Afganistan’da çatışmalar hız kesmeden sürüyor

Celalabad'da bir araya gelen ve barış çağrısında bulunan gösteriler
Celalabad'da bir araya gelen ve barış çağrısında bulunan gösteriler
TT

Afganistan’da çatışmalar hız kesmeden sürüyor

Celalabad'da bir araya gelen ve barış çağrısında bulunan gösteriler
Celalabad'da bir araya gelen ve barış çağrısında bulunan gösteriler

Afganistan'da siyasi bir çözüme ulaşmaya yönelik çabaların azalması ve Taliban’ın ABD’nin Afganistan Büyükelçisi ile Pakistan’ın başkenti İslamabad’da görüşmeyi resmen reddetmesi ülkedeki çatışmaların artmasına neden oldu.
Gergin atmosfere Pakistan makamları tarafından Taliban liderlerine yönelik tutuklama operasyonlarının eklenmesi, Afgan hükümeti ile NATO güçleri ve Taliban arasındaki çatışmaları şiddetlendirdi.
Afgan hükümet kaynakları, Taliban militanlarının cumartesi günü ülkenin güneyinde bulunan Helmand eyaletindeki bir düğünü bastıklarını ve bir Afgan istihbarat memuruna suikast düzenlediklerini aktardı.
Yerel meclisten yapılan açıklamada, Nad Ali'de gerçekleştirilen saldırıda üç sivilin yaralandığı kaydedildi. Yetkili, en az altı polisin militanlar tarafından rehin alındığını belirtirken, Helmand Valiliği Sözcüsü Ömer Zuvak böyle bir saldırının gerçekleştiğini teyit etti, fakat öldürülen istihbarat yetkilisinin ismini vermeyi reddetti.
Helmand eyaleti, ülkede süre gelen 17 yıllık savaş boyunca bir Taliban kalesi olarak kalmaya devam ediyor. Taliban’ın Nisan ayında bahar saldırılarını başlattığını ilan etmesinden bu yana militanlar, işledikleri cinayetlere ilişkin hedeflerini değiştirdi.
Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid, grubun düşman eksenine yönelik gerçekleştirmiş olduğu saldırılarda en az sivil ve maddi kaybın hedeflendiğini söyledi.
Ülkenin güneydoğusunda bulunan Paktika eyaletindeki Afganistan özel kuvvetlerine komuta eden Azizullah Kervan, Haziran ayrında Kabil’deki bir parkta açılan ateş sonucu öldürülmüş ve saldırının sorumluluğunu Taliban üstlenmişti. Açıklama Taliban kuvvetlerinin Faryab eyaletinden Mezar-ı Şerif’e doğru giden ve ABD kuvvetleri ile hükümet güçlerinden oluşan bir konvoya saldırmasından sonra gerçekleşmişti. Taliban kuvvetleri tarafından konvoya yönelik gerçekleştirilen saldırının neticesinde 40’a yakın zırhlı araç tahrip edilmiş, 30 kadar mekanizma ciddi şekilde hasar görmüş, 20 hükümet askeri öldürülmüş ve 30 diğer kişi yaralanmıştı. Taliban’ın bu saldırısını, ABD uçakları tarafından Faryab eyaletindeki bir köye yönelik gerçekleştirilen saldırılar izledi. Taliban'ın açıklamasına göre, saldırı sonrasında bölgedeki bir dizi ev tahrip oldu. Afgan hükümetindeki memurları ve yetkilileri hedef alan operasyonlarını artıran Taliban militanları, Nangarhar eyaletine bağlı Bagrami bölgesinde bir askeri komutanı öldürdü. Ayrıca, Argandab ilçesindeki bir askeri komutanı korumasıyla birlikte öldüren Taliban, Kabil'in kuzeydoğusunda bulunan Parvan eyaletinde bir hakimi esir aldı ve Şinvari ilçesinin güvenlik şefi Nur Aga ile birlikte özel birlik komutanını ve 9 askeri öldürdü.
Taliban’ın açıklamasına göre hareketin savaşçıları, devletin askeri bölgelerine yönelik bir dizi saldırı düzenledi. Gazne eyaletindeki bir askeri karargahı havan topları ile bombalayan Taliban güçleri, Farah eyaletinde bir güvenlik bariyerinin kontrolünü ele geçirdi. Hükümet güçleri, Taliban kuvvetlerinin saldırılarının ardından yaşadığı ağır kayıplardan sonra başkent Kabil'in doğusunda bulunan Lagman eyaletindeki bazı bölgelerden geri çekildi. Taliban’ın açıklamasına göre, Belh, Nangarhar, Vardak, Parvan ve Zabul bölgelerinde gerçekleştirilen saldırılarda 20'den fazla hükümet askeri öldürüldü. Ayrıca Bagram Hava Üssü, Taliban kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen füze saldırılarına sahne olurken, ABD kuvvetlerinin konuşlandığı üsse yönelik 10 roket atışı gerçekleştirildi.
Afgan yetkilileri tarafından cuma günü yapılan açıklamada, Taliban’ın iki ayrı bölgeye gerçekleştirdiği saldırılar sonrasında en az 20 Afgan güvenlik unsuru hayatını kaybetti. Silahlı militanlar, Afganistan’ın kuzeyindeki Faryab Vilayeti’nde bulunan Şirin Tagab bölgesinde bir konvoya saldırı düzenledi. Yerel meclis üyesi Semiullah Hayr Ha tarafından 18 Ocak’ta belirtilene göre, saldırıda 10 asker yaşamını yitirdi, en az 5 asker yaralandı, 2 asker de Taliban’a esir düştü. Yetkililere göre militanlar, ayrıca milyon dolarlık 20 zırhlı aracı da ateşe verdi. Yerel meclis üyesi Muhammed Arif’e göre ise Faryab Vilayeti’ndeki silahlı unsurlar, Afganistan istihbaratına mensup bir kişiyi öldürdü. Taliban militanları, kontrolleri altındaki bölgeleri genişletmek amacıyla geçtiğimiz yıldan bu yana Afganistan’ın kuzeyindeki bölgelere yönelik saldırılarını tırmandırdı. Bölgesel meclis üyesi Dadullah Kani’ye göre, ülkenin batısındaki Farah Vilayeti’nde ise Taliban’ın bir kontrol noktasına saldırısı sırasında 9 polis yaşamını yitirdi. Vilayette yer alan Farah şehrinde patlak veren çatışmaları takiben 6 güvenlik görevlisi de Taliban’a esir düştü. Yetkililere göre, Taliban militanları Farah eyaletinin yaklaşık 80'ini kontrol ediyor.
Taliban hareketi tarafından yapılan bir açıklamada, ABD güçleri tarafından desteklenen hükümet kuvvetlerinin, Taliban militanlarıyla bağları olduğu gerekçesiyle bir dizi eyalette gerçekleştirdikleri saldırılar ile sivilleri öldürdüğü iddia edildi. Açıklamaya göre, başkent Kabil'in kuzeydoğusunda bulunan Parvan ilinde 5 sivil hayatını kaybederken, Afganistan'ın güneyindeki Kandahar ili ile Faryab'ın kuzeyindeki bir köydeki çok sayıda ev hükümet güçleri tarafından tahrip edildi ve 20’ye yakın kişi yaralandı. Açıklamada ayrıca ülkenin doğusunda bulunan Host bölgesinde bir din adamının da öldürüldüğü kaydedildi.
Taliban tarafından yapılan bir açıklamaya göre, hükümet güçleri ile hareketin savaşçıları arasında gerçekleşen çatışmaların ardından 4 köyün kontrolü ele geçirildi ve başkent Kabil'in kuzeyinde bulunan Beğlan iline bağlı Nehrin ilçesindeki hükümet güçleri tahliye edildi. Açıklamada ayrıca hareketin başkent Kabil'in doğusunda bulunan Lagman eyaletindeki bir askeri üssü bombaladığı ve üsteki bazı tesislerde yangın çıktığı kaydedildi.
Afganistan'da yayın yapan Hama Press Ajansı'nın aktardığına göre, Afgan hava kuvvetleri tarafından ülkenin kuzeyinde bulunan Kunduz iline yönelik gerçekleştirilen saldırılarda 15 Taliban savaşçı öldürüldü veya yaralandı. Ajansın Afgan ordusuna bağlı Şahin Kolordusu’ndan aktardığına göre, Afgan savaş uçaklarının Mezza ve Kala-i Zal bölgelerindeki Taliban mevkilerini bombalamasının ardından 9 kişi öldürüldü. Ayrıca Afgan savaş uçakları tarafından Taliban savaşçılarının kullandığı motosikletlere yönelik gerçekleştirilen hava saldırılarında 6 kişi yaralandı.
Kunduz eyaleti, Taliban savaşçıları ile hükümet güçleri arasında neredeyse günlük çatışmaların yaşandığı sıcak bölgelerden biri olarak kabul ediliyor.



Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün (Perşembe) kendi çağrısıyla oluşturulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 45’ten fazla ülkeden temsilcinin katılması beklenirken, Gazze’nin geleceğine ilişkin çözümsüz başlıkların gündeme damga vurması bekleniyor.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması, yeniden imar fonunun büyüklüğü ve savaş nedeniyle ağır yıkıma uğrayan Gazze halkına insani yardım akışının sağlanması gibi konuların, Konsey’in önümüzdeki haftalar ve aylardaki etkinliğinin sınanacağı temel dosyalar olması bekleniyor.

Trump’ın Washington’da kısa süre önce adını verdiği “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” binasında katılımcılara hitap etmesi ve katılımcı ülkelerin yeniden imar fonu için 5 milyar dolar topladığını açıklaması planlanıyor. Söz konusu tutarın, ilerleyen dönemde milyarlarca dolarlık ek kaynağa ihtiyaç duyulması beklenen fon için ilk katkı niteliğinde olacağı belirtiliyor.

Trump’ın çağrısıyla kurulan Barış Konseyi geniş tartışmalara yol açtı. Konsey’de İsrail yer alırken Filistinli temsilcilerin bulunmaması dikkat çekiyor. Trump’ın Konsey’in ilerleyen aşamada Gazze’nin ötesindeki küresel meydan okumaları da ele alabileceğini önermesi, bunun Birleşmiş Milletler’in küresel diplomasi ve ihtilaf çözümündeki merkezi rolünü zayıflatabileceği yönündeki kaygıları artırdı.

Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın ayrıca bazı ülkelerin Gazze’de barışın korunmasına yardımcı olmak amacıyla kurulacak uluslararası bir istikrar gücüne binlerce asker göndermeyi planladığını açıklayacağını bildirdi.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması ve böylece barış gücü birliklerinin göreve başlayabilmesi konusu ise temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Hamas, İsrail’in olası misilleme adımlarına ilişkin endişeler nedeniyle silah bırakmaya yanaşmıyor. Silahsızlandırma, Trump’ın iki yıl süren Gazze savaşının ardından Ekim ayında başlayan kırılgan ateşkese zemin hazırlayan planının maddeleri arasında yer alıyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, “Silahsızlanmaya ilişkin zorlukların tamamen farkındayız, ancak arabuluculardan gelen mesajlar bizi cesaretlendiriyor” dedi.

Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğu yok

ABD’li yetkililer, etkinliğe 47 ülkeden heyetlerin ve Avrupa Birliği’nin katılımının beklendiğini belirtti. Listede İsrail’in yanı sıra Arnavutluk’tan Vietnam’a kadar geniş bir ülke yelpazesi yer alıyor.

Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan Fransa, Birleşik Krallık, Rusya ve Çin listede bulunmuyor.

Etkinlikte Trump’ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in konuşma yapması bekleniyor. Konsey’de önemli bir rol üstlenmesi öngörülen Blair’in yanı sıra, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ve Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov’un da etkinlikte yer alacağı ifade ediliyor.

İsmini açıklamak istemeyen bir Konsey üyesi, Gazze planının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yetkili, diğer alanlarda ilerleme sağlanabilmesi için Gazze’de güvenliğin tesis edilmesinin temel şart olduğunu, ancak polis güçlerinin henüz yeterince hazır ve eğitimli olmadığını kaydetti.

Açıklamaya göre henüz karara bağlanmamış temel soru, Hamas’la görüşmeleri kimin yürüteceği. Konsey temsilcilerinin, örgüt üzerinde nüfuz sahibi aktörler — özellikle Katar ve Türkiye — aracılığıyla süreci ilerletebileceği değerlendiriliyor. Ancak İsrail’in bu iki ülkeye mesafeli yaklaşımı sürecin önündeki başlıca engellerden biri olarak görülüyor.

İnsani yardımın ulaştırılması da çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Yetkili, mevcut durumu “katastrofik” olarak nitelendirirken, yardım akışının süratle genişletilmesi çağrısında bulundu. Buna karşın, dağıtımın sahada hangi yapı tarafından koordine edileceğinin netleşmediğini belirtti.


İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.


İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
TT

İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)

İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde kamuoyunda muhalefet partilerinin Binyamin Netanyahu hükümetini devirmeye yönelik mücadelede yeterince profesyonel davranmadığı ve seçim kazanma fırsatını heba edebileceği yönündeki görüşler güç kazanırken, sol eğilimli Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, üç partinin birleşmesini önerdi. Golan, kendi liderliğini yaptığı Demokratlar Partisi’nin yanı sıra, Yair Lapid liderliğindeki Yesh Atid Partisi ve Gadi Eisenkot’un başında bulunduğu Yashar Partisi’nin tek çatı altında toplanmasını teklif etti. Golan, söz konusu ittifakın başına Eisenkot’un getirilmesi konusunda uzlaşmaya varılmasını önererek, “Çünkü anketler onun hem benden hem de Lapid’den daha fazla beğeni topladığını gösteriyor” ifadesini kullandı.

sdvfgt
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid (Reuters)

Golan dün yaptığı basın açıklamasında, önerdiği üçlü ittifakın mevcut anketlere göre şimdiden 31-33 sandalye kazanabileceğini ve böylece en büyük parti konumuna yükselebileceğini söyledi. Golan, söz konusu bloğun kurulması ve Netanyahu’yu kendi seçmeni nezdinde de zorlayacak mücadeleci bir seçim kampanyası yürütmesi halinde, desteğini daha da artırabileceğini ve bir sonraki hükümeti kurabilecek güce ulaşabileceğini ifade etti.

Ancak Lapid teklifi kabul etmedi. Lapid, bu girişimin kendisini solcu bir parti lideri gibi göstermeyi amaçladığını savunurken, kendisini sağ liberal olarak tanımladığını belirtti. Golan’a saatler içinde yanıt veren Lapid, birlik önerisinin Golan’ın kendi popülaritesini artırma amacı taşıdığını öne sürdü. Lapid ayrıca Golan’ı ve ‘şu dönemde birlik adı altında safları dağıtmaya çalışan tüm muhalefet liderlerini’ sert sözlerle eleştirdi.

Lapid, “Kamuoyu blokların birleşmesini istemiyor; bizi olduğumuz gibi görmek istiyor. Her parti kendi ilkeleri temelinde mücadele etmeli. Seçimden sonra bloklar arasında bir birleşme yolu bulunabilir” dedi. Muhalefet liderlerini son dönemde ‘zırhlı aracın içinde ateş açmakla’ suçlayan Lapid, bunun ‘Netanyahu’nun iktidarını sonsuza dek sürdürmesine yol açabilecek bir intihar eylemi’ olduğunu söyledi.

Lapid, seçim hazırlıklarında kendisiyle çalışan uzmanların hükümetin düşmesinin ‘teorik olarak artık kesinleştiği’ görüşünde olduğunu belirterek, muhalefet partilerinin bu gerçeği pekiştirmeye odaklanması gerektiğini kaydetti. Lapid’e göre Netanyahu, yenilginin eşiğinde olduğunu biliyor ve iki hedefe yöneliyor: Araplar ile liberal kesim arasındaki katılım oranını düşürmek ve seçimlere hile karıştırmak. Bu çerçevede önceliğin, Yahudiler arasında yüzde 70, Araplar arasında ise yüzde 48 seviyesinde olan oy verme oranını artırmak ve özellikle kırsal bölgelerde seçim hilesini önlemek amacıyla sıkı denetim mekanizmaları oluşturmak olduğunu ifade etti.

juıo9
Tel Aviv’de düzenlenen Netanyahu karşıtı gösteriden (Arşiv – AFP)

Lapid iki gün önce yaptığı açıklamada, ‘liberal kamp içindeki tüm partilerin, Netanyahu’nun yer alacağı herhangi bir koalisyona katılmama taahhüdünde bulunmasını’ şart koştu. Lapid’in bu sözlerle, birlikte önceki hükümeti kurduğu müttefiki Naftali Bennett’e gönderme yaptığı değerlendirildi. Bennett, Netanyahu ile bir hükümet kurmayacağına dair açık bir taahhütte bulunmayı reddediyordu. Bennett’e yakın kaynaklar ise bu tutumun Likud’dan oy çekme amacı taşıdığını savundu. Nitekim Likudlu Bakan Idit Silman, Bennett’in açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek sağ seçmene seslendi ve “Bennett sizi, geçmişte sağ seçmeni kandırdığı gibi kandırıyor; sol ve Araplarla hükümet kuruyor” ifadesini kullandı. Silman daha önce Lapid hükümetinde yer almış, ancak 2022 yılında koalisyondan çekilerek hükümetin düşmesine yol açmıştı.

Lapid’in bir yandan, sağ kanadın ise diğer yandan baskısı altında kalan Bennett, Netanyahu liderliğinde kurulacak bir hükümete katılmayacağını açıkladı. Ancak Likud ile Netanyahu’suz bir senaryoda iş birliğine açık olup olmadığı konusunda net bir ifade kullanmadı.

Öte yandan, Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu Partisi de muhalefet cephesindeki yön arayışını yansıtan açıklamalarda bulundu. Lieberman, muhalefet partilerinin seçmenlere, Netanyahu ile ya da Arap partileriyle hükümet kurmayacaklarına dair açık ve samimi bir taahhüt vermeleri gerektiğini söyledi.

dfgthy
Netanyahu ve Bennett (İsrail medyası)

İsrail’de yayımlanan son Maariv gazetesi anketine göre, seçimlerin bugün yapılması halinde Arap partileri hesaba katılmaksızın muhalefet partileri 60 sandalye kazanıyor. Aynı ankette, Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyonun sandalye sayısının 68’den 50’ye gerilediği belirtiliyor. Bu tablo karşısında Netanyahu’nun, özellikle Arap seçmenler arasında katılım oranını düşürmeye yönelik bir plan üzerinde çalıştığı öne sürülüyor. İddiaya göre bu plan, korku siyaseti yürütmeyi ve Arap listeleri ile adayları seçim sürecinden diskalifiye etmeyi içeriyor. Muhalefet ise Netanyahu’yu ve müttefiklerini ‘geniş çaplı bir seçim sahtekârlığı kampanyasına hazırlanmakla’ suçluyor.