Altın 5 bin dolar barajını aşarak yeni bir para sistemi oluşturuyor

Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında sergilenen altın kaplumbağalar (AFP)
Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında sergilenen altın kaplumbağalar (AFP)
TT

Altın 5 bin dolar barajını aşarak yeni bir para sistemi oluşturuyor

Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında sergilenen altın kaplumbağalar (AFP)
Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında sergilenen altın kaplumbağalar (AFP)

Tarihi bir ana tanıklık eden küresel piyasalarda altın, bugün ons başına 5 bin dolar seviyesini aşarak yeni bir rekor kırdı. Söz konusu yükseliş, geçici bir sıçramadan ziyade, sarı metalin son yılların en güçlü performansını sergilediği 2025 yılının devamı niteliği taşıyor. Altının değeri bu dönemde yüzde 64 oranında artış kaydetti. 2026’nın başında jeopolitik gerilimlerin artmasıyla birlikte altın, yalnızca bir tasarruf aracı olmaktan çıkarak, yatırımcılar ve merkez bankaları açısından stratejik bir gereklilik haline geldi.

Fiyat patlaması motorları

Altındaki yükselişi, çalkantılı siyasi ortamdan bağımsız değerlendirmek mümkün değil. ABD Başkanı Donald Trump’ın uygulamaya koyduğu gümrük tarifesi politikaları, döviz piyasalarını sarsan küresel bir ticaret savaşının fitilini ateşledi. 2026 yılının başında Venezuela ve Grönland gibi dosyalara ilişkin sert açıklamalar ve beklenmedik siyasi hamleler de gerilimi artırarak, yatırımcıları dolar dalgalanmaları ve siyasi risklere karşı korunmak amacıyla altına yöneltti.

dert45
Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında bir çalışan altın külçelerini sergiliyor. (AFP)

Buna ek olarak, para politikası da belirleyici bir rol oynuyor. ABD’de faiz oranlarının düşürüleceğine yönelik beklentiler, sabit getiri sağlamayan altın elde tutmanın ‘fırsat maliyetini’ azaltıyor ve bu durum, altını tahvillere kıyasla daha cazip hale getiriyor.

‘Altın ateşi’ ulusal hazineleri kasıp kavuruyor

2026 yılı itibarıyla altın, bireyler için yalnızca enflasyona karşı bir korunma aracı olmanın ötesine geçerek, dünya genelindeki merkez bankalarının ulusal güvenlik stratejilerinde temel bir unsur haline geldi. Bu köklü dönüşüm, özellikle doların ticari anlaşmazlıklar ve siyasi yaptırımlarda giderek daha fazla bir araç olarak kullanılmasıyla birlikte, ABD dolarına tek rezerv para olarak bağımlılığı azaltmaya yönelik artan uluslararası eğilimi yansıtıyor.

Çin: Dolarsızlaşma politikası

Küresel sahnede Çin, en kararlı alıcı olarak öne çıkıyor; ülke, altın rezervlerini 14. ay üst üste artırmayı sürdürdü. Aralık ayı sonunda sahip olduğu 74,15 milyon ons altın, Pekin’in para birimi yuanı güvence altına alma ve Batı finans sistemine maruz kalma riskini azaltma konusundaki uzun vadeli vizyonunu yansıtıyor. Rekor seviyelerdeki fiyatlara rağmen süren bu alımlar, piyasalara güçlü bir mesaj gönderiyor: Çin, altını ‘son güvenli liman’ olarak görüyor; altın ne dondurulabiliyor ne de el konulabiliyor.

Polonya: Doğu Avrupa'da finansal egemenlik hedefi

Euro Bölgesi içinde dikkat çekici bir hamleyle Polonya, altın piyasasında önemli bir stratejik oyuncu olarak ortaya çıktı. Polonya Merkez Bankası Başkanı Adam Glapinski, rezervleri 700 tona çıkarma planını açıkladı; bu, ülkenin 2025 sonunda yalnızca 550 ton altına sahip olması dikkate alındığında önemli bir artış anlamına geliyor. Polonya’nın bu hamlesi, ülkenin mali itibarını güçlendirmeyi ve Avrupa’yı sarsan jeopolitik dalgalanmalara karşı ekonomisini korumayı hedefliyor. Bu adım, Polonya’yı bölgedeki en büyük altın sahiplerinden biri konumuna getiriyor.

Gelişmekte olan piyasalar: Küresel dalgalanmalara karşı bir kalkan

Gelişmekte olan piyasalar da bu yarışın dışında kalmadı; geçen yılın ilk 11 ayında merkez bankalarının net altın alımlarının 297 tonla ana itici güç olduğu görüldü. Bu ülkeler için altın, doların değer kaybetmesi veya Amerikan piyasalarında dalgalanma yaşanması durumunda yerel para birimlerini koruyan bir ‘koruyucu kalkan’ niteliği taşıyor. Gelişmekte olan ülkelerdeki merkez bankalarının altına yönelimi, mevcut para sistemine duyulan kolektif güvensizliği ve büyük kriz dönemlerinde istikrar sağlayacak somut varlık arayışını yansıtıyor.

gty6
Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında sergilenen altın takılar (AFP)

Dünya Altın Konseyi’nin anketleri, bu talep patikasının geçici olmadığını gösteriyor. Fiyatlar 5 bin doları aşmış olmasına rağmen, daha fazla merkez bankasının önümüzdeki yıl rezervlerini artırmayı planladığı bildiriliyor. Bu merkez bankaları arasındaki yaygın uzlaşı, altının tek bir devletin kontrolüne tabi olmayan küresel bir para birimi olarak konumunu güçlendiriyor; böylece güçlü talebin devamı sağlanıyor ve bugün gördüğümüz rekor fiyat seviyeleri destekleniyor.

Dünya altına nasıl yatırım yapıyor?

Altına yatırım yöntemleri şöyle özetlenebilir:

1. Spot ve vadeli piyasalar: Londra, bankalar ve büyük kurumlar arasında spot işlemlerde en etkili merkez olarak öne çıkıyor. Vadeli işlemler piyasasında ise New York’taki COMEX borsası lider konumda, onu Şanghay ve Japonya’daki TOCOM takip ediyor. Bu piyasalar, yatırımcılara gelecekteki tarihler için alım fiyatlarını sabitleme imkânı sunuyor.

2. Borsa yatırım fonları (ETF’ler): 2025 yılında borsa yatırım fonlarına rekor düzeyde, 89 milyar dolarlık giriş oldu; bu akımda Kuzey Amerika fonları başı çekti. Bu fonlar, yatırımcılara altını fiilen depolamak zorunda kalmadan fiyat hareketlerinden faydalanma olanağı sağlıyor.

3. Külçeler ve altın paralar: Dünyanın en büyük tüketicileri Çin ve Hindistan’da, tüketiciler takı alışından külçe ve altın paraya yönelmeye başladı. Bunun temel nedenleri, takı üretimindeki yüksek işçilik maliyetlerinden kaçınmak ve para birimlerindeki dalgalanma ortamında fiziksel varlıklara sahip olma isteği olarak öne çıkıyor.

2026 için tahminler

Bu yılın başından itibaren altının yüzde 18 değer kazanmasıyla birlikte, analistler piyasanın hareketinde finansal politikalar ve ticari gerilimler arasındaki koordinasyonun belirleyici olmaya devam edeceğini belirtiyor. Altın artık yalnızca arz ve talebe bağlı olarak hareket etmiyor; küresel ‘belirsizlik’ unsuru onu, ticaret savaşlarının sürmesi ve ülkelerin rezervlerini geleneksel para birimlerinden uzaklaştırma yönündeki adımlarının devam etmesi durumunda, yeni yükselişler için en güçlü aday haline getiriyor.



Suudi “Kamu Yatırım Fonu”nun (PIF) kârı 17 milyar doları aşarken, varlıkları 2025’te 907 milyar dolara yaklaştı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
TT

Suudi “Kamu Yatırım Fonu”nun (PIF) kârı 17 milyar doları aşarken, varlıkları 2025’te 907 milyar dolara yaklaştı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2025 yılında güçlü bir mali performans sergiledi. Fonun gelirleri yüzde 9 artışla 450 milyar riyale (120 milyar dolar) yükselirken, net kârı iki katına çıkarak 65 milyar riyali (17,3 milyar dolar) aştı. Yönetilen varlıklarının toplamı değeri ise yaklaşık 3,4 trilyon riyale (906,7 milyar dolar) ulaştı.

Fon, yerel yatırımlarını da genişletmeye devam etti. Bu yatırımların 2021-2025 dönemindeki kümülatif toplamı 750 milyar riyale (200 milyar dolar) yaklaşırken, uluslararası yatırımları yüzde 12 oranında büyüdü. Fon ayrıca yapay zekâ, teknoloji, enerji ve ileri imalat gibi stratejik sektörlerdeki varlığını da güçlendirdi.


Küresel petrol stokları İran savaşına daha ne kadar dayanabilir?

ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
TT

Küresel petrol stokları İran savaşına daha ne kadar dayanabilir?

ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)

ABD, İran'a yönelik ablukayı sıkılaştırırken küresel petrol piyasalarının savaşa ne kadar dayanabileceği merak ediliyor.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, dünkü açıklamasında İran'a uygulanan deniz ablukasının süresiz devam edebileceğini duyurdu.

Reuters'ın analizine göre 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlayan savaşta şimdiye dek küresel piyasada 2,6 milyar varil petrol kaybedildi.  

Saudi Aramco'ya göre günlük kayıp Körfez'de 11 milyon varile ulaşırken, çoğu analist küresel arz açığının günde yaklaşık 5 milyon varile ulaştığını söylüyor.

Ukrayna, Kazakistan'dan Rusya'nın Karadeniz kıyısındaki Novorossiysk Limanı'na günde 1,8 milyon varil petrol taşıyan Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu'na (CPC) temmuz sonunda drone saldırısı düzenlemişti. Bunun açığı daha da artırmış olabileceği belirtiliyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, küresel petrol piyasasında istikrar için Kiev'den saldırıları durdurmasını istemişti.

Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) hesaplamasına göre, ülkelerin elindeki ticari ve kamu petrol stoklarının toplamı yaklaşık 1,5 milyar varil. Ancak bunun tamamı acil durumda piyasaya sürülebilecek rezervlerden oluşmuyor.

Devletlerin doğrudan kontrolünde olan ve acil durumda kullanılabilecek petrol rezervleri yaklaşık 900 milyon varil. Analize göre günlük 5 milyon varillik arz açığının tamamen bu kaynaktan kapatılması halinde kritik eşik olarak belirlenen süre 180 güne denk geliyor. Yani mevcut arz açığı sözkonusu rezervlerden 180 gün daha kapatılabilir. Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin normale dönmesi, arzın toparlanması ve üretimin başka bölgelerde artmasıysa bu süreyi değiştirebilir.

Diğer yandan ABD'nin Stratejik Petrol Rezervi de 1983'ten bu yana en düşük seviyesine geriledi. Stratejik rezerv altyapısında yaşlanma, bakım eksiklikleri ve bazı depolama sahalarındaki sorunlar petrolün piyasaya ulaştırılması sürecinde sorun yaratabilir.

Uzmanlar özellikle dizel ve jet yakıtı stoklarının 5 yılın en düşük seviyesinde olduğuna işaret ediyor. İran ve Rusya-Ukrayna savaşlarının rafinerilere zarar vermesi bu ürünlerdeki sıkışıklığı daha da artırdı.

Öte yandan analize göre Çin, savaş öncesinde Hürmüz Boğazı üzerinden yaptığı günlük yaklaşık 5,5 milyon varillik ithalatı neredeyse bir yıl sürdürebilir. Pekin elindeki miktarı açıklamasa Asya devinin 1 ila 1,7 milyar varillik stoku olduğu tahmin ediliyor.

Independent Türkçe, Reuters, Financial Times


OPEC, 2027'de petrol talebinin artacağı konusunda iyimser

Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
TT

OPEC, 2027'de petrol talebinin artacağı konusunda iyimser

Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) dün yaptığı açıklamada, 2027 yılında küresel petrol talebindeki büyüme beklentisini günlük yaklaşık 2,2 milyon varile yükseltti. OPEC, bir önceki tahmininde büyümenin günlük 1,9 milyon varil olacağını öngörmüştü.

OPEC, 2026'nın son çeyreğinde küresel petrol talebine ilişkin tahminini biraz aşağı çekerek günlük 107,66 milyon varile indirdi. Geçen ayki tahmin günlük 107,72 milyon varil düzeyindeydi. Buna karşın örgüt, 2026 yılı toplam küresel petrol talebi tahminini günlük 105,16 milyon varilden 105,74 milyon varile yükseltti.

2027 yılı için OPEC, küresel petrol talebinin günlük 107,90 milyon varile ulaşmasını bekliyor. Bu rakam, temmuz ayında açıklanan günlük 107,88 milyon varillik tahminle büyük ölçüde aynı seviyede bulunuyor.

Öte yandan OPEC, OPEC+ ittifakı dışındaki üreticilerin petrol arzındaki büyüme tahminini 2026 için günlük 640 bin varilde sabit tuttu. Bu rakam, temmuz ayındaki tahminle aynı. Örgüt, 2027 yılında OPEC+ dışı üreticilerin arzının günlük 620 bin varil artacağı yönündeki öngörüsünü de değiştirmedi.