İran karşıtı Kürt Komutan: Stratejimiz bağımsız bir Kürt Devleti kurmak

Hüseyin Yezdan Penah
Hüseyin Yezdan Penah
TT

İran karşıtı Kürt Komutan: Stratejimiz bağımsız bir Kürt Devleti kurmak

Hüseyin Yezdan Penah
Hüseyin Yezdan Penah

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin silahlı gücü olan Peşmerge birliklerinin yaklaşık dört yıldır DEAŞ’a karşı yürüttüğü mücadeleye İran karşıtı Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK) savaşçıları da cephelerde destek veriyor. Yakın Tarih’te ilk Kürt Cumhuriyeti olarak kayıtlara geçen Mahabad Kürt Cumhuriyeti'nin kurucusu Qazi Muhammed’in oğlu Ali Qazi’nin liderliğinde kurulan PAK, IKBY topraklarında terörün püskürtülmesi için mücadele ediyor. İran destekli Haşdi Şabi birliklerinin Irak’ta konuşlandırılmasının ardından PAK’ın Erbil’deki varlığı giderek arttı. Aynı zamanda Erbil Yönetimi, İran’ın muhalif partilere ülkeyi terk etmeleri için uyguladığı baskıyı reddediyor.
Kerkük’ün kuzeyindeki bir cepheden Şarku’l Avsat’a konuşan PAK Genel Sekreter yardımcısı ve saha komutanı Hüseyin Yezdan Penah, partisinin ve askeri kanadının faaliyetleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
İran’ın artık eski konumunda olmadığını dile getiren Penah, “Tahran’ın baskıları başarısız oldu. Ancak şu an bölgede siyasi ve güç dengeleri değişti. Artık böylesi bir talepte bulunacak veya IKBY Yönetimine cevap vermesi için baskı uygulayabilecek bir konumda değil. İran rejimi, içinde bulunduğu açmaza bir çıkış noktası aramakla meşgul” dedi.
“ABD birliklerimizi eğitti”
Penah, ABD güçlerinin DEAŞ’a karşı verilen mücadele sırasında Peşmerge birliklerine verdiği eğitime devam edip etmediği sorusuna, “ABD güçleri, teröre karşı savaşan güçlerin Kürt birliklerden oluşması hasebiyle peşmerge birliklerini ve partimizin savaşçılarını eğitti. Halihazırda devam eden eğitimler, partimizin savaşçılarına özel bir durum değil” diye yanıt verdi.
Penah, İran rejiminin geleceğiyle ilgili şunları kaydetti;
“İran, dünyanın diğer devletleri gibi sadece bir devlet değildir. Bilakis İran, egemen Fars milliyetçiliğinin yanı başında varlığı ciddi tehlikelerle karşı karşıya olan Kürt, Arap, Beluç, Azeri ve azınlıkta olan diğer halkların üzerine basarak kurulmuş bir Pers İmparatorluğu’dur. Bundan dolayı bu halklar, Pers hükümranlığına boyun eğmeyi reddederek özgürlük fırsatını kolluyor. Aynı şekilde bu İmparatorluk, uluslararası barış ve güvenliğe yönelik ciddi bir tehdit oluşturuyor. Özellikle Tahran’ın bölgede izlediği yayılmacı politika, uluslararası toplumun tamamen reddettiği bir durum. Eğer Washington Tahran’a yönelik baskılarını sürdürür, ülkede ezilen halklarla işbirliğini artırırsa, bu halkların yakın gelecekte özgürlüğüne kavuşmaları mümkün olacaktır. Aynı şekilde uluslararası toplumun da, dünyanın en büyük terör finansörü olarak nitelendirilen rejimden kurtulması mümkün olur.”
“Amacımız bağımsız bir Kürt Devleti kurmaktır”
PAK’ın duruşu hakkında konuşan Penah, “Geleceğe dönük hedefimiz ve stratejimiz, bundan 73 yıl önce Mahabad’da Kürt Cumhuriyeti'ni kuran efsanevi liderimiz Qazi Muhammed’den aldığımız ilhamla bağımsız bir Kürt Devleti kurmaktır. Ancak bu devleti yönetecek olan rejim, uluslararası yasaların ve ilkelerin ışığında Kürt halkının sandıklara atacağı oylarla belirlenecek” ifadelerini kullandı.
