Çin’den Suudi Arabistan, Mısır, Fas ve Türkiye'de elektrikli otomobil üretim hedefi

Suudi Arabistan’ın yatırım ve çeşitlendirme politikası, 150 bin elektrikli otomobil üretim hedefine ulaşmasını cazip hale getiriyor

Çin'in merkez doğusunda bulunan Jiangsu eyaletinin Suzhou şehrindeki Taikang Uluslararası Konteyner Terminali’nde gemilere yüklenmeyi bekleyen binlerce BYD elektrikli araç, 8 Şubat 2024 (AFP)
Çin'in merkez doğusunda bulunan Jiangsu eyaletinin Suzhou şehrindeki Taikang Uluslararası Konteyner Terminali’nde gemilere yüklenmeyi bekleyen binlerce BYD elektrikli araç, 8 Şubat 2024 (AFP)
TT

Çin’den Suudi Arabistan, Mısır, Fas ve Türkiye'de elektrikli otomobil üretim hedefi

Çin'in merkez doğusunda bulunan Jiangsu eyaletinin Suzhou şehrindeki Taikang Uluslararası Konteyner Terminali’nde gemilere yüklenmeyi bekleyen binlerce BYD elektrikli araç, 8 Şubat 2024 (AFP)
Çin'in merkez doğusunda bulunan Jiangsu eyaletinin Suzhou şehrindeki Taikang Uluslararası Konteyner Terminali’nde gemilere yüklenmeyi bekleyen binlerce BYD elektrikli araç, 8 Şubat 2024 (AFP)

Şerif Muhammed

Ortadoğu ve Kuzey Afrika pazarı, Çinli şirketlerin bölgede elektrikli araç üretmesi için cazip bir coğrafya olsa da bu yükselen trendin arkasında başka bir neden daha yatıyor; o da artan gümrük vergileri. Avrupa Birliği (AB) geçtiğimiz temmuz ayında, mevcut yüzde 10'luk gümrük vergisinin yanında Çin'de üretilen elektrikli araçlara, otomobil üreticilerinin Pekin'den aldıkları sübvansiyonların yüzdesine bağlı olarak, yüzde 17,4 ila 37,6 arasında ek gümrük vergisi getirme planını açıkladı.

Kasım ayında yapılacak oylamanın ardından uygulamaya geçecek olan bu geçici korumacı hamle, AB otomobil modellerinin Avrupa pazarlarında ABD’li SAIC ya da Çinli Geely gibi üreticilerle rekabet edebilmesini sağlamayı amaçlıyor. Dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi olan Çin'de teknoloji, kaynak ve enerji maliyetlerinin düşük olması, Çinli otomobil üreticilerine, elektrikli otomobilleri genellikle Çinli muadillerinden çok daha yüksek fiyatlı olan Mercedes-Benz ve Volkswagen gibi Avrupalı devlere karşı avantaj sağlıyor.

Ancak AB’nin gümrük vergileri, BMW ve Tesla da dahil olmak üzere Çin’de araç üreten Batılı otomobil üreticileri için de maliyetleri arttırıyor. Bu yüzden söz konusu hamle, Çin'in yanı sıra Avrupa ve ABD’de bazı çevreler tarafından muhalefetle karşılandı.

“ABD'nin Çin’de üretilen elektrikli araçlara uyguladığı ve şu an yüzde 100 olan gümrük vergisi oranlarını dört katına çıkarması Çinli otomobil üreticilerini gelişmekte olan pazarlara doğru itiyor.

Çinli otomobil üreticiler, doymuş bir iç pazar ve yurtiçindeki ekonomik yavaşlama nedeniyle yurtdışına açılırken, gümrük vergilerinden kaçınmanın bir yolu olarak elektrikli araçları Batı ülkelerinden uzak yerlerde üretmeye yöneliyor.

Çin'in merkez doğusundaki Jiangsu eyaletinde bulunan BYD fabrikasındaki elektrikli araç montaj hattında çalışan iki işçi, 6 Temmuz 2020 (AFP)Çin'in merkez doğusundaki Jiangsu eyaletinde bulunan BYD fabrikasındaki elektrikli araç montaj hattında çalışan iki işçi, 6 Temmuz 2020 (AFP)

AlixPartners Otomotiv ve Sanayi Eş Başkanı Andrew Bergbaum, Al Majalla’ya yaptığı açıklamada gümrük vergilerinin Çin'den ithal edilen ürünlerin satışını azaltacağını, ancak Çin'de fabrika kurulmasını hızlandıracağını düşünüyor. Avrupa’nın fazla üretim kapasitesine sahip doymuş bir pazar olduğunu belirten Bergbaum, “Gelişmekte olan pazarlar daha büyük yatırım fırsatları sunuyor. Yakında aralarında Çinli şirketlerin de olduğu otomobil üreticileri tarafından dünyanın farklı yerlerinde en az dokuz yeni elektrikli araç fabrikası kurulacak” dedi.

Suudi Arabistan’ın sanayileşme ve ihracat için sunduğu fırsatlar

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın küresel üretim portföyünün bir parçası olması muhtemel. Bölge, yılda 4 ila 5 milyon ünitelik bir pazara sahip ve bu da onu tek başına cazip kılıyor.

“Suudi Arabistan, 2030 Vizyonu çerçevesinde 2026 yılında 150 bin ve dört yıl sonra 500 bin elektrikli araç üretme hedefi de dahil olmak üzere ekonomisini çeşitlendirmeye çalışıyor.

Suudi Arabistan'ın elektrikli otomobil satışları açısından büyük bir pazar olduğunu ve on yılın sonunda yılda bir milyon araca yaklaşacağını belirten Bergbaum, Suudi Arabistan'ın kendi tedarikçi tabanını ve gerekli altyapıyı oluşturmaya çalıştığını vurguladı.

Suudi Arabistan’ın ayrıntılı yatırım politikasının da onu cazip bir ülke kıldığını ifade eden Bergbaum, “Suudi Arabistan, 2030 Vizyonu çerçevesinde 2026 yılında 150 bin ve dört yıl sonra 500 bin elektrikli araç üretme hedefi de dahil olmak üzere petrol gelirlerine bağımlı olan ekonomisini çeşitlendirmeye çalışıyor” dedi.

Lucid Group Suudi Arabistan'daki ilk otomobil fabrikasını açtı (Lucid Group)Lucid Group Suudi Arabistan'daki ilk otomobil fabrikasını açtı (Lucid Group)

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), önümüzdeki yıl üretime başlayacak ve ülkede otomotiv sektörüne öncülük edecek elektrikli otomobil üreticisi Ceer'i kurmak için Tayvan merkezli Foxconn ile ortak bir girişim başlattı.

Rhodium Group'un Çin Kurumsal Danışma Ekibi'nde kıdemli araştırmacı olan Gregor Sebastian, Körfez ülkeleri arasındaki en zengin ülke olan Suudi Arabistan’ın lüks otomobil sektörü için büyük bir endüstriyel potansiyele sahip olduğunu, ancak işgücü maliyetinin elektrikli araç endüstrisi için bir engel oluşturabileceğini düşünüyor.

“Çin'in en büyük otomobil üreticisi olan BYD, Türkiye'de yılda 150 bin araç kapasiteli elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araç üretim tesisi için imza attı.

Öte yandan BYD ile Türkiye arasında, 2026 yılının sonlarında üretime başlaması ve 5 bin kişiye doğrudan istihdam sağlanması planlanan 1 milyar dolarlık bir otomobil fabrikası kurulması için anlaşmaya varıldığı açıklandı.

Geçtiğimiz ay duyurulan anlaşmaya göre Çin'in en büyük otomobil üreticisi olan BYD, temmuz ayında elektrikli araç üretimini yılda bir milyon araca çıkarmak için 5 milyar dolarlık bir teşvik paketi açıklayan Türkiye'de, yılda 150 bin araç kapasiteli elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araç üretim tesisi için imza attı. Bir diğer Çinli elektrikli araç üreticisi Chery de Türkiye’de bir fabrika kurmak için Türk yetkililerle görüşmelerini sürdürüyor.

Mısır ve Fas da bu alanda birer cazibe merkezi

Bergbaum, Mısır ve Fas gibi Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki diğer ülkelerin de gelişen otomotiv endüstrilerine sahip olduklarını, bu nedenle altyapı, tedarik tabanı ve eğitimli işgücünün halihazırda bulunduğunu belirterek, bu ülkelerin üretim için cazibe merkezleri olduklarını vurguladı. Bergbaum’a göre Mısır’ın para biriminin son aylarda değer kaybetmesi ve göreceli olarak istikrarlı bir ülke olması, bazı yabancı şirketleri cezbedebilir. Ortadoğu'nun en kalabalık nüfusuna sahip olan ülke, bir kez daha baş gösteren likidite kriziyle mücadele ederken para birimi lira mart ayında neredeyse yüzde 40 değer kaybederek 2022 yılından bu yana dördüncü devalüasyonunu gördü.

“Mısır temiz enerjiye olan bağımlılığını artırmaya ve elektrikli araç yatırımları için cazip olabilecek sanayisini geliştirmeye çalışıyor.

Mısır aynı zamanda temiz enerjiye olan bağımlılığı arttırmak ve özel sektör yatırımları için cazip olabilecek sanayi sektörünü canlandırmak istiyor. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığı habere göre hükümetin son birkaç yıldır Çinli bir şirketle yerel olarak elektrikli otomobil üretmek üzere ortaklık kurma girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı.

Mısır merkezli otomobil şirketi GV Investments geçtiğimiz mayıs ayında, Mısır'da elektrikli araç modellerinin montajı ve üretimi için Çinli FAW Group ile bir anlaşma imzaladı. General Motors’un (GM) ortağı Al-Mansour Automotive de Mısır'da batarya ile çalışan araçlar üretmeyi planlıyor.    

Fas'ın Tanca kentinin doğusundaki Renault-Nissan fabrikasında otomobil parçalarının montajından bir kare, 12 Mart 2018 (AFP)Fas'ın Tanca kentinin doğusundaki Renault-Nissan fabrikasında otomobil parçalarının montajından bir kare, 12 Mart 2018 (AFP)

Öte yandan otomotiv sektörü geçtiğimiz yıl yaklaşık 14 milyar dolar değerinde olan ülke ihracatının büyük bölümünü üreten Fas'ta bir Renault-Nissan fabrikası bulunuyor. Fabrika yılda yaklaşık 400 bin otomobil üretim kapasitesine sahip, ancak henüz Çinli otomobil şirketlerini ağırlamış değil.

Çin'in Avrupa'ya açılan kapısı Fas

Kuzey Afrika ülkelerinden Fas, şu sıralar elektrikli batarya üreticilerinin ilgisini çekmeye çalışıyor. Çinli otomobil aküsü üreticileri Hailiang ve Shinzoom tarafından her biri 900 milyon dolardan fazla değerde iki fabrika ve diğer benzer projeler kurulacak.

“Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinin Avrupa'ya yakınlığı, burayı Avrupa pazarlarına elektrikli araç ihracatı için potansiyel bir merkez haline getiriyor.

İç talep ve düşük işletme maliyetleri, bölgenin Avrupa'ya yakınlığı ve AB ile ticaret anlaşmaları gibi bazı Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi ülkelerindeki elverişli koşullar, bölgeyi Avrupa pazarlarına elektrikli araç ihracatı için potansiyel bir merkez haline getirirken, gümrük vergilerinden kaçınmak için bir arka kapı olarak da görülebilir.

Elektrikli araçlar son on yılda Avrupa'da yaygın olarak kullanılmaya başlarken, son yıllarda Almanya ve Fransa gibi ülkelerde yıllık satış rakamları yüz binlerle ifade ediliyor.

AB’nin önümüzdeki on yılın ortalarına kadar benzinle çalışan otomobilleri aşamalı olarak kullanımdan kaldırma planı, Avrupa'daki elektrikli araç satışlarının yaklaşık dörtte birine hâkim olan Çinli otomobil üreticilerini bölgeye yönlendirebilir.

AB’nin ABD merkezli Tesla ile kıyasıya rekabet eden BYD'ye uygulamaya hazırlandığı yüzde 17,4'lük yeni gümrük vergisi, Çinli şirketin Türkiye'deki yeni fabrikasını Avrupa pazarlarına ihracat yapmak için kullanabileceği spekülasyonlarına yol açtı. Son iki yılda satılan toplam elektrikli otomobillerin yaklaşık yüzde 9'unu Türkiye'de satan BYD, fabrikayı Avrupa'ya hitap etmek için kullanma niyetinde olup olmadığına dair herhangi bir açıklamada bulunmadı. Ancak Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yaptığı gümrük anlaşması yoluyla kıtaya önemli bir otomobil ihracatçısı olması, Türkiye’de fabrika açma hamlesini cazip kılıyor.

Otomobil ihracatının büyük çoğunluğunu Akdeniz'in diğer yakasındaki Avrupa ülkelerine yapan Mısır ve Fas'ın da AB ile ticaret anlaşmaları bulunuyor.

“Rhodium Group'tan Gregor Sebastian: Çinli otomobil şirketlerinin Çin dışındaki ülkelerde üretim yapma ve Avrupa'ya ihraç etme eğilimi ters etki yaratabilir.

Bloomberg'in haberine göre FAW Group'un Mısır'daki üretiminin 2025'in ilk çeyreğinden itibaren, önümüzdeki beş yıl içinde Avrupa pazarları da dahil olmak üzere çeşitli noktalara ihraç edilmesi planlanıyor. 

Riskli bir hamle

Rhodium Group'tan Gregor Sebastian’a göre bu hamlenin tüm yararlarına rağmen Çinli otomobil şirketlerinin Çin dışındaki ülkelerde üretim yapma ve Avrupa'ya ihraç etme eğilimi ters etki yaratabilir.

Avrupa Komisyonu’nun bu konuyu yakından inceleyeceğine inandığını ifade eden Sebastian, “Avrupa Komisyonu’nun daha önce Çin'deki üretim faaliyetlerine karşı önleyici vergiler uygulamak zorunda kaldığı durumlar oldu. Bu vergiler, denizaşırı elektrikli araç fabrikaları sadece montaj için kullanılsa ve batarya ve şasi gibi temel bileşenler Çin'den ithal edilse bile uygulanabilir” şeklinde konuştu.

Sebastian, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Elektrikli otomobil sektörünün en öne çıkan sektör olduğu açık, ancak Avrupa yeni sübvansiyon düzenlemelerinin tamamını Çin'in güneş ve rüzgâr projelerini engellemek için kullandı. Ayrıca değerlendirmemize göre BYD gibi şirketler, bu yeni gümrük vergileriyle bile Avrupa'ya karlı bir şekilde ihracat yapabilir. Bu durum, en azından mevcut jeopolitik koşullar altında, Çinli otomobil üreticileri için gümrük vergilerini aşmayı gereksiz hale getiriyor.”

Sebastian, ABD pazarını dışarıya daha kapalı hale getirebilecek olan ABD Başkanı Donald Trump'ın yeniden seçilme ihtimalinin yüksek olmasının, Çin'i AB ile büyük ölçekli bir ticaret savaşından uzaklaştıracağı değerlendirmesinde bulundu.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Rekor hisse satışları boğa piyasasının sonuna mı işaret ediyor?

 Nasdaq'ta açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Elon Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" demişti (Reuters)
Nasdaq'ta açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Elon Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" demişti (Reuters)
TT

Rekor hisse satışları boğa piyasasının sonuna mı işaret ediyor?

 Nasdaq'ta açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Elon Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" demişti (Reuters)
Nasdaq'ta açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Elon Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" demişti (Reuters)

Dünyanın en büyük şirketlerinin rekor düzeyde hisse ve tahvil ihracına yönelmesi, yaklaşık 4 yıldır süren boğa piyasasının sona yaklaştığı yönündeki endişeleri artırdı.

S&P 500 endeksi son 3 yıl 9 ayda iki kattan fazla yükselirken, şirketler de yatırımcı iştahından yararlanmak için hızla sermaye toplamaya başladı.

Elon Musk'ın SpaceX'inin 75 milyar dolarlık, Güney Koreli yarı iletken devi SK Hynix'in de 26,5 milyar dolarlık halka arzının yanı sıra Alphabet'in 85 milyar dolarlık hisse satışı bunun son örnekleri arasında yer alıyor.

Finansal veri şirketi Dealogic'in verilerine göre şirketler 2026'nın ilk yarısında halka arzlar, ikincil satışlar ve dönüştürülebilir tahviller dahil yatırımcılara toplam 344,7 milyar dolarlık yeni hisse sattı. Bu rakam 2022 ila 2025'teki seviyeleri şimdiden geride bıraktı.

Wall Street Journal'ın analizinde, hisse arzının talebi aşmasının piyasalar üzerinde baskı yaratabileceğine dikkat çekiliyor. ABD'li yatırım şirketi Research Affiliates'in yöneticisi Rob Arnott, "Hisse ihracı boğa piyasalarının son aşamalarında artma eğilimi gösterir" diyor.

Benzer bir durumun 1999 sonu ve 2000'in ilk yarısında yaşandığı, yoğun hisse satışlarının dot-com balonunun çöküşüne katkıda bulunduğu görüşü de yatırımcılar arasında sıkça dile getiriliyor.

Öte yandan şirketlerin hisse geri alımlarını azaltması da piyasadaki hisse arzını artırıyor. Danışmanlık şirketi Elm Wealth'e göre ABD'li firmalar gelecek bir yıl içinde net 500 milyar dolarlık hisse ve borç ihracı gerçekleştirecek. Son yıllardaysa piyasada çoğu hisse geri alımı kaynaklı yaklaşık 1 trilyon dolarlık net azalma yaşanmıştı.

Analize göre bu değişimin arkasındaki temel etkenlerden biri yapay zeka yatırımları. Varlık yöneticisi Janus Henderson'a göre büyük yapay zeka şirketlerinin sermaye harcamaları bu yıl 800 milyar doları, gelecek yıl ise 1 trilyon doları aşacak. Geçen yıl bu rakam yaklaşık 450 milyar dolardı.

Firmanın küresel kredi birimi yöneticisi John Lloyd, yapay zeka devlerinin yıllardır sürdürdüğü sermaye politikalarını tersine çevirdiğini belirterek, "Hisse geri alımları yerini yeni hisse ihraçlarına bırakıyor" diyor.

Bununla birlikte birçok piyasa uzmanı, artan hisse satışlarının tek başına boğa piyasasını sona erdirmeye yetmeyeceğini savunuyor. Şirketlerin güçlü kârları ve ABD ekonomisindeki dayanıklılığın piyasayı desteklemeyi sürdüreceğini vurguluyorlar.

Reuters'ın analizinde de teknoloji şirketlerinin yapay zeka altyapısına yatırım yarışının, Wall Street'teki anlaşmaları ve finansman faaliyetlerini canlandırdığına dikkat çekiliyor. Citigroup, SK Hynix'in halka arzından 70 milyon doların üzerinde gelir elde etmişti. Bank of America da ChatGPT'nin yaratıcısı OpenAI'ya 520 milyon dolarlık kredi limiti tahsis etmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters


ABD-İran geriliminin yeniden alevlenmesi ve enerji tesislerine yönelik saldırılar petrol fiyatlarını yükseltti

Umman'ın Musandam kentinden görünen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)
Umman'ın Musandam kentinden görünen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)
TT

ABD-İran geriliminin yeniden alevlenmesi ve enerji tesislerine yönelik saldırılar petrol fiyatlarını yükseltti

Umman'ın Musandam kentinden görünen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)
Umman'ın Musandam kentinden görünen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)

ABD ile İran arasındaki askeri çatışmaların yeniden artması ve küresel enerji arz güvenliğine yönelik endişeler nedeniyle petrol fiyatları bugün, üst üste üçüncü işlem gününde de yükselişini sürdürdü. Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin kesintiye uğraması ve enerji altyapısına yönelik saldırıların yeniden başlaması, piyasalardaki tedirginliği artırdı.

Fiyatlarda son durum

Brent ham petrolünün vadeli işlemleri, TSİ 03:29 itibarıyla 1,46 dolar (yüzde 1,72) artışla varil başına 86,19 dolara yükseldi. ABD tipi Batı Teksas ham petrolü (WTI) ise 1,11 dolar (yüzde 1,4) değer kazanarak 80,40 dolara ulaştı. Her iki petrol türü de dün yaklaşık yüzde 2 artışla son bir ayın en yüksek seviyesini görmüştü.

Dünyadaki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatının yaklaşık beşte birinin geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, enerji piyasalarını doğrudan etkiliyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın bütün İran limanlarına yönelik deniz ablukasını yeniden uygulamaya koyması ve İran'ın bölgedeki ABD altyapısına karşı gerçekleştirdiği misillemeler gerilimi artırdı.

ABD ordusu bugün erken saatlerde, Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemileri hedef alan "İran kapasitelerini zayıflatmak amacıyla" yeni bir hava saldırısı dalgası başlattığını duyurdu. İran ise çatışmaların yeniden başlamasıyla birlikte Hürmüz Boğazı'nı tekrar kapattığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Fox News’ten aktardığına göre ABD Başkanı Trump kanala verdiği demeçte, enerji tesislerine yönelik saldırıları son aşamaya sakladığını belirterek, "Nihayetinde enerji sektöründeki hedefleri vuracağız" ifadesini kullandı.

Aynı saatlerde İran ordusu, Ürdün'deki Azrak üssünde bulunan ABD hedeflerine insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlediğini bildirdi. İran Devrim Muhafızları ayrıca Bahreyn ve Kuveyt'teki askeri tesisleri hedef aldıklarını iddia etti; ancak Reuters, bu haberlerin bağımsız kaynaklarca doğrulanamadığını kaydetti.

Analistlerin beklentisi: 100 dolar riski sürüyor

KCM Trade kıdemli piyasa analisti Tim Waterer, çatışmaların körfez bölgesindeki enerji altyapısına zarar vermesi durumunda petrol fiyatlarının kısa süre içinde 100 dolar seviyesine çıkabileceği uyarısında bulundu.

Waterer, "Diplomatik çabaların Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmayı başarması durumunda Brent petrolü 75 ile 80 dolar bandında istikrar kazanabilir. Risk primi fiyatlara dahil edilmiş durumda; ancak her iki tarafın da diplomatik bir çözüm arayışı için hâlâ teşvikleri bulunuyor" değerlendirmesinde bulundu.


ABD-İran gerilimi petrol fiyatlarını son bir ayın zirvesine çıkardı

Umman'ın Musandam kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda gemi ve tankerler (Reuters)
Umman'ın Musandam kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda gemi ve tankerler (Reuters)
TT

ABD-İran gerilimi petrol fiyatlarını son bir ayın zirvesine çıkardı

Umman'ın Musandam kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda gemi ve tankerler (Reuters)
Umman'ın Musandam kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda gemi ve tankerler (Reuters)

Petrol fiyatları, bugünkü işlemlerde ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı çevresinde artan askeri gerilimin küresel enerji arzına ilişkin endişeleri artırmasıyla, yaklaşık son bir ayın en yüksek seviyesine çıktı. Aynı zamanda boğazdan geçen petrol tankerlerinin sayısı son iki ayın en düşük seviyesine geriledi.

Brent petrolün varil fiyatı 1,50 dolar (%1,8) artışla 84,80 dolara yükselirken, ABD ham petrolü (WTI) 1,70 dolar (%2,2) değer kazanarak 79,84 dolardan işlem gördü. Her iki gösterge de seansın erken saatlerinde varil başına 2 doların üzerinde yükseldi. Brent petrol, bir önceki işlem gününde %9,6 artışla Mayıs 2020'den bu yana en yüksek günlük kazancını kaydetmişti.

Fiyatlardaki yükseliş, ABD güçlerinin üst üste üçüncü gece de İran hedeflerine yönelik saldırılar düzenlemesi sonrasında gerçekleşti. ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik deniz ablukasının yeniden uygulamaya konulduğunu açıklarken, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerin korunması karşılığında geçişlerden %20 oranında ücret alınmasını önerdi.

Jeopolitik risk primi yeniden yükseldi

KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, son gelişmelerin petrol piyasasında jeopolitik risk primini yeniden artırdığını belirtti.

Waterer, "ABD'nin deniz ablukasını yeniden devreye sokması ve İran'ın buna verdiği karşılıklar, petrol piyasasında yeni bir risk primi oluşmasına neden oldu" değerlendirmesinde bulundu.

Hürmüz Boğazı'nın henüz tamamen kapanmadığını vurgulayan Waterer, tarafların farklı hedeflerinin küresel arz görünümünü daha da belirsiz hale getirdiğini ifade etti.

Tanker saldırısı endişeleri artırdı

Endişeler, Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı'nın iki BAE tankerinin Umman karasularında, Hürmüz Boğazı'nın güney rotasında İran'a ait iki seyir füzesiyle vurulduğunu açıklamasıyla daha da arttı. Saldırıda Hindistan vatandaşı bir mürettebat yaşamını yitirirken, 8 kişi de yaralandı.

Denizcilik verileri ise son 24 saat içinde Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol tankeri sayısının son iki ayın en düşük seviyesine gerilediğini gösterdi. Bu durum, güvenlik risklerinin deniz taşımacılığını etkilemeye başladığına işaret ediyor.

Philip Nova analisti Priyanka Sachdeva, piyasaların dikkatle izlemesi gereken en önemli unsurun Hürmüz Boğazı'ndan geçen ham petrol akışı olduğunu söyledi.

Sachdeva, "Tanker trafiğinde somut bir aksama, gemi sayısında kalıcı bir düşüş ya da ihracat akışında ciddi bir kesinti yaşanması halinde petrol fiyatlarında yeni bir yükseliş dalgası görülebilir" yorumunda bulundu.

Buna karşılık, askeri gerilime rağmen petrol akışının sürmesi halinde fiyatları destekleyen jeopolitik risk priminin zamanla azalmasının beklendiğini ifade etti.

Husilerden yeni tehdit

Bölgedeki riskleri artıran bir diğer gelişmede ise Yemen'deki Husiler, Suudi Arabistan'ın kontrol ettikleri bir havalimanını bombaladığını öne sürerek, Suudi Arabistan'a füze saldırıları düzenlediklerini açıkladı.

Gabelli Funds Portföy Yöneticisi Simon Wong, Husilerin saldırılarını Kızıldeniz'deki Suudi petrol tesislerine yöneltmesi halinde bölgedeki petrol arzına ilişkin belirsizliklerin daha da artabileceğini söyledi.

Öte yandan Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre ajansın ABD'de gerçekleştirdiği ön ankete göre analistler, geçen hafta ülkenin ham petrol stoklarının gerilemesini, buna karşılık benzin ve distilat yakıt stoklarının artmasını bekliyor. Resmi verilerin bu tahminleri doğrulaması halinde söz konusu gelişmenin petrol fiyatlarına ilave destek sağlayabileceği değerlendiriliyor.