Expo 2030 Suudi Arabistan ekonomisi için ne anlama geliyor?

Indepedent Arabia’ya konuşan ekonomistler, Expo 2030’un turizm alanında kapsamlı bir toparlanmanın beklendiği bir dönemde Suudi Arabistan’a doğrudan ve dolaylı faydalar sağladığını söylediler.

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Expo 2030 Suudi Arabistan ekonomisi için ne anlama geliyor?

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Indepedent Arabia

Suudi Arabistan'ın Expo 2030'a ev sahipliği yapmaya hak kazanmasıyla birlikte ekonomistler, bu büyük küresel etkinliğin Suudi Arabistan ekonomisine tüm sektörleri kapsayacak şekilde büyük faydalar sağlayacağını açıkladı. Etkilerinin yakın gelecekte yerel ekonomiye yansıyacağını ifade eden ekonomistler, bunların başında da gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) büyümesinin ve ekonomik çeşitliliğin arttırılmasının geleceği tahminlerini bildirdi.

Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre ekonomistler, Expo 2030’un Riyad’da düzenlenecek olmasından beklenen getirilerin başında ekonomik getiriler olduğunu söyledi. Ekonomistlere göre, Riyad Expo 2030’dan en çok yararlanacak sektörlerin başında turizm ve konaklama, seyahat ve havacılık, emlak ve inşaat, sergi ve etkinlik endüstrisi, perakende ticaret ve alışveriş merkezleri gelecek.

Expo 2030’a giden yol

Suudi Arabistan, Riyad’ın Expo 2030’a ev sahipliği yapmasıyla ilgili tanıtım kampanyasına 28 Mart 2022'de Dubai'deki Expo 2020 etkinlikleri kapanış töreninde başladı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, kampanyanın başlamasından kısa bir süre önce 29 Ekim 2021 tarihinde Riyad, ‘Değişim Çağı: Birlikte geleceğe bakıyoruz’ sloganıyla Expo 2030’a ev sahipliği yapmak için resmi olarak başvurduğunu açıklamıştı.

Riyad, Expo 2030’a ev sahipliği yapmak için İtalya'nın başkenti Roma, Güney Kore'nin Busan şehri ve Ukrayna'nın kıyı şehri Odessa ile yarıştı.

İtalya, daha önce Milano Expo 2015 ile bu uluslararası etkinliğe ev sahipliği yapmıştı. Uluslararası Sergiler Bürosu (The Bureau International des Expositions/BIE) kurallarına göre, hiçbir ülke, aynı fuarı 15 yıl içinde bir kez daha düzenlenmesine izin verilmiyor. Ayrıca, Doğu Avrupa'daki jeopolitik olaylar göz önüne alındığında, Expo 2030’a ev sahipliği yapma yarışının Riyad ve Busan arasında yaşandığı söylenebilir.

BIE Genel Kurulu’nun Paris yakınlarında gerçekleştirdiği toplantıda yapılan oylamada, İtalya'nın başkenti Roma ve Güney Kore'nin güneydoğusundaki Busan şehri elendi. Riyad, Expo 2030’a ev sahipliği yapma hakkı kazandı.

BIE’nin X platformu (eski adıyla Twitter) üzerinden açıkladığı oylamada Suudi Arabistan 119, Güney Kore 29 ve İtalya 17 oy aldı. Böylece BAE’nin ardından bir Arap ülkesi daha Expo’ya ev sahipliği yapma hakkı hazandı.

Artan küresel rekabet

Ekonomist İhsan Ali Ebu Halika, Expo’nun uluslararası bir etkinlikten ya da büyük bir fuardan daha fazlası olduğunu ve bu yüzden Expo’ya ev sahipliği yapmanın her zaman küresel rekabeti artırdığını düşünüyor. Suudi ekonomiste göre her ülke, kendi topraklarında yapılması halinde bu etkinliğin başarısı için en iyi tekliflerini sunuyor ve yapabileceklerini ortaya koyuyor.

Buhulaiga (İsim farklı yazılmış. Hangisi doğru bilemedim), sözlerini şöyle sürdürdü:

Riyad'ın Expo 2030'a ev sahipliği yapması, Suudi Arabistan için toplum ekonomisi tarihinde bir dönüm noktası olan, radikal değişiklikler oluşturan ve bir yandan ülke ekonomisini yönetme biçiminde, diğer yandan da belirli hedeflere ulaşmak için diğer ülkelerle olan ilişkilerinde büyük bir değişime imza atan Vizyon 2030’a ulaşma yarışında bitiş çizgisini temsil ediyor.

Büyük getiriler

Uluslararası bir etkinlik olan Expo’nun ekonomik öneminin farkında olmayanların olduğunu belirten Buhulaiga, şöyle devam etti:

Bununla ilgili olarak Milano Expo 2015 ile İtalya’nın bu etkinliğe ev sahipliği yapan şehirlerinin elde ettiği büyük getirilere yakından bakabiliriz. Bu getirilerin İtalya’daki ekonomik etkisi 10 milyar euroyu (10,99 milyar dolar) aştığını ve 100 bin doğrudan ve dolaylı iş fırsatı yarattığını tespit ettik. Ekim 2021 ile Mart 2022 tarihleri arasında gerçekleşen Dubai Expo 2020 ise dünyanın dört bir yanından 21 milyon ziyaretçi çekti. Koronavirüs salgını nedeniyle birkaç ay ertelenen fuar, 24 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırladı. Dubai Expo 2020’nin 2013 (Expo’ya ev sahipliği yapma hakkını kazanma tarihi) ile 2042 yılları arasında BAE ekonomisine yaklaşık 155 milyar dirhemlik (42,21 milyar dolar) bir katkısı olması bekleniyor. Bununla birlikte yaklaşık bir milyon tam zamanlı istihdam fırsatı sağlaması tahmin ediliyor. Bu da yıllık 35 bin 600'den fazla iş fırsatı yaratılması anlamına geliyor.

Tüm bunlar çerçevesinde Expo 2030'un Riyad için büyük önem taşıdığının altını çizen Buhulaiga, “Vizyon 2030'un hedeflerinden biri de aynı yıl içerisinde Suudi Arabistan'a yaklaşık 100 milyon ziyaretçi çekmek ve böylece bu 100 milyon ziyaretçinin barınma gibi ihtiyaçları çerçevesinde başka alanlara da katkıda bulunmasını sağlamaktır” şeklinde konuştu.

Expo’nun doğrudan ve dolaylı faydaları

Riyad merkezli Kalkınma ve Ekonomik Danışma Merkezi'nin CEO'su ve ekonomi danışmanı Dr. Ali Ebu Hamsin’e göre, önerilen altı milyon metrekarelik alanın hazırlığı gibi çalışmalar nedeniyle Expo 2030'un Riyad’a yaklaşık 30 milyar riyale (sekiz milyar dolar) mal olacağı tahmin ediliyor. Buna rağmen tüm ekonomik sektörlere ve Suudi Arabistan’da kişi başına düşen gelir düzeyine doğrudan ve dolaylı pek çok fayda sağlanması bekleniyor.

Ebu Hamsin, Expo’ya ev sahipliği yapmanın Suudi Arabistan’ın GSYİH’sının artmasına, dolayısıyla kişi başına milli gelirin artmasına da katkıda bulunmasının beklendiğini söyledi. Expo’nun yıllara yayılan sosyal, kültürel ve ekonomik faydaların yanı sıra istihdam olanakları da sağladığını dile getiren Dr. Ebu Hamsin, bunun da Suudi Arabistan'a ekonomik çeşitlilik yolunda güçlü bir ivme kazandıracağını sözlerine ekledi.

Dr. Ebu Hamsin, fuar alanına 40 milyondan fazla ziyaretçinin gelmesinin yanı sıra bir milyar kişinin de Expo fuarları tarihinde daha önce hiç gerçekleşmemiş olan sanal platform (Metaverse) aracılığıyla ziyaret etmesinin beklendiğini aktardı. Ayrıca, fuara devlet şirketlerinden, uluslararası kuruluşlardan ve ziyaretçilerden yapılması beklenen katılımın, ekonomiye doğrudan 222 milyar riyallik (59,2 milyar dolar) bir katkı sağlayacak birçok ekonomik faydası olduğunu söyledi. Dr. Ebu Hamsin, bu uluslararası etkinliğin düzenlenmesi sonrasında sağlanacak faydaların yanı sıra fuar hazırlık aşamasından fuarın düzenleneceği tarihe kadar dolaylı olarak da ekonomik fayda sağlanmasının beklendiğini kaydetti.

Dr. Ebu Hamsin, Expo’nun 2022 yılında bir trilyon doların üzerinde bir rakama ulaşan toplam GSYİH’nın yüzde 23'üne tekabül eden net büyüme oranıyla ekonomik etkisi olacağını belirtti.

Bu ekonomik faydaların, Dubai ve Milano’da yapılan önceki Expo’larla karşılaştırıldığında fuar alanı, ekipmanı ve beklenen ziyaretçi sayısına göre tahmin edildiğini hatırlatan Dr. Ebu Hamsin, Expo'ya dünya çapında ilgi artarken, bu fuara ev sahipliği yapma onurunu kazanmak için başvuran ülke ve ziyaretçi sayısının da arttığına dikkati çekti. Dr. Ebu Hamsin, ilk kez düzenlendiğinde tahminen altı milyon kişinin ziyaret ettiği Expo’nun, 2010 yılında Şangay’daki fuarına 73 milyon, Paris'teki fuara 50 milyon, Brüksel'deki fuara 41 milyon ve Dubai'deki fuara da 24 milyon ziyaretçinin geldiğini aktardı.

Suudi Arabistan'ın eğlence sezonları ve etkinlikleri düzenleme konusundaki deneyimi ve bu etkinliklere katılan ziyaretçi sayısının da göz önüne alınması gerektiğini belirtern Dr. Ebu Hamsin, Expo’nun başlamasından sonraki ilk altı ay içinde fuarı 40 milyondan fazla kişinin ziyaret etmesinin ve ortalama 300 riyal (80,1 dolar) olması beklenen bilet fiyatıyla 12 milyar riyal (3,2 milyar dolar) civarı doğrudan gelir elde edilmesinin beklendiğini de sözlerine ekledi.

Ekonomist, fuar süresince 500 riyallik (133,4 dolar) en az 20 milyon turist vizesi alınmasının beklendiğini ve böylece 10 milyar riyal (2,67 milyar dolar) gibi bir gelirin de buradan beklendiğini ifade etti. Fuarın ayrıca sağlık sigortası gibi 10 milyar riyal (2,67 milyar dolar) değerinde diğer ücretlerle birlikte ülke ekonomisine ek gelir sağlayacağının tahmin edildiğini ifade etti. Fuarın düzenlenmesinin yaklaşık 350 bin kişiye doğrudan ve dolaylı istihdam olanağı sağlayacağının tahmin edildiğini kaydeden Dr. Ebu Hamsin, fuarın geçici ve kalıcı iş fırsatları sağlayacağını, her iş için aylık ortalama 5 bin riyal (bin 334 dolar) gibi bir maaş ödeneceğini kaydetti. Dr. Ebu Hamsin, Suudi Arabistan ekonomisinin 10,5 milyar riyal (2,8 milyar dolar) değerinde bir gelir elde etmesinin beklendiğini açıkladı.

Yatırımları ve iş fırsatları çekmek

İş Stratejileri İdaresi ekonomi danışmanı Ahmed eş-Şehri ise Suudi Arabistan’ın Expo 2030'a ev sahipliği yaparak inovasyon, teknoloji ve sürdürülebilirlik alanında küresel bir merkez olarak konumunu güçlendireceğini aktardı. Ayrıca, çeşitli alanlarda karşılıklı ticareti ve uluslararası iş birliğini geliştirmeyi, büyüme oranlarını, iş fırsatlarını olumlu yönde etkileyen ve turizmin büyüme oranlarına olumlu etkisi olan yatırımlar çekmeyi, yabancı ve yerli girişimcilik fırsatlarını artırmayı hedeflediğini söyledi.

Şehri, Suudi Arabistan’ın fuar sayesinde petrol dışı gelir kaynaklarını artırma çabalarını ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmeyi, endüstrileri geliştirmeyi, iş fırsatları yaratmayı, ekonomik büyümeyi artırmayı, hem kendi vatandaşları hem de tüm bölge sakinleri için yaşam kalitesini iyileştirmeyi amaçlayan Vizyon 2030'un hedeflerine ulaşmayı amaçladığını belirtti.

Yatırıma yönelik yeni ufuklar açılması

Expo 2030 organizasyonunun başkent Riyad ve genel olarak Suudi Arabistan'daki ekonomik faaliyetler üzerinde olumlu bir etki yaratmasını bekleyen Şehri, fuarın yatırımları artırabileceğini, iş ve turizm alanında cazip fırsatlar doğurabileceğini, ekonomik büyümeye katkı sağlayabileceğini ifade etti. Fuarın ayrıca, iş fırsatları oluşturabileceğini, şirketlere ve iş adamlarına yeni fırsatlar verebileceğini söyledi. Fuarın farklı halklar ve kültürler arasındaki iş birliğini ve etkileşimi arttırabileceğini, halklar arasındaki mesafeleri kapatabileceğini düşünen Şehri, kültürel alışverişi artırarak kültürün ve sosyal ve kültürel açıklığın desteklenmesine katkıda bulunabileceğini de sözlerine ekledi.

Şehri, sözlerine şöyle devam etti:

Fuarın düzenlenmesi sanayi alanlarının ve teknolojinin gelişmesine, sürdürülebilirliğe, Suudi Arabistan vatandaşlarının ve ülke sakinlerinin yaşam kalitesinin iyileştirilmesine katkıda bulunabilir. Bunun yanında ekonomik çeşitliliğin artırılmasına ve Riyad'ın aradığı ekonomik ve sosyal dönüşümün sağlanmasına yardımcı olabilir.

Turizm ve inşaat alanında patlama bekleniyor

Bahreyn merkezli SICO Bank’a göre, Suudi Arabistan'ın Expo 2030'a ev sahipliği yapma hakkı kazanması, önümüzdeki yıllarda inşaat alanında patlamaya yol açmanın yanı sıra dev turizm projelerini de hızlandıracak.

SICO Bank tarafından yapılan bir araştırma raporuna göre, Expo ve başta spor alanı olmak üzere diğer uluslararası etkinlikler, Riyad'ın hac ve umreden sonra turistler için sürdürülebilir bir yıllık talep geliştirmesine yardımcı olacak.

Raporda, fuarı ziyaret etmesi beklenen ziyaretçi sayısının, 22 milyon kişinin ziyaret ettiği Milano Expo 2015 ve 24 milyon kişinin ziyaret ettiği Dubai Expo 2020’de kaydedilen ziyaretçi sayısını geçebileceği belirtildi.

Expo nasıl başladı?

Expo 1851'den beri düzenleniyor. En son başarıların ve teknolojilerin yer aldığı fuar, ekonomik kalkınma, ticaret, sanat ve kültür alanlarında uluslararası iş birliğini teşvik etmesinin yanında bilim ve teknolojiyi yayması nedeniyle en etkili küresel platformlardan biri olarak görülüyor.

Merkezi Paris’te bulunan BIE, tüm uluslararası fuarların organizasyonunun denetlenmesinden sorumlu uluslararası kuruluştur. BIE’nin tüm kararları birlikte aldığı ve bu etkinliklerin sürekli olarak iyileştirilmesi için birlikte çalıştığı için 170 üyesi var.

Şu an her beş yılda bir dünya şehirlerinden birinde düzenlenen Expo, altı ay kadar devam edebiliyor. Katılımcılarını çoğunlukla devletler ve hükümetler oluşturuyor. Onları dernekler, şirketler, kurumlar, kuruluşlar ve sivil toplumlar takip ediyor.

Expo’ların temaları genellikle insanlığın karşı karşıya olduğu küresel sorunları ele alıyor. Uluslararası katılımcılar, kendileri için ayrılan stantları tasarlayıp özelleştirebilir ya da katılım maliyeti daha düşük olan ortak bir standı paylaşabilirler.

İlk Expo, ‘Büyük Fuar’ başlığı altında 1851 yılında İngiltere’nin başkenti Londra'da bulunan Kristal Saray'da düzenledi. Fuarda Sanayi Devrimi'nin yenilikleri sergilendi.

O tarihten bu yana bir Arap ülkesi olan BAE (Dubai Expo 2020) de dahil olmak üzere 14 ülke ve 22 şehirde 35 kez düzenlendi. 1851’deki ilk Expo’dan sonra Fransa'nın başkenti Paris altı kez, Brüksel ise dört kez ev sahipliği yaptı. Expo 2025’in ise 13 Nisan-13 Ekim 2025 tarihleri ​​arasında Japonya'nın Osaka kentinde düzenlenmesi planlanıyor.

 



ABD’nin enerji stratejisi: “İran savaşı, Amerikan şirketlerine talebi artırdı”

ABD ve İran heyetleri, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını sağlamak için diplomatik temasları sürdürüyor (AFP)
ABD ve İran heyetleri, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını sağlamak için diplomatik temasları sürdürüyor (AFP)
TT

ABD’nin enerji stratejisi: “İran savaşı, Amerikan şirketlerine talebi artırdı”

ABD ve İran heyetleri, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını sağlamak için diplomatik temasları sürdürüyor (AFP)
ABD ve İran heyetleri, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını sağlamak için diplomatik temasları sürdürüyor (AFP)

ABD, İran savaşının yarattığı krizde yeni bir enerji üstünlüğü elde etmeye çalışıyor.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta düzenlediği saldırılarla başlayan savaşta Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik enerji piyasalarını alt üst etti.

Ortadoğu'dan doğalgaz ve petrol tedarikinde yaşanan aksaklıklar, Avrupa ve Asya ülkelerini hızla alternatif arayışına itti. Financial Times'ın analizine göre, özellikle sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tarafında Amerikan şirketlerine yoğun talep var.