“Batı’nın bölgedeki politikalarının kurbanı Kürtler oldu”
ABD’nin İran’a yönelttiği tehditlerin Washington’un bölgedeki çıkarlarının korunmasını hedeflediğini söyleyen Penah, “Batı’nın bölgedeki politikalarının kurbanı Kürtler oldu. Fakat mevcut durumda dengeler değişti” dedi. Penah, açıklamasını şöyle sürdürdü;
“ABD ve Batı’nın çıkarları ile Kürtlerin çıkarları, küresel terörizmle mücadele, bölgede demokrasinin tesis edilmesi ve Tahran rejiminin zayıflatılması gibi konularda birbiriyle kesişti. ABD’nin tehditlerinin ciddi olduğunu düşünüyoruz. Trump yönetimi, Tahran’ın hem bölgedeki müttefiklerine hem de bölge istikrarına yönelik doğrudan bir tehdit haline geldiğine tamamen ikna olmuş durumda”
ABD’nin, İran rejimini değiştirme niyetinde olmadığı yönündeki açıklamasını, ‘rejimin daha fazla kenetlenmesini engellemek amacıyla’ yaptığını söyleyen Penah, “rejimin yakın gelecekte yıkılacağı” şeklinde beklentilerin olduğuna işaret ederek konuşmasını şöyle sürdürdü;
“Tahran rejiminin, uyarılara kulak asmayan, bölge halklarının egemenliğine ve güvenliğine kayıtsız kalan ve bu sorunlara kibirle yaklaşan tavrı; işin sonunda bölgede ABD veya belki de İsrail’in askeri güce başvurduğu büyük bir savaşın fitilini ateşleyebilir.”
ABD’nin İran’a karşı olası bir askeri operasyon başlatması halinde PAK nasıl bir duruş sergiler?
“İran rejimi, Kürt halkına meşru haklarını elde etmesi için silaha başvurması dışında başka bir seçenek bırakmıyor. Rejim, sadece İran’da değil Ortadoğu’nun tamamında Kürtlerin, demokrasinin, istikrarın ve güvenliğin en büyük ve en azılı düşmanıdır. İşte bu yüzden PAK, bu rejimin düşürülmesini hedefleyen her türlü askeri, siyasi ve ekonomik çabaya destek verecektir.”
İran’ın geçtiğimiz Ağustos ayında Kuzey Irak'ın Köy Sancak bölgesinde bulunan İran Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-İ) merkezine düzenlediği füze saldırısı buradaki iki partinin savaşma gücünü zayıflattı mı?
“İran’ın elindeki füzeler, bölge ülkelerinin güvenliği için büyük tehlike arz ediyor. Uluslararası Toplum ve ABD’nin bu tehlikeye ciddiyetle eğilmesi gerekir. Eğer böyle balistik füzelerimiz olsaydı, İran'a on kat misliyle cevap verirdik. Ancak Tahran rejiminin şunu iyi bilmesi gerekir: Dünyadaki tüm cephanelikler, Kürt halkının meşru özgürlük ve bağımsızlık haklarına ulaşma konusundaki arzusu ve iradesi karşısında aciz kalır.”
PAK, Halkın Mücahitleri Örgütü ile herhangi bir bağlantı kurdu mu?
“Kürt grupları dışında, ön şart olarak Kürt halkının kendi kaderini tayin etmesi hakkını kabul etmeyen hiçbir İranlı örgütle hiçbir ilişki kurmayız. Halkın Mücahitleri, şimdiye kadar bunu kabul etmiş değil.”
Son olarak PAK, uluslararası güçlerin veya İranlı diğer muhalif örgütlerin Tahran rejimini yıkma yönünde çabalarını birleştirmek için bir koalisyon kurması halinde buna katılmaya hazır mı?
“Biz boş yere hiç kimseye düşmanlık da dostluk da etmeyiz. Bilakis bu olacaksa şayet, ön şart olarak halkımızın kendi kaderini tayin etmesinin kabul edilmesi esasına göre olur. Tahran’ın eli kanlı rejiminin estirdiği terör tehlikesini dizginlemeye yönelik kurulacak bölgesel ittifaklara katılmaya hazırız.”



İran’ın Irak’a düzenlediği saldırıda Kürt muhalif grubun dokuz üyesi öldürüldü

15 Temmuz 2026’da Irak’ın Erbil kenti semalarında bir insansız hava aracının (İHA) engellenmesi sırasında çekilen fotoğraf (Reuters)
15 Temmuz 2026’da Irak’ın Erbil kenti semalarında bir insansız hava aracının (İHA) engellenmesi sırasında çekilen fotoğraf (Reuters)
TT

İran’ın Irak’a düzenlediği saldırıda Kürt muhalif grubun dokuz üyesi öldürüldü

15 Temmuz 2026’da Irak’ın Erbil kenti semalarında bir insansız hava aracının (İHA) engellenmesi sırasında çekilen fotoğraf (Reuters)
15 Temmuz 2026’da Irak’ın Erbil kenti semalarında bir insansız hava aracının (İHA) engellenmesi sırasında çekilen fotoğraf (Reuters)

İran’a muhalif Kürt bir grubun dokuz mensubunun, bugün sabah saatlerinde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarında bulunan kamplarına yönelik İran saldırısında öldürüldüğü bildirildi.

İran’ın muhalif Kürt grupları hedef alan saldırıları ve Erbil üzerinde insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen operasyonlarla devam eden askeri gerilim, ABD ile İran arasında nisan ayında varılan ateşkes anlaşmasından bu yana yaşanan en şiddetli tırmanışın gölgesinde gerçekleşti. İran’daki muhalif Komala Partisi yöneticilerinden İdris Kolehvazi, İran güçlerinin yerel saatle 04.30’da IKBY’nin en büyük ikinci kenti Süleymaniye yakınlarındaki kampa füzeler ve İHA’larla saldırı düzenlediğini açıkladı. Kolehvazi, saldırıda ‘sekiz kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin de yaralandığını’ belirtti.

Öte yandan IKBY Terörle Mücadele Müdürlüğü, uluslararası koalisyon güçlerinin bu sabah bölgenin başkenti Erbil semalarında bomba yüklü 8 İHA’yı düşürdüğünü açıkladı. Birimin açıklamasında, operasyonun sabah saatlerinde gerçekleştirildiği ve saldırının can kaybına yol açmadığı belirtildi.

IKBY Terörle Mücadele Müdürlüğü, çarşamba akşamı da Erbil’in İHA’larla hedef alındığını duyurmuş, uluslararası koalisyon güçlerine ait hava savunma sistemlerinin saldırı araçlarını hedeflerine ulaşmadan tespit ederek imha ettiğini açıklamıştı.

ABD Konsolosluğu’nun ana yerleşkesine ev sahipliği yapan ve uluslararası koalisyona bağlı askeri danışmanların bulunduğu Erbil Havalimanı, bölgedeki gerilimlerin artması ve askeri çatışmaların yayılmasıyla birlikte son dönemde sık sık İHA saldırılarının hedefi oluyor.

IKBY, bölgenin hava savunma sistemlerini güçlendirmek ve güvenliği tehdit eden unsurlara karşı koymak amacıyla uluslararası koalisyon güçleriyle koordinasyonun sürdüğünü belirtiyor.

Ortadoğu’daki savaş sürecinde; uluslararası koalisyon kapsamında ABD güçlerinin, yabancı petrol şirketlerinin ve İran’a muhalif Kürt grupların bulunduğu IKBY bölgesi, İran ve ona bağlı Iraklı silahlı gruplar tarafından düzenlenen saldırıların hedefi oldu.

İran, kırılgan ateşkesin başlamasının ardından da IKBY’deki muhalif grupları hedef almaya devam etti. Ancak bugünkü saldırı, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana söz konusu gruplara yönelik en büyük çaplı tırmanış olarak değerlendiriliyor.


İsrail ateşkese rağmen İHA'larla Lübnan'da istihbarat ve psikolojik savaş yürütüyor

İsrail'e ait insansız hava araçları, Lübnan'ın farklı bölgelerinde yaşayan halk üzerinde psikolojik baskı unsuruna dönüştü. (AP)
İsrail'e ait insansız hava araçları, Lübnan'ın farklı bölgelerinde yaşayan halk üzerinde psikolojik baskı unsuruna dönüştü. (AP)
TT

İsrail ateşkese rağmen İHA'larla Lübnan'da istihbarat ve psikolojik savaş yürütüyor

İsrail'e ait insansız hava araçları, Lübnan'ın farklı bölgelerinde yaşayan halk üzerinde psikolojik baskı unsuruna dönüştü. (AP)
İsrail'e ait insansız hava araçları, Lübnan'ın farklı bölgelerinde yaşayan halk üzerinde psikolojik baskı unsuruna dönüştü. (AP)

Ateşkesin yürürlüğe girmesine rağmen, İsrail'e ait insansız hava araçlarının (İHA) uğultusu Lübnan'da güneyden Beyrut'un güney banliyölerine ve Bekaa Vadisi'ne kadar günlük hayatın değişmeyen unsurlarından biri olmayı sürdürüyor.

