6 maddede Silikon Vadisi'ni sarsan DeepSeek

Çin merkezli şirket, Batılı muadillerini geride bırakarak "şok dalgası" yarattı

DeepSeek'in çıkışı, ABD'li şirketlerde yüzlerce milyar dolarlık kayba yol açtı (Dado Ruvic/Reuters)
DeepSeek'in çıkışı, ABD'li şirketlerde yüzlerce milyar dolarlık kayba yol açtı (Dado Ruvic/Reuters)
TT

6 maddede Silikon Vadisi'ni sarsan DeepSeek

DeepSeek'in çıkışı, ABD'li şirketlerde yüzlerce milyar dolarlık kayba yol açtı (Dado Ruvic/Reuters)
DeepSeek'in çıkışı, ABD'li şirketlerde yüzlerce milyar dolarlık kayba yol açtı (Dado Ruvic/Reuters)

Dünyanın en değerli şirketini tarihi bir kayba uğrattı, hisseleri alt üst etti ve bazılarına göre yapay zekada yeni bir çağ başlattı. 

Henüz iki yaşını bile doldurmayan Çin merkezli bir şirket, Silikon Vadisi'ne şok dalgaları göndererek teknolojiyle yakından uzaktan ilgisi olan kimsenin son birkaç gündür başka bir şey konuşmasına izin vermiyor.

DeepSeek'in birkaç hafta arayla piyasaya sürdüğü iki ayrı modeli, hem performansı hem inanılmayacak kadar ucuza mal edilip satılmasıyla dünya çapında endişe, korku, merak ve heyecan yaratıyor.

ABD'yle Çin arasındaki teknoloji savaşında yeni bir sayfa açan gelişmeler, Batı'nın üstünlüğü elinde tutmak için kısıtlamalar dışında yöntemler bulması gerektiği düşüncesini beraberinde getiriyor.

Logos'ta bu hafta DeepSeek'in yarattığı sarsıntıyı, yapay zekanın geleceği için ne anlama geldiğini, yeni modellerle ilgili iddiaları ve güvenliklerine dair endişeleri tüm yönleriyle masaya yatırıyoruz.

1) DeepSeek: OpenAI'ın en büyük rakibi 

Çin'in Hangzhou kentinde 2023'te kurulan DeepSeek, ilk yapay zeka geniş dil modelini aynı yıl piyasaya sürdü. 

Ancak sırayla Aralık 2024 ve geçen hafta kullanıma sunduğu V3 ve R1 modellerinin, OpenAI gibi devlerin araçlarını geride bıraktığı iddialarına kadar pek dikkat çekmedi.

V3 modeliyle desteklenen yapay zeka aracı, dün (27 Ocak Pazartesi) itibarıyla ABD'de en çok indirilen iPhone uygulamasıydı. 

ABD merkezli şirketlerle yarışan modelleri daha ucuza geliştirip sattığını öne süren DeepSeek, Nvidia'dan Microsoft'a kadar teknoloji devlerinin yüzlerce milyar dolar değer kaybetmesine neden oldu. 

Bağımsız testlerde V3, OpenAI'ın GPT-4o ve Anthropic'in Claude Sonnet 3.5 gibi araçlarının performansını yakaladı ve Meta'nın Llama 3.1'i ve Alibaba'nın Qwen2.5'ini de geride bıraktı. 

DeepSeek, V3 modelini sadece iki ay içinde 6 milyon dolardan daha düşük fiyata eğitildiğini iddia ediyor. Ayrıca bunu Nvidia'nın daha az gelişmiş H800 çiplerinden sadece 2 bin adet kullanarak yaptığını savunuyor. 

Buna karşın OpenAI'ın GPT-4'ü geliştirmek için 80-100 milyon dolar civarında para harcadığı tahmin ediliyor. Diğer yandan uzmanlar, V3'ü geliştirmek için harcanan miktarın 6 milyonun daha üstünde olduğunu ve bu paranın sadece bilgi işlem gücü için harcandığını ifade ediyor.

DeepSeek'e göre 20 Ocak Pazartesi günü piyasaya sürülen R1 ise pek çok testte OpenAI'ın o1'inden daha iyi performans sergiledi.

Bu iki araç, V3 veya ChatGPT gibi modellerden farklı olarak "düşünebilen" veya "mantık  yürüten" yapay zeka modelleri olarak adlandırılıyor. 

Kendi doğruluklarını kontrol eden bu modellerin, cevap verme süresi uzasa da hata yapma ihtimali epey düşüyor. Bu açıdan özellikle bilimsel çalışmalarda öne çıkıyorlar.

R1'in geliştirilmesine ne kadar para veya çip harcandığı net bir şekilde bilinmiyor. Ancak modelin açık kaynak olarak yayımlanması, kodunun incelenip değiştirilmesine imkan tanıyor.

DeepSeek modelin nasıl eğitildiği gizli tutmasına karşın açık kaynak özelliğiyle de her şeyi kapalı kapılar ardında saklayan OpenAI'a rakip olduğu söylenebilir. 

Çinli şirket ayrıca iki modelini de ABD'li rakibinden çok daha ucuza kullanıma sunuyor. 

Bütün bunlar göz önüne alınınca yapay zeka sektörüne gerçekten bu kadar para harcanmasına gerek olup olmadığı sorusu teknoloji gündeminin merkezine oturdu. 

2) Nvidia'dan tarihi kayıp

Son yıllarda yapay zeka çalışmalarındaki patlamayla çip satışlarında fırlama yaşayan Nvidia, dünyanın en değerli şirketi haline bile gelmişti.

Ancak kendisini tahtından indiren de yine yapay zeka oldu.

DeepSeek'in yarattığı dalganın etkisiyle Nvidia'nın hisseleri pazartesi günü yüzde 17 değer kaybetti.

Forbes'a göre piyasa değerinde 589 milyar dolar kaybeden şirket, ABD tarihindeki herhangi bir şirketin bir günde yaşadığı en büyük değer kaybına imza attı. 3 Eylül 2024'te 279 milyar dolar değer kaybeden Nvidia, önceki rekorun da sahibiydi.

Son gelişmeyle birlikte çip üreticisi en değerli şirket ünvanını da tekrar Apple'a teslim etti.

Yatırımcıların, daha az çiple gelişmiş yapay zeka modelleri üretilebileceği endişesinden kaynaklanan krizden en çok Nvidia etkilenmesine karşın diğer şirketler de durumdan nasibini aldı.

Google'ın çatı şirketi Alphabet 100 milyar dolara yakın değer kaybı yaşarken, Microsoft da 7 milyar civarında kayba uğradı.

Nvidia'nın rakibi Advanced Micro Devices'ın hisseleriyse yüzde 6'dan fazla düşüş yaşadı.

Diğer yandan Nvidia, DeepSeek'le ilgili gelişmelerin, kendi çiplerinin ne kadar işe yaradığını gösterdiğini düşünüyor.

Kaliforniya merkezli şirket dün yaptığı açıklamada R1 modelinin "mükemmel bir yapay zeka gelişmesi" olduğunu ifade ederek şöyle ekledi:

DeepSeek'in çalışması, bu tekniği kullanarak ve yaygın olarak kullanılabilen modellerden ve ihracat kontrolüne tamamen uygun hesaplamalardan yararlanarak yeni modellerin nasıl yaratılabileceğini gösteriyor.

3) ABD ve Çin'in soğuk savaşı: "Yapay zekanın Sputnik anı"

Pek çok uzmana göre DeepSeek, ABD'nin çip kısıtlamalarının Çin teknolojilerine ket vurmak yerine daha fazla gelişmesine neden olduğunun kanıtı. 

Yapay zeka ve savunma teknolojileri yarışında öne geçmek isteyen ABD, ilk olarak Ekim 2022'de gelişmiş çip ve işlemcilerin Çin'e satışına kısıtlamalar getirmişti.

Görevden yeni ayrılan Joe Biden yönetimi, bu kısıtlamaların kapsamını genişletmeyi amaçlayan yeni düzenlemeler önererek kararı Donald Trump iktidarına bıraktı.

Henüz net bir açıklama yapılmadı ancak Trump, "mevcut ihracat kontrollerindeki boşlukları tespit edip ortadan kaldırmaya" yönelik bir karar imzalayarak Biden'ın önerisini kabul edeceği sinyali verdi.

Ancak DeepSeek'in son atılımları bu kısıtlamaların pek işe yaramadığını düşündürüyor. Şirket her ne kadar Nvidia ürünlerini kullansa da en azından V3, daha az gelişmiş çiplerle geliştirildi.

Daha önce Çin'in en büyük serbest yatırım fonlarından High-Flyer'ın kurucu ortaklarından biri olan DeepSeek CEO'su Liang Wenfeng'in kısıtlamalardan önce, 10 bin adet Nvidia A100 grafik işlemci çipi aldığı söyleniyor. 

V3'ün arkasındaki H800'ün Çin'e satışıysa 2023'te yasaklanmıştı.

Liang, 2024'te yaptığı bir açıklamada "Yaşadığımız sorun hiçbir zaman finansman olmadı; gelişmiş çiplerin ihracat kontrolü oldu" demişti.

Fakat uzmanlar, ABD kısıtlamalarının Çinli bilim insanlarını daha yenilikçi yöntemler arayışına ittiğini ve DeepSeek'in de bunun göstergesi olduğunu düşünüyor.

ABD'deki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nden Gregory Allen ise "Teknoloji yeniliği gerçek ancak piyasaya sürülme zamanlaması doğası gereği politik" diyor:

İhracat kontrollerinin boşuna olduğunu ya da ters etki yarattığını göstermeye çalışmak şu anda Çin dış politikasının gerçekten önemli bir hedefi.

DeepSeek'in yarattığı etkiyle ilgili en ilgi çekici yorumlardan biriyse teknoloji yatırımcısı Marc Andreessen'den geldi. Andreessen, Sovyetler Birliği'yle ABD arasındaki Soğuk Savaş dönemindeki uzay keşfi yarışını başlatan olaya atıf yaparak "Deepseek R1, yapay zekanın Sputnik anı" dedi.

Trump'a teknoloji politikaları danışmanlığı yapan yatırımcı, ABD'nin yapay zeka endüstrisini aşırı düzenlemesinin kendi şirketlerini engelleyeceğine ve Çin'in öne geçmesini sağlayacağına dair uyarıyor.

ABD Başkanı Trump ise DeepSeek'in ABD şirketleri için bir "uyandırma çağrısı" olduğunu söylüyor. 20 Ocak'ta başkanlık koltuğuna oturan Trump, dün yaptığı açıklamada "Çin ve Çin'deki bazı şirketler hakkında bir şeyler okuyorum, özellikle bir tanesi daha hızlı ve çok daha ucuz bir yapay zeka yöntemi geliştiriyor" diyerek ekledi: 

Bu iyi bir şey çünkü çok fazla para harcamanız gerekmiyor. Ben bunu olumlu ve değerli bir şey olarak görüyorum.

4) Yapay zekanın geleceğini nasıl etkileyecek?

Trump'ın sözünü ettiği gibi DeepSeek'in hamlesi, yapay zeka modellerinin daha düşük fiyata geliştirilebileceğini gösteriyor. 

Ancak şirketin etkisi bununla sınırlı değil.

Modellerin uygun fiyata sunulmasının yanı sıra açık kaynaklı olmasının, yapay zeka modelleri geliştirmede demoktatikleştirici bir etki yaratacağını düşünenler var.

Bunlara R1'in daha az gelişmiş versiyonlarının dizüstü bilgisayarlarda çalışması da eklenince, sektörün daha geniş bir kitlenin erişimine açılması bekleniyor.

Henüz net bir şey söylemek için erken ama kısa süre içinde daha küçük girişimlerin yapay zeka alanına girmeye başladığını görebiliriz.

Bunların yanı sıra DeepSeek, diğer şirketlerin fiyatları düşürmesine de yol açabilir. 

Diğer yandan pazar araştırma şirketi eMarketer'dan Gadjo Sevilla, "OpenAI gibi (kâr için bastıran) pazar liderlerinin kısa vadede fiyatlandırmayı düşürmesi pek olası değil" diyerek ekliyor:

Muhtemelen kurumsal kullanıcılar için önemli olan temel farklılaştırıcı özellikler olarak güvenlik üzerinde duracaklar.

5) Güvenlik ve sansür endişeleri

Çin'in kişisel verileri çaldığı iddiaları, bazılarının DeepSeek'e çekimser yaklaşmasına neden oluyor.

Şirketin kullanıcı bilgilerini Çin'deki sunucularda sakladığını belirtmesinin, teknolojinin ABD'de benimsenmesine engel olacağını düşünenler var.

Ancak DeepSeek'in verileri saklayan tek şirket olduğu söylenemez. OpenAI, yeni piyasaya sürdüğü Operator'da kullanıcılar konuşmayı silse bile verileri 90 güne kadar saklayabileceğini duyurmuştu.

Ayrıca ChatGPT'deki konuşmalar da aracı geliştirmek için kullanılabiliyor. 

DeepSeek'e yönelik bir diğer endişeyse taraflı davranması. Çin merkezli modeller, "temel sosyalist değerleri içermesi" gerektiği için Tayvan'ın özerkliği gibi belirli konular hakkında yanıt vermiyor. Ancak Ars Technica'ya göre model bulutta değil, Çin dışında yerel olarak çalıştırıldığında böyle bir sınırlama yaşanmıyor. 

Bazıları bu şekilde uygulanan sansürün, yapay zekanın yanlış cevaplar üretmesinden daha kötü olduğunu düşünüyor.

6) DeepSeek yalan mı söylüyor?

DeepSeek'in yeni modellerinin sergilediği performansı ölçen testlerin güvenli olmadığını öne sürenler var.

Ayrıca şirketin, modelleri bu testleri geçecek şekilde eğittiği ihtimali de tartışılıyor.

Bu iddiaların doğruluğu hakkında net bir şey söylemek henüz mümkün değil. Ancak diğer şirketlerin araçlarının da benzer testlere tabi tutulduğunu söylemekte fayda var. Uzmanlar bu testlerin her zaman gerçek kullanımdaki performansı yansıtmayabileceğini ifade ediyor.

Şirkete yönelik bir diğer suçlamaysa, modelini aslında 50 bin adet NVIDIA H100 çipiyle geliştirdiği ancak ihracat kısıtlamaları nedeniyle bunu açıklayamadığı yönünde.

Teknoloji milyardei Elon Musk da bu iddialar hakkında "Belli ki öyle" diyerek görüşünü ifade etti.

Çin merkezli şirketin başarısıyla ilgili en çarpıcı soru işaretlerinden biriyse kendisini ChatGPT sanması.

TechCrunch'ın geçen ay aktardığı üzere V3'e hangi model olduğunu soran kullanıcılar "Ben ChatGPT'yim" yanıtını alıyor. Bu durum, V3'ün eğitiminde kullanılan verilere dair soru işaretleri yaratıyor.

DeepSeek, V3'ün eğitim verilerinin kaynağı hakkında fazla bilgi vermiyor. Ancak GPT-4'ün ürettiği halka açık metinleri içeren verilerle eğitildiyse, model GPT-4'ün çıktılarından bazılarını ezberlemiş ve bunları tekrarlıyor olabilir.

Uzmanlar bunun kazayla yaşanabileceğini ancak kasten OpenAI aracının verisiyle eğitilmiş olabileceğini de söylüyor.

OpenAI, kendisiyle rekabet eden modeller geliştirmek için araçlarının yanıtlarını kullanmaya izin vermiyor.

Independent Türkçe



Çılgın spekülasyonlar: Wall Street, korkunç ‘dot-com balonunu’ yeniden mi yaratıyor?

(foto altı) New York Menkul Kıymetler Borsası’nda bir yatırımcı (AP)
(foto altı) New York Menkul Kıymetler Borsası’nda bir yatırımcı (AP)
TT

Çılgın spekülasyonlar: Wall Street, korkunç ‘dot-com balonunu’ yeniden mi yaratıyor?

(foto altı) New York Menkul Kıymetler Borsası’nda bir yatırımcı (AP)
(foto altı) New York Menkul Kıymetler Borsası’nda bir yatırımcı (AP)

Küresel finans piyasalarında artan temkin ve belirsizlik havası hâkim olurken, teknoloji sektörüne özellikle yapay zekâ patlamasının tetiklediği benzeri görülmemiş bir sermaye akışı yaşanıyor.

Bu hızlı yükselişin neredeyse durdurulamaz bir ivmeyle devam etmesi, büyük yatırımcılar ve analistler arasında ciddi endişelere yol açmış durumda. Uzmanlar, mevcut tabloyu giderek 1990’ların sonlarına, yani küresel ekonomiyi sarsan ‘dot-com balonunun’ patlamasından hemen önceki döneme benzetiyor.

Aşırı iyimserlik ve olağanüstü kâr beklentileri ile Wall Street’in deneyimli yatırımcılarının uyarıları arasında sıkışan piyasada, yatırımcıların temel sorusu giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor: Yapay zekâ rallisi yavaşlayacak mı? Eğer yavaşlarsa, geride bırakacağı ekonomik hasarın boyutu ne olacak?

Korkutucu bir likidite yoğunlaşması

Bugünün piyasasında asıl kriz, ‘aşırı yoğunlaşma’ sorunu olarak öne çıkıyor. Endekslerde görülen rekor yükselişler, ekonominin genelinde sağlıklı ve dengeli bir büyümeye işaret etmekten ziyade, çok az sayıda dev şirketin performansına dayanıyor.

İstatistik verilerine göre Philadelphia Yarı İletken Endeksi, Mart ile Mayıs 2026 ortası arasında yalnızca iki ay içinde yüzde 70 gibi dikkat çekici bir artış kaydetti. Teknoloji hisselerinin ağırlıkta olduğu Nasdaq endeksi ise aynı dönemde yaklaşık yüzde 20 yükseldi. Söz konusu veriler Yahoo Finance kaynaklı analizlere dayanıyor.

UBS Bankası’nın yayımladığı rapora göre, Nvidia, Alphabet, Amazon, Broadcom ve Apple olmak üzere yalnızca beş büyük teknoloji şirketi, son dönemde S&P 500 endeksindeki toplam kazançların yarısını tek başına oluşturdu.

Daha da dikkat çekici olan nokta ise S&P 500 endeksinin ağırlığının yaklaşık yüzde 40’ının sadece 10 şirkette toplanmış olması. Bu şirketlerin büyük bölümü yapay zekâ alanında faaliyet gösterirken, istisna olarak yalnızca Warren Buffett’a ait Berkshire Hathaway bu grupta yer alıyor.

Dijital paradoks

S&P 500 endeksi rekor üstüne rekor kırarken, endekste yer alan şirketlerin yüzde 5’inin 52 haftanın en düşük seviyelerinde işlem görmesi dikkat çekiyor. Bu keskin ayrışma, yapay zekâ rallisine katılmayan şirketlerin piyasa yükselişinin dışında kalarak zorlandığını açık biçimde ortaya koyuyor.

Finansal spekülasyon atmosferi

Bu tek taraflı yükseliş dalgası, yatırım fonu yöneticilerinin de endişelerini açık bir şekilde dile getirmesine yol açtı. Barclays analisti Emmanuel Cau, özellikle İran savaşı gibi jeopolitik risklerin ve yükselen petrol fiyatlarının görmezden gelindiği bir ortamda hisse senetlerindeki bu sert yükselişin gerekçelendirilmesinin giderek zorlaştığını ifade etti.

Öte yandan Liontrust Asset Management Küresel Hisse Senedi İşlemleri Başkanı Mark Hawtin, yarı iletken hisselerinde yaşanan gelişmeleri daha da sert bir dille değerlendirerek, mevcut tabloyu ‘kumarhane atmosferine’ benzetti. Hawtin, mevcut değerlemelerin uzun vadede ne rasyonel ne de sürdürülebilir olduğunu vurguladı.

Fiyatların tarihi zirvelere ulaşmasıyla birlikte 2000 yılındaki dot-com balonu ile yapılan karşılaştırmalar yeniden gündemin merkezine oturdu.

Bu bağlamda BNP Paribas tarafından yayımlanan bir çalışma, S&P 500 endeksinin mevcut seyrini 1996 yılından itibaren başlayan dönemle karşılaştırdı. Analizde, grafiklerde çarpıcı bir benzerlik olduğu ve eğrilerin neredeyse örtüştüğü belirtildi. Ayrıca araştırma, şirketlerin kâr çarpanlarındaki aşırı şişkinliğe ve yapay zekâ altyapısının kurulması için kullanılan devasa borçlanma seviyelerine dikkat çekti. Bu durumun, 2000 yılında telekomünikasyon şirketlerinin çöküşünden önceki borç temelli genişleme dönemini hatırlattığı ifade edildi.

Michael Burry devreye giriyor

Bu gürültü ve dalgalanma ortamında, 2008 ABD konut piyasası çöküşünü ve küresel finans krizini önceden doğru tahmin etmesiyle tanınan ve The Big Short filmine konu olan ünlü yatırımcı Michael Burry’nin sesi öne çıktı. Burry, Substack platformu üzerinden yatırımcılara yönelik sert uyarılarda bulunarak ‘açgözlülüğün reddedilmesi’ ve finansal pozisyonların derhal azaltılması çağrısında bulundu.

Burry, yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Dikey şekilde hızla yükselen tüm hisselerde pozisyonlarınızı neredeyse tamamen azaltın... Piyasa istihdam ya da tüketici güveni nedeniyle yükselmiyor; sadece dün de yükseldiği için yükseliyor ve herkesin yanlış biçimde anladığını düşündüğü iki harflik bir tez (AI) üzerine kurulmuş durumda.”

Ancak Burry, mevcut karamsar tabloya rağmen teknoloji hisselerinde açığa satış (short pozisyon) stratejisinin şu aşamada ciddi risk taşıdığı uyarısında da bulundu. Ona göre güçlü alım momentumu kısa vadede devam edebilir ve bu durum yatırımcılar için yüksek maliyetli kayıplara yol açabilir.

Bu nedenle Burry, alternatif bir strateji olarak nakit pozisyonlarının artırılmasını, varlıkların likiditeye çevrilmesini ve fiyatlar yeniden daha rasyonel seviyelere döndüğünde yeniden piyasaya giriş yapılmasını önerdi.

1996 mı yoksa 2000 mi?

Teknik veriler, riskin gerçek olduğuna işaret ediyor. Şarku’l Avsat’ın Yahoo Finance’tan aktardığına göre Bespoke Investment Group, yarı iletken hisselerinin son dönemde 50 günlük hareketli ortalamanın yüzde 33 üzerinde işlem gördüğünü ortaya koydu. Bu seviyenin tarihsel olarak yalnızca üç kez görüldüğü belirtiliyor: Aralık 1998, Mart 2000 ve Kasım 2002. Ayrıca yarı iletken endeksinin verdiği sinyalin, Renaissance Macro CEO’su Jeff deGraaf’a göre yalnızca 1996, 2000 ve 2022 yıllarında tekrarlandığı ifade ediliyor.

Buna rağmen temel soru halen yanıt bekliyor: Şu anda piyasa döngüsünün hangi noktasındayız? 1996’daki gibi teknolojik yükselişin henüz başında mı, 2000’deki gibi bir balon zirvesinde mi, yoksa 2022’deki gibi yaklaşık yüzde 30’luk bir düzeltme öncesi geçici bir durakta mı?

DeGraaf, yatırımcıları yalnızca balon korkusuyla acele satış yapmamaları konusunda uyardı. Ona göre ‘zirveler ulaşıldığında çan çalmaz’ ve doğru strateji, gerçek bir bozulma sinyali ortaya çıkana kadar beklemek, satış kararını ise yükseliş sırasında değil düşüş sürecinde vermek olmalı.

Tarihin bugünün piyasalarına verdiği ders

Marketing Science dergisinde yayımlanan ve 1825 ile 2000 yılları arasında 51 büyük inovasyonu inceleyen bir çalışmaya göre, bu yeniliklerin 37’sinde fiyat balonları oluştuğu tespit edildi. Bu oran yaklaşık yüzde 73’e karşılık geliyor.

Söz konusu liste, bugün günlük hayatın ayrılmaz parçaları haline gelen birçok teknolojiyi de içeriyor: demiryolları, otomobiller, uçaklar, radyo, televizyon, mikrodalga fırın, cep telefonları, internet ve hatta tükenmez kalemler.

Bu tarihsel değerlendirme, piyasaların özellikle teknolojik devrimlerin ilk aşamalarında gerçek değeri doğru fiyatlamakta sürekli zorlandığını gösteriyor. Bunun temel nedeni, değer zincirlerinin karmaşıklığı olarak görülüyor: çipler modelleri, modeller yazılımları, yazılımlar otomasyonu, otomasyon ise yeni iş modellerini üretiyor. Yatırımcılar bu zinciri tek bir anda fiyatlamaya çalıştığında, beklentiler çoğu zaman bilim kurguya benzer bir seviyeye ulaşıyor.

Buna rağmen bugün ile 2000 yılı arasındaki önemli bir fark, temkinli iyimserlik için bir zemin oluşturuyor. Günümüzün yapay zekâ liderleri olan Nvidia ve Microsoft gibi şirketler, gerçek kârlılığa, güçlü nakit akışlarına ve yüksek marjlara sahip. S&P 500 şirketlerinin yaklaşık yüzde 85’inin çeyrek sonuçlarında beklentileri aşması, 1990’lardaki dot-com döneminden farklı olarak, gelir üretmeyen şirketlerin hâkim olmadığı bir tabloya işaret ediyor.

Ancak piyasanın yapay zekânın küresel ekonomiyi yeniden şekillendirme potansiyeline olan inancı ile balon uyarıları arasında, asıl belirleyici faktör jeopolitik riskler ve enflasyon baskılarının etkisi olacak. Teknoloji hisseleri şimdilik petrol piyasasındaki dalgalanmalardan ve uluslararası gerilimlerden kısmen ayrışmış görünse de, sert bir fiyat düzeltmesi olmadan bu sürecin devam etmesi; kâr büyümesi ile makroekonomik istikrar arasında nadir görülen bir uyum gerektiriyor. Wall Street ise bu kritik dengeyi büyük bir dikkatle izliyor.


Savaşa rağmen İsrail ekonomisi nasıl hâlâ ayakta?

İsrail'in Demir Kubbe savunma sistemi, İran'ın misilleme füze saldırılarının hepsini durduramamıştı (Reuters) 
İsrail'in Demir Kubbe savunma sistemi, İran'ın misilleme füze saldırılarının hepsini durduramamıştı (Reuters) 
TT

Savaşa rağmen İsrail ekonomisi nasıl hâlâ ayakta?

İsrail'in Demir Kubbe savunma sistemi, İran'ın misilleme füze saldırılarının hepsini durduramamıştı (Reuters) 
İsrail'in Demir Kubbe savunma sistemi, İran'ın misilleme füze saldırılarının hepsini durduramamıştı (Reuters) 

Gazze savaşı, İran ve Lübnan'la çatışmalar ve iç siyasetteki kutuplaşmalara rağmen İsrail ekonomisi ciddi bir krize girmedi.

Savaş koşullarına rağmen ekonominin nasıl hâlâ ayakta kaldığını inceleyen Haaretz, bu dayanıklılığın arkasında teknoloji sektörü, savunma sanayisi ve küresel sermaye bağlantılarının bulunduğuna dikkat çekiyor.

Analize göre yatırımcılar, Binyamin Netanyahu yönetiminin yarattığı olumsuz siyasi atmosferin geçici olduğunu düşündüğünden döviz piyasası ve borsa canlı seyrediyor.

Radikal sağcı hükümetin 2023'te gündeme getirdiği, büyük protestolara yol açan yargı reformu paketinin yarattığı tartışmaların uzun vadede ortadan kalkacağı öngörülüyor.

Ayrıca piyasalar Gazze ve İran'daki çatışmaların bir noktada biteceği ve ekonomik normalleşme sürecinin başlayacağını fiyatlıyor.

Diğer yandan analizde, Haziran 2021'den Aralık 2022'ye kadar görev yapan Naftali Bennett-Yair Lapid liderliğindeki koalisyon hükümetinin de Netanyahu yönetimine sağlam bir ekonomi devrettiği belirtiliyor.

Netanyahu'nun ekibinin bütçeyi iyi yönettiği, savunma bütçesindeki rekor artışlarla sektördeki firmalara yatırımların çoğaldığı, bunun da verimlik ve büyümeyi hızlandırdığı değerlendirmesi paylaşılıyor.

Forbes'un analizinde de İran savaşının İsrail hava savunma sistemlerine, drone'larına ve uzun menzilli füzelerine uluslararası ilgiyi artırdığına işaret ediliyor. Bunun İsrail ekonomisini güçlendiren sipariş ve sermaye girişleri sağladığı vurgulanıyor.

Bloomberg'ün 7 Mayıs'taki haberinde, şekelin dolar karşısında 1993'ten bu yana en güçlü seviyesine ulaştığına dikkat çekilmişti.

