​Tecavüz ve tacize karşı kadın direnişi: MeToo

Kaliforniya'da yapılan bir gösteride kadınlara yönelik ayrımcılık kınandı
Kaliforniya'da yapılan bir gösteride kadınlara yönelik ayrımcılık kınandı
TT

​Tecavüz ve tacize karşı kadın direnişi: MeToo

Kaliforniya'da yapılan bir gösteride kadınlara yönelik ayrımcılık kınandı
Kaliforniya'da yapılan bir gösteride kadınlara yönelik ayrımcılık kınandı

Geçtiğimiz son 2 yıl boyunca Batı toplumlarında özellikle kadınlar için niteliksel ve kültürel bir değişim denince akıllara Nisan 2017’de cinsel saldırıların açıklandığı "MeToo" hareketi akıllara geliyor.
"MeToo" hareketinin kurucusu Tarana Burke, bu ifadenin 2006’dan bu yana cinsel tacize uğrayan Afrikalı-Amerikalı kadınların feminist dayanışması anlamına geldiğini söyledi.
ABD'li aktrist Alyssa Milano sosyal medya hesabından “Cinsel tacize uğradıysanız bu tweete cevap olarak 'ben de' yazın” ifadelerini kullandığı paylaşımı çığ gibi büyüdü.
Büyüyen bu çığ ile birlikte Hollywood'daki taciz skandalının merkezindeki isim olan yapımcı Harvey Weinstein’in tecavüz suçlamasıyla gözaltına alınmasıyla sonuçlandı.
2017 yılındaki çağrı sosyal medya ile devleşerek sınırları aştı. Onlarca aktris uğradığı cinsel tacizleri "MeToo" etiketiyle paylaştı. Elindeki gücü taciz için araç olarak kullananlar daha fazla tartışılmaya başlandı.
"MeToo" Hareketi’nin hızla ivme kazanarak, çeşitli çalışma alanlarında tacize uğrayan kadınların sesi haline geldi.
ABD’de başlayan bu devrim ateşi İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya ve Sibirya gibi ülkelere de yayıldı. Kurtları avlama sezonu genişledi ve çoğu başlarını bu karanlık tarihten çıkarmaktan korktu.
"MeToo" Hareketi, özellikle ABD’de olmak üzere Batı’daki, siyasi iklimin şekillenmesini etkiliyor. Hareket artık yalnızca kadınların farkındalığını artıran bir sosyal medya dayanışması değil, çoğu kişi tarafından toplumsal cinsiyet şiddeti karşısında kapsamlı ve merkezi olmayan bir kültürel yönelim olarak görülüyor. Her ne kadar bu tanımlamalar, bu hareketin o anın üstesinden gelme ve tarihi dönüm noktasını kazanma kabiliyeti konusunda çok iyimser görünse de, kurgu ve edebiyat dünyasına büyük bir ivme ile ulaşmaya başlayan yankıları, toplumsal değişimler ve literatürler arasındaki denklemlerin işaret edildiği muazzam bir potansiyel taşıdığını gösteriyor. MeToo’dan sonra değişen literatür, değişim ihtiyacının bilinç tohumlarının yayılmasındaki geleneksel rolünü değiştirecek gibi görünüyor.
Anglosakson dünyasındaki son romanların listesine bakıldığında MeToo’dan sonra gelecekteki okuyuculara geçmişin hikayelerine yeni bir ışık tutacağı, eski tabuları kıran bir kurgu sunacağı hatta uzun süre sessiz kalınan toplumsal cinsiyet saldırılarının edebiyatın suç literatürü haline geleceği görülüyor.
Stone Mothers (Taş Anneler)
Günümüzde ise Erin Kelly’nin Stone Mothers (Taş Anneler) adlı toplumların gelenek ve göreneklere teslim etmeyi reddeden kadınlarla nasıl başa çıktıklarını anlatan romanı ve Rosie Price’ın What Red Was? (Kırmızı neydi?) adlı saldırıya uğrayan bir kızın hikayesini anlatan romanı ve Denise Mina’nın Conviction (Mahkumiyet) tecavüz de dahil olmak üzere büyük suçları araştırıldığı polisiye romanı gibi bu konuyu ele alan eserler bulunuyor.
Bu konuyu ele alan yeni ve eski kadın yazarların kullandığı yeni atmosfer, ister kişisel ister toplumsal olsun, yaşadıklarını ifade etmek için kaybettikleri güvenlerini geri kazandıklarını gösteriyor. Yayınevleri, bu tecrübelerin yazılı basıma dönüştürülmesinde, MeToo sonrasında özellikle kadın okuyucularda niteliksel bir değişim beklemesiyle motive oluyor.
İki yıldır hızla artan bu kültürel hareketin doğası hala oldukça seçkinci batılı toplumlardaki deneyimlerine bağlı. ‘İnsan kurtlara’ karşı mücadele, Batı toplumlarındaki göçmen kadınları her zaman kolay hedefler yapan ırkçı ve etnik ayrımcılıktan bağımsız olarak cinsel saldırı konusu ile sınırlı. MeToo yakında ya kritik haklarla karşı karşıya olacak ya da içinde bulunduğu karede hapsolmuş olarak kalacak. Bu nedenle, kadınların kurtuluş tarihinde istisnai bir an olarak devam ediyor. Irkçı, ekonomik veya kültürel olarak, kadına yönelik ayrımcılığa karşı herhangi bir mücadeleye uyum sağlama sürecini tamamlıyor.
Çok fazla iyimser olmamakta yarar var. Çünkü kapitalist ekonomik sistemin yapısında yer alan mevcut koşulların neo-liberal dönemde bir tür sosyal korunması var.
Batılı kadınların yaşam şartlarını iyileştirmek için verilen mücadele, güney topluluklardaki kadın mücadelelerini, hatta kendi toplumlarındaki alt sınıflarındaki kadınları desteklemeyi amaçlamamıştır. En korkulan şey ise Harvey Weinstein’in o dönemde yalnız olmamasıdır.
Bu durum, işyerinde, gönüllü çalışma alanlarında hatta bazen aile çerçevesinde dahi tekrarlayabilir.
Gizlenen cinsel suçları ortaya çıkarmaya çalışanlara karşı kendilerini korumak için yasalar, avukatlar ve etkilerden oluşan bir silah artık MeToo...
Bundan sonrası yolun kesişimi. Bu kesişim yüzleşme yükü, bilgilerin kanunlara adanması, mevzuatlar ve kadınlar için olan kültürel normlarla karşı karşıya kalıyor.
Bilginin azınlıkların tekelinde olması artık kabul edilemez. Eski demagojileri kabul edilmesinden dolayı kimse için bir bahane yok. Kaydedilen ilerlemenin ardından yapılacak herhangi bir geri çekilme başını biraz indirmiş olan ataerkil düzen canavarı Leviathan'ın iplerini geri verme anlamına gelir. Çünkü Leviathan hala ölmedi, yaşıyor...



Breaking Bad kulisi karıştı: Ünlü isimden Walter White iddiasına yanıt

Bryan Cranston, lisede kimya öğretmenliği yaparken aldığı kanser teşhisiyle yeraltı dünyasında hızlı bir şekilde ilerleyen Walter White rolünde harikalar yaratmıştı (AMC)
Bryan Cranston, lisede kimya öğretmenliği yaparken aldığı kanser teşhisiyle yeraltı dünyasında hızlı bir şekilde ilerleyen Walter White rolünde harikalar yaratmıştı (AMC)
TT

Breaking Bad kulisi karıştı: Ünlü isimden Walter White iddiasına yanıt

Bryan Cranston, lisede kimya öğretmenliği yaparken aldığı kanser teşhisiyle yeraltı dünyasında hızlı bir şekilde ilerleyen Walter White rolünde harikalar yaratmıştı (AMC)
Bryan Cranston, lisede kimya öğretmenliği yaparken aldığı kanser teşhisiyle yeraltı dünyasında hızlı bir şekilde ilerleyen Walter White rolünde harikalar yaratmıştı (AMC)

Emmy adayı yıldız Steve Zahn, Walter White'ı oynama ihtimaline hiçbir zaman yaklaşmadığını söylüyor.

58 yaşındaki oyuncu, Hollywood Reporter'a verdiği yeni röportajda Bryan Cranston'ın 2016'da yayımlanan anı kitabı A Life in Parts'ta dile getirdiği iddiaya itiraz etti. Cranston, Zahn'ın Breaking Bad'deki ikonik Walter White rolü için düşünülen isimler arasında olduğunu yazmıştı.

Zahn, bu söylenti sorulduğunda kısaca "Hayır" yanıtını verdi. Muhabir, Cranston'ın bizzat kendisinin de Zahn'ın rol için yarıştığını söylediğini hatırlatınca Zahn şaşkınlığını gizlemedi: 

Gerçekten mi? Cranston harika ama buna inanmak zor. Bence Cranston yalan söylüyor!