Bu uçuşlar artık yalnızca askeri keşif faaliyeti olarak görülmüyor. İsrail'in istihbarat toplama, hedef listesini güncelleme ve ihtiyaç halinde suikast ya da nokta operasyonları gerçekleştirmeye hazır olma stratejisinin temel unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor.

Bunun yanında İHA'lar, savaşın henüz sona ermediği ve Lübnan hava sahasının hâlâ İsrail'in kontrolü altında bulunduğu hissini canlı tutarak siviller üzerinde sürekli psikolojik baskı oluşturuyor.

Askeri uzmanlar, bu uçuşların sürmesinin, İsrail'in Hizbullah ile mücadelenin henüz sonuçlanmadığı ve silah meselesine nihai bir çözüm bulunmadan hava sahasındaki hareket serbestisini terk etmeyeceği yönündeki yaklaşımını yansıttığı konusunda görüş birliği içinde.

"İHA'lar bitmeyen savaşın parçası"

Güvenlik ve savunma uzmanı Riyad Kahveci, İsrail İHA'larının Lübnan hava sahasındaki yoğun varlığının olağanüstü bir durum olmadığını, bunun İsrail'in ateşkese rağmen Hizbullah'a karşı sürdürdüğü mücadelenin doğal bir parçası olarak gördüğü keşif ve istihbarat faaliyetleri kapsamında değerlendirildiğini söyledi.

Kahveci, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, "İHA'lar Lübnan semalarında kalmaya devam edecek. İsrail bunları sürekli keşif ve gözetleme amacıyla kullanıyor. Güney banliyöleri, Beyrut ve çevresi, güney Lübnan ile Bekaa'daki Hizbullah hareketliliğini bu araçlarla izliyor. İsrail'e göre Hizbullah'la savaş sona ermiş değil. Bugün yaşanan yalnızca bir ateşkes veya gerilimin geçici olarak düşmesidir. İsrail'in bakış açısına göre çatışma devam ediyor" dedi.

cdfvfrb
İsrail'e ait insansız hava araçları Lübnan semalarından eksik olmuyor. (EPA)

İsrail'in Lübnan hava sahasında serbest hareket ettiğini düşündüğünü belirten Kahveci, "Geçmişte daha çok uzak mesafeden keşif faaliyetlerine ağırlık veriliyordu. Bugün ise donmuş bir savaş süreci yaşanıyor. Suikastlar ve sınırlı askeri operasyonlar devam ettiği için keşif faaliyetleri de İsrail'in askeri faaliyetlerinin ayrılmaz bir parçası olmayı sürdürüyor" ifadelerini kullandı.

Yakın zamanda  bu uçuşların sona ermesini beklemediğini belirten Kahveci, "Bunların kısa vadede duracağını kesinlikle düşünmüyorum. Silah meselesine ilişkin bir çözüme ulaşılıncaya kadar devam edecekler. Bu nedenle mevcut aşamada İHA uçuşlarının sona ermesini beklemiyorum" diye konuştu.

Sessiz İHA diye bir şey yok

Teknik açıdan da değerlendirmelerde bulunan Kahveci, kamuoyunda dile getirilen "sessiz İHA" iddialarının gerçeği yansıtmadığını söyledi.

"Sessiz İHA diye bir şey yoktur. Bütün İHA'lar ses çıkarır; fark yalnızca motor tipine bağlı olarak ses seviyesindedir." diyen Kahveci, casusluk amacıyla kullanılan küçük bataryalı İHA'ların daha düşük ses çıkardığını, ancak İsrail'in Lübnan üzerinde kullandığı araçların farklı modellerden oluştuğunu ve keşif-gözetleme görevleri için tasarlandığını ifade etti.

Kahveci, İHA'nın daha yüksek ya da daha düşük ses çıkarmasının tek başına askeri bir anlam taşımadığını belirterek, bunun yalnızca kullanılan platform ve motor tipiyle ilgili olduğunu söyledi.

Keşif ve saldırı görevini birlikte yürütüyorlar

Kahveci, Lübnan üzerinde uçan İsrail İHA'larının tamamının yalnızca keşif amaçlı olmadığını da vurguladı.

Bu araçların kameralarla donatıldığını belirten Kahveci, "Bazıları silahlıdır ve küçük füzeler taşır. Dolayısıyla gerektiğinde doğrudan hedef vurabilirler. Keşif görevinin yanında saldırı kapasitesine de sahiptirler." dedi.

fvfevbef
İsrail'e ait insansız hava araçlarının Lübnan semalarındaki varlığı, henüz sona ermeyen savaşın bir parçası olarak görülüyor. (AFP)

İsrail'in bu İHA'ları düşük irtifada yoğun şekilde kullandığını belirten Kahveci, bunun nedeninin Hizbullah'ın hava savunma kapasitesinin oldukça sınırlı olması olduğunu söyledi.

Kahveci, "Her İHA'nın belirli bir görevi vardır. Bazıları belirli kişileri izlerken, bazıları belli bölgeleri gözetler. Her platformun kendine özgü operasyonel görevi bulunuyor." ifadelerini kullandı.

Amaç hedef listesini sürekli güncellemek

Emekli Tuğgeneral Said Kazah da İsrail İHA'larının Lübnan üzerindeki faaliyetlerinin, İsrail'in Hizbullah'la savaşın henüz sona ermediğine inandığını gösterdiğini belirtti.

Kazah, bu İHA'ların aynı anda istihbarat, saldırı ve psikolojik savaş görevleri yürüttüğünü söyledi.

"İHA uçuşlarının ilk mesajı, İsrail'in savaşın hâlâ sürdüğünü göstermek istemesidir. İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşın resmen sona erdiği ya da taraflar arasında nihai bir düşmanlıkların sona erdirilmesi anlaşmasının yapıldığı açıklanmış değildir." dedi.

Bu uçuşların amacı yalnızca siyasi mesaj vermeyi hedeflemediğini İfade eden Kazah, "Asıl hedef, hedef bankasını sürekli güncellemektir. Aynı zamanda İsrail'in kendisi açısından tehdit olarak değerlendirdiği her türlü faaliyeti, ister Beyrut'un güney banliyölerinden ister Lübnan'ın başka bölgelerinden kaynaklansın, kesintisiz biçimde izlemektir" ifadelerini kullandı.

İHA'ların her gün hava fotoğrafları çektiğini belirten Kazah, bu görüntülerin önceki kayıtlarla karşılaştırıldığını, daha sonra yapay zekâ sistemleri ve askeri analistler tarafından incelenerek askeri nitelik taşıyan yeni hedeflerin belirlenmeye çalışıldığını söyledi.

Psikolojik savaşın da önemli bir parçası

Kazah, daha düşük ses çıkaran İHA modellerinin bulunduğunu ancak bunların bugün Lübnan üzerinde görev yapan araçların yerine kullanılmasının uygun olmadığını belirtti.

Bunun nedeninin mevcut İHA'ların yalnızca keşif değil, aynı zamanda saldırı görevlerini de yerine getirmesi olduğunu vurgulayan Kazah, bu platformların gelişmiş keşif sistemleri ve füzelerle donatıldığını, böylece tehdit olarak değerlendirilen hedeflere anında müdahale edebildiğini söyledi.

Kazah, İsrail'in bu İHA'ları yalnızca operasyonel gerekçelerle kullanmadığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:

"Bu araçlar psikolojik savaşın da önemli bir unsurudur. İsrail, Lübnanlıların İsrail ordusunun hâlâ sahada olduğu, savaşın kapanmadığı ve düşmanlıkların tamamen sona ermesini ve silah meselesinin çözüme kavuşmasını garanti altına alacak nihai bir anlaşma sağlanmadan operasyonlarını durdurmayacağı mesajını sürekli hissetmesini istiyor."


Barrack, Bağdat-Erbil petrol anlaşmazlığında uzlaşma sürecini hızlandırıyor

Irak Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani, 16 Haziran 2026’da Erbil’de ABD’nin Irak ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’la görüştü (Kürdistan Bölgesi Hükümeti Medyası)
Irak Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani, 16 Haziran 2026’da Erbil’de ABD’nin Irak ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’la görüştü (Kürdistan Bölgesi Hükümeti Medyası)
TT

Barrack, Bağdat-Erbil petrol anlaşmazlığında uzlaşma sürecini hızlandırıyor

Irak Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani, 16 Haziran 2026’da Erbil’de ABD’nin Irak ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’la görüştü (Kürdistan Bölgesi Hükümeti Medyası)
Irak Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani, 16 Haziran 2026’da Erbil’de ABD’nin Irak ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’la görüştü (Kürdistan Bölgesi Hükümeti Medyası)

Kürt siyasetçiler, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın geçen hafta Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’e yaptığı ziyarette Bağdat ile Erbil arasındaki petrol anlaşmazlığının çözüm imkânlarını ele aldığını belirtti. Ancak aynı kaynaklar, ülkenin içinde bulunduğu ağır mali krizin doğal kaynakların yönetimini kalıcı biçimde düzenleyecek federal bir yasanın çıkarılmasını sağlayacağı konusunda iyimser değil.

Federal hükümetin dönemin Başbakanı Nuri al-Maliki liderliğinde ilk petrol ve doğal gaz yasa taslağını sunduğu Mart 2007’den bu yana, Irak Parlamentosu’nun farklı dönemleri boyunca doğal kaynakların üretimi ve gelir dağılımını düzenlemesi beklenen yasa bir türlü kabul edilemedi. Bunun yerine siyasi aktörler, kırılgan siyasi uzlaşmalarla süreci yönetmeyi tercih etti.

Petrol ve doğal gaz yasası yeniden gündeme, Barrack’ın 16 Haziran 2026’da Erbil’e yaptığı ziyaretin ardından geldi. ABD’li temsilci burada bölgesel hükümet yetkilileri ve iki büyük Kürt partisiyle görüşmeler gerçekleştirdi. Yerel kaynaklar, Barrack’ın Başbakan Ali ez-Zeydi’nin Bağdat ile Erbil arasındaki geleneksel anlaşmazlıkları çözebileceği konusunda iyimser olduğunu aktardı.

Eski Irak Kürt milletvekili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Barrack’ın Erbil temaslarında ABD-Irak enerji iş birliğinin güçlendirilmesini görüştüğünü söyledi. Görüşmelerde hem Bağdat hem de Erbil ile enerji alanındaki ortaklıkların yanı sıra, Irak petrolünün Suriye üzerinden Akdeniz’e taşınmasını sağlayan Kerkük-Baniyas boru hattının modernizasyonu da ele alındı.

Eski milletvekili Miyade en-Neccar ise Bağdat-Erbil petrol anlaşmazlığının “durgunluk aşamasından ciddi müzakere aşamasına geçtiğini” ifade etti.

Neccar, son haftalarda iki taraf arasındaki temasların belirgin biçimde hız kazandığını, üst düzey ziyaretler ve görüşmelerin yeniden petrol ihracatının başlatılması, mali dosyaların çözümü ve petrol-doğal gaz yasasının çıkarılması için uygun zeminin hazırlanmasına odaklandığını belirtti.

Anlaşmazlığın kökeni

Gözlemcilere göre petrol ve doğal gaz yasasının çıkarılamamasının temel nedeni siyasi anlaşmazlıklar oldu. Bunun yanında, Irak Anayasası’nın özellikle IKBY’nin yetkileriyle ilgili maddelerinin farklı yorumlanması da bugüne kadar çözülemeyen sorunlar arasında yer alıyor.

Taraflar arasında hâlen şu temel konularda görüş ayrılığı bulunuyor:

  • IKBY’nin yabancı şirketlerle doğrudan sözleşme yapma hakkına sahip olup olmadığı,
  • Bölgesel yönetimin bağımsız petrol projeleri yürütüp yürütemeyeceği,
  • Federal hükümetin anayasa ve yasalar gereği tek yetkili makam olup olmadığı,
  • Keşfedilen sahaların statüsü,
  • Hizmet sözleşmeleri ile üretim paylaşımı anlaşmaları arasındaki hukuki farklılıklar.

IKBY, Ağustos 2007’de kendi petrol ve doğal gaz yasasını çıkararak hukuki boşluğu doldurmaya çalıştı. Ancak Bağdat’taki Federal Yüksek Mahkeme, Şubat 2022’de aldığı kararla bu yasanın meşruiyetini reddetti ve uygulanmasını geçersiz kıldı.

Milletvekili  Macid Şengali, yakın gelecekte petrol ve doğal gaz yasasının çıkarılması konusunda umutlu olmadığını belirterek, bunun nedenini Bağdat’ın bölgedeki petrol kaynakları üzerinde tam ve merkezi kontrol kurma eğilimine bağladı.

Kürdistan Demokrat Partisi üyesi olan Şengali, Başbakan Ali ez-Zeydi’nin parlamentodaki siyasi bloklar arasında uzlaşma sağlanmadan yasayı geçirmesinin mümkün olmadığını söyledi. Mevcut parlamentonun, Erbil, Bağdat ve petrol üreten vilayetler arasında kabul görecek ortak bir formül geliştiremediğini belirten Şankali, 20 yılı aşkın süredir devam eden anlaşmazlıkların sona erdirilemediğini vurguladı.

sfrgthy
Mesud Barzani ve yanında Mazlum Abdi, Erbil'de ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yapılan görüşmeler sırasında (Arşiv fotoğrafı – Kürdistan Demokrat Partisi)

Şengali’ye göre siyasi güçler, geçmişte olduğu gibi krizi geçici anlaşmalarla yönetmeye devam edecek. Bu çerçevede, Muhammed Şiya es-Sudani hükümeti döneminde kabul edilen üç yıllık bütçe yasasına temel oluşturan son anlaşmanın uygulanması sürecek.

Haziran 2023’te Bağdat’taki siyasi güçler, özellikle Koordinasyon Çerçevesi ile Kürdistan Demokrat Partisi arasında yapılan uzlaşı kapsamında, IKBY’nin yerel tüketim payı düşüldükten sonra günlük 250 bin varil petrolü federal hükümete teslim etmesi kararlaştırılmıştı. Buna karşılık Kerkük petrolünün bölgesel boru hattı üzerinden Türkiye’deki Ceyhan Limanı’na taşınmasına izin verilmiş, federal hükümet de bölgenin bütçe payını ödeme taahhüdünde bulunmuştu.

Şengali, mevcut mali kriz nedeniyle tüm tarafların yeni bir uzlaşma arayışında olduğunu ve önümüzdeki dönemde bu anlaşmanın daha da geliştirilebileceğini söyledi.

Olumlu işaretler

Kürdistan Demokrat Partisi üyesi Subhi el-Mendelavi, Ali ez-Zeydi’nin göreve başlamasından bu yana olumlu gelişmeler gözlemlediklerini belirtti.

Mendelavi’ye göre yeni Irak hükümeti, görevinin ilk dönemlerinden itibaren iç siyasi çevrelerle ve Erbil ile ilişkiler gibi ihtilaflı dosyalarla yapıcı bir şekilde ilgilenmeye başladı. IKBY Başbakanı Mesrur Barzani yönetimi de bu gelişmeleri olumlu değerlendiriyor.

Bununla birlikte Mendelavi, Bağdat ile Erbil arasındaki sorunların çözüm sürecinin özellikle ABD başta olmak üzere uluslararası toplumun baskıları sayesinde hız kazanacağını düşünüyor.

Kürdistan Demokrat Partisi’nin tüm yeni hükümetlerle petrol ve doğal gaz yasasının çıkarılması konusunda iş birliği yaptığını belirten Mendelavi, mevcut yasama döneminde de yasanın kabul edilmesini umduğunu söyledi. Ancak geçmişte yasaya karşı çıkan siyasi güçlerin bugün de süreci engellemek için çalışacağını ifade etti.

Eski milletvekili Miyade en-Neccar da güvenlik ve ekonomi alanlarında artan koordinasyonun anlaşmazlıkların sona erdirilmesi için umut verici işaretler sunduğunu söyledi.

Haziran 2026’nın ortalarında, Irak Genelkurmay Başkanı Abdülemir Reşid Yarallah başkanlığındaki askeri heyet Erbil’de çeşitli temaslarda bulundu ve bazı petrol sahalarını ziyaret etti. Heyet, güvenlik durumunu değerlendirdi ve tesisler ile çalışanların korunmasına yönelik önlemleri görüştü.

Siyasi temasların hız kazanmasıyla birlikte Neccar, petrol anlaşmazlığında gerçek ve kesin bir ilerlemenin ancak Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile Başbakan Ali ez-Zeydi arasında petrol ve doğal gaz krizini tamamen çözecek kapsamlı bir anlaşmanın resmen ilan edilmesiyle mümkün olacağını belirtti.