Suudi Arabistan ile Türkiye arasında Körfez’i Avrupa’ya bağlayan lojistik koridor

Bu durum, Ankara ve Şam arasında "demiryolu geçiş noktaları" ve banka şubelerinin işletilmesi için ekonomik bir açılımla eş zamanlı olarak geldi

İki mutabakat zaptı imzalanmasının ardından El-Casir ve Uraloğlu el sıkıştı (X)
İki mutabakat zaptı imzalanmasının ardından El-Casir ve Uraloğlu el sıkıştı (X)
TT

Suudi Arabistan ile Türkiye arasında Körfez’i Avrupa’ya bağlayan lojistik koridor

İki mutabakat zaptı imzalanmasının ardından El-Casir ve Uraloğlu el sıkıştı (X)
İki mutabakat zaptı imzalanmasının ardından El-Casir ve Uraloğlu el sıkıştı (X)

Bölgesel lojistik entegrasyon planlarında stratejik öneme sahip tarihi bir adım atıldı. Suudi Arabistan Ulaştırma ve Lojistik Hizmetleri Bakanı Mühendis Salih bin Nasır el-Casir ile Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, demiryolu ve lojistik sektörlerinde iş birliğini öngören iki büyük mutabakat zaptı imzaladı.

Bu anlaşmalar, Körfez bölgesini doğrudan Avrupa kıtasına bağlayacak kesintisiz bir kara taşımacılığı koridoru oluşturarak, uluslararası ticaret yollarında köklü bir dönüşümün kapısını aralıyor.

İş birliğinde yeni dönem

Bakan Uraloğlu, Bakan el-Casir ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından resmi “X” hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, imzalanan mutabakat zaptlarının lojistik merkezlerden modern uygulamalara kadar geniş bir yelpazede deneyim paylaşımı ve teknik iş birliğini başlatacağını duyurdu. Demiryolu sektöründe teknoloji, altyapı, eğitim ve insan kaynaklarının geliştirilmesi gibi alanlarda iş birliğini daha güçlü ve sürdürülebilir temellere oturtma kararlılığını vurgulayan Uraloğlu, bu adımların bölgesel bağları güçlendirmesini, ticaret ve kalkınmayı desteklemesini ümit ettiğini belirtti.

Suudi Bakan el-Casir ise daha önce yaptığı bir açıklamada, Suudi Arabistan ile Türkiye arasında Ürdün ve Suriye üzerinden kurulacak bölgesel demiryolu bağlantısı projesine ilişkin ortak çalışmaların bu yıl sonundan önce tamamlanmasının beklendiğini ifade etmişti. Mevcut lojistik ağlara dayanan projede, Suudi Arabistan ulusal demiryolu ağı halihazırda "El-Haditha" sınır kapısı üzerinden Ürdün sınırına kadar ulaşıyor. Bu durum, Körfez limanlarını ve koridorlarını, küresel pazarlar arasında kara yoluyla mal akışını güvence altına alacak kıtalararası entegre bir ulaşım sistemine bağlamak için temel yapı taşı oluşturuyor.

Al-Casir ve Uraloglu arasında iki mutabakat zaptı imzalandı, (X)Al-Jasser ve Uraloglu arasında iki mutabakat zaptı imzalandı, (X)

Bağlantı haritası: Sevkiyat süresi 15 günden 6 güne düşecek

Söz konusu lojistik hamle, Türkiye, Suriye ve Ürdün ulaştırma bakanlıkları arasında daha önce varılan ve hasar gören altyapının rehabilitasyonu için 4 ila 5 yıllık teknik bir yol haritasını içeren üçlü anlaşmaya dayanıyor.

Bu dev yol, Türkiye'nin Güney Avrupa'ya bağlı ağlarından başlayarak Suriye topraklarına giriyor; Halep ve Şam gibi ana hatlar üzerinden 350 kilometre boyunca uzanarak Amman ve Akabe Limanı'na ulaşıyor. Buradan da Suudi Arabistan’ın geniş demiryolu ağına bağlanarak Körfez ülkeleri ve Hint Okyanusu kıyısındaki Umman’a kadar uzanıyor.

Planlar iki aşamalı olarak yürütülüyor:

Kısa vadede: İkili ticareti canlandırmak amacıyla Ankara ile Şam arasındaki demiryolu sınır kapılarının hızla işletmeye açılması.

Uzun vadede: Konteynerleri Körfez limanlarından doğrudan Avrupa'nın kalbine taşıyacak yüksek hızlı yük trenlerine dayalı stratejik bir hat kurulması.

Bu güzergâh, ticari sevkiyat süresini 15 günden sadece 6 güne düşürerek zaman tasarrufu sağlayacak ve maliyetleri %20 ila %30 oranında azaltacak. Ayrıca tedarik zincirlerine, Hürmüz ve Babülmendeb gibi gerilimli boğazları baypas eden güvenli bir kara koridoru sunacak.

Ankara - Şam hattında ekonomik açılım

Stratejik planlar, projenin kuzey koridorlarını güvence altına almak, altyapı ve bankacılık hazırlıklarını tamamlamak amacıyla Ankara-Şam hattındaki yoğun diplomatik ve ekonomik hareketlilikle paralellik gösteriyor.

Gaziantep’te düzenlenen "Anadolu Şehir Ekonomileri Zirvesi"nde konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Suriye ile İslahiye demiryolu sınır kapısının açılması için hazırlıkların tamamlandığını, Nusaybin sınır kapısının açılması için de çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Suriye şehirlerinde Türk banka ve iş müesseselerinin şubelerinin açılması için mevzuat çalışmalarına başlandığını belirten Bolat, iki ülke arasındaki ticaret hacmini mevcut 3 milyar dolardan kısa vadede 5 milyar dolara, 2030 yılına kadar ise 10 milyar dolara çıkarma yönündeki iddialı hedefi paylaştı. Bolat, Türkiye'nin en büyük önceliğinin Suriye'nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunması olduğunu yineleyerek, komşu ülkenin istikrarı için her türlü diplomatik ve ekonomik katkıyı sağladıklarını vurguladı.

Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Polat, Gaziantep'te düzenlenen "Şehir Ekonomileri Zirvesi"ndeki bir oturumda konuşuyor (X)Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Polat, Gaziantep'te düzenlenen "Şehir Ekonomileri Zirvesi"ndeki bir oturumda konuşuyor (X)

"Kazan-Kazan" ilkesi ve Stratejik Ortaklık

Suriye Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed Nidal el-Şaar ise zirvede yaptığı konuşmada, "Yeni Suriye"nin ekonomik vizyonunu ortaya koyarak Türk yatırımcı ve iş insanlarına doğrudan bir mesaj verdi. El-Şaar, Türk yatırımcıları "gelgeç hamleler ve hızlı kâr" anlayışından sıyrılarak, "sadece kâr odaklı değil, inşa etme hedefli uzun vadeli stratejik ortaklıklar" kurmaya davet etti.

Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Muhammed Nidal el-Şaar, Gaziantep'te düzenlenen "Anadolu Şehir Ekonomileri Zirvesi"ndeki bir oturumda konuşuyor (Türk medyası)Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Muhammed Nidal el-Şaar, Gaziantep'te düzenlenen "Anadolu Şehir Ekonomileri Zirvesi"ndeki bir oturumda konuşuyor (Türk medyası)

Suriye'nin gelişmekte olan bir ülke olarak genç nüfusu ve dinamizmiyle büyük bir endüstriyel potansiyel barındırdığını ifade eden Suriyeli Bakan, başta sanayi merkezi Halep olmak üzere birçok Türk şirketinin sahada fiilen çalışmaya başladığını, diğerlerinin ise ruhsat işlemlerini tamamlamak üzere olduğunu belirtti.

Ortaklığın diplomatik boyutuna değinen Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz ise yeni dönemin tamamen "kazan-kazan" ilkesine dayandığını vurguladı. Suriye'de kalıcı siyasi istikrarın ancak ekonomik kalkınma ve refah yoluyla sağlanabileceğini belirten Yılmaz, coğrafi bütünleşmeyi şu sözlerle özetledi:

"Türkiye, Suriye ürünlerinin dünya pazarlarına ve Avrupa'ya açılan ana ve güvenli kapısıdır. Buna karşılık Suriye toprakları da Türkiye için Ortadoğu pazarlarına ve Körfez'in derinliklerine uzanan hayati ve stratejik bir lojistik koridordur."

Bu stratejik ortaklık vizyonu kapsamında Gaziantep ve Halep arasında ortak organize üretim ve ticaret bölgelerinin kurulması planlanıyor. Gaziantep Valisi Kemal Çeber de Halep'in refahının sınır illerine olan doğrudan etkisine dikkat çekerek, iki şehir arasındaki tarihi bağları "kardeşlik hukuku" olarak nitelendirdi.



Rekor hisse satışları boğa piyasasının sonuna mı işaret ediyor?

 Nasdaq'ta açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Elon Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" demişti (Reuters)
Nasdaq'ta açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Elon Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" demişti (Reuters)
TT

Rekor hisse satışları boğa piyasasının sonuna mı işaret ediyor?

 Nasdaq'ta açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Elon Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" demişti (Reuters)
Nasdaq'ta açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Elon Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" demişti (Reuters)

Dünyanın en büyük şirketlerinin rekor düzeyde hisse ve tahvil ihracına yönelmesi, yaklaşık 4 yıldır süren boğa piyasasının sona yaklaştığı yönündeki endişeleri artırdı.

S&P 500 endeksi son 3 yıl 9 ayda iki kattan fazla yükselirken, şirketler de yatırımcı iştahından yararlanmak için hızla sermaye toplamaya başladı.

Elon Musk'ın SpaceX'inin 75 milyar dolarlık, Güney Koreli yarı iletken devi SK Hynix'in de 26,5 milyar dolarlık halka arzının yanı sıra Alphabet'in 85 milyar dolarlık hisse satışı bunun son örnekleri arasında yer alıyor.

Finansal veri şirketi Dealogic'in verilerine göre şirketler 2026'nın ilk yarısında halka arzlar, ikincil satışlar ve dönüştürülebilir tahviller dahil yatırımcılara toplam 344,7 milyar dolarlık yeni hisse sattı. Bu rakam 2022 ila 2025'teki seviyeleri şimdiden geride bıraktı.

Wall Street Journal'ın analizinde, hisse arzının talebi aşmasının piyasalar üzerinde baskı yaratabileceğine dikkat çekiliyor. ABD'li yatırım şirketi Research Affiliates'in yöneticisi Rob Arnott, "Hisse ihracı boğa piyasalarının son aşamalarında artma eğilimi gösterir" diyor.

Benzer bir durumun 1999 sonu ve 2000'in ilk yarısında yaşandığı, yoğun hisse satışlarının dot-com balonunun çöküşüne katkıda bulunduğu görüşü de yatırımcılar arasında sıkça dile getiriliyor.

Öte yandan şirketlerin hisse geri alımlarını azaltması da piyasadaki hisse arzını artırıyor. Danışmanlık şirketi Elm Wealth'e göre ABD'li firmalar gelecek bir yıl içinde net 500 milyar dolarlık hisse ve borç ihracı gerçekleştirecek. Son yıllardaysa piyasada çoğu hisse geri alımı kaynaklı yaklaşık 1 trilyon dolarlık net azalma yaşanmıştı.

Analize göre bu değişimin arkasındaki temel etkenlerden biri yapay zeka yatırımları. Varlık yöneticisi Janus Henderson'a göre büyük yapay zeka şirketlerinin sermaye harcamaları bu yıl 800 milyar doları, gelecek yıl ise 1 trilyon doları aşacak. Geçen yıl bu rakam yaklaşık 450 milyar dolardı.

Firmanın küresel kredi birimi yöneticisi John Lloyd, yapay zeka devlerinin yıllardır sürdürdüğü sermaye politikalarını tersine çevirdiğini belirterek, "Hisse geri alımları yerini yeni hisse ihraçlarına bırakıyor" diyor.

Bununla birlikte birçok piyasa uzmanı, artan hisse satışlarının tek başına boğa piyasasını sona erdirmeye yetmeyeceğini savunuyor. Şirketlerin güçlü kârları ve ABD ekonomisindeki dayanıklılığın piyasayı desteklemeyi sürdüreceğini vurguluyorlar.

Reuters'ın analizinde de teknoloji şirketlerinin yapay zeka altyapısına yatırım yarışının, Wall Street'teki anlaşmaları ve finansman faaliyetlerini canlandırdığına dikkat çekiliyor. Citigroup, SK Hynix'in halka arzından 70 milyon doların üzerinde gelir elde etmişti. Bank of America da ChatGPT'nin yaratıcısı OpenAI'ya 520 milyon dolarlık kredi limiti tahsis etmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters


ABD-İran geriliminin yeniden alevlenmesi ve enerji tesislerine yönelik saldırılar petrol fiyatlarını yükseltti

Umman'ın Musandam kentinden görünen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)
Umman'ın Musandam kentinden görünen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)
TT

ABD-İran geriliminin yeniden alevlenmesi ve enerji tesislerine yönelik saldırılar petrol fiyatlarını yükseltti

Umman'ın Musandam kentinden görünen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)
Umman'ın Musandam kentinden görünen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)

ABD ile İran arasındaki askeri çatışmaların yeniden artması ve küresel enerji arz güvenliğine yönelik endişeler nedeniyle petrol fiyatları bugün, üst üste üçüncü işlem gününde de yükselişini sürdürdü. Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin kesintiye uğraması ve enerji altyapısına yönelik saldırıların yeniden başlaması, piyasalardaki tedirginliği artırdı.

Fiyatlarda son durum

Brent ham petrolünün vadeli işlemleri, TSİ 03:29 itibarıyla 1,46 dolar (yüzde 1,72) artışla varil başına 86,19 dolara yükseldi. ABD tipi Batı Teksas ham petrolü (WTI) ise 1,11 dolar (yüzde 1,4) değer kazanarak 80,40 dolara ulaştı. Her iki petrol türü de dün yaklaşık yüzde 2 artışla son bir ayın en yüksek seviyesini görmüştü.

Dünyadaki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatının yaklaşık beşte birinin geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, enerji piyasalarını doğrudan etkiliyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın bütün İran limanlarına yönelik deniz ablukasını yeniden uygulamaya koyması ve İran'ın bölgedeki ABD altyapısına karşı gerçekleştirdiği misillemeler gerilimi artırdı.

ABD ordusu bugün erken saatlerde, Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemileri hedef alan "İran kapasitelerini zayıflatmak amacıyla" yeni bir hava saldırısı dalgası başlattığını duyurdu. İran ise çatışmaların yeniden başlamasıyla birlikte Hürmüz Boğazı'nı tekrar kapattığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Fox News’ten aktardığına göre ABD Başkanı Trump kanala verdiği demeçte, enerji tesislerine yönelik saldırıları son aşamaya sakladığını belirterek, "Nihayetinde enerji sektöründeki hedefleri vuracağız" ifadesini kullandı.

Aynı saatlerde İran ordusu, Ürdün'deki Azrak üssünde bulunan ABD hedeflerine insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlediğini bildirdi. İran Devrim Muhafızları ayrıca Bahreyn ve Kuveyt'teki askeri tesisleri hedef aldıklarını iddia etti; ancak Reuters, bu haberlerin bağımsız kaynaklarca doğrulanamadığını kaydetti.

Analistlerin beklentisi: 100 dolar riski sürüyor

KCM Trade kıdemli piyasa analisti Tim Waterer, çatışmaların körfez bölgesindeki enerji altyapısına zarar vermesi durumunda petrol fiyatlarının kısa süre içinde 100 dolar seviyesine çıkabileceği uyarısında bulundu.

Waterer, "Diplomatik çabaların Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmayı başarması durumunda Brent petrolü 75 ile 80 dolar bandında istikrar kazanabilir. Risk primi fiyatlara dahil edilmiş durumda; ancak her iki tarafın da diplomatik bir çözüm arayışı için hâlâ teşvikleri bulunuyor" değerlendirmesinde bulundu.


ABD-İran gerilimi petrol fiyatlarını son bir ayın zirvesine çıkardı

Umman'ın Musandam kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda gemi ve tankerler (Reuters)
Umman'ın Musandam kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda gemi ve tankerler (Reuters)
TT

ABD-İran gerilimi petrol fiyatlarını son bir ayın zirvesine çıkardı

Umman'ın Musandam kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda gemi ve tankerler (Reuters)
Umman'ın Musandam kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda gemi ve tankerler (Reuters)

Petrol fiyatları, bugünkü işlemlerde ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı çevresinde artan askeri gerilimin küresel enerji arzına ilişkin endişeleri artırmasıyla, yaklaşık son bir ayın en yüksek seviyesine çıktı. Aynı zamanda boğazdan geçen petrol tankerlerinin sayısı son iki ayın en düşük seviyesine geriledi.

Brent petrolün varil fiyatı 1,50 dolar (%1,8) artışla 84,80 dolara yükselirken, ABD ham petrolü (WTI) 1,70 dolar (%2,2) değer kazanarak 79,84 dolardan işlem gördü. Her iki gösterge de seansın erken saatlerinde varil başına 2 doların üzerinde yükseldi. Brent petrol, bir önceki işlem gününde %9,6 artışla Mayıs 2020'den bu yana en yüksek günlük kazancını kaydetmişti.

Fiyatlardaki yükseliş, ABD güçlerinin üst üste üçüncü gece de İran hedeflerine yönelik saldırılar düzenlemesi sonrasında gerçekleşti. ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik deniz ablukasının yeniden uygulamaya konulduğunu açıklarken, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerin korunması karşılığında geçişlerden %20 oranında ücret alınmasını önerdi.

Jeopolitik risk primi yeniden yükseldi

KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, son gelişmelerin petrol piyasasında jeopolitik risk primini yeniden artırdığını belirtti.

Waterer, "ABD'nin deniz ablukasını yeniden devreye sokması ve İran'ın buna verdiği karşılıklar, petrol piyasasında yeni bir risk primi oluşmasına neden oldu" değerlendirmesinde bulundu.

Hürmüz Boğazı'nın henüz tamamen kapanmadığını vurgulayan Waterer, tarafların farklı hedeflerinin küresel arz görünümünü daha da belirsiz hale getirdiğini ifade etti.

Tanker saldırısı endişeleri artırdı

Endişeler, Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı'nın iki BAE tankerinin Umman karasularında, Hürmüz Boğazı'nın güney rotasında İran'a ait iki seyir füzesiyle vurulduğunu açıklamasıyla daha da arttı. Saldırıda Hindistan vatandaşı bir mürettebat yaşamını yitirirken, 8 kişi de yaralandı.

Denizcilik verileri ise son 24 saat içinde Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol tankeri sayısının son iki ayın en düşük seviyesine gerilediğini gösterdi. Bu durum, güvenlik risklerinin deniz taşımacılığını etkilemeye başladığına işaret ediyor.

Philip Nova analisti Priyanka Sachdeva, piyasaların dikkatle izlemesi gereken en önemli unsurun Hürmüz Boğazı'ndan geçen ham petrol akışı olduğunu söyledi.

Sachdeva, "Tanker trafiğinde somut bir aksama, gemi sayısında kalıcı bir düşüş ya da ihracat akışında ciddi bir kesinti yaşanması halinde petrol fiyatlarında yeni bir yükseliş dalgası görülebilir" yorumunda bulundu.

Buna karşılık, askeri gerilime rağmen petrol akışının sürmesi halinde fiyatları destekleyen jeopolitik risk priminin zamanla azalmasının beklendiğini ifade etti.

Husilerden yeni tehdit

Bölgedeki riskleri artıran bir diğer gelişmede ise Yemen'deki Husiler, Suudi Arabistan'ın kontrol ettikleri bir havalimanını bombaladığını öne sürerek, Suudi Arabistan'a füze saldırıları düzenlediklerini açıkladı.

Gabelli Funds Portföy Yöneticisi Simon Wong, Husilerin saldırılarını Kızıldeniz'deki Suudi petrol tesislerine yöneltmesi halinde bölgedeki petrol arzına ilişkin belirsizliklerin daha da artabileceğini söyledi.

Öte yandan Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre ajansın ABD'de gerçekleştirdiği ön ankete göre analistler, geçen hafta ülkenin ham petrol stoklarının gerilemesini, buna karşılık benzin ve distilat yakıt stoklarının artmasını bekliyor. Resmi verilerin bu tahminleri doğrulaması halinde söz konusu gelişmenin petrol fiyatlarına ilave destek sağlayabileceği değerlendiriliyor.