Fındık kozalak akarlarıyla kimyasal ve mekanik mücadele yapılması uyarısıhttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/4986576-f%C4%B1nd%C4%B1k-kozalak-akarlar%C4%B1yla-kimyasal-ve-mekanik-m%C3%BCcadele-yap%C4%B1lmas%C4%B1-uyar%C4%B1s%C4%B1
Fındık kozalak akarlarıyla kimyasal ve mekanik mücadele yapılması uyarısı
Fotoğraf: AA
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sebahat Sullıvan, fındık kozalak akarlarıyla mücadelenin önem taşıdığını belirtti.
Sullıvan, AA muhabirine, dünyada fındık yetiştiriciliğinde Türkiye'nin ilk sırada yer aldığını ancak birim alandan elde edilen verimin oldukça düşük olduğunu söyledi.
Kozalak akarlarının fındıkta meyve verecek gözlerde kozalak, mantar veya gül diye adlandırılan anormal oluşumlara neden olduğunu anlatan Sullıvan, sürgünlerde kuruma meydana getirdiğini, bunun verimi doğrudan etkilediğini vurguladı.
Özellikle bu zararlılara karşı hassas olan tombul, mincane ve uzunmusa çeşitlerinde yüzde 70'lere varan zarar görüldüğüne dikkati çeken Sullıvan, "Bahçelerinde bu çeşitleri bulunduran çiftçilerin zararlılarla mücadelede daha dikkatli olması gerekmektedir. Ülkemizin yıllık fındık üretiminin ortalama 700 bin ton olduğu göz önüne alındığında, en az yüzde 10 kayba neden olan bu zararlılarla mücadele edilmezse 70 bin ton fındığın yok olmasına neden oldukları apaçık ortadadır." dedi.
Fındık yetiştiricilerinin kozalak akarlarıyla mutlaka mücadele etmesi gerektiğinin altını çizen Sullıvan, "Son yıllarda fındık yetiştirilen tüm illerde bu zararlıların yoğunluğu oldukça arttı. Fındıklarda görülen uç kurusu zararının en büyük nedeni, fındık kozalak akarlarıdır. Bu akarların meyve gözlerini kozalağa çevirdikleri, bu gözler normal gelişselerdi her birinin bir çotanak olacağı unutulmamalıdır." ifadesini kullandı.
- Toplanan kozalaklar kesinlikle yakılmamalı veya gömülmemeli
Sullıvan, fındık kozalak akarlarına karşı kimyasal veya mekanik mücadelede nasıl yol izlenileceğinin iyi tespit edilmesini önererek şunları kaydetti:
"Kimyasal mücadeleye karar verebilmek için bahçelerde mutlaka kozalak sayımı yapılmalıdır. Kimyasal mücadele için ekonomik eşik, bir dalda ortalama 5 kozalak olarak tespit edilmiştir. Bahçenin değişik yerlerinden 10 ocak seçilip her ocaktan bir dal işaretlenerek üzerinde bulunan kozalaklar sayılır. Eğer bir dalda ortalama 5 ve üzeri kozalak varsa ilaçlama yapılması gerekmektedir. Kozalak sayısı 5'ten az ise ilaçlama yapmaya gerek yoktur. Rüzgarlı havalarda ilaçlama yapılmamalı, eğer hafif rüzgar varsa arkadan esecek şekilde ayarlanmalıdır. Çiseli ve mevsim için anormal derecede sıcak olan günlerde ve öğle üzerleri ilaçlama yapılmamalıdır."
Mekanik mücadelenin ise kışın yapraksız dönemde, özellikle şubat sonu ve mart başında daha belirgin hale geldikleri zaman kozalakların toplanıp yere atılması şeklinde yapılması gerektiğini ifade eden Sullıvan, "Kesinlikle yakılmamalı veya gömülmemelidir. Kozalakların içi diğer faydalı akar ve böcekler için barınak yeridir. İçindeki yararlı akarlar ve böcekler kış döneminde de hareketli olduklarından, kozalaklar toplandıktan sonra kuruyan kozalakları terk ederek başka canlılar üzerinde beslenip faaliyetlerini sürdürebilirler. Hem ilaçlı hem de mekanik mücadelenin 2 yıl peş peşe yapılması durumunda kozalak zararı önemli ölçüde azalacaktır." diye konuştu.
Trump’ın ateşkes kararı doların yükselişini durdurdu ve küresel piyasalarda güçlü bir toparlanma sağladıhttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5254468-trump%E2%80%99%C4%B1n-ate%C5%9Fkes-karar%C4%B1-dolar%C4%B1n-y%C3%BCkseli%C5%9Fini-durdurdu-ve-k%C3%BCresel-piyasalarda-g%C3%BC%C3%A7l%C3%BC
Trump’ın ateşkes kararı doların yükselişini durdurdu ve küresel piyasalarda güçlü bir toparlanma sağladı
Tokyo’da borsa ekranının önünden geçen bir adam (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’daki enerji tesisleri ve altyapıya yönelik tüm askeri saldırıları beş gün süreyle erteleme talimatı verdiğini açıklamasının ardından piyasalarda yön değişti. ABD doları sert şekilde gerilerken, küresel hisse senetleri yeniden yükselişe geçti.
Değerli metaller piyasasında spot altın kayıplarını sınırlayarak ons başına yüzde 1,3 düşüşle 4.432,09 dolara geriledi. Spot gümüş ise yatırımcı güvenindeki toparlanmanın etkisiyle yüzde 0,4 artarak 68,03 dolara yükseldi. Kripto para piyasasında Bitcoin yüzde 4 artışla 71 bin doların üzerine çıkarken, Ethereum yaklaşık yüzde 6’lık bir yükseliş kaydetti.
Açıklama öncesinde diğer para birimleri karşısında güçlenen dolar, kararın ardından geriledi. Euro yüzde 1’in üzerinde yükselerek 1,158 dolara çıktı (önceki seviyesi 1,147 dolar). ABD dolar endeksi yüzde 0,06 düşüşle 99,5 seviyesine indi. İngiliz sterlini yüzde 0,15 artarak 1,3362 dolara yükselirken, dolar Japon yeni karşısında yüzde 0,3 değer kaybederek 158,73 seviyesine geriledi.
ABD piyasalarında hisse senedi vadeli kontratları yüzde 2’nin üzerinde yükseldi. Avrupa’da STOXX Europe 600 endeksi gün içi kayıplarını silerek yeniden pozitif bölgeye geçti ve son işlemlerde yüzde 0,7 artış kaydetti. Endeks, günün erken saatlerinde yüzde 2,2’den fazla düşüş yaşamıştı. Tahvil piyasasında ise getirilerde sert düşüş görüldü. ABD’nin 2 yıllık tahvil faizi 8 baz puan, 10 yıllık tahvil faizi ise 7 baz puan geriledi. Bu hareket, piyasalardaki göreli iyimserliğin yansıması olarak değerlendirildi. Ayrıca İngiltere’nin 10 yıllık devlet tahvili getirisi de yüzde 4,895 seviyesine düştü.
Esnek politikalar ve ulaşım arterleri… Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı krizine karşı ekonomik kalkanıhttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5254339-esnek-politikalar-ve-ula%C5%9F%C4%B1m-arterleri%E2%80%A6-suudi-arabistan%E2%80%99%C4%B1n-h%C3%BCrm%C3%BCz-bo%C4%9Faz%C4%B1-krizine
Esnek politikalar ve ulaşım arterleri… Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı krizine karşı ekonomik kalkanı
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
Dünya, ABD-İsrail-İran çatışmasının yarattığı benzeri görülmemiş kriz ortamında sarsılırken ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması tedarik zincirlerini tehdit ederken, Suudi Arabistan ekonomisi direnç ve esneklik konusunda öne çıktı. Uzmanlar, bu dayanıklılığın tesadüfi olmadığını, aksine erken dönemde uygulanan proaktif politikaların ve ulaştırma ile lojistik hizmetlerinin çeşitlendirilmesine yapılan yatırımların bir sonucu olduğunu belirtti. Bu stratejik bütünleşme, Suudi Arabistan’ın coğrafi konumunu tehlikeye açık deniz geçitlerine bağımlı bir noktadan, sağlam bir ekonomik kaleye dönüştürdü. Karayolu, denizyolu ve havayolu üzerinden oluşturulan alternatif güzergâhlar, ülkenin sadece enerji akışını güvence altına almasını sağlamakla kalmadı, aynı zamanda bölgenin gıda ve ilaç ihtiyaçlarını karşılayarak Suudi Arabistan’ı savaş ortamında kritik bir lojistik platform haline getirdi.
Uzmanlar, Suudi politikalarının etkinliği, güç unsurlarının temini ve çoklu nakliye ile ihracat seçeneklerinin varlığının, ABD-İsrail-İran savaşının olası etkilerine karşı Suudi ekonomisinin direnç göstermesinde belirleyici rol oynadığını ifade etti.
Politikaların etkinliği ve güç unsurlarının çokluğu
Bu çerçevede Suudi Arabistan Şura Konseyi Üyesi Fadl bin Saad el-Buayneyn, Suudi Arabistan ekonomisinin güç, dayanıklılık ve sürdürülebilirlik özellikleri taşıdığını belirterek, mevcut krizden kaynaklanan riskler ve etkiler yüksek olsa da ekonominin mevcut kapasitesi ve verimliliği sayesinde değişen koşullara uyum sağlayabildiğini vurguladı. Bu durumun, olumsuz etkilerin azaltılmasına önemli katkı sağladığını ifade etti.
Riyad ile Suudi başkentinin yaklaşık 200 kilometre doğusunda bulunan el-Ahsa arasındaki otoyolda seyreden kamyonlar (AFP)
El-Buayneyn, Suudi ekonomisinin derinliği ve büyüklüğünün, ani şokları absorbe etmesine ve bunlarla başa çıkmasına imkân verdiğini, hatta bazı durumları fırsata dönüştürerek olası eksiklikleri telafi edebildiğini söyledi.
Ayrıca petrol sektörüne yönelik stratejik vizyon ve tedarik güvenliğini sağlamak için alınan önleyici önlemlerin, Hürmüz Boğazı’nın kapanması sonrası petrol ihracatında önemli alternatifler oluşturduğunu ve bu sayede komşu ülkelerin yaşadığı olumsuz etkilerin sınırlı kaldığını belirtti. El-Buayneyn’e göre, ihracatların sürdürülebilirliği, Saudi Aramco’nun güvenilirliğini güçlendirdi, devlet gelirlerini korudu ve yüksek petrol fiyatlarından elde edilen kazançlarla eksik olan miktarların etkisi dengelenmiş oldu.
Vizyon 2030’un temel rolü
El-Buayneyn, Vizyon 2030 kapsamında gerçekleştirilen reformların, ekonominin çeşitlendirilmesi ve finansal, ekonomik ve petrol alanlarında stratejik risk yönetimi açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman tarafından doğrudan denetlenen tedbirli yönetim ile finans ve petrol alanındaki stratejik risk yönetiminin, krize karşı ilk savunma hattını oluşturduğunu belirtti.
Suudi Arabistan’ın doğusundaki Selva Sınır Kapısı’ndan Katar’a geçmek için bekleyen tırlar (AFP)
El-Buayneyn, Standard & Poor’s tarafından Suudi Arabistan’ın kredi notunun ‘A+’ ve görünümünün ‘istikrarlı’ olarak teyit edilmesini, ekonominin dayanıklılığı ve verimliliği açısından en tarafsız kanıt olarak değerlendirdi.
Ayrıca savunma unsurlarının rolüne dikkat çeken el-Buayneyn, askeri sektörün gücü ve hazırlığının petrol varlıklarını koruma ve ekonomik güvenliği sağlama açısından en önemli unsur olduğunu kaydetti. Ülkenin konumu ve Kızıldeniz’e kıyısı sayesinde ticaret hatlarının sürdürülebilirliğine ve bölgesel ticaretin korunmasına da katkı sağlandığını ifade etti.
Lojistik platformu ve insani sorumluluk
El-Buayneyn’e göre, Suudi Arabistan küresel bir lojistik platformuna dönüştü. Ülkenin havalimanları ve limanları, kardeş ülkelere alternatif olacak şekilde açıldı ve böylece gıda ve ilaç tedarik zincirlerinin sürekliliği sağlanarak Körfez piyasalarına güven verildi. Enerji sektöründe ise Suudi Arabistan, müşterilerinin taleplerini karşılamaya devam etti; ayrıca Doğu-Batı Petrol Boru Hattı ve yurt dışındaki stoklardan faydalanarak spot piyasaya ilave petrol sevk etti.
