ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol: Ürün ihraç ettiğimiz ülke sayısını 86'ya çıkardık

Fotoğraf: Özge Elif Kızıl - AA
Fotoğraf: Özge Elif Kızıl - AA
TT

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol: Ürün ihraç ettiğimiz ülke sayısını 86'ya çıkardık

Fotoğraf: Özge Elif Kızıl - AA
Fotoğraf: Özge Elif Kızıl - AA

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, "Ürün ihraç ettiğimiz ülke sayısını 86'ya çıkardık. ASELSAN'ın bu yıl yeni ihracat sözleşmeleri açısından 1 milyar dolara yaklaşma hedefi var." dedi.

Turkcell'in katkılarıyla gerçekleştirilen Anadolu Ajansı Teknoloji Masası'nın konuğu olan ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, şirketin geliştirdiği ürünler ve yatırımları ile ilgili açıklamalarda bulundu.

ASELSAN olarak denizin derinliklerinden uzayın derinliklerine kadar her alanda her platforma kritik sistemler geliştirdiklerini belirten Akyol, "Bir taraftan da sivil dünyaya da hizmet etmeye çalışıyoruz. 2023 çok önemli başarılarla geçti. 2024 yılına da milletimizin beklediği önemli projelerde güzel gelişmeler katederek girdik." diye konuştu.

- "ASELFLIR-500 rakiplerine oranla yüzde 30 daha iyi performans gösteriyor"

Akyol, İHA kameralarına Kanada tarafından uygulanan ambargoları anımsatarak, "O dönem Savunma Sanayii Başkanlığımızın liderliğinde bir geliştirme projesi başlattık. Önce ambargoyu bertaraf edecek bir kamera yapmak daha da ötesinde dünyada bu alandaki en iyi kamerayı da yapabilmek üzere yola çıkmıştık. Geldiğimiz noktada İHA kameramız ASELFLIR-500'ü tamamladık. Artık operasyonel olarak Silahlı Kuvvetlerimizin kullanımına da girdi." ifadelerini kullandı.

ASELFLIR-500'ün rakiplerine oranla yüzde 30 daha iyi performans sergilediğine dikkati çeken Akyol, kameranın lazer işaretlemedeki başarısıyla da güdümlü mühimmatların daha hassas vuruş kabiliyeti kazanmasını sağlamış olduğunu vurguladı.

Akyol, "Bugün gururla şunu söyleyebiliriz; bu kamera artık gökyüzünün yıldızları SİHA'larımızın dünyadaki en nitelikli kamerası olarak hem Silahlı Kuvvetlerimizin hizmetine girmiş hem seri üretim safhasında önemli bir aşama katetmiş hem de artık dost ve müttefik ülkelere ihraç edilebilecek bir noktaya gelmiştir." şeklinde konuştu.

Hava savunmada alçak, orta, yüksek irtifa olarak katmanlı bir mimari olduğunu belirten Akyol, Türkiye'nin yaptığı yatırımlarla artık uçtan uca katmanlı hava savunmayı tamamlama noktasına geldiğinin altını çizdi.

Akyol, ASELSAN'ın alçak irtifada KORKUT sistemi olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kendisine yönelen dron, seyir füzesi ve benzeri tüm tehditleri parçacıklı mühimmatlarla önce tespit edip sonra onları engellemeye dayalı bir teknoloji. Bu envantere kazandırdığımız ve seri üretimini devam ettirdiğimiz bir sistem. Bunun bir üstünde HİSAR-A diye isimlendirdiğimiz bu sefer biraz daha irtifanın arttığı artık füzelerin devreye girdiği bir sistem var. Burada da Roketsan ile güzel bir işbirliğimiz var. Füzeleri onlar bize sağlıyorlar, biz de bütün sistemi bir araya getirerek alçak irtifalı HİSAR-A'yı tamamlayıp envantere kazandırdık.

Bir üstünde de HİSAR-O'muz var. Orta menzilde. Bunun da envantere kazandırıldığını ve seri üretime devam edildiğini söyleyebilirim. Şimdi de uzun menzilli hava savunma sistemimiz SİPER'i Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterine kazandırıyoruz. Böylece çok alçak irtifadan yüksek irtifaya kadar katmanlı hava savunmasını 2024 yılında tamamlamış oluyoruz."

- "Türkiye dünyadaki sayılı ülkelerden biri haline gelecek"

Hava savunmasının mobilitesinin de önemli olduğunun altını çizen Akyol, bu anlamda hibrit hava savunma olarak adlandırdıkları GÜRZ sistemini de birkaç yıl içinde envantere kazandıracaklarını söyledi.

Akyol, "Böylece hem irtifa bazında bütün katmanları hem de fonksiyon bazında değişik fonksiyonları da envantere almış ve hava savunma alanında çözüm sağlayabilen dünyada belki 5-6 ülkeden biri haline gelmiş olacağımızı da söyleyebilirim." dedi.

Bu yıl gemilerin muhasım denizaltıların çok uzak mesafelerden tespit edilmesini sağlayan düşük frekans aktif sonar DÜFAS'ı tamamladıklarını anımsatan Akyol, EYP ve mayın ile mücadele kapsamında da YENER sistemini bu sene tamamlayıp Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim ettiklerini anlattı.

Akyol, TOLUN mühimmatını tamamladıklarını söyleyerek, "Aynı anda bir uçaktan 8 tane atılabilmesi, bir motoru olmadığı için çok maliyet etkin bir mühimmat olması ve motoru olmadığı halde süzülerek 100 kilometreden fazla bir menzile gidebilmesi üç tane stratejik konu olarak ön plana çıkıyor." şeklinde konuştu.

Gelecek planlamaları ile ilgili bilgi veren Akyol, giderek artan dron tehditlerini engellemek için dronları radyo dalgası yayarak durdurabilen bir teknoloji üzerine çalışmalarına devam ettiklerini söyledi.

ASELSAN'ın lazer silahı GÖKBERK'ten bahseden Akyol, lazerin kaynağını da yerli olarak geliştirdiklerini vurguladı. Akyol, otonominin, üzerinde çalıştıkları önemli başlıklardan olduğunu aktararak, "Deringöz isminde yeni bir ürün üzerine çalışıyoruz. Geçtiğimiz günlerde ilk dalışını yaptık. Yapay zeka destekli otonom sürüş algoritmalarına sahip. Denizin altına 600 metreye kadar dalabilen sonarları olan, su altında haberleşme ve su altında keşif gözetleme kabiliyetine sahip bir ürün." diye konuştu.

- ASELSAN'dan 400 milyon dolarlık yatırım

ASELSAN'ın Ankara'da 400 milyon dolarlık yeni bir yatırıma başladığının altını çizen Akyol, yatırımla beraber binin üzerinde ilave nitelikli istihdamı Türkiye'ye kazandıracaklarını anlattı.

- "Bütün çalışmalarda yapay zeka robotlarını kullanır duruma geldik"

Ahmet Akyol, ASELSAN'ın geliştirdiği bütün ürünlerde ve sistemlerde yapay zeka fonksiyonunun mutlaka bir gereksinim olarak konulmasını iç işleyişlerine dahil ettiklerini belirterek, ürünlerde yapay zekayı etkin kullanmanın öncelikleri olduğunu söyledi.

Karar vericilerin yapay zeka destekli algoritmalarla işini kolaylaştırmak ve büyük veriyi işlemek üzere komuta kontrol sistemlerinde yapay zekayı etkin olarak kullandıklarını aktaran Akyol, "Gerek insansız kara, deniz araçlarında gerek otonominin olduğu diğer sistemlerde yapay zeka destekli algoritmalarla burada fark yaratmaya çalışıyoruz. ASELSAN içerisindeki bütün çalışmalarda yapay zeka robotlarını kullanır duruma geldik. Bunu içerideki süreçlerimizde adım adım yaygınlaştırıyoruz." dedi.

Akyol, çip teknolojisinin çok kritik olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Çip teknolojisinin askeri ve sivil boyutu var. Bizim açımızdan askeri boyutunda bağımsızlık stratejik öncelik. Bu amaçla Bilkent Üniversitesi ile ortak bir şirketimiz var. Yine ASELSAN'ın İstanbul'da MKR-IC ve TÜYAR isimli iki ayrı çipe odaklanmış alt şirketi var. Bu üç alt şirketle ve kendi bünyemizdeki çip tasarım ekiplerimizle buraya önemli miktarda kaynak ve yatırım yapıyoruz. Özellikle radar ve elektronik harpte kullanılan son derece stratejik olan galyum nitratta, transistör seviyesinde millileştirmeyi tamamladık.

