6 maddede Silikon Vadisi'ni sarsan DeepSeek

Çin merkezli şirket, Batılı muadillerini geride bırakarak "şok dalgası" yarattı

DeepSeek'in çıkışı, ABD'li şirketlerde yüzlerce milyar dolarlık kayba yol açtı (Dado Ruvic/Reuters)
DeepSeek'in çıkışı, ABD'li şirketlerde yüzlerce milyar dolarlık kayba yol açtı (Dado Ruvic/Reuters)
TT

6 maddede Silikon Vadisi'ni sarsan DeepSeek

DeepSeek'in çıkışı, ABD'li şirketlerde yüzlerce milyar dolarlık kayba yol açtı (Dado Ruvic/Reuters)
DeepSeek'in çıkışı, ABD'li şirketlerde yüzlerce milyar dolarlık kayba yol açtı (Dado Ruvic/Reuters)

Dünyanın en değerli şirketini tarihi bir kayba uğrattı, hisseleri alt üst etti ve bazılarına göre yapay zekada yeni bir çağ başlattı. 

Henüz iki yaşını bile doldurmayan Çin merkezli bir şirket, Silikon Vadisi'ne şok dalgaları göndererek teknolojiyle yakından uzaktan ilgisi olan kimsenin son birkaç gündür başka bir şey konuşmasına izin vermiyor.

DeepSeek'in birkaç hafta arayla piyasaya sürdüğü iki ayrı modeli, hem performansı hem inanılmayacak kadar ucuza mal edilip satılmasıyla dünya çapında endişe, korku, merak ve heyecan yaratıyor.

ABD'yle Çin arasındaki teknoloji savaşında yeni bir sayfa açan gelişmeler, Batı'nın üstünlüğü elinde tutmak için kısıtlamalar dışında yöntemler bulması gerektiği düşüncesini beraberinde getiriyor.

Logos'ta bu hafta DeepSeek'in yarattığı sarsıntıyı, yapay zekanın geleceği için ne anlama geldiğini, yeni modellerle ilgili iddiaları ve güvenliklerine dair endişeleri tüm yönleriyle masaya yatırıyoruz.

1) DeepSeek: OpenAI'ın en büyük rakibi 

Çin'in Hangzhou kentinde 2023'te kurulan DeepSeek, ilk yapay zeka geniş dil modelini aynı yıl piyasaya sürdü. 

Ancak sırayla Aralık 2024 ve geçen hafta kullanıma sunduğu V3 ve R1 modellerinin, OpenAI gibi devlerin araçlarını geride bıraktığı iddialarına kadar pek dikkat çekmedi.

V3 modeliyle desteklenen yapay zeka aracı, dün (27 Ocak Pazartesi) itibarıyla ABD'de en çok indirilen iPhone uygulamasıydı. 

ABD merkezli şirketlerle yarışan modelleri daha ucuza geliştirip sattığını öne süren DeepSeek, Nvidia'dan Microsoft'a kadar teknoloji devlerinin yüzlerce milyar dolar değer kaybetmesine neden oldu. 

Bağımsız testlerde V3, OpenAI'ın GPT-4o ve Anthropic'in Claude Sonnet 3.5 gibi araçlarının performansını yakaladı ve Meta'nın Llama 3.1'i ve Alibaba'nın Qwen2.5'ini de geride bıraktı. 

DeepSeek, V3 modelini sadece iki ay içinde 6 milyon dolardan daha düşük fiyata eğitildiğini iddia ediyor. Ayrıca bunu Nvidia'nın daha az gelişmiş H800 çiplerinden sadece 2 bin adet kullanarak yaptığını savunuyor. 

Buna karşın OpenAI'ın GPT-4'ü geliştirmek için 80-100 milyon dolar civarında para harcadığı tahmin ediliyor. Diğer yandan uzmanlar, V3'ü geliştirmek için harcanan miktarın 6 milyonun daha üstünde olduğunu ve bu paranın sadece bilgi işlem gücü için harcandığını ifade ediyor.

DeepSeek'e göre 20 Ocak Pazartesi günü piyasaya sürülen R1 ise pek çok testte OpenAI'ın o1'inden daha iyi performans sergiledi.

Bu iki araç, V3 veya ChatGPT gibi modellerden farklı olarak "düşünebilen" veya "mantık  yürüten" yapay zeka modelleri olarak adlandırılıyor. 

Kendi doğruluklarını kontrol eden bu modellerin, cevap verme süresi uzasa da hata yapma ihtimali epey düşüyor. Bu açıdan özellikle bilimsel çalışmalarda öne çıkıyorlar.

R1'in geliştirilmesine ne kadar para veya çip harcandığı net bir şekilde bilinmiyor. Ancak modelin açık kaynak olarak yayımlanması, kodunun incelenip değiştirilmesine imkan tanıyor.

DeepSeek modelin nasıl eğitildiği gizli tutmasına karşın açık kaynak özelliğiyle de her şeyi kapalı kapılar ardında saklayan OpenAI'a rakip olduğu söylenebilir. 

Çinli şirket ayrıca iki modelini de ABD'li rakibinden çok daha ucuza kullanıma sunuyor. 

Bütün bunlar göz önüne alınınca yapay zeka sektörüne gerçekten bu kadar para harcanmasına gerek olup olmadığı sorusu teknoloji gündeminin merkezine oturdu. 

2) Nvidia'dan tarihi kayıp

Son yıllarda yapay zeka çalışmalarındaki patlamayla çip satışlarında fırlama yaşayan Nvidia, dünyanın en değerli şirketi haline bile gelmişti.

Ancak kendisini tahtından indiren de yine yapay zeka oldu.

