Expo 2030 Suudi Arabistan ekonomisi için ne anlama geliyor?

Indepedent Arabia’ya konuşan ekonomistler, Expo 2030’un turizm alanında kapsamlı bir toparlanmanın beklendiği bir dönemde Suudi Arabistan’a doğrudan ve dolaylı faydalar sağladığını söylediler.

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Expo 2030 Suudi Arabistan ekonomisi için ne anlama geliyor?

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Indepedent Arabia

Suudi Arabistan'ın Expo 2030'a ev sahipliği yapmaya hak kazanmasıyla birlikte ekonomistler, bu büyük küresel etkinliğin Suudi Arabistan ekonomisine tüm sektörleri kapsayacak şekilde büyük faydalar sağlayacağını açıkladı. Etkilerinin yakın gelecekte yerel ekonomiye yansıyacağını ifade eden ekonomistler, bunların başında da gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) büyümesinin ve ekonomik çeşitliliğin arttırılmasının geleceği tahminlerini bildirdi.

Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre ekonomistler, Expo 2030’un Riyad’da düzenlenecek olmasından beklenen getirilerin başında ekonomik getiriler olduğunu söyledi. Ekonomistlere göre, Riyad Expo 2030’dan en çok yararlanacak sektörlerin başında turizm ve konaklama, seyahat ve havacılık, emlak ve inşaat, sergi ve etkinlik endüstrisi, perakende ticaret ve alışveriş merkezleri gelecek.

Expo 2030’a giden yol

Suudi Arabistan, Riyad’ın Expo 2030’a ev sahipliği yapmasıyla ilgili tanıtım kampanyasına 28 Mart 2022'de Dubai'deki Expo 2020 etkinlikleri kapanış töreninde başladı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, kampanyanın başlamasından kısa bir süre önce 29 Ekim 2021 tarihinde Riyad, ‘Değişim Çağı: Birlikte geleceğe bakıyoruz’ sloganıyla Expo 2030’a ev sahipliği yapmak için resmi olarak başvurduğunu açıklamıştı.

Riyad, Expo 2030’a ev sahipliği yapmak için İtalya'nın başkenti Roma, Güney Kore'nin Busan şehri ve Ukrayna'nın kıyı şehri Odessa ile yarıştı.

İtalya, daha önce Milano Expo 2015 ile bu uluslararası etkinliğe ev sahipliği yapmıştı. Uluslararası Sergiler Bürosu (The Bureau International des Expositions/BIE) kurallarına göre, hiçbir ülke, aynı fuarı 15 yıl içinde bir kez daha düzenlenmesine izin verilmiyor. Ayrıca, Doğu Avrupa'daki jeopolitik olaylar göz önüne alındığında, Expo 2030’a ev sahipliği yapma yarışının Riyad ve Busan arasında yaşandığı söylenebilir.

BIE Genel Kurulu’nun Paris yakınlarında gerçekleştirdiği toplantıda yapılan oylamada, İtalya'nın başkenti Roma ve Güney Kore'nin güneydoğusundaki Busan şehri elendi. Riyad, Expo 2030’a ev sahipliği yapma hakkı kazandı.

BIE’nin X platformu (eski adıyla Twitter) üzerinden açıkladığı oylamada Suudi Arabistan 119, Güney Kore 29 ve İtalya 17 oy aldı. Böylece BAE’nin ardından bir Arap ülkesi daha Expo’ya ev sahipliği yapma hakkı hazandı.

Artan küresel rekabet

Ekonomist İhsan Ali Ebu Halika, Expo’nun uluslararası bir etkinlikten ya da büyük bir fuardan daha fazlası olduğunu ve bu yüzden Expo’ya ev sahipliği yapmanın her zaman küresel rekabeti artırdığını düşünüyor. Suudi ekonomiste göre her ülke, kendi topraklarında yapılması halinde bu etkinliğin başarısı için en iyi tekliflerini sunuyor ve yapabileceklerini ortaya koyuyor.

Buhulaiga (İsim farklı yazılmış. Hangisi doğru bilemedim), sözlerini şöyle sürdürdü:

Riyad'ın Expo 2030'a ev sahipliği yapması, Suudi Arabistan için toplum ekonomisi tarihinde bir dönüm noktası olan, radikal değişiklikler oluşturan ve bir yandan ülke ekonomisini yönetme biçiminde, diğer yandan da belirli hedeflere ulaşmak için diğer ülkelerle olan ilişkilerinde büyük bir değişime imza atan Vizyon 2030’a ulaşma yarışında bitiş çizgisini temsil ediyor.

Büyük getiriler

Uluslararası bir etkinlik olan Expo’nun ekonomik öneminin farkında olmayanların olduğunu belirten Buhulaiga, şöyle devam etti:

Bununla ilgili olarak Milano Expo 2015 ile İtalya’nın bu etkinliğe ev sahipliği yapan şehirlerinin elde ettiği büyük getirilere yakından bakabiliriz. Bu getirilerin İtalya’daki ekonomik etkisi 10 milyar euroyu (10,99 milyar dolar) aştığını ve 100 bin doğrudan ve dolaylı iş fırsatı yarattığını tespit ettik. Ekim 2021 ile Mart 2022 tarihleri arasında gerçekleşen Dubai Expo 2020 ise dünyanın dört bir yanından 21 milyon ziyaretçi çekti. Koronavirüs salgını nedeniyle birkaç ay ertelenen fuar, 24 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırladı. Dubai Expo 2020’nin 2013 (Expo’ya ev sahipliği yapma hakkını kazanma tarihi) ile 2042 yılları arasında BAE ekonomisine yaklaşık 155 milyar dirhemlik (42,21 milyar dolar) bir katkısı olması bekleniyor. Bununla birlikte yaklaşık bir milyon tam zamanlı istihdam fırsatı sağlaması tahmin ediliyor. Bu da yıllık 35 bin 600'den fazla iş fırsatı yaratılması anlamına geliyor.

Tüm bunlar çerçevesinde Expo 2030'un Riyad için büyük önem taşıdığının altını çizen Buhulaiga, “Vizyon 2030'un hedeflerinden biri de aynı yıl içerisinde Suudi Arabistan'a yaklaşık 100 milyon ziyaretçi çekmek ve böylece bu 100 milyon ziyaretçinin barınma gibi ihtiyaçları çerçevesinde başka alanlara da katkıda bulunmasını sağlamaktır” şeklinde konuştu.

Expo’nun doğrudan ve dolaylı faydaları

Riyad merkezli Kalkınma ve Ekonomik Danışma Merkezi'nin CEO'su ve ekonomi danışmanı Dr. Ali Ebu Hamsin’e göre, önerilen altı milyon metrekarelik alanın hazırlığı gibi çalışmalar nedeniyle Expo 2030'un Riyad’a yaklaşık 30 milyar riyale (sekiz milyar dolar) mal olacağı tahmin ediliyor. Buna rağmen tüm ekonomik sektörlere ve Suudi Arabistan’da kişi başına düşen gelir düzeyine doğrudan ve dolaylı pek çok fayda sağlanması bekleniyor.

Ebu Hamsin, Expo’ya ev sahipliği yapmanın Suudi Arabistan’ın GSYİH’sının artmasına, dolayısıyla kişi başına milli gelirin artmasına da katkıda bulunmasının beklendiğini söyledi. Expo’nun yıllara yayılan sosyal, kültürel ve ekonomik faydaların yanı sıra istihdam olanakları da sağladığını dile getiren Dr. Ebu Hamsin, bunun da Suudi Arabistan'a ekonomik çeşitlilik yolunda güçlü bir ivme kazandıracağını sözlerine ekledi.

Dr. Ebu Hamsin, fuar alanına 40 milyondan fazla ziyaretçinin gelmesinin yanı sıra bir milyar kişinin de Expo fuarları tarihinde daha önce hiç gerçekleşmemiş olan sanal platform (Metaverse) aracılığıyla ziyaret etmesinin beklendiğini aktardı. Ayrıca, fuara devlet şirketlerinden, uluslararası kuruluşlardan ve ziyaretçilerden yapılması beklenen katılımın, ekonomiye doğrudan 222 milyar riyallik (59,2 milyar dolar) bir katkı sağlayacak birçok ekonomik faydası olduğunu söyledi. Dr. Ebu Hamsin, bu uluslararası etkinliğin düzenlenmesi sonrasında sağlanacak faydaların yanı sıra fuar hazırlık aşamasından fuarın düzenleneceği tarihe kadar dolaylı olarak da ekonomik fayda sağlanmasının beklendiğini kaydetti.

Dr. Ebu Hamsin, Expo’nun 2022 yılında bir trilyon doların üzerinde bir rakama ulaşan toplam GSYİH’nın yüzde 23'üne tekabül eden net büyüme oranıyla ekonomik etkisi olacağını belirtti.

Bu ekonomik faydaların, Dubai ve Milano’da yapılan önceki Expo’larla karşılaştırıldığında fuar alanı, ekipmanı ve beklenen ziyaretçi sayısına göre tahmin edildiğini hatırlatan Dr. Ebu Hamsin, Expo'ya dünya çapında ilgi artarken, bu fuara ev sahipliği yapma onurunu kazanmak için başvuran ülke ve ziyaretçi sayısının da arttığına dikkati çekti. Dr. Ebu Hamsin, ilk kez düzenlendiğinde tahminen altı milyon kişinin ziyaret ettiği Expo’nun, 2010 yılında Şangay’daki fuarına 73 milyon, Paris'teki fuara 50 milyon, Brüksel'deki fuara 41 milyon ve Dubai'deki fuara da 24 milyon ziyaretçinin geldiğini aktardı.

Suudi Arabistan'ın eğlence sezonları ve etkinlikleri düzenleme konusundaki deneyimi ve bu etkinliklere katılan ziyaretçi sayısının da göz önüne alınması gerektiğini belirtern Dr. Ebu Hamsin, Expo’nun başlamasından sonraki ilk altı ay içinde fuarı 40 milyondan fazla kişinin ziyaret etmesinin ve ortalama 300 riyal (80,1 dolar) olması beklenen bilet fiyatıyla 12 milyar riyal (3,2 milyar dolar) civarı doğrudan gelir elde edilmesinin beklendiğini de sözlerine ekledi.

Ekonomist, fuar süresince 500 riyallik (133,4 dolar) en az 20 milyon turist vizesi alınmasının beklendiğini ve böylece 10 milyar riyal (2,67 milyar dolar) gibi bir gelirin de buradan beklendiğini ifade etti. Fuarın ayrıca sağlık sigortası gibi 10 milyar riyal (2,67 milyar dolar) değerinde diğer ücretlerle birlikte ülke ekonomisine ek gelir sağlayacağının tahmin edildiğini ifade etti. Fuarın düzenlenmesinin yaklaşık 350 bin kişiye doğrudan ve dolaylı istihdam olanağı sağlayacağının tahmin edildiğini kaydeden Dr. Ebu Hamsin, fuarın geçici ve kalıcı iş fırsatları sağlayacağını, her iş için aylık ortalama 5 bin riyal (bin 334 dolar) gibi bir maaş ödeneceğini kaydetti. Dr. Ebu Hamsin, Suudi Arabistan ekonomisinin 10,5 milyar riyal (2,8 milyar dolar) değerinde bir gelir elde etmesinin beklendiğini açıkladı.

Yatırımları ve iş fırsatları çekmek

İş Stratejileri İdaresi ekonomi danışmanı Ahmed eş-Şehri ise Suudi Arabistan’ın Expo 2030'a ev sahipliği yaparak inovasyon, teknoloji ve sürdürülebilirlik alanında küresel bir merkez olarak konumunu güçlendireceğini aktardı. Ayrıca, çeşitli alanlarda karşılıklı ticareti ve uluslararası iş birliğini geliştirmeyi, büyüme oranlarını, iş fırsatlarını olumlu yönde etkileyen ve turizmin büyüme oranlarına olumlu etkisi olan yatırımlar çekmeyi, yabancı ve yerli girişimcilik fırsatlarını artırmayı hedeflediğini söyledi.

Şehri, Suudi Arabistan’ın fuar sayesinde petrol dışı gelir kaynaklarını artırma çabalarını ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmeyi, endüstrileri geliştirmeyi, iş fırsatları yaratmayı, ekonomik büyümeyi artırmayı, hem kendi vatandaşları hem de tüm bölge sakinleri için yaşam kalitesini iyileştirmeyi amaçlayan Vizyon 2030'un hedeflerine ulaşmayı amaçladığını belirtti.

Yatırıma yönelik yeni ufuklar açılması

Expo 2030 organizasyonunun başkent Riyad ve genel olarak Suudi Arabistan'daki ekonomik faaliyetler üzerinde olumlu bir etki yaratmasını bekleyen Şehri, fuarın yatırımları artırabileceğini, iş ve turizm alanında cazip fırsatlar doğurabileceğini, ekonomik büyümeye katkı sağlayabileceğini ifade etti. Fuarın ayrıca, iş fırsatları oluşturabileceğini, şirketlere ve iş adamlarına yeni fırsatlar verebileceğini söyledi. Fuarın farklı halklar ve kültürler arasındaki iş birliğini ve etkileşimi arttırabileceğini, halklar arasındaki mesafeleri kapatabileceğini düşünen Şehri, kültürel alışverişi artırarak kültürün ve sosyal ve kültürel açıklığın desteklenmesine katkıda bulunabileceğini de sözlerine ekledi.

Şehri, sözlerine şöyle devam etti:

Fuarın düzenlenmesi sanayi alanlarının ve teknolojinin gelişmesine, sürdürülebilirliğe, Suudi Arabistan vatandaşlarının ve ülke sakinlerinin yaşam kalitesinin iyileştirilmesine katkıda bulunabilir. Bunun yanında ekonomik çeşitliliğin artırılmasına ve Riyad'ın aradığı ekonomik ve sosyal dönüşümün sağlanmasına yardımcı olabilir.

Turizm ve inşaat alanında patlama bekleniyor

Bahreyn merkezli SICO Bank’a göre, Suudi Arabistan'ın Expo 2030'a ev sahipliği yapma hakkı kazanması, önümüzdeki yıllarda inşaat alanında patlamaya yol açmanın yanı sıra dev turizm projelerini de hızlandıracak.

SICO Bank tarafından yapılan bir araştırma raporuna göre, Expo ve başta spor alanı olmak üzere diğer uluslararası etkinlikler, Riyad'ın hac ve umreden sonra turistler için sürdürülebilir bir yıllık talep geliştirmesine yardımcı olacak.

Raporda, fuarı ziyaret etmesi beklenen ziyaretçi sayısının, 22 milyon kişinin ziyaret ettiği Milano Expo 2015 ve 24 milyon kişinin ziyaret ettiği Dubai Expo 2020’de kaydedilen ziyaretçi sayısını geçebileceği belirtildi.

Expo nasıl başladı?

Expo 1851'den beri düzenleniyor. En son başarıların ve teknolojilerin yer aldığı fuar, ekonomik kalkınma, ticaret, sanat ve kültür alanlarında uluslararası iş birliğini teşvik etmesinin yanında bilim ve teknolojiyi yayması nedeniyle en etkili küresel platformlardan biri olarak görülüyor.

Merkezi Paris’te bulunan BIE, tüm uluslararası fuarların organizasyonunun denetlenmesinden sorumlu uluslararası kuruluştur. BIE’nin tüm kararları birlikte aldığı ve bu etkinliklerin sürekli olarak iyileştirilmesi için birlikte çalıştığı için 170 üyesi var.

Şu an her beş yılda bir dünya şehirlerinden birinde düzenlenen Expo, altı ay kadar devam edebiliyor. Katılımcılarını çoğunlukla devletler ve hükümetler oluşturuyor. Onları dernekler, şirketler, kurumlar, kuruluşlar ve sivil toplumlar takip ediyor.

Expo’ların temaları genellikle insanlığın karşı karşıya olduğu küresel sorunları ele alıyor. Uluslararası katılımcılar, kendileri için ayrılan stantları tasarlayıp özelleştirebilir ya da katılım maliyeti daha düşük olan ortak bir standı paylaşabilirler.

İlk Expo, ‘Büyük Fuar’ başlığı altında 1851 yılında İngiltere’nin başkenti Londra'da bulunan Kristal Saray'da düzenledi. Fuarda Sanayi Devrimi'nin yenilikleri sergilendi.

O tarihten bu yana bir Arap ülkesi olan BAE (Dubai Expo 2020) de dahil olmak üzere 14 ülke ve 22 şehirde 35 kez düzenlendi. 1851’deki ilk Expo’dan sonra Fransa'nın başkenti Paris altı kez, Brüksel ise dört kez ev sahipliği yaptı. Expo 2025’in ise 13 Nisan-13 Ekim 2025 tarihleri ​​arasında Japonya'nın Osaka kentinde düzenlenmesi planlanıyor.

 



Bitcoin'de yarılanmaya geri sayım: Kripto para piyasasını neler bekliyor?

Bitocin, geçen ay 73 bin 797 doları görerek rekor kırmıştı (Reuters)
Bitocin, geçen ay 73 bin 797 doları görerek rekor kırmıştı (Reuters)
TT

Bitcoin'de yarılanmaya geri sayım: Kripto para piyasasını neler bekliyor?

Bitocin, geçen ay 73 bin 797 doları görerek rekor kırmıştı (Reuters)
Bitocin, geçen ay 73 bin 797 doları görerek rekor kırmıştı (Reuters)

Bitcoin'de 4 yılda bir düzenlenen "yarılama" (halving) uygulamasının bu ay gerçekleşecek. Peki Bitcoin (BTC) madencileri ve kripto para piyasası bundan nasıl etkilenecek?

Yarılama uygulaması, BTC üretiminde madencilik başına düşen ödülün her 4 yılda bir yarı yarıya azaltıldığı bir işlem. 

Bu uygulama, BTC arzını düşürdüğü gibi talep artışına bağlı fiyatın yükseliş eğilimini artırıyor.

Kripto madenciliği firması Sphere 3D Corp'un CEO'su Patricia Trompeter "Bitcoin fiyatlarının arz şoku sonucunda ciddi şekilde artabileceğini" söyledi. 

En son Mayıs 2024'te yapılan yarılama işlemiyle blok başına düşen Bitcoin miktarı 6,25 olarak olmuştu. Bu ay bu değer 3,125'e inecek.

Yaklaşık 4 yılda bir gerçekleşen yarılama uygulaması 21 milyon Bitcoin'in hepsi madencilikle çıkarılana dek devam edecek. Bu sürecin 2140 civarında tamamlanması öngörülüyor.

Yarılama işlemi blok zinciri sisteminin güvenliği açısından da önemli. İsrail merkezli yatırım şirketi eToro'dan analist Simon Peters, "Blok ödülünün yarıya indirilmesi, daha zayıf madencilik faaliyetlerinin 'ayıklanması' anlamına geliyor" dedi. 

Uzman, yarılama uygulamasının rekabetçi ortamda zorlanan bazı madencilerin çalışmalarını sonlandırmasına neden olabileceğini söyledi. 