ABD ham petrol ihracatı günlük 5,2 milyon varile çıkarak rekor kırarken, Avrupa'nın jet yakıtı ihtiyacının üçte birinden fazlasının nisanda ABD'den karşılanması bekleniyor.

Kısa vadede petrol fiyatlarındaki artış ABD'li şirketlere büyük nakit akışı sağlarken, asıl stratejik kazanç LNG tarafında ortaya çıkacak. Tıpkı Avrupa'nın 2022'de patlak veren Ukrayna savaşında Rus gazından uzaklaşması gibi, Asya'nın da Körfez ülkelerine bağımlılığını azaltarak ABD'ye yönelmesi bekleniyor.

Vadesi 20 yıla varan uzun dönemli sözleşmelerde ABD'nin "güvenilir tedarikçi" olarak öne çıkması, küresel enerji ticaretinde kalıcı bir yön değişimine işaret edebilir. Bu durum, ABD'nin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi nüfuzunu da artırıyor.

ABD Başkanı Donald Trump da geçen ayki açıklamasında "ABD dünyanın en büyük petrol üreticisi dolayısıyla petrol fiyatları yükseldiğinde daha fazla kazanıyoruz" demişti.

Diğer yandan analistlere göre riskler de artıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki kriz, uzun vadede fosil yakıt talebini azaltarak, yenilenebilir enerji ve elektrikli araçlara geçişi hızlandırabilir.

Nitekim Avrupa'da güneş ve rüzgar enerjisi yatırımları son yıllarda hızlanırken, Çin temiz enerji teknolojilerinde küresel üstünlüğünü pekiştiriyor.

Petrol devi BP'nin eski baş ekonomisti Spencer Dale şu yorumları paylaşıyor:

Tarihten çıkarılan ders şudur: Enerji güvenliğiyle ilgili sarsıntılar geride iz bırakır. Petrolün küresel enerji içindeki payının, petrol krizinin ardından 1973'te zirveye ulaştıktan sonra bir daha asla eski seviyesine dönmemesi beni her zaman şaşırtmıştır.

Ekonomist ayrıca Avrupa'nın ABD'den gelen LNG'ye fazla bağımlı kalmamak için Kuzey Afrika veya Orta Asya'dan tedariki artırmak amacıyla çeşitli adımlar atabileceğini de belirtiyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Guardian


Fed soruşturması kapatıldı: Trump’ın adayının yolu açılıyor mu?

Powell, hakkında soruşturma açılmasından çekinmediğini bildirmişti (Reuters)
Powell, hakkında soruşturma açılmasından çekinmediğini bildirmişti (Reuters)
TT

Fed soruşturması kapatıldı: Trump’ın adayının yolu açılıyor mu?

Powell, hakkında soruşturma açılmasından çekinmediğini bildirmişti (Reuters)
Powell, hakkında soruşturma açılmasından çekinmediğini bildirmişti (Reuters)

ABD Adalet Bakanlığı'nın, Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell'a yönelik soruşturmayı kapatması büyük yankı uyandırdı.

ABD Başkanı Donald Trump'la Powell arasında son dönemde tekrar alevlenen tartışma, Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgiliydi.

Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Fed'le ilgili soruşturmayı yürüten ABD Adalet Bakanlığı Başsavcısı Jeanine Pirro, sosyal medya hesabından dün yaptığı paylaşımda, maliyet aşımlarının incelemesinin Merkez Bankası'na bağlı Genel Müfettişlik tarafından yürütüleceğini duyurdu.

Müfettişliğin, Fed'i Amerikan vergi mükelleflerine karşı sorumlu tutma yetkisine sahip olduğunu vurguladı.

Pirro, kısa süre içinde kapsamlı bir rapor beklediğini ve sonucun celp kararı çıkarılmasına yol açan soruları çözüme kavuşturacağından emin olduğunu söyledi:

Bu doğrultuda Genel Müfettiş bu incelemeyi yürütürken ofisime soruşturmayı kapatması talimatını verdim. Ancak şunun altını çizmek gerekir ki durum gerektirdiği takdirde cezai bir soruşturmayı yeniden başlatmaktan çekinmeyeceğim.

Powell, Adalet Bakanlığı'nın kendine büyük jüri celbi tebliğ ettiğini ocak ayında duyurmuştu. Celbin geçen yıl haziranda Senato'nun Bankacılık Komitesi'nde, Fed binalarının yenilenmesine ilişkin verdiği ifadeyle bağlantılı bir "cezai iddianame tehdidi" içerdiğini aktarmıştı.

Bu hamlenin asıl nedeninin, Trump'ın sıkça eleştirdiği Fed'in para politikası kararları olduğunu söylemişti. 

