Er-Rumeyyan: Geleceğe Yatırım Girişimi 7 yılda 125 milyar dolarlık anlaşmaya tanık oldu

Kral Selman bin Abdulaziz’in himayesi altında Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı’nın sekizincisi düzenleniyor

Geleceğe Yatırım Girişimi Vakfı Başkanı Yasir er-Rumeyyan açılış oturumunda konuştu. (Şarku’l Avsat)
Geleceğe Yatırım Girişimi Vakfı Başkanı Yasir er-Rumeyyan açılış oturumunda konuştu. (Şarku’l Avsat)
TT

Er-Rumeyyan: Geleceğe Yatırım Girişimi 7 yılda 125 milyar dolarlık anlaşmaya tanık oldu

Geleceğe Yatırım Girişimi Vakfı Başkanı Yasir er-Rumeyyan açılış oturumunda konuştu. (Şarku’l Avsat)
Geleceğe Yatırım Girişimi Vakfı Başkanı Yasir er-Rumeyyan açılış oturumunda konuştu. (Şarku’l Avsat)

Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı’nın sekizincisi, İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz'in himayesinde bugün Riyad'da başladı. Dünya liderlerinin, CEO'ların ve karar alıcıların bir araya geldiği konferansta, sınırların olmadığı ve bağlantılı bir dünyada gezegenin en büyük sorunlarını ele almaya yönelik stratejiler üzerine konuşuluyor.

Geleceğe Yatırım Girişimi Vakfı Başkanı Yasir er-Rumeyyan, “Geleceğe Yatırım Girişimi, 2017'deki lansmanından bu yana 125 milyar dolardan fazla değere sahip anlaşmanın imzalanmasına vesile olarak, yatırım dünyasında dönüştürücü bir güç haline geldi” dedi.

Er-Rumeyyan, bu yıl sekizincisi düzenlenen konferansın 7 binden fazla katılımcıyı ve 600 uluslararası konuşmacıyı bir araya getirerek en önemli küresel zorluklara ve yatırım fırsatlarına ışık tutacağını belirtti.

Er-Rumeyyan, “Bugün, yenilikçi çözümler gerektiren birbirine bağlı küresel zorluklarla karşı karşıyayız. Bu yılki konferansta, yükselen hayat pahalılığı ve sağlık alanındaki eşitsizlikler gibi sınırların ötesine yayılan acil sorunlar vurgulanıyor. Bununla birlikte, bu zorluklar ilerleme için çeşitli yollar açıyor. Bu yılki konferansın teması da (Sonsuz ufuk: Yarını şekillendirmek için bugüne yatırım yapmak) bununla ilgili” ifadelerini kullandı.

Er-Rumeyyan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün olasılıklarla dolu yeni bir çağın eşiğinde bulunuyoruz. Bu çağ sadece ekonomilerimize değil, tüm insanlığın geleceğine yatırım yapmamızı gerektiriyor. Bu da amaçlı yatırımın, küresel zorlukları ele alan, yeniliği teşvik eden, olumlu ve kalıcı bir etki yaratan sürdürülebilir, uzun vadeli yatırımların özüdür.”

Gelişmekte olan piyasa ekonomilerinin 2030 yılında gelişmiş piyasaları geride bırakacağı öngörüsünde bulunan er-Rumeyyan, küresel ekonomiyi yönlendirecek alanlarda stratejik yatırımlara duyulan ihtiyacı vurguladı.

Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı’nda konuşan er-Rumeyyan'ı gösteren bir ekran (Şarku’l Avsat)Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı’nda konuşan er-Rumeyyan'ı gösteren bir ekran (Şarku’l Avsat)

Finansal getirilerin önemi ne kadar yüksek olsa da toplum ve çevre üzerinde olumlu etkisi olan yatırımların en sürdürülebilir yatırımlar olduğunu belirten er-Rumeyyan, gelişmekte olan piyasaların bunun en iyi örneği olduğunu söyledi. “Uzun vadeli yatırımlar, kazançlı getiriler sağlama ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etme kabiliyetlerini kanıtlamıştır” diyen er-Rumeyyan, dünyanın halen kullanılmamış potansiyel bakımından zengin olduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan'ın, eşsiz kaynakları ve stratejik konumu sayesinde amaca yönelik yatırımların yönlendirilmesinde çok önemli bir role sahip olduğuna dikkat çeken er-Rumeyyan, bu faktörün hayati önem taşıyan alanlara yatırım yapılmasını mümkün kıldığını kaydetti.

Enerji sektörünün amaca yönelik yatırım gerektiren en önemli sektörlerden biri olduğunu belirten er-Rumeyyan, enerji sektörünün düşük karbon ekonomisine geçişi, uzun vadeli yatırımları ve kamu ile özel sektör arasında yakın iş birliğini gerektirdiğini belirtti. Er-Rumeyyan'a göre Suudi Arabistan, mevcut enerji ihtiyaçları ile gelecek nesiller için sürdürülebilir gelecek inşa etmek arasında bir denge kurmaya çalışıyor. Örneğin, büyük enerji şirketleri 2017'den bu yana düşük karbon teknolojilerine 65 milyar dolardan fazla yatırım yaptı.

Er-Rumeyyan, “Enerjinin ekonominin motoru rolünün ötesine geçerek gelecek nesiller için ilerleme ve refahın itici gücü haline gelmesini arzu ediyoruz” ifadesini kullandı.

Er-Rumeyyan, Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı’nın sekizincisinin, zorlukları fırsatlara dönüştürmek, küresel ekonomi ve tüm insanlık adına parlak bir gelecek inşa etmek için bulunmaz fırsat olduğunu belirtti. Amaca yönelik yatırım ve uluslararası iş birliği yoluyla sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılabileceğini dile getiren er-Rumeyyan, böylece gelecek nesiller için daha iyi bir dünya inşa edilebileceğini söyledi.

Diğer yandan Geleceğe Yatırım Girişimi CEO'su Richard Attias konuşmasında, “Bir dönüm noktasındayız ve seçimlerimiz çağı belirleyecek. Ortak çabalarımız daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir dünya yaratacak” ifadelerini kullandı.

Geleceğe Yatırım Girişimi CEO'su Richard Attias, Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı’nın açılış oturumunda konuştu. (Şarku’l Avsat)Geleceğe Yatırım Girişimi CEO'su Richard Attias, Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı’nın açılış oturumunda konuştu. (Şarku’l Avsat)

Attias, “Gelecek, ufkun ötesini hayal etmeye cesaret edenlere ait olacaktır. Hepinizi, dünyayı olduğu gibi değil, olması gerektiği gibi gören değişim liderleri olmaya çağırıyorum. Gelecek vizyonunun özü budur: Sınırlara meydan okumak ve bilinmeyene doğru sıçramak” şeklinde konuştu.

Attias ayrıca, Geleceğe Yatırım Girişimi Vakfı CEO'luğundan ayrıldığını açıkladı.

Üç gün sürecek Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı, ‘Sonsuz ufuk: Yarını şekillendirmek için bugüne yatırım yapmak’ temasıyla düzenleniyor.

Attias, “Sonsuz Ufuk sadece bir slogan değil, kolektif vizyonumuzu genişletmek ve geleceğin sınırsızlığını kucaklamak için bir çağrıdır. Bu tema, yatırımın sınır tanımadığı bir geleceğe götüren konuşmalara öncülük etme ve herkes için daha iyi bir yarın konusunda çalışma taahhüdümüzü somutlaştırıyor” ifadelerini kullandı.

Konferans salonlarından biri (Şarku’l Avsat)Konferans salonlarından biri (Şarku’l Avsat)

Bu yıl sekizincisi düzenlenen konferansta küresel zorluklarla yüzleşmek ve bunları ele almak için yeni stratejiler, Afrika'nın küresel ekonomideki rolü, kadınların liderlik pozisyonlarındaki rolü, iç yapılar ve yatırımların pratik yönleri üzerinde duruluyor.

Konferans katılımcıları (Şarku’l Avsat)Konferans katılımcıları (Şarku’l Avsat)

Bu yıl sekizincisi düzenlenen konferansa 6 binden fazla konuğun katılması ve 500 konuşmacının içinde bulunduğumuz döneme ilişkin çeşitli konularda 200'den fazla oturum gerçekleştirmesi bekleniyor. Bu oturumlarda yapay zekâ, inovasyon, sağlık ve jeopolitik gibi konuların yanı sıra ekonomik istikrar, adil kalkınma ve iklim değişikliği ile mücadele konularının ele alınacak.

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu

Aynı zamanda Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu yöneticisi olan er-Rumeyyan, ‘Jeopolitik Ekonomi’ başlıklı ilk oturumda yaptığı konuşmada, Suudi ekonomisinin dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olduğunu ve fonun öncelikli odağının yerel olmaya devam ettiğini söyledi.

Konferans salonlarından biri (Şarku’l Avsat) Konferans salonlarından biri (Şarku’l Avsat)

Er-Rumeyyan, “Küresel yatırımlar eskiden tüm yatırımların yüzde 2'sini oluşturuyordu. Daha sonra bu oran yüzde 30'a çıktı. Biz Suudi Arabistan’a yatırım yapmaya odaklanarak bu oranı yüzde 18-20'ye düşürmeyi hedefliyoruz. Şu anda yönetimimiz altında 930 milyar dolarlık varlık var ve yabancı varlıkların payı yüzde 30” dedi.

Fonun ‘büyük şirketlerle birçok cesur yatırım ortaklığı kurduğunu ve yatırımlarının kullanımında bir paradigma değişikliği olduğunu’ vurgulayan er-Rumeyyan sözlerini şöyle sürdürdü:

“2015'ten bu yana 92 yeni şirket kurduğumuz yerel ekonomiye odaklandık ve o zamandan bu yana önemli başarılar elde ettik. Suudi Arabistan sadece bölgesel değil, küresel bir yapay zekâ merkezi olmak için iyi bir konuma sahip. Sadece fosil değil, yenilenebilir enerji de dahil olmak üzere düşük enerji maliyetinden büyük fayda var.”

Er-Rumeyyan, büyük enerji oyuncularının 2017'den beri düşük karbon teknolojilerine 65 milyar dolardan fazla yatırım yaptığını ve bunun sadece bir başlangıç olduğunu söyledi.

BlackRock

BlackRock Yönetim Kurulu Başkanı Larry Fink, yükselen faiz oranlarının toplumun birçok yaşlı kesimini desteklemeye yardımcı olduğunu, dünya genelinde yaşlı tasarruf sahiplerinin yükselen faiz oranlarından güçlü bir şekilde faydalandığını söyledi.

“Faiz oranlarının pek çok kişinin umduğu seviyelere düştüğünü görmeyeceğiz” diyen Fink, ‘daha fazla sermayenin altyapı ve teknolojiye yönlendirilmesi gerektiğini’ vurguladı.

Fink, “Doğru fırsatları bekleyen 9 trilyon dolarlık özel sermaye parası var” dedi.



Altın, sıkı para politikası beklentileriyle değer kaybetti

Vietnam'ın başkenti Hanoi'de elinde altın külçeleri tutan bir kadın (AFP)
Vietnam'ın başkenti Hanoi'de elinde altın külçeleri tutan bir kadın (AFP)
TT

Altın, sıkı para politikası beklentileriyle değer kaybetti

Vietnam'ın başkenti Hanoi'de elinde altın külçeleri tutan bir kadın (AFP)
Vietnam'ın başkenti Hanoi'de elinde altın külçeleri tutan bir kadın (AFP)

Altın fiyatları bugün yüzde 4’ten fazla geriledi. Söz konusu düşüşte, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bir sonraki başkanının daha sıkı bir para politikası izleyebileceğine yönelik artan beklentiler etkili oldu. Buna karşın, jeopolitik ve ekonomik belirsizliklerin sürmesi ve yatırımcıların güvenli limanlara yönelmesiyle altın, 1980’den bu yana en güçlü aylık kazancına doğru ilerliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre spot altın fiyatı, önceki saatlerde yüzde 5’i aşan kayıpların ardından, saat 05.20 itibarıyla yüzde 3 düşüşle ons başına 5.232,57 dolara geriledi. Bu düşüş, dün ons başına 5.594,82 dolarla kaydedilen rekor seviyenin ardından geldi.

Son gerilemeye rağmen altın fiyatları, ocak ayı başından bu yana yüzde 20’nin üzerinde artış gösterdi. ABD’de şubat vadeli altın kontratları da yüzde 1,8 düşüşle ons başına 5.225 dolara indi.

KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, Fed başkanlığı için daha az gevşek para politikasına yatkın bir ismin seçileceği yönündeki beklentilerin, doların toparlanmasının ve altının aşırı alım bölgesine girmesinin fiyatlar üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, Fed Başkanı Jerome Powell’ın yerine aday göstereceği ismi bugün açıklamayı planladığını belirtti. Piyasalarda, eski Fed Yönetim Kurulu üyesi Kevin Warsh’ın bu göreve getirilebileceğine dair beklentiler artmış durumda.

StoneX Kıdemli Analisti Matt Simpson da, Kevin Warsh’ın Fed başkanlığına atanabileceğine yönelik söylentilerin Asya işlemleri sırasında altın fiyatları üzerinde olumsuz etki yarattığını ifade etti.

Öte yandan ABD doları, çarşamba günü Fed’in faiz oranlarını sabit tutma kararının da kısmi desteğiyle, son birkaç yılın en düşük seviyelerinden toparlandı. Buna rağmen dolar, üst üste ikinci haftalık kaybını kaydetme yolunda ilerliyor.

Doların değer kazanması, ABD doları cinsinden fiyatlanan altının, ABD dışındaki alıcılar için maliyetini artırıyor. Piyasalar ise 2026 yılı içinde iki faiz indirimi beklentisini koruyor.

Dün açıklanan İsviçre gümrük verileri, dünyanın borsa dışı en büyük altın işlem merkezi konumundaki Birleşik Krallık’a İsviçre’den yapılan altın ihracatının, Ağustos 2019’dan bu yana en yüksek seviyeye çıktığını gösterdi.

Hong Kong’da işlem görmeye başlayan Hang Seng Gold ETF Endeksi de önceki seansta ilk işlem gününde yüzde 9’un üzerinde yükseldi.

Diğer değerli metallerde ise düşüşler görüldü. Gümüşün spot fiyatı, dün ons başına 121,64 dolarla rekor kırmasının ardından yüzde 7 gerileyerek 107,70 dolara indi. Buna karşın gümüş, ay başından bu yana yüzde 56 yükselerek tüm zamanların en iyi aylık performansına yöneldi.

Platin fiyatı spot işlemlerde yüzde 3,7 düşüşle ons başına 2.531,84 dolara geriledi. Platin, pazartesi günü ons başına 2.918,80 dolarla tarihi zirvesini görmüştü. Paladyum fiyatı ise yüzde 4 düşerek ons başına 1.925,50 dolara indi.


FED, Trump’ın baskılarına rağmen faiz oranlarını sabit tutarak bağımsızlığını korumaya çalışıyor

FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
TT

FED, Trump’ın baskılarına rağmen faiz oranlarını sabit tutarak bağımsızlığını korumaya çalışıyor

FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
FED Başkanı Jerome Powell (AFP)

Küresel piyasaların merakla izlediği bir dönemde, ABD Merkez Bankası Federal Rezerv (FED), faiz oranlarını 3,5–3,75% aralığında sabit tuttu. Bu karar, işgücü piyasasının durumu ve enflasyonun seyri hakkında daha net bir tablo elde etme amacı taşıyor.

FED’in faiz kararı, normal şartlarda sakin karşılanabilirdi; fakat Çarşamba günü toplantısı, Başkan Jerome Powell ve bankayı Washington’daki soruşturmaların gölgesinde bıraktı. Powell, soruşturmaların Beyaz Saray tarafından kendi faiz politikalarını etkilemek amacıyla bir araç olarak kullanıldığını ifade etti.

Tüm bu siyasi baskılara rağmen FED, mevcut para politikası yolundan sapmayacağını açıkladı ve “politikaların şu anda iyi bir noktada olduğu” mesajını verdi. Bu karar, piyasaların ekonomik ve hukuki gelişmeleri daha net görmesini bekleyeceği uzun bir bekleyiş sürecinin kapısını araladı.

Faiz oranlarının sabit tutulmasıyla birlikte, FED’in Açık Piyasa Komitesi ekonomik büyüme tahminini yükseltti ve işgücü piyasasına dair endişeleri enflasyona kıyasla azalttı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada, “Mevcut göstergeler ekonomik faaliyetlerin iyi bir hızda genişlediğini gösteriyor. İş yaratma kazanımları hâlâ sınırlı, işsizlik oranı bazı istikrar sinyalleri veriyor ve enflasyon hâlâ yüksek” denildi.

Bağımsızlık tartışması

Merkez bankasının bağımsızlığı, politika yapımında temel bir unsur olarak ön plana çıkarken, ABD Yüksek Mahkemesi’nde de gündemde. Mahkeme, Başkan Trump’ın geçen yaz FED yöneticisi Lisa Cook’u görevden alma girişiminin anayasal yetkileri aşıp aşmadığını değerlendiriyor. Powell, Beyaz Saray’ın çok yönlü baskılarına karşı dururken, Trump da Powell’ın görev süresinin sona ereceği Mayıs ayına kadar FED’in başkanlığı için aday listesini daralttı. Bu yüzden, sadece faiz kararı değil, aynı zamanda yaşanan siyasi ve hukuki gerilimler de toplantıyı FED tarihinin en kritik anlarından biri hâline getirdi.

Powell acele etmiyor

Powell, merkez bankasının yeni bir hareket için acele etmediğini vurguladı ve ekonomik verileri dikkatle değerlendirme yolunu tercih etti. Analistler, bu duruşun Powell’ın kurumun bağımsızlığını koruma çabası olarak yorumlandığını ve mevcut faiz oranlarının “nötr” aralıkta olduğunu belirtiyor.

Enflasyon ve işgücü piyasası çelişkisi

ABD’de politika yapıcılar karmaşık bir ekonomik tabloyla karşı karşıya. Temel enflasyon hâlâ yüzde 2,6–2,8 seviyelerinde ve FED’in yüzde 2 hedefine göre yüksek. Öte yandan son iş verileri, maaş artışlarının yavaşladığını ve işsizlik oranının yüzde 4,4 seviyesinde olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, FED’in hem işgücü piyasası hem de enflasyon açısından risklere karşı esnek bir tutum sergileyebileceğini belirtiyor. İşgücü piyasası ciddi şekilde zayıflarsa adım atılacak, enflasyon yüksek kalırsa faiz politikası aynı şekilde devam edecek.

İç çekişmeler ve siyasi zorluklar

Kararın oybirliğiyle alınmasına rağmen FED içinde farklı görüşler mevcut. Açık Piyasa Komitesi’nin yeni üyeleri enflasyonu kontrol altına almak için sıkı politikalar önermekte, diğer üyeler ise işgücü piyasasını korumak için daha hızlı hareket edilmesi gerektiğini savunuyor. Buna ek olarak, mahkeme ve soruşturmalar, Powell’ın tüm odağını para politikası ve kurumsal tarafsızlık üzerinde tutmasına neden oluyor.

Gelecek beklentileri

Piyasa analistleri, FED’in Powell’ın görev süresi sona erene kadar Mayıs ayına kadar, yeni bir adım atmadan bekleyebileceğini öngörüyor. Merkez bankası, önümüzdeki dönemde esnek bir yaklaşım benimseyecek ve gümrük vergileri ile yeni ticaret uygulamalarının fiyatlar üzerindeki etkilerini dikkatle izleyecek.


Euro 1,20 doları aştı... ‘Ortak para birimi’, doların hegemonyasını alt üst edecek mi?

Euro banknotları (Reuters)
Euro banknotları (Reuters)
TT

Euro 1,20 doları aştı... ‘Ortak para birimi’, doların hegemonyasını alt üst edecek mi?

Euro banknotları (Reuters)
Euro banknotları (Reuters)

ABD’deki siyasi baskılar ve değişken kararlar dolayısıyla dolarda moral kaybı yaşanırken, euro son yılların en yüksek seviyelerine çıkarak dikkatleri üzerine çekti. Artık Avrupa para biriminin yükselişi, döviz piyasasında yalnızca teknik bir hareket olarak görülmüyor; küresel yatırım güvenindeki değişimi ve ekonomilerin ABD politikalarına bağımlılığı azaltma yönündeki artan isteğini yansıtıyor. Yatırımcılar euronun 1,20 dolar seviyesini aşmasını kutlarken, euronun rezerv para olarak dolar karşısında rekabet edecek kapasiteye sahip olup olmadığı yönünde önemli sorular gündeme geliyor.

Psikolojik eşiği aşmak

Euro, dolar karşısında yeni bir seviyeye ulaşarak ortak para biriminin değer kazanımını yeniden ön plana çıkardı. Ancak euronun 2021’den bu yana en yüksek seviyelerine yükselmesinin ve 1,20 dolar eşiğini hafifçe aşmasının nedenleri merak konusu.

frgty
Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası (ECB) binası (Reuters)

Yatırımcılar büyük rakamlara odaklanmayı tercih ediyor. 1,20 dolar seviyesi, euro için geçen yılki en son başarının göstergesi olarak öne çıkıyor; geçen yıl yaklaşık yüzde 13 değer kazanan euro, ABD doları karşısında 2017’den bu yana en iyi performansını sergiledi. Ayrıca Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkan Yardımcısı Luis de Guindos’un, geçen yılki düşüşün eşik noktası olarak nitelendirdiği bu seviyeye dikkat çekmesi, euroya olan ilgiyi daha da artırdı.

Zorluklarla dolu bir yol

Euro’nun 1,20 dolar seviyesine ulaşması kolay olmadı; eylül ayında bu seviyeye yaklaşmış, ancak doların toparlanmasıyla geri çekilmişti. Yine de geçen yıl yalnızca yaklaşık 1 dolara kadar gerileyen euro, Almanya öncülüğündeki Avrupa mali teşvikleriyle desteklenerek güç kazandı.

Tarihsel açıdan bakıldığında, 1,20 dolar seviyesi, euronun 1999’da piyasaya çıkmasından bu yana ortalama döviz kurunun biraz üzerinde yer alıyor. Ancak bu seviye, 2008’de ulaşılan 1,60 dolarlık zirvenin oldukça altında bulunuyor.

Neden bu kadar güçlü?

Eurodaki yükselişin başlıca nedenleri belli: Başkan Donald Trump’ın müttefiklerle ticaret ve Grönland konusundaki çatışmaları ile Fed’e yönelik tekrarlayan eleştirileri, doların değer kaybetmesine yol açtı. Euronun son kazançları, doların genel olarak düşmesine neden olan ABD-Japonya ortak müdahalesi spekülasyonlarıyla da desteklendi; Trump’ın doları ‘mükemmel’ olarak nitelendirmesine rağmen bu eğilim devam etti. Ayrıca euro bölgesinin güvenliğini artırma çabaları ve ekonomiyi dolara bağımlılıktan uzaklaştırma isteği de yükselişi güçlendirdi.

frgty6u7
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, 18 Aralık 2025 tarihinde Frankfurt'ta düzenlenen ECB Yönetim Kurulu toplantısının ardından basın mensuplarına açıklama yapmak üzere kürsüye çıkarken. (Reuters)

Peki şirketler bundan etkileniyor mu? Cevap: Kesinlikle. Güçlü euro, ihracatı daha pahalı hale getirerek önümüzdeki dönem kârlarını olumsuz etkileyebilir. STOXX 600 endeksinde yer alan şirketlerin yaklaşık yüzde 60’ı gelirlerini yurtdışından elde ediyor ve bunların yarısını ABD pazarından sağlıyor. Barclays’in tahminlerine göre, geçen yıl eurodaki artış, Avrupa’daki şirketlerde hisse başına kâr tahminlerinin düşürülmesini açıklıyor.

Merkez bankalarının endişeleri ve rezerv para birimi sorunu

ECB yetkilileri, euronun seviyesinden ziyade hareketlerin hızı ve büyüklüğüne odaklanıyor; özellikle geçen hafta euro yaklaşık yüzde 2 yükselerek, Trump’ın ‘özgürlük günü’ vergilerini uyguladığı dönemden bu yana en büyük haftalık kazancını kaydetti.

Eurodaki bu güçlü artış, piyasalarda artan iyimserliği yansıtsa da, euronun kısa vadede doları ikame etmesi beklenmiyor. Dolar, dünya rezerv para birimlerinin yaklaşık yüzde 60’ını oluştururken, euronun payı yaklaşık yüzde 20 civarında bulunuyor. ABD’nin küresel ticaret ve gelişmiş sermaye piyasalarındaki hâkimiyeti, bu dengelerin yakın gelecekte değişmesini olası kılmıyor.

ECB Başkanı Christine Lagarde, ABD’deki değişken ekonomik politikanın euroya daha geniş bir küresel rol sağlayabileceğini, ancak bunun Avrupa Birliği’nin (AB) uzun süredir duraklamış mali yapısını tamamlamasıyla mümkün olacağını belirtti.