Brexit İngiltere’yi 10 yılda yüzde 4 küçültecek

Londra'daki İngiliz finans bölgesi
Londra'daki İngiliz finans bölgesi
TT

Brexit İngiltere’yi 10 yılda yüzde 4 küçültecek

Londra'daki İngiliz finans bölgesi
Londra'daki İngiliz finans bölgesi

İngiltere’nin, 40 yıllık Avrupa Birliği (AB) üyeliğinden sonra ‘tek taraflı’ çıkış için başlattığı müzakerelerin üzerinden 2 buçuk yıl geçti. Haziran 2016’da yapılan AB’den çıkış (Brexit) referandumundan bu yana yaşanan sert siyasi tartışmalar medyada geniş yankı uyandırmayı sürdürüyor. Bununla birlikte küresel ekonomideki risklerin tavan yaptığı bir dönemde Brexit’in İngiltere'nin üretkenliği ve rekabet gücü üzerindeki etkisine dair belirsizlik halen devam ediyor.
Uzmanlar, referandumdan hemen sonra, İngiltere ekonomisinde ‘ani bir düşüş’ olacağı tahmininde bulundu.  Fakat ekonomistler, ekonominin önemli bir sektöründeki ani dengesizliği temsil eden ekonomide ‘ani durma’ dinamiğine tepki vermediler. Örneğin; mali piyasalarda operasyonel bozuklukların yanı sıra ödemeler ve mutabakat sisteminde karşılıklı güven kaybı küresel mali krizi tetiklemişti.
Ancak İngiltere’nin AB’den çıkışı farklı. Bazı raporlar, İngiliz ekonomisinin bu ‘boşanmadan’ etkileneceği, ancak ticaretin iki taraf arasında orta ve uzun vadede durmayacağına işaret ediyor. Fakat ticaret malları ve hizmetleri için farklı şartlar olacak. Yani ekonomik ilişkiler olduğu gibi devam ederken İngiltere’nin uzun vadede ödemeler dengesi etkilenecek.
Ulusal Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Enstitusü (NIESR), İngiltere Başbakanı Theresa May’in Brexit Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi halinde İngiltere ekonomisinin gelecek 10 yıl içinde yüzde 4 küçüleceğini duyurdu. NIESR, dün yayınladığı raporda, Brexit Anlaşması’nın İngiltere ekonomisi üzerindeki etkisini iki başlıkta aktardı. Birincisi İngiltere ile AB ve diğer ülkeler arasındaki ticari ilişkilerdeki değişiklikler. İkincisi, ortaya çıkan belirsizlik ve anlaşmadan doğan güven.
NIESR’in ‘Önerilen Brexit Anlaşması’nın Ekonomik Etkileri’ başlıklı raporuna göre vergi gelirleri 18 ila 23 milyar sterline düşecek ve doğrudan yabancı yatırım yüzde 21 oranında azalacak. İngiltere-AB arasındaki toplam ticaret yüzde 46 oranında gerileyecek. Kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) yıllık yüzde 3 azalacak ve bin sterlin olacak.
Önceki tahminler belirsizliğin İngiltere’nin GSYİH’nı yaklaşık yüzde 2 oranında azaltacağını gösteriyordu. Ekonomistler anlaşmanın belirsizlik ve güven üzerindeki etkisini ya da zararın boyutunu karşılaştırabilecekleri tarihi bir emsal olmadığından bunu belirleyemiyorlar.
Öte yandan uzmanlar, hayatta kalma senaryosuna kıyasla, özellikle ‘otomatik dengeleyiciler’ olarak adlandırılan sosyal refah ödemeleri ve işsizliğin olumsuz etkilerini telafi eden tazminat ödemeleri söz konusu olduğunda, maliye politikasının kısa vadede daha zayıf ekonomik büyümeyle tepki vereceğine inanıyorlar.
İngiltere Maliye Bakanı Philip Hammond, geçtiğimiz Cumartesi günü yaptığı açıklamada, “AB’den çıkışı hedefleyen taslak anlaşma, ekonomiyi korumak ve bölünmüş bir devletin yeniden birleşmesini başlatmak için mevcut olan en iyi çözüm. Bu anlaşma, İngiltere’nin AB’den çıkışını ekonomimize yönelik en az olumsuz etkiyle gerçekleştirmemizi sağlayacak. Şu anda ekonomiyi engelleyen tek unsur AB ile ilişkimiz konusundaki belirsizlik. AB'yi bir anlaşma olmadan terk edersek, ekonomi için ciddi sonuçları olacağından şüphem yok” ifadelerini kullandı.
İngiltere, daha önce de benzer şekilde devletin pratik çözümler bulmasının yanı sıra politik ve ekonomik bütünleşmesini gerektiren 1931'deki ‘Altın Krizi’ ve Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) 1976'da hızlı bir kredi ile İngiltere'yi kurtarması gibi bir dizi krizden geçti. Fakat mevcut kriz, özellikle ekonomik hayal kırıklığı, popülist öfke ve göçün nedenlerini ele alacak ve uzun vadede ağır ekonomik kayıpları önleyecek mekanizmalar ve derin çözümler gerektiriyor.
İngiltere’nin AB’den çıkışı, ülkenin ekonomisini nasıl yapılandırmaya çalıştığı ve ‘boşanmanın’ ardından nispeten büyük ve göreceli olarak kapalı bir devletin kendi iç gücünden nasıl yararlanacağı konusunda bir değişiklik yapılmasını gerekecek.



Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnanlı yetkili: Lübnan’dan Kıbrıs’a İHA’lar fırlatıldı, sorumlular araştırılıyor

 Hizbullah’ın Mayıs 2023’te Güney Lübnan’daki Aramta beldesinde düzenlediği askerî tatbikat kapsamında sergilediği bir insansız hava aracı (Arşiv – AP)
 Hizbullah’ın Mayıs 2023’te Güney Lübnan’daki Aramta beldesinde düzenlediği askerî tatbikat kapsamında sergilediği bir insansız hava aracı (Arşiv – AP)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnanlı yetkili: Lübnan’dan Kıbrıs’a İHA’lar fırlatıldı, sorumlular araştırılıyor

 Hizbullah’ın Mayıs 2023’te Güney Lübnan’daki Aramta beldesinde düzenlediği askerî tatbikat kapsamında sergilediği bir insansız hava aracı (Arşiv – AP)
 Hizbullah’ın Mayıs 2023’te Güney Lübnan’daki Aramta beldesinde düzenlediği askerî tatbikat kapsamında sergilediği bir insansız hava aracı (Arşiv – AP)

Şarku’l Avsat’a konuşa Lübnanlı bir yetkili bugün (Pazartesi) Lübnan’dan Kıbrıs’a doğru insansız hava araçları (İHA) fırlatıldığını doğruladı. Yetkili, olaya karışanları takip edildiği belirttildi.

Öte yandan İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ülkesinin Kıbrıs’a İHA’ları engellemeye yönelik kabiliyetlerle donatılmış helikopterler gönderme kararı aldığını, ayrıca hava savunma kapasitesine sahip “Dragon” adlı destroyeri bölgeye konuşlandıracaklarını açıkladı.

Kıbrıs makamları daha önce, İran yapımı İHA’ların adadaki bir İngiliz askerî üssünü hedef aldığını ve bunlardan birinin pistte hasara yol açtığını bildirmiş, operasyonun arkasında Hizbullah’ın olabileceği değerlendirmesinde bulunmuştu.

Hizbullah İHA’ların fırlatılmasına ilişkin herhangi bir sorumluluk üstlenmezken, üst düzey bir Lübnanlı yetkili, İHA’ların Lübnan topraklarından fırlatıldığını teyit etti. Yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, soruşturmaların başlatıldığını ve faillerin kimliğine ilişkin bazı ipuçlarına ulaşıldığını söyledi. Lübnan’ın “olaya karışanları takip ettiğini, yakalayarak yargıya sevk etmek için çalıştığını” ifade etti.

Bu güvenlik hamlesinin, Bakanlar Kurulu kararlarının uygulanmasına yönelik diğer adımların bir parçası olduğu belirtiliyor. Söz konusu kararlar, Lübnan topraklarında silahın devlet tekelinde toplanması, savaş ve barış kararının yalnızca devlet tarafından alınması ve ülkenin kardeş ya da dost ülkelere karşı bir tehdit platformuna dönüştürülmemesini öngörüyor.

Bu çerçevede bir yargı kaynağı, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Yargıç Claude Ghanem’in, pazar gecesi yarısını pazartesiye bağlayan saatlerde Lübnan topraklarından İsrail’e doğru roket ve İHA fırlatanlar hakkında adlî talimatlar verdiğini bildirdi. Güvenlik birimlerinin tüm kollarıyla soruşturmalara başladığı ve aranan kişilerin kimliklerinin tespit edilerek yakalanmasına yönelik çalışmalar yürütüldüğü kaydedildi.


Kaynaklar Şarku’l Avsat’a konuştu: İranlı yetkililer ile Hamas ve Cihad liderleri arasındaki iletişim koptu

İslami Cihad Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale, Ağustos 2024’te Tahran’da hayatını kaybeden Hamas lideri İsmail Heniyye için düzenlenen cenaze töreninde, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın solunda ve önde gelen İranlı askerî yetkililerle birlikte görülüyor (Reuters)
İslami Cihad Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale, Ağustos 2024’te Tahran’da hayatını kaybeden Hamas lideri İsmail Heniyye için düzenlenen cenaze töreninde, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın solunda ve önde gelen İranlı askerî yetkililerle birlikte görülüyor (Reuters)
TT

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a konuştu: İranlı yetkililer ile Hamas ve Cihad liderleri arasındaki iletişim koptu

İslami Cihad Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale, Ağustos 2024’te Tahran’da hayatını kaybeden Hamas lideri İsmail Heniyye için düzenlenen cenaze töreninde, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın solunda ve önde gelen İranlı askerî yetkililerle birlikte görülüyor (Reuters)
İslami Cihad Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale, Ağustos 2024’te Tahran’da hayatını kaybeden Hamas lideri İsmail Heniyye için düzenlenen cenaze töreninde, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın solunda ve önde gelen İranlı askerî yetkililerle birlikte görülüyor (Reuters)

İsrail–ABD’nin İran’daki askeri ve güvenlik yetkililerine yönelik operasyonları, Devrim Muhafızları bünyesinde Filistin dosyasından sorumlu isimlerle, Filistinli fraksiyonların farklı kademelerdeki liderleri arasındaki iletişimin kesilmesine yol açtı.

Filistinli fraksiyonlara yakın kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre, Devrim Muhafızları içinde, gerek Kudüs Gücü gerekse Filistinli gruplarla doğrudan temas ve koordinasyon yürüten bazı birimlerde görevli isimlerle irtibat, İsrail–ABD saldırılarının başladığı geçen cumartesi gününden bu yana kesilmiş durumda. Bu durum özellikle Hamas ve İslami Cihad hareketlerini etkiliyor.

Söz konusu kaynaklara göre, Devrim Muhafızları’ndaki bu komutanların suikasta uğrayıp uğramadıkları ya da güvenlik prosedürleri kapsamında tedbir uygulayıp uygulamadıkları konusunda herhangi bir bilgi bulunmuyor. Ancak bazı isimlerin, geçen haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaş sırasında farklı yöntemlerle mesaj ilettiği belirtiliyor.

dfervgrt
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu savaşçılar, 20 Şubat 2025’te Han Yunus’ta (DPA)

Kaynaklar, “Normalde mesajlar şifreli yollarla, ya elektronik ortamda ya da başka yöntemlerle iletilirdi. Bu savaşın başlamasından bu yana herhangi bir mesaj alınmadı” ifadelerini kullandı.

Devrim Muhafızları’nda Filistin dosyasından sorumlu yetkililer, fraksiyonlara mali ve askeri destek sağlanmasında temel rol oynuyor. Bu isimler, birinci düzeyde siyasi ve askeri liderlerle, zaman zaman da ikinci kademe isimlerle sürekli temas halinde bulunarak, yaşanması muhtemel ya da fiilen gerçekleşmiş gelişmelere ilişkin plan ve senaryolar üzerinde çalışıyordu.

vfol
İslami Cihad Hareketi’nin silahlı kanadı Kudüs Tugayları’na bağlı iki unsur, geçen mart ayında Gazze Şeridi’nde bir tünelin girişinde nöbet tutarken (Getty)

Aynı kaynaklara göre İran, geçen haziran ayında İsrail tarafından öldürülen ve “Hacı Ramazan” lakabıyla bilinen Said İzzedi’nin yerine, Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü bünyesinde Filistin dosyasına yeni bir isim atadı. Yeni komutanın tasfiye edilmesi ihtimaline karşı iki yardımcının da görevlendirildiği, ancak söz konusu isimlerin de bu süre zarfında Tahran tarafından finanse edilen Filistinli fraksiyonların yetkilileriyle herhangi bir temas kurmadığı aktarıldı.

Derinleşen kriz

Filistinli fraksiyonlar, özellikle İslami Cihad ile Direniş Komiteleri, Mücahidin Tugayları ve Gazze’de faaliyet gösteren bazı küçük silahlı gruplar, son aylarda ciddi bir mali kriz yaşıyor. Şarku’l Avsat’ın daha önce ortaya koyduğu üzere, İran desteğinin yaklaşık 7 aydır büyük ölçüde azalması, bu krizin temel nedeni olarak gösteriliyor.

İsrail–ABD saldırıları öncesinde, söz konusu fraksiyonların üst düzey kaynakları, bunun üzerlerinde tam kapsamlı etkiler doğurmasından endişe duyduklarını dile getirmiş, İran rejiminin çökmesi halinde desteğin geri dönmemek üzere kesileceği uyarısında bulunmuştu.

Hamas farklı finansman kaynaklarına sahip olmakla birlikte, İslami Cihad ve diğer bazı gruplar neredeyse tamamen İran desteğine bağımlı durumda. Bu durum, mensuplarının maaş ödemelerini doğrudan etkilerken, bazı yapıların ciddi biçimde zayıflaması hatta dağılması ihtimalini gündeme getiriyor.

Lübnan’daki suikast

Öte yandan, İslami Cihad kaynakları Şarku’l Avsat’a, hareketin silahlı kanadı Kudüs Tugayları’nın Lübnan’daki komutanı Edhem el-Osman’ın pazartesi günü Beyrut’un güney banliyösünde İsrail tarafından düzenlenen saldırıda öldürüldüğünü doğruladı.

Kaynaklara göre el-Osman, Hizbullah’a ait ve parti tarafından güvenli kabul edilen, güvenliği doğrudan örgüt tarafından sağlanan bir dairede bulunuyordu. Saldırıda, aralarında Hizbullah’a bağlı güvenlik unsurlarının da bulunduğu birkaç kişi daha hayatını kaybetti.

dfvgthy
Beyrut’un güney banliyösünde İsrail bombardımanının yol açtığı hasar (AFP)

İsrail’in el-Osman’ın söz konusu adreste bulunduğuna dair kesin istihbarata sahip olup olmadığı ya da hedefi doğrudan Hizbullah’a ait bir nokta olarak mı vurduğu bilinmiyor. İsrail ordusunun suikastı duyurmasının, İslami Cihad’ın taziye açıklamasından saatler sonra gelmesi dikkat çekti.

İslami Cihad unsurları, destek sırasında Hizbullah ile birlikte İsrail sınırında saldırılara katılmış, hareketin hayatını kaybeden bazı mensuplarının Suriye’den Beyrut’a geçtiği belirtilmişti.


İran savaşının kapsamı genişlerken Trump: Diyalog için artık çok geç

İran savaşının kapsamı genişlerken Trump: Diyalog için artık çok geç
TT

İran savaşının kapsamı genişlerken Trump: Diyalog için artık çok geç

İran savaşının kapsamı genişlerken Trump: Diyalog için artık çok geç

ABD ile İsrail’in İran’a yönelik hava harekâtının kapsamı genişlerken, çatışmaların ne zaman sona ereceğine dair bir işaret görülmüyor. ABD Başkanı Donald Trump, Tahran yönetiminin müzakere talebinde bulunduğunu ancak “artık çok geç olduğunu” söyledi.

İsrail ordusu, İran’ın çeşitli bölgelerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığını duyurdu. Açıklamada, Tahran’da İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi ile Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi binasının hedef alındığı belirtildi.

Lübnan cephesinde ise İsrail ordusu, güneyde stratejik noktalarda konuşlandığını açıkladı. Bir Lübnanlı yetkili de İsrail güçlerinin sınır hattının bazı kesimlerinden içeri doğru sızma operasyonları gerçekleştirdiğini ifade etti.