Çin’den Suudi Arabistan, Mısır, Fas ve Türkiye'de elektrikli otomobil üretim hedefi

Suudi Arabistan’ın yatırım ve çeşitlendirme politikası, 150 bin elektrikli otomobil üretim hedefine ulaşmasını cazip hale getiriyor

Çin'in merkez doğusunda bulunan Jiangsu eyaletinin Suzhou şehrindeki Taikang Uluslararası Konteyner Terminali’nde gemilere yüklenmeyi bekleyen binlerce BYD elektrikli araç, 8 Şubat 2024 (AFP)
Çin'in merkez doğusunda bulunan Jiangsu eyaletinin Suzhou şehrindeki Taikang Uluslararası Konteyner Terminali’nde gemilere yüklenmeyi bekleyen binlerce BYD elektrikli araç, 8 Şubat 2024 (AFP)
TT

Çin’den Suudi Arabistan, Mısır, Fas ve Türkiye'de elektrikli otomobil üretim hedefi

Çin'in merkez doğusunda bulunan Jiangsu eyaletinin Suzhou şehrindeki Taikang Uluslararası Konteyner Terminali’nde gemilere yüklenmeyi bekleyen binlerce BYD elektrikli araç, 8 Şubat 2024 (AFP)
Çin'in merkez doğusunda bulunan Jiangsu eyaletinin Suzhou şehrindeki Taikang Uluslararası Konteyner Terminali’nde gemilere yüklenmeyi bekleyen binlerce BYD elektrikli araç, 8 Şubat 2024 (AFP)

Şerif Muhammed

Ortadoğu ve Kuzey Afrika pazarı, Çinli şirketlerin bölgede elektrikli araç üretmesi için cazip bir coğrafya olsa da bu yükselen trendin arkasında başka bir neden daha yatıyor; o da artan gümrük vergileri. Avrupa Birliği (AB) geçtiğimiz temmuz ayında, mevcut yüzde 10'luk gümrük vergisinin yanında Çin'de üretilen elektrikli araçlara, otomobil üreticilerinin Pekin'den aldıkları sübvansiyonların yüzdesine bağlı olarak, yüzde 17,4 ila 37,6 arasında ek gümrük vergisi getirme planını açıkladı.

Kasım ayında yapılacak oylamanın ardından uygulamaya geçecek olan bu geçici korumacı hamle, AB otomobil modellerinin Avrupa pazarlarında ABD’li SAIC ya da Çinli Geely gibi üreticilerle rekabet edebilmesini sağlamayı amaçlıyor. Dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi olan Çin'de teknoloji, kaynak ve enerji maliyetlerinin düşük olması, Çinli otomobil üreticilerine, elektrikli otomobilleri genellikle Çinli muadillerinden çok daha yüksek fiyatlı olan Mercedes-Benz ve Volkswagen gibi Avrupalı devlere karşı avantaj sağlıyor.

Ancak AB’nin gümrük vergileri, BMW ve Tesla da dahil olmak üzere Çin’de araç üreten Batılı otomobil üreticileri için de maliyetleri arttırıyor. Bu yüzden söz konusu hamle, Çin'in yanı sıra Avrupa ve ABD’de bazı çevreler tarafından muhalefetle karşılandı.

“ABD'nin Çin’de üretilen elektrikli araçlara uyguladığı ve şu an yüzde 100 olan gümrük vergisi oranlarını dört katına çıkarması Çinli otomobil üreticilerini gelişmekte olan pazarlara doğru itiyor.

Çinli otomobil üreticiler, doymuş bir iç pazar ve yurtiçindeki ekonomik yavaşlama nedeniyle yurtdışına açılırken, gümrük vergilerinden kaçınmanın bir yolu olarak elektrikli araçları Batı ülkelerinden uzak yerlerde üretmeye yöneliyor.

Çin'in merkez doğusundaki Jiangsu eyaletinde bulunan BYD fabrikasındaki elektrikli araç montaj hattında çalışan iki işçi, 6 Temmuz 2020 (AFP)Çin'in merkez doğusundaki Jiangsu eyaletinde bulunan BYD fabrikasındaki elektrikli araç montaj hattında çalışan iki işçi, 6 Temmuz 2020 (AFP)

AlixPartners Otomotiv ve Sanayi Eş Başkanı Andrew Bergbaum, Al Majalla’ya yaptığı açıklamada gümrük vergilerinin Çin'den ithal edilen ürünlerin satışını azaltacağını, ancak Çin'de fabrika kurulmasını hızlandıracağını düşünüyor. Avrupa’nın fazla üretim kapasitesine sahip doymuş bir pazar olduğunu belirten Bergbaum, “Gelişmekte olan pazarlar daha büyük yatırım fırsatları sunuyor. Yakında aralarında Çinli şirketlerin de olduğu otomobil üreticileri tarafından dünyanın farklı yerlerinde en az dokuz yeni elektrikli araç fabrikası kurulacak” dedi.

Suudi Arabistan’ın sanayileşme ve ihracat için sunduğu fırsatlar

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın küresel üretim portföyünün bir parçası olması muhtemel. Bölge, yılda 4 ila 5 milyon ünitelik bir pazara sahip ve bu da onu tek başına cazip kılıyor.

“Suudi Arabistan, 2030 Vizyonu çerçevesinde 2026 yılında 150 bin ve dört yıl sonra 500 bin elektrikli araç üretme hedefi de dahil olmak üzere ekonomisini çeşitlendirmeye çalışıyor.

Suudi Arabistan'ın elektrikli otomobil satışları açısından büyük bir pazar olduğunu ve on yılın sonunda yılda bir milyon araca yaklaşacağını belirten Bergbaum, Suudi Arabistan'ın kendi tedarikçi tabanını ve gerekli altyapıyı oluşturmaya çalıştığını vurguladı.

Suudi Arabistan’ın ayrıntılı yatırım politikasının da onu cazip bir ülke kıldığını ifade eden Bergbaum, “Suudi Arabistan, 2030 Vizyonu çerçevesinde 2026 yılında 150 bin ve dört yıl sonra 500 bin elektrikli araç üretme hedefi de dahil olmak üzere petrol gelirlerine bağımlı olan ekonomisini çeşitlendirmeye çalışıyor” dedi.

Lucid Group Suudi Arabistan'daki ilk otomobil fabrikasını açtı (Lucid Group)Lucid Group Suudi Arabistan'daki ilk otomobil fabrikasını açtı (Lucid Group)

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), önümüzdeki yıl üretime başlayacak ve ülkede otomotiv sektörüne öncülük edecek elektrikli otomobil üreticisi Ceer'i kurmak için Tayvan merkezli Foxconn ile ortak bir girişim başlattı.

Rhodium Group'un Çin Kurumsal Danışma Ekibi'nde kıdemli araştırmacı olan Gregor Sebastian, Körfez ülkeleri arasındaki en zengin ülke olan Suudi Arabistan’ın lüks otomobil sektörü için büyük bir endüstriyel potansiyele sahip olduğunu, ancak işgücü maliyetinin elektrikli araç endüstrisi için bir engel oluşturabileceğini düşünüyor.

“Çin'in en büyük otomobil üreticisi olan BYD, Türkiye'de yılda 150 bin araç kapasiteli elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araç üretim tesisi için imza attı.

Öte yandan BYD ile Türkiye arasında, 2026 yılının sonlarında üretime başlaması ve 5 bin kişiye doğrudan istihdam sağlanması planlanan 1 milyar dolarlık bir otomobil fabrikası kurulması için anlaşmaya varıldığı açıklandı.

Geçtiğimiz ay duyurulan anlaşmaya göre Çin'in en büyük otomobil üreticisi olan BYD, temmuz ayında elektrikli araç üretimini yılda bir milyon araca çıkarmak için 5 milyar dolarlık bir teşvik paketi açıklayan Türkiye'de, yılda 150 bin araç kapasiteli elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araç üretim tesisi için imza attı. Bir diğer Çinli elektrikli araç üreticisi Chery de Türkiye’de bir fabrika kurmak için Türk yetkililerle görüşmelerini sürdürüyor.

