ABD'nin ulusal borcu ilk kez 35 trilyon doları aştı

İki başkan adayı da bu yükün nasıl azaltılabileceğine dair herhangi bir öneri sunmadı.

ABD Kongre Binası'nın kubbesi (AFP)
ABD Kongre Binası'nın kubbesi (AFP)
TT

ABD'nin ulusal borcu ilk kez 35 trilyon doları aştı

ABD Kongre Binası'nın kubbesi (AFP)
ABD Kongre Binası'nın kubbesi (AFP)

ABD'nin ulusal borcu dün (pazartesi) ilk kez 35 trilyon doları aştı. Bu durum, Washington'da vergiler ve harcama girişimlerine ilişkin yasama savaşları sürerken ülkenin içinde bulunduğu acımasız mali çıkmazı hatırlatıyor.

New York Times, ABD Hazine Bakanlığı'nın ülkenin bilançosunu özetleyen günlük raporunda bu duruma işaret ettiğini bildirdi.

ABD'de kamu borcu, son yıllarda uygulanan federal programların maliyetlerinin ilk tahminleri aşmasıyla birlikte, birçok ekonomistin tahmin ettiğinden daha hızlı bir şekilde artıyor.

İki başkan adayı, mevcut Başkan Yardımcısı Kamala Harris ve eski Başkan Donald Trump, kampanya sırasında ülkenin bütçe açığı hakkında fazla konuşmadılar. Bu da ekonomik sorunun önümüzdeki yıllarda daha da kötüleşeceğini gösteriyor. Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında politika öncelikleri konusundaki derin farklılıklar ve her iki partinin de ulusal borcun en büyük etkenleri olan Sosyal Güvenlik ve Medicare'de kesinti yapma konusundaki direnci, ABD'nin borçlanmasını sınırlandırmayı zorlaştırdı.

ABD Kongresi Bütçe Ofisi (CBO) geçen ay yaptığı açıklamada, artan harcamalar ve faiz giderlerinin vergi gelirlerini aşması nedeniyle ABD ulusal borcunun 2034 yılına kadar 56 trilyon doları aşma yolunda olduğunu söyledi.

Yüksek faiz oranları

Yüksek faiz oranları ABD'nin borç yükünü yönetmesini zorlaştırdı. Pandemi sırasında oluşturulan ‘çalışanları elde tutma kredisi’ gibi bazı federal programlar, dolandırıcılık ve suistimal nedeniyle bütçe uzmanlarının beklediğinden daha maliyetli oldu. Ayrıca, 2022 Enflasyon Azaltma Yasası ile getirilen vergi kredilerine beklenenden daha fazla talep oldu ve bu da yıllık açığı daha da kötüleştirdi.

ABD Hazine Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Nisan'dan Haziran'a kadar 234 milyar dolar borçlandığını, bunun beklediğinden daha az olduğunu ve Temmuz'dan Eylül'e kadar 740 milyar dolar borçlanmayı beklediğini bildirdi.

Açık azaltma önerisi

Hazine Bakanı Janet Yellen haziran ayında yaptığı açıklamada, ABD'nin borç yükünün ekonominin büyüklüğü göz önüne alındığında makul düzeyde kaldığını ve faiz maliyetlerini sabit tutmaya odaklanıldığını söyledi. Biden yönetimi en son bütçesinde, büyük ölçüde yüksek gelirliler ve şirketler üzerindeki daha yüksek vergiler nedeniyle açığın on yıl içinde 3 trilyon dolar azaltılmasını önerdi.

Yellen geçen ay CNBC'ye verdiği demeçte, “Eğer borç ekonominin büyüklüğüne oranla istikrar kazanırsa, makul bir pozisyonda oluruz” ifadesini kullandı.

CBO, yıllık faiz maliyetlerinin bu yıl 892 milyar dolardan 2034 yılında 1,7 trilyon dolara yükseleceğini öngörüyor. Bu noktada ABD, faiz ödemeleri için neredeyse tıbbi bakım için harcadığı kadar harcama yapacak.

Önümüzdeki ocak ayında, Kongre'deki kanun yapıcılar bir kez daha ülkenin borç limitini yükseltmenin bir yolunu bulmak zorunda kalacaklar. Bu limit geçen yıl Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında harcama öncelikleri konusunda yaşanan uzun süreli bir savaşın ardından geçici olarak askıya alınmıştı.

Gelecek yıl Kongre, Trump'ın 2017'de yürürlüğe koyduğu vergi indirimlerinin süresinin dolması konusunda da ne yapacağına karar vermek zorunda kalacak. Trump, bütçe gruplarının 10 yılda yaklaşık 4 trilyon dolara mal olacağını söylediği vergi indirimlerinin uzatılması çağrısında bulundu. Demokratlar ise şirketler ve zenginler üzerindeki vergileri arttırırken orta sınıfa fayda sağlayan vergi indirimlerini korumak istiyor.

Harris henüz bir ekonomik plan açıklamadı ve politika önceliklerinin Biden yönetiminin önceliklerinden ne kadar farklı olabileceği belirsiz. Harris, 2019'da başkan adayı olarak kurumlar vergisi oranının yüzde 21'den yüzde 35'e çıkarılması çağrısında bulunmuş, ancak aynı zamanda orta sınıf için yeni vergi kredileri ve emlak vergisinde yapılacak bir artışla ödenecek öğretmen maaşlarında zam önermişti.

Bu ay yapılan Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi'nde Cumhuriyetçiler, partilerinin platformunda ulusal borçtan bahsetmedi. Trump, borcu azaltırken aynı zamanda vergileri de azaltacağını öne sürmüştü ki bu yaklaşım ilk döneminde başarısız olmuştu. Eski başkan, ithalata daha yüksek gümrük tarifeleri uygulayarak gelir artırmayı önerdi, ancak bu gümrük vergileri muhtemelen vergi kesintilerini dengelemek için kullanılacak.

Partizan olmayan Sorumlu Federal Bütçe Komitesi geçen ay yayınladığı bir raporda, Trump'ın görevdeyken 8,4 trilyon dolarlık yeni borçlanmaya onay verdiğini açıkladı. Biden ise Beyaz Saray'daki ilk üç yılı boyunca 4,3 trilyon doları onaylamıştı. Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçiler federal harcamaların kısılması için teklifler sundu ve Demokratları bu tür politikaları benimsememekle suçladı.

ABD Temsilciler Meclisi Bütçe Komitesi Başkanı Teksaslı Temsilci Jodey C. Arrington dün yaptığı açıklamada önümüzdeki yıl Cumhuriyetçi liderliğin çok geç olmadan mali sorumluluğu yeniden tesis etmek için son umut olduğunu söyledi. Bu arada bütçe gözlemcileri, başkan adaylarının ülkenin borcunu azaltacak planlar sunmamasından yakınıyor.

Mali konsolidasyonu destekleyen Peter G. Peterson Vakfı CEO'su Michael Peterson, “Seçimlere 100 günden az bir süre kaldı ve bu kısa süre içinde bile borcumuza 1 trilyon dolar daha eklememiz bekleniyor. Bu bir sorun değilmiş gibi davranmaya devam edemeyiz” ifadelerini kullandı.



Demokratların zaferi Trump'ın FED üzerindeki nüfuzunu sınırlıyor... Powell Yönetim Kurulu'ndan ayrılacak mı?

Washington'daki ABD Merkez Bankası (Fed) binasının önünden geçen bir kişi (Reuters)
Washington'daki ABD Merkez Bankası (Fed) binasının önünden geçen bir kişi (Reuters)
TT

Demokratların zaferi Trump'ın FED üzerindeki nüfuzunu sınırlıyor... Powell Yönetim Kurulu'ndan ayrılacak mı?

Washington'daki ABD Merkez Bankası (Fed) binasının önünden geçen bir kişi (Reuters)
Washington'daki ABD Merkez Bankası (Fed) binasının önünden geçen bir kişi (Reuters)

ABD'de ara seçimlerde Demokratların büyük bir zafer kazanması, Beyaz Saray ile ABD Merkez Bankası (FED) arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Seçim sonuçları, Başkan Donald Trump'ın merkez bankasına yapılacak atamalar üzerindeki etkisini azaltırken FED’in kararlarını çevreleyen kurumsal denetim mekanizmalarını da güçlendiriyor. Bu siyasi değişimle birlikte, FED’in eski Başkanı Jerome Powell'ın geleceği ve Ocak 2028'de sona erecek görev süresinden önce Yönetim Kurulu üyeliğinden ayrılıp ayrılmayacağı sorusu yeniden gündeme geliyor.

Trump ile Powell arasındaki ilişkiler başlangıçta bugünkü kadar gergin değildi. ABD Başkanı, Powell'ı 2017 yılında ilk başkanlık döneminde FED başkanlığına kendisi aday göstermiş, eski Başkan Joe Biden ise 2022'de ikinci dönem için yeniden atamıştı. Ancak Trump'ın faizlerin daha hızlı ve daha yüksek oranlarda düşürülmesi yönündeki ısrarına karşılık Powell'ın para politikası kararlarının Beyaz Saray'ın taleplerine değil, ekonomik verilere dayanması gerektiğini savunması anlaşmazlığı derinleştirdi. Gerilim, Trump'ın Powell'ı defalarca "çok geç kalmakla" suçlamasına, istifaya çağırmasına ve görevden almakla tehdit etmesine kadar vardı.

ghyj
Eski ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Jerome Powell (AFP)

Anlaşmazlık, faiz politikasıyla sınırlı kalmayarak hukuki bir mücadeleye dönüştü. ABD Adalet Bakanlığı, Washington'daki Fed merkez binasının yenileme maliyetlerine ilişkin cezai soruşturma başlattı. Trump yönetimi bu dosyayı Powell üzerindeki baskı aracı olarak kullandı. Powell ise soruşturmayı merkez bankasını sindirme ve bağımsızlığını etkileme girişimi olarak değerlendirdi. Bir yargıcın soruşturmayla bağlantılı celp kararlarını durdurmasının ardından dosya geçen nisan ayında kapatıldı.

Bu gelişmelerin ardından Powell, başkanlık görevinin mayıs ayında sona ermesine rağmen Yönetim Kurulu üyeliğini sürdürme kararı aldı. Powell, kuruma yönelik hukuki saldırıların FED’in bağımsızlığını tehdit ettiğini belirtti.

Warsh'ı daha karmaşık bir süreç bekliyor

Kongre'deki siyasi değişim, Fed Başkanı Kevin Warsh için daha karmaşık bir dönemin başlangıcına işaret ediyor. Senato'daki önemli denetim komitelerinin başkanlıklarının Demokratlara geçmesi bekleniyor. Bunların başında, Cumhuriyetçi Tim Scott'ın yerine Fed Başkanı Warsh'a yönelik sert eleştirileriyle tanınan Senatör Elizabeth Warren'ın devralması beklenen Senato Bankacılık Komitesi geliyor.

Analistler, Demokratların komite üzerindeki kontrolünün Warsh'ın merkez bankasını yönetme yaklaşımının daha sıkı denetlenmesine yol açabileceğini düşünüyor. Özellikle Warsh'ın kamuoyuyla iletişimde daha az görünür ve şeffaf bir yaklaşım benimsemek istemesi, eleştirilerin odağında yer alıyor.

vefbghn
FED Başkanı Kevin Warsh, Para Politikası Kurulu'nun kararının ardından gazetecilere açıklamalarda bulunuyor (Reuters)

Eski FED Yönetim Kurulu üyesi Larry Meyer tarafından kurulan Monetary Policy Analytics kuruluşundan ekonomistler, Warsh'ın merkez bankası başkanlığına getirilmesine hiçbir Demokrat senatörün destek vermediğine dikkat çekti. Ekonomistler, Kongre'deki sert sorgulamaların Warsh'ın açıklamalarını ve politikalarını ciddi bir sınavdan geçirebileceği uyarısında bulundu.

Senato yönetimindeki değişimin sonuçları yalnızca merkez bankası kararlarının denetlenmesiyle sınırlı kalmayabilir; Warsh'ın görev süresinin geleceğini de etkileyebilir.

JPMorgan ekonomisti Michael Feroli, Senato'daki yönetim değişikliğinin Warsh'ın Fed başkanlığında ne kadar süre kalabileceği açısından önemli sonuçlar doğuracağını söyledi.

Warsh'ın görev süresinin 2030'da sona ereceğini hatırlatan Feroli, seçim sonuçlarının Demokratların Senato'da çoğunluğu ele geçirmesiyle birlikte Warsh'ın görev süresinin sona erme ihtimalini artırdığını belirtti. Feroli, Warsh'ın önceki Fed başkanları gibi yeniden göreve atanmak istemesi halinde Kongre üyeleriyle iletişim kurmaya ve desteklerini kazanmaya daha fazla zaman ayırması gerekeceğini ifade etti. Warsh'ın artık yasama organının dışında gelişmeleri izlemekle yetinemeyeceğini vurguladı.

Senato, Warsh'ın Fed başkanlığına atanmasını geçen mayıs ayında 54'e karşı 45 oyla onaylamıştı. Warsh'a yalnızca bir Demokrat senatör destek vermişti. Yeni Demokrat çoğunluğun, özellikle enflasyonla mücadele konusunda Fed'in performansına ilişkin daha sıkı bir denetim yürütmesi bekleniyor. Demokrat Parti'nin seçim kampanyasında hayat pahalılığını öne çıkarması, partiye Fed üzerinde enflasyonu kontrol altında tutma yönünde baskı kurmak için güçlü bir gerekçe sağlıyor.

Senato Bankacılık Komitesi, Warsh'ın yüz milyonlarca dolar değerindeki finansal varlıklarını nasıl yönettiğine ilişkin de soruşturmalar başlatabilir. Warren, Warsh'ın Fed başkanlığına getirilmesinden önce bu varlıklarla ilgili işlemlerinin ne ölçüde şeffaf olduğu konusunda soru işaretleri bulunduğunu dile getirmişti.

Trump'ın Yönetim Kurulunu yeniden şekillendirme gücü kısıtlanıyor

Demokratların Senato'da kontrolü ele geçirmesi, Trump'ın Fed Yönetim Kurulu'ndaki nüfuzunu artırma girişimlerini sınırlaması bakımından özel önem taşıyor. Yedi üyeden oluşan kurulda halen eski Başkan Joe Biden tarafından atanan üç üye bulunuyor. Bunların yanı sıra Trump'ın ilk başkanlık döneminde göreve getirdiği, daha sonra Biden tarafından yeniden atanan ve mevcut başkanla yaşadığı anlaşmazlığa rağmen kurul üyeliğini sürdüren eski Fed Başkanı Jerome Powell da görev yapıyor.

Trump, kurulun mevcut yapısını düşmanca ve partizan olarak nitelendirmiş, Beyaz Saray'ın faizlerin önemli ölçüde düşürülmesi yönündeki taleplerine yanıt verilmemesini eleştirmişti. Ancak Warsh'ın da aralarında bulunduğu para politikası yapıcıları, bunun yerine yükselen enflasyonla mücadele amacıyla faiz artırımına yöneldi.

Trump ile FED arasındaki en önemli mücadele alanlarından biri de Fed Yönetim Kurulu üyesi Lisa Cook'un görevden alınmasına yönelik girişim. Bu girişim halen devam ediyor. ABD yönetiminin önümüzdeki haftalarda, Cook'un merkez bankasına atanmadan önceki dönemde mortgage kredisi başvurularında yaptığı hataları gerekçe göstererek Trump'ın görevden alınması için "haklı neden" bulunduğunu ilan etmesinin önünü açacak idari bir süreç başlatması bekleniyor.

Cook'un görevden alınmasına yönelik olası bir adımın yeni bir yargı mücadelesine dönüşmesi bekleniyor. Yüksek Mahkeme daha önce Trump'ın Cook'u görevden uzaklaştırma girişimine karşı karar vermişti. Trump görevden almayı başarsa bile Demokratların kontrolündeki Senato'dan kendi adayını geçirerek boşalan koltuğu doldurması zor görünüyor.

Fed atamaları üzerindeki nüfuz mücadelesi yalnızca iki parti arasındaki anlaşmazlıklarla sınırlı değil. Cumhuriyetçi üyeler de Trump'ın ilk başkanlık döneminde aşırı buldukları bazı adaylıkları engellemişti.

Bu yılın başlarında Cumhuriyetçi Senatör Tom Tillis, Trump yönetiminin Powell hakkında yürüttüğü cezai soruşturmadan vazgeçmesine kadar Warsh'ın adaylığının onaylanmasını engellemek için nüfuzunu kullanmıştı. Trump'ın kendisine seçimlerde rakip çıkarma tehdidinde bulunmasının ardından Kuzey Carolina'da yeniden aday olmama kararı alan Tillis'in boşalttığı koltuğu ise salı günü Demokrat Roy Cooper kazandı.

Fed'in iç siyaseti üzerine bir kitabın da yazarı olan Pilot Wave Holdings ortağı Mark Spindel, Senato'da kontrolün Demokratlara geçmesinin adaylıkların onaylandığı siyasi ortamı değiştireceğini ve merkez bankasına farklı bir siyasi destek sağlayabileceğini söyledi.

Spindel, Fed'in bağımsızlığının her zaman kısmen Kongre'ye dayandığını belirterek Senato'nun kurumsal desteğinin, para politikası yapıcılarının siyasi baskılar yerine enflasyon ve istihdam verilerine göre karar alabilmeleri açısından önemli olduğunu vurguladı.

Denetim, düzenleyici reformları da kapsayacak

Demokratların Senato Bankacılık Komitesi'nin yanı sıra Temsilciler Meclisi Finansal Hizmetler Komitesi'nde de kontrolü ele geçirmesi, para politikası ve atamalarla sınırlı kalmayan sonuçlar doğurabilir. Bu değişimin, Trump yönetiminin ve FED Denetimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Michelle Bowman'ın gündeme getirdiği düzenleyici reformları zorlaştırması bekleniyor.

Bu dosyalar arasında, Fed'in Genius Yasası kapsamında sabit coinleri düzenlemek üzere hazırladığı kurallar ile merkez bankasının bankacılık denetim sistemini yeniden yapılandırma planı bulunuyor.

Kongre'de Demokratların denetiminin güçlenmesiyle birlikte söz konusu reformların daha sıkı tartışmalara ve incelemelere konu olması bekleniyor.


Elon Musk gözünü ABD'nin telefon devlerine dikti

11 Haziran 2026 tarihinde oluşturulan bu görselde, Elon Musk'ın silüeti ve Starlink logosu görülüyor (Reuters)
11 Haziran 2026 tarihinde oluşturulan bu görselde, Elon Musk'ın silüeti ve Starlink logosu görülüyor (Reuters)
TT

Elon Musk gözünü ABD'nin telefon devlerine dikti

11 Haziran 2026 tarihinde oluşturulan bu görselde, Elon Musk'ın silüeti ve Starlink logosu görülüyor (Reuters)
11 Haziran 2026 tarihinde oluşturulan bu görselde, Elon Musk'ın silüeti ve Starlink logosu görülüyor (Reuters)

Anthony Cuthbertson Teknoloji Editör Yardımcısı @ADCuthbertson

Elon Musk'ın, SpaceX'in Starlink hizmeti için bir mobil ağ kurmak amacıyla ABD merkezli bir telekomünikasyon şirketini satın almak üzere görüşmelerde bulunduğu bildirildi.

The Washington Post'un haberine göre SpaceX patronu ya EchoStar'a ait Boost Mobile'ı satın almayı ya da şirketin hücresel ağını kiralamayı planlıyor. SpaceX, Starlink'i AT&T, T-Mobile ve Verizon gibi devlere karşı önemli bir rakip haline getirmeyi hedefliyor.

Sanal mobil şebeke operatörü olarak faaliyet gösteren Boost Mobile'ın ABD'de 7 milyondan fazla müşterisi var.

Starlink halihazırda alçak Dünya yörüngesindeki binlerce uydusunu kullanarak ABD'deki milyonlarca müşteriye geniş bant internet hizmeti sağlıyor.

Boost Mobile'ın satın alınması, uyduları karasal altyapıyla birleştiren hibrit bir ağın kurulmasına olanak tanıyabilir.

SpaceX, halihazırda kurulu bir mobil markayı devralarak milyonlarca müşteriye, dağıtım kanallarına ve mevcut perakende ağına erişim imkanı elde etmiş olacak.

