Trump'ın ayrılmasının ardından... Şi ve Lee'nin görüşmesi, Çin'in APEC zirvesindeki ‘etkisini’ ortaya koydu

Sağda Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, solda Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung (AP)
Sağda Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, solda Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung (AP)
TT

Trump'ın ayrılmasının ardından... Şi ve Lee'nin görüşmesi, Çin'in APEC zirvesindeki ‘etkisini’ ortaya koydu

Sağda Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, solda Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung (AP)
Sağda Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, solda Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung (AP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Güney Kore'de düzenlenen Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesinin son günü olan bugün (cumartesi), Güney Koreli mevkidaşı Lee Jae-myung ile bir araya geldi. ABD Başkanı Donald Trump'ın yokluğunda Çin, baskın güç olarak öne çıktı.

Şi Cinping, Güney Kore'nin Gyeongju kentinde düzenlenen APEC liderler zirvesi öncesinde perşembe günü ABD Başkanı’yla 2019'dan bu yana ilk kez yüz yüze görüştü.

Dünyanın en büyük iki ekonomisinin liderleri, şiddetli ticaret savaşında bir ateşkese vardılar. Buna göre Washington, Çin’e uygulanan bazı gümrük vergilerini düşürmeyi kabul etti; buna karşılık Pekin, Çin’e ait nadir toprak elementleri üzerindeki kısıtlamaları kaldırmayı ve Amerikan soya fasulyesi alımlarını artırmayı taahhüt etti.

Donald Trump, görüşmelerin bitiminden hemen sonra Washington'a döndü ve Şi Cinping, APEC zirvesinde tüm dikkatleri üzerine çekti. Şi Cinping, zirvede Pekin'i ‘hegemonyaya’ karşı çok taraflılığın savunucusu olarak tanıttı ve bu açıklamasıyla açıkça ABD'ye atıfta bulundu.

Bugün zirvede yaptığı kapanış konuşmasında Şi Cinping, Çin'in gelecek yıl güneydeki Shenzhen kentinde APEC zirvesine ev sahipliği yapacağını duyurdu.

Şi Cinping dün Kanada Başbakanı Mark Carney ile 2017'den bu yana iki liderin ilk resmi görüşmesinde bir araya geldi.

Çinli lider, ‘Çin-Kanada ilişkilerini yeniden rayına oturtma’ isteğini dile getirdi ve Liberal başbakanı Çin'i ziyaret etmeye davet etti.

Carney ise görüşmelerin ilişkilerde bir ‘dönüm noktası’ olduğunu vurgulayarak, Pekin ile dış müdahale gibi hassas konuları gündeme getirdiğini belirtti.

Şi, Çin'i uzun süredir eleştirmesiyle tanınan Japonya'nın yeni Başbakanı Sanae Takaichi ile de ilk görüşmesini gerçekleştirdi.

Takaichi, ‘Çin ve Japonya arasında karşılıklı yarar sağlayan stratejik ilişkiler’ arzusunu dile getirirken, gazetecilere Çin lideriyle ‘açık ve samimi bir diyalog’ içinde birçok tartışmalı konuyu ele aldığını söyledi.

Çin lideri bugün, geçen yaz göreve başlayan Güney Kore Başbakanı’yla ilk görüşmesini gerçekleştirdi.

Güney Kore'nin Yonhap ajansı, Lee'nin geleneksel kıyafetler giymiş askerlerin katıldığı bir törende Şi'yi karşıladığı görüntüleri yayınladı.

Pekin'e güven vermek

Seul, ana ticaret ortağı ve güvenliğinin garantörü olan Washington ile Pekin arasında her zaman bir denge kurmuştur.

Ancak, Güney Kore'nin ABD'nin THAAD füze savunma sistemini konuşlandırmayı kabul etmesinin ardından 2016 yılında Çin ile ilişkiler bozuldu. Pekin, Güney Koreli şirketlere kısıtlamalar getirerek ve Güney Korelilerin toplu olarak kendi topraklarına seyahat etmesini yasaklayarak sert ekonomik misilleme önlemleriyle yanıt verdi.

Kısa süre önce ABD ile ihracatına uygulanan gümrük vergilerinin azaltılmasını öngören milyarlarca dolarlık bir ekonomik anlaşma imzalayan Güney Kore, komşusuyla ticarete büyük ölçüde bağımlı olmaya devam ediyor.

Harvard Üniversitesi Asya Merkezi'nde araştırmacı olan Sung Hyun Lee'ye göre, Lee Jae-myung, ‘Güney Kore'nin ABD ile ittifakının Çin ile pragmatik ekonomik iş birliğini engellemediğini’ göstererek Pekin'e güven vermeye çalışacak.

Sung Hyun Lee AFP’ye verdiği demeçte, Güney Kore liderinin ‘bir dereceye kadar ekonomik istikrar ve ikili ilişkiler için daha net bir temel’ istediğini söyledi.

Seul'un Pekin ile ilişkileri, resmi olarak güney komşusu ile halen savaş halinde olan Kuzey Kore ile Çin'in yakın bağlarından da etkileniyor.

Şarku’l Avsat’ın Güney Kore Devlet Başkanlığı Ofisi’nden aktardığına göre, Devlet Başkanı Lee, Şi Cinping ile Kore yarımadasındaki barış çabalarını görüşmeyi planlıyor.

Toplantı öncesinde Pyongyang, Kuzey Kore'nin nükleer silahsızlanma olasılığının ‘ne kadar sık konuşulursa konuşulsun asla gerçekleşmeyecek uçuk bir hayal’ olduğunu açıkladı.



Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
TT

Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)

Altın fiyatları, yatırımcıların ABD Merkez Bankasının (FED) para politikasının seyrine ilişkin ipuçları aradığı ABD enflasyon verilerinin günün ilerleyen saatlerinde açıklanması beklentisiyle bugün yatay seyretti. FED yetkililerinin faizlerin daha da artırılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin farklı açıklamaları da piyasaların odağında yer aldı.

Spot altın, ons başına 4 bin 159 dolar civarıda sabit kalırken, aralık vadeli ABD altın vadeli işlemleri yüzde 0,1 artışla 4 bin 182,60 dolara yükseldi.

Taste Life Küresel Makroekonomi Başkanı Ilya Spivak, altın fiyatlarının belirli bir bantta sınırlı hareket etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Spivak, petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen altının değerini koruyabilmesinin, yükselişini sürdürmek için yeni bir katalizör arayışında olduğuna işaret edebileceğini belirtti.

Jeopolitik gelişmeler cephesinde Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, Dahran kentinde Saudi Aramco’ya ait bir idari binanın saldırıya uğradığını açıkladı. İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasında artan gerilimle eş zamanlı gerçekleşen gelişmeler, bugün petrol fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

Para politikası konusunda ise New York FED Başkanı John Williams, enflasyonu düşürmek amacıyla merkez bankasının bu yıl faizleri bir kez daha artırmasının gerekebileceğini yineledi. Buna karşılık FED Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, ABD tahvil getirilerindeki son yükselişin enflasyon beklentilerindeki artıştan değil, ekonomik büyümenin gücünden kaynaklandığını belirtti. Waller, enflasyon beklentilerinin istikrarlı seyrini koruduğunu ifade etti.

Piyasalar, ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisinin bugün 12.30’da açıklanmasını bekliyor. Üretici fiyatları ve perakende satış verileri ise yarın yayımlanacak. Spivak’a göre ekonomik ivmenin zayıfladığına işaret eden veriler, yatırımcıların yeni faiz artışlarına ilişkin beklentilerini azaltabilir ve bu durum altın fiyatlarını destekleyebilir.

CME Group bünyesindeki FedWatch aracına göre piyasalar, ABD faizlerinin bu ay artırılması ihtimalini yaklaşık yüzde 23, aralık ayında artırılması ihtimalini ise yüzde 88 olarak fiyatlıyor.

Getiri sağlamayan altın, faiz oranlarının düşmesinden genellikle olumlu etkileniyor. Buna karşılık yüksek faiz oranları, getiri sağlayan varlıkları daha cazip hâle getirerek altının yatırımcılar açısından çekiciliğini azaltıyor.

Diğer değerli metallerde ise spot gümüş yüzde 0,6 düşüşle ons başına 59,11 dolara geriledi. Platin bin 664,19 dolarda yatay seyrederken paladyum yüzde 0,4 artışla bin 130,81 dolara yükseldi.


Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) bugün yayımladığı aylık petrol piyasası raporunda, stokların önemli ölçüde azalması ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde üretime getirilen kısıtlamalar nedeniyle dizel yakıt arzındaki sıkıntının gelecek yıla kadar devam edebileceğini bildirdi.

Dizel yakıt rafinaj kâr marjları, eylül ayında varil başına yaklaşık 95 dolarla rekor seviyeye ulaştı. ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşla bağlantılı saldırıların yol açtığı rafinaj kapasitesi düşüşü nedeniyle üretim de keskin biçimde geriledi.

IEA, “Dizel piyasaları ciddi baskı altında kalmaya devam ediyor. Uzun süreli arz kesintileri, rafinerilerin sonbahardaki bakım çalışmaları ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde, normalde stokların artırılması gereken bir dönemde stoklardan çekilmesine yol açtı” açıklamasında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü Rusya’nın küresel piyasalara dizel yakıt tedarik etmeyi kabul ettiğini açıklayarak bir ilke imza attı. Trump, yönetiminin Moskova’yı Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta kullanabileceği gelirlerden mahrum bırakmak amacıyla uygulamaya konulan Rus yakıtına yönelik ABD yaptırımlarını geçici olarak kaldırdığını söyledi.

Trump, Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerden bazı Kongre üyelerinin anlaşmanın, Moskova Ukrayna’ya yönelik saldırılarını sona erdirene kadar Rus enerji ürünlerinin ithalatını yasaklayan ABD yasasına aykırı göründüğünü dile getirmelerine rağmen Rusya ile yapılan ‘dizel anlaşmasını’ savundu.

Rus petrolü ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılmasının yüksek yakıt fiyatlarının düşürülmesine yardımcı olacağını belirten Trump’ın açıklamalarına bazı analistler şüpheyle yaklaştı. Analistler, Rusya’nın önümüzdeki üç ay boyunca sağlayacağını belirttiği dizel miktarının fiyatlar üzerinde kayda değer bir etki yaratmaya yetmeyeceğini savundu. Söz konusu miktarın, küresel yakıt tüketiminin yalnızca yaklaşık 12 saatlik bölümüne karşılık geldiği belirtildi.

Dizel fiyatları dünya genelinde rekor seviyelere yükselerek ABD’de galon başına 6,5 doları aştı. Fiyatlar, ABD ile Rusya arasında ‘dizel anlaşmasının’ duyurulmasının ardından ise bir miktar geriledi.


IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
TT

IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Suudi Arabistan’a yönelik son saldırıların, ülke ekonomisinin bölge ve küresel piyasalar açısından taşıdığı önem ve Ortadoğu’da enerji arz güvenliğine ilişkin risklerin artması nedeniyle dünya genelinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası’nın Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısında, “Suudi Arabistan ekonomisi bölge ve dünya için önemli” diyerek,  son gelişmelerin “herkesi, dünyanın her yerinde etkileyebilecek olası olumsuz sonuçlar” doğurabileceğini ifade etti.

Uyarı, bölgedeki enerji akışları ve deniz taşımacılığının baskı altında olduğu bir dönemde yapıldı. Tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksaklıkların, özellikle petrol ve doğal gaz ithalatına bağımlı ekonomilerde enerji maliyetleri, ticaret ve ekonomik faaliyetler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği belirtiliyor.

IMF’nin dün yayımladığı tahminler de bölgedeki aksaklıkların ekonomiler üzerindeki olası etkilerinin boyutuna işaret ediyor. Fon, Ortadoğu ve Orta Asya ekonomilerinin 2026’da yüzde 0,3 daralmasını, 2027’de ise yüzde 6,3 büyümesini bekliyor. Bu görünüm, mevcut krizin yarattığı baskıların yanı sıra krizin hafiflemesi ve enerji ile ticaret akışlarının yeniden toparlanmasıyla öngörülen ekonomik iyileşmeyi yansıtıyor.

Bölge ekonomileri üzerindeki olası etkilerin, deniz taşımacılığındaki aksaklıklara maruz kalma düzeyine ve ihracatın sürdürülebilirliğine bağlı olarak farklılık göstermesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Suudi Arabistan’a ilişkin büyüme tahminini 2027 yılı için yükselten IMF, temmuz ayında yüzde 2,4 ve nisanda yüzde 3,4 olarak açıkladığı tahminini yüzde 7,9’a çıkardı. Fon, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026’daki daralmasına ilişkin tahminini ise temmuz ayındaki yüzde 5 ve nisan ayındaki yüzde 6,4 seviyelerinden yüzde 3,3’e indirdi.

Bu görünüm, deniz taşımacılığındaki aksaklıkların hafiflemesiyle üretim ve ihracatın yeniden ivme kazanacağı beklentisini yansıtıyor. Bununla birlikte toparlanmanın hızı ve boyutu, güvenlik koşullarındaki gelişmelere ve enerji ile ticaret akışlarının normale dönmesine bağlı olacak. Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı ise bütçeye ilişkin ön açıklama metninde, 2027 yılı için yüzde 12,8’lik daha yüksek bir büyüme öngörüsüne yer verdi.