Yemen Hükümeti, İngiliz bakanın Hudeyde açıklamasını eleştirdi

​İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, Aden’e ziyarette bulundu (Reuters)
​İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, Aden’e ziyarette bulundu (Reuters)
TT

Yemen Hükümeti, İngiliz bakanın Hudeyde açıklamasını eleştirdi

​İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, Aden’e ziyarette bulundu (Reuters)
​İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, Aden’e ziyarette bulundu (Reuters)

Yemen hükümeti, İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt’un Hudeyde şehri ve 3 limanda tarafsız denetim önerisi başta olmak üzere Hudeyde konusundaki ifadelerini reddetti. Hükümet, yaptığı açıklamada İngiliz bakanın ifadelerinden duydukları şaşkınlığı belirtti.
İngiltere Dışişleri Bakanı Hunt, bölgeye yönelik ziyareti sırasında Husilerin geri çekilmeyi veya meşru hükümetin çıkarı uyarınca güvenlik ve yönetimden vazgeçmeyi reddetmesi sorununa bir çözüm olarak “Hudeyde’de tarafsız denetim varlığına” ilişkin ifadeler kullandı.
Yemen Dışişleri Bakanlığı’ndan 5 Mart’ta konuya ilişkin yayınlanan bir bildiride ise, “Hükümet, tüm Yemen yasalarının, uluslararası kararların, tüm beyanların, hükümetin Yemen Devletinin işlerini yönetme hakkına sahip olduğunu onayladığını teyit eder. Hudeyde’nin yalnızca Yemen toprağı olmasını değil, Yemen Devletine ve yürürlükteki yasalara tabi olması gerektiğine dikkati çeker. Hükümete, hükümet dışından bundan uzaklaşma hakkı veren ulusal veya uluslararası herhangi bir yasa yoktur” ifadelerine yer verildi.
Yemen yasalarına göre yerel otorite meselesinin, güvenlik güçleri tarafından üstlenilmesi gerektiğini vurgulayan İsveç Anlaşması uyarınca çözülmüş bir mesele olduğu belirtilen bildiride, “Meşru hükümete bağlı olmayan tarafsız bir otorite hakkında konuşmak, tam anlamıyla anlaşma kavramından ve mantığından ayrılan garip bir yorumdur” denildi.
Yemen Dışişleri Bakanlığı, aynı İngiliz bakanın Husi milislerin Hudeyde’yi işgal ettiğini açıkladığını hatırlatarak, “Uluslararası hukukun ve toplumun görevi anlaşmanın uygulanması için çalışmaktır, içeriğini boşaltmak ve uygun olmayan çözümler aramak değildir. Hudeyde, idari ve mali olarak devlete bağlı bir Yemen şehridir. Hala darbecilerin kontrolünde olan diğer şehriler gibi o da Yemen’den ayrı tutulamaz” dedi.
Yemen Dışişleri Bakanlığı, Stockholm Anlaşması’nın uygulanmasını sağlamadan önce diğer herhangi bir düzenlemeden konuşmanın henüz erken olduğunu belirtirken, kullanılan ifadelerin darbenin sonu, silahların devlete teslimi ve kuruluşların iadesi ile ilgili olması gerektiğini vurguladı. Hükümet, uluslararası topluma da uzlaşı sağlanan noktaların uygulanması için sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yaptı.
Yemen hükümeti, anlaşmayı uygulamak için verdiği tavizlere dikkati çekerek, “Şu an otaya çıkan bazı durumlar, tüm barış sürecini tehdit eden imkansız seçeneklere yönelik olası tavizlerin ötesine geçiyor” ifadelerini kullandı. Husiler ise, İngiliz bakanın “İsveç Anlaşması’nın uygulanması için son fırsat olarak” nitelendirdiği ziyaretini eleştirdi.
Milisler, Hudeyde şehri ve 3 limanın (Hudeyde, el-Salif, Ras isa) yönetimi ve güvenliği hususunda meşru hükümet ve Husi milisler arasında İsveç Anlaşması’nın uygulanmasına ilişkin yaşanan anlaşmazlığın özüne atıfta bulundu. Husiler, yeniden konuşlanmanın da yerel otoriteyi ve güvenliği terk etmek anlamına gelmediğini ve hükümetin “şehrin meşru hükümete devredilmesi gerektiğini savunarak” söz konusu durumu reddettiğini vurguladı.
Öte yandan Yeniden Düzenleme Koordinasyon Komitesi (RRC) Başkanı Danimarkalı General Michael Lollesgaard, görüşleri yakınlaştırma ve yeniden konuşlanmanın ilk aşamasını uygulamaya başlama ümidiyle Hudeyde şehrinde hükümet temsilcileri ve Husi temsilciler ile ayrı ayrı toplantılarını sürdürüyor. RRC’deki meşru hükümet temsilcileri önceki ifadelerinde, Generale anlaşmanın uygulanmasını engelleyen tarafı belirleme çağrısında bulunmuştu.
Danimarkalı General tarafından önerilen planın ilk aşamasına ilişkin olarak Husiler, el-Salif ve Ras İsa limanlarından geri çekilmeyi reddetmişti. Husiler, aynı şekilde mayınların arındırılmasını ve güvenlik koridorların kurulmasını da reddederek, Hudeyde’deki hükümet kuruluşlarına atanan milis ve liderlerini de yerel otorite ve güvenlik güçleri oldukları gerekçesiyle geri çekmeyeceklerini duyurmuştu. Ayrıca Stockholm Anlaşması’nın başarısızlığına ilişkin uyarıda bulunan Husiler, “Her iki tarafın da Stockholm’daki taahhütlerine uymasını sağlamazsak, süreç birkaç hafta içinde ölebilir” ifadelerini kullanmıştı.
İngiltere Dışişleri Bakanı ise Yemen’deki durumun meşru hükümet ve Husiler arasındaki anlaşmanın uygulanmaması sebebiyle kapsamlı bir savaşa dönüşmesi konusunda endişelerini dile getirdi. Jeremy Hunt, bölgeye yönelik ziyaretinin İsveç Anlaşması’nın ve barış sürecinin kurtarılması için son fırsat olduğuna dikkati çekti.
Bölgeye ziyareti sonrasında geçici başkent Aden’i ziyaret eden Hunt, oradan da Umman, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yöneldi. İngiliz Bakan, Umman’ın başkenti Maskat’ta Ummanlı iki yetkili ve Husi grubun sözcüsü ile bir araya geldi. Aynı şekilde Riyad ve Abu Dabi’de de Yemen Devlet Başkanı Abdurabbu Mansur Hadi, Suudi Arabistan ve BAE’nin dışişleri bakanlarıyla görüşmede bulundu.
Hunt’ın bölgeye yönelik ziyaretlerinin yanı sıra Husiler, Hudeyde’deki tırmanışı artırmaya devam etti. Askeri kaynaklara göre milisler, Hudeyde’nin güney bölgelerinde, Tuhayta, Hays ve el-Faze’de saldırılar düzenledi.
Husi liderler, Jeremy Hunt’ın Aden’e ziyareti sonrasında anlaşmanın uygulanmasına uymama tehdidinde bulunarak, İngiltere’yi tarafsız bir aracı olarak görmediklerini vurguladı. Milisler, Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths’i de BM’nin değil İngiltere’nin bir temsilcisi olarak gördüklerini ifade etti. Ayrıca birçok gözlemci de Hudeyde’deki durumun, “özellikle de Husilerin engelleri, Hudeyde ve limanlardan barışçıl şekilde geri çekilmeyi reddetmemesi, ihlallerini sürdürmesi ve bölgeye çukurlar kazmaya devam etmesi çerçevesinde” bir kez daha çatışmalara neden olacağını belirtti.
Öte yandan Yemen hükümeti de uluslararası topluma “Husilerin ihlallerini kınama ve anlaşmayı engelleyen tarafı ilan etme” çağrısını sürdürdü. Hükümet, sabırlarının süresiz olmadığını ifade ederek, Hudeyde ve limanları kurtarmak için askeri çözüme başvurabileceklerine dikkati çekti.
Diğer taraftan Husiler, Hudeyde ateşkesine yönelik ihlalleri kapsamında İhvan Sabit Ticari ve Sanayi Kompleksine saldırı düzenledi.
Aynı şekilde milislerin, ateşkesi günlük olarak ihlal etmesi çerçevesinde hükümete ait mevziilere, sivillerin yaşadığı mahalle, şehir ve köylere, özel kuruluşlara saldırılar gerçekleşti. Husiler, B62 ve BMB tankları kullanarak Hudeyde’ye saldırılarını tırmandırdı.
Hudeyde Kurtuluş Kuvvetleri sözcüsü Vadah el-Debiş’in açıklamasında göre ise Hudeyde’deki ihlalleri takip etmekle görevli operasyon odası, geçen pazartesi günü İhvan Sabit tesisini bombaladığını belirtti. El-Debiş ayrıca, Husilerin Hays bölgesinde vatandaşların evlerini ve Amalika Tugayları’na ait mevziileri bombaladığını ifade etti.