Mısır ve Fas da bu alanda birer cazibe merkezi

Bergbaum, Mısır ve Fas gibi Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki diğer ülkelerin de gelişen otomotiv endüstrilerine sahip olduklarını, bu nedenle altyapı, tedarik tabanı ve eğitimli işgücünün halihazırda bulunduğunu belirterek, bu ülkelerin üretim için cazibe merkezleri olduklarını vurguladı. Bergbaum’a göre Mısır’ın para biriminin son aylarda değer kaybetmesi ve göreceli olarak istikrarlı bir ülke olması, bazı yabancı şirketleri cezbedebilir. Ortadoğu'nun en kalabalık nüfusuna sahip olan ülke, bir kez daha baş gösteren likidite kriziyle mücadele ederken para birimi lira mart ayında neredeyse yüzde 40 değer kaybederek 2022 yılından bu yana dördüncü devalüasyonunu gördü.

“Mısır temiz enerjiye olan bağımlılığını artırmaya ve elektrikli araç yatırımları için cazip olabilecek sanayisini geliştirmeye çalışıyor.

Mısır aynı zamanda temiz enerjiye olan bağımlılığı arttırmak ve özel sektör yatırımları için cazip olabilecek sanayi sektörünü canlandırmak istiyor. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığı habere göre hükümetin son birkaç yıldır Çinli bir şirketle yerel olarak elektrikli otomobil üretmek üzere ortaklık kurma girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı.

Mısır merkezli otomobil şirketi GV Investments geçtiğimiz mayıs ayında, Mısır'da elektrikli araç modellerinin montajı ve üretimi için Çinli FAW Group ile bir anlaşma imzaladı. General Motors’un (GM) ortağı Al-Mansour Automotive de Mısır'da batarya ile çalışan araçlar üretmeyi planlıyor.    

Fas'ın Tanca kentinin doğusundaki Renault-Nissan fabrikasında otomobil parçalarının montajından bir kare, 12 Mart 2018 (AFP)Fas'ın Tanca kentinin doğusundaki Renault-Nissan fabrikasında otomobil parçalarının montajından bir kare, 12 Mart 2018 (AFP)

Öte yandan otomotiv sektörü geçtiğimiz yıl yaklaşık 14 milyar dolar değerinde olan ülke ihracatının büyük bölümünü üreten Fas'ta bir Renault-Nissan fabrikası bulunuyor. Fabrika yılda yaklaşık 400 bin otomobil üretim kapasitesine sahip, ancak henüz Çinli otomobil şirketlerini ağırlamış değil.

Çin'in Avrupa'ya açılan kapısı Fas

Kuzey Afrika ülkelerinden Fas, şu sıralar elektrikli batarya üreticilerinin ilgisini çekmeye çalışıyor. Çinli otomobil aküsü üreticileri Hailiang ve Shinzoom tarafından her biri 900 milyon dolardan fazla değerde iki fabrika ve diğer benzer projeler kurulacak.

“Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinin Avrupa'ya yakınlığı, burayı Avrupa pazarlarına elektrikli araç ihracatı için potansiyel bir merkez haline getiriyor.

İç talep ve düşük işletme maliyetleri, bölgenin Avrupa'ya yakınlığı ve AB ile ticaret anlaşmaları gibi bazı Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi ülkelerindeki elverişli koşullar, bölgeyi Avrupa pazarlarına elektrikli araç ihracatı için potansiyel bir merkez haline getirirken, gümrük vergilerinden kaçınmak için bir arka kapı olarak da görülebilir.

Elektrikli araçlar son on yılda Avrupa'da yaygın olarak kullanılmaya başlarken, son yıllarda Almanya ve Fransa gibi ülkelerde yıllık satış rakamları yüz binlerle ifade ediliyor.

AB’nin önümüzdeki on yılın ortalarına kadar benzinle çalışan otomobilleri aşamalı olarak kullanımdan kaldırma planı, Avrupa'daki elektrikli araç satışlarının yaklaşık dörtte birine hâkim olan Çinli otomobil üreticilerini bölgeye yönlendirebilir.

AB’nin ABD merkezli Tesla ile kıyasıya rekabet eden BYD'ye uygulamaya hazırlandığı yüzde 17,4'lük yeni gümrük vergisi, Çinli şirketin Türkiye'deki yeni fabrikasını Avrupa pazarlarına ihracat yapmak için kullanabileceği spekülasyonlarına yol açtı. Son iki yılda satılan toplam elektrikli otomobillerin yaklaşık yüzde 9'unu Türkiye'de satan BYD, fabrikayı Avrupa'ya hitap etmek için kullanma niyetinde olup olmadığına dair herhangi bir açıklamada bulunmadı. Ancak Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yaptığı gümrük anlaşması yoluyla kıtaya önemli bir otomobil ihracatçısı olması, Türkiye’de fabrika açma hamlesini cazip kılıyor.

Otomobil ihracatının büyük çoğunluğunu Akdeniz'in diğer yakasındaki Avrupa ülkelerine yapan Mısır ve Fas'ın da AB ile ticaret anlaşmaları bulunuyor.

“Rhodium Group'tan Gregor Sebastian: Çinli otomobil şirketlerinin Çin dışındaki ülkelerde üretim yapma ve Avrupa'ya ihraç etme eğilimi ters etki yaratabilir.

Bloomberg'in haberine göre FAW Group'un Mısır'daki üretiminin 2025'in ilk çeyreğinden itibaren, önümüzdeki beş yıl içinde Avrupa pazarları da dahil olmak üzere çeşitli noktalara ihraç edilmesi planlanıyor. 

Riskli bir hamle

Rhodium Group'tan Gregor Sebastian’a göre bu hamlenin tüm yararlarına rağmen Çinli otomobil şirketlerinin Çin dışındaki ülkelerde üretim yapma ve Avrupa'ya ihraç etme eğilimi ters etki yaratabilir.

Avrupa Komisyonu’nun bu konuyu yakından inceleyeceğine inandığını ifade eden Sebastian, “Avrupa Komisyonu’nun daha önce Çin'deki üretim faaliyetlerine karşı önleyici vergiler uygulamak zorunda kaldığı durumlar oldu. Bu vergiler, denizaşırı elektrikli araç fabrikaları sadece montaj için kullanılsa ve batarya ve şasi gibi temel bileşenler Çin'den ithal edilse bile uygulanabilir” şeklinde konuştu.

Sebastian, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Elektrikli otomobil sektörünün en öne çıkan sektör olduğu açık, ancak Avrupa yeni sübvansiyon düzenlemelerinin tamamını Çin'in güneş ve rüzgâr projelerini engellemek için kullandı. Ayrıca değerlendirmemize göre BYD gibi şirketler, bu yeni gümrük vergileriyle bile Avrupa'ya karlı bir şekilde ihracat yapabilir. Bu durum, en azından mevcut jeopolitik koşullar altında, Çinli otomobil üreticileri için gümrük vergilerini aşmayı gereksiz hale getiriyor.”

Sebastian, ABD pazarını dışarıya daha kapalı hale getirebilecek olan ABD Başkanı Donald Trump'ın yeniden seçilme ihtimalinin yüksek olmasının, Çin'i AB ile büyük ölçekli bir ticaret savaşından uzaklaştıracağı değerlendirmesinde bulundu.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Elon Musk gözünü ABD'nin telefon devlerine dikti

11 Haziran 2026 tarihinde oluşturulan bu görselde, Elon Musk'ın silüeti ve Starlink logosu görülüyor (Reuters)
11 Haziran 2026 tarihinde oluşturulan bu görselde, Elon Musk'ın silüeti ve Starlink logosu görülüyor (Reuters)
TT

Elon Musk gözünü ABD'nin telefon devlerine dikti

11 Haziran 2026 tarihinde oluşturulan bu görselde, Elon Musk'ın silüeti ve Starlink logosu görülüyor (Reuters)
11 Haziran 2026 tarihinde oluşturulan bu görselde, Elon Musk'ın silüeti ve Starlink logosu görülüyor (Reuters)

Anthony Cuthbertson Teknoloji Editör Yardımcısı @ADCuthbertson

Elon Musk'ın, SpaceX'in Starlink hizmeti için bir mobil ağ kurmak amacıyla ABD merkezli bir telekomünikasyon şirketini satın almak üzere görüşmelerde bulunduğu bildirildi.

The Washington Post'un haberine göre SpaceX patronu ya EchoStar'a ait Boost Mobile'ı satın almayı ya da şirketin hücresel ağını kiralamayı planlıyor. SpaceX, Starlink'i AT&T, T-Mobile ve Verizon gibi devlere karşı önemli bir rakip haline getirmeyi hedefliyor.

Sanal mobil şebeke operatörü olarak faaliyet gösteren Boost Mobile'ın ABD'de 7 milyondan fazla müşterisi var.

Starlink halihazırda alçak Dünya yörüngesindeki binlerce uydusunu kullanarak ABD'deki milyonlarca müşteriye geniş bant internet hizmeti sağlıyor.

Boost Mobile'ın satın alınması, uyduları karasal altyapıyla birleştiren hibrit bir ağın kurulmasına olanak tanıyabilir.

SpaceX, halihazırda kurulu bir mobil markayı devralarak milyonlarca müşteriye, dağıtım kanallarına ve mevcut perakende ağına erişim imkanı elde etmiş olacak.

SpaceX, Starlink Direct to Cell hizmetinin "karada, göllerde veya kıyı sularında, nerede olursanız olun" mesajlaşmanıza, arama yapmanıza ve internette gezinmenize olanak tanıdığını belirtiyor (SpaceX)​​
SpaceX, Starlink Direct to Cell hizmetinin "karada, göllerde veya kıyı sularında, nerede olursanız olun" mesajlaşmanıza, arama yapmanıza ve internette gezinmenize olanak tanıdığını belirtiyor (SpaceX)​​

SpaceX, V2 diye adlandırılan ve Direct to Cell hizmetini sunabilen 650 adet Starlink mobil uydusunu çoktan fırlattı.

Bu uydular, uyumlu akıllı telefonların karasal baz istasyonlarına ihtiyaç duymadan doğrudan uydulara bağlanmasına olanak tanıyor.

Sözkonusu teknoloji, geleneksel ağ kapsamının sınırlı olduğu veya hiç bulunmadığı "ölü bölgelerde" mobil bağlantı sağlamak üzere tasarlandı. Böylece kullanıcılar Starlink uyduları üzerinden mesaj gönderebiliyor, arama yapabiliyor ve verilere erişebiliyor.

Starlink'in internet sitesinde, "Direct to Cell, gökyüzünü görebildiğiniz her yerde mevcut LTE telefonlarla çalışır. Donanımda veya cihaz yazılımında değişiklik yapılması ya da özel bir uygulama kullanılması gerekmez. Mesaj, ses ve veri hizmetlerine kesintisiz erişim sağlar" ifadesi yer alıyor.

Hizmet halihazırda çeşitli pazarlarda yerleşik mobil operatörlerle yapılan ortaklıklara dayanıyor, ABD'deki operasyon ise T-Mobile'la yürütülüyor.

Boost Mobile'ın satın alınması, ABD kablosuz iletişim pazarına daha doğrudan bir giriş yolu sunabilir ancak olası bir anlaşmanın önünde bazı engeller de bulunabilir.

Boost Mobile, ağ kapasitesini AT&T'den kiralıyor ve şirketin SpaceX tarafından satın alınması durumunda mevcut anlaşma otomatik olarak SpaceX'e devredilmeyebilir.

The Independent, görüş almak için SpaceX ve EchoStar'la iletişime geçti.

Independent Türkçe,independent.co.uk/space


Aramco'nun üçüncü çeyrekte düzeltilmiş net kârı yüzde 9 artarak 31,2 milyar dolara yükseldi

Aramco logosu. (Reuters)
Aramco logosu. (Reuters)
TT

Aramco'nun üçüncü çeyrekte düzeltilmiş net kârı yüzde 9 artarak 31,2 milyar dolara yükseldi

Aramco logosu. (Reuters)
Aramco logosu. (Reuters)

Suudi Arabistan petrol şirketi Aramco, 2026 yılının üçüncü çeyreğinde düzeltilmiş net kârının yıllık bazda yüzde 9 artarak 117 milyar riyale (31,2 milyar dolar) yükseldiğini açıkladı. Şirketin net kârı, geçen yılın aynı döneminde 107,2 milyar riyal (28,6 milyar dolar) seviyesindeydi. Bu artışta operasyonel mükemmellik, şirket faaliyetlerinin esnekliği ve karşılaşılan zorluklar karşısında operasyonların hızla yeniden devreye alınabilmesi etkili oldu.

Faaliyetlerden elde edilen nakit akışı, 2025'in üçüncü çeyreğindeki 135,4 milyar riyalden (36,1 milyar dolar) 145,2 milyar riyale (38,7 milyar dolar) yükseldi. Serbest nakit akışı da geçen yılın aynı dönemindeki 88,4 milyar riyalden (23,6 milyar dolar) 105,8 milyar riyale (28,2 milyar dolar) çıktı.

Şirketin borçluluk oranı, Haziran 2026 sonunda yüzde 6,2 seviyesindeyken, eylül sonu itibarıyla yüzde 5,5'e geriledi. Bu düşüş, Aramco'nun mali yapısındaki güçlü görünümün göstergesi olarak değerlendirildi.

Aramco Yönetim Kurulu, 2026 yılının üçüncü çeyreği için 82,1 milyar riyal (21,9 milyar dolar) tutarında temel temettü dağıtımı açıkladı. Yıllık bazda yüzde 3,5 artışa işaret eden temettü ödemelerinin yılın dördüncü çeyreğinde yapılacağı bildirildi.

Aramco'nun Suudi Arabistan'da düzenlenen bir konferanstaki logosu. (AFP)
Aramco'nun Suudi Arabistan'da düzenlenen bir konferanstaki logosu. (AFP)

Rafineri ve kimya sektöründe güçlü artış

Şirketin faaliyet alanları incelendiğinde, rafinaj, kimya ve pazarlama sektörünün faiz, vergi ve zekât öncesi düzeltilmiş kârı yıllık bazda yüzde 234 arttı. Bu yükselişte rafineri marjlarındaki iyileşme etkili oldu.

Arama ve üretim alanında ise Züluf sahasındaki ham petrol üretim kapasitesini artırmaya yönelik projenin üretime başladığı açıklandı. Şirket, Cevfura sahası projesinin ikinci aşaması, Fazılı gaz işleme tesisinin genişletilmesi ve Dammam sahasının geliştirilmesi dâhil diğer önemli projelerin belirlenen takvime uygun ilerlediğini bildirdi.

İhracat esnekliğini artırma çalışmaları kapsamında Doğu-Batı petrol boru hattının ilave ihracat seçenekleri sunmayı sürdürdüğü belirtildi. Aramco ayrıca küresel tedarik ağını güçlendirmek amacıyla yurt dışında ilave depolama kapasitesi ve yeni ihracat güzergâhları arayışında olduğunu açıkladı.

Şirket, yapay zekâ sektöründeki yatırımlarını da genişletti. Bu kapsamda Humain şirketinin yüzde 49 hissesini devralan Aramco, işlem çerçevesinde yaklaşık 9,9 milyar riyal (2,6 milyar dolar) değerinde varlık ve nakit katkısı transferi gerçekleştirdi.

Faaliyet alanlarını çeşitlendirme kapsamında Aramco, maden arama ve sert kaya madenciliği alanında ortak girişim kurulmasına yönelik bir hissedarlar anlaşması da imzaladı. Şirket, arama ve üretim sektöründeki deneyiminden yararlanarak enerji ve doğal kaynaklarla bağlantılı yeni faaliyet alanlarına açılmayı hedefliyor.

Nasser: İş esnekliği, tedarikin devamlılığını sağladı

Aramco Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Emin Nasser, 2026'nın üçüncü çeyreğinde jeopolitik belirsizliklerin ve önemli enerji tesislerine yönelik saldırıların küresel enerji arzındaki krizi derinleştirdiğini belirtti. Nasser, bu gelişmelerin küresel enerji güvenliği açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Şirket çalışanlarının özverisi, operasyonel mükemmellik, faaliyet sisteminin esnekliği ve onlarca yılda oluşturulan güçlü tedarik zinciri ağının, olağanüstü koşullara rağmen müşterilere güvenilir enerji tedarikinin sürdürülmesini sağladığını kaydetti.

Nasser, küresel tedarik ağını güçlendirmek amacıyla yurt dışında ilave depolama kapasitesi ve alternatif ihracat güzergâhları arayışının sürdüğünü belirtti. Değişken piyasa koşullarına rağmen elde edilen güçlü operasyonel ve mali performansın, şirketin sahip olduğu esnekliğin önemini ortaya koyduğunu vurguladı.

Aramco Üst Yöneticisi Emin Nasser, bir basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
Aramco Üst Yöneticisi Emin Nasser, bir basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)

Nasser, güçlü mali yapısının desteğiyle Aramco'nun öncelikli projeleri hayata geçirmeye, performansı artırmak ve yeni fırsatların önünü açmak için ileri teknolojilerden yararlanmaya devam ettiğini söyledi.

Şirketin, dünyanın giderek artan enerji ihtiyaçlarını karşılamayı ve hissedarları ile müşterileri için değer yaratmayı sürdürdüğünü ifade etti.


Husilerin Taiz kuşatması, temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını 5 katına çıkardı

Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
TT

Husilerin Taiz kuşatması, temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını 5 katına çıkardı

Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).

Yemen'in Taiz kentinde Husilerin uyguladığı kuşatma, yüz binlerce kişinin yaşadığı sıkıntıları daha da ağırlaştırdı. Kente ulaşan yolların kapalı tutulması ve insani yardımların ulaştırılması amacıyla güvenli bir koridor açılmasına yönelik girişimlerin sonuçsuz kalması nedeniyle temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları normal seviyesinin 5 katına kadar yükseldi. Ülkenin batı ve güneyindeki çatışma bölgelerinden kaçan sivillerin sayısı da artıyor.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM), son dönemdeki askeri tırmanış ve buna bağlı çatışmaların Taiz'de temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarında keskin artışa yol açtığını bildirdi. Örgüte göre, kentin çevresindeki bölgelere ulaşım yollarının kesilmesi nedeniyle temel ürünlerin maliyeti 3 ila 5 kat arttı. Bu durum, temel gıda maddelerini dahi çok sayıda ailenin karşılayamayacağı seviyelere taşıdı.

Örgüt, Yemen'in batısında çatışmaların şiddetlenmesi üzerine 300 binden fazla kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı. Yerinden edilmelerin büyük bölümünün son iki ayda gerçekleştiğini belirten IOM, ailelerin barınma yeri bulmakta ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta giderek daha fazla zorlandığını kaydetti. Bu süreçte insani yardım kuruluşlarının ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engelleyen kısıtlamalar da devam ediyor.

cdhyj
Husilerin dört haftadır Taiz kentini kuşatma altında tuttuğunu gösteren fotoğraf (Yerel medya)

Uluslararası Göç Örgütü Yemen Misyonu Başkanı Abdüssettar İssuf, yıllardır süren çatışmaların ardından Yemenli ailelerin yeniden evlerini terk etmek zorunda kaldığını belirtti. İssuf, bu ailelerin çoğu zaman üzerlerindeki kıyafetlerden başka hiçbir şeyleri olmadan göç ettiğini vurgulayarak barınma, gıda, temiz su ve sağlık hizmetlerine acil ihtiyaç duyduklarını ifade etti.

İssuf ayrıca, finansman yetersizliğinin binlerce ailenin hayati önem taşıyan yardımlardan mahrum kalmasına yol açabileceği uyarısında bulundu. Çatışmaların ve yerinden edilmelerin yayılmasıyla insani ihtiyaçların da giderek arttığına dikkat çekti.

Örgütün verilerine göre, ekim ayının başından bu yana Lahic vilayetinin El-Mudâribe ve El-Ara ilçelerinden 43 binden fazla kişi göç etti. Bu sayı, Yemen genelinde tek bir ilçede kaydedilen en yüksek yerinden edilme rakamı oldu.

Taiz vilayeti içinde de göç hareketliliği artarken çok sayıda aile, şu anda 56 binden fazla yerinden edilmiş kişiye ev sahipliği yapan Aden kentine yöneliyor.

Uluslararası Göç Örgütü, krizin sağlık alanındaki etkilerini hafifletmek amacıyla Marib, Lahic, Aden ve Taiz vilayetlerinde beş mobil sağlık ekibi görevlendiriyor. Bu ekiplerin ikisi Taiz'de faaliyet gösteriyor.

Ekipler; temel sağlık hizmetleri ve tıbbi danışmanlığın yanı sıra üreme sağlığı, akut yetersiz beslenmenin tedavisi, aşılama, sağlık kuruluşlarına sevk, ruh sağlığı, koruma ve acil bakım hizmetleri sunuyor.

Beş mobil ekip, geçen hafta sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu veya insani krizlerden etkilenen bölgelerde yaklaşık bin tıbbi danışmanlık hizmeti verdi.

Acil ihtiyaçlar için 45 milyon dolar gerekiyor

İnsani ihtiyaçların genişlemesi karşısında Uluslararası Göç Örgütü, müdahale kapasitesinin artırılması için aldığı katkılara rağmen ek finansmana ihtiyaç duyulduğunu bildirdi. Örgüt, önümüzdeki altı ay boyunca yürütülecek çalışmalar için yaklaşık 45 milyon dolara ihtiyaç olduğunu açıkladı.

Talep edilen finansmanın; hayat kurtarıcı yardımların yanı sıra barınma, acil nakit desteği, gıda dışı temel ihtiyaç malzemeleri, koruma hizmetleri, sağlık hizmetleri, temiz su ve sanitasyon çalışmalarını karşılaması öngörülüyor. Kaynakların ayrıca yerinden edilmiş kişilerin barındığı alanların koordinasyonu ve nüfus hareketlerinin takibi için de kullanılması planlanıyor.

cdg
Husilerin yerleşim alanlarını hedef alması nedeniyle devam eden göç dalgası (Yerel medya)

Söz konusu çalışmalar, yerinden edilmiş aileleri ve onlara ev sahipliği yapan toplulukları hedefleyen Yemen Krizine Müdahale Planı kapsamında yürütülüyor. Bu çerçevede, Afrika Boynuzu'ndan Yemen üzerinden gelen göçmenlere yardım etmeyi amaçlayan Afrika Boynuzu ve Yemen Bölgesel Göçmen Müdahale Planı da uygulanıyor.

Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmayı ve kırsal bölgelerdeki yerleşim alanlarıyla Lahic'in batısındaki bölgeleri hedef almayı sürdürmesine rağmen Uluslararası Göç Örgütü, çatışmanın tüm taraflarına sivilleri ve insani yardım çalışanlarını koruma çağrısında bulunmakla yetindi.

Örgüt, özellikle Taiz vilayetinde ulaşılması güç bölgelere yardımların güvenli ve engelsiz biçimde ulaştırılmasının sağlanmasını istedi.

Köyler hedef alınıyor

Öte yandan Yemen hükümetine yakın kaynaklar, Lahic vilayetinin batısında Husilerin kontrolündeki bölgelerden ve Taiz ile cephe hattının kesiştiği alanlardan kaçışların sürdüğünü belirtti.

Kaynaklar, özellikle El-Mukâtıra ve El-Mudâribe ilçelerinde yerleşim yerlerinin roket mermileri ve insansız hava araçlarıyla hedef alınması nedeniyle sivillerin bölgeden ayrıldığını aktardı.

Husilerin, Taiz vilayetinin kırsal kesimlerine ulaşan yolları kapatmasının ardından El-Mukâtıra ilçesinin çevresindeki yerleşim alanlarına yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı belirtildi. Örgütün, Lahic vilayetindeki El-Mudâribe ilçesinin köylerine yönelik roket ve insansız hava aracı saldırılarını da sürdürdüğü kaydedildi.

bfd bf
Husilerin Taiz vilayetini ele geçirmek için on binlerce silahlıyı sevk etmesi (AP)

El-Mudâribe'nin çevresinde hükümet güçleriyle Husiler arasında bir aydan uzun süredir çatışmalar yaşanıyor.

Bu gelişmeler, kırsal bölgelerde yaşayan siviller üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. Yolların kapatılması ve köylere yönelik saldırılar, yaşam maliyetlerinin yükselmesi, gıda ve suya erişimin azalması ve sağlık hizmetlerindeki yetersizliklerle aynı döneme denk geliyor. İnsani yardım kuruluşları ise ihtiyaç sahiplerine ulaşmakta giderek daha fazla güçlük çekiyor.