Bir radarda yaklaşık 1000'den fazla çip bulunuyor. Bu çipleri kendimiz tasarlıyoruz. 2024 itibarıyla bu çipleri Ankara'da seri üretebilme imkanına kavuştuk. Alt transistörlerini Bilkent Üniversitesi ile ortak şirketimizde, üstündeki çip seviyesi üretimleri de ASELSAN'da çoklu adetlerde yapabilecek duruma geldik. Binlerce çipi seri ürettiğimizi söyleyebilirim. Bu, askeri alandaki bağımsızlığımız açısından önemli."

- "Türkiye'nin ihracat başarısına önemli bir katkı sunuyoruz"

Akyol, kuantum alanında da bir dizi proje yürüttüklerini ifade ederek, kuantumun bir taraftan radar, lidar boyutuna, diğer taraftan da kuantum anahtar dağıtım sistemleri, kuantum kriptoloji konusuna yatırım yaptıklarını söyledi.

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi ile kurdukları KUANTAL laboratuvarına değinen Akyol, "Gebze Teknik Üniversitesi ile de kuantum alanında işbirliğimiz var. Normalde radar sinyalini göndererek radarda tespit imkanı varken, kuantum foton kaynaklarıyla bir radar yapılabilmesi bir teori şu anda. Teori aşamasındayken biz buna yatırım yapıyoruz. Bunu çok erken safhada Türkiye'ye kazandırmak istiyoruz. Başarılı aşamalar sağlandı ama bu uzun bir yolculuk." diye konuştu.

Akyol, güvenli haberleşmede kuantum sistemleri çıktığında kuantum anahtar dağıtımının önemli bir konu haline geleceğine işaret ederek, "Konvansiyonel sistemlerin yaptığı kriptolojinin kuantum bilgisayarlarıyla bertaraf edilmesi çok kolay. Dolayısıyla burada kuantuma dayanıklı algoritmalar, kriptoloji önemli bir konu haline geliyor." dedi.

Yurt dışından bilim adamlarının, çalışanların Türkiye'ye dönüşü için "Next Big Move to Türkiye" programları olduğuna değinen Akyol, "Her yıl çağrılara çıkıyoruz. 2023 yılında 27 arkadaşımızı ASELSAN'a döndürdük. Türk milletine gurur veren, Türk devletine güç veren ve mühendislerimize heyecan veren bu çalışmalara arkadaşlarımız katılmaktan gurur duyuyorlar." ifadesini kullandı.

- "Ürün ihraç ettiğimiz ülke sayısını 86'ya çıkardık"

Akyol, 2023'te yeni ihracat sözleşmeleri açısından kendi iç rekorlarını kırdıklarını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2023'te 601 milyon dolarlık yeni ihracat sözleşmesini, 30 farklı ülkeyle imzalamış olduk. İlk defa geçen yıl 16 yeni ürünü ihraç etme başarısına ulaştık. Ürün ihraç ettiğimiz ülke sayısını 86'ya çıkardık. ASELSAN'ın bu yıl yeni ihracat sözleşmeleri açısından 1 milyar dolara yaklaşma hedefi var. Sözleşmelerin hacimleri artırıyor ve dolayısıyla ihracat tutarı da artacak. Türkiye'nin ihracat başarısına önemli bir katkı sunuyoruz. Doğrudan satışları artırmak için de ekiplerimiz dünyanın dört bir yanında.

16 noktada dünyanın çeşitli yerlerinde ofislerimiz var. Geçen yıl Şili'de büyük rakiplere karşı tank modernizasyon ihalesi kazandık. Şili'deki ofisimizi açacağız. Yeni ofisler planladık. Yeni ofislerle ilgili önümüzdeki dönem Özbekistan, Umman var, Endonezya, Nijerya gelebilir. NATO'ya ihracat için de özel birim kurduk. Bu, yüksek standartta ihracat yapabilme kabiliyetinizi gösteriyor. Bütün NATO unsurlarıyla çalışıyoruz ve burada da önemli bir gelişmeyi bekliyoruz."

- "Sağlıkta, kent güvenliğinde, sivil güvenlik alanında, enerjide ve ulaşımda ürünlerimiz var"

Ahmet Akyol, Körfez ülkelerinin, coğrafi ve kültürel yakınlık ile pazar büyüklüğü açısından stratejik öncelikleri arasında olduğunu aktararak, ASELSAN'ın Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman ve diğer bölge ülkelerinde geçmiş dönemde başarılı çalışmalarının olduğunu hatırlattı.

Körfezdeki ofisleri tekrar canlandırdıklarını ve olmayanları eklediklerini anlatan Akyol, "Temaslar, toplantılar adım adım devam ediyor ve sözleşmeler yavaş yavaş başladı. Geçtiğimiz aylarda Abu Dabi ofisimizi açtık. Katar'da 30'dan fazla çalışanımız var. Suudi Arabistan'da zaten ofisimiz vardı, biraz büyüttük. Belki Umman'ı ekleyeceğiz yakında. Ürdün'de fabrikamız var." diye konuştu.

Akyol, askeri teknolojilerdeki yetkinliklerinin sivil alanlara da aktarılmasının ASELSAN'ın temel misyonlarından biri olduğuna dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu hem Türkiye'deki kritik alanlarda millileşmeyi sağlayacağı gibi ASELSAN'ın büyümesine de ciddi katkı sağlayacak bir alan. Sağlıkta, kent güvenliğinde, sivil güvenlik alanında, enerjide ve ulaşımda ürünlerimiz var. Yeni çıkardığımız mobil röntgen cihazını Hacettepe Üniversitesi'nde envantere aldık. Bu alanda geçtiğimiz dönemde ventilatörler üretmiştik, 6 binden fazla satışı oldu. Ani kalp durmalarına karşı müdahale cihazını ürettik, satışı 10 bin 500'ü geçti, ihracatı da oluyor. Sağlık alanında önemli bir boşluğu doldurmayı hedefliyoruz.

Bir başka alan ise ulaşım. İstanbul'da bizim mühendislerimizin geliştirdiği yüzde 100 milli sinyalizasyon sistemi kullanılıyor. Bir taraftan metro sinyalizasyon yaparken bir taraftan da Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının tren setlerini akıllı hale getirip bu sinyalizasyonla birleştiriyoruz. COBALT isimli yazılımımızla da bu sistemi uçtan uca yönetiyoruz. Kendi sinyalizasyon sistemimizi yapabilen dünyada 5 ülkeden 1'i olduk."

- "İstanbul'da bu yıl ASELSAN Girişimcilik Merkezi'ni açacağız"

Türkiye'nin bütün il ve ilçelerinde yaklaşık 200 bin kameralık bir kent güvenlik sistemlerinin kullanımda olduğunu dile getiren Akyol, "Jandarmamız ve emniyetimiz bunu kullanıyor. Sadece kamera değil, bunun arkasındaki bütün görüntü işleme algoritmaları, yapay zeka destekli sistemler, analizler, uçtan uca büyük verinin entegrasyonu dahil kullanılıyor. Bunu biraz daha uca yaymak için polis ve jandarmamızın yaka kameralarını da yaptık. Görev sahalarında bunu yaygınlaştırıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığına bu alanda bize yol açtıkları için teşekkür etmek isterim." ifadelerini kullandı.

Akyol, ASELSAN'ın her yıl etrafındaki ekosistemle birlikte büyüdüğünü belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu ekosistemde bugün itibarıyla 3 bin 400 yerli paydaş bulunuyor. Girişimciliği çok kritik görüyoruz. İstanbul'da bu yıl ASELSAN Girişimcilik Merkezi'ni açacağız. Çalışmalarımız bitmek üzere. Sadece mevcut tedarik ekosistemindeki firmalara değil, bizim bir ihtiyacımız olduğunda bunu bir girişim üzerinden yapmayı bir model olarak tasarladık. Türkiye'nin değişik yerlerinde 17 alt iştirakimiz var.

ASELSAN'ın Konya'da silah ve uzak komuta silah sistemleri üzerine devasa bir tesisi var. Sivas'ta optik tesisimiz var. Bu sene de Malatya'yı açtık, içinin kurulumu yapılıyor, nisan, mayıs ayında üretim başlayacak. Adıyaman'da TUSAŞ, ASELSAN, Roketsan bir araya gelerek konnektör kablo alanında bir fabrikayı tesis ediyoruz. Bir taraftan Anadolu'daki ekosisteme can vermek, bir taraftan yüksek teknolojide odaklanma sağlamak, bazen de ticari olarak bir alanın daha özel geliştirilmesini sağlamak gibi yurt içinde ve zaman zaman yurt dışında iştirak çalışmalarımız var."



Ortadoğu’daki enerji tesislerine yönelik saldırıların artmasının ardından Brent petrol 118 doları aştı

Fransa’nın Paris yakınlarındaki Vaudoy-en-Brie kasabasında gün batımında çalışan petrol pompaları (Reuters)
Fransa’nın Paris yakınlarındaki Vaudoy-en-Brie kasabasında gün batımında çalışan petrol pompaları (Reuters)
TT

Ortadoğu’daki enerji tesislerine yönelik saldırıların artmasının ardından Brent petrol 118 doları aştı

Fransa’nın Paris yakınlarındaki Vaudoy-en-Brie kasabasında gün batımında çalışan petrol pompaları (Reuters)
Fransa’nın Paris yakınlarındaki Vaudoy-en-Brie kasabasında gün batımında çalışan petrol pompaları (Reuters)

Brent ham petrol fiyatları, İran’ın Ortadoğu’daki enerji tesislerine yönelik saldırılarının ve İsrail’in güney Pars gaz sahasına düzenlediği saldırının ardından, bugün işlem sırasında varil başına 118 doları aşarak rekor seviyeye yükseldi.

Brent ham petrol vadeli işlemleri yüzde 10,08 artışla saat 09:00’da varil başına 118,20 dolara ulaştı. Gün içi işlemde yaklaşık 8 dolar yükselerek 9 Mart’tan bu yana en yüksek seviyesi olan 115,10 doları gördü.

ABD Batı Teksas Ham Petrolü (WTI) ise yüzde 3,09 artışla varil başına 99,30 dolara çıktı; gün içinde yaklaşık 4 dolar yükselerek 100,02 doları buldu.

WTI şu anda Brent petrole kıyasla 11 yılın en büyük iskonto seviyesinde işlem görüyor; bunun ABD’den gelen verilerle bağlantılı olduğu bildirildi.

Stratejik rezervler, artan nakliye maliyetleri ve Ortadoğu’daki enerji tesislerine yönelik saldırıların yeniden gündeme gelmesi, Brent petrolü destekleyen faktörler arasında yer alıyor.

Phillip Nova analistlerinden Priyanka Sachdeva, yayımladığı bir notta şu ifadeleri kullandı: “Ortadoğu’daki tırmanış, enerji altyapısına yapılan hassas saldırılar ve İranlı liderlerin ölümü, uzun süreli petrol arzı aksaklıklarına işaret ediyor.”

Sachdeva ayrıca, “ABD Merkez Bankası’nın (FED) sıkı bir dil kullanmasına rağmen faiz oranlarını sabit bırakması, savaşın ardından ekonomik kaygıları artırdı” dedi.

FED dün faiz oranlarını sabit tutarken, politika yapıcılar, ABD-İsrail ve İran arasındaki çatışmanın etkilerini değerlendirerek enflasyonun yükselebileceği öngörüsünde bulundu.


FED savaşa rağmen sıkı para politikasında kararlı

Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)
Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)
TT

FED savaşa rağmen sıkı para politikasında kararlı

Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)
Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)

Federal Rezerv (Fed) Yönetim Kurulu, faiz oranlarını yüzde 3,50 – yüzde 3,75 aralığında sabit tutma kararı aldı. Bu karar, Ortadoğu’da artan askeri gerilimlerin yarattığı jeopolitik şokları dengelemeye yönelik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Ancak asıl dikkat çeken, kararın kendisinden çok, geleceğe dair artan belirsizlik oldu; merkez bankası, yüksek enflasyonu kontrol etme isteği ile enerji fiyatlarındaki sıçramalar ve uluslararası deniz taşımacılığındaki aksaklıkların beslediği stagflasyon endişeleri arasında sıkışmış durumda.

Bu sabitleme kararı, yıl içinde ikinci kez alındı ve geçici bir istikrar izlenimi verse de, aslında Fed’in maksimum hedge yaklaşımına doğru bir kayışı yansıtıyor. Yani kararlar artık ekonomik verilere olduğu kadar, sahadaki askeri gelişmelere de bağlı hale gelmiş durumda. Bu durum, önümüzdeki toplantılarda faizlerin tekrar artırılmasını da içeren tüm senaryoların masada olduğunu gösteriyor.

Karar, geniş ölçüde beklendiği şekilde geldi; Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) 12 üyeden 11’inin oyuyla faizleri sabit tutma yönünde karar aldı. Toplantı sonrası yayımlanan açıklamada, ekonomiye ilişkin öngörülerde önemli bir değişiklik yapılmadığı, 2026 yılı için biraz daha hızlı büyüme ve daha yüksek enflasyon beklentisinin korunduğu ifade edildi.

Belirsizlik artarken, yetkililer gelecekte bazı faiz indirimlerinin olacağını öngörmeye devam ettiklerini yineledi. Üyelerin faiz beklentilerini yansıtan ve yakından takip edilen “dot plot” gösterimi, bu yıl bir, 2027’de ise bir faiz indirimi olacağını öngörüyor; ancak zamanlaması hâlâ net değil.

19 FOMC üyesinin öngörülerinde bu yıl için 7 kişi faizlerin değişmeyeceğini tahmin ediyor; bu, Aralık ayına göre bir artış anlamına geliyor. Önümüzdeki yıllara ilişkin beklentiler farklılık gösterse de, uzun vadede federal fon oranının yaklaşık yüzde 3,1 civarında sabitlenmesi öngörülüyor.

Açıklamada, yaklaşık üç hafta önce başlayan İran ile savaşın yol açtığı belirsizliklere de dikkat çekildi. Savaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki etkileri, petrol piyasalarında dalgalanmalara yol açarak enflasyonun Fed’in yüzde 2 hedefinin üzerinde kalma riskini artırıyor. Açıklamada, “Ortadoğu’daki gelişmelerin ABD ekonomisi üzerindeki etkileri belirsiz” denildi.

Yönetim kurulu üyesi Steven Miran, artan işgücü piyasası kaygıları nedeniyle tekrar 0,25 puanlık faiz indirimi çağrısında bulundu. Daha önce Ocak ayında Miran’a katılan Christopher Waller ise bu toplantıda faizlerin sabit tutulmasını destekledi.

Savaş öncesinde piyasalar, bu yıl iki faiz indirimi beklerken, üçüncü indirimin olasılığı düşüktü. Ancak petrol fiyatlarındaki artış ve güçlü enflasyon göstergeleri, 2026 için beklenen indirimin sadece bir kez olacağı yönünde revize edildi.

Ekonomik beklentilerdeki güncellemelerde, Fed yetkilileri bu yıl ABD GSYH’sının yüzde 2,4 büyümesini öngörüyor; bu, Aralık ayı tahminlerinin biraz üzerinde. 2027’de ise yüzde 2,3 büyüme bekleniyor; bu, önceki tahmine göre 0,3 puanlık bir artış anlamına geliyor.

Yetkililer, bu yıl kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi (PCE) bazında enflasyonun yüzde 2,7 olmasını bekliyor; hem genel hem de temel enflasyon için. Ancak, gümrük tarifleri ve savaşın etkisinin azalmasıyla birlikte, enflasyonun önümüzdeki yıllarda tekrar yüzde 2 hedefine yaklaşacağı öngörülüyor. İşsizlik oranının ise yıl sonunda yüzde 4,4 civarında kalması bekleniyor.

Fed’in faizleri sabit tutma kararı, karmaşık bir siyasi ortamda alındı. Başkan Donald Trump, Fed Başkanı Jerome Powell ve ekibine faizleri düşürme yönünde baskı yapmayı sürdürüyor. Bu hafta başında Trump, enflasyon yükselmesine ve savaşın belirsiz etkilerine rağmen Powell’ın acil bir toplantı çağrısı yapmamasını eleştirdi.


Petrol fiyatlarının seyrini bekleyen Asya piyasalarında dalgalanma

Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)
Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)
TT

Petrol fiyatlarının seyrini bekleyen Asya piyasalarında dalgalanma

Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)
Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)

Asya piyasaları bugün işlemlerinde karışık bir görünüm sergiledi. Bu sırada, geçici olarak düşen petrol fiyatlarının etkisiyle Amerikan vadeli hisse senetleri geriledi.

Ancak ham petrol fiyatlarındaki düşüş uzun sürmedi. Brent petrol, erken işlemlerde yaklaşık yüzde 4 artışla varil başına 104,21 dolara yükselirken, Batı Teksas tipi ham petrol 97,61 dolara çıktı. AP’nin verilerine göre dün fiyatlar yaklaşık 93 dolara kadar düşmüştü.

ABD vadeli piyasalarında ise Standard & Poor’s 500 ve Dow Jones Endüstri Endeksi’nin her biri yüzde 0,5 değer kaybetti.

Asya tarafında, Tokyo’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,2 düşüşle 53.630,16 puana gerileyerek sabah kazançlarını koruyamadı. Güney Kore’de KOSPI endeksi ise dikkat çekici şekilde yüzde 1,6 artışla 5.639,77 puana ulaştı.

Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,2 artışla 25.892,88 puana çıkarken, Şanghay Kompozit Endeksi yüzde 0,6 düşüşle 4.058,31 puan seviyesinde işlem gördü.

Avustralya’da S&P/ASX 200 endeksi yüzde 0,4 yükselerek 8.614,30 puana çıktı. Endeksin yükselişi, ülke merkez bankasının temel faiz oranını yüzde 4,1’e çıkarma kararıyla desteklendi. Bu adım, özellikle artan yakıt maliyetleriyle birlikte yükselen enflasyon baskılarını sınırlamayı hedefliyor. Banka, Kasım 2023’ten bu yana ilk kez faizi artırmış, 3 Şubat toplantısında sabit tuttuğu yüzde 3,85 seviyesini yükseltmişti.

Diğer piyasalarda ise Tayvan’da TAIEX endeksi yüzde 1,5 artarken, Hindistan’da BSE SENSEX endeksi yüzde 0,1 değer kaybetti.

Wall Street, pazartesi seansını güçlü kazançlarla kapatmıştı. Standard & Poor’s 500 endeksi yüzde 1 yükselerek 6.698,38 puana ulaşarak beş haftanın en büyük kazancını kaydetti. Dow Jones Endüstri Endeksi yüzde 0,8 artışla 46.946,41 puan seviyesine gelirken, Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 1,2 yükselerek 22.374,18 puana çıktı.

Piyasaları yönlendirmede petrol fiyatları halen en belirleyici faktör olarak öne çıkıyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları öncesinde varil fiyatı yaklaşık 70 dolarken hızla yükseldi. İran, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini neredeyse tamamen kısıtladı ve bu durum petrol akışında ciddi aksamalara yol açtı.

Bu gelişmeler, bazı üreticilerde üretim kesintilerine neden olurken, boğazın uzun süre kapalı kalması halinde büyük miktarda arzın engellenebileceği ve küresel enflasyonun ekonomiyi zorlayacak seviyelere yükselebileceği endişelerini artırdı.

SPI Asset Management’tan Stephen Innes, “Piyasalar hâlâ tedirginlik içinde, ancak petrol fiyatlarındaki düşüşle birlikte kaygı bir miktar azaldı. Brent petrolün 100 dolar seviyelerine gerilemesi, yatırımcı davranışını, korumaya yönelik birikimden riskli varlıklarda fırsat arayışına kaydırdı” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Donald Trump hafta sonu yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından etkilenen ülkeleri krizi çözmek için adım atmaya çağırdı ve ABD’nin bu kapsamda ‘büyük destek sağlayacağını’ duyurdu.

Savaşın süresi ve kapsamına ilişkin belirsizlik, iki haftadan uzun süredir devam eden çatışmaların ardından küresel piyasalarda sert dalgalanmalara yol açtı. Yine de piyasalar, genellikle askerî krizlerden hızla toparlanma eğilimi gösteriyor ve birçok yatırımcı, petrol fiyatlarında ani ve kalıcı artışlar yaşanmadığı sürece bunun tekrarlanmasını bekliyor.

Yüksek enerji fiyatları, Fed’in büyümeyi destekleme ile enflasyonu kontrol altında tutma dengesini sağlamasını zorlaştırıyor. Buna karşın piyasa katılımcıları, Fed’in bu hafta yapılacak toplantısında faiz indirimi yapmasını beklemiyor.

Teknoloji sektöründe ise Nvidia hisseleri güçlü performansını sürdürdü. Dün hisseler yüzde 1,6 artarken, CEO Jensen Huang, yapay zekâ çiplerine olan talebin 2027 yılına kadar trilyon dolara ulaşabileceğini açıkladı; bu durum, Amerikan piyasalarındaki kazançları önemli ölçüde destekledi.

Döviz piyasalarında ise ABD doları 159,43 Japon yeni seviyesine yükseldi; önceki seansta 159,05 yen seviyesindeydi. Euro ise 1,1478 dolara gerileyerek, bir önceki değer olan 1,1507 doların altına indi.