Moskova yönetimi ile Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen arasındaki temaslar, sivil toplum listesindeki 6 ismin değiştirilmesi hususunda bir uzlaşıya varılması ve Soçi'deki son üçlü zirvenin tek başarısı olarak değerlendirilen anayasa komisyonunun oluşturulması üzerine yoğunlaştı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türkiye ve İran liderleri Recep Tayyip Erdoğan ve Ruhani arasında geçtiğimiz hafta bir Rus tatil beldesinde gerçekleşen zirvenin gündeminde “Anayasa komisyonu, Suriye'nin kuzeydoğusundaki güvenli bölge ve Kuzey Üçgeni’nin geleceği” dosyaları vardı.
Şarku’l Avsat’a konuşan Batılı kaynaklar, anayasa komisyonu dosyasında kaydedilen kısmi ilerlemeye rağmen İdlib ve güvenli bölge dosyaları ile ilgili düğümün halen mevcut olduğunu aktardı.
Anayasa komisyonu
Moskova, her biri 50 adaydan oluşan hükümet ve muhalefet listelerinin yanı sıra yine 50 adaydan oluşan Rus-Türk-İran listesi için Pedersen’in önereceği altı isme açık olduğunu belirtti. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov dün yaptığı açıklamada sivil toplum temsilcilerinin de yer alması beklenen anayasa komisyonunun üçüncü listesindeki isimlerin düzenlendiğine işaret etti. Bogdanov, “BM, asıl listede kaydedilen 6 ismin değiştirilmesi konusunda ısrar ediyor. Sürecin mümkün olan en kısa sürede biteceğini umuyoruz” dedi.
Şam, BM’Nin Suriye eski Özel Temsilcisi De Mistura tarafından sunulan ve 50 sivil toplum temsilcisinin isminin bulunduğu listeyi reddetmişti. Garantör ülkeler buna karşılık 18 Aralık'ta Şam tarafından da onaylanan alternatif bir liste sundu. Ancak De Mistura görevden ayrılmadan önce, özellikle son yıllarda Suriye anayasası üzerinde çalışan uzmanların isimlerini içermediği gerekçesiyle bu listeyi reddetti. Üç garantör ülke tarafından hazırlanan liste, Moskova’nın yeni BM Elçisi’ne 6 ismi değiştirmesi önerisinde bulunana kadar masada kaldı.
Batılı yetkililere ve Suriyeli muhaliflere göre Güvenlik Konseyi’ni birkaç gün içinde bilgilendirecek ve birkaç saat içinde Brüksel’i ziyaret edecek olan Pedersen durumun üç noktaya bağlı olduğunu söyledi. Bunlar 2254 sayılı karar uyarınca kendisine verilen uluslararası görevi yerine getirilmek, yönetim ve anayasa komisyonu meselelerini tartışmak ve çalışmalarını tarafsız bir atmosferde yürütmek.
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, birkaç gün önce yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Anayasa, bu ülkenin kaderidir. Dolayısıyla savaşın kendisinden daha pahalıya mal olacak pazarlıklara açık değil değildir. Ülkenin egemenliğine saygı duyduğu sürece BM’nin rolü memnuniyetle karşılanır. Anayasa komitesine seçilen muhalif isimler Türkiye’nin adamlarıdır.”
Moskova, Astana süreci ve geçen yılın başında gerçekleştirilen Suriye Ulusal Diyalog Kongresi uyarınca hükümet adaylarını içeren bir listeyi De Mistura’ya teslim etme görevini üstlendi. Türkiye ise üçüncü bir liste oluşturması istenen De Mistura'yı muhalif adayların listesini teslim etmekle görevlendirildi.
Washington’un son zamanlarda De Mistura'nın onayıyla anayasa komisyonunun oluşumunu desteklemeye başladığı belirtiliyor.
Adana Mutabakatı
Soçi’de geçen hafta düzenlenen üçlü zirvenin masasındaki meselelerden biri ABD’nin Suriye’nin doğusundan çekilmesiydi. Üç ülke bu meseleyi temkinli bir memnuniyetle karşılarken ABD’nin bıraktığı boşluğu kimin dolduracağına yönelik sorun gündemdeki yerini koruyor. Bununla birlikte Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Moskova’da yaptığı görüşmede Türkiye ile ABD’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna güvenli bölge kurulması planına alternatif olarak 1998 yılında Türkiye ile Suriye arasında imzalanan Adana Mutabakatı’nı masaya getirdi.
1998 yılında imzalanan Adana Mutabakatı Ankara’ya, Suriye’nin kuzeyinde 5 kilometre derinliğine kadar PKK’ya yönelik operasyonlarda bulunma hakkı tanıyor ve 1939 yılında Türkiye’ye katılan Hatay ile ilgili olarak Şam’ın herhangi bir hak talebinde bulunamayacağını vurguluyor.
Kaynakların aktardığına göre, Adana Mutabakatı ile ilgili iki anlaşmazlık var. Bunlar Türk operasyonların derinliği ve Ankara ile Şam arasındaki koordinasyonun niteliği.
Türkiye, Moskova'nın önerdiği gibi 5 kilometreyi değil, ABD’nin önerdiği şekliyle Suriye'nin kuzeyinde 28 ila 32 kilometre derinliğine eşdeğer bir operasyon alanı istiyor. Buna karşılık Rusya, Ankara ile Şam arasında siyasi ilişkilerin kurulmasında ısrar ediyor. Türk tarafı ise siyasi çözümden önce Şam'la olan siyasi ilişkilerini normalleştirmeyi reddediyor. Fakat yetkili organlar arasındaki güvenlik iş birliğini kabul ediyor.
Ankara, Washington ile olan görüşmelerinde halen “güvenli bölge” seçeneğini geride bırakıyor. Mevcut düğümleri çözmek üzere ABD başkentine ulaşan Türk askeri heyetinin gündeminde YPG’nin akıbeti, Türk operasyonunun derinliği, bu alanın korunması ve sınırdaki konuşlandırma meseleleri var.
Kuzey Üçgeni
Şam güçlerinin Suriye'nin kuzeybatısındaki alanlara operasyon düzenlemesini meşrulaştırmak isteyen Putin, Soçi zirvesinden istediğini elde edemedi. Kaynaklara göre nihai açıklamasında Heyetu Tahriru’ş el-Şam (HTŞ) örgütüne doğrudan atıfta bulunmayan Türk heyeti, kuzeydeki ortak devriyeler hakkında da açıkça konuşmayı reddetti.
Rusya’nın Ankara’ya yönelik siyasi hamleleri ise devam ediyor. Nitekim Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov bir kaç gün önce Münih'te yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Şam yönetiminin rızası ile Rusya ve Türkiye ordusu tarafından İdlib'de kademeli olarak bir ortak devriye alanı oluşturulması üzerinde anlaşma sağlandı. Nasıl olacağını birlikte göreceğiz.”
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov ise Suriye'nin İdlib kentindeki militanlara yönelik askeri harekatın kaçınılmaz olduğunu belirtmiş ve teslim olmayan militanların ortadan kaldırılması gerektiğini söylemişti.
Askeri güvenlik birimleri ve Türk yetkililerin ortak devriyeler de dahil belirli adımlar üzerinde anlaşmaya varmaları bekleniyor. Ancak Ankara bunu reddediyor ve buna karşılık paralel devriyeler olmasını istiyor. Böylece Rus birlikleri, hükümetin kontrolü altındaki bölgelerde devriye gezerken Türk ordusu da muhalefet bölgelerinde konuşlandırılacak.
Türk ordusunun iki gün önce Hama'nın kuzeyinde kendisine ait bir kontrol noktasındaki üssü aydınlatarak halen burada bulunduğunu göstermek istediğine dikkat çekiliyor.
Hükümet güçlerinin Suriye'nin kuzeybatısındaki bazı bölgelere, özellikle de Han Şeyhun ve Ma'arretü'n-Nu'man’a baskın düzenlemeye devam ederken Hama ve Halep arasındaki ana yolu kontrol etmeye yönelik baskılarını da sürdürdüğü belirtiliyor.
Adana Anlaşması ve Kuzey Üçgeni
Suriye'nin kuzeyindeki Halep’in Selahattin bölgesindeki çalışmalar (AFP)
Adana Anlaşması ve Kuzey Üçgeni
Suriye'nin kuzeyindeki Halep’in Selahattin bölgesindeki çalışmalar (AFP)
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة















