Çin’den Suudi Arabistan, Mısır, Fas ve Türkiye'de elektrikli otomobil üretim hedefi

Suudi Arabistan’ın yatırım ve çeşitlendirme politikası, 150 bin elektrikli otomobil üretim hedefine ulaşmasını cazip hale getiriyor

Çin'in merkez doğusunda bulunan Jiangsu eyaletinin Suzhou şehrindeki Taikang Uluslararası Konteyner Terminali’nde gemilere yüklenmeyi bekleyen binlerce BYD elektrikli araç, 8 Şubat 2024 (AFP)
Çin'in merkez doğusunda bulunan Jiangsu eyaletinin Suzhou şehrindeki Taikang Uluslararası Konteyner Terminali’nde gemilere yüklenmeyi bekleyen binlerce BYD elektrikli araç, 8 Şubat 2024 (AFP)
TT

Çin’den Suudi Arabistan, Mısır, Fas ve Türkiye'de elektrikli otomobil üretim hedefi

Çin'in merkez doğusunda bulunan Jiangsu eyaletinin Suzhou şehrindeki Taikang Uluslararası Konteyner Terminali’nde gemilere yüklenmeyi bekleyen binlerce BYD elektrikli araç, 8 Şubat 2024 (AFP)
Çin'in merkez doğusunda bulunan Jiangsu eyaletinin Suzhou şehrindeki Taikang Uluslararası Konteyner Terminali’nde gemilere yüklenmeyi bekleyen binlerce BYD elektrikli araç, 8 Şubat 2024 (AFP)

Şerif Muhammed

Ortadoğu ve Kuzey Afrika pazarı, Çinli şirketlerin bölgede elektrikli araç üretmesi için cazip bir coğrafya olsa da bu yükselen trendin arkasında başka bir neden daha yatıyor; o da artan gümrük vergileri. Avrupa Birliği (AB) geçtiğimiz temmuz ayında, mevcut yüzde 10'luk gümrük vergisinin yanında Çin'de üretilen elektrikli araçlara, otomobil üreticilerinin Pekin'den aldıkları sübvansiyonların yüzdesine bağlı olarak, yüzde 17,4 ila 37,6 arasında ek gümrük vergisi getirme planını açıkladı.

Kasım ayında yapılacak oylamanın ardından uygulamaya geçecek olan bu geçici korumacı hamle, AB otomobil modellerinin Avrupa pazarlarında ABD’li SAIC ya da Çinli Geely gibi üreticilerle rekabet edebilmesini sağlamayı amaçlıyor. Dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi olan Çin'de teknoloji, kaynak ve enerji maliyetlerinin düşük olması, Çinli otomobil üreticilerine, elektrikli otomobilleri genellikle Çinli muadillerinden çok daha yüksek fiyatlı olan Mercedes-Benz ve Volkswagen gibi Avrupalı devlere karşı avantaj sağlıyor.

Ancak AB’nin gümrük vergileri, BMW ve Tesla da dahil olmak üzere Çin’de araç üreten Batılı otomobil üreticileri için de maliyetleri arttırıyor. Bu yüzden söz konusu hamle, Çin'in yanı sıra Avrupa ve ABD’de bazı çevreler tarafından muhalefetle karşılandı.

“ABD'nin Çin’de üretilen elektrikli araçlara uyguladığı ve şu an yüzde 100 olan gümrük vergisi oranlarını dört katına çıkarması Çinli otomobil üreticilerini gelişmekte olan pazarlara doğru itiyor.

Çinli otomobil üreticiler, doymuş bir iç pazar ve yurtiçindeki ekonomik yavaşlama nedeniyle yurtdışına açılırken, gümrük vergilerinden kaçınmanın bir yolu olarak elektrikli araçları Batı ülkelerinden uzak yerlerde üretmeye yöneliyor.

Çin'in merkez doğusundaki Jiangsu eyaletinde bulunan BYD fabrikasındaki elektrikli araç montaj hattında çalışan iki işçi, 6 Temmuz 2020 (AFP)Çin'in merkez doğusundaki Jiangsu eyaletinde bulunan BYD fabrikasındaki elektrikli araç montaj hattında çalışan iki işçi, 6 Temmuz 2020 (AFP)

AlixPartners Otomotiv ve Sanayi Eş Başkanı Andrew Bergbaum, Al Majalla’ya yaptığı açıklamada gümrük vergilerinin Çin'den ithal edilen ürünlerin satışını azaltacağını, ancak Çin'de fabrika kurulmasını hızlandıracağını düşünüyor. Avrupa’nın fazla üretim kapasitesine sahip doymuş bir pazar olduğunu belirten Bergbaum, “Gelişmekte olan pazarlar daha büyük yatırım fırsatları sunuyor. Yakında aralarında Çinli şirketlerin de olduğu otomobil üreticileri tarafından dünyanın farklı yerlerinde en az dokuz yeni elektrikli araç fabrikası kurulacak” dedi.

Suudi Arabistan’ın sanayileşme ve ihracat için sunduğu fırsatlar

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın küresel üretim portföyünün bir parçası olması muhtemel. Bölge, yılda 4 ila 5 milyon ünitelik bir pazara sahip ve bu da onu tek başına cazip kılıyor.

“Suudi Arabistan, 2030 Vizyonu çerçevesinde 2026 yılında 150 bin ve dört yıl sonra 500 bin elektrikli araç üretme hedefi de dahil olmak üzere ekonomisini çeşitlendirmeye çalışıyor.

Suudi Arabistan'ın elektrikli otomobil satışları açısından büyük bir pazar olduğunu ve on yılın sonunda yılda bir milyon araca yaklaşacağını belirten Bergbaum, Suudi Arabistan'ın kendi tedarikçi tabanını ve gerekli altyapıyı oluşturmaya çalıştığını vurguladı.

Suudi Arabistan’ın ayrıntılı yatırım politikasının da onu cazip bir ülke kıldığını ifade eden Bergbaum, “Suudi Arabistan, 2030 Vizyonu çerçevesinde 2026 yılında 150 bin ve dört yıl sonra 500 bin elektrikli araç üretme hedefi de dahil olmak üzere petrol gelirlerine bağımlı olan ekonomisini çeşitlendirmeye çalışıyor” dedi.

Lucid Group Suudi Arabistan'daki ilk otomobil fabrikasını açtı (Lucid Group)Lucid Group Suudi Arabistan'daki ilk otomobil fabrikasını açtı (Lucid Group)

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), önümüzdeki yıl üretime başlayacak ve ülkede otomotiv sektörüne öncülük edecek elektrikli otomobil üreticisi Ceer'i kurmak için Tayvan merkezli Foxconn ile ortak bir girişim başlattı.

Rhodium Group'un Çin Kurumsal Danışma Ekibi'nde kıdemli araştırmacı olan Gregor Sebastian, Körfez ülkeleri arasındaki en zengin ülke olan Suudi Arabistan’ın lüks otomobil sektörü için büyük bir endüstriyel potansiyele sahip olduğunu, ancak işgücü maliyetinin elektrikli araç endüstrisi için bir engel oluşturabileceğini düşünüyor.

“Çin'in en büyük otomobil üreticisi olan BYD, Türkiye'de yılda 150 bin araç kapasiteli elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araç üretim tesisi için imza attı.

Öte yandan BYD ile Türkiye arasında, 2026 yılının sonlarında üretime başlaması ve 5 bin kişiye doğrudan istihdam sağlanması planlanan 1 milyar dolarlık bir otomobil fabrikası kurulması için anlaşmaya varıldığı açıklandı.

Geçtiğimiz ay duyurulan anlaşmaya göre Çin'in en büyük otomobil üreticisi olan BYD, temmuz ayında elektrikli araç üretimini yılda bir milyon araca çıkarmak için 5 milyar dolarlık bir teşvik paketi açıklayan Türkiye'de, yılda 150 bin araç kapasiteli elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araç üretim tesisi için imza attı. Bir diğer Çinli elektrikli araç üreticisi Chery de Türkiye’de bir fabrika kurmak için Türk yetkililerle görüşmelerini sürdürüyor.

Mısır ve Fas da bu alanda birer cazibe merkezi

Bergbaum, Mısır ve Fas gibi Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki diğer ülkelerin de gelişen otomotiv endüstrilerine sahip olduklarını, bu nedenle altyapı, tedarik tabanı ve eğitimli işgücünün halihazırda bulunduğunu belirterek, bu ülkelerin üretim için cazibe merkezleri olduklarını vurguladı. Bergbaum’a göre Mısır’ın para biriminin son aylarda değer kaybetmesi ve göreceli olarak istikrarlı bir ülke olması, bazı yabancı şirketleri cezbedebilir. Ortadoğu'nun en kalabalık nüfusuna sahip olan ülke, bir kez daha baş gösteren likidite kriziyle mücadele ederken para birimi lira mart ayında neredeyse yüzde 40 değer kaybederek 2022 yılından bu yana dördüncü devalüasyonunu gördü.

“Mısır temiz enerjiye olan bağımlılığını artırmaya ve elektrikli araç yatırımları için cazip olabilecek sanayisini geliştirmeye çalışıyor.

Mısır aynı zamanda temiz enerjiye olan bağımlılığı arttırmak ve özel sektör yatırımları için cazip olabilecek sanayi sektörünü canlandırmak istiyor. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığı habere göre hükümetin son birkaç yıldır Çinli bir şirketle yerel olarak elektrikli otomobil üretmek üzere ortaklık kurma girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı.

Mısır merkezli otomobil şirketi GV Investments geçtiğimiz mayıs ayında, Mısır'da elektrikli araç modellerinin montajı ve üretimi için Çinli FAW Group ile bir anlaşma imzaladı. General Motors’un (GM) ortağı Al-Mansour Automotive de Mısır'da batarya ile çalışan araçlar üretmeyi planlıyor.    

Fas'ın Tanca kentinin doğusundaki Renault-Nissan fabrikasında otomobil parçalarının montajından bir kare, 12 Mart 2018 (AFP)Fas'ın Tanca kentinin doğusundaki Renault-Nissan fabrikasında otomobil parçalarının montajından bir kare, 12 Mart 2018 (AFP)

Öte yandan otomotiv sektörü geçtiğimiz yıl yaklaşık 14 milyar dolar değerinde olan ülke ihracatının büyük bölümünü üreten Fas'ta bir Renault-Nissan fabrikası bulunuyor. Fabrika yılda yaklaşık 400 bin otomobil üretim kapasitesine sahip, ancak henüz Çinli otomobil şirketlerini ağırlamış değil.

Çin'in Avrupa'ya açılan kapısı Fas

Kuzey Afrika ülkelerinden Fas, şu sıralar elektrikli batarya üreticilerinin ilgisini çekmeye çalışıyor. Çinli otomobil aküsü üreticileri Hailiang ve Shinzoom tarafından her biri 900 milyon dolardan fazla değerde iki fabrika ve diğer benzer projeler kurulacak.

“Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinin Avrupa'ya yakınlığı, burayı Avrupa pazarlarına elektrikli araç ihracatı için potansiyel bir merkez haline getiriyor.

İç talep ve düşük işletme maliyetleri, bölgenin Avrupa'ya yakınlığı ve AB ile ticaret anlaşmaları gibi bazı Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi ülkelerindeki elverişli koşullar, bölgeyi Avrupa pazarlarına elektrikli araç ihracatı için potansiyel bir merkez haline getirirken, gümrük vergilerinden kaçınmak için bir arka kapı olarak da görülebilir.

Elektrikli araçlar son on yılda Avrupa'da yaygın olarak kullanılmaya başlarken, son yıllarda Almanya ve Fransa gibi ülkelerde yıllık satış rakamları yüz binlerle ifade ediliyor.

AB’nin önümüzdeki on yılın ortalarına kadar benzinle çalışan otomobilleri aşamalı olarak kullanımdan kaldırma planı, Avrupa'daki elektrikli araç satışlarının yaklaşık dörtte birine hâkim olan Çinli otomobil üreticilerini bölgeye yönlendirebilir.

AB’nin ABD merkezli Tesla ile kıyasıya rekabet eden BYD'ye uygulamaya hazırlandığı yüzde 17,4'lük yeni gümrük vergisi, Çinli şirketin Türkiye'deki yeni fabrikasını Avrupa pazarlarına ihracat yapmak için kullanabileceği spekülasyonlarına yol açtı. Son iki yılda satılan toplam elektrikli otomobillerin yaklaşık yüzde 9'unu Türkiye'de satan BYD, fabrikayı Avrupa'ya hitap etmek için kullanma niyetinde olup olmadığına dair herhangi bir açıklamada bulunmadı. Ancak Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yaptığı gümrük anlaşması yoluyla kıtaya önemli bir otomobil ihracatçısı olması, Türkiye’de fabrika açma hamlesini cazip kılıyor.

Otomobil ihracatının büyük çoğunluğunu Akdeniz'in diğer yakasındaki Avrupa ülkelerine yapan Mısır ve Fas'ın da AB ile ticaret anlaşmaları bulunuyor.

“Rhodium Group'tan Gregor Sebastian: Çinli otomobil şirketlerinin Çin dışındaki ülkelerde üretim yapma ve Avrupa'ya ihraç etme eğilimi ters etki yaratabilir.

Bloomberg'in haberine göre FAW Group'un Mısır'daki üretiminin 2025'in ilk çeyreğinden itibaren, önümüzdeki beş yıl içinde Avrupa pazarları da dahil olmak üzere çeşitli noktalara ihraç edilmesi planlanıyor. 

Riskli bir hamle

Rhodium Group'tan Gregor Sebastian’a göre bu hamlenin tüm yararlarına rağmen Çinli otomobil şirketlerinin Çin dışındaki ülkelerde üretim yapma ve Avrupa'ya ihraç etme eğilimi ters etki yaratabilir.

Avrupa Komisyonu’nun bu konuyu yakından inceleyeceğine inandığını ifade eden Sebastian, “Avrupa Komisyonu’nun daha önce Çin'deki üretim faaliyetlerine karşı önleyici vergiler uygulamak zorunda kaldığı durumlar oldu. Bu vergiler, denizaşırı elektrikli araç fabrikaları sadece montaj için kullanılsa ve batarya ve şasi gibi temel bileşenler Çin'den ithal edilse bile uygulanabilir” şeklinde konuştu.

Sebastian, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Elektrikli otomobil sektörünün en öne çıkan sektör olduğu açık, ancak Avrupa yeni sübvansiyon düzenlemelerinin tamamını Çin'in güneş ve rüzgâr projelerini engellemek için kullandı. Ayrıca değerlendirmemize göre BYD gibi şirketler, bu yeni gümrük vergileriyle bile Avrupa'ya karlı bir şekilde ihracat yapabilir. Bu durum, en azından mevcut jeopolitik koşullar altında, Çinli otomobil üreticileri için gümrük vergilerini aşmayı gereksiz hale getiriyor.”

Sebastian, ABD pazarını dışarıya daha kapalı hale getirebilecek olan ABD Başkanı Donald Trump'ın yeniden seçilme ihtimalinin yüksek olmasının, Çin'i AB ile büyük ölçekli bir ticaret savaşından uzaklaştıracağı değerlendirmesinde bulundu.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Suudi Arabistan emlak piyasası yeniden dengelenmeyi sürdürüyor... Yılın ikinci yarısında seçici toparlanma bekleniyor

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'dan bir görünüm (SPA)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'dan bir görünüm (SPA)
TT

Suudi Arabistan emlak piyasası yeniden dengelenmeyi sürdürüyor... Yılın ikinci yarısında seçici toparlanma bekleniyor

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'dan bir görünüm (SPA)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'dan bir görünüm (SPA)

Suudi Arabistan emlak piyasasının 2026'nın ilk altı ayında resmi verilere yansıyan yavaşlaması, sektör gözlemcileri açısından sürpriz olmadı. Aksine bu gelişme, işaretleri 2025'te ortaya çıkmaya başlayan "yeniden dengelenme" sürecinin doğal bir sonucu olarak değerlendiriliyor. "Ayni tescil" sisteminin yürürlüğe girmesi gibi önemli düzenleyici değişikliklerle birlikte yatırımcılar ve gayrimenkul geliştiricileri, yılın ikinci yarısında gerçek talebin yön vereceği yeni bir döneme hazırlanırken yeniden değerlendirme ve temkinli bekleyiş sürecine girdi.

Suudi Arabistan Adalet Bakanlığı'na bağlı Gayrimenkul Borsası'nın (mülkiyet devri kategorisi) verilerine göre, 2026'nın ilk yarısında gayrimenkul işlemlerinin toplam değeri 82,2 milyar riyale (21,9 milyar dolar) geriledi. Bu rakam, 2025'in aynı dönemindeki 169,4 milyar riyallik (45,1 milyar dolar) işlem hacmine kıyasla yüzde 51,5'lik düşüşe işaret ederek göstergeler arasındaki en sert gerilemeyi oluşturdu.

İşlem hacmindeki bu düşüş, piyasa hareketliliğine de yansıdı. Gayrimenkul işlem sayısı, geçen yılın ilk yarısındaki 220 bin seviyesinden 161 bin 900'e gerileyerek yüzde 26,4 azaldı. Bu durum, piyasadaki alım satım faaliyetlerinde belirgin bir yavaşlamaya işaret etti.

dfrftbgrtf
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki karayolu ağı (SPA)

Gerileme yalnızca işlem değeri ve sayısıyla sınırlı kalmadı. El değiştiren gayrimenkul sayısı 204 bin 900'den 138 bin 600'e düşerek yüzde 32,4 azaldı. Toplam işlem gören alan da 2,088 milyar metrekareden 1,625 milyar metrekareye gerileyerek yüzde 22,2 küçüldü.

Fiyat cephesinde ise işlem hacmindeki sert düşüşe kıyasla daha sınırlı bir gerileme görüldü. Ortalama metrekare fiyatı geçen yılın aynı dönemindeki 2 bin 217 riyalden 1.965 riyale inerek yüzde 11,4 düştü. İşlemlerde kaydedilen en yüksek metrekare fiyatı da 453 bin 124 riyalden 330 bin 578 riyale gerileyerek yaklaşık yüzde 27 azaldı.

"Temkinli bekleyiş" döneminin nedenleri

Gayrimenkul uzmanı ve değerleme uzmanı Mühendis Ahmed El-Fakih, Şarku'l Avsat'a yaptığı değerlendirmede, işlem sayısı ve değerindeki düşüşün son aylarda öne çıkan iki temel gelişme nedeniyle "oldukça doğal" olduğunu söyledi.

El-Fakih'e göre bunlardan ilki, ABD ile İran arasındaki savaşın yarattığı bölgesel jeopolitik gelişmeler; ikincisi ise hükümetin piyasayı yeniden dengelemeye yönelik düzenlemelerinin fiili etkisi oldu. Bu iki unsurun piyasa işlemlerini hem nicelik hem de nitelik açısından etkilediğini belirtti.

dfrtbtrf
Riyad'ın havadan çekilmiş görüntüsü (Reuters)

Yatırımcıların işlem gören ve işlem görmeyen varlıklar arasında ayrım yapılması gerektiğini vurgulayan El-Fakih, Gayrimenkul Borsası verilerinin birçok yatırımcının piyasa koşullarını değerlendirmek ve yeniden pozisyon almak amacıyla varlıklarını "işlem görmeyen" kategorisine taşıdığını gösterdiğini ifade etti.

Faiz oranları ve finansman maliyetleri gibi ekonomik faktörleri ise jeopolitik ve düzenleyici gelişmelere kıyasla "ikincil unsurlar" olarak nitelendiren El-Fakih, şunları söyledi:

"Özellikle spekülatif yatırımcılar, hükümetin sektörü geliştirme ve piyasa uygulamalarını düzeltme yönündeki açık politikası nedeniyle ciddi bir yeniden değerlendirme sürecinden geçiyor. Bu yaklaşım, büyük miktardaki sermayenin gerçek gayrimenkul geliştirme projelerine yönelmesini ve konut arzının artmasını sağlayacaktır."

İşlem hacmindeki düşüş fiyat düzeltmesi anlamına gelmiyor

Gayrimenkul uzmanı Abdullah El-Musa da Şarku'l Avsat'a yaptığı değerlendirmede, işlem hacmindeki yüzde 51'i aşan düşüşün fiyatlarda aynı oranda gerileme yaşandığı şeklinde yorumlanamayacağını söyledi.

El-Musa'ya göre piyasanın doğru okunabilmesi için daha derin bir analiz gerekiyor. 2026'nın ilk yarısında "ayni tescil" uygulamasının genişletilmesi ve özellikle başkent Riyad olmak üzere birçok bölgede gayrimenkul işlemlerinin Tapu Sicili Sistemi üzerinden yürütülmeye başlanmasının yıllık karşılaştırmalarda dikkate alınması gereken temel bir yapısal değişiklik olduğunu vurguladı.

Ortalama metrekare fiyatının yalnızca yüzde 11 gerilemesine karşın işlem hacminin yarıdan fazla düşmesini, piyasanın güçlü kaldığının göstergesi olarak değerlendiren El-Musa, bunun sert bir fiyat düzeltmesinden ziyade işlem kompozisyonunun değiştiğini gösterdiğini ifade etti.

fbfr
Ulusal Konut Şirketi'nin (NHC) projelerinden biri (SPA)

Buna göre, milyarlarca riyal değerindeki büyük ölçekli işlemler ile yüksek değerli varlık satışlarının azalması, buna karşılık gerçek talebin bulunduğu bölgelerde fiyatların istikrarını koruması piyasadaki yeni yapıyı ortaya koyuyor.

El-Musa, bu nedenle piyasanın genel bir fiyat düzeltmesinden değil, "yeniden ayrışma ve seçici yapılanma" döneminden geçtiğini belirterek, likiditenin artık daha seçici davrandığını ve yatırımcıların yüksek kaliteli, yatırım getirisi daha güçlü varlıklara yöneldiğini söyledi.

2026'nın ikinci yarısı

El-Musa, 2026'nın ikinci yarısında gayrimenkul piyasasında kademeli ve nitelikli bir canlanma beklediğini, ancak önceki yıllardaki rekor işlem hacimlerine kısa sürede dönülmesini öngörmediğini ifade etti.

Sektörün, düzenleyici reformlar, şeffaflığın artırılması ve hukuki altyapının güçlendirilmesiyle şekillenen bir geçiş döneminden geçtiğini belirten El-Musa, bu gelişmelerin orta vadede yatırımcı güvenini artıracağını, ancak etkilerinin tam olarak hissedilmesinin zaman alacağını söyledi.

El-Musa'ya göre önümüzdeki dönemde büyümeye, gerçek talebi karşılayan entegre konut projeleri ile ekonomik büyüme ve mega projelerden destek alan lojistik ve sanayi sektörleri öncülük edecek.

Başarının artık yalnızca işlem hacmiyle ölçülmeyeceğini vurgulayan El-Musa, gelecek dönemde piyasanın performansının nitelikli yatırımları çekme, varlık kullanım verimliliğini artırma ve arz-talep dengesini sürdürülebilir şekilde sağlama kapasitesiyle değerlendirileceğini sözlerine ekledi.


Küresel petrol piyasasında kritik gün: OPEC+ üretimi artıracak mı?

OPEC logosu ve petrol stoklarındaki düşüşü gösteren grafik (Reuters)
OPEC logosu ve petrol stoklarındaki düşüşü gösteren grafik (Reuters)
TT

Küresel petrol piyasasında kritik gün: OPEC+ üretimi artıracak mı?

OPEC logosu ve petrol stoklarındaki düşüşü gösteren grafik (Reuters)
OPEC logosu ve petrol stoklarındaki düşüşü gösteren grafik (Reuters)

OPEC+ ittifakına üye yedi ülkenin bugün (Pazar) gerçekleştireceği çevrim içi toplantıda, ağustos ayına yönelik petrol üretim kotalarında kademeli bir artışa onay vermesi bekleniyor. Bu adım, Körfez ülkelerinin Ortadoğu'daki savaşın yol açtığı ekonomik etkileri aşmaya çalıştığı bir dönemde geliyor.

Analistler, ittifakın önceki üretim kesintilerini son aylarda izlediği tempoyla kademeli olarak geri alma planını sürdürmesini bekliyor. İsviçre merkezli UBS Bankası emtia analisti Giovanni Staunovo, Reuters'a yaptığı değerlendirmede, günlük 188 bin varillik bir üretim artışının onaylanacağını öngördü. Staunovo, buna rağmen grubun fiili üretiminin hâlen hedeflenen seviyelerin altında bulunduğunu belirtti.

Hürmüz Boğazı yeniden canlanıyor

Körfez ülkeleri, çatışmalar sırasında İran'ın uyguladığı kısıtlamalar nedeniyle stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda yaşanan neredeyse tam durma sonucu petrol üretimlerini zorunlu olarak azaltmak zorunda kalmıştı. Bu durum, petrol ihracatının aylarca aksamasına neden oldu.

OPEC verilerine göre üretim artışından yararlanacak yedi ülke arasında yer alan Suudi Arabistan, Irak ve Kuveyt'in toplam petrol üretimi, yılın ilk çeyreği ile mayıs ayı arasında günlük yaklaşık 6 milyon varil azaldı.

Ancak 17 Haziran'da Tahran ile Washington arasında imzalanan mutabakat zaptıyla birlikte tablo olumlu yönde değişti. Taraflar, müzakereler süresince Hürmüz Boğazı'ndaki deniz taşımacılığının önündeki engelleri kaldırmayı taahhüt etti.

Bu gelişmeyle birlikte gemi trafiği yeniden canlanmaya başlarken, petrol fiyatları da sert şekilde gerileyerek savaş öncesindeki seviyelere yaklaştı. Piyasalar, arzın yeniden normale dönmesini bekliyor. Bloomberg'in bir ABD'li yetkiliye dayandırdığı habere göre Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol akışı halihazırda yeniden günlük 10 milyon varilin üzerine çıkmış olabilir.

Üretimde kademeli toparlanma

Saxo Bank emtia analisti Ole Hansen, şu anda boğazdan geçen petrolün önemli bölümünün tankerlerde veya depolama tesislerinde bekletilen stoklardan oluştuğunu belirtti. Hansen, üretimi durdurulan petrol sahalarının yeniden devreye alınmasının zaman aldığını vurguladı.

Temmuz ayında üretimde kademeli bir toparlanma beklediğini ifade eden Hansen, fiili üretim artışının ise ağustos ayında hız kazanacağını öngördü.

Irak Petrol Bakanlığı da haziran ayı sonunda, savaş nedeniyle yaşanan mali kayıpları telafi edebilmek amacıyla üretim kotasının artırılmasını talep etmişti.

Hansen, Irak'ın bu talebine ilişkin değerlendirmesinde, kısa vadede böyle bir karar alınmasının düşük ihtimal olduğunu söyledi. Talebin, OPEC+ ülkelerinin gerçek üretim kapasitelerinin yıl sonunda yeniden değerlendirileceği 2027 üretim kapasitesi gözden geçirme süreci kapsamında ele alınmasının daha olası olduğunu ifade etti.


Suudi konaklama sektöründe büyük sıçrama… 50 küresel marka zamanla yarışıyor ve 120 milyar dolarlık yatırım yapıyor

Cidde Kordonu, önde gelen turizm ve otelcilik projelerine ev sahipliği yapan en önemli destinasyonlardan biri olarak öne çıkıyor. (SPA)
Cidde Kordonu, önde gelen turizm ve otelcilik projelerine ev sahipliği yapan en önemli destinasyonlardan biri olarak öne çıkıyor. (SPA)
TT

Suudi konaklama sektöründe büyük sıçrama… 50 küresel marka zamanla yarışıyor ve 120 milyar dolarlık yatırım yapıyor

Cidde Kordonu, önde gelen turizm ve otelcilik projelerine ev sahipliği yapan en önemli destinasyonlardan biri olarak öne çıkıyor. (SPA)
Cidde Kordonu, önde gelen turizm ve otelcilik projelerine ev sahipliği yapan en önemli destinasyonlardan biri olarak öne çıkıyor. (SPA)

Suudi Arabistan, dev turizm projeleri ve yeni destinasyonların hızla genişlemesinin etkisiyle, bölgede ve dünyada konaklama sektörünün en hızlı büyüyen pazarlarından biri olarak konumunu güçlendirmeyi sürdürüyor. Bu gelişme, dünyanın önde gelen otel zincirlerini yatırımlarını hızlandırmaya ve yerel pazarda benzeri görülmemiş nitelikli projeler hayata geçirmeye yöneltiyor.

Bu yılın ilk yarısında Suudi Arabistan konaklama sektörü büyük yatırımları çekmeyi sürdürürken, önde gelen uluslararası otel işletmecileri ülkedeki yeni otellerin açılışını duyurdu.

Bu hareketlilik, Suudi Arabistan’ın Ortadoğu’da geliştirme aşamasındaki en büyük otel proje portföyüne sahip olmayı sürdürmesiyle eş zamanlı gerçekleşti. Bu büyümede, NEOM, Kızıldeniz, Qiddiya ve Diriye gibi geleceğin öne çıkan destinasyonlarının yanı sıra başkent Riyad, Mekke ve Medine’deki sürekli büyüme etkili oldu.

Şarku’l Avsat’ın yaptığı derlemeye göre, uluslararası otel işletmecilerinin planları ile Vizyon 2030 hedefleri arasında büyük bir uyum bulunuyor. Turizm Bakanlığı’nın son verileri, 50’den fazla küresel konaklama markasının 120 milyar doları aşan yatırımlarla Suudi Arabistan’da büyüme planladığını ortaya koyuyor. Bu yatırımlar kapsamında 200 binden fazla yeni oda kapasitesinin eklenmesi hedeflenirken, yatırımların yaklaşık yüzde 50’sini üstlenen özel sektör; artan talebi karşılamak ve turistlerin lüks oteller, tatil köyleri ile tarihi ve kırsal konaklama tesislerine yönelik farklı beklentilerine cevap vermede kilit rol oynuyor.

Diriye’deki yeni otel projeleri, ‘tarihi ve butik oteller’ sektöründeki büyümeye öncülük ediyor. (Diriye Şirketi)Diriye’deki yeni otel projeleri, ‘tarihi ve butik oteller’ sektöründeki büyümeye öncülük ediyor. (Diriye Şirketi)

Bu kapsamda, turizm sektöründeki yatırımcılar ve uzmanlar, söz konusu ivmenin hizmet kalitesini artıran ve rekabet gücünü yükselten niteliksel bir dönüşümü yansıttığını belirtti. Uzmanlar, bu dönüşümün hem yabancı hem de yerli yatırımcıların yatırım süreçlerini kolaylaştırmayı başaran cazip yatırım ortamı ve esnek düzenleyici çerçeveler sayesinde mümkün olduğuna dikkat çekti.

Küresel yatırımlar

2026 yılının başında Marriott, Cidde, Mekke ve Medine’de toplam 2 bin 700’den fazla odaya sahip beş yeni otelin portföyüne eklenmesini öngören bir anlaşma imzaladığını duyurdu.

Öte yandan, Accor Grubu bünyesinde faaliyet gösteren ve Fransız lüks konaklama alanında uzmanlaşan Sofitel, Sofitel Riyad Oteli ve Konferans Merkezi’nin resmi açılışını gerçekleştirdiğini açıkladı.

Bilgi Ekonomisi Şehri (KEC), ana imar planı kapsamındaki ilk otel olma özelliğini taşıyan DoubleTree by Hilton projesini duyurdu. Projenin, Medine’de konfor ve bağlantı imkanlarını yeni bir seviyeye taşıması hedefleniyor. Kızıldeniz Projesi de kısa süre önce, markanın Suudi Arabistan’daki ilk tesisi olan Şura Adası’ndaki SLS Resort’un resmi açılışını gerçekleştirdi. Tatil köyünde oda, süit ve özel havuzlu villalardan oluşan 150 lüks konaklama biriminin yanı sıra kapsamlı bir spa merkezi, sinema ve çeşitli eğlence olanakları bulunuyor.

Vizyon 2030 raporuna göre 2025 yılı turizm sektöründeki başarılarVizyon 2030 raporuna göre 2025 yılı turizm sektöründeki başarılar

Suudi Arabistan merkezli Blacksand ile uluslararası otel zinciri Marriott International, önümüzdeki dört yıl içinde Suudi Arabistan’da toplam bin 300’den fazla odaya sahip 10 yeni otelin geliştirilmesini öngören bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, Suudi Arabistan’da konaklama ve turizm sektöründe yaşanan ivmenin, Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda hız kazandığını ortaya koyuyor.

Geçtiğimiz nisan ayında ise Kral Abdullah Finans Merkezi’nin (KAFD) yönetim ve işletmesinden sorumlu KAFD Yönetim ve Geliştirme Şirketi, W Riyad – KAFD otelinin açılışını gerçekleştirdi.

Sektördeki son adımlardan biri de küresel konaklama şirketi The Ascott Limited’dan geldi. Şirket, 2026’nın dördüncü çeyreğinde Ascott Villas Riyadh projesini hizmete açmayı planladığını duyurdu. Suudi Arabistan’daki ilk villa topluluğu olacak proje, başkent Riyad’ın kuzeyindeki Hıttin mahallesinde 86 villadan oluşacak.

The Ascott Limited’ın açıklaması, şirketin Suudi Arabistan pazarındaki varlığını genişletme stratejisini de yansıtıyor. Şirket, Riyad ve diğer büyük şehirlerde turizm ile iş seyahatlerindeki büyümeden yararlanarak, 2030 yılına kadar ülkedeki toplam kapasitesini 15 bin konaklama birimine çıkarmayı hedefliyor.

Ascott Villas Riyadh projesinin görseli (Şarku’l Avsat)Ascott Villas Riyadh projesinin görseli (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan pazarının uluslararası yatırımcılar nezdinde artan cazibesini ortaya koyan bir adım olarak Dar Global, Trump Organization ile Cidde’de Trump International Hotel & Tower projesini geliştirmek üzere stratejik ortaklık kurduğunu açıkladı. Beş yıldızlı bir otel ile üst segment konutlardan oluşacak lüks proje, Kızıldeniz kıyılarının küresel konaklama ve lüks yaşam sektörünün en seçkin markaları için önemli bir cazibe merkezi haline geldiğini bir kez daha teyit ediyor.