Yemenli güvenlik güçleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakaladı

Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)
Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)
TT

Yemenli güvenlik güçleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakaladı

Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)
Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)

Yemen’de Taiz şehrindeki güvenlik güçleri, Dünya Gıda Programı (WFP) çalışanı Moayad Hamidi’ye yönelik suikastla doğrudan suçlananların yanı sıra saldırıdan sorumlu bir çetenin üyesi olan 10 kişinin gözaltına alındığını bildirdi.

Motosikletli ve silahlı kimliği belirsiz iki kişi, dün öğle saatlerinde Turba bölgesindeki bir lokantada Hamidi’ye ateş açtı.

Hastaneye kaldırılan Hamidi tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Saldırıda, Yemenli bir başka vatandaş da yaralandı.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi, hükümet yetkilileriyle birlikte, saldırıyla ilgili uluslararası kuruluşlarla kapsamlı temaslar yürüttü.

Resmi kaynaklara göre, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Alimi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bu olayın BM’nin çeşitli alanlardaki müdahalelerini ve Yemen halkına sağladığı yardım programlarını etkilemeyeceğini bildirdi.

Guterres ayrıca, BM’nin Yemen’de barış, güvenlik ve istikrarın tesisi için iyi niyetlerini sürdürme taahhüdünü teyit etti.

Radikal gruplar ve suç unsurlarının fidye için insani yardım çalışanlarını hedef aldığı veya bölgede faaliyet gösteren kuruluşlara baskı uyguladığı Yemen’de, yardım çalışanlarının kaçırılması büyük bir endişe kaynağı oldu.

Ülkedeki çatışma, ayrıca altyapıda ciddi hasara ve birçok alana erişimin kısıtlanmasına neden olarak, yardım çalışanlarının savunmasız nüfuslara ulaşmasını, temel malzeme ve hizmetleri sağlamasını zorlaştırdı.


Sana'da eğitim maliyeti dört katına çıktı

Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)
Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)
TT

Sana'da eğitim maliyeti dört katına çıktı

Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)
Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)

Yemenliler, Sana ve Husiler tarafından kontrol edilen diğer bölgelerde yeni eğitim yılını, okul ücretlerinin dört katına çıkması sonucu şokla karşıladı. Bu, aynı zamanda okullara vergi ve harçlar konulmasıyla aynı zamana denk geldi. Geçtiğimiz yıl dört milyondan fazla çocuk okula gidemezken bu sayının artmasından endişe ediliyor.

Husilerin kontrolündeki bölgelerde, dokuz yıldır maaşlarını alamayan 170 binden fazla öğretmen var. Eğitim sektörü çalışanları ve veliler, darbe hükümetinin Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi'nin kardeşi Yahya el-Husi tarafından yönetilen Eğitim Bakanlığı’nın, geçtiğimiz yıl öğrenci başına 4 dolar olan okul ücretlerini, ‘toplumsal katkı’ adı altında öğrenci başına 16 dolara çıkardığını söyledi.

Kaynaklara göre bu karar, eğitime erişemeyen ve okula gidemeyen çocukların sayısını artıracak. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre aileler bu koşullar altında söz konusu ücretleri, ders kitaplarını ve günlük masrafları karşılayamaz durumda.

Anayasa ihlali

Yemen anayasası, tüm eğitim aşamalarında ücretsiz eğitimi öngörüyor. Ancak, darbeci Husiler, 8 yıldır 170 binden fazla öğretmenin maaşını gasp etmesine rağmen, her öğrenci için öğrenim ücreti talep etmeye başladı. Ücretler öğretmenleri desteklemek bahanesiyle iki dolardan dört dolara ve ardından 16 dolara çıkarıldı.

XSCdwfvg
Yemen’de öğrenciler büyk zorluklarla mücadele ediyor. (UNICEF)

Eğitim sektöründe çalışan kaynaklara göre bu paranın okullardaki Husi temsilcileri ve maaşlarına el konulmasını protesto etmek için çalışmaktan kaçınan öğretmenlerin yerine atanan kişilere harcanıyor.

Kaynaklar, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Husilerin öğrencilerin okul kitaplarını piyasalardan satın almasını zorunlu kıldığını aktardı. Husiler, okul kitaplarını basmak için kullanılan matbaaları, mezhepsel posterlerini, liderlerinin ve şehitlerinin resimlerini ve Eğitim Bakanlığı'nın liderliği için kâr amaçlı faaliyetler için tahsis etti. Ayrıca yaz aylarında düzenlenen mezhepsel kampları finanse ediyor.

Kaynaklara göre bu adım, her çocuğun ihtiyaç duyduğu miktarı ikiye katlayarak yaklaşık 32 dolara çıkarıyor. Bu da on binlerce çocuğun okula gitmeyen dört milyona katılacağı anlamına geliyor.

Vergiler ikiye katlandı

Husi liderliğinin tüm özel okullara mezhep müfettişleri atama ve onlara bu okulların gelirlerinden aylık maaş verme emriyle aynı zamana denk geldi. Sana'daki bu okullardan bazılarındaki personel, Şarku'l-Avsat'a milislerin bu okullardan topladıkları harçları her yıl iki katına çıkardıklarını söylediler. Bu, okul yönetimlerini milislerin ve delegelerinin artan taleplerini karşılamak için okul ücretlerini geçen yıla göre yüzde 36'ya kadar artırmaya sevk etti.

csdfveg
Husiler okullar aracılığıyla mezhep değişikliği için yoğun çaba harcıyor. (Twitter)

Eğitim kaynaklarına göre bu artış, mezhep seferberliğinden kurtulmak için çocuklarını özel okullara nakletmek zorunda kalan ailelerin sırtına ağır bir yük bindirecek.

Diğer yandan darbe hükümetinin Eğitim Bakanı, yardımcılarıyla bir araya geldi ve yeni eğitim yılının başlaması için hazırlıkları görüştü. Ancak tüm toplantı boyunca öğretmenlere ödenmeyen maaşları hakkında herhangi bir açıklama yapmadı. Ayrıca, Husiler tarafından üç yıl önce kurulan ve öğretmenlere her ay 50 dolarlık destek sağlamak için kurulan Eğitim Destek Fonunun finansmanının açıklanmasını da reddetti.

Eğitim sektöründe çalışan kaynaklar, Husilerin, tüm yerel ve ithal mallardan toplanan büyük miktarda parayı, darbe hükümetinin bakanlığın liderleri ve Husilerin mezhepsel eğitim ofisi olarak bilinen örgütün faaliyetlerini ve savaş cephelerine katılmak için gençleri ve çocukları askere alma sürecini finanse etmek için fon olarak ayırdığını doğruluyor.

xhyej6u
Eğitim Destek Fonu'nun fonları Husi grubunun üyelerine harcanıyor. (Husi Medyası)

Yemen'de eğitim ve öğretim sektöründe çalışan iki kaynak, Şarku'l Avsat’a verdiği röportajda, bu fona toplanan paranın, Husilerin mezhepsel eğitim ofisini yöneten Ahmed Hamad tarafından kontrol edildiğini aktardı. Hamad, parayı öğrencilerin ve öğretmenlerin performansını izlemek ve okullarda mezhepsel faaliyetler yürütmek için kullanıyor. Husiler, genç yaştaki çocuklara mezhepsel fikirleri aşılayarak, kontrol ettikleri bölgelerde mezhepsel bir değişim yaratmaya çalışıyor.

