Suudi Arabistan, maden zenginliğine ilişkin tahminleri yüzde 90 artırarak 2,5 trilyon dolara çıkardı

Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender el-Hureyf, Uluslararası Madencilik Konferansı’nın açılışında konuşuyor (Şarku’l Avsat)
Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender el-Hureyf, Uluslararası Madencilik Konferansı’nın açılışında konuşuyor (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, maden zenginliğine ilişkin tahminleri yüzde 90 artırarak 2,5 trilyon dolara çıkardı

Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender el-Hureyf, Uluslararası Madencilik Konferansı’nın açılışında konuşuyor (Şarku’l Avsat)
Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender el-Hureyf, Uluslararası Madencilik Konferansı’nın açılışında konuşuyor (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan, tahmini değeri 9,3 trilyon riyali (2,5 trilyon dolar) aşan yer altı maden zenginliğinin keşfedildiğini duyurdu.

Bu, 2016’da 5 trilyon riyale (1,3 trilyon dolar) ulaşan önceki tahminlerle karşılaştırıldığında, maden zenginliğinde yaklaşık yüzde 90’lık bir artışı, gelecekte devasa ve sürdürülebilir bir ekonominin habercisi olan ‘yeni petrolü’ temsil ediyor.

Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender el-Hureyf, 79 ülkeden bakanlar ve üst düzey yetkililerin katıldığı Uluslararası Madencilik Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmada, yeni keşfedilen madenlerin büyüklüğüne değindi.

Suudi hükümeti, madencilik sektörünü ulusal ekonominin üçüncü direği haline getirecek şekilde geliştirmeyi amaçlıyor.

Ülke, sistemdeki yatırım hacmini genişletmek ve bu hedeflere ulaşmak için sermaye çekmek amacıyla mevzuat ve düzenlemelerde değişiklik yaptı.

Geçiş metalleri (Ağır metaller)

Bakan Hureyf, yeni keşfin, fosfat cevheri ve bakır, çinko, altın gibi diğer minerallerdeki büyük artışlara ek olarak, nadir toprak elementleri ve geçiş metallerinin yeni keşiflerini içeren ek miktarları temsil ettiğini söyledi.

Bakan, konuşmasına şu ifadelerle devam etti:

“Bu konuda açıklanan sonuçlar, son üç yılda dört katına çıkan, maden arama ruhsatlarının verilmesi konusunda büyük çabaların yanı sıra, arama ve madencilik jeolojik etüt çalışmalarında son yıllarda gösterilen çabaların bir sonucudur. Arama harcamalarının, kilometrekare başına 70 riyalden 180 riyal’e çıkarılmasına katkıda bulunan yeni madencilik yatırım sisteminden önceki altı yıl içindeki lisans sayısıyla karşılaştırıldığında, bu madencilik arama faaliyetlerine yatırım yapmanın fizibilitesini doğrulamaktadır.”

Bu yıl 33 arama sahasına erişim sağlayan, arama lisans programının beşinci ve altıncı turlarını duyuran Bakan, şu ifadeleri kullandı:

“Bu yıl ilk kez Cebel Saed’deki 4 bin metrekareden fazla alana yayılan maden kuşağından başlayarak ülke büyüklüğünde arama sahaları sunmaya başladık. Bu potansiyeli ortaya çıkarmak, konuşmaktan daha fazlasını gerektiriyor. Çalışmaya ihtiyacımız var.”

Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman bin Abdulaziz ise Uluslararası Madencilik Konferansı oturum aralarında yapılan bir diyalog oturumunda, Suudi Arabistan’ın iklim değişikliği sorunlarını ciddiye aldığını açıkladı.

Prens Abdulaziz, “Artık sadece petrol üretiminde lider ülke olarak değil, her türlü enerjiyi üreten bir ülke olarak anılmak istiyoruz” dedi.

Suudi Arabistan’ın enerji verimliliği standartları açısından ABD ve Avrupa Birliği’nin (AB) çok gerisinde olmadığını söyleyen Prens Abdulaziz, belki bu ülkelerle aralarında sadece 3-4 yıl, en fazla da 5 yıl fark olduğunu dile getirerek, ülkesinin 2030 yılına kadar tüm standartları karşılayabileceğini vurguladı.

Enerji Bakanı, “Suudi Arabistan, bölgesel bir karbon pazarına sahip olmayı umuyor, yerel ve bölgesel ihtiyaçları karşılama yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışıyor” diye ekledi.

Küresel maden talebi

Kamu Yatırım Fonu (PIF) Genel Müdürü Yasir er-Rumayyan, 2050 yılına kadar sıfır emisyon küresel hedeflerine ulaşmak için küresel maden talebinin 2040 yılına kadar altı kat artacağını söyledi.

Rumayyan, “Arap Kalkanı’nda araştırmayı tamamlamak için kalan 400 bin kilometrekarelik alan, bu maden kaynaklarına yönelik ek rezervuar ve malzemeleri içerecek” dedi.

PIF’a bağlı Ma’aden Şirketi’nin, altın keşfinden çinko ve lityum gibi diğer minerallere kadar genişlediğini de dile getiren Bakan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Ma’aden olarak, Manara Minerals Investment Company aracılığıyla Kamu Yatırım Fonu ile ortak yatırım projesine başladık. Ülke, halihazırda bazı temel metallere yatırım yaptı. Ma’aden ile Suudi Sovereign Company arasındaki ortak yatırım projesi olan Manara Minerals Investment Company’nin dünyanın çeşitli ülke ve bölgelerindeki yatırımları, bu on yılda 25 ile 30 milyar dolar arasında değişecek. Düşünce şu anda sıfır karbon emisyonu hedeflerine doğru ilerlemektedir.”

Şu anda özellikle petrol ve gazla ilgili çok büyük miktarda veriye sahip olduklarını söyleyen Rumayyan, “Bunlar arama çabalarımızda bize yardımcı olmak için kullanılabilir. İlk yüzeyi belirlememize yardımcı olacak bilgileri yapay zeka ve uygun algoritmalar kullanarak topluyoruz” dedi.

Küresel zorluklar

Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan ise konuşmasında madencilik sektörünün küresel olarak temiz enerjiye geçişle bağlantılı olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Uygun bir enerji geçişi için pillere, elektrikli arabalara ve hava pompalarına ihtiyaç vardır. Bunu geliştirmek için lityum, bakır, nadir metaller ve diğerlerine ihtiyaç duyulacaktır. Çeşitli unsurların birleşimine, bu sektörün geleceğini dikkate alan açık ve güçlü bir yasal çerçeveye ihtiyacımız var.

Önümüzdeki 16 yılda büyüme

Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim, ülkenin küresel ekonomiyle ilgili birçok sektörde önemli bir rol oynadığını ve bazı alanlardaki yüklerin kaldırılmasına etkili bir şekilde katkıda bulunduğunu belirtti.

İbrahim, madencilik sektöründe küresel zorluklar bulunduğunu ve bunların en belirginlerinin artan talep hacmi olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Önümüzdeki 16 yılda temiz enerjiye geçiş için nadir veya kritik minerallerde büyük bir büyüme yaşanacak. Bu da Suudi Arabistan’ın 3 milyon ton kobalt, bakır, lityum ve nadir elementlere sahip olduğunu gösteriyor.”

Ülkesinin temiz ve sürdürülebilir enerjinin yüzde 50’sine ulaşmak için yenilenebilir enerjiye öncelik verdiğini belirten İbrahim, “Suudi Arabistan, küresel ekonomiyle ilgili birçok sektörde önemli rol oynamakta ve her alanda çözüm sağlanmasına etkin bir şekilde katkıda bulunmaktadır” diye konuştu.

İbrahim, “Suudi Arabistan, dünyanın karşı karşıya olduğu büyük zorlukların hafifletilmesine yardımcı olmak için daha fazla çözüme katkıda bulunuyor” diye ekledi.

Keşif ve yatırım

Yatırım Bakanı Mühendis Halid el-Falih, ülkesinin kaynaklarını toplama, keşfetme ve arama yeteneğine sahip olduğunu dile getirdi.

Orta Asya, Ortadoğu ve Afrika bölgesinin dünya maden kaynaklarının üçte birine sahip olduğunu belirten Falih, “Bölgede yeterli araştırma, keşif ve altyapı yatırımı yapılmıyor ve malzeme talebinin önümüzdeki yıllarda bugüne göre kat kat artması bekleniyor” dedi.

Falih ayrıca, “Önümüzdeki on yıllarda küresel tedarik zincirinin yeniden şekillendirilmesi, trilyonlarca dolar daha gerektirecek. Suudi Arabistan, Orta Asya ve Afrika’nın kapalı bölgelerinde mali ve lojistik zorluklarla karşı karşıya kalan ülkeler arasında bir bağlantı olacak” ifadelerini kullandı.

Güvenlik ve istikrarın önemi

Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı ve İklim İşleri Elçisi Adil el-Cubeyr de konuşmasında, “Suudi Arabistan’ın çevre yararına 70’ten fazla girişimi var ve bu alana çok fazla yatırım yaptı. Ekonomik kalkınmanın sağlanması ve yatırımların teşvik edilmesi açısından güvenlik ve istikrar son derece önemlidir” dedi.

Ulaşım sistemi

Ulaştırma ve Lojistik Bakanı Mühendis Salih bin el-Casir ise 2030 Vizyonu doğrultusunda ülkenin küresel lojistik merkezi konumunu geliştirmeye değindi. Ulaştırma ve lojistik sisteminin madencilik hareketini desteklemesine vurgu yapan Casir, endüstri stratejisinin ulaştırma ve lojistik hizmetlerine yönelik ulusal strateji hedeflerine ulaşmasını sağlamadaki rolünden bahsetti.

Diyalog oturumları

Konferansın oturum aralarında, madenlerin bugünü ve geleceğini tartışmak üzere, yetkililer ve uluslararası madencilik şirketlerinin başkanlarının geniş katılımıyla bir dizi diyalog oturumu düzenlendi.

Kanada merkezli madencilik şirketi Ivanhoe Mines’ın kurucusu ve CEO’su Robert Friedland, Suudi Arabistan’ın endüstri ve madencilikte önemli bir oyuncu olarak rolüne değindi. Friedland, ülkenin bu alanda dünyanın en önemli bölgelerinden biri olacağını söyledi.

Suudi İhracat-İthalat Bankası (Saudi EXIM) CEO’su Saad el-Halab ise ülkesinin proje sahipleri, kredi verenler ve yatırımcılara yönelik yatırımlar ile çeşitli olanaklar aracılığıyla madencilik sektöründeki riskleri azaltmak için çalıştığını bildirdi.

Arap Kalkanı’nda jeokimyasal araştırma

Suudi Arabistan Jeolojik Araştırmalar Kurumu CEO’su Mühendis Abdullah Şamrani, Arap Kalkanı bölgesinde toplam alanın yaklaşık 218 bin kilometre karesini kapsayan, ‘hassas’ jeokimyasal araştırmada toplanan verilerin yaklaşık yüzde 40’ının tamamlandığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şamrani, ülkede 48’den fazla elementten oluşan yeni mineral elementlerin keşfedildiğini dile getirdi.

Şamrani, toplam alanın yaklaşık 180 bin kilometre karesini oluşturan, Arap Kalkanı projesinin ilk aşaması olan (havadan) jeofizik araştırmaların ise yüzde 30’unun tamamlandığını söyledi.

Genel Jeolojik Araştırma Programı Girişimi’ndeki jeokimyasal ve jeofizik araştırmalardan ve sondaj örneklerinden elde edilen tüm bilgilerin, çarşamba günü Riyad’da düzenlenen Uluslararası Madencilik Konferansı’nda açıklanacağını da sözlerine ekledi.

Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanlığı, 700 bin kilometre kare alana sahip Arap Kalkanı bölgesinde jeolojik etüt çalışmalarının yüzde 30’unun tamamlandığını açıklamıştı.

Genel Jeolojik Araştırma Programı Girişimi, ülkede maden kaynaklarının araştırılmasını geliştirmek ve kolaylaştırmak için verilerin kalitesini ve jeolojik haritaların doğruluğunu artırmayı amaçlıyor.



ABD Hazine Bakanı: İran kritik bir dönüm noktasında ve ekonomisi tehlikede

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Arşiv- Reuters)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Arşiv- Reuters)
TT

ABD Hazine Bakanı: İran kritik bir dönüm noktasında ve ekonomisi tehlikede

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Arşiv- Reuters)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Arşiv- Reuters)

ABD Hazine Bakanı Scott Bisent ün yaptığı açıklamada, İran ekonomisinin yüksek enflasyon ve diğer zorluklarla karşı karşıya olduğunu ve bunun kısmen ABD yaptırımlarından kaynaklandığını söyledi. Ayrıca, Tahran'daki yetkililerin rejim karşıtı protestoları şiddet kullanarak bastırmasından duydukları endişeyi de dile getirdi.

Besant, Minnesota Ekonomi Kulübü'nde yaptığı konuşmada, İran ekonomisinin çöküşün eşiğinde olduğunu belirterek, Başkan Donald Trump'ın Tahran'a protestoculara zarar vermemesi yönündeki uyarısını vurguladı. "Bu kritik bir an. Trump, protestoculara zarar vermemelerini istiyor. Gergin bir an" diyerek, Trump'ın pazar günü protestocuları öldürmeye başlarsa Tahran'ı vuracağı yönündeki tehdidine atıfta bulundu.

Trump pazar günü Air Force One uçağında gazetecilere, “Durumu çok yakından izliyoruz. Geçmişte olduğu gibi insanları öldürmeye başlarlarsa, ABD'nin çok sert bir şekilde karşılık vereceğini düşünüyorum” ifadesini kullandı. İnsan hakları grupları, İran'da para biriminin devalüasyonu ve yüksek enflasyon nedeniyle Tahran pazarında başlayan ve son üç yılın en büyük muhalefet dalgası olan protestoların ilk dokuz gününde en az 25 kişinin öldürüldüğünü belirtiyor.

Kötü bir yönetim, Batı yaptırımları, siyasi ve sosyal özgürlüklere getirilen kısıtlamalar nedeniyle yükselen enflasyonun yol açtığı zorlukların artmasıyla birlikte protestolar ülke geneline yayıldı. İranlı yetkililer İranlıların karşı karşıya kaldığı ekonomik zorlukları kabul ederken, protestoları yabancı güçlerle bağlantılı ağların kışkırttığını iddia etti. İran yargı başkanı çarşamba günü protestocuları uyararak, "İslam Cumhuriyeti'ne karşı düşmana yardım edenlere müsamaha gösterilmeyecektir" ifadelerini kullandı.

Bessent, “bir zamanlar zengin olan ve hala yüksek yaşam standardını koruyan bir toplumun gerçekten çökmekte ve bunun büyük bir kısmının yaptırımlardan kaynaklandığı”nın açık olduğunu söyledi. Tahran'ın nükleer programının yeniden inşasını nasıl finanse etmeyi planladığının ise belirsiz olduğunu belirtti.

Trump'ın, güvenlik güçlerinin protestoculara ateş açması halinde onları destekleyeceği yönündeki tehdidi, İsrail ve Amerikan güçlerinin 12 günlük savaşta İran'ın nükleer tesislerini bombalamasından yedi ay sonra geldi.


Venezuela ve ABD petrol ihracatı konusunda görüşmelerde bulunuyor

Venezuela'daki El Palito petrol rafinerisinden bir görünüm (Reuters)
Venezuela'daki El Palito petrol rafinerisinden bir görünüm (Reuters)
TT

Venezuela ve ABD petrol ihracatı konusunda görüşmelerde bulunuyor

Venezuela'daki El Palito petrol rafinerisinden bir görünüm (Reuters)
Venezuela'daki El Palito petrol rafinerisinden bir görünüm (Reuters)

Hükümet ile petrol ve taşımacılık sektörlerinden beş kaynak, dün Reuters’a yaptıkları açıklamada, Venezuelalı ve Amerikalı yetkililerin Venezuela ham petrolünün ABD’ye ihraç edilmesini görüştüğünü bildirdi.

ABD’nin Körfez kıyısında bulunan rafinerilerinin Venezuela ham petrolünü işleyebilecek kapasiteye sahip olduğu, bu rafinerilerin ABD’nin Venezuela’ya yaptırım uygulamasından önce söz konusu petrolü ithal ettiği hatırlatıldı.

Aynı çerçevede konuya vakıf üç kaynak, ABD’li petrol şirketlerinin üst düzey yöneticilerinin, Venezuela’daki yatırımları görüşmek üzere yarın (perşembe) Beyaz Saray’ı ziyaret etmesinin beklendiğini aktardı.