El-Buayneyn, ulaşım ve lojistik hizmetlerinde de Suudi Arabistan’ın, yurt dışında mahsur kalanları ülkelerine geri gönderme ve alternatif havalimanlarını kullanarak Körfez havayolu şirketlerinin faaliyetlerini güvence altına alma konusunda başarılı olduğunu aktardı.
Ayrıca ülkenin doğusundaki limanların bölgede önemli bir insani ve lojistik rol üstlendiğini belirten el-Buayneyn, yaklaşık 3 bin 200 gemiye ve 40 bin denizciye gıda, ilaç ve yakıt sağlandığını, bunun İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki deniz güvenliğini tehdit etmesi nedeniyle gerekli olduğunu ifade etti. El-Buayneyn, Suudi Arabistan’ın insani çabalarının ‘en zor koşullarda ve uluslararası hukuka aykırı barbar saldırılara rağmen devam ettiğini’ vurguladı.
Krizler karşısında metanet
Öte yandan, Abha Ticaret Odası Başkanı Abdullah el-Mubti Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan ekonomisinin ABD-İsrail-İran çatışmasının etkilerine karşı dayanıklı olduğunu vurguladı. El-Mubti, bunun temelinde ‘liderliğin ekonomiyi güçlendirmek için ortaya koyduğu net vizyon ve akılcı planlar’ olduğunu belirtti.
Otomobil yüklü bir kargo gemisi Hürmüz Boğazı’na doğru ilerliyor. (AP)
El-Mubti, Suudi ekonomisinin krizler karşısındaki direncini, ülke liderlerinin ekonomiyi güçlendirmek için belirlediği açık vizyon ve stratejik planlara bağladı. Bu durumun, Suudi Arabistan’ı yoğun bir savaş ortamında dahi güvenilir bir stratejik derinlik sağlayan ülke konumuna taşıdığını ifade etti.
Ayrıca, Suudi Arabistan’ın önceden planlama yapma ve gelişmeleri öngörme sorumluluğunu ciddiyetle benimsediğini, bunun ülke ve vatandaşların çıkarlarını koruma çabasının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.
Kara taşımacılığı çözümleri
El-Mubti, Suudi Arabistan’ın hiçbir zaman savaş yanlısı olmadığını vurgulayarak, ülkenin stratejik alternatifler geliştirme konusundaki vizyonunun başarılı olduğunu ifade etti. Örnek olarak, Hürmüz Boğazı yerine Kızıldeniz üzerinden petrol sevkiyatını sağlayabilme kapasitesini ve mevcut lojistik altyapı aracılığıyla Körfez ülkeleri ve diğer bölgelere tüm ihtiyaçların ulaştırılmasını gösterdi.
Suudi Arabistan’dan ham petrol yüklü bir tanker Mumbai limanına ulaştı (AP)
El-Mubti, “Hızlı sonuçlardan biri olarak, Suudi kara taşımacılığı sektörünün yüksek kapasite ve hızlı yanıt verme yeteneği sayesinde, hem yolcu taşımacılığında hem de tedarik zincirlerinin güvence altına alınmasında Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve çevre ülkelerin tüm ihtiyaçlarını karşıladığı görüldü. Bu durum, Suudi Arabistan’ın coğrafi konumunu bölge için ekonomik bir kale haline getirmedeki başarısını kanıtladı” dedi.
Krizleri yönetme yeteneği
Al-Tamayuz Technology CEO’su Abdullah bin Zeyd el-Muleyhi Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın ekonomi, ticaret ve yatırım alanlarını yönlendirme konusundaki stratejik planlarının, küresel ve bölgesel ekonomiyi sarsan ciddi krizler karşısında ülkeye olağanüstü bir dayanıklılık kazandırdığını vurguladı. El-Muleyhi, Suudi ekonomisini mevcut savaşın etkilerine karşı ‘en dayanıklı ekonomilerden biri’ olarak nitelendirdi.
El-Muleyhi, Suudi politikalarının yüksek esneklikle tasarlandığını ve bu sayede krizleri emme kapasitesine sahip olduğunu belirtti. Tarihsel olarak 2008 küresel mali krizinde ekonominin gösterdiği direnci ve günümüzde savaşın etkileriyle başa çıkmadaki başarısını örnek gösterdi.
Ayrıca, ekonomiyi çeşitlendiren politikalar ve kara ile deniz limanlarından oluşan gelişmiş altyapının, Suudi Arabistan’ın eşsiz coğrafi konumunun en iyi şekilde değerlendirilmesine katkı sağladığını ifade etti. El-Muleyhi, Hürmüz Boğazı yerine Kızıldeniz üzerinden petrol sevkiyatının mümkün kılındığını ve ‘çoklu nakliye ve ihracat seçeneklerinin bu stratejik direnci mümkün kıldığını’ vurguladı.
El-Muleyhi, Suudi kara taşımacılığı sektörünün bugün bölge ekonomilerinin ‘ana itici gücü’ haline geldiğini, özellikle yolcu ve yük taşımacılığı açısından yoğun kullanım sayesinde güçlü bir büyüme ve canlanma yaşandığını, bu durumun başta BAE olmak üzere bölge ülkelerinin ekonomik krizlere karşı dayanıklılığını artırdığını belirtti.
İran savaşı, küresel tahvillerde 2,5 trilyon dolarlık bir kayba yol açtıhttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5254337-i%CC%87ran-sava%C5%9F%C4%B1-k%C3%BCresel-tahvillerde-25-trilyon-dolarl%C4%B1k-bir-kayba-yol-a%C3%A7t%C4%B1
İran savaşı, küresel tahvillerde 2,5 trilyon dolarlık bir kayba yol açtı
Tokyo Borsası’nın hisse senedi endeks panosunun önünden geçen insanlar (EPA)
Ortadoğu’daki savaşın etkileriyle ortaya çıkan stagflasyon korkusu, mart ayında küresel tahvillerin değerinde 2,5 trilyon dolardan fazla kayba yol açtı. Bu durum, piyasaların son üç yılın en büyük aylık kaybını yaşamasına neden oldu.
Tahvil piyasasındaki bu çöküş, petrol fiyatlarındaki keskin artıştan kaynaklandı. Artan enerji maliyetleri enflasyonu hızlandırırken, sabit getirili borç araçlarının değerini eritti. Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’ten aktardığına göre tahvillerdeki kayıplar, küresel hisse senetlerinde yaşanan yaklaşık 11,5 trilyon dolarlık değer kaybına kıyasla daha sınırlı görünse de beklenmedikti. Çünkü genellikle jeopolitik kriz dönemlerinde tahviller güvenli liman olarak değer kazanır, fakat mevcut kriz bunu sağlamadı.
Enflasyonist baskılar
Bu bağlamda, Bloomberg göstergelerine göre, devlet ve şirket borçlarının toplam piyasa değeri, şubat ayı sonunda yaklaşık 77 trilyon dolardan mart itibarıyla 74,4 trilyon dolara geriledi. Bu, aylık bazda yüzde 3,1’lik düşüşle Eylül 2022’den bu yana piyasanın en kötü performansını temsil ediyor. Söz konusu dönemde ABD Merkez Bankası (FED), agresif bir sıkılaştırma döngüsünün içindeydi.
Washington ve Tahran arasındaki Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehditleri, merkez bankaları -özellikle FED ve Avrupa Merkez Bankası- tarafından nisan ayında faiz artışı yapılabileceği spekülasyonlarını artırdı. Amaç, kontrolden çıkan enflasyonu dizginlemek olsa da bunun ekonomik büyüme üzerinde baskı yaratabileceği ifade ediliyor.
Küresel gelir kaybı
Kayıplar yalnızca ABD ile sınırlı kalmadı, Asya piyasalarına da yayıldı. Hindistan, Japonya ve Güney Kore’de devlet tahvillerinin getirileri yükselirken, Avustralya’nın 10 yıllık tahvilleri 2011’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Strateji uzmanlarına göre, savaşın sürmesi ve enerji fiyatlarının artışı, merkez bankalarının piyasaları kurtarma kapasitesini sınırlayacak. Bu durum, düşük büyüme ortamında faiz artışına zorlanmalarına yol açabilir; ekonomik literatürde buna stagflasyon deniyor ve küresel finansal sistemin istikrarı açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة