Trump, Kanada'dan ithal edilen ürünlere gümrük vergisi uyguladı... Ottawa misilleme yapacağını belirtti

Washington, 20 milyar dolarlık ürüne yüzde 50 oranında gümrük vergisi uygulamayı hedefliyor

Ontario, Point Edward'daki Bluewater sınır köprüsü yakınlarında ABD ve Kanada bayrakları (AFP)
Ontario, Point Edward'daki Bluewater sınır köprüsü yakınlarında ABD ve Kanada bayrakları (AFP)
TT

Trump, Kanada'dan ithal edilen ürünlere gümrük vergisi uyguladı... Ottawa misilleme yapacağını belirtti

Ontario, Point Edward'daki Bluewater sınır köprüsü yakınlarında ABD ve Kanada bayrakları (AFP)
Ontario, Point Edward'daki Bluewater sınır köprüsü yakınlarında ABD ve Kanada bayrakları (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, yaklaşık bir asırdır kullanılmayan yasal bir maddeye dayanarak, Kanada'nın yaklaşık 20 milyar dolar değerindeki ithalatına yüzde 50 oranında yeni gümrük vergileri getirdiğini duyurdu ve küresel ticaret savaşında yeni bir cephe açtı. Kanada ise Washington ile müzakerelere devam edeceğini belirtirken, bazı Kanadalı yetkililer önlemlerin yürürlüğe girmesi durumunda misilleme yapma sinyali verdi.

19 Ağustos'ta yürürlüğe girmesi planlanan yeni vergiler; şarap, süt ürünleri, çimento, hokey ekipmanları, yüzme havuzları, mobilyalar, olta kamışları, tohumlar, giysiler ve peruklar dahil olmak üzere çok geniş bir ürün yelpazesini kapsıyor.

Amerika Birleşik Devletleri Ticaret Bakanlığı, vergilerin 2025 yılında 382 milyar dolar olarak gerçekleşen toplam ABD-Kanada ithalatının yüzde 5.2'sine denk gelen yaklaşık 20 milyar dolarlık ithalata uygulanacağını belirtti.

1930 yılına ait yasaya dayandırıldı

Trump kararında, ABD başkanına Amerikan ihracatına karşı ayrımcılık yaptığını düşündüğü ülkelere yüzde 50'ye varan cezai vergiler uygulama yetkisi veren 1930 tarihli Tarife Yasası'nın 338. maddesini dayanak gösterdi.

Bu hamle, söz konusu maddenin yaklaşık 96 yıl önce yürürlüğe girmesinden bu yana bilinen ilk kullanımı olma özelliğini taşıyor ve karara dikkat çekici hukuki ve tarihi bir boyut kazandırıyor.

Los Angeles limanı açıklarında demirli bir konteyner gemisinin yanından geçen bir balıkçı teknesi, (AFP)Los Angeles limanı açıklarında demirli bir konteyner gemisinin yanından geçen bir balıkçı teknesi, (AFP)

ABD yönetimi kararını, Kanada'nın Amerikan otomobillerine, alkollü içeceklerine ve süt ürünlerine yönelik "ayrımcı muamelesinin" yanı sıra Washington'un daha önce uyguladığı vergilere misilleme olarak aldığı tedbirlerle gerekçelendirdi.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer yaptığı açıklamada, "Yönetim, ortaklarıyla adil ve karşılıklı ticaret anlaşmaları yapmaya devam ederken, Kanada diğer ortak ve müttefiklerin aksine, ticari dengenin yeniden sağlanması ve ulusal güvenlik açısından hayati önem taşıyan Amerikan sanayilerinin korunmasına yönelik çabalarımız nedeniyle ABD'ye karşı misilleme önlemleri almaya devam etmektedir" ifadelerini kullandı.

Greer, yeni vergilerin aynı zamanda Kanada'nın süt arzı yönetim sistemini, Amerikan otomobillerine getirilen kısıtlamaları ve Kanada'daki çoğu eyaletin Amerikan alkollü içkilerinin satışını durdurmasını protesto etmek amacıyla getirildiğini belirtti.

ABD yönetimi, geçtiğimiz yıl Kanada'nın Amerika’dan otomobili ithalatının yüzde 22, alkollü içecek ithalatının ise yüzde 81 oranında düştüğüne dikkat çekti.

Kanada: Vergiler ticaret anlaşmasını ihlal ediyor

Kanada Başbakanı Mark Carney ise hükümetinin ABD ile ticari anlaşmazlıkları çözmek için kapsamlı teklifler sunduğunu belirterek, önceki ABD vergilerinin ABD-Meksika-Kanada Ticaret Anlaşması'nı (USMCA) ihlal ettiğini vurguladı.

Carney yaptığı açıklamada, "Bu ticaret savaşı, özellikle Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ailelerin yaşam maliyetlerini artırdı" diyerek, Kanada'nın "her iki ülke vatandaşlarının yararına olacak şekilde çözülemeyen meseleleri ele almak üzere yoğun müzakerelere hazır olduğunu" belirtti.

Ülkesinin "serbest ve adil ticaretin faydalarına" inanmayı sürdürdüğünü vurgulayan Carney, Kanada'nın son dönemde yirmiden fazla yeni ekonomik ve güvenlik ortaklığı kurduğunu işaret etti.

ABD kararının yürürlüğe girmesi için 30 günlük bir süre tanımasına rağmen, Kanadalı yetkililer Washington'un tehditlerini hayata geçirmesi durumunda karşı önlemler alınacağı sinyalini verdi.

Ontario Eyalet Başbakanı Doug Ford, "Eğer bu vergiler ileriye taşınırsa, Kanada dolarına dolarla karşılık vermelidir" dedi.

Kanada Ticaret Odası CEO'su Candice Laing ise kararı "esef verici" olarak nitelendirdi ve resmi müzakerelerde ilerleme kaydetmek için 30 günlük sürenin iyi değerlendirilmesi çağrısında bulundu.

Amerikan Alkollü İçkiler Konseyi CEO'su Chris Swonger da Amerikan pazarını Kanada ürünlerine yeniden açacak ve konaklama sektörünün daha fazla zarar görmesini önleyecek bir anlaşmaya varılması çağrısında bulundu.

Kanada Başbakanı Mark Carney, Montreal'de düzenlenen 2026 Liberal Ulusal Kongresi'nde konuşma yapıyor (Arşiv-AFP)Kanada Başbakanı Mark Carney, Montreal'de düzenlenen 2026 Liberal Ulusal Kongresi'nde konuşma yapıyor (Arşiv-AFP)

Kapsam geniş olsa da bazı muafiyetler var

Vergilerin kapsamı geniş olmasına rağmen ABD yönetimi enerji ürünleri, potas, balık, kritik mineraller ve Ulusal Güvenlik ile ilgili 232. madde kapsamında halihazırda vergiye tabi olan mallar dahil olmak üzere bazı ürünleri muaf tuttu.

Ayrıca yeni vergiler, ABD-Meksika-Kanada Ticaret Anlaşması kapsamında muafiyetten yararlanan bazı mallara bile uygulanacak; bu durum ABD ticaret politikasındaki daha sert tutumu gösteriyor.

Eleştiriler ve ekonomik etki uyarısı

Büyük Buhran dönemine ait bir yasanın kullanılmasından duyulan rahatsızlık uluslararası ticaret uzmanları tarafından eleştirilirken, uzmanlar bu mekanizmanın diğer ticari ortaklara karşı da kullanılmasının önünü açabileceği ve küresel ekonomideki belirsizliği artırabileceği konusunda uyardı.

George HW Bush yönetiminde eski ABD ticaret yetkilisi olan John Veroneau, 338. maddenin ülkelerin tüm ticari ortaklara eşit gümrük tarifeleri uygulamasını sağlamak için tasarlandığını belirterek, mevcut koşullarda kullanılmasının "yasanın ruhuna aykırı" olduğunu ifade etti.

Veroneau, "Bu vergiler teknik olarak yasal olabilir, ancak maddenin dayandığı temel ilke olan ülkeler arasında eşit muamele sağlanması prensibinden uzaklaşıyor" değerlendirmesinde bulundu.

Cato Enstitüsü Başkan Yardımcısı Scott Lincicome ise 338. maddeye başvurulmasını Trump'ın gümrük politikasındaki "nükleer seçenek" olarak nitelendirerek, bunun küresel ekonomide "muazzam bir belirsizlik" yaratabileceği uyarısında bulundu.

Seçimler öncesi siyasi hamleler

Analistler, kararın yükselen fiyatlar nedeniyle Trump yönetimine yöneltilen eleştirilerin ortasında, Kongre ara seçimleri öncesinde siyasi boyutlar taşıdığına dikkat çekiyor.

Beyaz Saray, vergilerin şirketleri üretimi Amerika Birleşik Devletleri'ne taşımaya teşvik edeceğini savunurken, eleştirmenler bunun Amerikan şirketleri için ithalat maliyetlerini artıracağını ve nihayetinde tüketicilere yansıyacağını belirtiyor.

Demokrat Temsilci Susan DelBene, yeni vergilerin "Amerikan ailelerinin fiyatlarını artıracağını ve Trump'ın korumaya çalıştığını söylediği endüstrilere karşı misilleme önlemlerine yol açabileceğini" ifade etti.

Bu karar, ABD ile Kanada arasında ticaret anlaşmazlıkları, Kanada'nın Amerika içindeki hava kalitesini etkileyen orman yangınlarıyla başa çıkma yöntemine yönelik ABD eleştirileri ve otomotiv, süt ürünleri ile alkollü içecekler ticaretindeki devam eden anlaşmazlıkları içeren gerilimlerin arttığı bir dönemde alındı.



FED, Trump’ın taleplerine rağmen 3 yıl sonra ilk kez faiz artırımına hazırlanıyor

Washington’daki Fed binası (Reuters)
Washington’daki Fed binası (Reuters)
TT

FED, Trump’ın taleplerine rağmen 3 yıl sonra ilk kez faiz artırımına hazırlanıyor

Washington’daki Fed binası (Reuters)
Washington’daki Fed binası (Reuters)

ABD Merkez Bankası (Fed), enflasyon oranlarının hedeflerin üzerinde seyrettiği ve Başkan Donald Trump’ın borçlanma maliyetlerini düşürme yönündeki baskılarını sürdürdüğü bir dönemde, son üç yılı aşkın sürenin ilk faiz artışına hazırlanıyor.

Piyasalarda, gösterge faiz oranında 25 baz puanlık bir artış yapılarak hedef aralığın yüzde 3,75 - 4 seviyesine çıkarılması genel kabul gören beklentiler arasında yer alıyor. Söz konusu hamle; temmuz ve ağustos ayları arasında tüketici fiyat endeksinin yüzde 0,4 arttığını ve yıllık enflasyonun yüzde 3,4 seviyesinde sabit kaldığını gösteren verilerin ardından gündeme geldi.

Ekonomistler, Fed Başkanı Kevin Warsh’ın ağustos ayında Jackson Hole Konferansı’nda yaptığı konuşmada enflasyonun hâlâ yüzde 2’lik hedefin üzerinde olduğunu vurgulamasıyla bu faiz artışının zeminini hazırladığını belirtiyor. Texas Üniversitesi Ekonomi Profesörü Olivier Coibion ise Fed’in faiz artırımında geç kaldığına dikkat çekerek, enflasyonun uzun süredir hedeflerin üzerinde seyrettiğini ifade ediyor.

Chicago Üniversitesi Booth İşletme Okulu tarafından yapılan bir ankete katılan 51 ekonomistten 50’si, mevcut yüzde 3,5 - 3,75 aralığındaki borçlanma maliyetlerinin artırılması gerektiği yönünde görüş bildirdi. Katılımcıların büyük çoğunluğu 25 baz puanlık bir artışı savunurken, yüzde 14’lük bir kesim ise İran ile yaşanan savaşın yakıt fiyatlarına etkisi ve buna bağlı enflasyonist baskılar nedeniyle 50 baz puanlık daha sert bir artışı destekliyor.

Fed’in temel enflasyon göstergesi olarak takip ettiği kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi yüzde 3,7 seviyesinde bulunurken, gıda ve enerji hariç çekirdek enflasyon ise temmuz ayında yüzde 3,3’e yükselmiş durumda.

Fed’in güvenilirliğinin sınanması

ABD’de para politikasının, enflasyon ve uzun vadeli faiz oranlarına ilişkin piyasa beklentilerini yönlendirme kapasitesi de kritik bir sınavdan geçiyor.

Bu kapsamda ABD 10 yıllık tahvil getirileri, bu hafta son üç yılda ilk kez yüzde 5 seviyesini aşmasının ardından çarşamba günkü işlemlerde bir miktar geriledi. Tahvil getirilerinden doğrudan etkilenen konut kredisi (mortgage) faiz oranlarında da artış kaydedildi.

KPMG Baş Ekonomisti Diane Swonk, Fed’in faiz artışına gitmesinin -ilk etapta çelişkili görünse de- piyasaların merkez bankasının yüzde 2’lik enflasyon hedefine ulaşacağına dair güvenini tazeleyebileceğini ve böylece uzun vadeli faiz oranlarını ilerleyen süreçte düşürebileceğini belirtti. Swonk, aksi bir senaryoda piyasaların yüksek mortgage oranları, artan kurumsal borçlanma maliyetleri ve yükselen kamu borcu faizleri kanalıyla finansal koşulları kendiliğinden sıkılaştırabileceği konusunda uyardı.

hyju
Fed Başkanı, geçtiğimiz temmuz ayında düzenlenen bir basın toplantısında konuşuyor. (Reuters)

Söz konusu hassas tablo, enerji fiyatlarındaki tırmanışla daha da karmaşık bir hal alıyor. İran ile yaşanan savaşın etkisiyle sıçrama yapan petrol fiyatları enflasyonist baskıyı artırırken; gümrük vergileri ile yapay zekâ altyapısına yönelik devasa yatırımlar, fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü riskleri besleyen diğer temel unsurlar olarak öne çıkıyor.

Trump, faiz indirimi için baskı yapıyor

Diğer taraftan Trump, faiz oranlarının düşürülmesi yönündeki çağrılarını sürdürerek mevcut borçlanma maliyetlerini ‘saçmalık’ olarak nitelendirirken; yatırımcılar ABD yönetiminin olası bir faiz artırımı kararına nasıl tepki vereceğini yakından takip ediyor.

Ulusal Ekonomi Konseyi Direktörü Kevin Hassett, Fox News’e verdiği demeçte, Fed’in faiz artırması halinde Trump’ın muhtemelen ‘pek memnun olmayacağını’, ancak Warsh’ın bağımsızlığını savunacağını belirtti.

Söz konusu siyasi baskı, piyasaların merkez bankasının bağımsızlık derecesini tartmaya çalıştığı bir dönemde gerçekleşiyor. Nitekim Trump, Warsh’ın halefi Jerome Powell’ı da faizleri talep ettiği hızda düşürmediği gerekçesiyle sert bir dille eleştirmişti.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan MIT Sloan İşletme Okulu Ekonomi Profesörü ve İngiltere Merkez Bankası Eski Yönetim Kurulu Üyesi Kristin Forbes, Warsh’ın geride bırakacağı mirasa önem verdiğini belirterek, ekonomik göstergeler yerine siyasi baskılara boyun eğen merkez bankası başkanlarının ekonomi tarihinde olumlu hatırlanmadığının bilincinde olduğunu ifade etti.

Faiz artırımından sonra ne olacak?

Piyasalar için en kritik soru işaretini ise beklenen bu faiz artışının tek seferlik bir adım mı kalacağı, yoksa yeni bir parasal sıkılaştırma döngüsünün başlangıcı mı olacağı oluşturuyor.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times’tan aktardığına göre, piyasalar halihazırda birden fazla ilave faiz artışını fiyatlarken, ekonomistler bu artışların 2026 yılı boyunca sürmesi konusunda daha temkinli bir duruş sergiliyor.

UBS Ekonomisti Jonathan Pingle, önümüzdeki dönemde açıklanacak enflasyon verilerinin fiyat baskılarının azaldığına işaret etmesi durumunda Fed’in faiz artışlarına devam etmek zorunda kalmayacağını belirtti.

Brown Üniversitesi Ekonomi Profesörü Şebnem Kalemli-Özcan ise çarşamba günkü kararın kendi değerlendirmesine göre her iki ihtimale de açık olduğunu ifade ederek, mevcut belirsizlik ortamında Warsh’un daha fazla veri görmeyi tercih edebileceğine dikkat çekti.

Fed’in kararla birlikte açıklaması beklenen ekonomik öngörülerinin, politika yapıcıların enflasyon ve faiz oranlarının seyrine ilişkin beklentilerine dair önemli ipuçları sunması beklenirken, piyasalar Warsh’un parasal politikanın geleceğine yönelik yapacağı açıklamalara kilitlenmiş durumda.


Ekonomistler, Asya devinin "nakit paradoksunu" inceledi

Dijital ödeme sistemi UPI, özel bankalar ve Hindistan Merkez Bankası'nın ortak çalışmasıyla hazırlanmıştı (Reuters)
Dijital ödeme sistemi UPI, özel bankalar ve Hindistan Merkez Bankası'nın ortak çalışmasıyla hazırlanmıştı (Reuters)
TT

Ekonomistler, Asya devinin "nakit paradoksunu" inceledi

Dijital ödeme sistemi UPI, özel bankalar ve Hindistan Merkez Bankası'nın ortak çalışmasıyla hazırlanmıştı (Reuters)
Dijital ödeme sistemi UPI, özel bankalar ve Hindistan Merkez Bankası'nın ortak çalışmasıyla hazırlanmıştı (Reuters)

Hindistan'da dijital ödemeler hızla yayılırken dolaşımdaki nakit miktarı da artıyor.

Hindistan Merkez Bankası'nın (RBI) verilerine göre dolaşımdaki banknot sayısı 176 milyara ulaştı. Banka her yıl 6 farklı kupürde 28-30 milyar yeni banknot basarken yaklaşık 21 milyarını dolaşımdan çıkarıyor.

RBI Başkan Yardımcısı Shirish Chandra Murmu, geçen ay Cakarta'daki konuşmasında bu durumu "nakit paradoksu" diye nitelemişti. Murmu, nakdin bireysel işlemlerdeki payı azalırken dolaşımdaki para miktarının çift haneli oranlarda büyüdüğünü ve bunun gelecekteki nakit talebini öngörmeyi zorlaştırdığını vurgulamıştı.

Dünyanın en büyük beşinci ekonomisine sahip Hindistan'da elektronik ödeme sistemi Birleşik Ödeme Arayüzü (Unified Payments Interface -UPI), ilk olarak 2016'da uygulamaya kondu.

BBC'nin analizine göre UPI'yi 550 milyondan fazla kişi kullanıyor ve günlük dijital işlem sayısı 1 milyara yaklaşıyor.

Buna rağmen nakit talebi de artmaya devam ediyor. Ekonomist Anirudh Tagat'a göre Hindistan bu açıdan "benzersiz ve yeni bir örnek" sunuyor.

Tagat nakdin ödeme yapma, değer saklama ve felaketlere karşı güvence sağlama özelliklerine sahip olduğunu söylüyor. Dijital ödemelerin ise nakdin bu üç işlevinden yalnızca ilkini ikame edebildiğini belirtiyor.