DeepSeek'in yarattığı dalganın etkisiyle Nvidia'nın hisseleri pazartesi günü yüzde 17 değer kaybetti.

Forbes'a göre piyasa değerinde 589 milyar dolar kaybeden şirket, ABD tarihindeki herhangi bir şirketin bir günde yaşadığı en büyük değer kaybına imza attı. 3 Eylül 2024'te 279 milyar dolar değer kaybeden Nvidia, önceki rekorun da sahibiydi.

Son gelişmeyle birlikte çip üreticisi en değerli şirket ünvanını da tekrar Apple'a teslim etti.

Yatırımcıların, daha az çiple gelişmiş yapay zeka modelleri üretilebileceği endişesinden kaynaklanan krizden en çok Nvidia etkilenmesine karşın diğer şirketler de durumdan nasibini aldı.

Google'ın çatı şirketi Alphabet 100 milyar dolara yakın değer kaybı yaşarken, Microsoft da 7 milyar civarında kayba uğradı.

Nvidia'nın rakibi Advanced Micro Devices'ın hisseleriyse yüzde 6'dan fazla düşüş yaşadı.

Diğer yandan Nvidia, DeepSeek'le ilgili gelişmelerin, kendi çiplerinin ne kadar işe yaradığını gösterdiğini düşünüyor.

Kaliforniya merkezli şirket dün yaptığı açıklamada R1 modelinin "mükemmel bir yapay zeka gelişmesi" olduğunu ifade ederek şöyle ekledi:

DeepSeek'in çalışması, bu tekniği kullanarak ve yaygın olarak kullanılabilen modellerden ve ihracat kontrolüne tamamen uygun hesaplamalardan yararlanarak yeni modellerin nasıl yaratılabileceğini gösteriyor.

3) ABD ve Çin'in soğuk savaşı: "Yapay zekanın Sputnik anı"

Pek çok uzmana göre DeepSeek, ABD'nin çip kısıtlamalarının Çin teknolojilerine ket vurmak yerine daha fazla gelişmesine neden olduğunun kanıtı. 

Yapay zeka ve savunma teknolojileri yarışında öne geçmek isteyen ABD, ilk olarak Ekim 2022'de gelişmiş çip ve işlemcilerin Çin'e satışına kısıtlamalar getirmişti.

Görevden yeni ayrılan Joe Biden yönetimi, bu kısıtlamaların kapsamını genişletmeyi amaçlayan yeni düzenlemeler önererek kararı Donald Trump iktidarına bıraktı.

Henüz net bir açıklama yapılmadı ancak Trump, "mevcut ihracat kontrollerindeki boşlukları tespit edip ortadan kaldırmaya" yönelik bir karar imzalayarak Biden'ın önerisini kabul edeceği sinyali verdi.

Ancak DeepSeek'in son atılımları bu kısıtlamaların pek işe yaramadığını düşündürüyor. Şirket her ne kadar Nvidia ürünlerini kullansa da en azından V3, daha az gelişmiş çiplerle geliştirildi.

Daha önce Çin'in en büyük serbest yatırım fonlarından High-Flyer'ın kurucu ortaklarından biri olan DeepSeek CEO'su Liang Wenfeng'in kısıtlamalardan önce, 10 bin adet Nvidia A100 grafik işlemci çipi aldığı söyleniyor. 

V3'ün arkasındaki H800'ün Çin'e satışıysa 2023'te yasaklanmıştı.

Liang, 2024'te yaptığı bir açıklamada "Yaşadığımız sorun hiçbir zaman finansman olmadı; gelişmiş çiplerin ihracat kontrolü oldu" demişti.

Fakat uzmanlar, ABD kısıtlamalarının Çinli bilim insanlarını daha yenilikçi yöntemler arayışına ittiğini ve DeepSeek'in de bunun göstergesi olduğunu düşünüyor.

ABD'deki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nden Gregory Allen ise "Teknoloji yeniliği gerçek ancak piyasaya sürülme zamanlaması doğası gereği politik" diyor:

İhracat kontrollerinin boşuna olduğunu ya da ters etki yarattığını göstermeye çalışmak şu anda Çin dış politikasının gerçekten önemli bir hedefi.

DeepSeek'in yarattığı etkiyle ilgili en ilgi çekici yorumlardan biriyse teknoloji yatırımcısı Marc Andreessen'den geldi. Andreessen, Sovyetler Birliği'yle ABD arasındaki Soğuk Savaş dönemindeki uzay keşfi yarışını başlatan olaya atıf yaparak "Deepseek R1, yapay zekanın Sputnik anı" dedi.

Trump'a teknoloji politikaları danışmanlığı yapan yatırımcı, ABD'nin yapay zeka endüstrisini aşırı düzenlemesinin kendi şirketlerini engelleyeceğine ve Çin'in öne geçmesini sağlayacağına dair uyarıyor.

ABD Başkanı Trump ise DeepSeek'in ABD şirketleri için bir "uyandırma çağrısı" olduğunu söylüyor. 20 Ocak'ta başkanlık koltuğuna oturan Trump, dün yaptığı açıklamada "Çin ve Çin'deki bazı şirketler hakkında bir şeyler okuyorum, özellikle bir tanesi daha hızlı ve çok daha ucuz bir yapay zeka yöntemi geliştiriyor" diyerek ekledi: 

Bu iyi bir şey çünkü çok fazla para harcamanız gerekmiyor. Ben bunu olumlu ve değerli bir şey olarak görüyorum.

4) Yapay zekanın geleceğini nasıl etkileyecek?

Trump'ın sözünü ettiği gibi DeepSeek'in hamlesi, yapay zeka modellerinin daha düşük fiyata geliştirilebileceğini gösteriyor. 

