Trump, Kanada'dan ithal edilen ürünlere gümrük vergisi uyguladı... Ottawa misilleme yapacağını belirtti

Washington, 20 milyar dolarlık ürüne yüzde 50 oranında gümrük vergisi uygulamayı hedefliyor

Ontario, Point Edward'daki Bluewater sınır köprüsü yakınlarında ABD ve Kanada bayrakları (AFP)
Ontario, Point Edward'daki Bluewater sınır köprüsü yakınlarında ABD ve Kanada bayrakları (AFP)
TT

Trump, Kanada'dan ithal edilen ürünlere gümrük vergisi uyguladı... Ottawa misilleme yapacağını belirtti

Ontario, Point Edward'daki Bluewater sınır köprüsü yakınlarında ABD ve Kanada bayrakları (AFP)
Ontario, Point Edward'daki Bluewater sınır köprüsü yakınlarında ABD ve Kanada bayrakları (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, yaklaşık bir asırdır kullanılmayan yasal bir maddeye dayanarak, Kanada'nın yaklaşık 20 milyar dolar değerindeki ithalatına yüzde 50 oranında yeni gümrük vergileri getirdiğini duyurdu ve küresel ticaret savaşında yeni bir cephe açtı. Kanada ise Washington ile müzakerelere devam edeceğini belirtirken, bazı Kanadalı yetkililer önlemlerin yürürlüğe girmesi durumunda misilleme yapma sinyali verdi.

19 Ağustos'ta yürürlüğe girmesi planlanan yeni vergiler; şarap, süt ürünleri, çimento, hokey ekipmanları, yüzme havuzları, mobilyalar, olta kamışları, tohumlar, giysiler ve peruklar dahil olmak üzere çok geniş bir ürün yelpazesini kapsıyor.

Amerika Birleşik Devletleri Ticaret Bakanlığı, vergilerin 2025 yılında 382 milyar dolar olarak gerçekleşen toplam ABD-Kanada ithalatının yüzde 5.2'sine denk gelen yaklaşık 20 milyar dolarlık ithalata uygulanacağını belirtti.

1930 yılına ait yasaya dayandırıldı

Trump kararında, ABD başkanına Amerikan ihracatına karşı ayrımcılık yaptığını düşündüğü ülkelere yüzde 50'ye varan cezai vergiler uygulama yetkisi veren 1930 tarihli Tarife Yasası'nın 338. maddesini dayanak gösterdi.

Bu hamle, söz konusu maddenin yaklaşık 96 yıl önce yürürlüğe girmesinden bu yana bilinen ilk kullanımı olma özelliğini taşıyor ve karara dikkat çekici hukuki ve tarihi bir boyut kazandırıyor.

Los Angeles limanı açıklarında demirli bir konteyner gemisinin yanından geçen bir balıkçı teknesi, (AFP)Los Angeles limanı açıklarında demirli bir konteyner gemisinin yanından geçen bir balıkçı teknesi, (AFP)

ABD yönetimi kararını, Kanada'nın Amerikan otomobillerine, alkollü içeceklerine ve süt ürünlerine yönelik "ayrımcı muamelesinin" yanı sıra Washington'un daha önce uyguladığı vergilere misilleme olarak aldığı tedbirlerle gerekçelendirdi.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer yaptığı açıklamada, "Yönetim, ortaklarıyla adil ve karşılıklı ticaret anlaşmaları yapmaya devam ederken, Kanada diğer ortak ve müttefiklerin aksine, ticari dengenin yeniden sağlanması ve ulusal güvenlik açısından hayati önem taşıyan Amerikan sanayilerinin korunmasına yönelik çabalarımız nedeniyle ABD'ye karşı misilleme önlemleri almaya devam etmektedir" ifadelerini kullandı.

Greer, yeni vergilerin aynı zamanda Kanada'nın süt arzı yönetim sistemini, Amerikan otomobillerine getirilen kısıtlamaları ve Kanada'daki çoğu eyaletin Amerikan alkollü içkilerinin satışını durdurmasını protesto etmek amacıyla getirildiğini belirtti.

ABD yönetimi, geçtiğimiz yıl Kanada'nın Amerika’dan otomobili ithalatının yüzde 22, alkollü içecek ithalatının ise yüzde 81 oranında düştüğüne dikkat çekti.

Kanada: Vergiler ticaret anlaşmasını ihlal ediyor

Kanada Başbakanı Mark Carney ise hükümetinin ABD ile ticari anlaşmazlıkları çözmek için kapsamlı teklifler sunduğunu belirterek, önceki ABD vergilerinin ABD-Meksika-Kanada Ticaret Anlaşması'nı (USMCA) ihlal ettiğini vurguladı.

Carney yaptığı açıklamada, "Bu ticaret savaşı, özellikle Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ailelerin yaşam maliyetlerini artırdı" diyerek, Kanada'nın "her iki ülke vatandaşlarının yararına olacak şekilde çözülemeyen meseleleri ele almak üzere yoğun müzakerelere hazır olduğunu" belirtti.

Ülkesinin "serbest ve adil ticaretin faydalarına" inanmayı sürdürdüğünü vurgulayan Carney, Kanada'nın son dönemde yirmiden fazla yeni ekonomik ve güvenlik ortaklığı kurduğunu işaret etti.

ABD kararının yürürlüğe girmesi için 30 günlük bir süre tanımasına rağmen, Kanadalı yetkililer Washington'un tehditlerini hayata geçirmesi durumunda karşı önlemler alınacağı sinyalini verdi.

Ontario Eyalet Başbakanı Doug Ford, "Eğer bu vergiler ileriye taşınırsa, Kanada dolarına dolarla karşılık vermelidir" dedi.

Kanada Ticaret Odası CEO'su Candice Laing ise kararı "esef verici" olarak nitelendirdi ve resmi müzakerelerde ilerleme kaydetmek için 30 günlük sürenin iyi değerlendirilmesi çağrısında bulundu.

Amerikan Alkollü İçkiler Konseyi CEO'su Chris Swonger da Amerikan pazarını Kanada ürünlerine yeniden açacak ve konaklama sektörünün daha fazla zarar görmesini önleyecek bir anlaşmaya varılması çağrısında bulundu.

Kanada Başbakanı Mark Carney, Montreal'de düzenlenen 2026 Liberal Ulusal Kongresi'nde konuşma yapıyor (Arşiv-AFP)Kanada Başbakanı Mark Carney, Montreal'de düzenlenen 2026 Liberal Ulusal Kongresi'nde konuşma yapıyor (Arşiv-AFP)

Kapsam geniş olsa da bazı muafiyetler var

Vergilerin kapsamı geniş olmasına rağmen ABD yönetimi enerji ürünleri, potas, balık, kritik mineraller ve Ulusal Güvenlik ile ilgili 232. madde kapsamında halihazırda vergiye tabi olan mallar dahil olmak üzere bazı ürünleri muaf tuttu.

Ayrıca yeni vergiler, ABD-Meksika-Kanada Ticaret Anlaşması kapsamında muafiyetten yararlanan bazı mallara bile uygulanacak; bu durum ABD ticaret politikasındaki daha sert tutumu gösteriyor.

Eleştiriler ve ekonomik etki uyarısı

Büyük Buhran dönemine ait bir yasanın kullanılmasından duyulan rahatsızlık uluslararası ticaret uzmanları tarafından eleştirilirken, uzmanlar bu mekanizmanın diğer ticari ortaklara karşı da kullanılmasının önünü açabileceği ve küresel ekonomideki belirsizliği artırabileceği konusunda uyardı.

George HW Bush yönetiminde eski ABD ticaret yetkilisi olan John Veroneau, 338. maddenin ülkelerin tüm ticari ortaklara eşit gümrük tarifeleri uygulamasını sağlamak için tasarlandığını belirterek, mevcut koşullarda kullanılmasının "yasanın ruhuna aykırı" olduğunu ifade etti.

Veroneau, "Bu vergiler teknik olarak yasal olabilir, ancak maddenin dayandığı temel ilke olan ülkeler arasında eşit muamele sağlanması prensibinden uzaklaşıyor" değerlendirmesinde bulundu.

Cato Enstitüsü Başkan Yardımcısı Scott Lincicome ise 338. maddeye başvurulmasını Trump'ın gümrük politikasındaki "nükleer seçenek" olarak nitelendirerek, bunun küresel ekonomide "muazzam bir belirsizlik" yaratabileceği uyarısında bulundu.

Seçimler öncesi siyasi hamleler

Analistler, kararın yükselen fiyatlar nedeniyle Trump yönetimine yöneltilen eleştirilerin ortasında, Kongre ara seçimleri öncesinde siyasi boyutlar taşıdığına dikkat çekiyor.

Beyaz Saray, vergilerin şirketleri üretimi Amerika Birleşik Devletleri'ne taşımaya teşvik edeceğini savunurken, eleştirmenler bunun Amerikan şirketleri için ithalat maliyetlerini artıracağını ve nihayetinde tüketicilere yansıyacağını belirtiyor.

Demokrat Temsilci Susan DelBene, yeni vergilerin "Amerikan ailelerinin fiyatlarını artıracağını ve Trump'ın korumaya çalıştığını söylediği endüstrilere karşı misilleme önlemlerine yol açabileceğini" ifade etti.

Bu karar, ABD ile Kanada arasında ticaret anlaşmazlıkları, Kanada'nın Amerika içindeki hava kalitesini etkileyen orman yangınlarıyla başa çıkma yöntemine yönelik ABD eleştirileri ve otomotiv, süt ürünleri ile alkollü içecekler ticaretindeki devam eden anlaşmazlıkları içeren gerilimlerin arttığı bir dönemde alındı.



Suudi Arabistan büyük projelerin yönetimini Suudi kadrolara açıyor

Suudi mühendisler Suudi Arabistan'daki projelerden birini incelerken (SPA)
Suudi mühendisler Suudi Arabistan'daki projelerden birini incelerken (SPA)
TT

Suudi Arabistan büyük projelerin yönetimini Suudi kadrolara açıyor

Suudi mühendisler Suudi Arabistan'daki projelerden birini incelerken (SPA)
Suudi mühendisler Suudi Arabistan'daki projelerden birini incelerken (SPA)

Suudi Arabistan, büyük projelerin yönetiminde ulusal kadroların payını artıracak yeni bir adım attı. Özel sektörde proje yönetimi mesleklerinde yerlileştirme oranının Şubat 2027'ye kadar yüzde 70'e çıkarılması, altyapıdan konuta, turizmden inşaata kadar ülkenin stratejik sektörlerinde Suudi yetkinliklerin daha fazla sorumluluk üstlenmesinin önünü açıyor.

İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı tarafından Belediyeler ve Konut Bakanlığı ile iş birliği içinde alınan karar, proje yönetimi alanında yönetici, mühendis ve uzman olarak çalışan en az 3 kişiye sahip işletmeleri kapsıyor. Karar, inşaat, altyapı, konut ve turizm sektörlerinin hızlı bir şekilde büyüdüğü bir dönemde özel önem taşıyor.

Bakanlık ayrıca kararın uygulama kılavuzunu internet sitesinde yayımladı. Kılavuzda kapsam dahilindeki meslekler, uygulama mekanizmaları, yerlileştirme oranlarının hesaplanma yöntemi ve uyum kuralları yer aldı. Böylece özel sektör kuruluşlarına, karar yürürlüğe girmeden önce istihdam yapılarını yeniden düzenlemeleri ve ihtiyaç duyacakları insan kaynağını planlamaları için süre tanındı.

Uygulama öncesinde dikkat çeken rakamlar

Karar, iş gücü piyasasındaki göstergelerde kaydedilen belirgin iyileşmeyle aynı döneme denk geliyor. Suudi vatandaşları arasındaki işsizlik oranı, bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 6,8'e geriledi.

“Qiwa” platformunun verilerine göre, ikinci çeyrekte 258 binden fazla Suudi vatandaşının iş gücü piyasasına katıldığı ve 419 binden fazla iş sözleşmesinin belgelendiği görüldü. Platform aynı çeyrekte 3 milyondan fazla hizmet sunarken, 163 binden fazla maaş belgesi ile Suudi vatandaşları için 63 binden fazla deneyim belgesi düzenledi.

Yerlileştirme konusunda ise “Qiwa”, yerlileştirme şartlarını karşılayan işletmelere 72 binden fazla uygunluk belgesi verdi. Bu uygulama, ulusal yeteneklerin iş gücüne katılımını artırma çalışmalarına yönelik uyumun takip edilmesi kapsamında gerçekleştirildi.

Nitelikli yerlileştirme sadece çalışan değişimi anlamına gelmiyor

Kararı değerlendiren Suudi İnsan Kaynakları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi danışman Badr el-Anzi, Şarku’l Avsat'a yaptığı özel açıklamada, proje yönetimi mesleklerinde yerlileştirme oranının yüzde 70'e çıkarılmasının, özellikle Suudi Arabistan'daki büyük projelerin genişlemesi ve ulusal yetkinliklerin planlı ve kademeli istihdam politikaları kapsamında gelişmesi dikkate alındığında, önemli ve olgun bir karar olduğunu söyledi.

El-Anzi, Suudi yetkinliklerin mevcut talebi karşılayabilecek düzeyde olduğunu, ancak asıl sorunun insan kaynağının sayısından ziyade pratik deneyimin niteliğiyle ilgili olduğunu belirtti. Proje yönetiminin planlama, risk, maliyet ve zaman yönetimi gibi alanlarda saha deneyimi gerektirdiğine dikkat çekti.

Kararın, Suudi olmayan bir çalışanın yerine Suudi bir çalışanın getirilmesinden ibaret görülmemesi gerektiğini vurgulayan El-Anzi, bunun nitelikli yerlileştirme ve bilgi transferi olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. El-Anzi, ulusal yetkinliklerin büyük projeleri kendi başlarına yönetebilecek seviyeye ulaşmasına kadar sürecin sürekli takip edilmesi gerektiğini belirtti.

Ücret rekabeti

El-Anzi'ye göre en önemli zorluklar yerlileştirme kararının kendisinden ziyade, piyasanın sayısal yerlileştirmeden sürdürülebilir nitelikli yerlileştirmeye geçebilme kapasitesiyle ilgili olacak.

Suudi yetkinliklere yönelik talebin artacağını ve özellikle büyük sektör ve projelerde ücret rekabetinin kızışacağını öngören El-Anzi, şirketlerin piyasanın rekabet koşullarında istikrarlarını koruyabilmeleri için organizasyonel yapılarını ve ücret politikalarını yeniden gözden geçirmeleri gerekeceğini söyledi.

Sayısal yerlileştirme, belirli bir oranda Suudi vatandaşının istihdam edilmesini hedeflerken, “nitelikli yerlileştirme” ulusal kadroların yetkinliği, deneyimi ve görevleri fiilen yerine getirme ve işi yönetme kapasitesine odaklanıyor. Böylece yalnızca bir pozisyonun doldurulması ve belirlenen oranın tutturulmasının ötesine geçiliyor.

Piyasayı yeniden şekillendirebilir

El-Anzi, kararın gerçek başarısının kağıt üzerinde yüzde 70'lik orana ulaşılmasıyla değil, Suudi proje yöneticileri ve uzmanlarının yüzde 70'inin projeleri fiilen yönetebilecek seviyeye ulaşmasıyla ölçüleceğini belirtti.

Kararın etkisinin Suudilere sunulan iş imkanlarının sayısındaki artıştan çok daha kapsamlı olabileceğini ifade eden El-Anzi, uygulamanın proje yönetimi piyasasının tamamını yeniden şekillendirebileceğine dikkat çekti.

İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı'nın daha önce de proje yönetimi mesleklerinde yerlileştirmeyi aşamalı olarak uygulamaya koyduğunu hatırlatan El-Anzi, bunun yüksek katma değer taşıyan kilit pozisyonların yerlileştirilmesine yönelik bir yönelimi yansıttığını söyledi.

Kararın uzun vadede özel sektörün verimliliğine ve nitelikli uzmanlaşmış yerlileştirmeyi benimseme kapasitesine olumlu yansımasını bekleyen El-Anzi, mühendis, yönetici ve teknisyenler dahil olmak üzere farklı meslek gruplarında proje yönetiminde çalışan Suudi vatandaşlarının oranının artacağını öngördü.

İş gücünün ötesinde ekonomik etki

Kararın ekonomik boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan finans ve ekonomi danışmanı Dr. Hüseyin el-Attas ise Şarku’l Avsat'a yaptığı özel açıklamada, kararın “istihdamdan ziyade stratejik” bir nitelik taşıdığını söyledi.

El-Attas, proje yönetiminin inşaat, altyapı, turizm, konut ve lojistik gibi sektörler üzerinden Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu hedeflerinin hayata geçirilmesinin merkezinde yer aldığını belirtti.

Ekonomik etkilerin yalnızca istihdam edilen Suudi vatandaşlarının sayısındaki artışla sınırlı kalmayacağını ifade eden El-Attas, ulusal uzmanlık alanlarına yönelik talebin artacağını ve daha yüksek katma değer sağlayan nitelikli işlerin oluşacağını söyledi.

Buna karşılık, uzman yabancı iş gücüne yoğun şekilde dayanan şirketlerin kısa vadede daha yüksek istihdam maliyetleriyle karşılaşabileceğini belirten El-Attas, bunun şirketleri ekiplerini yeniden yapılandırmaya ve eğitim yatırımlarına erken aşamada başlamaya yönelteceğini kaydetti.

İnsan sermayesine yatırım

El-Attas, Şubat 2027'ye kadar uzanan geçiş süresinin şirketlere durumlarını yeniden düzenlemeleri için yeterli zaman tanıdığını belirterek, kararın yerli ve yabancı yatırımlar açısından ciddi bir engel oluşturmasını beklemediğini söyledi.

Aksine kararın, insan sermayesine, eğitim piyasasına ve mesleki sertifikasyon alanına yatırımları teşvik edebileceğini belirten El-Attas, şirketlerin önünde iki seçenek bulunacağını ifade etti: Hazır durumdaki ulusal yetkinlikleri işe almak veya kendi kadrolarını yetiştirmeye yatırım yapmak.

El-Attas, yerlileştirme kurallarının açık ve istikrarlı olmasının yabancı yatırımcı açısından oranın kendisinden daha önemli bir unsur olduğunu vurguladı.

Etkiyi artırmak için 3 aşama

El-Attas, kararın yerel ekonomik değerini artırmak için üç aşama belirledi: Ulusal yetkinliklerin istihdam edilmesi ve yetiştirilmesi, küresel şirketlerden bu kadrolara bilgi ve deneyim aktarılması ve son olarak büyük projeleri ulusal ve uluslararası ölçekte yönetebilecek bir Suudi proje yöneticileri neslinin oluşturulması.

El-Attas da El-Anzi'nin değerlendirmesine katılarak, kararın ekonomik başarısının kağıt üzerinde yüzde 70'lik yerlileştirme oranına ulaşılmasıyla değil, ulusal yetkinliklerin maliyet, zaman, kalite ve risk yönetimi açısından dünya standartlarında projeleri yönetebilme kapasitesiyle ölçülmesi gerektiğini söyledi.

El-Attas'a göre bu süreçteki temel zorluklardan biri ise akademik yeterlilik ile sahadaki pratik deneyim arasındaki boşluk olacak.


Hürmüz Boğazı üzerinden yapılacak ihracat konusundaki belirsizliğe rağmen petrol fiyatları üst üste dördüncü gün de yükselmeye devam etti

Irak'ın Basra kentindeki Zübeyr petrol sahası (Reuters
Irak'ın Basra kentindeki Zübeyr petrol sahası (Reuters
TT

Hürmüz Boğazı üzerinden yapılacak ihracat konusundaki belirsizliğe rağmen petrol fiyatları üst üste dördüncü gün de yükselmeye devam etti

Irak'ın Basra kentindeki Zübeyr petrol sahası (Reuters
Irak'ın Basra kentindeki Zübeyr petrol sahası (Reuters

Petrol fiyatları bugün üst üste dördüncü seansta da yükseldi. Yatırımcılar, Tahran ve Washington’dan gelen ve Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine açık olup olmadığı konusunda birbiriyle çelişen mesajları değerlendiriyor.

Brent ham petrolünün vadeli kontratları, TSİ 04.15 itibarıyla 69 sent (yüzde 0,8 artarak) varil başına 91,71 dolara yükseldi. ABD Batı Teksas türü (WTI) ham petrolünün vadeli kontratları ise 76 sent (yüzde 0,9 artışla) 85,70 dolara çıktı.

Her iki petrol türü de dünkü işlemleri üç haftadan uzun sürenin en yüksek seviyelerinde tamamladı. Bu yükselişte, ABD ile İran arasında barış anlaşmasına varılacağına ilişkin umutların azalması etkili oldu.

ABD Başkanı Donald Trump dün İran’la herhangi bir görüşme yapılmadığını söyledi ve Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu belirtti. Bu açıklama, İran’ın stratejik öneme sahip su yolunun deniz taşımacılığına hâlâ kapalı olduğu yönündeki açıklamasıyla çelişti.

Geçici ateşkes anlaşması pazartesi günü sona ererken, üst düzey bir İranlı yetkili Reuters’a yaptığı açıklamada, diplomatik sürecin çıkmaza girmesi nedeniyle ülkesinin “tamamen saldırı pozisyonuna” geçtiğini söyledi. Bununla birlikte, dün taraflardan herhangi birinin yeni saldırılar düzenlediğine ilişkin haber gelmedi.

Sparta Commodities baş petrol piyasaları analisti Jun Gu, “İran ve Husilerin iki önemli deniz koridorundaki saldırıları devam ettiği için deniz taşımacılığına yönelik riskler yeniden artıyor. Bu durum kısa vadede petrol fiyatlarını desteklemeye devam ediyor” dedi. Gu, Hürmüz ve Babülmendeb boğazlarına atıfta bulundu.

Bugün açıklanan veriler, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin yavaşladığını gösterdi. Gemilerin büyük bölümü, ablukanın ardından boğazın yeniden açılacağına ilişkin net bir işaret bulunmaması nedeniyle stratejik öneme sahip su yolundan uzak durdu.

Gu ayrıca, Körfez’deki petrol üreticilerinin ham petrolü Körfez dışına, Umman Körfezi yönüne taşımak için alternatif ihracat güzergâhları aradığını belirtti. Bu güzergâhların kullanılmaya devam edilmesinin, iki üreticide durdurulan üretimin yeniden artırılmasına yardımcı olabileceğini belirtti.


ABD ile İran arasında barış umutlarının azalmasıyla petrol 91 doların üzerine çıktı

Brezilya’nın devlete ait Petrobras şirketine ait, São Paulo’nun eteklerindeki Mauá’da bulunan petrol rafinerisi (AP)
Brezilya’nın devlete ait Petrobras şirketine ait, São Paulo’nun eteklerindeki Mauá’da bulunan petrol rafinerisi (AP)
TT

ABD ile İran arasında barış umutlarının azalmasıyla petrol 91 doların üzerine çıktı

Brezilya’nın devlete ait Petrobras şirketine ait, São Paulo’nun eteklerindeki Mauá’da bulunan petrol rafinerisi (AP)
Brezilya’nın devlete ait Petrobras şirketine ait, São Paulo’nun eteklerindeki Mauá’da bulunan petrol rafinerisi (AP)

Petrol fiyatları bugün yükseldi. İran’ın tamamen “saldırgan” bir askeri tutum benimseyeceğini açıklaması ve ABD’nin ateşkes anlaşmasının uzatılmasını dışlaması, Ortadoğu’daki savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya ilişkin umutları zayıflatarak enerji arzına ilişkin endişeleri artırdı.

Brent ham petrolünün vadeli kontratları, TSİ 04.08 itibarıyla 62 sent (yüzde 0,7 artışla) varil başına 91,49 dolara yükseldi. Brent, dün 30 Temmuz’dan bu yana en yüksek seviyesini görmüştü.

ABD’nin Batı Teksas türü (WTI) ham petrolünün vadeli kontratları da 75 sent artarak varil başına 85,25 dolara çıktı. WTI gün içinde 85,37 dolara kadar yükselerek 31 Temmuz’dan bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.

Barış görüşmelerinde ilerleme işaretleri ortadan kalkarken, petrol tankerlerinin stratejik Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerinin yeniden başlaması da sekteye uğradı. Bu durum, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmanın uzayabileceği endişesini artırdı.

KCM baş piyasa analisti Tim Waterer, petrol fiyatlarının “ABD ile İran arasındaki ilişkilerin giderek daha kırılgan hale gelmesiyle haftaya sert bir yükselişle başladığını” söyledi. Waterer, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ilişkin bir anlaşmanın “yakın görünmediğini” ve deniz taşımacılığının hâlâ sınırlı seviyelerde seyrettiğini belirtti.

Risklerin sürdüğüne ilişkin son göstergelerden biri olarak, bugün Hürmüz Boğazı’ndan çıkış yapan bir gemiye seyir halindeyken bir mermi isabet etti. Deniz trafiği takip verilerine göre, son saldırıların ardından boğazdan geçen gemi sayısı hafta sonuna kıyasla hafif artış gösterse de tek haneli seviyelerde kalmaya devam etti.

DBS Bank Enerji Araştırmaları Başkanı Suvro Sarkar, herhangi bir anlaşmaya varılamamasının “yılın son çeyreğine ve hatta 2027’ye ilişkin petrol fiyatı beklentilerini etkileyeceği” değerlendirmesinde bulundu.

Sarkar, müzakerelere ilişkin belirsizlik devam ettiği sürece petrol fiyatlarının kısa vadede varil başına 80 ila 100 dolar arasında hareket edebileceğini ifade etti.

Öte yandan İran, Hürmüz Boğazı’nın yönetimine ilişkin bir anlaşma konusunda Umman ile müzakerelerini sürdürüyor. Tahran, iki tarafın anlaşmaya yaklaştığını belirtiyor. Ancak ABD Başkanı Donald Trump, Körfez bölgesinde Washington’un uzun süredir güvenlik ortağı olan Umman’ı, bu görüşmeler nedeniyle bombalamakla tehdit etti.

ABD’de ise Reuters’ın gerçekleştirdiği ön ankete göre, ham petrol stoklarının geçen hafta düşmüş olması, petrol ürünleri stoklarının da gerilemesi bekleniyor.