreçler akıllı ağlarla birbirine bağlandığında, 'Endüstri 4.0'dan söz ediyoruz demektir."

Japonya'nın "Sanayi 2022 Siyaset Belgesi"nde de dijitalleşmenin imalat alanında üretim altyapısından çalışma biçimlerine, iletişim süreçlerinden tedarik zincirlerinin yönetimine dek iş modelini kökten değiştirdiği vurgulandı.

Çin, gelişmiş 5G teknolojisini imalat sanayisine taşıyor

Birçok ülke sanayide dijital dönüşümü büyümenin yeni motoru olarak görürken nitelikli ekonomik kalkınma için imalat sektörünü dijital teknolojilerle daha bağlantılı ve akıllı hale getirmeye çalışıyor.

Dünyanın en büyük ölçekli sanayi üretimine sahip ülkesi olan, küresel çapta katma değerli imalat çıktısının yaklaşık yüzde 30'unu karşılayan Çin de bu eğilimin dışında değil.

Çin Sanayi ve Enformasyon Teknolojisi Bakanlığı, Ekim 2019'da "5G+ Endüstriyel İnternet" stratejisini ve "512 Projeye Teşvik Çözümü" planını açıkladı.

Gelişmiş 5G teknolojisini (5G-Advanced) modern imalat uygulamalarına uyarlayarak reel ekonominin dönüşümünü ve gelişimini sağlamayı amaçlayan plan kapsamında bugüne dek 20 sektörde projeler yürütüldü.

Çin'in kablolu ve mobil iletişim operatörleri China Telecom, China Mobile ve China Unicom, telekomünikasyon altyapısı geliştiren Huawei, ZTE ve Xiaomi gibi çözüm ortaklarıyla akıllı imalat, akıllı döküm, akıllı şebeke, akıllı madencilik, akıllı liman ve akıllı lojistik uygulamaları geliştirdi.

Baoding'de akıllı otomotiv

China Unicom'un Huawei ve EA Automation ile devlete ait Great Wall Motors şirketinin iştiraki Exquisite Automotive'in Hıbey eyaletinin Baoding şehrindeki fabrikasında yürüttüğü akıllı imalat uygulaması da bu projelerden biri.

Exquisite Automotive, Great Wall Motors'un GWM, Haval, Wey, Ora, Tank ve Poer markaları için yedek parça üretmek üzere kurulmuş bir şirket. Şirketin merkezi ve ana üretim tesisi, başkent Pekin'in 160 kilometre güneybatısındaki Boading şehrinde bulunuyor.

Araştırma ve test safhasındaki proje, fabrikada gelişmiş 5G (5G-A) hücre iletişim teknolojisiyle Ultra Güvenilir Düşük Gecikmeli İletişim Ağı (URLLC) uygulaması geliştirmeyi hedefliyor.

Fabrikada model olarak inşa edilen kablosuz üretim hattı, 5G-A'nın düşük sinyal gecikme özelliği sayesinde endüstriyel kontrol bakımından kablolu ağlara ve kablosuz Wi-Fi ağlarına göre çok daha yüksek performans gösteriyor.

5G-A ağı ile kontrol edilen üretim hattı, makinelerin ve robotik kolların yerleşiminde ve iş akışında farklı düzenlemelere izin vererek üretimde esnekliğe olanak sağlıyor ve yatırım maliyetlerini büyük oranda azaltıyor.

Öte yandan üretim bileşenleri için farklı seçimlere olanak veren sistem, tüketicilerin, standart bir otomobilde faklı büyüklükte bir motor veya farklı renk istekleri gibi özelleştirilmiş ürünlere olan talebinin arttığı bir dönemde, üreticilerin kitlesel ölçekte özelleştirilmiş üretim ihtiyacına yanıt vermenin yanında tedarik zincirlerindeki değişimlere hızlı adaptasyon yeteneği sağlıyor.

Kablosuz kontrol ağları üretim maliyetini yüzde 5,7 azaltıyor

Projenin yürütücülerinden EA Automation şirketinin Endüstriyel Bilgi Teknolojileri Bölümü Müdür Yardımcısı Yüen Canciang, gelişmiş 5G hücre teknolojisinin kablolu ağlara veya kablosuz yerel ağlara göre, endüstriyel kontrol bakımından büyük avantaj sağladığını vurguladı.