Zahn, "Şu anda Londra'da bir oyun sahneliyor, ben de Londra'da çekimdeyim. Gidip onunla konuşacağım" diye ekledi.

xsdfrgt
Asla Yabancılarla Oynama (Joy Ride) ve Şafak Harekatı (Rescue Dawn) gibi yapımlarla tanınan Steve Zahn'ın son filmi Anakonda (Anaconda) halen sinemalarda gösterimde (Sony Pictures Releasing)

Cranston, Zahn'ın Walter White rolü için düşünülen isimler arasında yer aldığını hem anı kitabında hem de 2012'de Rolling Stone'a verdiği bir röportajda öne sürmüştü. 

69 yaşındaki Cranston, "Sony ve AMC benim doğru kişi olduğuma ikna olmamıştı çünkü Walter White, Malcolm in the Middle'daki Hal değildi" demiş ve rol için Zahn'ın adının geçtiğini duyduğunu belirtmişti.

Amerikalı aktör, "Eğer Walter'ı Steve Zahn oynasaydı, 'Aman Tanrım, Steve Zahn işte bu! Steve Zahn'dan başka birini bu rolde hayal edebiliyor musunuz?' derdik. Ve edemezdiniz" diye konuşmuştu.

Cranston, 2008-2013'te 5 sezon boyunca Breaking Bad'de kimya öğretmenliğinden uyuşturucu baronluğuna uzanan Walter White'ı canlandırdı. Televizyon tarihinin en iyilerinden biri olarak görülen performansı, ona Drama Dizisinde En İyi Erkek Oyuncu dalında 4 Emmy kazandırdı.

Cranston, Walter White rolüne, Aaron Paul'un başrolünde yer aldığı, 2019 yapımı El Camino: Bir Breaking Bad Filmi'nde (El Camino) ve öncül dizi Better Call Saul'un 2022'de yayımlanan final sezonunda geri dönmüştü.

Independent Türkçe, New York Post, Hollywood Reporter, Entertainment Weekly, Rolling Stone


Adım adım Oscar'a: DiCaprio'lu Savaş Üstüne Savaş'a bir ödül daha

Savaş Üstüne Savaş, eski devrimci Bob'un (DiCaprio), yıllar öncesinde örgütlerini bitirmeye ant içmiş bir devlet görevlisine karşı kızını korumaya çalışmasını konu ediniyor (Warner Bros. Pictures)
Savaş Üstüne Savaş, eski devrimci Bob'un (DiCaprio), yıllar öncesinde örgütlerini bitirmeye ant içmiş bir devlet görevlisine karşı kızını korumaya çalışmasını konu ediniyor (Warner Bros. Pictures)
TT

Adım adım Oscar'a: DiCaprio'lu Savaş Üstüne Savaş'a bir ödül daha

Savaş Üstüne Savaş, eski devrimci Bob'un (DiCaprio), yıllar öncesinde örgütlerini bitirmeye ant içmiş bir devlet görevlisine karşı kızını korumaya çalışmasını konu ediniyor (Warner Bros. Pictures)
Savaş Üstüne Savaş, eski devrimci Bob'un (DiCaprio), yıllar öncesinde örgütlerini bitirmeye ant içmiş bir devlet görevlisine karşı kızını korumaya çalışmasını konu ediniyor (Warner Bros. Pictures)

"Radikal siyaseti" tersyüz ederken aksiyon ve kara komediyi harmanlayan Savaş Üstüne Savaş (One Battle After Another), dün gece (4 Ocak) düzenlenen 31. Eleştirmenlerin Seçimi Ödülleri'nde (Critics Choice Awards) En İyi Film seçildi. 

Başrolünde Leonardo DiCaprio'nun yer aldığı film, gecede iki büyük başarı daha elde ederek Paul Thomas Anderson'a En İyi Yönetmen ve En İyi Uyarlama Senaryo ödüllerini getirdi.

Savaş Üstüne Savaş, En İyi Film ödülüne Bugonia, Frankenstein, Hamnet, Jay Kelly, Muhteşem Marty (Marty Supreme), Manevi Değer (Affeksjonsverdi), Günahkarlar (Sinners), Tren Düşleri (Train Dreams) ve Wicked: İyilik Uğruna (Wicked: For Good) gibi adayları geride bırakarak uzandı.

"Sevdiğiniz insanlarla birlikte olmanın kanıtı"

Gecenin ilerleyen saatlerinde En İyi Yönetmen ve En İyi Uyarlama Senaryo ödüllerini de kazanan 55 yaşındaki Anderson, sahnede En İyi Film ödülünü teslim alırken "Bu gerçekten harika, harika bir haber. Alıyoruz" diyerek ekledi: 

Bir sürü harika film var. Bu salonda olmak ve bütün bunun parçası olmak çok güzel. Bu oyuncu kadrosunun arkamda durması da öyle.

Konuşmasının başka bir bölümünde ise şunları söyledi: 

Bir film yaparken şimdiye kadar geçirdiğim en iyi zamandı diyebilirim ve bence bu da ekrana yansıyor. Sevdiğiniz insanlarla birlikte olmanın bir kanıtı bu. Çünkü az önce birinin dediği gibi; evet, bu güzel ve bu eğlenceli ama işin özü birlikte çalıştığınız insanlar. Günün sonunda geriye kalan da bu.

51 yaşındaki DiCaprio'nun son filmi Savaş Üstüne Savaş, Anderson'ın 2021 yapımı Licorice Pizza'dan bu yana çektiği ilk uzun metraj. 

DiCaprio'nun yanı sıra Teyana Taylor, Benicio del Toro, Regina Hall, Sean Penn ve Chase Infiniti'nin rol aldığı epik aksiyon, hem siyasi devrimi hem de baba-kız bağını merkeze alan geniş ölçekli bir hikaye anlatıyor.

DiCaprio En İyi Erkek Oyuncu dalında aday gösterilirken, rol arkadaşı Infiniti de En İyi Kadın Oyuncu dalında aday olmuştu. Del Toro ve Penn Yardımcı Erkek Oyuncu, Taylor ise Yardımcı Kadın Oyuncu kategorisinde adaylık almıştı.

Canavarlar, vampirler ve cadılar ödülleri topladı

Film kategorisinde, Guillermo del Toro'nun Mary Shelley imzalı korku klasiğini gösterişli bir dille yeniden yorumladığı Frankenstein ve sıradışı vampir filmi Günahkarlar, geceden 4'er ödülle dönerek liderliği paylaştı. 

Frankenstein, Jacob Elordi'ye Canavar rolü nedeniyle verilen En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünün yanı sıra prodüksiyon tasarımı, saç-makyaj ve kostüm dallarında da ödüle hak kazandı.

uı8o9
Kaliforniya'nın Santa Monica kentinde düzenlenen 31. Eleştirmenlerin Seçimi Ödülleri töreninde, Savaş Üstüne Savaş'la En İyi Yönetmen seçilen Paul Thomas Anderson'a (solda) ödülünü Amerikalı sinemacı Ava DuVernay (sağda) takdim etti (AP)

Günahkarlar ise özgün senaryo, casting ve müzik dallarında ödüllendirildi. Filmin 20 yaşındaki yıldızı Miles Caton, En İyi Genç Oyuncu seçildi.

Tek plan çekimle anlatılan bir cinayet soruşturmasını konu alan Adolescence da 4 ödüllü yapımlardan biri oldu ve En İyi Mini Dizi heykelciğini kazandı. Stephen Graham, Owen Cooper ve Erin Doherty, aday gösterildikleri ödülleri silip süpürdü.

The Pitt, En İyi Drama Dizisi seçilirken, çarpıcı medikal dramanın yıldızları Noah Wyle ve Katherine LaNasa da ödül aldı. The Studio ise En İyi Komedi Dizisi seçildi. Dizinin yaratıcısı Seth Rogen komedide En İyi Erkek Oyuncu olurken, rol arkadaşı Ike Barinholtz Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü aldı. 

The Studio, gişe rekorları peşinde koşan bir grup yöneticiyi izleyen acımasız bir Hollywood taşlaması diye tanımlanıyor. The Pitt ise acil serviste çalışan ekibin yıpratıcı bir vardiyada ayakta kalma mücadelesini konu alıyor.

Sinema tarafında Jessie Buckley, Hamnet'te yas tutan bir anneyi canlandırdığı rolüyle En İyi Kadın Oyuncu seçildi. Timothée Chalamet ise Muhteşem Marty'deki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandı. 29 yaşındaki oyuncu, sahneden üç yıllık sevgilisi Kylie Jenner'a teşekkür etti. 

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülü ise Zach Cregger imzalı korku hiti Silahlar'da (Weapons) bir cadıyı ürpertici biçimde canlandıran Amy Madigan'a gitti.