Kaynaklardan biri, toplantının ayrıntıları ve zamanlamasının halen görüşülmekte olduğunu söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi ise dün, Venezuela’nın ham petrol üretimini artırmanın yıllar alacağı yönündeki değerlendirmeleri reddetti. Yönetim, Latin Amerika ülkesindeki petrol sektörünü hızla güçlendirmek için birçok seçeneğe sahip olduğunu savundu. Dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olan Venezuela’da ham petrol üretiminin artırılması, ABD güçlerinin cumartesi günü başkent Karakas’a düzenlediği operasyonda Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun yakalanmasının ardından Trump’ın öncelikli hedefleri arasında yer alıyor.

CDFGT
Venezuela devlet petrol şirketi PDVSA'nın logosu, Venezuela'nın başkenti Karakas'ta bir yakıt tankerinin üzerinde, 14 Mayıs 2025 (Reuters)

Uzun süredir devam eden yatırım eksikliği nedeniyle altyapısı ciddi şekilde zarar gören Venezuela’da petrol ihracatı, 20 yıl önce günde 3 milyon varilin üzerindeyken, günümüzde 1 milyon varilin altına geriledi.

ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum, Washington’un elindeki seçeneklerden birinin, Venezuela’nın petrol sahaları için hayati öneme sahip ekipmanlara ve diğer teknolojilere erişimini engelleyen yaptırımların kaldırılması olduğunu söyledi. Burgum, Fox Business Network’e verdiği röportajda, üretimi en üst seviyeye çıkarmak için bu adımların atılabileceğini belirterek, “Bu işlerin bir kısmı çok hızlı şekilde yapılabilir. Ticari açıdan bakıldığında orada gerçekten çok büyük bir fırsat var” ifadelerini kullandı.

Öte yandan ABD Enerji Bakanı Chris Wright’ın, bugün Miami’de düzenlenecek Goldman Sachs konferansında bir konuşma yapması bekleniyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan petrol sektörünün Venezuela’daki faaliyetlerini 18 aydan daha kısa bir sürede genişletebileceğini, bunun da muhtemelen mali destek yoluyla gerçekleşebileceğini söyledi. Trump, pazartesi günü NBC News’e yaptığı açıklamada, “Bunu daha da kısa bir sürede yapabileceğimizi düşünüyorum, ancak çok büyük miktarda para gerekecek” dedi. Trump, söz konusu maliyetin petrol şirketleri tarafından karşılanacağını, ardından bu harcamaların ya ABD tarafından telafi edileceğini ya da elde edilecek gelirler yoluyla geri kazanılacağını ifade etti. “Muazzam miktarda para harcanması gerekecek” diyen Trump, bu sürecin özel sektör eliyle yürütüleceğini vurguladı. Trump, salı günü ABD Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçilere hitaben yaptığı konuşmada, Venezuela’daki petrol üretiminin artırılmasının Amerikalılar için enerji maliyetlerini düşürebileceğini savundu. Trump, “Çıkarabileceğimiz çok fazla petrol var ve bu da petrol fiyatlarının daha da düşmesine yol açacak” ifadesini kullandı.


Uzmanlar Maduro'nun tutuklanmasının küresel finans piyasaları üzerindeki etkileri hakkında ne düşünüyor?

 Venezuela'nın başkenti Karakas'ta Chavez destekçileri tarafından düzenlenen bir yürüyüşte Venezuela bayrağını dalgalandıran vatandaşlar (EPA)
Venezuela'nın başkenti Karakas'ta Chavez destekçileri tarafından düzenlenen bir yürüyüşte Venezuela bayrağını dalgalandıran vatandaşlar (EPA)
TT

Uzmanlar Maduro'nun tutuklanmasının küresel finans piyasaları üzerindeki etkileri hakkında ne düşünüyor?

 Venezuela'nın başkenti Karakas'ta Chavez destekçileri tarafından düzenlenen bir yürüyüşte Venezuela bayrağını dalgalandıran vatandaşlar (EPA)
Venezuela'nın başkenti Karakas'ta Chavez destekçileri tarafından düzenlenen bir yürüyüşte Venezuela bayrağını dalgalandıran vatandaşlar (EPA)

2026 yılına girilirken, ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu tutukladığını açıklamasıyla küresel yatırımcılar yeni ve beklenmedik bir jeopolitik risk dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Siyasi boyutu büyük bir olay olmasına rağmen, piyasalardaki ilk tepki ‘temkinli sakinlik’ şeklinde oldu. Petrol fiyatları belirgin dalgalanmalar gösterirken, güvenli liman olan varlıklara talep artışıyla altın fiyatları yükseldi; hisse senetleri ise teknoloji ve savunma sektörlerinin desteği ve ABD dolarının değer kazanmasıyla ivme kazandı.

Önde gelen finans piyasası analistlerinin bu gelişmelere ilişkin görüşleri şöyle özetlenebilir:

Singapur’daki Mizuho Bank’ın Ekonomi ve Strateji Başkanı Vishnu Varathan, piyasalara jeopolitik risklerin sadece ithalat rakamlarıyla sınırlı olmadığını hatırlatan yeni bir uyarı geldiğini belirtti. Varathan, tarihsel olarak Venezuela’ya uygulanan yaptırımlar ve ülkenin neredeyse tamamen petrol ihracatına bağımlı olmasının, rejim değişikliğinin ticaret ve yatırım kanalları üzerindeki etkisini ‘sınırlı ve çevrelenmiş’ hale getirdiğini, bu durumun piyasalarda geniş çaplı satış baskısının yaşanmamasını açıkladığını vurguladı. Buna karşın Varathan, Latin Amerika bölgesinin istikrarının artık test altında olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi. Özellikle Başkan Trump’ın uyarılarını Küba, Kolombiya ve Meksika’yı kapsayacak şekilde genişletmesinin ardından, halkın ABD’ye yönelik algısının petrol ve maden kaynaklarından somut faydalar görmediği takdirde olumsuz yönde değişebileceğine dikkat çekti.

Değerli metaller, riskten korunma konusunda hükümetleri geride bırakıyor

Diğer yandan Capital.com’un kıdemli piyasa analisti Kyle Rodda, etkilerin kısa vadede hâlâ sınırlı olduğunu ve esas olarak enerji sektörüyle sınırlı kaldığını belirtti. Rodda, değerli metallerin fiyatlarındaki güçlü tepkilere dikkat çekerek, piyasanın hükümet adımlarını ‘önceden fiyatlamaya’ başladığını ve bunun altın gibi dolar dışı ve nakit dışı alternatiflere olan talebi artırdığını vurguladı. Analist, bunun dışında piyasanın hafta sonu yaşanan gelişmelerden çok, gelecekteki gelişmelerin ne getireceğini merakla beklediğini ifade etti.

Venezuela şu anda dünya sahnesinde etkili bir oyuncu değil

J.P. Morgan Varlık Yönetimi’nde Asya-Pasifik Piyasaları Baş Stratejisti Tai Hui, piyasanın tepkisinin zayıf olmasını, Venezuela’nın üretiminin dünya petrol üretiminin yalnızca yaklaşık yüzde 1’ini oluşturmasına bağladı. Hui, uzun yıllar süren yatırım eksikliğinin, Karakas’ın üretimi artırıp küresel piyasaya pompalamasını yakın vadede imkânsız kıldığını vurguladı. Ayrıca, Trump’ın Venezuela’yı kısa süreliğine ABD yönetimine devretme açıklamasının, etkileri yalnızca enerji piyasasıyla sınırlı tuttuğunu belirtti ve finansal piyasaların jeopolitik riskleri her zaman doğru şekilde fiyatlayamayabileceğine dikkat çekti.

Piyasa direnci, siyasi beklentileri test ediyor

OCBC Bank’ta Yatırım Stratejisi Genel Müdürü Vasu Menon, Trump’ın Venezuela petrol üretimini artırma taahhüdünün, ‘petrol musluklarının’ tamamen açılabilmesi için uzun süreli bir süreç ve büyük sermaye yatırımları gerektirdiğini belirtti. Menon, siyasi istikrarsızlıklar ve tedarik kesintilerinin fiyatları geçici olarak hafifçe yükseltebileceğini, ancak OPEC’in kararlarının fiyat istikrarına katkı sağlayabileceğini öngördü. Menon, piyasaların 2025’te yaşanan gelişmelerle olgunlaşması sayesinde jeopolitik şoklara karşı ‘daha az hassas’ hale geldiğini vurgulayarak, siyasi sürprizlerin etkisinin geçen yıl olduğu gibi geçici olabileceğini bildirdi.