Yatırımcıların güveni

İş insanı ve turizm-eğlence sektörü yatırımcısı Macid el-Hukeyr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın küresel otel markalarını artan ölçüde çekmesinin turizm sektöründe niteliksel bir dönüşüme işaret ettiğini belirterek, “Artık mesele yalnızca otel sayısını artırmak değil; farklı ziyaretçi gruplarına hitap eden entegre bir turizm ekosistemi inşa etmek” dedi.

El-Hukeyr, önde gelen uluslararası markaların Riyad, Cidde, Mekke ve Medine gibi şehirlerde faaliyetlerini genişletmesinin, yatırımcıların Suudi Arabistan pazarının geleceğine duyduğu güveni yansıttığını ifade etti. Bunun aynı zamanda hizmet kalitesini yükselteceğini, rekabeti artıracağını ve turist deneyimine olumlu katkı sağlayacağını vurguladı.

Son dönemde turistlerin beklentilerinin önemli ölçüde değiştiğine dikkat çeken el-Hukeyr, Suudi Arabistan’ın lüks oteller, butik oteller, tatil köyleri ile kırsal ve tarihi konaklama tesisleri gibi yüksek kalite standartlarına sahip farklı konaklama seçenekleriyle bu taleplere cevap verebilecek konuma geldiğini söyledi.

 El-Huber’deki Mövenpick Tatil Köyü, Doğu Bölgesi sahillerindeki turistik destinasyonların cazibesini artırıyor. (SPA)El-Huber’deki Mövenpick Tatil Köyü, Doğu Bölgesi sahillerindeki turistik destinasyonların cazibesini artırıyor. (SPA)

Ulusal yetenekler

Turizm yatırımcısı Nasır Abdulaziz el-Gaylan da Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, küresel otel markalarının Suudi Arabistan pazarına girişinin ve yatırımlarını sürdürmesinin, Suudi Arabistan’ı önümüzdeki yıllarda bölgenin önde gelen turizm ve yatırım destinasyonlarından biri haline getireceğini söyledi. El-Gaylan, bu süreçte NEOM, Kızıldeniz, Qiddiya ve Diriye gibi mega projelerin yanı sıra Vizyon 2030 hedeflerinin belirleyici rol oynadığını ifade etti.

El-Gaylan’a göre, söz konusu yatırımların uzun vadeli başarısı; nitelikli yerli insan kaynağının geliştirilmesi, ziyaretçi deneyiminin iyileştirilmesi ve sürdürülebilir, çeşitlendirilmiş turizm seçeneklerinin sunulmasına bağlı olacak. Bu unsurların, Suudi Arabistan’ın küresel turizm haritasındaki konumunu güçlendirecek dengeli bir büyümeyi sağlayacağını vurguladı.

Öte yandan Turizm Bakanlığı, 22-24 Haziran tarihlerinde Riyad’da düzenlenen Geleceğin Konaklama Zirvesi ile eş zamanlı olarak Suudi Arabistan Turizminde Küresel Yatırımlar başlıklı özel bir rapor yayımladı. Raporda, uluslararası yatırımcıların Suudi Arabistan turizm pazarına yönelik artan ilgisi ve ülkedeki yatırım genişleme eğilimi ele alındı.

Cidde’nin gece silüeti, turizm ve eğlence sektörünü yönlendiren otelcilik ve kentsel gelişim patlamasını gözler önüne seriyor. (SPA)Cidde’nin gece silüeti, turizm ve eğlence sektörünü yönlendiren otelcilik ve kentsel gelişim patlamasını gözler önüne seriyor. (SPA)

Rapora göre, artan turizm talebi ve bütüncül yatırım ortamının etkisiyle 50’den fazla küresel konaklama markası Suudi Arabistan’daki faaliyetlerini genişletiyor. Bu gelişmeler, Suudi Arabistan’ı turizm geliştirme projelerinin hacmi bakımından Ortadoğu’nun en büyük turizm pazarı konumuna taşırken, sektörün yükselen ivmesini ortaya koyan göstergelere de dikkat çekiliyor. Buna göre, 120 milyar doları aşan yatırımlarla 2030 yılına kadar turizm kapasitesine 200 binden fazla yeni odanın eklenmesi beklenirken, bu yatırımların yaklaşık yüzde 50’sinin özel sektör tarafından gerçekleştirilmesi öngörülüyor.

Rapor ayrıca, sektörün büyümesini destekleyen yatırım ortamına da ışık tutuyor. Turizm sektöründe düzenleyici çerçevenin geliştirilmesi, ruhsatlandırma süreçlerinin kolaylaştırılması, yatırım teşviklerinin sunulması ile dijital hizmetler ve yatırımcıların işlemlerini hızlandıran iş merkezlerinin hayata geçirilmesi sayesinde yatırım sürecinin kısaltıldığı, yatırım gerekliliklerinin daha şeffaf hale getirildiği ve ilgili kurumlara erişimin kolaylaştırıldığı vurgulanıyor.