Lübnan’da yolsuzlukla mücadele sürüyor

Geçtiğimiz ay Lübnan’da yolsuzluğu ve yeni hükümetin kurulamamasını protesto etmek için düzenlenen gösteriler (AP)
Geçtiğimiz ay Lübnan’da yolsuzluğu ve yeni hükümetin kurulamamasını protesto etmek için düzenlenen gösteriler (AP)
TT

Lübnan’da yolsuzlukla mücadele sürüyor

Geçtiğimiz ay Lübnan’da yolsuzluğu ve yeni hükümetin kurulamamasını protesto etmek için düzenlenen gösteriler (AP)
Geçtiğimiz ay Lübnan’da yolsuzluğu ve yeni hükümetin kurulamamasını protesto etmek için düzenlenen gösteriler (AP)

Lübnan siyasetinde ilk gündem maddesi olan yolsuzlukla mücadele, devletin kamuoyuyla birlikte seferber olduğu nadir konulardan biri. Yapılan açıklamalar ise yolsuzlukların yeni hükümet krizine de yansıdığını ortaya koyuyor.
Finans ve Bütçe Komitesi Başkanı İbrahim Kenan’a göre söz konusu durum, Lübnanlıları yolsuzlukla mücadeleye yönelik çalışma ortaya koyma konusuna ikna etmiyor. Zira parlamentodaki Finans ve Bütçe Komitesi’nin onaylanması, kamu sektörüne ilişkin yolsuzlukla mücadele yasası, üyelerinin mezhebi ve partizan çizgilerinin dışında olması gereken özel bir ulusal organın kurulması, yürütme organı kontrolünün bir kısmının sivil toplumu ve yargıyı temsil eden sendikalara verilmesi çerçevesinde herhangi bir değişiklik yaşanacağını düşünmüyorlar.
Üst düzey bir yetkili, konuyla ilgilenen kişilerin komite üyelerinin hesap ve partizan fikirlerden uzak olması talep edilen bir şeffaflık içerisinde seçilmesini umduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan yetkili, “Siyasi yolsuzlukla mücadele, kamu idarelerinde ve kurumlarında da yolsuzlukla mücadelenin yolunu açıyor. Siyasi partiler anayasaya aykırı davrandıkları, ekonomik durumu etkileyecek yasaları değiştirebilecekleri sürece durum açık, hiçbir kurum konuya dair gerekenleri yapamayacak. Şu an tanık olduğumuz durum, reform çerçevesinde değil siyasi çerçevede yolsuzluğun ortaya çıkmasından kaynaklanıyor” dedi.
Eski bakan ve Milletvekili İnaya İzzeddin tarafından geçtiğimiz ay başlatılan “Stratejik Yolsuzlukla Mücadele Ulusal Stratejisi” proje taslağı, siyasi yolsuzluğun sadece bazı gelişmekte olan ülkelerde görüldüğü sonucuna vardı.
Devletin yapısını kurumları ve idareleri ile tahrip eden yolsuzlukları kimin yaptığı ise bilinmemekte. 1920 yılında büyük Lübnan devletinin inşasının başlamasından günümüze kadar, hiçbir bakan veya üst düzey yetkili yolsuzluk hususunda cezalandırılmadı. Yani mücadele, teorik bir alanda sınırlı kaldı.
Uygulamada ise yolsuzluk yayıldı ve alevlendi. Bu çerçevede Lübnan hazinesinin geri kalanını olumsuz etkileyen anlaşmalara dair de bir bilgi akışı mevcut. Bu sebeple hesap verebilirlik siyasi muhalifler arasında rekabetle bağlantılı, mevsimsel ve medya düzeyinde kaldı.
Yüksek Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı Mervan Abud, birimlerde çalışan personellerin yarısının görevden alınması gerektiğini söyledi. Hiçbir çalışanın yargılanmadığını belirten Abud, “Yolsuzluktan suçlu bulunan herkes bir an önce cezaevine girmelidir. Yolsuzluk dosyalarının hiçbiri bir neticeye ulaşmadı” dedi.
Kontrol birimlerindeki yetkililer, üzerlerinde çalıştıkları dava sayısına, yolsuzluk, rüşvet veya pozisyonlarının kötüye kullanımı dolayısıyla tutuklananlara ilişkin sorulara cevap vermekten kaçındı.
Merkez Bankası’nın hazinesi, 1954 yılında yasadışı zenginleşme kanununun yürürlüğe girmesinden bu yana sunulan 64 binden fazla mali borç belgesi içeriyor. Ancak bu belgelerin, ne herhangi biri şu ana kadar açıldı, ne de içerikleri açıklandı. Hiçbir yetkili de iktidarda bulundukları dönemde mali durumlarının gelişimini şeffaf bir şekilde gösteren finansal incelemeye tabi tutulmadı.
Eski Milletvekili Gassan Muhayber Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yasadışı zenginleştirme kanununun 1952 yılında onaylanmasından bu yana hiçbir zaman mutlak bir şekilde kullanılmadığını söyledi. Bu nedenle bu yasanın etkinleştirilmesi için hatalı olan boşlukların doldurması gerektiğini söyleyen Muhayber, Temsilciler Meclisi’ndeki bilgilere ulaşma yasasının onaylanmasını kabul edilemez olduğunu ve tüm idarelerin yürürlükteki uygulamaları uygulamaktan kaçındığını belirtti. Yargının etkinliği, bağımsızlığı ve bütünlüğüne de dikkati çeken Gassan Muhayber, meselenin birçok kusur barındırdığını söyledi.
Muhayber, “Lübnan’da yolsuzluğun tespitini engelleyen ve kendini koruyan bir sistem çerçevesinde etkisiz yasalar var. Bu yasaların, çalışanların kovuşturulması ve bakanların dokunulmazlığıyla ilgili olanlar başta olmak üzere şeffaflık ve hesap verebilirliğe dayalı olarak değiştirilmesi gerekiyor. Çalışanların kovuşturulmasındaki bazı engellerin üstesinden gelmek, yolsuzluk davalarının soruşturulması ve ilgili yetkililerin yargıya sevk edilmeleri için işe, Yolsuzlukla Mücadelenin Korunması, Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Kurumu gibi yeni kanunlarla başlanmalı” ifadelerini kullandı.
Gassan Muhayber, “Lübnan’daki ilk sorun, politik olarak korunan yapısal yolsuzluk sistemidir. Ne yazık ki mevcut siyasi sınıf, en güçlü ve yenilenmiş taraf... Seçim yasası aracılığıyla sürekliliğini sağlamak için kapalı güvencelere sahip. Bu sınıf sarsılamaz. Değişimin de şeffaflığa ve hesap verilebilirliğe dayalı ulusal bir koalisyon kapsamında tutarlı çabalar gerektiren ciddi bir talep olduğunu düşünmüyor. Bu yüzden etkili araçların benimsenmesine izin veren yeni bir kültür inşa etmemiz gerekiyor. Sahnenin, yolsuzluk düzeyinde büyük bir değişim yaşayacağı konusunda bahse girerim, ancak etkin takip kurumları gerekli” dedi.
Temsilciler Meclisi’nin de bir takip organı olması gerektiğini belirten Muhayber, “1989 yılında Taif Anlaşması’nın imzalanmasından bu yana hükümetin hesap verebilirliği sorumluluğu yalnızca 19 defa yerine getirildi, yani yılda bir defadan az. Bu durum parlamentolar tarihinde benzeri görülmemiş bir durum. Soru ve sorgulamaları destekleyen düzenlemeler de bağımsız milletvekilleri tarafından değiştirilmeli. Parlamento gözetiminin etkinliği, konseyin iç yasası tarafından engelleniyor. Aynı şekilde Merkezi Kontrol Konseyi organından takip heyetleri, muhasebe divanları ve ihale organları mevcut. Bu heyetler, sadece küçük yolsuzluk durumlarında güçlüdür. Yolsuzlukla mücadelede çok zayıflar ve bu organları geliştirmek gerekiyor. Hepsi çok zayıf” şeklinde konuştu.
Muhayber ayrıca, “Talepler, siyasi irade ile sınırlı değil. Araçlara ihtiyaç var. Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve çalışma ekibi yolsuzlukla mücadele ciddi. Ancak bu amaçla etkili araçlara güvenmeyi göze alamıyorlar. Kurtuluş, Yolsuzlukla Mücadele Stratejik Planı’nın uygulanmasıyla sağlanır. Durum zor. Ancak sürdürülebilirse, savaşta hasar alsak bile kurtuluş mümkün. Sebat, siyasi zorbalara ve yolsuzluk yapanlara karşı zafer kazanılmasını sağlayabilir” dedi.



Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
TT

Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişiler ile 70 yaşını aşmış mahkûmları kapsayan genel af kararı yayımladı. Ancak karar, Suriyelilere yönelik ihlallerde bulunanları kapsam dışı bırakıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre söz konusu kararname, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelen Şera’nın yayımladığı ilk af niteliğini taşıyor. Esed, görev süresi boyunca zaman zaman benzer af kararnameleri çıkarmıştı.

Suriye devlet televizyonunda yayımlanan kararnameye göre, ‘müebbet hapis cezası’ 20 yıla indiriliyor. Ayrıca kabahat ve ihlallerde verilen cezaların tamamı kaldırılıyor. Uyuşturucuyla Mücadele Kanunu, Suriye lirası dışında işlem yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasa ve devlet destekli malların kaçakçılığına dair kanunda yer alan bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da affediliyor.

Af kapsamında ayrıca Askerî Ceza Kanunu ve Bilişim Suçları Kanunu’nda düzenlenen bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da kaldırılıyor.

Silah ve mühimmat yasasında yer alan suçlardan hüküm giyenler de kararın yayımlanmasından itibaren üç ay içinde silahlarını yetkili makamlara teslim etmeleri şartıyla cezalarının tamamından muaf tutulacak.

Kararname, ‘tedavisi mümkün olmayan ağır bir hastalığa’ sahip olanlar ile 70 yaşını doldurmuş hükümlülerin de, metinde belirtilen istisnalar dışında, cezalarının tamamından muaf tutulmasını öngörüyor.

Buna karşılık, ‘Suriye halkına karşı ağır ihlaller içeren suçlar’ ile İşkencenin Suç Sayılmasına Dair Kanun’da düzenlenen suçlar af kapsamı dışında bırakıldı.

Yeni yönetimin göreve gelmesinden bu yana, eski yönetimle bağlantılı oldukları ve Suriyelilere karşı ihlallerde bulundukları iddiasıyla onlarca kişinin gözaltına alındığı açıklanmış, bazıları hakkında yargı süreci başlatılmıştı.


Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
TT

Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi”nin ilk toplantısı bugün yapılacak. Toplantıda, İsrail'in saldırılarının devam etmesi ve ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının askıya alınmasıyla birlikte, Hamas'ın silahsızlandırılması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması ile Gazze Şeridi'ndeki durum ele alınacak.

Bu toplantı, yeniden yapılanma dosyası ve “Gazze Yönetim Komitesi”nin çalışmalarıyla birlikte çözülmemiş meselelere yoğunlaşıyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İsrail'in Batı Şeria'daki Filistin topraklarını yağmalaması konusunun gündeme getirilmesi olasılığı var. Uzmanlar, İsrail'in toplantıya katılımının, Meksika'nın sınırlı katılım açıklamasında olduğu gibi, İsrail'e karşı çıkanların katılımını azaltabileceğini değerlendiriyor.

Gündemdeki dosyalar

Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un CNN'e yaptığı açıklamaya göre bugünkü toplantıda, Gazze Komisyonu'nun Şerid'e girmesini, ateşkes ihlallerinin sona ermesini sağlamak ve insani yardımı hızlı bir şekilde ulaştırmak için izlenecek süreç tartışılacak. Ayrıca “Gazze'de silahsızlanma süreci, İsrail güçlerinin sınır hattından çekilmesi ve Gazze'nin yeniden inşası ve Batı Şeria'nın Filistin Yönetimi'ne ilhakı da dahil olmak üzere Trump'ın 20 maddelik planının uygulanması” da ele alınacak.

Mladenov, “tüm tarafların bu konularda anlaşmaya varması ve çabalarını birleştirmesi”nin alternatifi olarak “savaşın yeniden başlaması” ve “savaşın yeniden başlamasından daha da tehlikeli olan, Hamas'ın Gazze'nin yaklaşık yüzde 50'sini kontrol ettiği ve geri kalanının İsrail kontrolü altında olduğu statükonun pekiştirilmesi” olacağı uyarısında bulundu.

İsrail güvenlik kaynakları, Trump'ın “Barış Konseyi” toplantısında uluslararası güçlerin Gazze Şeridi'ne girmesini ve Hamas'ın silahsızlandırılması ile yeniden inşa sürecinin başlatılmasını duyuracağını tahmin ediyor. Bu bilgi, dün İbranice web sitesi Walla'ya konuşan bir kaynak tarafından verildi.

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)

Endonezya, şu ana kadar Gazze'ye asker gönderme niyetini açıklayan tek ülke olurken, İsrail ise Gazze Şeridi'nde Türkiye'nin varlığını reddediyor. Endonezya ordu sözcüsü Dony Pramono pazartesi günü yaptığı açıklamada, Cakarta'nın önerilen çokuluslu gücün bir parçası olarak nisan ayı başlarında Gazze'ye gönderilmek üzere 1.000 asker hazırladığını belirtti.

Siyaset bilimi profesörü ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fahmi, ilk toplantının konseyi kurup, çalışmalarına başlamak için fon toplamaya odaklanacağını ve ilgili ve etkili ülkelerin çoğunu kapsayacağını düşünüyor. En önemli konular, istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve silahsızlanma olacak, ancak bazı zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak anlaşmaya varmaktan başka bir alternatifin olmadığı da ifade ediyor.

Filistinli siyasi analist Dr. Ayman el-Raqab da onunla aynı fikirde ve Hamas'ın silahsızlandırılması, Filistin polis güçlerinin yanı sıra istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin çalışmaları ile Batı Şeria sorunu ile İsrail'in toprak gaspı konularının toplantının ana gündem maddeleri olacağını belirtiyor. Trump'ın, başkanlığını yaptığı konseyin başarısını vurgulamak için bu sorunların bazılarının çözülmesi için çaba göstereceğini değerlendiriyor.

Katılımcılar için engel

Katılımcı düzeyinde Kahire, Başbakan Mustafa Medbuli'nin Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi adına toplantıya katılacağını duyurdu. Bakanlar Kurulu tarafından dün yapılan açıklamaya göre bu katılım, “Mısır'ın kapsamlı ve adil barış çabalarını destekleme rolü ve Trump'ın Filistin halkının Gazze'den sürülmesini reddeden tutumunu ve çabalarını onaylama rolü çerçevesinde” gerçekleşecek.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, “Barış Konseyi”nin Gazze Şeridi'nde kalıcı istikrar, ateşkes ve arzu edilen barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını umduğunu belirterek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın toplantıda ülkesini temsil edeceğini kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın Başbakan Binyamin Netanyahu adına toplantıya katılmak üzere ABD'ye gitmesinden bir gün sonra, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, toplantıya her iki tarafın da tam katılımının olmadığını (Filistin'in Filistin'in yokluğuna atıfta bulunarak) AFP’ye göre bu nedenle Meksika'nın katılımının sınırlı olacağını belirtti

Fehmi, Mısır'ın bölgedeki ağırlığı ve önemi göz önüne alındığında, Mısır'ın katılımına alternatif olmadığını düşünüyor. İsrail'in katılımının, Trump'ın isteklerine aykırı görünmemek için yarı çözüm çerçevesinde olduğunu, ancak aynı zamanda Konsey'in kararlarını etkili bir şekilde engellemek ve ihlallerine ve saldırılarına devam etmek için çalışacağını açıklıyor.

El-Raqab, Mısır'ın hem sahada hem de Gazze meselesine ilişkin müzakerelerde sahip olduğu uluslararası deneyim nedeniyle katılımının son derece önemli olduğunu ve bunun durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına dair umutlar olduğunu değerlendiriyor.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)

Wall Street Journal (WSJ), üç ABD'li yetkiliye atıfta bulunarak, Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'deki yaklaşık 1.000 askerinin tamamını geri çekmeye hazırlandığını bildirdi.

ABD ordusu geçen hafta Suriye'deki stratejik üssünden çekilme işlemini tamamladığını ve üssü Suriye güçlerine devrettiğini duyurdu. Bu, ABD-Suriye ilişkilerinin güçlendiğinin son işareti olup, daha geniş kapsamlı bir ABD çekilmesinin yolunu açabilir. WSJ’de dün yer alan habere göre, birlikler önümüzdeki iki ay içinde Suriye'deki kalan ABD mevzilerinden de çekilecek.

Suriye Savunma Bakanlığı geçen perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin Tanf askeri üssünü devraldığını belirtti.

Bakanlık şu açıklamayı yaptı: “Suriye ve Amerika Birleşik Devletleri tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünün kontrolünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvence altına aldı ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı.” Açıklamada ayrıca, “Bakanlığın sınır koruma güçleri önümüzdeki günlerde görevlerine başlayacak ve bölgede konuşlanacak” denildi.

El-Tanf üssü, Suriye, Ürdün ve Irak arasındaki sınır üçgeni bölgesinde stratejik bir konuma sahiptir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre üs, 2014 yılında Suriye ve Irak'ın büyük bir bölümünde DEAŞ'a karşı yürütülen savaşta çok önemli rol oynamıştır. Örgüt, 2017'de Irak'ta ve iki yıl sonra da Suriye'de yenilgiye uğratıldı.

Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinden önce, üsse insansız hava araçlarıyla (İHA) birkaç kez saldırı düzenlenmiş ve bu saldırıların sorumluluğunu Irak'taki gruplar üstlenmiştir.