Ancak şekelin fazla değer kazanması, ihracat ve sanayi sektörlerindeki daha küçük işletmeleri olumsuz etkiliyor.

Güçlü şekel enflasyonun düşmesini sağlasa da özellikle gelirlerini dolar olarak kazanan fakat maaş ve giderlerini şekelle ödeyen ihracat firmalarının rekabet gücünü zayıflatıyor.

İsrail Üreticiler Birliği Başkanı Avraham Novogrocki, ihracatın ülkenin ekonomik faaliyetlerinin yüzde 40'ını oluşturduğunu hatırlatarak, "Bu durum devlet gelirlerine ciddi zarar verecek. Acil önlem alınmazsa bunun bedelini tüm ekonomi ödeyecek" diyor.

Fitch Ratings de marttaki raporunda İsrail'in "A" kredi notunu korurken görünümü negatifte tutmuştu. Savaşın uzaması ve artan kamu borcunun uzun vadede büyüme ve mali açığı azaltma çabalarını baskılayabileceği uyarısında bulunulmuştu.

Independent Türkçe, Haaretz, Forbes, Reuters, Times of Israel


Washington-Pekin hattında ticaret diplomasisi hızlandı… Tesla, Meta, BlackRock gibi ABD devleri Çin’le yeni sayfa peşinde

Fotoğrafta, Donald Trump’ın ziyareti sırasında kendisine eşlik eden en önemli isimler görülüyor. (AP)
Fotoğrafta, Donald Trump’ın ziyareti sırasında kendisine eşlik eden en önemli isimler görülüyor. (AP)
TT

Washington-Pekin hattında ticaret diplomasisi hızlandı… Tesla, Meta, BlackRock gibi ABD devleri Çin’le yeni sayfa peşinde

Fotoğrafta, Donald Trump’ın ziyareti sırasında kendisine eşlik eden en önemli isimler görülüyor. (AP)
Fotoğrafta, Donald Trump’ın ziyareti sırasında kendisine eşlik eden en önemli isimler görülüyor. (AP)

ABD merkezli şirket yöneticileri, Başkan Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında gerçekleştirilecek zirveden ticari kazanımlar elde etmeyi hedefliyor.

Meta’dan Tesla ve BlackRock’a kadar uzanan Amerikan iş dünyası heyeti, büyük ölçüde dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin ile yaşanan ticari sorunların çözülmesini isteyen şirketlerden oluşuyor.

Beyaz Saray’dan bir yetkili pazartesi günü yaptığı açıklamada, Tesla, BlackRock, Illumina, Mastercard ve Visa gibi şirketlerden 10’dan fazla üst düzey yöneticinin Trump’ın 14-15 Mayıs tarihlerindeki ziyaretine eşlik edeceğini bildirdi.

Trump’ın 2017’deki ziyaretinin aksine, bu kez daha küçük ölçekli hazırlanan heyette Çin’deki uzun vadeli ticari önceliklerini ilerletmek isteyen şirketler yer alıyor. Hazırlık sürecini bilen ve isimlerinin açıklanmasını istemeyen iki kaynağa göre şirketler, büyük çaplı ticari anlaşmalardan ziyade düzenleyici engellerin kaldırılmasına odaklanıyor.

Rhodium Group jeostrateji uzmanı Reva Goujon, “Boeing ve Cargill dışında heyetteki şirketlerin çoğu, kritik girdilerin tedarikine ilişkin taleplerini iletmek amacıyla orada bulunuyor” dedi.

Goujon, bunun Washington yönetiminin “Çin’in yatırım yapılabilir bir ülke olarak görülmek istiyorsa güvenilir bir yatırım ortağı olması ve tedariki siyasi baskı aracı hâline getirmemesi gerektiği” yönündeki mesajlarını güçlendirebileceğini söyledi.

Düzenleyici onay beklentisi

Amerikan iş dünyası heyeti, zirvenin düzenleyici onaylar, pazara erişim ve yatırım fırsatları açısından olumlu siyasi atmosfer yaratmasını umuyor. Çünkü şirketler Çin’de yalnızca ticari anlaşmalar değil, aynı zamanda geniş kapsamlı operasyonel zorluklarla da karşı karşıya bulunuyor.

Illumina yaptığı açıklamada CEO’su Jacob Thaysen’ın Amerikan iş heyetinde yer almaktan onur duyduğunu belirtti. Şirket, ayrıntı vermeden bunun “ilişkileri güçlendirmek ve hassas talep teknolojilerinin geleceğini şekillendirmek için fırsat” olduğunu ifade etti.

Diğer şirketler ise zirveden beklentileri hakkında yorum yapmadı.

“Somut talep” şartı

Kaynaklardan biri, heyete katılım için temel şartın zirve sırasında veya sonrasında sonuç doğurabilecek “somut bir talep” ya da ön anlaşma potansiyeli olduğunu söyledi.

Başka bir kaynak ise Amerikan şirketlerinin zirveyi resmi duyuruların yapılacağı bir platformdan çok, Çin’de devam eden düzenleyici görüşmeleri hızlandırabilecek siyasi bir açılım olarak gördüğünü aktardı.

Örneğin Meta, geçen ay Çin’deki güçlü devlet planlama otoritesinin, 2 milyar doların üzerindeki Manus yatırımıyla ilgili geri adım atılması yönündeki talimatını çözmeye çalışıyor. Pekin yönetimi, yerel yapay zekâ girişimlerine yönelik Amerikan yatırımlarını daha sıkı denetlemeye başladı.

Tesla ve güneş enerjisi ekipmanları

Çin ayrıca güneş enerjisi ekipmanlarının ABD’ye ihracatına kısıtlama getirmeyi değerlendiriyor. Bu durum, Tesla gibi şirketlerin yeni fabrikalar kurma veya mevcut tesisleri genişletme planlarını tehdit ediyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Tesla’nın Çinli tedarikçilerden 2,9 milyar dolarlık güneş paneli ekipmanı satın almak istiyor. Bunlar arasında ihracat izni için Çin Ticaret Bakanlığı’na başvuran Suzhou Maxwell Technologies de bulunuyor.

Tesla ayrıca dünyanın en büyük otomobil pazarı olan Çin’de tam otonom sürüş destek sisteminin kullanımını genişletmek için düzenleyici onay almaya çalışıyor.

Şirketin CEO’su Elon Musk daha önce hem Amerikan hem Çin makamlarının uyguladığı teknoloji kısıtlamalarının yarattığı zorlukları kabul etmiş, ancak bu yıl Çin’den gerekli onayın alınacağı konusunda iyimser olduğunu söylemişti.

BlackRock ve Panama limanları

Larry Fink da Pekin’e, şirketinin liderlik ettiği konsorsiyumun Hong Kong merkezli CK Hutchison’dan satın almayı planladığı 23 milyar dolarlık liman anlaşmasının inceleme altında olduğu bir dönemde gidiyor.

Söz konusu anlaşma, Panama Kanalı yakınındaki iki limanı da kapsıyor. Pekin yönetimi, Washington’ın stratejik su yolundaki Çin etkisini azaltma girişimleri nedeniyle anlaşmayı eleştiriyor.

Teknoloji ve biyoteknoloji şirketleri

Heyette yer alan teknoloji şirketlerinden Coherent, Pekin’in yüksek performanslı optik çipler için gerekli olan indiyum ve benzeri materyallere getirdiği ihracat kontrolleriyle baş etmeye çalışıyor.

Illumina ise geçen yıl uygulanan ihracat yasağının kaldırılmasının ardından ticari faaliyetlerini yeniden inşa etmeye çalışıyor. Ancak şirket hâlâ Çin’in “güvenilmez kuruluşlar” listesinde yer alıyor. Bu durum Çinli şirketleri, Illumina ürünlerini satın almak için hükümet onayı almaya zorluyor.

Washington ile Pekin arasındaki “biyogüvenlik” ve tedarik zinciri bağımlılığı gerilimi de giderek artıyor.

Finans kuruluşları Çin pazarına odaklandı

Mastercard ve Visa da zirveyi Çin’in sıkı şekilde düzenlenen ödeme sistemleri pazarındaki konumlarını güçlendirmek için fırsat olarak görüyor.

Bir kaynağa göre Mastercard, Çin’deki ortak girişiminde daha yüksek hisse payı elde edilmesi için ABD hükümetinin baskı yapmasını istiyor. Şirket, 2023 yılında Çin’de yuan cinsinden banka kartı işlemlerini yerel ortak NetsUnion ile gerçekleştirmek üzere onay alan ilk yabancı ödeme ağı olmuştu.

Bir başka kaynak ise Visa’nın, rakipleri Mastercard ve American Express gibi henüz yerel banka kartı işlemleri lisansı alamadığını, ancak gelecekte kurulacak bir ortak girişimde yüzde 100 mülkiyet hakkı talep ettiğini söyledi.

Wall Street’in Çin arayışı

Jane Fraser ve David Solomon da heyette yer alıyor. Wall Street şirketleri Çin sermaye piyasalarına daha fazla erişim sağlamaya çalışıyor.

Citigroup, Çin’de tamamen kendisine ait bir menkul kıymet aracılık lisansı için hâlâ onay bekliyor. Banka ayrıca Çin’in doğusundaki Zhejiang eyaletinde bulunan Haiyue Energy Group ile hukuki anlaşmazlık yaşıyor. Şirket, ABD yaptırımları nedeniyle dondurulan 27 milyon dolarlık ödeme konusunda Citibank’a dava açtı.

Tarım anlaşması beklentisi

Piyasa gözlemcilerine göre Çin ile ABD, zirve sırasında Pekin’in tahıl ve et alımlarını artırmasını kapsayan bir tarım anlaşmasına varabilir. Ancak uzmanlar, geçen ekim ayında üzerinde uzlaşılan anlaşmanın ötesinde büyük çaplı yeni soya fasulyesi alımları beklemiyor.