Kaynaklar, bu fonun bir kısmının çocukların askere alınması, kamplarını ve mezhepsel içerikli kursları finanse etmek için kullanıldığını bildirdi. Söz konusu kurslar, Husilerin kontrolündeki bölgelerdeki tüm çalışanlar, öğretmenler ve üniversite profesörleri için zorunlu. Çalışanların işlerini sürdürmeleri için bu kurslara katılmaları gerekiyor ve bu kurslar, Husilere olan sadakatlerini değerlendirmek için bir standart olarak kullanılıyor.


Yemen: Husiler arasında yolsuzluk iddiaları gündemde

BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)
BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen: Husiler arasında yolsuzluk iddiaları gündemde

BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)
BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)

Yemen’de Husi liderler arasındaki mülk çekişmesi, bir grup yetkilinin 2019’da bir yakıt sevkiyatı yapılması planı çerçevesinde yaklaşık 58 milyon dolarlık bir yolsuzluk olayına karıştığını ortaya çıkardı. Ancak anlaşmadan doğrudan sorumlu olan Sana’daki petrol şirketinin müdürü başta olmak üzere, şu ana kadar olaya karışanlardan hesap sorulmadı.

Mesele, sükunetten önceki yıllara, petrol türevleri krizinin uydurulduğu ve Husi liderlerin petrol şirketi ve şubelerine atanan yetkililer, Hudeyde Limanı yönetimi ve Maliye Bakanlığı ile iş birliği içinde olduğu yıllara dayanıyor.

O dönemde akaryakıt sevkiyatı yapılarak sevkiyat, Hudeyde limanına getirildi ve bedeli ödendi. Ancak sevkiyat ortadan kayboldu ve akıbeti bilinmiyor. Bu suçlamanın sorumluları, karşılıklı suçlamalarda bulunuyor. Öyle ki içlerinden biri, petrol şirketinin Hudeyde’deki şubesini ve liman yönetimini, yükü boşaltmadan geminin hareket etmesine izin vermekle suçluyor. Diğerleri ise şirket yönetimini, sevkiyatın şirketin limandaki şubesinin tanklarına boşaltıldığından emin olmadan önce ödemeyi peşin yapmakla suçluyor.

Petrol sektöründe faaliyet gösteren kaynaklara göre o dönemde Husiler tarafından Sana’daki Yemen Petrol Şirketi’nin yönetici müdürü olarak atanan Ali et-Taifi, özel bir şirkete petrol sevkiyatı ithal etmesi için onay verdi. Şirket, sevkiyatı ithal etti ve gemi, boşaltılmak üzere Hudeyde limanına girdi.

Kaynaklar, ‘Ebu Mahfuz’ olarak bilinen, darbe yönetim kurulu ofisi müdürü Ahmed Hamed’in yardımcısı olarak kabul edilen bir kişinin, petrol şirketinin limandaki şubesinin tanklarına boşaltıldığından emin olmadan miktarı şirketin hesabına iade ettiğine dikkat çekti.

Anlatılan bu hikâyeye göre gemi yükünü boşaltmak yerine malları başka bir ülkeye satmak üzere limandan ayrıldı. Şirket ise ödemeyi gerçekleştirdi. Ancak kaynaklar, geminin yükünü boşaltmadan liman rıhtımından ayrılmasına nasıl izin verildiğine, petrol şirketinin şube müdürünün oynadığı role, akaryakıt depolarının sorumlularının ve sanık şirketin ödemeyi nasıl yaptığını açıklamadı.

Husiler olayın üstünü örtmeye çalışıyor

Kaynaklar, skandaldan bir yıl sonra milis liderliğinin, söz konusu mezhepçi kişiyi ‘kendisi veya Hudeyde şubesindeki yetkililer hakkında herhangi bir işlem yapmadan’ petrol şirketinin yönetiminden uzaklaştırdığını bildirdi.