Faizleri indirmediği gerekçesiyle Powell'ı sıkça eleştiren ABD Başkanı ise soruşturmadan önceden haberi olmadığını öne sürmüştü. Diğer yandan Trump, Aralık 2025'teki açıklamasında Powell hakkında hukuki işlem başlatılmasını değerlendirdiğini bildirmişti.

Trump'ın, 2018'de Fed'in başına getirdiği Powell'ın görev süresi 15 Mayıs'ta dolacak. ABD Başkanı, onun yerine Kevin Warsh'u aday göstermişti.

New York Times'ın analizinde, ABD Bakanlığı'nın soruşturmayı kapatmasının, Warsh'un Fed'in başına geçme sürecini hızlandırabileceğine dikkat çekiliyor.

Warsh'un başkanlık görevine gelebilmesi için Senato'nun onayını alması gerekiyor. Ancak bazı senatörler, Fed'le ilgili soruşturma kapatılana dek Warsh'un atanma sürecinin askıya alınmasını talep etmişti. Özellikle Cumhuriyetçi Senatör Thom Thillis, Powell'a yönelik soruşturmayı "asılsız" diye niteleyerek Trump yönetimini eleştirmişti.

Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Kush Desai, kararın ardından yaptığı açıklamada "Senato'nun Kevin Warsh'u Fed'in bir sonraki başkanı olarak hızla onaylayacağına" güvendiklerini söylemişti.

Diğer yandan analizde, Trump-Powell çekişmesinin Fed'in bağımsızlığına gölge düşürdüğüne, Merkez Bankası'nın Beyaz Saray'ın talimatları altında hareket etmeyeceğine dair yeniden güven kazanmasının çok zor olacağına dikkat çekiliyor.

Warsh ise Senato'nun Bankacılık, Konut ve Kentsel İşler Komitesi'nde bu hafta düzenlenen oturumda, seçilmiş yetkililerin faizlere ilişkin görüş bildirmesinin para politikası bağımsızlığını tehdit etmediğini, Fed'in bağımsızlığının kurumun kendisine bağlı olduğunu ifade etmişti.

Cumhuriyetçi Senatör John Kennedy'nin "Başkan'ın kuklası olacak mısınız?" sorusunaysa "Kesinlikle hayır" yanıtını vermişti.

Financial Times'ın görüş aldığı Cornell Üniversitesi'nden Eswar Prasad ise şunları söylüyor:

Buradaki temel soru, bu kararın, Warsh'un Trump'ın isteklerine boyun eğeceği varsayımıyla, onun atamasının önünü açmak için yönetimin yaptığı bir aldatmaca olup olmadığıdır.

Independent Türkçe, New York Times, Financial Times, Reuters


NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyor

Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
TT

NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyor

Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)

Suudi Arabistan’ın NEOM şirketine ait resmi X hesabı, 15 Nisan’da dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Kısa ancak güçlü mesajlar içeren paylaşımda “Avrupa – Mısır – NEOM – Körfez: En hızlı rotanız” ifadesi yer aldı. Paylaşıma eşlik eden haritada, Avrupa’dan başlayarak Mısır’daki Dimyat ve Safaga limanları üzerinden NEOM Limanı’na uzanan, buradan da kara yoluyla Kuveyt, Irak, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Umman’a dağılan bir ulaşım ağı gösterildi. Söz konusu paylaşım, sıradan bir tanıtımın ötesinde, uzun süredir gündemde olan ticaret koridorunun fiilen hayata geçtiğine işaret eden önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.

Aynı gün, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2026-2030 dönemine ilişkin yeni stratejisini onayladığını duyurdu. NEOM’un resmi hesabı da bu duyuruya hızlı şekilde yanıt vererek, projenin Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşüm sürecindeki merkezi rolünü koruduğunu vurguladı. Açıklamada, NEOM’un yeni strateji kapsamında bağımsız bir yapı olarak konumlandırılmasının, projeye verilen desteğin derinliğini yansıttığı ifade edildi. İki açıklamanın aynı zamana denk gelmesi, liman projesi ile daha geniş kapsamlı ulusal strateji arasındaki güçlü bağlantıya işaret etti.

Sahadaki gelişmeler de hız kazanmış durumda. Dünyanın en büyük yük gemilerini kabul edecek şekilde tasarlanan gelişmiş Konteyner Terminali 1’in, 550 metre uzunluğunda giriş kanalı, 18,5 metre derinliği ve 900 metreyi bulan rıhtım duvarıyla bu yıl içinde açılması planlanıyor. Terminalin yıllık kapasitesinin 1,5 milyon TEU’ya ulaşması öngörülüyor.