Ancak şirketin etkisi bununla sınırlı değil.

Modellerin uygun fiyata sunulmasının yanı sıra açık kaynaklı olmasının, yapay zeka modelleri geliştirmede demoktatikleştirici bir etki yaratacağını düşünenler var.

Bunlara R1'in daha az gelişmiş versiyonlarının dizüstü bilgisayarlarda çalışması da eklenince, sektörün daha geniş bir kitlenin erişimine açılması bekleniyor.

Henüz net bir şey söylemek için erken ama kısa süre içinde daha küçük girişimlerin yapay zeka alanına girmeye başladığını görebiliriz.

Bunların yanı sıra DeepSeek, diğer şirketlerin fiyatları düşürmesine de yol açabilir. 

Diğer yandan pazar araştırma şirketi eMarketer'dan Gadjo Sevilla, "OpenAI gibi (kâr için bastıran) pazar liderlerinin kısa vadede fiyatlandırmayı düşürmesi pek olası değil" diyerek ekliyor:

Muhtemelen kurumsal kullanıcılar için önemli olan temel farklılaştırıcı özellikler olarak güvenlik üzerinde duracaklar.

5) Güvenlik ve sansür endişeleri

Çin'in kişisel verileri çaldığı iddiaları, bazılarının DeepSeek'e çekimser yaklaşmasına neden oluyor.

Şirketin kullanıcı bilgilerini Çin'deki sunucularda sakladığını belirtmesinin, teknolojinin ABD'de benimsenmesine engel olacağını düşünenler var.

Ancak DeepSeek'in verileri saklayan tek şirket olduğu söylenemez. OpenAI, yeni piyasaya sürdüğü Operator'da kullanıcılar konuşmayı silse bile verileri 90 güne kadar saklayabileceğini duyurmuştu.

Ayrıca ChatGPT'deki konuşmalar da aracı geliştirmek için kullanılabiliyor. 

DeepSeek'e yönelik bir diğer endişeyse taraflı davranması. Çin merkezli modeller, "temel sosyalist değerleri içermesi" gerektiği için Tayvan'ın özerkliği gibi belirli konular hakkında yanıt vermiyor. Ancak Ars Technica'ya göre model bulutta değil, Çin dışında yerel olarak çalıştırıldığında böyle bir sınırlama yaşanmıyor. 

Bazıları bu şekilde uygulanan sansürün, yapay zekanın yanlış cevaplar üretmesinden daha kötü olduğunu düşünüyor.

6) DeepSeek yalan mı söylüyor?

DeepSeek'in yeni modellerinin sergilediği performansı ölçen testlerin güvenli olmadığını öne sürenler var.

Ayrıca şirketin, modelleri bu testleri geçecek şekilde eğittiği ihtimali de tartışılıyor.

Bu iddiaların doğruluğu hakkında net bir şey söylemek henüz mümkün değil. Ancak diğer şirketlerin araçlarının da benzer testlere tabi tutulduğunu söylemekte fayda var. Uzmanlar bu testlerin her zaman gerçek kullanımdaki performansı yansıtmayabileceğini ifade ediyor.

Şirkete yönelik bir diğer suçlamaysa, modelini aslında 50 bin adet NVIDIA H100 çipiyle geliştirdiği ancak ihracat kısıtlamaları nedeniyle bunu açıklayamadığı yönünde.

Teknoloji milyardei Elon Musk da bu iddialar hakkında "Belli ki öyle" diyerek görüşünü ifade etti.

Çin merkezli şirketin başarısıyla ilgili en çarpıcı soru işaretlerinden biriyse kendisini ChatGPT sanması.

TechCrunch'ın geçen ay aktardığı üzere V3'e hangi model olduğunu soran kullanıcılar "Ben ChatGPT'yim" yanıtını alıyor. Bu durum, V3'ün eğitiminde kullanılan verilere dair soru işaretleri yaratıyor.

DeepSeek, V3'ün eğitim verilerinin kaynağı hakkında fazla bilgi vermiyor. Ancak GPT-4'ün ürettiği halka açık metinleri içeren verilerle eğitildiyse, model GPT-4'ün çıktılarından bazılarını ezberlemiş ve bunları tekrarlıyor olabilir.

Uzmanlar bunun kazayla yaşanabileceğini ancak kasten OpenAI aracının verisiyle eğitilmiş olabileceğini de söylüyor.

OpenAI, kendisiyle rekabet eden modeller geliştirmek için araçlarının yanıtlarını kullanmaya izin vermiyor.

Independent Türkçe



Yasal düzenlemeler, 1,75 milyar dolarlık satış rakamlarıyla Suudi gayrimenkul sektörünü olgunluğa taşıyor

Riyad’ın genel görünümü (Reuters)
Riyad’ın genel görünümü (Reuters)
TT

Yasal düzenlemeler, 1,75 milyar dolarlık satış rakamlarıyla Suudi gayrimenkul sektörünü olgunluğa taşıyor

Riyad’ın genel görünümü (Reuters)
Riyad’ın genel görünümü (Reuters)

Suudi Arabistan Menkul Kıymetler Borsası’nda (Tadawul) işlem gören gayrimenkul şirketlerinin 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin mali sonuçları, kârlılık döngüsünde belirgin bir yeniden konumlanma yaşanmasına rağmen sektörün operasyonel temellerinin güçlü kalmaya devam ettiğini ortaya koydu. Şirketler, ilk çeyrekte 1,75 milyar doları aşan satış gelirine ve 378,42 milyon dolar (1,42 milyar riyal) net kâra ulaştı. Ancak toplam kârlar, spekülatif işlemlerdeki yavaşlama ve gelirlerin muhasebeleştirilme döngüsündeki değişim nedeniyle yüzde 30,56 geriledi.

Uzmanlar, bu düzeltme hareketinin temelinde piyasa verimliliğini artırmayı ve denge sağlamayı hedefleyen düzenleyici adımların bulunduğunu belirtiyor. Kira piyasasının düzenlenmesi, boş arazilere yönelik vergilerin uygulanması ve arzın artırılması gibi önlemlerin yanı sıra tüketici davranışlarında yaşanan bilinçli değişimin de etkili olduğu ifade ediliyor. Buna göre tüketiciler artık daha temkinli ve seçici hareket ederken, ürün kalitesi ile gerçek değere daha fazla önem veriyor.

Kârlardaki düşüşe rağmen şirket performansları arasındaki belirgin farklılıklar, sektörün operasyonel modeller açısından bir ‘ayıklanma’ sürecine girdiğine işaret etti. Nitelikli projelerin piyasaya liderlik etme kapasitesini koruduğu görülürken, özellikle önde gelen şirketlerin güçlü büyüme performansı dikkat çekti. Bu kapsamda Al Akaria şirketinin kârı yüzde 251,8 artarken, Dar Al Arkan’ın büyümesi yüzde 24,3’e ulaştı. Uzmanlar, bu verilerin sektörün fiyat odaklı hızlı büyüme döneminden çıkarak, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedefleri ve altyapı yatırımlarına yönelik kamu harcamalarının desteğiyle daha sürdürülebilir ve olgun bir operasyonel yapıya geçtiğini gösterdiğini belirtiyor.

dyu6ku67
Riyad’ın caddelerinden birinde seyreden araçlar (Reuters)

Tadawul’de yayımlanan mali sonuçlara göre, gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren 17 şirketten 15’i ilk çeyrekte net kâr açıkladı. Buna karşılık Madinat Al Maarefa ve Emaar şirketleri çeyreklik bazda zarar etmeye devam etti.

Sektörün en kârlı şirketi, ilk çeyrekte 475,7 milyon riyal (126,7 milyon dolar) kâr açıklayan Al Akaria oldu. Şirket, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 251,8’lik bir büyüme kaydetti.

İkinci sırada Dar Al Arkan yer aldı. Şirket, ilk çeyrekte yaklaşık 260,2 milyon riyal (69,3 milyon dolar) kâr elde ederken, yıllık bazda yüzde 24,3’lük bir artış gösterdi. Üçüncü sırada Cenomi Centers bulunurken, şirketin kârı yüzde 8’lik düşüşe rağmen 202,5 milyon riyal (53,9 milyon dolar) seviyesinde gerçekleşti.

Öte yandan Suudi Arabistan’da borsada işlem gören gayrimenkul geliştirme ve yönetim sektörü şirketlerinin satışları, 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 4,45 oranında geriledi. Sektörün toplam satış hacmi 1,57 milyar dolara (5,89 milyar riyal) düşerken, bu rakam geçen yılın aynı döneminde 1,64 milyar dolar (6,16 milyar riyal) seviyesindeydi.

sdgth
Dar Al Arkan projelerinden biri (Şirketin internet sitesi)

Dar Al Arkan şirketi, 1,16 milyar riyal (309 milyon dolar) gelirle sektörde en yüksek satışa ulaşan şirket oldu. Şirket, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24,8’lik bir büyüme kaydetti. İkinci sırada Jabal Omar yer aldı. Şirket, ilk çeyrekte 739,17 milyon riyal (197 milyon dolar) satış geliri elde etti. Ancak bu rakam, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,1’lik sınırlı bir düşüşe işaret etti. Üçüncü sırada ise Red Sea International şirketi bulundu. Şirket, 631 milyon riyali aşan (168 milyon dolar) gelir elde ederken, geçen yılın aynı dönemine göre satışlarında yüzde 9,9’luk bir gerileme kaydedildi.

Muhasebe kayıtlarındaki değişim

Gayrimenkul sektörü şirketlerinin finansal sonuçlarına ilişkin değerlendirmede bulunan gayrimenkul uzmanı Abdullah el-Musa, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan borsasında işlem gören gayrimenkul şirketlerinin kârlarındaki düşüşün olumsuz bir gelişme olarak görülmemesi gerektiğini, bunun daha çok sektör içinde kârlılık döngüsünde bir yeniden konumlanmaya işaret ettiğini söyledi. El-Musa, bu gerilemenin arkasında beş temel neden bulunduğunu belirtti. İlk olarak gelir döngüsündeki ve muhasebe kayıtlarındaki değişime dikkat çekerek, gayrimenkul geliştirme sektöründe finansal sonuçların sabit operasyonel sektörler gibi okunamayacağını ifade etti. Projelerin teslim zamanlaması ve gelirlerin muhasebeleştirilmesinin çeyrekler arasında ciddi farklılıklar yaratabildiğini, bu nedenle bazı düşüşlerin operasyonel zayıflıktan ziyade teknik nedenlerden kaynaklanabileceğini söyledi.

İkinci neden olarak gayrimenkul piyasasında spekülatif hareketlerin yavaşlamasını ve bunun daha gerçekçi bir yapıya evrilmesini gösterdi. Özellikle Riyad’da piyasanın, spekülasyonla belirlenen fiyatlamadan gerçek değer ve talebe dayalı fiyatlamaya geçiş sürecinde olduğunu, bunun da daha önce spekülatif ortamdan faydalanan şirketlerin kâr marjlarını baskıladığını belirtti.

Üçüncü nedenin artan finansman ve işletme maliyetleri olduğunu ifade eden el-Musa, önceki yüksek finansman maliyetlerinin hâlâ projeler üzerinde etkili olduğunu, buna ek olarak inşaat ve operasyon giderlerindeki artışın da kârlılığı doğrudan baskıladığını söyledi.

Dördüncü olarak sektör içinde farklı iş modellerinin bulunduğuna dikkat çekerek, geliştirme şirketleri, alışveriş merkezi işletmecileri ve gayrimenkul ağırlıklı turizm şirketlerinin farklı dinamiklerle çalıştığını, bu nedenle bazı şirketlerin güçlü büyüme gösterirken bazılarının daha zayıf performans sergileyebildiğini ifade etti.

Beşinci neden olarak ise 2025’teki yüksek karşılaştırma bazını gösterdi. Bazı şirketlerin önceki dönemlerde varlık satışları veya olağanüstü işlemler sayesinde çok güçlü sonuçlar elde ettiğini, bu nedenle yıllık karşılaştırmaların daha sert göründüğünü belirtti.

fgtht
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)

El-Musa, sektörün önümüzdeki dönemde üç belirgin şirket grubuna ayrışacağı öngörüsünde bulundu. Buna göre ilk grup, piyasadaki yeniden yapılanma sürecinden fayda sağlayacak; güçlü finansal yapıya sahip, iyi stok yönetimi bulunan, düzenli nakit akışı üreten ve net bir satış modeline sahip esnek şirketlerden oluşacak. İkinci grupta ise ağırlıklı olarak fiyat hareketlerinden beslenen, gerçek operasyonel performanstan ziyade piyasa momentumuna dayalı şirketler yer alacak ve bu şirketler daha fazla baskı altında kalabilecek. Üçüncü grup, tekrarlayan operasyonel gelir elde eden, gelir getirici varlıklar ve alışveriş merkezleri gibi düzenli nakit akışı sağlayan yapılardan oluşacak ve bu şirketler görece daha istikrarlı bir performans sergileyecek. El-Musa, genel olarak sektörün bir eleme ve olgunlaşma sürecinden geçtiğini, hızın ödüllendirildiği bir piyasadan verimlilik ve operasyonel disiplinin ödüllendirildiği bir yapıya geçiş yaşandığını vurguladı. Bu dönüşümün orta ve uzun vadede sektör açısından sağlıklı bir gelişme olduğunu da sözlerine ekledi.

Uzun vadeli sürdürülebilirlik

Gayrimenkul ve pazarlama uzmanı Sakr ez-Zehrani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, gayrimenkul sektörü şirketlerinin ilk çeyrek sonuçlarının, piyasada endişe verici bir gerilemeden ziyade, uzun yıllar süren hızlı büyüme ve fiyat artışlarının ardından doğal bir dengeye yeniden oturma sürecine işaret ettiğini söyledi.

Ez-Zehrani, sektörde kârların yaklaşık yüzde 30 oranında düşmesinin arkasında birden fazla etken bulunduğunu belirtti. Bunlar arasında artan konut arzı, spekülatif hareketlerdeki yavaşlama, yükselen finansman maliyetleri ve piyasa verimliliğini artırmayı hedefleyen düzenleyici adımlar yer alıyor. Ez-Zehrani, bu adımların kira düzenlemeleri, boş arazi vergilerinin uygulanması ve bazı bölgelerde arzın artırılması gibi uygulamaları içerdiğini ifade etti. Ayrıca tüketici davranışlarında da belirgin bir değişim yaşandığını vurgulayan ez-Zehrani, alıcıların artık daha temkinli ve seçici davrandığını, ürün kalitesi, konum, hizmetler ve gerçek değer gibi unsurlara daha fazla önem verdiğini söyledi. Bunun da özellikle yüksek fiyatlama veya hızlı satışa dayalı iş modellerine sahip şirketler üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti.

Ez-Zehrani, Al Akaria ve Dar Al Arkan gibi büyük şirketlerin finansal sonuçlarının, nitelikli projeler, çeşitlendirilmiş gelir yapısı ve güçlü kurumsal yönetim sayesinde mevcut piyasa koşullarında dahi büyüme ve kârlılığın sürdürülebileceğini gösterdiğini ifade etti.

Gelecek döneme ilişkin değerlendirmesinde ise gayrimenkul sektöründeki kârlılığın kısa vadede dengeli ve görece sakin bir seyir izlemeye devam edeceğini, bazı kâr marjları üzerinde baskıların süreceğini söyledi. Buna karşın orta ve uzun vadede görünümün oldukça olumlu olduğunu belirten ez-Zehrani; büyük ölçekli projeler, Vizyon 2030 programı, nüfus artışı, yabancı yatırım girişleri ve kamu altyapı harcamalarının bu tabloyu desteklediğini ifade etti. Ez-Zehrani, Suudi gayrimenkul piyasasının hızlı büyüme döneminden kademeli olarak olgunluk ve sürdürülebilirlik aşamasına geçtiğini, bunun da uzun vadede proje kalitesini artırarak piyasa verimliliğini güçlendireceğini sözlerine ekledi.


Moody’s, jeopolitik gerginliklere rağmen Suudi Arabistan’ın ‘durağan’ görünümünü korudu

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
TT

Moody’s, jeopolitik gerginliklere rağmen Suudi Arabistan’ın ‘durağan’ görünümünü korudu

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Suudi Arabistan’ın kredi notunu ‘Aa3’ seviyesinde teyit ederek görünümünü ‘durağan’ olarak korumasına ilişkin son açıklaması, notun ötesine geçen derin mesajlar içerdi. Bu karar, Suudi ekonomisinin dayanıklılığına ve bölgede yaşanan sert jeopolitik şokları absorbe etme kapasitesine yönelik uluslararası bir teyit olarak değerlendirildi. Söz konusu şoklar arasında, mart ayı başından bu yana Hürmüz Boğazı’nda fiilen yaşanan kapanmanın da bulunduğu belirtildi.

Moody’s, yalnızca ülkenin finansal sağlamlığını değerlendirmekle kalmayıp, aynı zamanda düzenleyici yönetişim başarısına ve alternatif lojistik hatlara da dikkat çekti. Özellikle Doğu-Batı petrol boru hattının, petrol akışının kesintisiz sürdürülmesinde kritik rol oynadığı ve bölgesel risklerin operasyonel avantaja dönüştürüldüğü vurgulandı. Bu değerlendirme, Suudi ekonomisinin piyasa momentumu bağımlı bir yapıdan çıkarak yapısal olgunluğa geçtiğini ve bu dönüşümün Vizyon 2030 hedefleriyle uyumlu olduğunu ortaya koydu.

Esnek lojistik alternatifleri

Moody’s, raporunda kredi notunun teyidinin Suudi Arabistan ekonomisinin büyüklüğünü, dev hidrokarbon rezervleriyle desteklenmesini, dünyanın en düşük üretim maliyetlerinden bazılarına sahip olmasını ve ülkenin küresel enerji piyasalarındaki güçlü rekabet konumunu yansıttığını belirtti. Kuruluş ayrıca, Vizyon 2030 çerçevesinde kaydedilen ilerlemenin, sürdürülebilir kamu yatırımları ve yapısal reformlarla desteklenen güçlü petrol dışı büyümeyi de güçlendirdiğine dikkat çekti.

Bölgesel çatışma ortamına ilişkin analitik değerlendirmesinde Moody’s, Hürmüz Boğazı’ndaki ticari aksaklıkların sürmesini temel senaryo olarak ele aldı. Buna karşın, Suudi Arabistan’ın kredi notunun ‘olağanüstü dayanıklılık’ gösterdiğini vurguladı. Bu dayanıklılığın, petrol ihracatının büyük bölümünün Kızıldeniz üzerinden yönlendirilebilmesi sayesinde sağlandığı ifade edildi. Doğu-Batı petrol boru hattı üzerinden şu anda günde yaklaşık 7 milyon varil petrol taşınabildiği, Kızıldeniz kıyısındaki ihracat limanlarının ise günde 5 milyon varile kadar sevkiyat kapasitesine sahip olduğu aktarıldı. Bu kapasitenin, kriz öncesi ihracat seviyelerinin yaklaşık üçte ikisine denk geldiği kaydedildi.

Petrol gelirleri

Finansal cephede Moody’s, petrol üretimi ve ihracatının çatışma öncesi seviyelerin altında kalmasına rağmen bu düşüşün, fiyatlardaki artıştan kaynaklanan ‘rahat bir fazlalık’ ile telafi edileceğini belirtti. Kuruluş, 2026 yılında ortalama petrol fiyatının varil başına 90 ila 110 dolar arasında seyretmesi öngörüsünde bulundu.

Rapora göre bu fiyat artışı, hükümet gelirlerinin önceki tahminlerin üzerine çıkmasına yol açacak ve Suudi Arabistan’a ekonomik destek tedbirleri, kamu harcamaları ve savunma giderlerini artırma konusunda yüksek mali esneklik sağlayacak. Moody’s ayrıca, kamu borcunun gayri safi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranının 2026’da yaklaşık yüzde 32 seviyesinde kalmasının beklendiğini ve bu oranın benzer kredi notuna sahip ülkelerle uyumlu olduğunu ifade etti.

Eleme ve ayıklama

Moody’s, büyüme rakamlarına ilişkin daha temkinli bir değerlendirmede bulunarak, 2026 yılında Suudi Arabistan’ın reel GSYİH’nın yüzde 1,7 oranında daralmasını beklediğini açıkladı. Bu daralmanın, hidrokarbon üretimindeki yüzde 10’luk düşüş ve piyasalardaki temkinli seyir ile artan maliyetler nedeniyle bazı petrol dışı faaliyetlerdeki yavaşlamadan kaynaklanacağı belirtildi.

Ancak bu temkinli öngörü, sahadaki olumlu resmi verilerle kısmen farklılık gösteriyor. Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu’nun (GASTAT) tahminlerine göre, 2026’nın ilk çeyreğinde reel GSYİH yıllık bazda yüzde 2,8 oranında büyüdü. Petrol dışı faaliyetler de aynı oranda büyüme kaydederek iç ekonomik hareketliliğin dış şoklara karşı dirençli yapısını ortaya koydu.

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) değerlendirmeleri ise daha iyimser bir tablo çizdi. Kurum, Suudi ekonomisinin 2026 yılında yüzde 3,1 büyümesini, 2027’de ise bu oranın yüzde 4,5’e yükselmesini öngördü. Bu durum, Suudi Arabistan’ı 2027 yılı için G20 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen üçüncü ekonomi konumuna yerleştiriyor. IMF’ye göre bu görünüm, bölgesel çatışmaların sona ermesi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve petrol dışı sektörlerdeki yapısal sürdürülebilirlikle destekleniyor.

Moody’s ise 2027 yılına ilişkin daha iyimser bir senaryo ortaya koyarak, Hürmüz Boğazı üzerinden ticaret akışının normale dönmesi ve petrol üretimindeki kademeli artışla birlikte büyümenin yaklaşık yüzde 8 seviyesine kadar hızlanabileceğini öngördü.

Orta vadeye ilişkin değerlendirmede ise kamu borcunun kademeli olarak artarak GSYİH’nin yaklaşık yüzde 40’ına yaklaşacağı, ancak bunun Suudi Arabistan’ın GSYİH’sinin yaklaşık yüzde 18’ine denk gelen güçlü kamu varlıklarıyla desteklenen güvenli bir seviyede kalacağı ifade edildi.

Petrol dışı ekonomi... Vizyon 2030’un en büyük umudu

Moody’s, ekonomik çeşitlendirme alanında kaydedilen sürekli ilerlemeyi takdir ederek, bölgesel çatışmanın hafiflemesiyle birlikte petrol dışı özel sektör büyümesinin yüzde 4 ila 5 aralığına yeniden yükselebileceğini öngördü. Bu durumda Suudi Arabistan’ın Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasında en güçlü büyüme performanslarından birine sahip olacağı ifade edildi.

Kuruluş, bu sürdürülebilir ivmenin Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) tarafından yürütülen büyük ölçekli projelerden kaynaklandığını belirtti. Söz konusu projelerin ileri aşamalara ulaştığı ve hizmetler, konaklama, turizm, eğlence ve perakende sektörlerinin kapasitesini önemli ölçüde genişlettiği vurgulandı. Raporda ayrıca, PIF’in 2026-2030 dönemini kapsayan yeni stratejik planının, 2021-2025 yılları arasında gerçekleştirilen 200 milyar dolarlık yerel yatırım hacmiyle uyumlu olduğu ifade edildi. Bu yatırım büyüklüğünün, 2025 yılı nominal GSYİH’nin yaklaşık yüzde 16’sına karşılık geldiği kaydedildi.

Mali esneklik

Moody’s, önceki yapısal mali reformların Suudi Arabistan’ın kamu maliyesinin petrol piyasalarındaki dalgalanmalara karşı dayanıklılığını önemli ölçüde artırdığını belirtti. Rapora göre, devlet bütçesi artık geçmiş on yıllarda olduğu gibi petrol döngülerindeki sert yükseliş ve düşüşlere doğrudan bağımlı bir yapıdan uzaklaştı. Kuruluş, gelir yönetiminde sağlanan ilerlemeye dikkat çekerek, petrol dışı gelirlerin kamu gelirleri içindeki payının 2025 yılında yüzde 45’e yükseldiğini, bu oranın 2016’da yalnızca yüzde 36 seviyesinde olduğunu kaydetti.

Bu yapısal dönüşümün, Suudi mali planlamasına daha önce görülmemiş ‘güvenlik tamponları’ kazandırdığı ifade edildi. Buna göre ekonomi, dış şokları daha kolay absorbe edebilir hale geldi. Moody’s değerlendirmesinde, geçmişte petrol üretimindeki düşüşler ya da fiyat gerilemeleri kamu yatırım harcamalarında ciddi dalgalanmalara yol açarken, mevcut mali çerçevenin Vizyon 2030 kapsamındaki stratejik projelere yönelik sermaye harcamalarının daha istikrarlı şekilde sürdürülmesine imkân tanıdığı vurgulandı. Ayrıca kamu maliyesinin harcama verimliliği, yerel ve uluslararası borç piyasalarına esnek erişim kapasitesi sayesinde güçlendiği, bunun da devletin net finansal varlıklarını koruduğu ve ülkenin yüksek kredi itibarını desteklediği ifade edildi.


Çin, Ukrayna savaşı sonrası Rus enerji sektörünün finansal can damarına nasıl dönüştü?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Pekin’de Çin liderinin resmi konutu olan Zhongnanhai yerleşkesinde yürürken görülüyor - Eylül 2025 (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Pekin’de Çin liderinin resmi konutu olan Zhongnanhai yerleşkesinde yürürken görülüyor - Eylül 2025 (Reuters)
TT

Çin, Ukrayna savaşı sonrası Rus enerji sektörünün finansal can damarına nasıl dönüştü?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Pekin’de Çin liderinin resmi konutu olan Zhongnanhai yerleşkesinde yürürken görülüyor - Eylül 2025 (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Pekin’de Çin liderinin resmi konutu olan Zhongnanhai yerleşkesinde yürürken görülüyor - Eylül 2025 (Reuters)

Çin, 2022’de Ukrayna’daki savaşın başlamasından bu yana Rus petrolü ve gazı alımlarını dikkat çekici ölçüde artırdı. Bu gelişme, Moskova ile Pekin’in savaşın başlamasından yalnızca birkaç gün önce ilan ettiği “sınırsız ortaklık” çerçevesinde gerçekleşti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Enerji alanındaki iddialı ilişkiler dosyası, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında çarşamba günü Pekin’de gerçekleştirilecek zirvenin en önemli gündem maddelerinden birini oluşturuyor. Görüşmeler, küresel enerji tedarik haritasında yaşanan dramatik dönüşümlerin gölgesinde yapılıyor.

Doğal gaz sektöründe Rus enerji devi Gazprom, yaklaşık 3 bin kilometre uzunluğundaki “Sibirya’nın Gücü” boru hattı üzerinden Çin’e gaz sevkiyatı gerçekleştiriyor. Toplam değeri 400 milyar dolara ulaşan ve 30 yıllık tarihi anlaşma kapsamında yürütülen proje, 2019’un sonunda devreye alınmıştı.

Bu hat üzerinden yapılan ihracat, 2025 yılında yaklaşık dörtte bir oranında artarak 38,8 milyar metreküpe ulaştı ve hattın başlangıçta planlanan yıllık 38 milyar metreküplük kapasitesini aştı.