Rekabeti sürdürmek isteyen kripto para piyasasındaki büyük firmalar, devasa BTC madenciliği bilgisayarlarını hem soğutmak hem de çalıştırmak için daha ucuz ve çevreci enerji kaynaklarını kullanmaya yöneliyor. 

ABD'li kripto madenciliği devi CleanSpark, ocakta son teknoloji madencilik bilgisayarı Bitmain 21'lerden 120 bin adet satın alındığını duyurmuştu. 

Kanadalı rakibi Bitfarms ise kripto madenciliği bilgisayarları için gerekli enerjinin yüzde 80'inin hidroelektrikten sağlandığı bir sistem kurduklarını bildirmişti. 

Şirketin baş madencilik sorumlusu Ben Gagnon, hidroelektriğin hem çevreci bir çözüm olduğunu hem de maliyetleri azalttığını söylemişti. 

Yarılama uygulamasının bu ay tam olarak hangi gün gerçekleşeceği belli değil. Uygulama madenciler tarafından belirli sayıda blok doğrulandığında otomatik olarak devreye giriyor. Kripto para piyasası verilerini yayımlayan CoinMarketCap'e göre bu sayıya 19 ya da 20 Nisan'da ulaşılabilir. Amerikan iş dünyası dergisi Forbes ise 15 Nisan'da yarılamaya varılabileceğini aktardı.

Independent Türkçe, AFP, Forbes


Güneş panellerinde kuantum devrimi rekor verimlilik vaat ediyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Güneş panellerinde kuantum devrimi rekor verimlilik vaat ediyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Bilim insanları yeni nesil Güneş panellerinin verimliliğini radikal bir şekilde iyileştirebilecek yeni bir malzeme keşfetti.

ABD'deki Lehigh Üniversitesi'nden bir ekip, geleneksel silikon bazlı Güneş pillerinin teorik verimlilik sınırının yüzde 190'ı oranında emilim verimliliğine ulaşabilen bir malzeme geliştirdi.

Lehigh Üniversitesi'nde fizik bölümü öğretim üyesi Chinedu Ekuma, "Bu çalışma, sürdürülebilir enerji çözümlerine dair anlayışımızda ve bunları geliştirmemizde kayda değer bir sıçramayı temsil ederken, yakın gelecekte Güneş enerjisi verimliliğini ve erişilebilirliğini baştan tanımlayabilecek yenilikçi yaklaşımların altını çiziyor" diyor.

Yapılan testler, malzemenin özellikle kızılötesi ışığı ve elektromanyetik spektrumun görünür bölgelerini emerken iyi performans gösterdiğini ortaya koydu.

Malzeme, yüzde 190'lık bir harici kuantum verimliliği (external quantum efficiency / EQE) elde etti; EQE, Güneş pilinin verimliliğini ölçmede önemli bir yöntem sunuyor. EQE oranı, Güneş ışığından emilen her foton için bir elektron üretimini temsil ediyor. Yeni malzemeyle bir fotondan birden fazla elektron toplamanın mümkün olması, bu kadar yüksek bir EQE oranının arkasındaki neden.

Yeni malzeme bunu "van der Waals boşlukları" denen, iki boyutlu, katmanlı malzemeler arasındaki atomik seviyedeki küçük boşluklardan yararlanarak başarıyor.

Dr. Ekuma, "Malzemenin hızlı tepki vermesi ve artırılmış verimliliği, Cu eklenmiş GeSe/SnS'nin gelişmiş fotovoltaik uygulamalarda kuantum malzeme olarak kullanılma potansiyeline güçlü bir şekilde işaret ederek Güneş enerjisi dönüşümlerinde verimliliği iyileştirmek için bir yol açıyor" diyor.

Küresel enerji ihtiyaçlarının karşılanmasında hayati rol oynayacak olan yeni nesil, yüksek verimli Güneş pillerinin geliştirilmesi için umut verici bir aday.

Dr. Ekuma ve ekibi halihazırda bu deneysel malzemeyi, mevcut yenilenebilir enerji sistemlerine entegre edilebilecek bir malzemeye dönüştürmeyi planlıyor.

Araştırma çarşamba günü Science Advances adlı bilimsel dergide yayımlanan "Chemically tuned intermediate band states in atomically thin CuxGeSe/SnS quantum material for photovoltaic applications" (Fotovoltaik uygulamalardaki kuantum malzemesi olan atomik seviyede ince CuxGeSe/SnS'nin kimyasal olarak ayarlanmış ara bant durumları) başlıklı çalışmada detaylandırıldı.

Independent Türkçe


Çiftçiye verilen destekler, tarımda gübre kullanımı ve verim artışına katkı sağlıyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Çiftçiye verilen destekler, tarımda gübre kullanımı ve verim artışına katkı sağlıyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, verilen destekler ve taban fiyat uygulamasının, gübre kullanımının artmasında etkili olduğunu belirterek, "Gübre tüketimi, güzlük ekimlerin başladığı Eylül 2023 ile mart ayı arasında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 yükselerek 3,5 milyon tona ulaştı." dedi.

Yumaklı, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye genelinde hububat başta olmak üzere güzlük ekilen ürünlerde üst gübrelemenin başladığını bildirdi.

Gübre kullanımının geçen yıl 2022'ye göre yüzde 19 artarak 7 milyon ton olduğuna işaret eden Yumaklı, "Bitkisel üretimde birim başına yüzde 30-50 verim ve kalite artışı sağlayan gübre için verdiğimiz desteklemeler ve taban fiyat, gübre kullanımının artmasında etkili oldu. Gübre tüketimi, güzlük ekimlerin başladığı Eylül 2023 ile mart ayı arasında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 yükselerek 3,5 milyon tona ulaştı. Gübre kullanımı bitkisel üretimde verim artışına önemli katkı sağlıyor." diye konuştu.

Yumaklı, bu üretim sezonundaki en önemli artışın yüzde 67 ile CAN, yüzde 23 ile ÜRE ve yüzde 22 ile DAP gübrelerinin kullanımında gerçekleştiğine işaret ederek, "Mısır, şeker pancarı ve pamuk için kullanılacak taban gübresi sevkiyatı ise yüzde 69 artarak 241 bin tona yükseldi." ifadelerini kullandı.

- Gübre desteğinde yüzde 31,6 artış

Bitkisel üretimde çiftçilerin girdi maliyetlerine katkı sağlayan mazot ve gübre desteği bütçesinin geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 31,6 artışla 21,1 milyar liraya çıkarıldığına dikkati çeken Yumaklı, "Hububat üreticilerimize 2023 üretim yılına ait ve 2024 yılında ödenecek 11,2 milyar lira tutarındaki mazot ve gübre desteği öne çekilerek Ekim 2023'te ayni olarak mazot ve gübre alımında kullanılmak üzere Ziraat Bankası hesaplarına tanımlandı. Böylece gübre kullanım döneminde çiftçilerimizin girdilerinin bir kısmı bu desteklerle karşılanıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Yumaklı, gübre fiyatlarında son üç aylık dönemde önemli bir artış olmadığını ve martta ortalama yüzde 3 gerileme görüldüğünü, gübre sevkiyatında ve çiftçilerin gübreye ulaşımında herhangi bir sorun yok olmadığını belirtti.

Bakanlık tarafından ayni verilen gübre-mazot destekleri ile 2023 üretim sezonunda açıklanan hububat alım fiyatlarının, hem hububat ekiliş alanlarının hem de gübre kullanımının artmasında etkili olduğuna işaret eden Yumaklı, bunun yanında ilk defa 2019'da organik ve organomineral gübre kullanan çiftçilere, gübre desteğine ek verilen destekle de bu gübre türünün kullanımında artış sağlandığını kaydetti.


Emeklilere 41,3 milyar lira bayram ikramiyesi ödendi

Emeklilere 41,3 milyar lira bayram ikramiyesi ödendi
TT

Emeklilere 41,3 milyar lira bayram ikramiyesi ödendi

Emeklilere 41,3 milyar lira bayram ikramiyesi ödendi

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Ramazan Bayramı dolayısıyla 15,3 milyon emekli ve hak sahibine toplam 41,3 milyar lira ikramiye ödedi.

Emeklilerin refahını artırmak için 2018'de uygulanmaya başlayan bayram ikramiyesiyle emeklilere ve hak sahiplerine Ramazan ve Kurban Bayramlarında ödeme yapılıyor.

İkramiye 2018'de her bayramda 1000 lira olarak verilmeye başlanırken, 2021'de 1100 liraya, 2023'te 2 bin liraya, bu yıl için ise yüzde 50 artışla 3 bin liraya yükseltildi.

SGK, bu Ramazan Bayramı'nda 15,3 milyon emekli ve hak sahibine toplam 41,3 milyar lira ikramiye ödedi.

Bu rakamla birlikte uygulamanın başladığı 2018'den bugüne kadar SGK tarafından toplam 166,2 milyar lira ikramiye ödenmiş oldu.


ABD'de enflasyon Mart ayında beklenenin üzerinde %3,5'e yükseldi

Enflasyon verileri FED'in faiz oranlarını değiştirmeyeceğini gösteriyor (Reuters)
Enflasyon verileri FED'in faiz oranlarını değiştirmeyeceğini gösteriyor (Reuters)
TT

ABD'de enflasyon Mart ayında beklenenin üzerinde %3,5'e yükseldi

Enflasyon verileri FED'in faiz oranlarını değiştirmeyeceğini gösteriyor (Reuters)
Enflasyon verileri FED'in faiz oranlarını değiştirmeyeceğini gösteriyor (Reuters)

ABD tüketici fiyat endeksi Mart ayında beklenenden daha hızlı yükseldi ve bu da Fed'in faiz oranlarını değiştirmeyeceğini gösteriyor.

Ekonomi genelinde mal ve hizmet maliyetlerinin ölçüsü olan Tüketici Fiyatları Endeksi ay boyunca yüzde 0,4 artarak 12 aylık enflasyon oranını yüzde 3,5'e, yani Şubat ayına göre 0,3 puan daha yüksek bir seviyeye getirdi.

Dow Jones anketine katılan ekonomistler aylık yüzde 0,3, yıllık bazda ise yüzde 3,4.artış bekliyordu.

 


Dünya Ticaret Örgütü: Küresel ticaret toparlanıyor ancak aşağı yönlü riskler sürüyor

Dünya Ticaret Örgütü: Küresel ticaret toparlanıyor ancak aşağı yönlü riskler sürüyor
TT

Dünya Ticaret Örgütü: Küresel ticaret toparlanıyor ancak aşağı yönlü riskler sürüyor

Dünya Ticaret Örgütü: Küresel ticaret toparlanıyor ancak aşağı yönlü riskler sürüyor

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ekonomistlerinin hazırladığı "Küresel Ticaret Görünümü ve İstatistikler" raporu yayımlandı.

Buna göre, 2023'te yüksek enerji fiyatları ve enflasyonun etkisiyle yüzde 1,2 daraldı.

Dünyada geçen yıl mal ticaretinin ekonomik değeri yüzde 5 düşüşle 24,01 trilyon dolara gerilerken, ticari hizmet ihracatı yüzde 9 artışla 7,54 trilyon dolara ulaşarak mal ticaretindeki düşüşü kısmen telafi etti. Ticari hizmet ticaretindeki büyüme, uluslararası seyahatlerdeki toparlanma ve dijital olarak sunulan hizmetlerdeki artıştan kaynaklandı.

Geçen yılki küçülmenin ardından küresel ticaretin bu yıl yavaş bir toparlanma göstererek yüzde 2,6 ve 2025'te yüzde 3,3 büyüyeceği öngörülüyor. Enflasyonist baskıların bu yıl azalması ve özellikle gelişmiş ekonomilerde reel gelirin yeniden artmasıyla tüketimi artırması bekleniyor.

Söz konusu öngörüler kapsamında, Afrika'nın ihracatının bu yıl yüzde 5,3 ile diğer tüm bölgelerden daha fazla artacağı tahmin ediliyor. Kuzey Amerika'da ihracatın yüzde 3,6, Orta Doğu'da yüzde 3,5 ve Asya'da yüzde 3,4 ile ılımlı büyüme göstereceği öngörülürken, Güney Afrika'nın ihracatına ilişkin artış beklentisi yüzde 2,6.

Avrupa'nın ihracatının ise yüzde 1,7 artışla diğer bölgelerin gerisinde kalacağı hesaplanıyor.

İthalatın Asya'da yüzde 5,6 ve Afrika'da 4,4 büyüyerek küresel talebi destekleyeceği öngörülüyor. Ancak tüm diğer bölgelerde ithalatın ortalamanın altında artış göstereceği tahmin ediliyor.