Fenomen animasyona iki ödül

Netflix'in viral fenomeni K-Pop: İblis Avcıları (KPop Demon Hunters), En İyi Animasyon Film seçildi; ayrıca listeleri altüst eden hiti Golden'la En İyi Şarkı ödülünü de kazandı. 

Brezilya'daki askeri cunta döneminde geçen drama Gizli Ajan (O Agente Secreto), En İyi Yabancı Dilde Film ödülüne layık görüldü.

Geçen yıl, Charlie Kirk'ün öldürülmesi hakkında yaptığı yorumlar nedeniyle programı kısa süreliğine yayından çekilen Jimmy Kimmel, En İyi Talk Show ödülünü aldı. Kimmel, konuşmasında ifade özgürlüğünün önemini hatırlatırken, mevcut Beyaz Saray sakinine de laf çarptı:

Ve hepsinden önemlisi, başkanımıza, Donald Jennifer Trump'a teşekkür etmek istiyorum; o olmasaydı bu gece elimiz boş dönerdik. Yani teşekkürler Sayın Başkan; her gün yaptığınız onca saçma şey için. İki haftadır manşetlere doyamıyoruz ve yarın gece yayına dönüp bunları konuşmak için sabırsızlanıyoruz.

Gecenin sunuculuğunu Chelsea Handler üstlendi. Handler, açılış monoloğunda, geçen ay öldürülen usta yönetmeni Rob Reiner'ı "Hollywood'daki en iyi adam" sözleriyle andı.

Kazananların tam listesi
SİNEMA

En iyi film
Savaş Üstüne Savaş

En iyi erkek oyuncu
Timothée Chalamet / Muhteşem Marty

En iyi kadın oyuncu
Jessie Buckley / Hamnet

En iyi yardımcı erkek oyuncu
Jacob Elordi / Frankenstein

En iyi yardımcı kadın oyuncu
Amy Madigan / Silahlar

En iyi genç oyuncu
Miles Caton / Günahkarlar

En iyi yönetmen
Paul Thomas Anderson / Savaş Üstüne Savaş

En iyi orijinal senaryo
Ryan Coogler / Günahkarlar

En iyi kostüm tasarımı
Frankenstein

En iyi görsel efekt
Avatar: Ateş ve Kül (Avatar: Fire and Ash)

En iyi animasyon
KPop Demon Hunters

En iyi komedi
Çıplak Silah (The Naked Gun)

Yabancı dilde en iyi film
Gizli Ajan

En iyi şarkı
Golden /  K-Pop: İblis Avcıları

TELEVİZYON

Drama dalında en iyi dizi
The Pitt

Drama dalında en iyi erkek oyuncu
Noah Wyle / The Pitt

Drama dalında en iyi kadın oyuncu
Rhea Seehorn / Pluribus

Drama dalında en iyi yardımcı erkek oyuncu
Tramell Tillman / Severance

Drama dalında en iyi yardımcı kadın oyuncu
Katherine LaNasa / The Pitt

Komedi dalında en iyi dizi
The Studio

Komedi dalında en iyi erkek oyuncu
Seth Rogen / The Studio

Komedi dalında en iyi kadın oyuncu
Jean Smart / Hacks

Komedi dalında en iyi yardımcı erkek oyuncu
Ike Barinholtz / The Studio

Komedi dalında en iyi yardımcı kadın oyuncu
Janelle James / Abbott Elementary

En iyi mini dizi
Adolescence

En iyi TV filmi
Bridget Jones: Onun İçin Çıldırıyor (Bridget Jones: Mad About the Boy)

Mini dizi ya da TV filminde en iyi erkek oyuncu
Stephen Graham / Adolescence

Mini dizi ya da TV filminde en iyi kadın oyuncu
Sarah Snook / All Her Fault

Mini dizi ya da TV filminde en iyi yardımcı erkek oyuncu
Owen Cooper, “Adolescence”

Mini dizi ya da TV filminde en iyi yardımcı kadın oyuncu
Erin Doherty / Adolescence

Yabancı dilde en iyi dizi
Squid Game

En iyi animasyon
South Park

En iyi talk show
Jimmy Kimmel Live!

Independent Türkçe, People, Variety, Deadline, Hollywood Reporter


Avatar 3'ün hasılatı 18 günde 1 milyar doları geçti

Üç Oscarlı yönetmen James Cameron, Avatar: Ateş ve Kül'de izleyicileri bu kez farklı bir Na'vi kabilesiyle tanıştırıyor (20th Century Studios)
Üç Oscarlı yönetmen James Cameron, Avatar: Ateş ve Kül'de izleyicileri bu kez farklı bir Na'vi kabilesiyle tanıştırıyor (20th Century Studios)
TT

Avatar 3'ün hasılatı 18 günde 1 milyar doları geçti

Üç Oscarlı yönetmen James Cameron, Avatar: Ateş ve Kül'de izleyicileri bu kez farklı bir Na'vi kabilesiyle tanıştırıyor (20th Century Studios)
Üç Oscarlı yönetmen James Cameron, Avatar: Ateş ve Kül'de izleyicileri bu kez farklı bir Na'vi kabilesiyle tanıştırıyor (20th Century Studios)

Avatar: Ateş ve Kül (Avatar: Fire and Ash), vizyona girişinin 18. gününde gişede 1 milyar dolar barajını aştı. Filmin bilet satışları ABD'de 306 milyon dolar, uluslararası pazarlarda 777,1 milyon dolar olmak üzere toplamda 1,83 milyar dolara ulaştı.

Serinin üçüncü filmi, 2022 yapımı selefi Avatar: Suyun Yolu'na (Avatar: The Way of Water) kıyasla 1 milyar doları biraz daha yavaş geçti. Suyun Yolu bu eşiği 14 günde aşarken, 2009 tarihli Avatar aynı kilometre taşına 17 günde ulaşmıştı. 

Elbette her iki film de sinema salonlarında uzun süre büyük ilgi görmüş, üst üste 7 hafta sonu gişenin zirvesinde kalmış ve nihayetinde sinema tarihinin en büyük yapımları arasına girmişti. İlk Na'vi macerası 2,9 milyar dolar, devam filmi ise 2,3 milyar dolar hasılat elde etmişti.

2 milyar doları da aşabilecek mi?

Avatar 3'ün dünya genelinde 2 milyar doları aşıp aşamayacağı ise şimdilik belirsiz. Bu hedefe ulaşılmasında belirleyici unsurun yine, ilk iki filmle çıtayı arşa çıkaran uluslararası izleyici olması bekleniyor. 

İlk Avatar, yalnızca uluslararası pazarlardan 2,1 milyar dolar kazanmış; devam filmi ise ABD dışından 1,65 milyar dolar gelir elde etmişti. 

Üçüncü filmde halihazırda en yüksek hasılatın geldiği başlıca pazarlar ise 138 milyon dolarla Çin, 81 milyon dolarla Fransa, 64 milyon dolarla Almanya ve 44 milyon dolarla Güney Kore.

Ateş ve Kül, Lilo ve Stiç (Lilo & Stitch) ve Zootropolis 2'nin (Zootopia 2) ardından, Disney'nin 2025'te 1 milyar doları aşan üçüncü filmi oldu. Disney'nin rakipleri 2023'ten bu yana 1 milyar doları geçen tek bir film çıkaramadı.

Bu yapımlar, stüdyo için güçlü geçen bir yılın da altını çiziyor: Disney, Kovid döneminden bu yana ilk kez küresel gişede 6 milyar 580 milyon doların üzerinde gelir elde etti. Pazar payı açısından da sektörün lideri konumundaki stüdyo, gişede rakiplerine en az 2 milyar dolar fark attı.

Savaş daha da büyüyor

Avatar: Ateş ve Kül'le izleyiciler, görkemli Pandora dünyasına bir kez daha dönerken, Sam Worthington'ın canlandırdığı Jake Sully, Zoe Saldaña'nın hayat verdiği Neytiri ve ailelerinin savaşı, ateş temalı yeni bir Na'vi kabilesiyle karşılaşmalarıyla daha da şiddetleniyor.

Ateş ve Kül, Jake ve Neytiri'nin oğulları Neteyam'ın ölümünün ardından yaşananları konu alıyor. Film, aynı zamanda Kül Halkı diye bilinen ve Mangkwan adlı ateş klanına liderlik eden Varang karakteriyle yeni ve ürkütücü bir tehdidi de izleyiciyle tanıştırıyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Worthington ve Saldaña'nın yanı sıra Stephen Lang, Jack Champion, Sigourney Weaver ve Britain Dalton geri dönerken; Oona Chaplin ve David Thewlis seriye yeni katılan isimler arasında yer alıyor.

Avatar: Ateş ve Kül, 19 Aralık'tan beri sinemalarda.

Independent Türkçe, Variety, Deadline