Er-Rumeyyan: Geleceğe Yatırım Girişimi 7 yılda 125 milyar dolarlık anlaşmaya tanık oldu

Kral Selman bin Abdulaziz’in himayesi altında Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı’nın sekizincisi düzenleniyor

Geleceğe Yatırım Girişimi Vakfı Başkanı Yasir er-Rumeyyan açılış oturumunda konuştu. (Şarku’l Avsat)
Geleceğe Yatırım Girişimi Vakfı Başkanı Yasir er-Rumeyyan açılış oturumunda konuştu. (Şarku’l Avsat)
TT

Er-Rumeyyan: Geleceğe Yatırım Girişimi 7 yılda 125 milyar dolarlık anlaşmaya tanık oldu

Geleceğe Yatırım Girişimi Vakfı Başkanı Yasir er-Rumeyyan açılış oturumunda konuştu. (Şarku’l Avsat)
Geleceğe Yatırım Girişimi Vakfı Başkanı Yasir er-Rumeyyan açılış oturumunda konuştu. (Şarku’l Avsat)

Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı’nın sekizincisi, İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz'in himayesinde bugün Riyad'da başladı. Dünya liderlerinin, CEO'ların ve karar alıcıların bir araya geldiği konferansta, sınırların olmadığı ve bağlantılı bir dünyada gezegenin en büyük sorunlarını ele almaya yönelik stratejiler üzerine konuşuluyor.

Geleceğe Yatırım Girişimi Vakfı Başkanı Yasir er-Rumeyyan, “Geleceğe Yatırım Girişimi, 2017'deki lansmanından bu yana 125 milyar dolardan fazla değere sahip anlaşmanın imzalanmasına vesile olarak, yatırım dünyasında dönüştürücü bir güç haline geldi” dedi.

Er-Rumeyyan, bu yıl sekizincisi düzenlenen konferansın 7 binden fazla katılımcıyı ve 600 uluslararası konuşmacıyı bir araya getirerek en önemli küresel zorluklara ve yatırım fırsatlarına ışık tutacağını belirtti.

Er-Rumeyyan, “Bugün, yenilikçi çözümler gerektiren birbirine bağlı küresel zorluklarla karşı karşıyayız. Bu yılki konferansta, yükselen hayat pahalılığı ve sağlık alanındaki eşitsizlikler gibi sınırların ötesine yayılan acil sorunlar vurgulanıyor. Bununla birlikte, bu zorluklar ilerleme için çeşitli yollar açıyor. Bu yılki konferansın teması da (Sonsuz ufuk: Yarını şekillendirmek için bugüne yatırım yapmak) bununla ilgili” ifadelerini kullandı.

Er-Rumeyyan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün olasılıklarla dolu yeni bir çağın eşiğinde bulunuyoruz. Bu çağ sadece ekonomilerimize değil, tüm insanlığın geleceğine yatırım yapmamızı gerektiriyor. Bu da amaçlı yatırımın, küresel zorlukları ele alan, yeniliği teşvik eden, olumlu ve kalıcı bir etki yaratan sürdürülebilir, uzun vadeli yatırımların özüdür.”

Gelişmekte olan piyasa ekonomilerinin 2030 yılında gelişmiş piyasaları geride bırakacağı öngörüsünde bulunan er-Rumeyyan, küresel ekonomiyi yönlendirecek alanlarda stratejik yatırımlara duyulan ihtiyacı vurguladı.

Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı’nda konuşan er-Rumeyyan'ı gösteren bir ekran (Şarku’l Avsat)Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı’nda konuşan er-Rumeyyan'ı gösteren bir ekran (Şarku’l Avsat)

Finansal getirilerin önemi ne kadar yüksek olsa da toplum ve çevre üzerinde olumlu etkisi olan yatırımların en sürdürülebilir yatırımlar olduğunu belirten er-Rumeyyan, gelişmekte olan piyasaların bunun en iyi örneği olduğunu söyledi. “Uzun vadeli yatırımlar, kazançlı getiriler sağlama ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etme kabiliyetlerini kanıtlamıştır” diyen er-Rumeyyan, dünyanın halen kullanılmamış potansiyel bakımından zengin olduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan'ın, eşsiz kaynakları ve stratejik konumu sayesinde amaca yönelik yatırımların yönlendirilmesinde çok önemli bir role sahip olduğuna dikkat çeken er-Rumeyyan, bu faktörün hayati önem taşıyan alanlara yatırım yapılmasını mümkün kıldığını kaydetti.

Enerji sektörünün amaca yönelik yatırım gerektiren en önemli sektörlerden biri olduğunu belirten er-Rumeyyan, enerji sektörünün düşük karbon ekonomisine geçişi, uzun vadeli yatırımları ve kamu ile özel sektör arasında yakın iş birliğini gerektirdiğini belirtti. Er-Rumeyyan'a göre Suudi Arabistan, mevcut enerji ihtiyaçları ile gelecek nesiller için sürdürülebilir gelecek inşa etmek arasında bir denge kurmaya çalışıyor. Örneğin, büyük enerji şirketleri 2017'den bu yana düşük karbon teknolojilerine 65 milyar dolardan fazla yatırım yaptı.

Er-Rumeyyan, “Enerjinin ekonominin motoru rolünün ötesine geçerek gelecek nesiller için ilerleme ve refahın itici gücü haline gelmesini arzu ediyoruz” ifadesini kullandı.

Er-Rumeyyan, Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı’nın sekizincisinin, zorlukları fırsatlara dönüştürmek, küresel ekonomi ve tüm insanlık adına parlak bir gelecek inşa etmek için bulunmaz fırsat olduğunu belirtti. Amaca yönelik yatırım ve uluslararası iş birliği yoluyla sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılabileceğini dile getiren er-Rumeyyan, böylece gelecek nesiller için daha iyi bir dünya inşa edilebileceğini söyledi.

Diğer yandan Geleceğe Yatırım Girişimi CEO'su Richard Attias konuşmasında, “Bir dönüm noktasındayız ve seçimlerimiz çağı belirleyecek. Ortak çabalarımız daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir dünya yaratacak” ifadelerini kullandı.

Geleceğe Yatırım Girişimi CEO'su Richard Attias, Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı’nın açılış oturumunda konuştu. (Şarku’l Avsat)Geleceğe Yatırım Girişimi CEO'su Richard Attias, Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı’nın açılış oturumunda konuştu. (Şarku’l Avsat)

Attias, “Gelecek, ufkun ötesini hayal etmeye cesaret edenlere ait olacaktır. Hepinizi, dünyayı olduğu gibi değil, olması gerektiği gibi gören değişim liderleri olmaya çağırıyorum. Gelecek vizyonunun özü budur: Sınırlara meydan okumak ve bilinmeyene doğru sıçramak” şeklinde konuştu.

Attias ayrıca, Geleceğe Yatırım Girişimi Vakfı CEO'luğundan ayrıldığını açıkladı.

Üç gün sürecek Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı, ‘Sonsuz ufuk: Yarını şekillendirmek için bugüne yatırım yapmak’ temasıyla düzenleniyor.

Attias, “Sonsuz Ufuk sadece bir slogan değil, kolektif vizyonumuzu genişletmek ve geleceğin sınırsızlığını kucaklamak için bir çağrıdır. Bu tema, yatırımın sınır tanımadığı bir geleceğe götüren konuşmalara öncülük etme ve herkes için daha iyi bir yarın konusunda çalışma taahhüdümüzü somutlaştırıyor” ifadelerini kullandı.

Konferans salonlarından biri (Şarku’l Avsat)Konferans salonlarından biri (Şarku’l Avsat)

Bu yıl sekizincisi düzenlenen konferansta küresel zorluklarla yüzleşmek ve bunları ele almak için yeni stratejiler, Afrika'nın küresel ekonomideki rolü, kadınların liderlik pozisyonlarındaki rolü, iç yapılar ve yatırımların pratik yönleri üzerinde duruluyor.

Konferans katılımcıları (Şarku’l Avsat)Konferans katılımcıları (Şarku’l Avsat)

Bu yıl sekizincisi düzenlenen konferansa 6 binden fazla konuğun katılması ve 500 konuşmacının içinde bulunduğumuz döneme ilişkin çeşitli konularda 200'den fazla oturum gerçekleştirmesi bekleniyor. Bu oturumlarda yapay zekâ, inovasyon, sağlık ve jeopolitik gibi konuların yanı sıra ekonomik istikrar, adil kalkınma ve iklim değişikliği ile mücadele konularının ele alınacak.

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu

Aynı zamanda Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu yöneticisi olan er-Rumeyyan, ‘Jeopolitik Ekonomi’ başlıklı ilk oturumda yaptığı konuşmada, Suudi ekonomisinin dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olduğunu ve fonun öncelikli odağının yerel olmaya devam ettiğini söyledi.

Konferans salonlarından biri (Şarku’l Avsat) Konferans salonlarından biri (Şarku’l Avsat)

Er-Rumeyyan, “Küresel yatırımlar eskiden tüm yatırımların yüzde 2'sini oluşturuyordu. Daha sonra bu oran yüzde 30'a çıktı. Biz Suudi Arabistan’a yatırım yapmaya odaklanarak bu oranı yüzde 18-20'ye düşürmeyi hedefliyoruz. Şu anda yönetimimiz altında 930 milyar dolarlık varlık var ve yabancı varlıkların payı yüzde 30” dedi.

Fonun ‘büyük şirketlerle birçok cesur yatırım ortaklığı kurduğunu ve yatırımlarının kullanımında bir paradigma değişikliği olduğunu’ vurgulayan er-Rumeyyan sözlerini şöyle sürdürdü:

“2015'ten bu yana 92 yeni şirket kurduğumuz yerel ekonomiye odaklandık ve o zamandan bu yana önemli başarılar elde ettik. Suudi Arabistan sadece bölgesel değil, küresel bir yapay zekâ merkezi olmak için iyi bir konuma sahip. Sadece fosil değil, yenilenebilir enerji de dahil olmak üzere düşük enerji maliyetinden büyük fayda var.”

Er-Rumeyyan, büyük enerji oyuncularının 2017'den beri düşük karbon teknolojilerine 65 milyar dolardan fazla yatırım yaptığını ve bunun sadece bir başlangıç olduğunu söyledi.

BlackRock

BlackRock Yönetim Kurulu Başkanı Larry Fink, yükselen faiz oranlarının toplumun birçok yaşlı kesimini desteklemeye yardımcı olduğunu, dünya genelinde yaşlı tasarruf sahiplerinin yükselen faiz oranlarından güçlü bir şekilde faydalandığını söyledi.

“Faiz oranlarının pek çok kişinin umduğu seviyelere düştüğünü görmeyeceğiz” diyen Fink, ‘daha fazla sermayenin altyapı ve teknolojiye yönlendirilmesi gerektiğini’ vurguladı.

Fink, “Doğru fırsatları bekleyen 9 trilyon dolarlık özel sermaye parası var” dedi.



Wall Street'in yapay zeka iştahı kesildi mi?

3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)
3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)
TT

Wall Street'in yapay zeka iştahı kesildi mi?

3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)
3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)

ABD'de ara seçimlerin ardından yapay zeka sektörünün geleceğine ilişkin endişeler, teknoloji hisselerinde sert düşüşlere yol açtı.

Demokratların hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da çoğunluğu sağlaması hisselerdeki düşüşü tetikleyen gelişmelerden biri oldu.

Partinin önde gelen isimleri, yapay zeka sektörünün büyümesini sağlayan veri merkezlerinin denetimsiz biçimde yaygınlaşmasına karşı çıkıyor. Bu tesislerin yüksek miktarda su ve elektrik tüketmesinin hane halkı faturalarını artıracağına ve yerel toplulukları olumsuz etkileyeceğine dikkat çekiyorlar.

Mayısta yayımlanan Gallup anketine göre Amerikalıların yüzde 71'i yaşadıkları bölgede veri merkezi kurulmasına karşı çıkıyor.

Elon Musk'ın SpaceX ve Tesla firmalarının ana merkezinin yer aldığı Teksas'ta Senato seçimini kazanan Demokrat James Talarico, yapay zeka alanındaki ABD liderliğinin korunması gerektiğini ancak teknolojinin çalışma hayatı ve çocukların eğitimi üzerindeki etkilerinin de ele alınmasının elzem olduğunu belirtti.

Teksas'ta Cumhuriyetçi rakibini yenerek eyaletin valisi seçilen Demokrat Gina Hinojosa da seçim kampanyasında yeni veri merkezlerinin inşasına yönelik denetimler uygulanacağı sözü verdi.

New York borsasında teknoloji şirketlerinin ağırlıkta olduğu Nasdaq Composite endeksi perşembe (5 Kasım) günü yüzde 5,5 gerileyerek Nisan 2025'ten bu yana en büyük günlük kaybını yaşadı. Nasdaq 100 endeksindeki düşüş ise yüzde 6,4'e ulaştı.

Satış dalgasında S&P 500 şirketlerinin toplam piyasa değerinden yaklaşık 3 trilyon dolar silindi. Asya piyasalarına da yayılan düşüşte Japonya'nın Nikkei 225 endeksi haftayı yüzde 9,3 kayıpla tamamladı. Bu, endeksin Mart 2020'den bu yana en kötü haftalık performansıydı.

ABD piyasaları cuma günü (6 Kasım) kayıplarının bir bölümünü telafi etse de Nasdaq Composite, S&P 500 ve Dow Jones haftayı ekside kapattı.

Diğer yandan teknoloji hisselerindeki düşüş yalnızca siyasi belirsizliklerden kaynaklanmıyor.

Yatırımcılar haftalardır veri merkezi işletmecilerinin artan borçlarından, teknoloji devlerinin azalan nakit rezervlerinden ve yapay zeka yatırımlarının beklenen getiriyi sağlayıp sağlayamayacağından endişe duyuyordu. Demokratların seçim zaferi, sektördeki büyümenin yavaşlayabileceğine ilişkin bu kaygıları daha da güçlendirdi.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, BBC


Çin yuan ikilemini çözmeye çalışıyor: PBOC hangi adımları atacak?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
TT

Çin yuan ikilemini çözmeye çalışıyor: PBOC hangi adımları atacak?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)

Çin yuanının dolar ve euro karşısında değer kazanması, ihracatçı şirketlerin kâr marjlarını daraltırken Pekin yönetimini de zor bir tercihle karşı karşıya bırakıyor.

Yuan bu yıl dolar karşısında yaklaşık yüzde 5, euro karşısında yüzde 9 değer kazandı. Avrupa liderleri ve Uluslararası Para Fonu (IMF), Çin para biriminin hâlâ gerekenden düşük değerde seyrettiğini ve ihracatçılara haksız rekabet avantajı sağladığını savunuyor.

Pekin yönetimiyse hızlı değer artışının ihracatçıların kârlarını eriterek istihdamı tehdit etmesinden endişeleniyor. Çin Merkez Bankası (PBOC), rekor düzeydeki dış ticaret fazlasının yuanın düşük değerinden değil, sanayideki teknolojik dönüşümden kaynaklandığını belirtiyor.

Reuters'ın görüştüğü analistler, PBOC'nin yuanın yükselişini yavaşlatmak için kademeli adımlar atmasını bekliyor.

PBOC salı günü finans kuruluşlarının tutması gereken döviz zorunlu karşılık oranını artıracağını duyurmuştu. Diğer seçenekler arasında bankalardan yuanı aşağı yönlendirmelerini istemek, günlük referans kurunu daha zayıf belirlemek ve yurtdışı yatırımlara yönelik kuralları gevşetmek yer alıyor.

Diğer yandan Pekin'in, Avrupa'nın 1985'teki Plaza Anlaşması benzeri bir kur düzenlemesine katılma çağrılarına mesafeli yaklaşması bekleniyor. ABD, Japonya, Batı Almanya ve Fransa yönetimleri arasında imzalanan anlaşma, doların diğer para birimleri karşısında sert biçimde değer kaybetmesini sağlamıştı.

Çinli yetkililer, bu anlaşmayı uzun süredir ABD'nin ekonomik baskısının bir örneği olarak görüyor ve Japonya'nın sonraki yıllarda yaşadığı ekonomik durgunlukla ilişkilendiriyor.

Yuan, ABD'nin yaptırım gücünü zayıflatıyor

The Diplomat'ın analizinde, Donald Trump'ın gümrük tarifeleri, müttefiklerine yönelik tehditleri ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) bağımsızlığını zayıflatma girişimlerinin doların geleceğine ilişkin soru işaretlerini artırdığı ifade ediliyor.

Çin ve BRICS ülkeleri uzun süredir doların küresel ticaretteki ağırlığını azaltmayı hedefliyor. Bu süreçte yuan, özellikle Çin'in komşuları ve Kuşak ve Yol Girişimi'ne katılan ülkeler açısından dolara alternatif olarak öne çıkıyor.

Çin'in 2015'te kurduğu Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi (CIPS), SWIFT'e alternatif olarak çalışıyor. CIPS'nin günlük ortalama işlem hacmi, Ocak 2022'de 339 milyar yuan seviyesindeyken Haziran 2026'da 828 milyar yuana yükseldi. Çin'in sınır ötesi ödemelerinde yuanın payı da Ocak 2014'te yüzde 21'den Temmuz 2026'da yüzde 49'a çıktı.

Ancak küresel finans piyasalarında doların ağırlığını kaybettiğine ilişkin belirgin bir işaret bulunmuyor.

Çin'in, Batı yaptırımlarını atlatmak isteyen Rusya ve İran'la yuan üzerinden ticaret yapmasının, küresel ekonomide doların yerini değiştirmekten çok ABD'nin yaptırım gücünü zayıflatmayı amaçladığı yorumu yapılıyor.

Independent Türkçe, The Diplomat, Reuters


Wall Street’te sert satış dalgası... Nasdaq 2,3 trilyon dolar değer kaybetti

New York’taki Nasdaq Borsası’nda işlem seansı sırasında Nasdaq endeksini gösteren ekran (Reuters)
New York’taki Nasdaq Borsası’nda işlem seansı sırasında Nasdaq endeksini gösteren ekran (Reuters)
TT

Wall Street’te sert satış dalgası... Nasdaq 2,3 trilyon dolar değer kaybetti

New York’taki Nasdaq Borsası’nda işlem seansı sırasında Nasdaq endeksini gösteren ekran (Reuters)
New York’taki Nasdaq Borsası’nda işlem seansı sırasında Nasdaq endeksini gösteren ekran (Reuters)

Wall Street, yapay zekâ odaklı teknoloji ve yarı iletken şirketlerinin öncülüğünde geniş çaplı bir satış dalgasının etkisiyle, son yılların en sert düşüş seanslarından birini yaşadı. Washington’daki siyasi değişimlerin veri merkezlerine yapılan devasa yatırımları frenleyebileceği ve aylardır piyasaları rekor seviyelere taşıyan hızlı büyümeye son verebileceği yönündeki endişeler artış gösterdi.

S&P 500 endeksi yüzde 4,4 oranında gerileyerek, Başkan Donald Trump’ın açıkladığı gümrük vergilerinin küresel piyasaları sarstığı Nisan 2025’ten bu yana en kötü günlük performansını kaydetti. Dow Jones endeksi 1833 puan (yüzde 3,4) düşerken, Nasdaq endeksi yüzde 5,5 ile daha büyük bir kayıp yaşadı.

Yapay zekâyla bağlantılı varlıklardan çıkış eğiliminin yayılmasıyla birlikte bu baskılar ABD piyasalarıyla sınırlı kalmayarak küresel piyasalara da sıçradı. Nasdaq 100 endeksi yüzde 6’dan fazla düşüşle Mart 2020’deki Kovid-19 pandemisi çalkantılarından bu yana en büyük düşüşünü kaydetti; piyasa değerinden yaklaşık 2,3 trilton dolar silindi ve endeks 6 Ekim’deki zirvesinden yüzde 15 uzaklaştı.

Fırtınanın merkezinde yapay zekâ

Çip şirketleri ve veri merkezi altyapı sağlayıcıları, yüksek borçlanma maliyetleri ve sektör hisselerindeki aşırı değerleme endişeleri eşliğinde, yapay zekâ altyapısına yönelik devasa harcamaların mevcut hızda sürdürülebilirliğine ilişkin soru işaretlerinin yeniden gündeme gelmesiyle en çok kaybettirenler arasında yer aldı.

Nvidia hisseleri yüzde 9,3 oranında gerileyerek Ocak 2025’ten bu yana en büyük düşüşünü kaydetti ve yıl başından bu yana elde ettiği kazançları sildi. Advanced Micro Devices hisseleri yüzde 17,3, CoreWeave yüzde 9,8 ve GE Vernova yüzde 7,5 oranında değer kaybetti. Philadelphia Yarı İletken Endeksi de yüzde 12 düşüşle Mart 2020’den bu yana en kötü seansını yaşadı ve haziran ayındaki zirvesinden bu yana yüzde 38’den fazla değer kaybederek ayı piyasasına girdi.

Teknoloji ve çip şirketlerinin ABD endekslerindeki yüksek ağırlığı dikkate alındığında, bu kayıplar ayrı bir önem kazanıyor. Bu şirketlerin hisse hareketleri artık piyasanın genel performansını doğrudan etkiliyor ve değerlemelerindeki herhangi bir düzeltme ana endeksleri daha alt seviyelere çekebilecek bir güç taşıyor.