Husi liderliğinde Muhammed el-Husi tarafından yönetilen diğer kanadının, Yolsuzlukla Mücadele Otoritesi’ne olayı soruşturma talimatı verdiği ve otoritenin de davayı olaydan bir yıldan fazla bir süre sonra savcılığa havale ettiği ortaya çıktı. Savcılık ise dosyayı Ticaret Mahkemesi’ne havale etti. Ancak kaynaklara göre olaya karışanlar, darbeci hükümetteki Hukuk İşleri Bakanlığı yetkilileri de dahil olmak üzere üst düzey yetkililer olduğu için dava takip edilmedi.

Sendikacı Muhammed el-Hamzi, yaptığı açıklamada Abdullah ed-Dayaa, Abdulkerim eş-Şarabi ve Arif el-Masabi ile birlikte Yemen Petrol Şirketi Sendikası ve Birlikler Koordinasyon Konseyi adına bu davanın takipçilerinden biri olduğunu dile getirdi. Hamzi, özellikle bu dava olmak üzere yolsuzluk davalarını ve petrol türevleri ve ihale yolsuzluğu konusunu ifşa ettiği için hapse atıldı.

Hamzi, davada henüz ilerleme kaydedilmediğini, tüm faillerin parmaklıkların dışında olduğunu, davayı hareket ettirecek, miktarı devlet hazinesine iade edecek ve kasıtlı olarak takip etmeyi ihmal edenler de dahil olmak üzere suç ortaklarını cezalandıracak kimsenin olmadığını vurguladı.

Tanınmayan darbeci hükümette Hukuk İşleri Bakanı’nın gönderdiği bir belge, bu konunun en son iki yıl üç ay önce tartışıldığını gösteriyor. Öyle ki 21 Mart 2021’de milisler tarafından petrol şirketinin müdürü olarak atanan Ammar ed-Adrai’ye bir mektup göndererek, şirketin bu davayı Ticaret Mahkemesi’nde takip etmemesini eleştirdi.

Belgeye göre petrol şirketiyle ilgili önemli bir sorunun varlığına ilişkin olarak daha önce 31 Mayıs 2021’de de petrol şirketine hitap edilmişti. Sorun, sözde Genel Fonlar Mahkemesi tarafından Ticaret Mahkemesi’ne sevk edilen 57.8735 milyon doların yağmalandığı en büyük yolsuzluk davalarından biri olarak kabul ediliyor. Ancak o tarihten bu yana petrol şirketi, davayı takip etmedi ve kararı temyize götürmedi. Bu durum ise halkın parasının yağmalanmasını kolaylaştırmak anlamına geliyor. Ama konu hala gündeme gelmedi.

Şüpheli gelişmeler

Husilerin petrol sektöründeki yolsuzluğuyla bağlantılı olarak, şirketin Hudeyde vilayetindeki şubesinde çalışan kaynaklar, yolsuzluk nedeniyle görevden alınan müdür Yaser el-Vahidi’nin Ras İsa Petrol Limanı’ndaki yeni gelişmelerin uygulanmasını denetlemekle görevlendirildiğini ve milyonlar harcandığını ortaya koydu. Limandaki işçi ve çalışanların ise alacaklarını alamadıklarını belirten kaynaklar, Ebu Mahfuz ile olan ilişkisinden ve nüfuzundan yararlanarak yaptığı yolsuzluklara itiraz ettikten sonra yardımcısının tüm yetkilerinin elinden alındığını ifade etti.

Kaynaklar, milislerin birkaç hafta önce Ras Isa limanında demirlemiş olan harap Safer petrol tankeri kurtarma operasyonunun başlamasıyla bağlantılı olarak limanda geliştirmeler yaşanmaya başladığını belirtti. Ancak gelişmeler hakkında ayrıntıya yer vermedi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, “Vahidi, oradaki işçilere Ras Isa limanının yanında ek bir petrol limanı inşa etme sürecinde olduğunu bildirdi. Amacın, örneğin hükümetin darbeden önce harap durumdaki Safer tankerine alternatif olarak üzerinde çalışmaya başladığı kara tanklarının yerine özel tankların yapılması gibi, limanda petrol türevleri ticaretini tekelleştiren bazı milis tüccarlara ayrıcalıklar vermek olacağından korkuluyor” ifadelerini kullandı.