5G-A'nın ilk kez bir fabrikanın kontrol ağının temel katmanı olarak kullanıldığını, bunun için tüm kablolu ağı sökerek kablosuz iletişimi test ettiklerini belirten Yüen, "Kablosuz ağı tercih etmemizin sebebi öncelikle sinyal gecikme süresinin kablolu ağlara göre düşük olması. Kablolu ağlar piramit şeklinde yapılandırılıyor, veri toplama ve endüstriyel kontrol süreçleri için ayrı ağlar oluşturuluyor. Bu da veri yığılmalarına ve ağ iletişiminde gecikmeye yol açıyor." dedi.

Yüen, kablolu ağlarda komut ve aktivasyon arasında geçen sürenin 0,5 ila 1 saniye olduğunu, 5G-A destekli kablosuz ağlarda ise aktivasyonun gerçek zamanlı hale geldiğini, sinyal gecikme süresinin 0,4 ila 0,9 milisaniyeye kadar indiğini vurguladı.

Kablosuz ağların yatırım maliyeti açısından da daha avantajlı olduğuna dikkati çeken Yüen, "Kablolu ağlardaki hasarlar nedeniyle çok kez üretimi durdurmak zorunda kalıyoruz. Kablosuz ağlar ise esnekliğe olanak sağlamanın yanında üretim maliyetini yüzde 5,7 azaltıyor." ifadelerini kullandı.

5G-A, büyük veri ve endüstriyel internet

Proje için hücresel veri hizmetleri sağlayan China Unicom'un Büyük Veri Bilim Şefi Fan Ci'an da Çin'de 5G hücresel iletişim protokolünün ticari kullanımının 31 Ekim 2019'da başladığını, aradan geçen dört yılda ülke genelinde 5G kullananların sayısının 737 milyona ulaştığını belirtti.

Çin'in 3,19 milyon 5G baz istasyonuyla, dünyadaki toplam altyapının yüzde 60'ına ev sahipliği yaptığına dikkati çeken Fan, 20 bine ulaşan özel ağ uygulaması içinde 7 bin endüstriyel internet projesi bulunduğu bilgisini paylaştı.

Fan, 5G altyapısının yeni protokollerle güncellenerek geliştiğini, 5G-A'nın da bu sürecin parçası olduğunu belirterek telekomünikasyon şirketleri arasındaki üçüncü nesil mobil iletişim ortaklık projesi 3GPP'nin 18. sürümü olan 5G-A'nın, bant genişliği, sinyal gecikme süresi ve bağlantı sayısı bakımından 5G'nin yaklaşık 10 katı kapasite sağladığını kaydetti.

5G'de saniyede 1 gigabayt olan azami indirme hızının 5G-A'da saniyede 10 gigabayta çıktığı, 10 ila 20 milisaniye olan gecikme hızının ise 4 ila 9 milisaniyeye indiğine işaret eden Fan, bunun, 6G'ye geçiş sürecinde büyük veri ve endüstriyel internet uygulamalarına yeni kapılar açacağını vurguladı.



NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyor

Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
TT

NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyor

Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)

Suudi Arabistan’ın NEOM şirketine ait resmi X hesabı, 15 Nisan’da dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Kısa ancak güçlü mesajlar içeren paylaşımda “Avrupa – Mısır – NEOM – Körfez: En hızlı rotanız” ifadesi yer aldı. Paylaşıma eşlik eden haritada, Avrupa’dan başlayarak Mısır’daki Dimyat ve Safaga limanları üzerinden NEOM Limanı’na uzanan, buradan da kara yoluyla Kuveyt, Irak, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Umman’a dağılan bir ulaşım ağı gösterildi. Söz konusu paylaşım, sıradan bir tanıtımın ötesinde, uzun süredir gündemde olan ticaret koridorunun fiilen hayata geçtiğine işaret eden önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.