Söz konusu satış dalgası, Demokratların Kongre ara seçimlerini kazanmasının ardından piyasalarda yaşanan güçlü kazançların sadece bir gün sonrasında geldi. Seçim sonuçları, yatırımcılar arasında Trump'ın nüfuzunu sınırlayacak politik bir dengenin oluşacağı, İran ile yaşanan savaşın ve bu savaşın enerji fiyatları ile enflasyon üzerindeki baskılarının kontrol altına alınmasının önünü açacağı beklentilerini güçlendirmişti.

Ancak ilk günkü iyimserlik, yatırımcıların odağının siyasi değişimin yapay zekâ sektörü üzerindeki olası etkilerine kaymasıyla hızla yerini düşüşe bıraktı. Demokratların zaferi, özellikle yerel toplulukların yüksek elektrik tüketimi ve bunun enerji faturalarına yansımasına yönelik artan itirazları doğrultusunda, veri merkezlerinin genişlemesine ilişkin denetimlerin sıkılaştırılacağı endişelerini artırdı.

Bu merkezlerin inşasındaki herhangi bir yavaşlama; gelişmiş çip, elektrik ve altyapı ekipmanlarına olan talebi azaltma riski taşıyor. Bu sektörler, ABD ekonomik büyümesinin ana itici güçlerinden biri haline gelen devasa yatırım harcamaları dalgasından doğrudan faydalanmıştı.

Purpose Investments Baş Yatırım Sorumlusu Greg Taylor, satış dalgasının 2000 ve 2001 yıllarındaki dot-com balonunun çöküşünü hatırlattığını belirterek, piyasanın tek bir temaya -yapay zekâya- odaklanmasının, yatırımcı beklentileri değiştiğinde piyasayı düşüşe karşı daha hassas hale getirdiğine dikkat çekti.

Portföyden çıkışların artması ve riskten korunma talebinin yükselmesi

Savunma sektörleri de düşüş dalgasından kaçamadı; kayıplar S&P 500 endeksinde yer alan 11 sektörün tamamına yayılırken, Dow Jones endeksini oluşturan 30 hissenin tamamı değer kaybetti. Açığa satış pozisyonu en yüksek olan şirketler ile kâr etmeyen teknoloji şirketlerinin hisseleri de geriledi. Bu durum, yatırımcıların sadece yapay zekaya olan risklerini azaltmakla kalmayıp, portföylerindeki risk seviyesini genel anlamda düşürmeye yöneldiklerine işaret etti.

Oynaklık endeksi VIX 28,18 puana yükselerek mart ayından bu yana en yüksek seviyesini gördü ve hisse senetlerindeki beklenen dalgalanmalara ilişkin endişelerin arttığını gösterdi. İnanılan yükseliş trendini sürdüren kazanan hisselere yatırım yapan stratejilerin satış dalgasından etkilenmesiyle, iShares MSCI USA Momentum Factor ETF’si yüzde 8,2 oranında gerileyerek 2020’den bu yana en kötü günlük performansını kaydetti.

Buna karşılık yatırımcılar daha güvenli bir liman arayışıyla ABD Hazine tahvillerine yöneldi. Geçen ay yüzde 5,3’ü aşan 10 yıllık tahvil getirisi, çarşamba günkü kapanıştaki yüzde 4,90 seviyesinden yüzde 4,84’e geriledi.

Enerji piyasalarında ise Brent petrol vadeli işlemleri, İran ile yaşanan savaşın gidişatı ve küresel enerji arzının normale dönme zamanına ilişkin belirsizliklerin sürmesiyle, bir önceki seansta yaşanan yaklaşık yüzde 9’luk keskin kayıpların bir kısmını toparlayarak yüzde 3,9 artışla varil başına 98,29 dolara yükseldi.

Düşüşün şiddetine rağmen bazı hisseler istisnai kazançlar elde etti. AppLovin hisseleri, analist beklentilerini aşan finansal sonuçların ardından yüzde 31 sıçrarken; Tapestry hisseleri, beklenenden güçlü kâr açıklaması ve yıllık öngörülerini yükseltmesi sonrasında yüzde 7,1 değer kazandı.

Seans genel olarak değerlendirildiğinde, yüksek değerleme ve sermaye harcamalarındaki yavaşlama endişelerinin, siyasi değişimler ve jeopolitik belirsizliklerle kesiştiği bir dönemde piyasaların; yapay zekânın sunduğu olağanüstü büyüme fırsatlarını fiyatlamaktan, bu büyümenin maliyetini ve risklerini yeniden değerlendirme aşamasına geçtiğini ortaya koyuyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde piyasaların yönünü belirlemeyi daha da zorlaştırıyor.