Geçtiğimiz yıl haziran ayında ise liman, ülkede bir ilk olma özelliği taşıyan, tamamen otomatik ve uzaktan kumanda edilen köprülü vinçlerin ilk sevkiyatını teslim aldı. Yetkililer bu gelişmeyi, Suudi limanları açısından ‘dönüm noktası’ olarak nitelendirdi.

rtfbr
(foto altı) Tamamen otomatik köprülü vinçlerin ilk sevkiyatı (NEOM)

Birkaç gün önce NEOM hesabından yapılan bir başka paylaşımda, limanın Kızıldeniz üzerinde stratejik bir merkez olarak tam kapasiteyle faaliyet gösterdiği vurgulandı. Açıklamada, farklı yük türlerinin yüksek verimlilikle yönetildiği, gelişmiş altyapı ve yüksek operasyon standartlarıyla desteklenen limanın; Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa ve Mısır’dan bölgeye uzanan ticaret akışını Körfez ülkeleri ve Irak pazarlarına bağladığı ifade edildi.

Oyunun kurallarını değiştiren yeni bir coğrafi merkez

Bu çerçevede, Kral Fahd Petrol ve Maden Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Abdullah el-Mir, NEOM Limanı’nın diğer Suudi limanlarından ayrışmasını sağlayan özgün bir coğrafi avantaja sahip olduğunu belirtti. El-Mir’e göre, Cidde İslam Limanı ve Kral Abdullah Limanı gibi büyük limanlar batı kıyısında, Kral Abdulaziz Limanı ile petrol limanları ise Arap Körfezi’nde yoğunlaşırken, NEOM Limanı ülkenin kuzeybatısında konumlanarak üç ana bölgenin doğal kesişim noktası haline geliyor: ‘Akdeniz ve Mısır üzerinden Avrupa, Suudi kara koridorları aracılığıyla Körfez ve kuzey hattı üzerinden Irak ile Ürdün’.

El-Mir, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bu konumun limana deniz ve kara taşımacılığını tek bir sistemde birleştiren ‘köprü liman’ rolü kazandırdığını ifade etti. Süveyş Kanalı’na yakınlığın yanı sıra, ülkenin kuzeyi ile Ürdün, Irak ve Kuveyt’ten Umman’a kadar uzanan modern kara yolu ağlarına bağlantının, limanın gelecekteki lojistik merkez konumunu güçlendirdiğini vurguladı. El-Mir, “NEOM Limanı yalnızca Cidde ya da Dammam ile rekabet etmiyor; özellikle Hürmüz Boğazı gibi geleneksel geçiş noktalarındaki gerilimler dikkate alındığında, bölgedeki lojistik haritayı değiştirecek yeni bir coğrafi eksen açıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bu görüş, lojistik uzmanı Neşmi el-Harbi’nin değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. El-Harbi, NEOM Limanı’nı mevcut limanlara rakip değil, Suudi Arabistan’ın lojistik sistemini tamamlayan ‘hayati bir unsur’ olarak tanımlarken, tamamen yenilenebilir enerjiye dayalı yapısının operasyonel verimliliği artırdığını ve projeyi sürdürülebilirlik alanında küresel ölçekte öncü konuma taşıdığını ifade etti.

Nakliye süresinde yüzde 50 tasarruf

Zaman tasarrufu açısından ise el-Mir, yeni koridorun geleneksel rotalara kıyasla taşıma sürelerini yüzde 50’den fazla azaltabileceğini belirtti. El-Mir, daha önce Körfez’deki varış noktalarına ulaşması 10 ila 12 gün süren sevkiyatların, bu hat üzerinden yalnızca 4 ila 6 gün içinde teslim edilebildiğini ifade etti. Bu hızlanmanın, Avrupa ile Mısır arasında ve ardından Mısır ile NEOM arasında kısa mesafeli deniz taşımacılığının, Suudi Arabistan içindeki hızlı kara taşımacılığıyla entegre edilmesinden kaynaklandığını vurguladı.

El-Mir’e göre bu dönüşüm yalnızca mesafenin kısalmasından ibaret değil; aynı zamanda limanlardaki bekleme sürelerinin azalması, prosedürlerin sadeleşmesi ve daha istikrarlı, daha az yoğun bir güzergâhın sağlanmasıyla da destekleniyor.

defgth
Koridor ağını gösteren harita (NEOM)

El-Harbi de Şarku’l Avsat’a bu verilerle örtüşen değerlendirmelerde bulunarak, söz konusu koridorun, çok modlu taşımacılığa dayanması sayesinde ‘tedarik zinciri verimliliğinde devrim’ niteliği taşıdığını belirtti. Mevcut jeopolitik zorluklar karşısında daha güvenilir ve esnek bir alternatif sunduğunu ifade etti.

Hangi yük türlerinin daha fazla fayda sağlayacağına ilişkin olarak ise iki uzman da zaman hassasiyeti yüksek ürünlerin öne çıktığı konusunda hemfikir. Buna göre hızlı tüketim malları, taze ve soğuk zincir gerektiren gıda ürünleri, tıbbi ve farmasötik ürünler, yedek parçalar, ileri teknoloji ekipmanları, yüksek değerli elektronik ürünler ve gelişmiş inşaat malzemeleri bu koridordan en çok yararlanacak kalemler arasında yer alıyor.

Deneyimden fiili uygulamaya

Altyapı hazırlığı açısından el-Mir, NEOM Limanı’nın ilk deneme aşamasını geride bıraktığını ve artık gerçek ticari hareketliliği destekleyebilecek kapasiteye ulaştığını belirtti. Bununla birlikte limanın operasyonel kapasite bakımından halen ‘kademeli büyüme’ sürecinde olduğunu vurgulayan el-Mir, planlanan genişleme projelerinin tamamlanmasıyla birlikte tesisin büyük bir bölgesel lojistik merkeze dönüşmesini bekliyor. El-Harbi de bu değerlendirmeye katılarak, limanın 2026 itibarıyla ileri bir operasyonel olgunluk seviyesine ulaştığını ve mevcut altyapısının bölgesel ticaret trafiğini karşılamak için yeterli olduğunu ifade etti. El-Harbi, özellikle beşinci ve altıncı nesil iletişim ağları, otomatik vinç sistemleri ve Suudi Arabistan iç bölgeleri ile komşu ülkelere bağlanan modern kara yolu ağı gibi unsurların limanın gücünü artırdığını dile getirdi.

Küresel taşımacılık şirketlerinin tutumuna ilişkin olarak el-Mir, Pan Marine ve DFDS gibi büyük uluslararası firmaların koridorun işletilmesine ana ortaklar olarak katılmasının, NEOM Limanı’na yönelik küresel ilginin izleme aşamasından fiili operasyon aşamasına geçtiğinin açık bir göstergesi olduğunu söyledi. Ancak limanın halen daha geniş ölçekte fizibilitesini kanıtlama sürecinde olduğuna da dikkat çekti.

El-Harbi ise bu ilgiyi, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dalgalanmalar karşısında daha güvenli ve güvenilir alternatifler arayışıyla ilişkilendirdi. Taşıma sürelerini kısaltma vaadi ve limanın yenilikçi teknolojik altyapısının, projeyi uluslararası ölçekte dikkat çeken yeni bir lojistik gerçeklik haline getirdiğini ifade etti.

Vizyon 2030’un stratejik bir ayağı ve Tebük için bir refah dalgası

Ulusal strateji ile proje arasındaki ilişki bağlamında el-Mir, PIF’ın 2026-2030 stratejisinin lojistik ve tedarik zincirlerini ekonomik çeşitlendirme çabalarının merkezine yerleştirdiğini belirtti. El-Mir’e göre NEOM Limanı ve yeni ticaret koridoru, Avrupa, Afrika ve Doğu Asya’yı Körfez ülkelerine kara ve deniz yoluyla bağlayan bir hat oluşturarak bu stratejinin doğrudan uygulama araçlarından biri niteliğini taşıyor. Bu yapı; Körfez ithalat ve ihracatına 60 güne kadar depolama ücreti muafiyeti sağlanması, Körfez ülkelerine ait tırların boş veya yüklü girişine izin verilmesi ve depolama ile yeniden dağıtım bölgeleri girişimi gibi politikalarla da destekleniyor.

Yerel düzeyde ise el-Mir, Tebük bölgesi ekonomisi üzerindeki etkinin büyük ve kademeli olmasını bekliyor. Limanın; operasyon, yük elleçleme ve deniz hizmetlerinde doğrudan istihdam yaratmasının yanı sıra kara taşımacılığı, depolama ve destekleyici lojistik hizmetlerde dolaylı iş imkânları sağlayacağı ifade ediliyor. Ayrıca liman çevresinde lojistik ve sanayi bölgelerinin kurulması için de yeni fırsatlar doğması öngörülüyor.

El-Mir, NEOM’un Irak, Ürdün ve Kuveyt’e yakın konumunun, bölgesel bir geçiş kapısı olarak rolünü güçlendirdiğini belirterek, bunun Tebük’ün yatırım çekiciliğini artıracağını ve bölgesel ticaretin merkezine yerleştireceğini ifade etti.