Putin’in geçen yıl eylül ayında Çin’e yaptığı ziyaret sırasında iki ülke, bu güzergâhtan yıllık sevkiyatı ilave 6 milyar metreküp artırarak toplamda 44 milyar metreküpe çıkarma konusunda anlaşmıştı. Buna paralel olarak, Şubat 2022’de yapılan bir başka anlaşma kapsamında Çin, Rusya’nın Uzak Doğu’daki Sahalin Adası’ndan geçecek boru hattı aracılığıyla 2027’ye kadar yılda 10 milyar metreküpe kadar gaz satın almayı taahhüt etmişti. Daha sonra bu hedef 12 milyar metreküpe yükseltildi.

Buna rağmen Rusya’nın Çin’e yaptığı gaz ihracatı, Moskova’nın 2018 ve 2019 yıllarında Avrupa’ya yıllık sevk ettiği rekor düzeydeki 177 milyar metreküplük hacimle karşılaştırıldığında hâlâ sınırlı kalıyor.

Avrupa’ya alternatif arayışı ve Sibirya’nın gücü 2 müzakereleri

Rusya’nın Avrupa Birliği’nin gaz ithalatındaki payı, Ukrayna savaşı sırasında özellikle boru hattı sevkiyatlarında sert şekilde geriledi. Rusya geçen yıl Avrupa Birliği’nin sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarikçileri arasında yüzde 16’lık payla ikinci sıradaki yerini korusa da birlik için ana tedarikçi konumundaki ABD ile arasındaki fark önemli ölçüde açıldı.

Bu tablo karşısında Rusya ile Çin, Moğolistan üzerinden yılda 50 milyar metreküp gaz taşıma kapasitesine sahip yeni “Sibirya’nın Gücü 2” boru hattı projesi için karmaşık müzakereleri sürdürüyor. Gazprom’un 2020’den bu yana fizibilite çalışması yürüttüğü proje, Rusya’nın Avrupa’daki ana pazarını kaybetmesinin ardından Çin’e yönelmesiyle birlikte stratejik önem kazandı.

f4t5y
Çin’in Şangay kentindeki bir mağaza, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trumpın portrelerinin de aralarında bulunduğu, geleneksel Çin tarzında hazırlanmış ünlü figürlere ait görseller satıyor (EPA)

Gazprom CEO’su Alexey Miller, projeye ilişkin “hukuken bağlayıcı bir memorandum” imzalandığını açıklasa da nihai sözleşme henüz sonuçlandırılamadı.

Öte yandan Rusya’nın Çin’e deniz yoluyla yaptığı LNG ihracatı geçen yıl yüzde 18,2 artarak 9,79 milyon tona yükseldi. Çin gümrük verilerine göre Rusya, Avustralya ve Katar’ın ardından Çin’in üçüncü büyük LNG tedarikçisi oldu. Çin ise dünyanın deniz yoluyla taşınan en büyük gaz ithalatçısı konumunda bulunuyor.

2026’nın başında petrol satışlarında rekor artış

Petrol sektöründe ise Çin, deniz ve boru hatları üzerinden taşınan Rus petrolünün en büyük müşterileri arasında yer almayı sürdürüyor. Batı yaptırımlarına rağmen Rus petrol ihracatı yüksek seviyelerini korudu.

Çin’in Rusya’dan yaptığı petrol ithalatı 2025 yılında günlük yaklaşık 2,01 milyon varile, toplamda ise 100,72 milyon tona ulaştı. Bu rakam önceki dönemlere kıyasla yüzde 7,1’lik hafif bir gerilemeye işaret etse de, Rus petrolü Çin’in toplam petrol ithalatının yüzde 20’sini oluşturdu.

2026’nın ilk aylarında ise Rusya Devlet Başkanı’nın dış politika danışmanı Yuri Ushakov, Rus petrol ihracatının yılın ilk çeyreğinde yüzde 35 artarak 31 milyon tona ulaştığını açıkladı.

grthyu67
İnsanlar, Gazprom tarafından Gulf of Finland kıyısında, Saint Petersburg’da kurulan dev Rusya bayrağının indirildiği sahil boyunca yürürken görülüyor (EPA)

Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olan Çin, ağırlıklı olarak Doğu Sibirya-Pasifik Okyanusu (ESPO) ham petrolünü satın alıyor. Bu petrol, Rus petrol sahalarını Çin rafinerilerine ve Rusya’nın Uzak Doğu’daki Kozmino Limanı’na bağlayan 4 bin 70 kilometrelik ESPO boru hattının “Skovorodino-Mohe” kolu üzerinden taşınıyor.

Rus petrol boru hattı işletmecisi Transneft, Kozmino Limanı üzerinden yapılan ihracatı artırmak amacıyla hattın kapasitesini genişletmek için çalışmalar yürüttüğünü ve projeyi 2029’a kadar tamamlamayı hedeflediğini açıkladı.

Çin ayrıca Pasifik Okyanusu’ndaki Sahalin Adası’ndan gelen petrolü de tüketiyor. Özellikle Sahalin karışımı ile “Sokol” petrol türleri öne çıkıyor. ESPO karışımı sevkiyatlar ise Temmuz 2025’te ihracat kapasitesinin günlük 1 milyon varile çıkarılmasının ardından yüksek seviyelerini korudu. Transneft hâlihazırda ihracatı bu seviyede sürdürüyor.

Bunlara ek olarak Rusya, Kazakistan üzerinden geçen “Atasu-Alaşankou” boru hattı aracılığıyla Çin’e petrol ihracatını yıllık 2,5 milyon ton artırma konusunda anlaşmaya vardı. Böylece toplam sevkiyat hacmi 12,5 milyon tona yükseldi.