Bu yılki Paris 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları ve çeşitli ülkelerdeki vize şartlarının hafifletilmesiyle, turizm ve yolcu trafiğindeki artışın küresel ticari hizmet ticaretine katkı sağlaması bekleniyor.

Jeopolitik gerilimler ve ekonomi politikalarına ilişkin belirsizliklerin ticaretteki toparlanmayı kısıtlama riski söz konusu. Gıda ve enerji fiyatları jeopolitik gelişmeler nedeniyle yeniden fiyat artışlarına maruz kalabilir.

Süveyş Kanalı'ndaki aksaklıkların ekonomik etkisi şu ana kadar nispeten sınırlı kalırken, otomotiv ürünler, gübre ve perakende gibi bazı sektörler gecikmeler ve navlun maliyetlerindeki artışlardan etkileniyor.

"Ticaretin dayanıklılığı, iki ana nakliye rotasındaki aksaklıklarla sınanıyor"

DTÖ Genel Direktörü Ngozi Okonjo Iweala, rapora ilişkin değerlendirmesinde, geçim kaynakları ve refahın iyileştirilmesi için hayati önem taşıyan esnek tedarik zincirleri ve çok taraflı ticaret çerçevesi sayesinde küresel ticaretin toparlanma yönünde ilerlediğini ifade etti. Iweala, "Ekonomik büyüme ve istikrarın sürdürülebilmesi için jeopolitik gerilimler ve ticaretin parçalanması gibi riskleri azaltmamız şart." uyarısında bulundu.

DTÖ Başekonomisti Ralph Ossa ise bazı hükümetlerin üretimi yeniden şekillendirmeyi ve ticareti dost ülkelere kaydırmaya amaçlayan adımlar attığını belirterek, şunları kaydetti:

"Ticaretin dayanıklılığı, dünyanın iki ana nakliye rotasında yaşanan aksaklıklarla da sınanıyor, tatlı su sıkıntısından etkilenen Panama Kanalı ve trafiğin Kızıldeniz'den uzaklaştırılması. Kesintilerin, jeopolitik gerilimlerin ve politika belirsizliğinin devam ettiği bu koşullar altında, ticaret görünümüne ilişkin riskler aşağı yönlü."


Dünya Bankası ile Türkiye'nin 5 yıllık "ekonomik işbirliği" yürürlüğe girdi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek
TT

Dünya Bankası ile Türkiye'nin 5 yıllık "ekonomik işbirliği" yürürlüğe girdi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Dünya Bankası ile yürütülen güçlü işbirliği kapsamında gelecek 5 yıllık döneme ilişkin mali işbirliği programı oluşturulduğunu belirterek, "Dünya Bankasının ilk 3 yıl içinde ülkemize ilave 18 milyar dolarlık finansman sağlayacağı Ülke İşbirliği Çerçevesi Programı, Bankanın İcra Direktörleri Kurulunda görüşülerek yürürlüğe girdi." dedi.

Şimşek, AA muhabirine, Dünya Bankası ile yürütülen işbirliği çalışmalarına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Dünya Bankasından kısa süre önce 3 ayrı proje için 1,5 milyar dolarlık finansman temin edildiğini anımsatan Şimşek, bu kaynağın Türkiye'nin enerji arz güvenliğinin sağlanması ve işletmelerin yeşil dönüşüm sürecinin desteklenmesi için kullanılacağını söyledi.

Şimşek, Dünya Bankası ile şimdi de 2024-2028 mali yıllarını kapsayan dönemdeki mali ve teknik işbirliğinin temelini oluşturan önemli bir programa imza atıldığına işaret ederek, "Dünya Bankası ile yürüttüğümüz güçlü işbirliği kapsamında gelecek 5 yıllık döneme ilişkin mali işbirliği programı oluşturuldu. Dünya Bankasının ilk üç yıl içinde ülkemize ilave 18 milyar dolarlık finansman sağlayacağı Ülke İşbirliği Çerçevesi (Country Partnership Framework-CPF) Programı, Bankanın İcra Direktörleri Kurulunda görüşülerek yürürlüğe girdi." diye konuştu.

"Türkiye uygun koşullu kredide 3'üncü sırada"

Şimşek, Dünya Bankasının, Orta Vadeli Program'ın açıklanmasının ardından Türkiye'ye aktardığı kaynak tutarını, devam eden 17 milyar dolarlık programa 18 milyar dolar daha ilave ederek 35 milyar dolara yükseltme kararı aldığını anımsattı. Türkiye'nin Bankadan uygun koşullu kredi kullanan ülkeler arasında dünyada 3'üncü, bölgesinde ise birinci sırada olduğu bilgisini veren Şimşek, yeni programın detaylarını da paylaştı.

Bakan Şimşek, Türkiye'nin 12'nci Kalkınma Planı önceliklerine uyumlu hazırlanan programın, yüksek ve sürdürülebilir verimlilik artışı, kapsayıcı hizmetler ile istihdam ve dayanıklılığın güçlendirilmesi alanlarına odaklanacağını belirterek, bu başlıkların, Dünya Bankası ile geliştirilebilecek işbirliği alanlarını ortaya koyduğunu dile getirdi.

"Afetlere dayanıklılıktan ihracata kadar pek çok alanda destek sağlanacak"

Bu kapsamda, afetlere karşı dirençlilik, enerji, yeşil dönüşüm, iklim değişikliğiyle mücadele, ihracatın desteklenmesi, reel sektör, altyapı, lojistik, sanayi, tarım, eğitim, sağlık ve kapsayıcılık gibi birçok alanda Dünya Bankası desteğinin sağlanmasının planlandığını vurgulayan Şimşek, şu değerlendirmede bulundu:

"Program, Dünya Bankası kuruluşları olan Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD), Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ve Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı (MIGA) tarafından ortaklaşa uygulanacak. Bankanın ülkemizdeki faaliyetlerinin etkisi artırılacak. Bu süreçte, ülkeye özgü zorlukların çözümüne odaklanan, özel sektör katılımını artırmayı hedefleyen ve operasyonlarda bütüncül sonuçları elde etmeyi amaçlayan bir yaklaşım izlenecek."

"Özel sektörün geliştirilmesinde kullanılacak"

Şimşek, Ülke İşbirliği Çerçevesi Programı kapsamında Dünya Bankasının 3 yıl içinde Türkiye'ye sunacağı ilave 18 milyar dolarlık finansman paketine değinerek, "Söz konusu tutarın 6 milyar dolarının IBRD'den, 9 milyar dolarının IFC'den sağlanması bekleniyor. MIGA'nın ise kısa vadeli garantiler aracılığıyla 3 milyar doları harekete geçirmesiyle 3 yıl içinde sağlanacak finansmanın yaklaşık üçte ikisinin özel sektörün geliştirilmesinde kullanılması öngörülüyor." ifadelerini kullandı.

Ayrıca, Dünya Bankası tarafından gerçekleştirilen makro ve sektörel bazdaki teknik ve analitik çalışmaların yeni program döneminde de devam edeceğini dile getiren Şimşek, şunları kaydetti:

"Ayrıca ülkemizin kalkınma hedeflerini desteklemek adına diğer kalkınma paydaşlarıyla yeni ortaklıklar kurmanın yolları aranacak. Dünya Bankası 70 yılı aşkın süre boyunca ülkemizin kalkınma hedeflerine ulaşmasında en önemli paydaşlarından biri olmuştur. Yeni Ülke İşbirliği Çerçevesi, Banka ile olan ortaklığımızı daha da pekiştiriyor. Söz konusu işbirliği, Dünya Bankasının ülkemizin gelecek 5 yıllık dönemine, ekonomi ve yatırım programımıza duyduğu güvenin de göstergesidir. Yeni dönemde ülkemize kaynak akışı artarak devam edecek."


IMF'den finansal istikrar uyarısı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

IMF'den finansal istikrar uyarısı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Uluslararası Para Fonu (IMF), 2 trilyon dolarlık özel kredi piyasasının daha yakından izlenmesi gerektiğini, sınırlı gözetim göz önüne alındığında sektörün hızlı büyümesinin finansal kırılganlıkları artırabileceği uyarısında bulundu.

Küresel Finansal İstikrar Raporu'nun ilgili bölümünde, hızla büyüyen kurumsal özel kredideki kırılganlıklar ve finansal istikrara yönelik potansiyel riskler değerlendirildi.

Raporda, özel kredilerin, bankalar için çok büyük veya riskli, kamu piyasaları için ise çok küçük firmalara, uzun vadeli finansman sağlayarak önemli ekonomik fayda oluşturduğu ancak özel kredi alan firmaların kamu piyasasındaki emsallerine göre daha küçük ve daha riskli olma eğiliminde olduğu belirtildi.

Özel kredilerin genel finansal istikrar risklerini değerlendirmenin, gereken verilerin mevcut olmaması nedeniyle zor olduğuna işaret edilen raporda, bu sınırlamalara rağmen, bu tür risklerin şu anda kontrol altında göründüğü aktarıldı.

Raporda, özel kredinin boyutu ve kredi yaratmadaki rolü göz önüne alındığında makrokritik hale gelebileceği ve ekonomiye yönelik olumsuz şokları artırabileceği vurgulandı.

Daha müdahaleci yaklaşım önerisi

Raporda yetkililere; özel kredi fonlarına, bunların kurumsal yatırımcılarına ve kaldıraç sağlayıcılarına karşı daha müdahaleci denetleyici ve düzenleyici yaklaşımın teşvik edilmesi önerildi.

Risklerin daha kapsamlı bir şekilde değerlendirebilmesi için veri açıklarının kapatılması ve raporlama gerekliliklerinin geliştirilmesi tavsiyesinde bulunulan raporda, likiditenin yakından izlenmesi istendi.

Ayrıca, IMF yetkilileri tarafından konuya ilişkin kaleme alınan bir blog yazısında, hızla büyüyen özel kredi piyasasının daha yakından izlenmesi gerektiği vurgulanarak, "Finansal sistemin bu şeffaf olmayan ve son derece birbirine bağlı bölümünün hızlı büyümesi, sınırlı gözetimi göz önüne alındığında finansal kırılganlıkları artırabilir." değerlendirmesinde bulunuldu.

Yazıda, yatırım fonları gibi uzmanlaşmış banka dışı finans kuruluşlarının kurumsal kredi alanlara borç verdiği özel kredi piyasasının, varlıklar ve taahhüt edilen sermaye açısından geçen yıl küresel olarak 2,1 trilyon doları aştığına işaret edilerek, bunun yaklaşık dörtte üçünün ABD'de olduğu bildirildi.

Politika faizlerinin konut piyasasına etkileri incelendi

Öte yandan, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nun yayımlanan bölümünde de dünyanın dört bir yanındaki merkez bankalarının son iki yılda politika faizlerini önemli ölçüde artırdığı anımsatıldı.

Daha yüksek faiz oranlarının yavaşlamaya ve hatta resesyona yol açacağının düşünüldüğü ancak küresel büyümenin istikrarlı kaldığı ifade edilen raporda, bazı ekonomilerin de yavaşladığı kaydedildi.

Raporda, para politikasının ülkeler arasındaki ve zaman içindeki etkileri, mortgage ve konut piyasaları üzerinden incelendi.

Küresel mali krizden bu yana ve Kovid-19 salgını sırasında mortgage ve konut piyasalarında yaşanan değişimlerin birçok ülkede şimdiye kadarki yüksek politika faiz oranlarının etkisini sınırlamış olabileceğine işaret edilen raporda, oranlar ne kadar uzun süre yüksek tutulursa şu ana kadar nispeten korunaklı olan hanelerin sıkıntıyı hissetme olasılığının o kadar artacağı vurgulandı.


Dünyada 2040'a kadar kapatılacak kömür santralleriyle 1,4 milyar ton karbon emisyonu engellenecek

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Dünyada 2040'a kadar kapatılacak kömür santralleriyle 1,4 milyar ton karbon emisyonu engellenecek

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Dünyada 2040'a kadar 296 bin 713 megavat kapasiteli kömür santralinin kapatılmasıyla 1,4 milyar ton karbon emisyonunun önüne geçilecek.

AA muhabirinin uluslararası sivil toplum kuruluşu Global Energy Monitor (GEM) verilerinden yaptığı derlemeye göre, halihazırda dünya çapında 75 ülkede yaklaşık 2 bin 440 kömür santrali yer alıyor. Bu santrallerin 2 milyon 130 bin 119 megavat kapasitesi bulunuyor.

Söz konusu santrallerin yıllık karbon emisyon seviyesi 10 milyar ton olarak hesaplanıyor.

Bu santrallerin yüzde 78,3'ü Asya'da yer alırken, onu yüzde 10,4 ile Amerika kıtasındaki ülkeler ve yüzde 7,8 ile Avrupa izliyor. Ülke bazında en büyük kapasite 1 milyon 136 bin 731 megavat ile Çin'de bulunurken, onu 237 bin 148 megavat ile Hindistan ve 200 bin 90 megavat ile ABD takip ediyor.

sxdv fd

Fosil yakıt kullanımı, iklim değişikliğinin en büyük nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Paris Anlaşması doğrultusunda hava sıcaklığının 1,5 dereceyle sınırlandırılması ve küresel karbon salımının düşürülmesi hedefleri doğrultusunda çoğu ülke kömürden uzaklaşmayı tercih ediyor.

Geçen yıl, 13 ülkede 21 bin 121 megavatlık kömür kapasitesi devre dışı bırakıldı.

Dünyada 48 ülke 2040'a kadar 296 bin 713 megavatlık kömür santralini kapatmayı planlıyor. Bu sayı, halihazırda çalışır durumda olan santrallerin yüzde 14'üne denk geliyor. Böylece, 2024-2040 yıllarında 1,4 milyar ton karbon emisyonunun doğaya salımı engellenmiş olacak.

Bu kapsamda bu yıl, 22 bin 915 megavatlık santral devre dışı bırakılacak. Bu sayı gelecek yıl 54 bin 410 megavata yükselecek. Söz konusu dönemde ABD, 104 bin 90 megavat ile kömür kapasitesini en fazla azaltan ülke olacak. İlk sırada yer alan ABD'yi, 30 bin 507 megavat ile Güney Afrika ve 24 bin 240 megavat ile Almanya izleyecek.

2024-2040 yıllarında kömüre dayalı santral kapasitesini en çok azaltacak 10 ülke şöyle:

Ülke                                                 Toplam kapasite düşüşü (megavat)
ABD                                                 104.090
Güney Afrika                                    30.507
Almanya                                           24.240
Güney Kore                                     19.860
Avustralya                                        18.599
Polonya                                            14.952
Tayvan                                              10.914
Malezya                                            7.410
İtalya                                                 5.830
Çin                                                    5.270
 


Financial Times: AUKUS üyeleri Çin'i caydırmak için güvenlik anlaşmasını genişletmeyi düşünüyor

AUKUS ülkelerinin liderleri (AP)
AUKUS ülkelerinin liderleri (AP)
TT

Financial Times: AUKUS üyeleri Çin'i caydırmak için güvenlik anlaşmasını genişletmeyi düşünüyor

AUKUS ülkelerinin liderleri (AP)
AUKUS ülkelerinin liderleri (AP)

Financial Times'ın haberine göre ABD, İngiltere ve Avustralya yarın (pazartesi) AUKUS güvenlik anlaşmasına yeni üyelerin dahil edilmesi konusunda görüşmeler yapacaklarını açıklayacak. Bu gelişme, Washington'un Çin'i caydırmak için Japonya'nın da anlaşmaya katılmasını ısrarla istediği bir döneme denk geldi.

Financial Times'ın bilgi sahibi kaynaklardan aktardığına göre AUKUS üyesi ülkelerin savunma bakanları tarafından yapılacak duyuru, anlaşmanın kuantum bilişim ve denizaltı yetenekleri, hipersonik silahlar, yapay zekâ ve siber teknoloji gibi teknolojilerin ortak geliştirilmesini taahhüt eden ‘İkinci Sütun’ (Pillar Two) üzerine olacak.

Reuters'e göre Financial Times, üyelerin Avustralya'ya nükleer güçle çalışan saldırı denizaltıları sağlamayı amaçlayan anlaşmanın ilk ayağını genişletmeyi düşünmediklerini söyledi.

Üç ülke, Çin'in Hint-Pasifik bölgesinde artan gücüne karşı koyma çabalarının bir parçası olarak 2023 yılında AUKUS anlaşmasını açıklamıştı.

Çin, AUKUS anlaşmasını tehlikeli olarak nitelendirdi ve bölgesel bir silahlanma yarışına yol açabileceği uyarısında bulundu.

ABD Başkanı Joe Biden, Çin'in tarihi bir askeri yığınak yaptığı ve bölgedeki varlığını daha da sağlamlaştırdığı bir dönemde, Japonya ve Filipinler de dahil olmak üzere Asya'daki ABD müttefikleriyle ortaklıklarını güçlendirmeye çalışıyor.

ABD'nin Tokyo Büyükelçisi Rahm Emanuel, geçtiğimiz çarşamba günü Wall Street Journal'da yayınlanan bir makalesinde Japonya'nın ‘İkinci Sütun ortağı olmanın eşiğinde’ olduğunu yazdı.

Üst düzey bir ABD yönetim yetkilisi geçtiğimiz çarşamba günü Reuters'e yaptığı açıklamada, Japonya'nın katılımıyla ilgili olarak önümüzdeki hafta bir tür duyuru yapılmasının beklenebileceğini söyledi, ancak ayrıntı vermedi.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir kaynak, Biden'ın çarşamba günü Washington'da ağırlayacağı Japonya Başbakanı Fumio Kishida ile AUKUS'un Japonya'yı da kapsayacak şekilde genişletilmesi konusunu görüşeceğini söyledi.

Medyaya konuşma yetkisi olmadığı için isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan kaynak, Avustralya'nın Kanberra'ya nükleer enerjiyle çalışan denizaltılar sağlama konusunda daha fazla ilerleme kaydedilmeden yeni projelere başlamaktan endişe duyduğunu da sözlerine ekledi.

Financial Times'ın haberiyle ilgili yorum talebini yanıtlayan bir sözcü, Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles'in ‘kamuoyuna ve Japonya'ya, hayati önem taşıyan savunma ve güvenlik yetenekleri çalışmaları ilerledikçe AUKUS'un İkinci Sütunu’na girecek yakın ortaklar için fırsatlar arayacağını söylediğini’ belirtti.

Sözcü yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Japonya, Avustralya için vazgeçilmez bir savunma ortağı… AUKUS’un İkinci Sütunu’nda yer alan projelere ilave ülkelerin katılımı üçlü karara tabi olacak ve duyurulacak.”

ABD, Japonya'nın İkinci Sütun’a katılımı konusunda istekli olsa da yetkililer ve uzmanlar, Japonya'nın daha iyi siber savunmaları korumak için daha katı kurallar benimsemesi gerektiğinden engellerin devam ettiğini söylüyor. Biden, Kishida ve Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr'ın perşembe günü üçlü bir zirve gerçekleştirmesi planlanıyor.