Ekonomist David Humphrey ise dijital ödemelerin yaygınlaşmasının halkın elinde tuttuğu nakit miktarını belirleyen tek unsur olmadığına dikkat çekiyor. Acil durumlar, tasarruf ve altın gibi varlıkların satın alınması için nakit bulundurulmasının yanı sıra kayıtdışı ekonomik faaliyetler de nakit talebini artırıyor.

RBI açısından bu durum bir bütçe sorunu da yaratıyor. Banka kendi kağıt fabrikalarını, 4 banknot basım tesisini ve mürekkep fabrikalarını işletirken aynı zamanda dijital ödeme sistemini teşvik ediyor.

Diğer yandan Yeni Delhi yönetimi dün UPI ödeme mevzuatında değişikliğe gitti. Eski uygulama kapsamında UPI üzerinden yapılan dijital ödemelerde bankalar herhangi bir ücret almıyordu.

Ancak yeni değişiklikle, 15 Ekim itibarıyla 2 bin rupi üzerindeki işlemlerden yüzde 0,4 oranında ücret alınacak. Bu ücret işyerlerinden tahsil edilecek ve tüketicilere yansıtılamayacak. UPI sisteminin altyapısı, siber güvenliği ve müşteri hizmetlerinin geliştirilmesinde kullanılacak.

Independent Türkçe, BBC, Reuters


ABD Merkez Bankası faiz kararı öncesinde altın fiyatları yatay seyrediyor

Akra'da bir altın dökümhanesinde işlenen altın külçeleri- Gana (Reuters)
Akra'da bir altın dökümhanesinde işlenen altın külçeleri- Gana (Reuters)
TT

ABD Merkez Bankası faiz kararı öncesinde altın fiyatları yatay seyrediyor

Akra'da bir altın dökümhanesinde işlenen altın külçeleri- Gana (Reuters)
Akra'da bir altın dökümhanesinde işlenen altın külçeleri- Gana (Reuters)

Altın fiyatları, pazartesi günü son bir ayın en düşük seviyesini gördükten sonra Salı günü yatırımcıların ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikasına ilişkin kararlarını ve gelecek dönem sinyallerini beklemesiyle yatay bir seyir izledi.

Spot altın ons başına 4 bin 300,96 dolar seviyesinde sabit kalırken, ABD vadeli altın sözleşmeleri %0,3 düşüşle 4bin 341,10 dolara geriledi.

İki günlük toplantısını yarın tamamlayacak olan FED'in, gösterge faiz oranını 25 baz puan artırarak %3,75- %4.00 aralığına çekmesi bekleniyor.

IG Piyasa Analisti Tony Sycamore, FED Başkanı Kevin Warsh'un açıklamalarının faiz kararının kendisinden daha belirleyici olacağını; sıkılaşmanın ardı ardına devam edeceğine dair bir söylemin altın ve riskli varlıklar üzerinde baskı yaratacağını belirtti.

ABD ağustos ayı tüketici fiyatlarındaki hızlanma ve çekirdek enflasyondaki artış beklentileri yükseltti. ABD 10 yıllık tahvil faizleri Ekim 2023'ten bu yana ilk kez %5 seviyesini aşarak altın üzerindeki baskıyı artırdı.

Yemen'deki Husi güçlerinin Suudi Arabistan'daki hedeflere yönelik yeni bir saldırı dalgası başlatması ve Kızıldeniz kıyısındaki konumlarını güçlendirmesi petrol fiyatlarını yükseltirken, altının güvenli liman talebini tabanda tutmaya devam ediyor.

Diğer değerli metaller arasında spot gümüş yüzde 0,1 artışla ons başına 63,28 dolara yükselirken, platin yüzde 0,1 düşüşle 1.757,46 dolara, paladyum ise yüzde 0,7 düşüşle 1.283,61 dolara geriledi.