Aynı gün, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2026-2030 dönemine ilişkin yeni stratejisini onayladığını duyurdu. NEOM’un resmi hesabı da bu duyuruya hızlı şekilde yanıt vererek, projenin Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşüm sürecindeki merkezi rolünü koruduğunu vurguladı. Açıklamada, NEOM’un yeni strateji kapsamında bağımsız bir yapı olarak konumlandırılmasının, projeye verilen desteğin derinliğini yansıttığı ifade edildi. İki açıklamanın aynı zamana denk gelmesi, liman projesi ile daha geniş kapsamlı ulusal strateji arasındaki güçlü bağlantıya işaret etti.

Sahadaki gelişmeler de hız kazanmış durumda. Dünyanın en büyük yük gemilerini kabul edecek şekilde tasarlanan gelişmiş Konteyner Terminali 1’in, 550 metre uzunluğunda giriş kanalı, 18,5 metre derinliği ve 900 metreyi bulan rıhtım duvarıyla bu yıl içinde açılması planlanıyor. Terminalin yıllık kapasitesinin 1,5 milyon TEU’ya ulaşması öngörülüyor.

Geçtiğimiz yıl haziran ayında ise liman, ülkede bir ilk olma özelliği taşıyan, tamamen otomatik ve uzaktan kumanda edilen köprülü vinçlerin ilk sevkiyatını teslim aldı. Yetkililer bu gelişmeyi, Suudi limanları açısından ‘dönüm noktası’ olarak nitelendirdi.

rtfbr
(foto altı) Tamamen otomatik köprülü vinçlerin ilk sevkiyatı (NEOM)

Birkaç gün önce NEOM hesabından yapılan bir başka paylaşımda, limanın Kızıldeniz üzerinde stratejik bir merkez olarak tam kapasiteyle faaliyet gösterdiği vurgulandı. Açıklamada, farklı yük türlerinin yüksek verimlilikle yönetildiği, gelişmiş altyapı ve yüksek operasyon standartlarıyla desteklenen limanın; Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa ve Mısır’dan bölgeye uzanan ticaret akışını Körfez ülkeleri ve Irak pazarlarına bağladığı ifade edildi.

Oyunun kurallarını değiştiren yeni bir coğrafi merkez

Bu çerçevede, Kral Fahd Petrol ve Maden Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Abdullah el-Mir, NEOM Limanı’nın diğer Suudi limanlarından ayrışmasını sağlayan özgün bir coğrafi avantaja sahip olduğunu belirtti. El-Mir’e göre, Cidde İslam Limanı ve Kral Abdullah Limanı gibi büyük limanlar batı kıyısında, Kral Abdulaziz Limanı ile petrol limanları ise Arap Körfezi’nde yoğunlaşırken, NEOM Limanı ülkenin kuzeybatısında konumlanarak üç ana bölgenin doğal kesişim noktası haline geliyor: ‘Akdeniz ve Mısır üzerinden Avrupa, Suudi kara koridorları aracılığıyla Körfez ve kuzey hattı üzerinden Irak ile Ürdün’.

El-Mir, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bu konumun limana deniz ve kara taşımacılığını tek bir sistemde birleştiren ‘köprü liman’ rolü kazandırdığını ifade etti. Süveyş Kanalı’na yakınlığın yanı sıra, ülkenin kuzeyi ile Ürdün, Irak ve Kuveyt’ten Umman’a kadar uzanan modern kara yolu ağlarına bağlantının, limanın gelecekteki lojistik merkez konumunu güçlendirdiğini vurguladı. El-Mir, “NEOM Limanı yalnızca Cidde ya da Dammam ile rekabet etmiyor; özellikle Hürmüz Boğazı gibi geleneksel geçiş noktalarındaki gerilimler dikkate alındığında, bölgedeki lojistik haritayı değiştirecek yeni bir coğrafi eksen açıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bu görüş, lojistik uzmanı Neşmi el-Harbi’nin değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. El-Harbi, NEOM Limanı’nı mevcut limanlara rakip değil, Suudi Arabistan’ın lojistik sistemini tamamlayan ‘hayati bir unsur’ olarak tanımlarken, tamamen yenilenebilir enerjiye dayalı yapısının operasyonel verimliliği artırdığını ve projeyi sürdürülebilirlik alanında küresel ölçekte öncü konuma taşıdığını ifade etti.

Nakliye süresinde yüzde 50 tasarruf

Zaman tasarrufu açısından ise el-Mir, yeni koridorun geleneksel rotalara kıyasla taşıma sürelerini yüzde 50’den fazla azaltabileceğini belirtti. El-Mir, daha önce Körfez’deki varış noktalarına ulaşması 10 ila 12 gün süren sevkiyatların, bu hat üzerinden yalnızca 4 ila 6 gün içinde teslim edilebildiğini ifade etti. Bu hızlanmanın, Avrupa ile Mısır arasında ve ardından Mısır ile NEOM arasında kısa mesafeli deniz taşımacılığının, Suudi Arabistan içindeki hızlı kara taşımacılığıyla entegre edilmesinden kaynaklandığını vurguladı.

El-Mir’e göre bu dönüşüm yalnızca mesafenin kısalmasından ibaret değil; aynı zamanda limanlardaki bekleme sürelerinin azalması, prosedürlerin sadeleşmesi ve daha istikrarlı, daha az yoğun bir güzergâhın sağlanmasıyla da destekleniyor.

defgth
Koridor ağını gösteren harita (NEOM)

El-Harbi de Şarku’l Avsat’a bu verilerle örtüşen değerlendirmelerde bulunarak, söz konusu koridorun, çok modlu taşımacılığa dayanması sayesinde ‘tedarik zinciri verimliliğinde devrim’ niteliği taşıdığını belirtti. Mevcut jeopolitik zorluklar karşısında daha güvenilir ve esnek bir alternatif sunduğunu ifade etti.

Hangi yük türlerinin daha fazla fayda sağlayacağına ilişkin olarak ise iki uzman da zaman hassasiyeti yüksek ürünlerin öne çıktığı konusunda hemfikir. Buna göre hızlı tüketim malları, taze ve soğuk zincir gerektiren gıda ürünleri, tıbbi ve farmasötik ürünler, yedek parçalar, ileri teknoloji ekipmanları, yüksek değerli elektronik ürünler ve gelişmiş inşaat malzemeleri bu koridordan en çok yararlanacak kalemler arasında yer alıyor.

Deneyimden fiili uygulamaya

Altyapı hazırlığı açısından el-Mir, NEOM Limanı’nın ilk deneme aşamasını geride bıraktığını ve artık gerçek ticari hareketliliği destekleyebilecek kapasiteye ulaştığını belirtti. Bununla birlikte limanın operasyonel kapasite bakımından halen ‘kademeli büyüme’ sürecinde olduğunu vurgulayan el-Mir, planlanan genişleme projelerinin tamamlanmasıyla birlikte tesisin büyük bir bölgesel lojistik merkeze dönüşmesini bekliyor. El-Harbi de bu değerlendirmeye katılarak, limanın 2026 itibarıyla ileri bir operasyonel olgunluk seviyesine ulaştığını ve mevcut altyapısının bölgesel ticaret trafiğini karşılamak için yeterli olduğunu ifade etti. El-Harbi, özellikle beşinci ve altıncı nesil iletişim ağları, otomatik vinç sistemleri ve Suudi Arabistan iç bölgeleri ile komşu ülkelere bağlanan modern kara yolu ağı gibi unsurların limanın gücünü artırdığını dile getirdi.

Küresel taşımacılık şirketlerinin tutumuna ilişkin olarak el-Mir, Pan Marine ve DFDS gibi büyük uluslararası firmaların koridorun işletilmesine ana ortaklar olarak katılmasının, NEOM Limanı’na yönelik küresel ilginin izleme aşamasından fiili operasyon aşamasına geçtiğinin açık bir göstergesi olduğunu söyledi. Ancak limanın halen daha geniş ölçekte fizibilitesini kanıtlama sürecinde olduğuna da dikkat çekti.

El-Harbi ise bu ilgiyi, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dalgalanmalar karşısında daha güvenli ve güvenilir alternatifler arayışıyla ilişkilendirdi. Taşıma sürelerini kısaltma vaadi ve limanın yenilikçi teknolojik altyapısının, projeyi uluslararası ölçekte dikkat çeken yeni bir lojistik gerçeklik haline getirdiğini ifade etti.

Vizyon 2030’un stratejik bir ayağı ve Tebük için bir refah dalgası

Ulusal strateji ile proje arasındaki ilişki bağlamında el-Mir, PIF’ın 2026-2030 stratejisinin lojistik ve tedarik zincirlerini ekonomik çeşitlendirme çabalarının merkezine yerleştirdiğini belirtti. El-Mir’e göre NEOM Limanı ve yeni ticaret koridoru, Avrupa, Afrika ve Doğu Asya’yı Körfez ülkelerine kara ve deniz yoluyla bağlayan bir hat oluşturarak bu stratejinin doğrudan uygulama araçlarından biri niteliğini taşıyor. Bu yapı; Körfez ithalat ve ihracatına 60 güne kadar depolama ücreti muafiyeti sağlanması, Körfez ülkelerine ait tırların boş veya yüklü girişine izin verilmesi ve depolama ile yeniden dağıtım bölgeleri girişimi gibi politikalarla da destekleniyor.

Yerel düzeyde ise el-Mir, Tebük bölgesi ekonomisi üzerindeki etkinin büyük ve kademeli olmasını bekliyor. Limanın; operasyon, yük elleçleme ve deniz hizmetlerinde doğrudan istihdam yaratmasının yanı sıra kara taşımacılığı, depolama ve destekleyici lojistik hizmetlerde dolaylı iş imkânları sağlayacağı ifade ediliyor. Ayrıca liman çevresinde lojistik ve sanayi bölgelerinin kurulması için de yeni fırsatlar doğması öngörülüyor.

El-Mir, NEOM’un Irak, Ürdün ve Kuveyt’e yakın konumunun, bölgesel bir geçiş kapısı olarak rolünü güçlendirdiğini belirterek, bunun Tebük’ün yatırım çekiciliğini artıracağını ve bölgesel ticaretin merkezine yerleştireceğini ifade etti.


İran savaşının uçak biletlerinin fiyatları ve bulunabilirliği üzerindeki etkisine karşı yolcular için 5 ipucu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

İran savaşının uçak biletlerinin fiyatları ve bulunabilirliği üzerindeki etkisine karşı yolcular için 5 ipucu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın küresel petrol arzı üzerindeki baskıyı artırmasıyla birlikte, yolcular ilkbaharın sonlarında ve yaz aylarında seyahat planları yaparken uçak biletlerinin fiyatları ve bulunabilirliği konusunda ciddi endişeler yaşıyor.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı, Avrupa ülkelerinin birkaç hafta içinde uçak yakıtında ciddi bir kıtlık yaşayabileceği ve bunun da Avrupa havayolu şirketlerini ve Avrupa’ya uçan havayolu şirketlerini uçuşlarını büyük ölçüde azaltmaya zorlayacağı konusunda uyarıda bulundu.

Son dönemde birçok havayolu şirketi, bagaj ücretlerini artırdı veya ek yakıt ücretleri uygulamaya başladı. Küresel uçak yakıtı fiyatı, şubat sonunda varil başına yaklaşık 99 dolardan nisan başında 209 dolara yükseldi.

İran’ın dün Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapatması ve ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukayı sürdürmesi, Körfez’den petrol akışının düzenli şekilde yeniden başlamasına ilişkin beklentilerin kırılganlığını ortaya koydu. Bu durumun, havayolu şirketleri ve yolcular üzerindeki fiyat baskısını azaltma ihtimalini de zayıflattığı belirtildi.

Havayolu şirketlerinin prosedürleri

Air Canada cuma günü yaptığı açıklamada, çatışmanın havacılık sektörüne etkilerinin sürdüğüne işaret ederek, maliyetleri düşürmek amacıyla 1 Haziran-25 Ekim tarihleri arasında John F. Kennedy Uluslararası Havalimanı seferlerini askıya almayı planladığını duyurdu. Benzer şekilde, United Airlines ve Delta Air Lines gibi Amerikan havayollarından, Air France-KLM ve Scandinavian Airlines gibi Avrupa merkezli şirketlere, ayrıca Philippine Airlines ve Cathay Pacific gibi Asya taşıyıcılarına kadar birçok şirketin uçuşlarını azalttığı, bilet fiyatlarını artırdığı ya da Hürmüz Boğazı üzerinden petrol akışının kesilmesi halinde fiyat artışına gideceğini açıkladığı bildirildi.

Eski bir pilot olan ve şu anda Georgetown Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde ders veren Shye Gilad AP’ye yaptığı değerlendirmede, havayolu şirketlerinin mevcut koşullarda öngörüde bulunmasının oldukça zor olduğunu belirterek, bu nedenle temkinli davrandıklarını ve istikrar sağlanana kadar yüksek fiyatların bir süre daha devam etmesinin muhtemel olduğunu söyledi.

Artan bilet fiyatları ve ek ücretlere rağmen, yolcuların seyahat bütçelerini planlarken ulaşım maliyetlerini daha bilinçli şekilde yöneterek alternatif seçenekler değerlendirebileceği ifade edildi.

1- Hemen rezervasyon yapın

Seyahat uzmanlarına göre yolcular savaşın sona ermesini bekleyerek uçak bileti almayı ertelemeye yönelse de, bu yıl ‘bekle-gör’ yaklaşımı daha riskli bir strateji haline geldi. Uzmanlar, çatışmanın devam etmesi ve yaz dönemi ile diğer yoğun turizm sezonlarının yaklaşması nedeniyle fiyat ve kapasite belirsizliğinin arttığına dikkat çekiyor.

Bu kapsamda havacılık sektörü analisti ve Atmosphere Research Group Başkanı Henry Harteveldt, kalıcı bir ateşkes ya da daha iyi bir senaryo olarak bir barış anlaşması varsayılsa bile uçak yakıtı üretimi ve tedarikinin normal seviyelere dönmesinin birkaç ay sürebileceğini söyledi. Harteveldt, yolculara yönelik değerlendirmesinde, seyahat planına uygun, makul fiyatlı ve kabul edilebilir bir havayolu seçeneği bulunması halinde biletlerin geciktirilmeden alınması gerektiğini belirtti. Ancak özellikle en ucuz fakat en kısıtlayıcı kategori olan ‘ekonomi sınıfı’ biletlerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Seyahat uzmanları, uzun süredir geçerli olan rezervasyon önerilerinin günümüzde de uçak bileti fiyatlarını anlamak için temel bir referans noktası olmaya devam ettiğini belirtiyor. Buna göre uluslararası uçuşların genellikle seyahatten 2 ila 5 ay önce, yurt içi uçuşların ise 3 ila 6 hafta öncesinde daha düşük fiyatlarla bulunabildiği ifade ediliyor.

Gilad, son dakika rezervasyonları ve normalde zaten yüksek fiyatlı olan biletlerin daha da pahalanma eğiliminin süreceğini söyledi. Gilad, “Özellikle büyük havayollarıyla uçuyorsanız, fiyatları ayarlama konusunda daha fazla esnekliğe sahip olduklarını unutmayın. Kalkış tarihine çok yakın rezervasyon yaparsanız daha fazla ödersiniz. Ne kadar erken rezervasyon yaparsanız o kadar iyi” ifadelerini kullandı.

2- Seçeneklere açık olun

Seyahatlerinde belirli bir varış noktası veya kesin zaman zorunluluğu olmayan yolcuların uçak bileti maliyetlerinde daha kolay tasarruf edebileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre, özellikle hafta sonları ve tatil dönemleri yerine hafta içi günlerde, gidiş veya dönüş tarihini bir-iki gün kaydırmak fiyatlarda ciddi düşüş sağlayabiliyor.

Farklı bir destinasyon seçmenin de maliyetleri azaltabileceği ifade ediliyor. Örneğin, ABD’den Avrupa’daki bazı şehirlere yapılan uçuşlar arasında önemli fiyat farkları oluşabiliyor. Avrupa’da düşük maliyetli havayolları ve demiryolu bağlantılarının yaygın olması sayesinde, daha ucuz bir havalimanına iniş yapmak bile çok sayıda noktaya erişim imkânı sunabiliyor.

Ayrıca en yakın havalimanı yerine farklı kalkış noktalarının araştırılmasının da önemli fiyat avantajı sağlayabileceği belirtiliyor. Büyük havalimanlarının genellikle daha fazla uçuş seçeneği ve daha düşük fiyatlar sunduğu, buna karşılık daha küçük bölgesel havalimanlarında fiyatların daha yüksek olabildiği ifade ediliyor.

3- Bagaj ağırlığını azaltın

Birçok büyük havayolu şirketinin son dönemde artırdığı bagaj ücretlerinden kaçınmanın yollarından birinin, mümkün olduğunca yalnızca el bagajıyla seyahat etmek olduğu belirtiliyor.

Eğer hafif seyahat etmek mümkün değilse, yolcuların önceden plan yapması gerektiği ifade ediliyor. Çünkü havayolu şirketleri genellikle uçuştan kısa süre önce, özellikle de kalkıştan 24 saat önce yapılan ek bagaj eklemelerinde daha yüksek ücretler talep ediyor.

4- Puan programlarından yararlanın

Bilet fiyatları yükselirken, birçok uçuş için gereken havayolu puanlarının aynı oranda artmadığı belirtiliyor. Havayolu puanlarıyla bilet değişimi konusunda arama platformu sunan Point.me CEO’su Adam Morvitz, havayollarının koltuklarını doldurma ihtiyacının sürdüğünü ve daha fazla koltuğun daha az puanla sunulmasının bu yöntemlerden biri olduğunu ifade etti.

Morvitz’e göre, sık uçan yolcu programlarında yeterli mil ya da kredi kartı puanı bulunmayan yolcular, tam gidiş-dönüş bileti yerine seyahatin yalnızca bir kısmını puanlarla karşılayarak nakit maliyetlerini düşürebiliyor ve böylece seyahat bütçelerinin bir bölümünü diğer harcamalar için ayırabiliyor.

Morvitz, birçok yolcunun kredi kartı sağlayıcılarının sunduğu rezervasyon portalları üzerinden puanlarını doğrudan bilet alımında kullandığını, çünkü büyük kredi kartı şirketlerinin çok sayıda havayolu şirketiyle iş birliği yaptığını belirtti.

Örneğin, American Express puanlarının, Air France’nin sadakat programı olan Flying Blue’ya aktarılabildiği ifade edildi. Morvitz, yolcuların Air France ile uçmak istemeseler bile bu puanları ortak havayolu şirketleri aracılığıyla, örneğin Delta Air Lines gibi taşıyıcılarda kullanabileceğini söyledi. Morvitz ayrıca, puanların bir tür ‘servet’ olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, tüketicilerin bu sistemin satın alma güçlerini artırdığını fark etmeleri gerektiğini ifade etti.

5- Seyahat kredi kartlarını keşfedin

Seyahat amaçlı kredi kartlarını yeni kullanmaya başlayanlar için, kayıt sırasında sunulan hoş geldin bonuslarının bu yaz itibarıyla önemli avantajlar sağlayabileceği belirtiliyor. Bu bonusların bazıları, belirli bir harcama eşiğinin tamamlanması halinde tek bir uçak bileti ücretini karşılayabilecek kadar yüksek olabiliyor.

Morvitz, ayda bir uçuş yapan bir yolcunun bile, yalnızca karta kaydolması sayesinde yıl boyunca uçuşlardan elde edeceğinden daha fazla puan kazanabileceğini ifade etti. Morvitz’e göre puanlar; market alışverişi, restoran harcamaları ve yakıt gibi günlük harcamalar üzerinden düzenli olarak birikiyor. Ayrıca bazı kredi kartlarının ek avantajlar sunduğu, bunlar arasında ücretsiz ya da indirimli bagaj hizmetleri gibi seyahat kolaylıklarının da bulunduğu belirtiliyor.


Elon Musk'ın Cybertruck'ının en büyük alıcısı kendi şirketi çıktı

ABD'nin Florida eyaletindeki Cape Canaveral'da yer alan Kennedy Uzay Merkezi'nde, SpaceX'in Starship Gigabay'inin önünde 6 Nisan 2026'da çok sayıda Tesla Cybertruck aracı görülüyor (Reuters)
ABD'nin Florida eyaletindeki Cape Canaveral'da yer alan Kennedy Uzay Merkezi'nde, SpaceX'in Starship Gigabay'inin önünde 6 Nisan 2026'da çok sayıda Tesla Cybertruck aracı görülüyor (Reuters)
TT

Elon Musk'ın Cybertruck'ının en büyük alıcısı kendi şirketi çıktı

ABD'nin Florida eyaletindeki Cape Canaveral'da yer alan Kennedy Uzay Merkezi'nde, SpaceX'in Starship Gigabay'inin önünde 6 Nisan 2026'da çok sayıda Tesla Cybertruck aracı görülüyor (Reuters)
ABD'nin Florida eyaletindeki Cape Canaveral'da yer alan Kennedy Uzay Merkezi'nde, SpaceX'in Starship Gigabay'inin önünde 6 Nisan 2026'da çok sayıda Tesla Cybertruck aracı görülüyor (Reuters)

Anthony Cuthbertson Teknoloji Editör Yardımcısı @ADCuthbertson 

En son tescil verilerine göre Elon Musk'ın SpaceX'i, diğer şirketi Tesla'nın ürettiği Cybertruck'ların en büyük alıcısı.

2025'in 4. çeyreğinde ABD'de satılan Tesla Cybertruck'ların yaklaşık 5'te biri, Musk'ın özel uzay şirketi tarafından satın alındı.

İlk olarak Bloomberg News'un bildirdiği üzere S&P Global Mobility'nin tescil verileri, SpaceX'in elektrikli araçlara 100 milyon dolardan fazla para harcadığını gösteriyor.

SpaceX, Tesla'nın satışlarını desteklese de Cybertruck satışları 4. çeyrekte düşmeye devam etti.

SpaceX olmasaydı, Cybertruck'lar için verilen tescil belgesi sayısı 4. çeyrekte yüzde 51 düşecekti.

Önceki aylarda Tesla, Çinli dev BYD'nin ABD'li rakibini geçmesiyle dünyanın bir numaralı elektrikli otomobil üreticisi konumunu kaybetmişti.

Musk'ın şirketi 10 yıl boyunca her yıl artış kaydettikten sonra, iki yıl üst üste satışlarında düşüş yaşadı.

Tesla

BYD'nin son yıllardaki bir dizi teknolojik atılımına karşı Tesla, geliştirme yarışında da geride kalmış görünüyor.

Shenzhen merkezli şirket 2025'te, benzin deposunu doldurmakla aynı sürede şarj edilebilen bataryayı tanıtarak sektör temsilcilerinin uzun süredir elektrikli araçların "kutsal kasesi" dediği hedefe ulaşmıştı.

Tesla'nın satışları, Musk'ın ABD Başkanı Donald Trump ve Avrupa'daki diğer radikal sağcı politikacılara verdiği açık destek ve finansmanın ardından firmasına yönelik boykotlardan da olumsuz etkileniyor. 

Axios Harris'in hazırladığı Amerika'nın en görünür 100 şirketi sıralamasında Tesla "karakter" kategorisinde sonda yer alırken, "etik" ve "toplumsal sorumluluk" kategorilerinde de listenin en alt sıralarında kaldı.

Axios

Bilhassa kutuplaştırıcı bir araç olan Cybertruck, karşıtları tarafından "MAGAmobile" ve "Deplorean" (otomotiv şirketi DeLorean ve İngilizcede "kınanması gereken" anlamındaki "deplorable" kelimelerinin birleşiminden oluşuyor -çn.) lakaplarıyla anılıyor.

Aracın 2023'te piyasaya sürülmesinden önce Musk, 2025'e gelindiğinde Tesla'nın yıllık 250 bin Cybertruck satacağını öngörmüştü.

Geçen yılın gerçek satış rakamları ise 20 binin biraz üzerindeydi ve 2024'teki 38 bin 965 satışın altında kaldı.

Independent Türkçe, independent.co.uk/tech