SpaceX, Starlink Direct to Cell hizmetinin "karada, göllerde veya kıyı sularında, nerede olursanız olun" mesajlaşmanıza, arama yapmanıza ve internette gezinmenize olanak tanıdığını belirtiyor (SpaceX)​​
SpaceX, Starlink Direct to Cell hizmetinin "karada, göllerde veya kıyı sularında, nerede olursanız olun" mesajlaşmanıza, arama yapmanıza ve internette gezinmenize olanak tanıdığını belirtiyor (SpaceX)​​

SpaceX, V2 diye adlandırılan ve Direct to Cell hizmetini sunabilen 650 adet Starlink mobil uydusunu çoktan fırlattı.

Bu uydular, uyumlu akıllı telefonların karasal baz istasyonlarına ihtiyaç duymadan doğrudan uydulara bağlanmasına olanak tanıyor.

Sözkonusu teknoloji, geleneksel ağ kapsamının sınırlı olduğu veya hiç bulunmadığı "ölü bölgelerde" mobil bağlantı sağlamak üzere tasarlandı. Böylece kullanıcılar Starlink uyduları üzerinden mesaj gönderebiliyor, arama yapabiliyor ve verilere erişebiliyor.

Starlink'in internet sitesinde, "Direct to Cell, gökyüzünü görebildiğiniz her yerde mevcut LTE telefonlarla çalışır. Donanımda veya cihaz yazılımında değişiklik yapılması ya da özel bir uygulama kullanılması gerekmez. Mesaj, ses ve veri hizmetlerine kesintisiz erişim sağlar" ifadesi yer alıyor.

Hizmet halihazırda çeşitli pazarlarda yerleşik mobil operatörlerle yapılan ortaklıklara dayanıyor, ABD'deki operasyon ise T-Mobile'la yürütülüyor.

Boost Mobile'ın satın alınması, ABD kablosuz iletişim pazarına daha doğrudan bir giriş yolu sunabilir ancak olası bir anlaşmanın önünde bazı engeller de bulunabilir.

Boost Mobile, ağ kapasitesini AT&T'den kiralıyor ve şirketin SpaceX tarafından satın alınması durumunda mevcut anlaşma otomatik olarak SpaceX'e devredilmeyebilir.

The Independent, görüş almak için SpaceX ve EchoStar'la iletişime geçti.

Independent Türkçe,independent.co.uk/space


Aramco'nun üçüncü çeyrekte düzeltilmiş net kârı yüzde 9 artarak 31,2 milyar dolara yükseldi

Aramco logosu. (Reuters)
Aramco logosu. (Reuters)
TT

Aramco'nun üçüncü çeyrekte düzeltilmiş net kârı yüzde 9 artarak 31,2 milyar dolara yükseldi

Aramco logosu. (Reuters)
Aramco logosu. (Reuters)

Suudi Arabistan petrol şirketi Aramco, 2026 yılının üçüncü çeyreğinde düzeltilmiş net kârının yıllık bazda yüzde 9 artarak 117 milyar riyale (31,2 milyar dolar) yükseldiğini açıkladı. Şirketin net kârı, geçen yılın aynı döneminde 107,2 milyar riyal (28,6 milyar dolar) seviyesindeydi. Bu artışta operasyonel mükemmellik, şirket faaliyetlerinin esnekliği ve karşılaşılan zorluklar karşısında operasyonların hızla yeniden devreye alınabilmesi etkili oldu.

Faaliyetlerden elde edilen nakit akışı, 2025'in üçüncü çeyreğindeki 135,4 milyar riyalden (36,1 milyar dolar) 145,2 milyar riyale (38,7 milyar dolar) yükseldi. Serbest nakit akışı da geçen yılın aynı dönemindeki 88,4 milyar riyalden (23,6 milyar dolar) 105,8 milyar riyale (28,2 milyar dolar) çıktı.

Şirketin borçluluk oranı, Haziran 2026 sonunda yüzde 6,2 seviyesindeyken, eylül sonu itibarıyla yüzde 5,5'e geriledi. Bu düşüş, Aramco'nun mali yapısındaki güçlü görünümün göstergesi olarak değerlendirildi.

Aramco Yönetim Kurulu, 2026 yılının üçüncü çeyreği için 82,1 milyar riyal (21,9 milyar dolar) tutarında temel temettü dağıtımı açıkladı. Yıllık bazda yüzde 3,5 artışa işaret eden temettü ödemelerinin yılın dördüncü çeyreğinde yapılacağı bildirildi.

Aramco'nun Suudi Arabistan'da düzenlenen bir konferanstaki logosu. (AFP)
Aramco'nun Suudi Arabistan'da düzenlenen bir konferanstaki logosu. (AFP)

Rafineri ve kimya sektöründe güçlü artış

Şirketin faaliyet alanları incelendiğinde, rafinaj, kimya ve pazarlama sektörünün faiz, vergi ve zekât öncesi düzeltilmiş kârı yıllık bazda yüzde 234 arttı. Bu yükselişte rafineri marjlarındaki iyileşme etkili oldu.

Arama ve üretim alanında ise Züluf sahasındaki ham petrol üretim kapasitesini artırmaya yönelik projenin üretime başladığı açıklandı. Şirket, Cevfura sahası projesinin ikinci aşaması, Fazılı gaz işleme tesisinin genişletilmesi ve Dammam sahasının geliştirilmesi dâhil diğer önemli projelerin belirlenen takvime uygun ilerlediğini bildirdi.

İhracat esnekliğini artırma çalışmaları kapsamında Doğu-Batı petrol boru hattının ilave ihracat seçenekleri sunmayı sürdürdüğü belirtildi. Aramco ayrıca küresel tedarik ağını güçlendirmek amacıyla yurt dışında ilave depolama kapasitesi ve yeni ihracat güzergâhları arayışında olduğunu açıkladı.

Şirket, yapay zekâ sektöründeki yatırımlarını da genişletti. Bu kapsamda Humain şirketinin yüzde 49 hissesini devralan Aramco, işlem çerçevesinde yaklaşık 9,9 milyar riyal (2,6 milyar dolar) değerinde varlık ve nakit katkısı transferi gerçekleştirdi.

Faaliyet alanlarını çeşitlendirme kapsamında Aramco, maden arama ve sert kaya madenciliği alanında ortak girişim kurulmasına yönelik bir hissedarlar anlaşması da imzaladı. Şirket, arama ve üretim sektöründeki deneyiminden yararlanarak enerji ve doğal kaynaklarla bağlantılı yeni faaliyet alanlarına açılmayı hedefliyor.

Nasser: İş esnekliği, tedarikin devamlılığını sağladı

Aramco Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Emin Nasser, 2026'nın üçüncü çeyreğinde jeopolitik belirsizliklerin ve önemli enerji tesislerine yönelik saldırıların küresel enerji arzındaki krizi derinleştirdiğini belirtti. Nasser, bu gelişmelerin küresel enerji güvenliği açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Şirket çalışanlarının özverisi, operasyonel mükemmellik, faaliyet sisteminin esnekliği ve onlarca yılda oluşturulan güçlü tedarik zinciri ağının, olağanüstü koşullara rağmen müşterilere güvenilir enerji tedarikinin sürdürülmesini sağladığını kaydetti.

Nasser, küresel tedarik ağını güçlendirmek amacıyla yurt dışında ilave depolama kapasitesi ve alternatif ihracat güzergâhları arayışının sürdüğünü belirtti. Değişken piyasa koşullarına rağmen elde edilen güçlü operasyonel ve mali performansın, şirketin sahip olduğu esnekliğin önemini ortaya koyduğunu vurguladı.

Aramco Üst Yöneticisi Emin Nasser, bir basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
Aramco Üst Yöneticisi Emin Nasser, bir basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)

Nasser, güçlü mali yapısının desteğiyle Aramco'nun öncelikli projeleri hayata geçirmeye, performansı artırmak ve yeni fırsatların önünü açmak için ileri teknolojilerden yararlanmaya devam ettiğini söyledi.

Şirketin, dünyanın giderek artan enerji ihtiyaçlarını karşılamayı ve hissedarları ile müşterileri için değer yaratmayı sürdürdüğünü ifade etti.