​Netanyahu, Putin’e İran haritası ile gitti

Rusya-İsrail arasında ilişkileri normalleştirme ve işbirliğini güçlendirme çabaları (AP)
Rusya-İsrail arasında ilişkileri normalleştirme ve işbirliğini güçlendirme çabaları (AP)
TT

​Netanyahu, Putin’e İran haritası ile gitti

Rusya-İsrail arasında ilişkileri normalleştirme ve işbirliğini güçlendirme çabaları (AP)
Rusya-İsrail arasında ilişkileri normalleştirme ve işbirliğini güçlendirme çabaları (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile kapalı kapılar ardında bir görüşme gerçekleştirdi.
İki taraf da geçtiğimiz Eylül ayında Suriye'de Rus keşif uçağının düşürülmesinin ardından ilişkileri normalleştirmek istiyor. Kremlin, toplantının ana gündem maddesinin Suriye'deki duruma diyalog yolu ile çözüm aramak olduğunu belirtirken, İsrail tarafından yapılan açıklamada ise gündemin İran'ın bölgede konuşlandığı yerler olduğunu ve Tel Aviv yönetiminin bu hususa çok önem verdiğini vurguladı. Rus medyasının Netanyahu'ya yakın kaynaklardan edindiği bilgiye göre, Netanyahu, Suriye'deki İran mevzilerinin haritasını Rusya liderine teslim ederek, Suriye hava sahasında Rusya ve İran'ın güvenlik ve askeri koordinasyon içerisinde hareket etmesinin öneminin altını çizdi. 
Rusya ile görüşmelere devam etme konusunda açık kapı bırakan Netanyahu, “İsrail, İran'ın Suriye'deki varlığı ile mücadeleye devam edecek" diyerek "İran tehdidini bertaraf etmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız" diye konuştu. 
Netanyahu, Putin'in "Aramızdaki doğrudan temas, bölgemizdeki sorunların, çatışmaların önüne geçmek ve istikrar ile güvenliği sağlamak için çok önemli" dediğini aktardı. Putin, konuyla ilgili "Rus-İsrail ilişkilerinin derinleşmesinden duyduğu memnuniyeti" dile getirmekle yetinirken, Sovyetler Birliği'nden göç eden Yahudilerin "İsrail'in yükselişine önemli katkılarda bulunduklarına ve bugün Rusya ile İsrail arasında bir bağlantı olduğuna" işaret etti. 
Rusya lideri, Moskova’nın bu rolü takdir ettiğini belirterek "Onlar sadece İsrail vatandaşı değil aynı zamanda Rusya vatandaşı” olarak niteledi. Bu ifadeler, İsrail medyasının bahsettiği gibi Netanyahu'nun bu ziyaretin kendisine iç politika malzemesi olarak destek sağlamasını umduğunu ve bu sinyalin de o amaca hizmet ettiğini ortaya koydu. 
Netanyahu, Putin'i II. Dünya Savaşı'nda Leningrad Kuşatması kurbanlarının anma törenine katılmak üzere Kudüs'e davet etti. Putin'in bu daveti kabulü, Netanyahu'nun seçim amacına da hizmet edecek. 
Ancak İran meselesi görüşmenin zorlayıcı bir maddesiydi. Netanyahu, görüşme öncesi yaptığı açıklamada "Bu toplantının ana gündemi İran'ın Suriye topraklarındaki mevcudiyetini önlemek. Bizi yok etmeye çalıştığını ilan eden bir devletten bahsediyoruz. Ve biliyorsunuz ki, bu konuda harekete geçtiğimizi söyledim. Kesinlikle bu doğru" açıklamalarını kullandı. 
Netanyahu, Rus ve İsrail orduları arasındaki anlaşmazlığı ve çatışmayı gidermenin ziyaretinin asıl hedefi olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Rus ve İsrail orduları arasında koordinasyonu sağlayarak Putin'le bu zamana kadar yaptığımız gibi işbirliğimizi sürdürmek hedeflerimden birisi. Çünkü bu zamana kadar başardık, bundan sonra da bu başarının devamını sağlamak önemli."
İsrail Başbakanı'na Moskova ziyareti sırasında Knesset üyesi Zeev Elkin, İsrail Güvenlik Konseyi Başkanı Meir Ben Shabat ve Askeri İstihbarat Başkanı Binbaşı Tamir Hayman eşlik etti.
Rus gazetesi Kommersant, Netanyahu’nun “İsrail’in Suriye’de vuracağı İran hedeflerinin haritasını Moskova’ya getirdiğini” yazdı. Gazeteye göre, partisinin itibarının zedelenmesi ve yolsuzluk suçlamaları konusunda adalete teslim olma tehdidiyle karşı karşıya kalan Netanyahu, Suriye'de İran'ı vurmak için Putin'den yeşil bir ışık bekledi. 
Rus kaynaklar ise, geçtiğimiz Eylül ayında Suriye rejiminin İsrail saldırıları yüzünden Rus uçağını düşürmesinin geride kaldığını belirterek, Moskova’nın amacının Rus-İsrail ilişkilerini güçlendirerek askeri ve güvenlik koordinasyonu sağlamak olduğunu kaydetti.
Kremlin’in basın ofisinden yapılan açıklamada, Rusya liderinin ikili işbirliği konusuna odaklanacağı belirtilirken "Temel olarak ticaret, ekonomi ve insani alanların yanı sıra Filistin-İsrail meselesi de dahil olmak üzere Ortadoğu’daki durumla ilgili görüş alışverişinde bulunacak" denildi.
Rus medyasının Netanyahu'nun Moskova ziyareti ve İran'ın Suriye'deki varlığı ile Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esed'in son günlerde yaptığı Tahran ziyaretini birbiriyle bağdaştırması dikkati çekti. Nezavisimaya Gazeta gazetesi, "Şam, Moskova'nın kucağından İran’ın kucağına doğru meylediyor" ifadelerine yer verdi. Esed'in ziyaretinin, bir yandan Şam-Moskova ile diğer yandan da Şam-Tahran arasındaki yakınlaşmanın arka planında gerçekleştiğini ifade eden gazete, İran'ın dini lideri Ali Hamamey'in Esed'e "güvenli bölge"nin ABD komplosu olduğunu söylemesine değindi. Bu ziyaretten sadece bir gün önce, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov güvenli bölge ile ilgili, "Şam'ın konumunu göz önünde bulundurularak en önemli ölçüde Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını dikkate alınmalı" ifadelerini kullanmıştı.
Moskova'nın meseleye itiraz etmemesini açıkça belirten Lavrov, ülkesinin Türkiye ile Suriye sınırındaki tampon bölgeye askeri polisi yerleştirmeye hazır olduğunu kaydetti.
Rus kaynaklar, İsrail’in İran'ın Suriye'deki mevcudiyetine karşı bölgeyi yakından takip ettiğini ifade ederek bir yandan Rusya ile bir yandan da Washington öncülüğündeki uluslararası koalisyonla koordine halinde olduğunu vurguladı. 
Gizli çelişkilerin yalnızca "Astana'da değil, Moskova ve Şam arasında da ortaya çıkmaya başladığını iddia eden gazete İsrail’in Suriye’deki İran mevzilerine yönelik yönelik hava saldırılarının 'cezalandırılmadan' devam ettiğini yazdı. Suriye savunmasının düşük kabiliyetlerine dikkat çekilen haberde, Moskova'nın Şam'a İsrail saldırılarına karşı modern askeri teknikler kullanması için yeşil ışık yakıp yakmadığı henüz netleşmedi. Bunun yanı sıra, Moskova Tel Aviv ile aktif temaslarını sürdürmeye devam ediyor.
Gazete, askeri uzman Yuri Natkashev'den aktardığına göre, "Şam, Tahran'ın çıkarlarının taleplerine tam olarak uymaya başlarsa, Suriye ile İsrail arasındaki yeni bir savaştan kaçınılamaz. Ancak Rusya böyle bir karşılaşmayı istemiyor, çatışmayı önlemek içinden elinden geleni yapacaktır. Bu aşamada, Esed'in İran'la daha çok yakınlaşması Rusya'nın korkusu olarak göze çarpıyor."
Öte yandan, Rusya Savunma Bakanlığı'na bağlı Suriyeli Mültecilerin Geri Dönüşü Koordinasyon Merkezi, ABD’nin kontrolünde bulunan Rukban mülteci kampından çıkmak isteyenlerin ABD tarafından engellendiğini duyurdu.
Moskova'nın "Rus-Suriye ortak beyanı" olarak nitelendirdiği açıklamada, "El-Tanf bölgesindeki ABD kuvvetleri çıkışları engelliyor. ABD'li komutanlar, 'Kampı terk etmek imkansız' diyerek Suriye hükümeti tarafından kontrol edilen bölgede onları yıkım, zorbalık ve hapis bekliyor" diyor. 
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "İnsani yardım ilkelerine dayanarak Suriye hükümeti ile anlaşan Rusya, 1 Mart 2019'da Rukban kampında kalan mültecileri gerçek ikamet yerlerine götürmek için konvoy düzenleyerek, BM ile anlaşarak ABD'den önce bölgeye tahliye konvoylarının girmesi sağlanacak ." 
Ortak açıklamada, Rusya ve Suriye ABD’ye Suriye’den çekilme çağrısı yaparak, Suriye birliklerinin Rukban'daki kamptan mültecileri tahliye etmek için güvenliği sağlayacağını ve  yeni bir hayata geçiş yapacakları ifade edildi.
Açıklamada, "Suriye topraklarında yasadışı bir şekilde askerleri mevcudiyetini sürdüren ABD'yi bölgeden çekilmeye çağırıyoruz" denildi.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe