İsrail, Rusya, İran ve Suriye arasındaki 9 denklem

Suriye hava savunma bataryaları, İsrail’in Şam’daki İran hedeflerini bombalamasına karşılık veriyor (AFP)
Suriye hava savunma bataryaları, İsrail’in Şam’daki İran hedeflerini bombalamasına karşılık veriyor (AFP)
TT

İsrail, Rusya, İran ve Suriye arasındaki 9 denklem

Suriye hava savunma bataryaları, İsrail’in Şam’daki İran hedeflerini bombalamasına karşılık veriyor (AFP)
Suriye hava savunma bataryaları, İsrail’in Şam’daki İran hedeflerini bombalamasına karşılık veriyor (AFP)

İsrail’in 30 Ocak 2013’te Şam yakınlarına bombalı saldırı gerçekleştirdiğini açıklamasından bu yana yapılan saldırıların en kapsamlı ve şiddetli olanı geçen yıl Şubat ayında meydana geldi. Ancak Pazar günü yapılan İsrail baskınları, Tel Aviv, Şam, Tahran ve Moskova için yeni anlamlar taşıyor ve savaşan tarafların son 5 yıl içerisinde oyunun kurallarını değiştirmek istediklerini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Mevcut tırmanışı farklı kılan dokuz neden:
1 - İsrail'in açıklamaları
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, önceki gün İsrail’in güneyinde yeni bir havaalanının açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Hava kuvvetleri, İran’ın Suriye’deki mevzilerinden İsrail’i hedef alan bir roket fırlatmasının ardından Suriye’deki İran hedeflerine güçlü bir darbe vurdu. Böyle bir düşmanca eyleme izin vermeyeceğiz. İran’ın ve İran düşmanlığının bir aracı olan Suriye güçleri aleyhinde hareket ediyoruz” ifadelerini kulandı.
Netanyahu, bir hafta önce gerçekleştirilen haftalık kabine toplantısında da, “Sadece 36 saat önce, hava kuvvetlerimiz Şam Uluslararası Havaalanında, içinde İran silahları bulunan depolara saldırdı. Son saldırıların yoğunlaşması, taahhüt ettiğimiz gibi Suriye'deki İran varlığına karşı hareket etmekte oldukça kararlı olduğumuzu gösteriyor. İran'ın askeri olarak kökleşmesini engellemek için inanılmaz başarılar elde ettik. İsrail ordusu İran'a ve ona tabi olan Hizbullah’a yönelik yüzlerce saldırı gerçekleştirdi” açıklamasında bulunmuştu.
İsrail Genelkurmay Başkanı Gadi Eizenkot ise New York Times gazetesine verdiği röportajda, “Sorumluluğumuzu ilan etmeden veya herhangi birinden teşekkür beklemeden binlerce hedefi vurduk” dedi.
Netanyahu'nun söz konusu baskınları tekrar ve tekrar duyurmasının seçimlerle bağlantılı olduğu düşünülüyor.
2 – ABD’nin geri çekilmesi
ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’den çekilme kararını açıklamasının ardından gerçekleştirilen söz konusu baskınlar, İsrail’in İran’ın mevzilenmesini önlenmesi, nitelikli silahların Hizbullah’a ulaştırılmasının önüne geçilmesi ve İran üslerinin kurulmasının engellenmesi konusunda kırmızı çizgiler koymaya devam etmek istediğine dair bir işaret gönderme isteğini yansıtıyor.
ABD yetkilileri İsrail'in güvenliğini sağlamak niyetinde olduklarını teyit ettiler. Bu mesele, aynı zamanda ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un içerisinde bulunduğumuz ayın 7‘sinde Tel Aviv’e yaptığı ziyarette tartışılan konular arasındaydı.
3 - Suriye’nin cevabı
Suriye resmi haber ajansı SANA, Suriye hava savunma birimlerinin Pazar gecesi düşman hedeflere karşılık verdiğini okuyucularına duyurdu.   
SANA tarafından Pazar gecesi aktarılanda, “İsrail, çeşitli silahlar kullanarak Lübnan topraklarını, işgal altındaki Filistin topraklarını ve Taberiye Gölü’nü hedef aldı. Suriye hava savunması, düşmanca hedeflerin çoğuna karşı koymayı başardı ve İsrail tarafından Suriye topraklarına yönelik başlatılan düzinelerce roketi imha etti. “Hava savunma sistemlerimiz, güney bölgesini hedef alan İsrail hava saldırısına tam bir verimlilikle cevap verdi ve saldırıları engelledi” denildi.
Bombalamalar konusunda bir süre sessiz kaldıktan sonra sessizliğini bozan Şam, saldırılara karşılık verilmeye çalışıldığını açıkladı.
4 - Rusya’nın tutumu
Rusya Savunma Bakanlığı’ndan Pazartesi günü yapılan açıklamada, İsrail'in Pazartesi günü erken saatlerde Suriye topraklarına baskın düzenlediğini belirterek, dört Suriye askerinin öldürüldüğünü ve diğer 6 kişinin ise yaraladığını kaydetti.
İnterfaks haber ajansı tarafından yayınlanan bakanlık açıklamasında, Suriye hava savunma sisteminin 30'dan fazla hedefi yok etmeyi başardığı belirtildi. Açıklamada, Şam Uluslararası Havalimanı'ndaki altyapının kısmen hasar gördüğüne dikkat çekilirken, İsrail hava kuvvetlerinin Suriye'ye üç yönden üç kez baskın düzenlediklerini kaydetti.
5 - Rus-İsrail koordinasyonu
Baskınlar, geçen hafta Tel Aviv'de gerçekleştirilen Rus-İsrail toplantılarının ardından geldi. İsrail ordusu sözcüsü yaptığı açıklamada, “Toplantılar iyi ve profesyonel bir atmosferde gerçekleşti. Toplantılar kapsamında İran mevzilerine yönelik İsrail askeri operasyonları ve Hizbullah’ın silahlanması meseleleri tartışıldı. Yapılan resmi açıklamada, “iki taraf arasında anlaşmaya varıldığı ve ortak harekete geçilmesinin kararlaştırıldığı” belirtildi.
İsrail kaynakları, Moskova ve Tel Aviv arasındaki ilişkilerde krizin sona erdiğinden bahsetmenin mümkün olduğunu söyledi. Moskova ve Tel Aviv arasındaki kriz, Eylül ayı ortalarında Suriye füzeleri ile bir Rus casus uçağının düşürülmesinin ve mürettebatın hayatını kaybetmesinin ardından patlak vermişti.
6 - İran açıklaması
İran Hava Kuvvetleri Komutanı Aziz Nasirzade, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, ülkesinin kuvvetlerinin İsrail ile bir savaşa girmeye ve onu yeryüzünden silmeye hazır olduğunu belirtti. Sputnik haber ajansı tarafından aktarılan Nasirzade’nin açıklamalarında şu ifadeler yer aldı:
“Düşman, İran'a karşı durmaya cesaret edemiyor. İsrail tehditlerine cevap vermeye hazırız. İran, İsrail’le savaşa hazır. Silahlı kuvvetlerimiz, İsrail’in yıkımını göreceğimiz güne hazır.”
Sputnik, Nasirzade’nin açıklamalarının “İsrail hava kuvvetleri tarafından Suriye'de yapılan bir dizi baskınlara yanıt olarak geldiğini” belirtti. Ajansın bir güvenlik kaynağından aktardığına göre, başkent Şam ve Şam kırsalına yönelik ateşlenen füzelere karşı koymak için 15'ten fazla hava savunma füzesi atıldı.
7 - Suriye ordusunun hedef alınması
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Ordu, Suriye’deki İran mevzilerine karşı sert ve sıkı bir şekilde hareket etmeye devam edecek. Suriye rejiminin kendi bölgesinde gerçekleşen olaylardan sorumlu olduğunu düşünüyoruz ve aleyhimizde gerçekleştirilen saldırılarla ilgili olarak kendilerini uyarıyoruz. İran'ın Suriye'deki Kudüs Gücü hedeflerini vurmaya başladık. Bu hedefler arasında silah depoları, bir İran istihbarat bölgesi, İran’a ait bir eğitim kampı ve Şam Uluslararası Havaalanında bulunan bir depo bulunuyor” dedi. Ayrıca Suriye hava savunmasının çevresinin hedeflenmesinin, savaş uçaklarına karşı karadan havaya füzelerin fırlatılmasının ardından geldiğini ve İran mevzilerinin hedeflenmesinin ise Suriye içerisindeki İran kuvvetlerinin karadan karaya bir füze ile İsrail topraklarını hedef almasının ardından gerçekleştiğini bildirdi. Ordu sözcüsü bunun yanı sıra, “İran’ın İsrail’e yönelik gerçekleştirdiği saldırının, İran’ın Suriye’de mevzilenmesinin ardındaki niyetleri hakkında ve bölgesel istikrarı tehdit etmesi hususunda bir başka kanıt olduğu” değerlendirmesinde bulundu.
8 - Bölgesel boyut
Baskınlar, Netanyahu’nun ülkesi ile Çad Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden başladığına dair açıklamasının ardından ve Pazar günü yaptığı açıklamada “İsrail'in tarih yazdığını” kaydetmesi ile eş zamanlı olarak gerçekleşti. Ayrıca Lübnan’da devam eden siyasi bölünme, hükümetin oluşumuna ilişkin donukluk ve Beyrut'taki Arap Ekonomi Zirvesi ile aynı zamana denk geldi.
9 - Ateşkes anlaşması
İsrail’in gerçekleştirmiş olduğu baskınlar ve Rusya’nın bu baskınlara verdiği cevaplar, 1974 yılında imzalanan ateşkes anlaşmasının akıbetine ilişkin birtakım soruları gündeme getirdi. Nitekim Rusya geçen yılın ortasında çalışmalara yeniden başladı ve Suriye hükümet güçlerinin ülkenin güney ve güneybatısının kontrolünü ele geçirmesinin ardından Rus polis kuvvetlerinin eşlik ettiği BM Barış Gücü askerlerini (UNDOF) Golan Tepeleri'ne konuşlandırdı.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe