Snap: Suudi Arabistan'da dijital reklam harcamaları artık yatırımın geri dönüşüne odaklanıyor

Snap'e göre reklam olgunluğu; strateji, yaratıcılık, kampanya aktivasyonu, veri ve ölçümün tek bir entegre sistem içinde uyumlu çalışmasına bağlı. (Shutterstock)
Snap'e göre reklam olgunluğu; strateji, yaratıcılık, kampanya aktivasyonu, veri ve ölçümün tek bir entegre sistem içinde uyumlu çalışmasına bağlı. (Shutterstock)
TT

Snap: Suudi Arabistan'da dijital reklam harcamaları artık yatırımın geri dönüşüne odaklanıyor

Snap'e göre reklam olgunluğu; strateji, yaratıcılık, kampanya aktivasyonu, veri ve ölçümün tek bir entegre sistem içinde uyumlu çalışmasına bağlı. (Shutterstock)
Snap'e göre reklam olgunluğu; strateji, yaratıcılık, kampanya aktivasyonu, veri ve ölçümün tek bir entegre sistem içinde uyumlu çalışmasına bağlı. (Shutterstock)

Şarku’l Avsat'a özel açıklamalarda bulunan Snap Suudi Arabistan Genel Müdürü Abdullah el-Hammadi, ülkede dijital reklam pazarının hızlı büyüme döneminden çıkarak yatırımın etkinliği ve ölçülebilir iş sonuçlarına odaklanan yeni bir aşamaya geçtiğini söyledi.

Snap ile küresel danışmanlık şirketi Kearney tarafından hazırlanan "Suudi Dijital Reklam Olgunluk Çerçevesi", Suudi Arabistan'da dijital reklam harcamalarının büyüme hızı ile e-ticaret büyümesi arasında 8 puanlık bir fark bulunduğunu ortaya koydu. Rapora göre bu durum, reklam yatırımlarının verimliliğini artırmak ve bunları daha doğrudan ölçülebilir iş sonuçlarıyla ilişkilendirmek için önemli bir fırsata işaret ediyor.

Ancak söz konusu farkın tek başına piyasanın performansını açıklamadığı belirtiliyor. E-ticaretin gelişimi; sektörlerin yapısı, tüketici davranışlarındaki değişim ve satın almaların dijital ile geleneksel kanallar arasındaki dağılımı gibi birçok faktörden etkileniyor.

Şarku’l Avsat'a konuşan Snap Suudi Arabistan Genel Müdürü Abdullah el-Hammadi, bu tablonun dijital pazarda genişleme döneminden daha ileri bir aşamaya geçildiğini gösterdiğini belirterek, artık odağın verimlilik ve ölçüm olduğunu ifade etti.

ko9p0
Snap Suudi Arabistan Genel Müdürü Abdullah el-Hammadi. (Snap)

El-Hammadi, "Reklam harcamalarının artması tek başına daha güçlü iş sonuçları anlamına gelmez" dedi. Bugün asıl zorluğun hedef kitleye ulaşmak değil, strateji, içerik, tüketici yolculuğu, veri ve ölçümü tek bir sistem içinde birleştirebilmek olduğunu vurguladı.

Verimlilik dönemi

Snap ve Kearney, şirketlerin reklam yatırımlarını ölçülebilir ticari sonuçlara dönüştürme kapasitelerini değerlendirebilmeleri amacıyla Suudi Dijital Reklam Olgunluk Çerçevesi'ni geliştirdi.

Çerçeve; strateji, yaratıcılık, yerelleştirme, tüketici yolculuğunun etkinleştirilmesi, veri ve ölçüm olmak üzere dört temel eksene dayanıyor. Raporda, tek bir alandaki başarının diğer alanlardaki eksiklikleri telafi etmeyeceği, önemli olanın planlamadan kampanyanın nihai etkisinin ölçülmesine kadar tüm süreçlerin birbirine bağlı şekilde yürütülmesi olduğu belirtiliyor.

El-Hammadi, amaçlarının dijital yatırımların büyümesini yavaşlatmak değil, bunların verimliliğini artırmak olduğunu söyledi.

"Sudi Arabistan zaten güçlü dijital altyapıya, yüksek tüketici etkileşimine ve güçlü büyüme ivmesine sahip. Bundan sonraki fırsat ise reklamverenlerin bu ivmeyi sürdürülebilir iş sonuçlarına dönüştürebilecek olgunluk seviyesine, yerel uyuma ve ölçüm disiplinine ulaşmasını sağlamaktır." dedi.

Buna göre pazardaki temel sorun hedef kitleye erişmek değil; bu erişimin marka bilinirliği, ilgi, satın alma niyeti, etkileşim veya satışlara gerçekten dönüşüp dönüşmediğini tespit edebilmek.

Reklamverenlerin olgunluk seviyeleri farklı

Suudi Arabistan'daki tüm reklamverenler aynı noktadan başlamıyor.

Büyük yerel şirketler, küçük ve orta ölçekli işletmelere kıyasla daha fazla kaynağa, daha güçlü ekip ve veri altyapısına sahip bulunurken, pazara yeni giren küresel markalar ise yerel tüketiciyi tanıma konusunda farklı zorluklarla karşılaşıyor. Kamu kurumlarının ihtiyaçları da girişimler ve e-ticaret platformlarından farklılık gösteriyor.

dtyu7
Snap'e göre Suudi Arabistan'daki dijital reklam pazarı, harcamaları artırmaya odaklı büyüme döneminden çıkarak etkinlik ve ticari getirinin ölçüldüğü yeni bir aşamaya geçiyor. (Reuters)

Bu nedenle çerçeve, tüm reklamverenler için tek bir zayıf alan belirlemiyor.

Bazı kurumlar güçlü bir stratejiye sahip olsa da ölçüm konusunda eksiklik yaşayabiliyor. Bazıları ise yerel pazara uygun içerik üretmesine rağmen bunun ticari etkisini ortaya koyabilecek veri altyapısından yoksun kalabiliyor.

El-Hammadi'ye göre iyileştirme potansiyelinin en yüksek olduğu iki alan ise tüketici yolculuğunun tüm aşamalarının etkin biçimde yönetilmesi ve entegre ölçüm sistemleri.

Bazı kurumların hâlâ veri altyapısı, yetenek havuzu ve kampanyaların ötesindeki gerçek ticari etkiyi ölçebilecek araçları geliştirme sürecinde olduğunu belirtti.

Dijital platformların artık yalnızca marka bilinirliği oluşturmakla kalmadığını; keşif, değerlendirme, satın alma ve satın alma sonrası etkileşim süreçlerinin tamamında daha etkin rol üstlendiğini de sözlerine ekledi.

Birbirine bağlı pazarlama sistemi

Kampanyaların beklenen sonucu verememesi çoğu zaman tek bir hatadan kaynaklanmıyor.

İçerik başarılı olsa bile ticari hedef net olmayabiliyor. Kampanya geniş kitlelere ulaşsa da tüketici yolculuğuyla ilişkilendirilmeyebiliyor ya da çok sayıda veri toplanmasına rağmen sonucun hangi unsurdan kaynaklandığı belirlenemeyebiliyor.

El-Hammadi, "Strateji, yaratıcılık, kampanya aktivasyonu ve ölçüm en başından itibaren birlikte çalıştığında kampanyalar iş sonuçları üretme konusunda çok daha başarılı oluyor" dedi.

sfrg
Araştırmaya göre kültürel uyum, yalnızca Arapça dil kullanımı veya yerel görsellerle sınırlı değil; kampanyanın en başından itibaren yerel dinamikler gözetilerek tasarlanmasını gerektiren temel bir unsur olarak öne çıkıyor. (Getty Images)

Bu işlevlerin birbirinden bağımsız departmanlar halinde yürütülmesi durumunda şirketlerin yüksek erişim, görüntülenme veya etkileşim rakamlarına ulaşabildiğini, ancak nihai sonuca hangi unsurun katkı sağladığını ya da gelecek kampanyalarda hangi alanların büyütülmesi gerektiğini belirlemekte zorlandığını söyledi.

Bu yaklaşımda ölçümün kampanya başladıktan sonra değil, öncesinde planlanması gerekiyor. Öncelikle hedeflenen ticari sonucun, buna uygun performans göstergelerinin ve gerekli verilerin belirlenmesi gerekiyor. Böylece pazarlama, birbirinden kopuk kampanyalar yerine yaratıcı, teknik ve ticari kararların birbirini beslediği sürekli bir sisteme dönüşüyor.

Yerel uyum artık sadece Arapça kullanmak değil

Araştırmaya göre Suudi tüketicilerin yüzde 30'dan fazlası, reklamlarda kültürel uyumun yetersiz olduğunu düşünüyor.

Bu durum Suudi markalarının kendi pazarını tanımadığı anlamına gelmiyor. Aksine tüketici beklentilerinin hızla değiştiğini ve kitlenin başka pazarlardan uyarlanmış ya da genel geçer reklam mesajlarını kolaylıkla ayırt edebildiğini gösteriyor.

El-Hammadi, kültürel uyumun artık yalnızca Arapça metinler veya yerel görseller kullanmak anlamına gelmediğini belirterek, bunun yaratıcı fikirden kullanılan dile, içerik üreticilerinin seçiminden platform deneyimine, markanın görünme zamanlamasından etkileşimin nasıl ölçüldüğüne kadar uzanan kapsamlı bir süreç olduğunu söyledi.

Gerçek yerelleştirmenin, küresel bir reklam hazırlandıktan sonra tercüme edilmesiyle değil, Suudi pazarına ilişkin anlayışın strateji oluşturma aşamasından itibaren sürece dahil edilmesiyle mümkün olduğunu ifade etti.

Bu yaklaşım; iletişim biçimini, yaş grupları arasındaki farklılıkları, kültürel ve toplumsal anları, farklı kitlelerin kullandığı platformları ve reklam dilinde doğal ya da yapay görülen unsurları da kapsıyor.

El-Hammadi, "Yerel uyum pazarlama sisteminin tamamına işlendiğinde, ortaya çıkan çalışma Suudi tüketiciye daha doğal gelir ve daha güçlü iş sonuçları üretir" dedi.

Çok kanallı etki öne çıkıyor

Geleneksel ölçüm modellerinin önemli bir bölümü satın alma öncesindeki son temas noktasına tüm katkıyı verirken, tüketicinin karar süreci genellikle doğrusal ilerlemiyor.

Bir kullanıcı ürünü önce sosyal medya platformunda keşfedebiliyor, ardından internette araştırma yapıyor, inceleme videoları izliyor ve daha sonra mağaza veya uygulama üzerinden satın alma kararı verebiliyor.

Kantar'ın Suudi Arabistan'da 2025 yılı için gerçekleştirdiği çapraz medya analizine göre, bazı durumlarda platformların oluşturduğu etkinin yaklaşık yüzde 70'i, tek bir platformdan değil, farklı kanalların birbirini tamamlamasından kaynaklanıyor.

Bu oran her kampanya için geçerli olmasa da etkinin önemli bölümünün platformların birlikte çalışmasından doğduğunu gösteriyor.

"Etki" kavramı ise kampanyanın hedeflerine göre değişiyor. Bu; marka bilinirliği, ilgi, satın alma niyeti, etkileşim, internet sitesi veya uygulama trafiği, potansiyel müşteri kazanımı ya da satışlar şeklinde ölçülebiliyor.

Bu nedenle her platformu tek başına değerlendirmek, nihai dönüşümü sağlamasa bile satın alma kararını şekillendiren erken temas noktalarının değerini göz ardı edebiliyor.

"Tek bir hedef belirleyin"

Pazarlama olgunluğu henüz düşük seviyede olan kurumlara tavsiyelerde bulunan El-Hammadi, önümüzdeki altı ay içinde tüm eksiklikleri aynı anda gidermeye çalışmak yerine tek ve net bir ticari hedef belirlenmesini önerdi.

Bu hedef; dijital satışları artırmak, uygulama kullanımını yükseltmek, müşteri sadakatini güçlendirmek veya ilgiyi satın almaya dönüştürme oranını artırmak olabilir.

Hedef netleştirildikten sonra kurumlar sorunun içerikten mi, tüketici yolculuğundan mı, veriden mi yoksa ölçüm süreçlerinden mi kaynaklandığını daha kolay tespit edebilir.

El-Hammadi sözlerini şöyle tamamladı:

"Başarı, başlatılan kampanya sayısıyla değil; pazarlamanın anlamlı iş sonuçları üretme kapasitesiyle ölçülmelidir."



Suudi Arabistan büyük projelerin yönetimini Suudi kadrolara açıyor

Suudi mühendisler Suudi Arabistan'daki projelerden birini incelerken (SPA)
Suudi mühendisler Suudi Arabistan'daki projelerden birini incelerken (SPA)
TT

Suudi Arabistan büyük projelerin yönetimini Suudi kadrolara açıyor

Suudi mühendisler Suudi Arabistan'daki projelerden birini incelerken (SPA)
Suudi mühendisler Suudi Arabistan'daki projelerden birini incelerken (SPA)

Suudi Arabistan, büyük projelerin yönetiminde ulusal kadroların payını artıracak yeni bir adım attı. Özel sektörde proje yönetimi mesleklerinde yerlileştirme oranının Şubat 2027'ye kadar yüzde 70'e çıkarılması, altyapıdan konuta, turizmden inşaata kadar ülkenin stratejik sektörlerinde Suudi yetkinliklerin daha fazla sorumluluk üstlenmesinin önünü açıyor.

İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı tarafından Belediyeler ve Konut Bakanlığı ile iş birliği içinde alınan karar, proje yönetimi alanında yönetici, mühendis ve uzman olarak çalışan en az 3 kişiye sahip işletmeleri kapsıyor. Karar, inşaat, altyapı, konut ve turizm sektörlerinin hızlı bir şekilde büyüdüğü bir dönemde özel önem taşıyor.

Bakanlık ayrıca kararın uygulama kılavuzunu internet sitesinde yayımladı. Kılavuzda kapsam dahilindeki meslekler, uygulama mekanizmaları, yerlileştirme oranlarının hesaplanma yöntemi ve uyum kuralları yer aldı. Böylece özel sektör kuruluşlarına, karar yürürlüğe girmeden önce istihdam yapılarını yeniden düzenlemeleri ve ihtiyaç duyacakları insan kaynağını planlamaları için süre tanındı.

Uygulama öncesinde dikkat çeken rakamlar

Karar, iş gücü piyasasındaki göstergelerde kaydedilen belirgin iyileşmeyle aynı döneme denk geliyor. Suudi vatandaşları arasındaki işsizlik oranı, bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 6,8'e geriledi.

“Qiwa” platformunun verilerine göre, ikinci çeyrekte 258 binden fazla Suudi vatandaşının iş gücü piyasasına katıldığı ve 419 binden fazla iş sözleşmesinin belgelendiği görüldü. Platform aynı çeyrekte 3 milyondan fazla hizmet sunarken, 163 binden fazla maaş belgesi ile Suudi vatandaşları için 63 binden fazla deneyim belgesi düzenledi.

Yerlileştirme konusunda ise “Qiwa”, yerlileştirme şartlarını karşılayan işletmelere 72 binden fazla uygunluk belgesi verdi. Bu uygulama, ulusal yeteneklerin iş gücüne katılımını artırma çalışmalarına yönelik uyumun takip edilmesi kapsamında gerçekleştirildi.

Nitelikli yerlileştirme sadece çalışan değişimi anlamına gelmiyor

Kararı değerlendiren Suudi İnsan Kaynakları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi danışman Badr el-Anzi, Şarku’l Avsat'a yaptığı özel açıklamada, proje yönetimi mesleklerinde yerlileştirme oranının yüzde 70'e çıkarılmasının, özellikle Suudi Arabistan'daki büyük projelerin genişlemesi ve ulusal yetkinliklerin planlı ve kademeli istihdam politikaları kapsamında gelişmesi dikkate alındığında, önemli ve olgun bir karar olduğunu söyledi.

El-Anzi, Suudi yetkinliklerin mevcut talebi karşılayabilecek düzeyde olduğunu, ancak asıl sorunun insan kaynağının sayısından ziyade pratik deneyimin niteliğiyle ilgili olduğunu belirtti. Proje yönetiminin planlama, risk, maliyet ve zaman yönetimi gibi alanlarda saha deneyimi gerektirdiğine dikkat çekti.

Kararın, Suudi olmayan bir çalışanın yerine Suudi bir çalışanın getirilmesinden ibaret görülmemesi gerektiğini vurgulayan El-Anzi, bunun nitelikli yerlileştirme ve bilgi transferi olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. El-Anzi, ulusal yetkinliklerin büyük projeleri kendi başlarına yönetebilecek seviyeye ulaşmasına kadar sürecin sürekli takip edilmesi gerektiğini belirtti.

Ücret rekabeti

El-Anzi'ye göre en önemli zorluklar yerlileştirme kararının kendisinden ziyade, piyasanın sayısal yerlileştirmeden sürdürülebilir nitelikli yerlileştirmeye geçebilme kapasitesiyle ilgili olacak.

Suudi yetkinliklere yönelik talebin artacağını ve özellikle büyük sektör ve projelerde ücret rekabetinin kızışacağını öngören El-Anzi, şirketlerin piyasanın rekabet koşullarında istikrarlarını koruyabilmeleri için organizasyonel yapılarını ve ücret politikalarını yeniden gözden geçirmeleri gerekeceğini söyledi.

Sayısal yerlileştirme, belirli bir oranda Suudi vatandaşının istihdam edilmesini hedeflerken, “nitelikli yerlileştirme” ulusal kadroların yetkinliği, deneyimi ve görevleri fiilen yerine getirme ve işi yönetme kapasitesine odaklanıyor. Böylece yalnızca bir pozisyonun doldurulması ve belirlenen oranın tutturulmasının ötesine geçiliyor.

Piyasayı yeniden şekillendirebilir

El-Anzi, kararın gerçek başarısının kağıt üzerinde yüzde 70'lik orana ulaşılmasıyla değil, Suudi proje yöneticileri ve uzmanlarının yüzde 70'inin projeleri fiilen yönetebilecek seviyeye ulaşmasıyla ölçüleceğini belirtti.

Kararın etkisinin Suudilere sunulan iş imkanlarının sayısındaki artıştan çok daha kapsamlı olabileceğini ifade eden El-Anzi, uygulamanın proje yönetimi piyasasının tamamını yeniden şekillendirebileceğine dikkat çekti.

İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı'nın daha önce de proje yönetimi mesleklerinde yerlileştirmeyi aşamalı olarak uygulamaya koyduğunu hatırlatan El-Anzi, bunun yüksek katma değer taşıyan kilit pozisyonların yerlileştirilmesine yönelik bir yönelimi yansıttığını söyledi.

Kararın uzun vadede özel sektörün verimliliğine ve nitelikli uzmanlaşmış yerlileştirmeyi benimseme kapasitesine olumlu yansımasını bekleyen El-Anzi, mühendis, yönetici ve teknisyenler dahil olmak üzere farklı meslek gruplarında proje yönetiminde çalışan Suudi vatandaşlarının oranının artacağını öngördü.

İş gücünün ötesinde ekonomik etki

Kararın ekonomik boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan finans ve ekonomi danışmanı Dr. Hüseyin el-Attas ise Şarku’l Avsat'a yaptığı özel açıklamada, kararın “istihdamdan ziyade stratejik” bir nitelik taşıdığını söyledi.

El-Attas, proje yönetiminin inşaat, altyapı, turizm, konut ve lojistik gibi sektörler üzerinden Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu hedeflerinin hayata geçirilmesinin merkezinde yer aldığını belirtti.

Ekonomik etkilerin yalnızca istihdam edilen Suudi vatandaşlarının sayısındaki artışla sınırlı kalmayacağını ifade eden El-Attas, ulusal uzmanlık alanlarına yönelik talebin artacağını ve daha yüksek katma değer sağlayan nitelikli işlerin oluşacağını söyledi.

Buna karşılık, uzman yabancı iş gücüne yoğun şekilde dayanan şirketlerin kısa vadede daha yüksek istihdam maliyetleriyle karşılaşabileceğini belirten El-Attas, bunun şirketleri ekiplerini yeniden yapılandırmaya ve eğitim yatırımlarına erken aşamada başlamaya yönelteceğini kaydetti.

İnsan sermayesine yatırım

El-Attas, Şubat 2027'ye kadar uzanan geçiş süresinin şirketlere durumlarını yeniden düzenlemeleri için yeterli zaman tanıdığını belirterek, kararın yerli ve yabancı yatırımlar açısından ciddi bir engel oluşturmasını beklemediğini söyledi.

Aksine kararın, insan sermayesine, eğitim piyasasına ve mesleki sertifikasyon alanına yatırımları teşvik edebileceğini belirten El-Attas, şirketlerin önünde iki seçenek bulunacağını ifade etti: Hazır durumdaki ulusal yetkinlikleri işe almak veya kendi kadrolarını yetiştirmeye yatırım yapmak.

El-Attas, yerlileştirme kurallarının açık ve istikrarlı olmasının yabancı yatırımcı açısından oranın kendisinden daha önemli bir unsur olduğunu vurguladı.

Etkiyi artırmak için 3 aşama

El-Attas, kararın yerel ekonomik değerini artırmak için üç aşama belirledi: Ulusal yetkinliklerin istihdam edilmesi ve yetiştirilmesi, küresel şirketlerden bu kadrolara bilgi ve deneyim aktarılması ve son olarak büyük projeleri ulusal ve uluslararası ölçekte yönetebilecek bir Suudi proje yöneticileri neslinin oluşturulması.

El-Attas da El-Anzi'nin değerlendirmesine katılarak, kararın ekonomik başarısının kağıt üzerinde yüzde 70'lik yerlileştirme oranına ulaşılmasıyla değil, ulusal yetkinliklerin maliyet, zaman, kalite ve risk yönetimi açısından dünya standartlarında projeleri yönetebilme kapasitesiyle ölçülmesi gerektiğini söyledi.

El-Attas'a göre bu süreçteki temel zorluklardan biri ise akademik yeterlilik ile sahadaki pratik deneyim arasındaki boşluk olacak.


Hürmüz Boğazı üzerinden yapılacak ihracat konusundaki belirsizliğe rağmen petrol fiyatları üst üste dördüncü gün de yükselmeye devam etti

Irak'ın Basra kentindeki Zübeyr petrol sahası (Reuters
Irak'ın Basra kentindeki Zübeyr petrol sahası (Reuters
TT

Hürmüz Boğazı üzerinden yapılacak ihracat konusundaki belirsizliğe rağmen petrol fiyatları üst üste dördüncü gün de yükselmeye devam etti

Irak'ın Basra kentindeki Zübeyr petrol sahası (Reuters
Irak'ın Basra kentindeki Zübeyr petrol sahası (Reuters

Petrol fiyatları bugün üst üste dördüncü seansta da yükseldi. Yatırımcılar, Tahran ve Washington’dan gelen ve Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine açık olup olmadığı konusunda birbiriyle çelişen mesajları değerlendiriyor.

Brent ham petrolünün vadeli kontratları, TSİ 04.15 itibarıyla 69 sent (yüzde 0,8 artarak) varil başına 91,71 dolara yükseldi. ABD Batı Teksas türü (WTI) ham petrolünün vadeli kontratları ise 76 sent (yüzde 0,9 artışla) 85,70 dolara çıktı.

Her iki petrol türü de dünkü işlemleri üç haftadan uzun sürenin en yüksek seviyelerinde tamamladı. Bu yükselişte, ABD ile İran arasında barış anlaşmasına varılacağına ilişkin umutların azalması etkili oldu.

ABD Başkanı Donald Trump dün İran’la herhangi bir görüşme yapılmadığını söyledi ve Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu belirtti. Bu açıklama, İran’ın stratejik öneme sahip su yolunun deniz taşımacılığına hâlâ kapalı olduğu yönündeki açıklamasıyla çelişti.

Geçici ateşkes anlaşması pazartesi günü sona ererken, üst düzey bir İranlı yetkili Reuters’a yaptığı açıklamada, diplomatik sürecin çıkmaza girmesi nedeniyle ülkesinin “tamamen saldırı pozisyonuna” geçtiğini söyledi. Bununla birlikte, dün taraflardan herhangi birinin yeni saldırılar düzenlediğine ilişkin haber gelmedi.

Sparta Commodities baş petrol piyasaları analisti Jun Gu, “İran ve Husilerin iki önemli deniz koridorundaki saldırıları devam ettiği için deniz taşımacılığına yönelik riskler yeniden artıyor. Bu durum kısa vadede petrol fiyatlarını desteklemeye devam ediyor” dedi. Gu, Hürmüz ve Babülmendeb boğazlarına atıfta bulundu.

Bugün açıklanan veriler, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin yavaşladığını gösterdi. Gemilerin büyük bölümü, ablukanın ardından boğazın yeniden açılacağına ilişkin net bir işaret bulunmaması nedeniyle stratejik öneme sahip su yolundan uzak durdu.

Gu ayrıca, Körfez’deki petrol üreticilerinin ham petrolü Körfez dışına, Umman Körfezi yönüne taşımak için alternatif ihracat güzergâhları aradığını belirtti. Bu güzergâhların kullanılmaya devam edilmesinin, iki üreticide durdurulan üretimin yeniden artırılmasına yardımcı olabileceğini belirtti.


ABD ile İran arasında barış umutlarının azalmasıyla petrol 91 doların üzerine çıktı

Brezilya’nın devlete ait Petrobras şirketine ait, São Paulo’nun eteklerindeki Mauá’da bulunan petrol rafinerisi (AP)
Brezilya’nın devlete ait Petrobras şirketine ait, São Paulo’nun eteklerindeki Mauá’da bulunan petrol rafinerisi (AP)
TT

ABD ile İran arasında barış umutlarının azalmasıyla petrol 91 doların üzerine çıktı

Brezilya’nın devlete ait Petrobras şirketine ait, São Paulo’nun eteklerindeki Mauá’da bulunan petrol rafinerisi (AP)
Brezilya’nın devlete ait Petrobras şirketine ait, São Paulo’nun eteklerindeki Mauá’da bulunan petrol rafinerisi (AP)

Petrol fiyatları bugün yükseldi. İran’ın tamamen “saldırgan” bir askeri tutum benimseyeceğini açıklaması ve ABD’nin ateşkes anlaşmasının uzatılmasını dışlaması, Ortadoğu’daki savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya ilişkin umutları zayıflatarak enerji arzına ilişkin endişeleri artırdı.

Brent ham petrolünün vadeli kontratları, TSİ 04.08 itibarıyla 62 sent (yüzde 0,7 artışla) varil başına 91,49 dolara yükseldi. Brent, dün 30 Temmuz’dan bu yana en yüksek seviyesini görmüştü.

ABD’nin Batı Teksas türü (WTI) ham petrolünün vadeli kontratları da 75 sent artarak varil başına 85,25 dolara çıktı. WTI gün içinde 85,37 dolara kadar yükselerek 31 Temmuz’dan bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.

Barış görüşmelerinde ilerleme işaretleri ortadan kalkarken, petrol tankerlerinin stratejik Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerinin yeniden başlaması da sekteye uğradı. Bu durum, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmanın uzayabileceği endişesini artırdı.

KCM baş piyasa analisti Tim Waterer, petrol fiyatlarının “ABD ile İran arasındaki ilişkilerin giderek daha kırılgan hale gelmesiyle haftaya sert bir yükselişle başladığını” söyledi. Waterer, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ilişkin bir anlaşmanın “yakın görünmediğini” ve deniz taşımacılığının hâlâ sınırlı seviyelerde seyrettiğini belirtti.

Risklerin sürdüğüne ilişkin son göstergelerden biri olarak, bugün Hürmüz Boğazı’ndan çıkış yapan bir gemiye seyir halindeyken bir mermi isabet etti. Deniz trafiği takip verilerine göre, son saldırıların ardından boğazdan geçen gemi sayısı hafta sonuna kıyasla hafif artış gösterse de tek haneli seviyelerde kalmaya devam etti.

DBS Bank Enerji Araştırmaları Başkanı Suvro Sarkar, herhangi bir anlaşmaya varılamamasının “yılın son çeyreğine ve hatta 2027’ye ilişkin petrol fiyatı beklentilerini etkileyeceği” değerlendirmesinde bulundu.

Sarkar, müzakerelere ilişkin belirsizlik devam ettiği sürece petrol fiyatlarının kısa vadede varil başına 80 ila 100 dolar arasında hareket edebileceğini ifade etti.

Öte yandan İran, Hürmüz Boğazı’nın yönetimine ilişkin bir anlaşma konusunda Umman ile müzakerelerini sürdürüyor. Tahran, iki tarafın anlaşmaya yaklaştığını belirtiyor. Ancak ABD Başkanı Donald Trump, Körfez bölgesinde Washington’un uzun süredir güvenlik ortağı olan Umman’ı, bu görüşmeler nedeniyle bombalamakla tehdit etti.

ABD’de ise Reuters’ın gerçekleştirdiği ön ankete göre, ham petrol stoklarının geçen hafta düşmüş olması, petrol ürünleri stoklarının da gerilemesi bekleniyor.