​Fas Kralı ve Papa’dan ortak mesaj

Papa Francis Rabat’taki Kraliyet Sarayı’nda (AFP)
Papa Francis Rabat’taki Kraliyet Sarayı’nda (AFP)
TT

​Fas Kralı ve Papa’dan ortak mesaj

Papa Francis Rabat’taki Kraliyet Sarayı’nda (AFP)
Papa Francis Rabat’taki Kraliyet Sarayı’nda (AFP)

Papa Francis Fas ziyareti kapsamında Fas Kralı 6. Muhammed ile bir araya geldi.
Papa Francis ve Kral 6. Muhammed’in Rabat’taki Hasan Camisi avlusunda yaptıkları basın açıklamasında Fas Kralı 6. Muhammed radikalizmle mücadelede çözümün askeri veya ekonomik olmadığını bilakis eğitimde saklı olduğunu belirtirken Papa Francis, mülteciler konusunda somut adımlar atılması ve onları insandan ziyade bir istatistik olarak gören tutumun değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Üç semavi din arasında diyaloğun şart olduğunu ve radikalizme karşı ortak mücadeleyi hedeflediğini ifade eden Fas Kralı, bugünkü sorunların eğitim yoluyla aşılabileceğini söyledi ve karşılıklı tanışma eksikliğinden kaynaklanan radikalizmle tek mücadele yolunun eğitim olduğuna dikkati çekti.
Dine eğitimde hak ettiği statünün geri verilmesi çağrısında bulunan 6. Muhammed “Teröristleri bir araya getiren din değil dinin bilinmemesi” ifadesini kullandı. Kral 6. Muhammed, “cahillerin aptallıklarını örtbas etmek için dini sömürmelerine engel olma vakti geldi” dedi.
Değer arayışının olduğu bir dünyada farklı unsurları içinde barındıran zengin Fas medeniyetinin Hz. İbrahim’in oğullarını birleştiren kardeşlik bağlarına sıkı sıkıya sarıldığını ifade eden Fas Kralı, Fas toplumu arasındaki birliğin bu alanda açık bir örnek olduğuna vurgu yaptı.
Fas Kralı 6. Muhammed, Fas halkı arasındaki birliğin günlük hayatın bir parçası olduğunu belirterek bu kenetlenmenin ülkedeki cami ve kiliselerde kendisini gösterdiğini söyledi.
Fas Kralı “Fas Kralı ve Emiru’l Müminin olarak ibadet özgürlüğünün güvence altına alınması gerektiğine inanıyorum. Ben farklı inançlarıyla birlikte tüm inananların Emiriyim” dedi.
Sözlerini sürdüren Fas Kralı “Dolayısıyla, Fas için sadece Müslümanların yaşadığı bir İslam beldesi diyemem. Ben Fas’ta semavi dinlere mensup kişilerin inançlarını özgür bir şekilde yaşamasının garantörüyüm. Diğer ülkelerden gelerek Fas’ta yaşayan Yahudi ve Hristiyanların korunması için güvence veriyorum” ifadelerini kullandı.
Fas Kralı 6. Muhammed, birçok Afrika ve Avrupa ülkesinden gelen gençleri içinde barındıran Önder ve Rehber yetiştirme enstitüsü ile Alimler Vakfı’nın kurulduğunu belirtti. Öte yandan Kral 6. Muhammed, Papa Francis ile yaptığı görüşmenin ortak kanaati güçlendirdiğini belirterek tek Tanrılı Dinlerin dayandığı değerlerin dünyayı güzelleştirdiğini ve farklı unsurları birbirine yakınlaştırdığını söyledi.
Fas Kralı “Emiru’l Müminin olarak vurdumduymaz her türlü yaklaşımı reddettiğim gibi sorumluluklarından kaçmayan liderleri de seviyorum” dedi. Yine Fas Kralı “Dünyaya şu mesajı veriyoruz: Dengeli, mutedil değerlere bağlı kalın, karşılıklı tanışıklık hedefini gerçekleştirin ve farklı görüşlerin bir arada yaşaması bilincini artırın” dedi.
Diğer taraftan Papa Francis, Fas ziyaretinin dinler arası diyaloğun güçlendirilmesi ve karşılık anlayışın geliştirilmesi için önemli bir fırsat olduğunu ifade etti. Papa yaptığı konuşmada “Bu ziyaret benim için bir minnet ve mutluluk kaynağıdır çünkü her şeyden önce bana topraklarınızın, halkınızın ve kültürünüzün zenginliğini tanıma fırsatı verdi” ifadelerini kullanarak Aziz Assisili Francesco ile Sultan Melik el-Kamil arasındaki tarihi buluşmanın 800. Yıldönümünü andıkları bu ziyaretin dinler arası diyaloğun geliştirilmesi için önemli bir fırsat olduğunu dile getirdi.
Papa, Afrika ile Avrupa arasındaki doğal bir köprü olan Fas’a gerçekleştirdiği ziyareti bir fırsat bilerek daha fazla dayanışma içerisinde olan ve birbirlerinin farklılıklarına saygı gösteren bir dünyanın inşası sürecine yeni bir ivme kazandırılması için çabaların birleştirilmesi gerektiğine vurgu yaptı.
Sözlerini sürdüren Papa: “Böyle bir dünyanın inşa edilmesi, özellikle de farklılıkların anlaşmazlıklara ve parçalanmalara neden olduğu şu zamanda hepimizin yüzleşmesi gereken bir zorunluluktur” ifadelerini kullanarak farklı görüşlerin birlikte yaşayabildiği ve dayanışma içerisinde olan bir toplumun inşası için diyalog kültürünün sürekli olarak geliştirilmesi ve benimsenmesi  gerektiğini dile getirdi.
Papa “Bizim hiçbir yorgunluk belirtisi göstermeden takip etmeye çağrıldığımız yol budur. Bu sayede gerginliklerin ve yanlış anlaşılmaların atlatılması noktasında birbirimize yardım edecek ve sürekli olarak korku ve yıkıma götüren unsurları yok edeceğiz. Bunun sonucunda da verimli ve saygılı bir işbirliği ruhunun önünü açılmış olacak” dedi. Bağnazlık ve radikalizmle mücadele edilmesi gerektiğini belirten Papa Fas Kralı 6. Muhammed’in radikalizme karşı mücadelede oynadığı role dikkat çekti.
Öte yandan Ocak 2016’da Fas’ın Marakeş kentinde gerçekleştirilen “İslam Ülkelerinde Dini Azınlıkların Hakları” adlı uluslararası konferansın ayrımcılığı ve diğer dinlere düşmanlık yapmayı haklı gösterme hedefiyle herhangi bir dini istismar etmenin kınanması noktasında önemli bir yeri olduğunu belirtti.
2012 yılında Rabat’ta Ekümenik İlahiyat Enstitüsü kurulmasına atıfta bulunan Papa bu girişimin zikredilmeye değer bir adım olduğunu ve Fas’ta ikamet eden Hristiyanların insan kardeşliğini ifade etmek için diyalog kanalları kurma isteğinin bir yansıması olduğunu söyledi.
Öte yandan Papa Fas’ta İklim Değişiklikleri konusunda gerçekleştirilen uluslararası konferansa  (Cop 22) işaret ederek konferansın bir kez daha birçok ülkenin dünyayı koruma bilincine sahip olduğunu gösterdiğini belirterek “Küresel ısınmanın gidişatının değiştirilmesi ve yoksulluğun ortadan kaldırılması için daha uygun çözümler bulunması noktasında daha umutlu olabiliriz” dedi.
Dünyanın bugün içinde bulunduğu mülteci krizi hakkında da konuşan Papa Francis birçok insanın ülkesinden göç etmesine neden olan sebeplerin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak somut araçlar üzerinde araştırma yapılması çağrısında bulunulması gerektiğine vurgu yaptı. Mültecilerin genellik kendilerini dışlanmış hissettiklerini belirten Papa, Fas’ta Aralık 2019’da gerçekleştirilen ve Güvenli, Sistemli ve Düzenli Göç için Küresel Mutabakat metninin tasdik edildiği uluslararası konferansın uluslararası toplumun mülteci krizindeki hareket noktalarından biri olması gerektiğini ifade etti.
Papa, mültecilerin haklarının somut adımlar ve siyasi kararlarla koruma altına alınması gerektiğini söyledi.
Diğer taraftan dün Rabat’taki Kraliyet Sarayı’nda baş başa görüşme gerçekleştiren Fas Kralı ve Kudüs Heyeti Lideri 6. Muhammed ile Papa Francis, görüşmesinin ardından birbirlerine sembolik hediyeler takdim etti. İkili, çeşitli dinleri içinde barındıran bir şehir olarak Kudüs’ün özel statüsünü, manevi boyutunu ve eşsiz kimliğini korumayı amaçlayan “Kudüs Çağrısı” adlı bir beyanname imzalandı.
Arapça ve İtalyanca olarak okunan beyannamede Kral 6. Muhammed ve Papa Francis: “İnsanlığın ortak mirası, her şeyden önce üç semavi dinin barış içinde yaşamasının sembolik bir örneği ve diyalog ile karşılıklı anlayış değerlerinin merkezi mesabesindeki kutsal Kudüs şehrinin korunmasının ehemmiyetine vurgu yapıyoruz” ifadelerine yer verdi. Öte yandan Papa ve Fas Kralı 6. Muhammed Önder ve Rehber Yetiştirme Enstitüsü’nü ziyaret etti. İkili dün Rabat’ta 5. Muhammed ve 2. Hasan’ın kabrinin bulunduğu Kral 5. Muhammed’in türbesini ziyaret etmiş ve Papa Francis, kabirlere çelenk koyarken türbedeki altın kitaba imza atmıştı.



İsrail ordusu: Ateşkes öncesinde Bint Cubeyl’e düzenlenen hava saldırısında bir Hizbullah komutanı öldürüldü

Güney Lübnan’a yönelik İsrail saldırılarında ağır hasar gören bölgenin genel görünümü (DPA)
Güney Lübnan’a yönelik İsrail saldırılarında ağır hasar gören bölgenin genel görünümü (DPA)
TT

İsrail ordusu: Ateşkes öncesinde Bint Cubeyl’e düzenlenen hava saldırısında bir Hizbullah komutanı öldürüldü

Güney Lübnan’a yönelik İsrail saldırılarında ağır hasar gören bölgenin genel görünümü (DPA)
Güney Lübnan’a yönelik İsrail saldırılarında ağır hasar gören bölgenin genel görünümü (DPA)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee bugün yaptığı açıklamada, ateşkesin yürürlüğe girmesinden önceki 24 saat içinde yoğun hava saldırıları düzenlendiğini duyurdu. Açıklamada, Hizbullah’a ait yüzlerce unsur ve altyapının hedef alındığı belirtildi.

Adraee X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, saldırılarda 150’den fazla örgüt mensubunun öldürüldüğünü ve operasyonun başlangıcından bu yana ölen Hizbullah mensubu sayısının bin 800’ü aştığını ifade etti.

Açıklamada ayrıca, Lübnan’ın farklı bölgelerinde füze rampaları, komuta merkezleri ve silah depoları dahil olmak üzere yaklaşık 300 askeri altyapı unsurunun hedef alındığı kaydedildi.

Açıklamaya göre, öldürülenler arasında Hizbullah’ın Bint Cubeyl bölgesi komutanı Ali Rıza Abbas ile örgütte görev yapan diğer bazı komutanlar da yer aldı.

Adraee, Bint Cubeyl bölgesinin Hizbullah için en önemli cephe hatlarından biri olduğunu belirterek, Abbas’ın İsrail ordusuna karşı yürütülen çatışmalarda bu bölgeyi yönettiğini ve yıllar boyunca İsrail ile İsrail ordusuna yönelik çeşitli planların hazırlanması ve uygulanmasında rol aldığını ifade etti.

Açıklamada ayrıca Abbas’ın, operasyonların başlangıcından bu yana aynı bölgede öldürülen dördüncü komutan olduğu kaydedildi.

Güneyde bir yol ve köprü yeniden trafiğe açıldı

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, İsrail saldırıları nedeniyle güneyde kapatılan bir yol ve köprünün yeniden açıldığını duyurdu. Açıklama, Hizbullah ile İsrail arasında devam eden 10 günlük ateşkes sürecinde geldi.

Açıklamada, el-Hardali-Nebatiye yolunun tamamen, Burc Rahhal-Sur Köprüsü’nün ise kısmen yeniden ulaşıma açıldığı bildirildi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre hasarın İsrail saldırılarından kaynaklandığı ifade edildi.

Lübnan ordusu, ateşkesin yürürlüğe girmesinden saatler önce yaptığı açıklamada, İsrail’in Litani Nehri üzerindeki köprülere düzenlediği saldırıların, İsrail’in yaklaşık 30 kilometre kuzeyinde yer alan nehrin güneyindeki bölgeleri ülkenin geri kalanından izole ettiğini bildirmişti. Açıklamada, daha önce de bazı köprülerin yıkıldığı hatırlatıldı.

Lübnan ordusu ve yerel yetkililerin, ateşkesin ilk saatlerinden itibaren İsrail saldırıları nedeniyle kapanan yolların yeniden açılması için çalışmalarını sürdürdüğü kaydedildi.

El-Kasımiyye Köprüsü’nün cuma sabahı yeniden açılması, güneydeki yerleşimlerine dönerek evlerini kontrol etmek isteyen bazı yerinden edilmiş kişilere imkân sağladı. Ancak ateşkese duyulan güvensizlik nedeniyle çok sayıda kişinin geri dönüş konusunda tereddüt yaşadığı belirtildi.

AFP muhabiri dün Sayda’da Beyrut yönüne doğru yoğun trafik gözlemledi. Kısa süreliğine güney bölgelerine giden yerinden edilmiş kişilerin, başkentte kaldıkları barınak ve konutlara geri döndüğü aktarıldı.

frb
Ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girdiği ilk gün, Sayda şehrinden geçerek Güney Lübnan’a doğru ilerleyen araçlar (AFP)

Hizbullah yetkililerinden Mahmud Kamati dün yaptığı açıklamada, İsrail’in ‘her an ihanet edebileceğini’ ve mevcut durumun yalnızca geçici bir ateşkes olduğunu söyledi.

Kamati, yerinden edilmiş kişilere seslenerek, “Tam güvenlik sağlanana kadar sığındığınız yerleri terk etmeyin” çağrısında bulundu.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), İsrail ordusunun aynı gün Bint Cubeyl kentinde yeniden yıkım operasyonları gerçekleştirdiğini bildirdi.

İsrail ordusu ise daha önce yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ndeki sınıra benzer şekilde Lübnan’ın güneyinde ‘sarı hat’ adı verilen bir ayrım çizgisi oluşturduğunu duyurdu. Açıklamada, bu hattın yakınında Hizbullah mensuplarının öldürüldüğü ifade edildi.

dvfvf
Yerlerinden edilmiş kişilerin evlerine dönmesi nedeniyle Sayda’da yaşanan trafik sıkışıklığı (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ateşkesin ilan edilmesinin hemen ardından yaptığı açıklamada, İsrail’in Güney Lübnan topraklarında 10 kilometre derinliğinde bir bölgede askeri varlığını sürdüreceğini belirtti.

Yetkililerin verilerine göre, altı haftayı aşan çatışmalar sonucunda yaklaşık 2 bin 300 kişi hayatını kaybetti, bir milyondan fazla kişi ise yerinden edildi. Özellikle Beyrut banliyöleri ve Lübnan’ın güney bölgeleri, Hizbullah’ın güçlü olduğu alanlar arasında yer alması nedeniyle en çok etkilenen yerler oldu.


Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) bakanlar ve yetkililer, Gazze Şeridi’ndeki durumu, İsrail’in ateşkes ihlallerini ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konulan barış planının ikinci aşamasının uygulanmasını ele aldı.

Toplantıya, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ev sahipliği yaptı. Görüşme, Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında dün gerçekleştirildi. Toplantıya Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile BAE Devlet Başkanı Diplomasi Danışmanı Enver Karkaş katıldı.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, toplantının öncelikli amacının, bölgedeki gelişmeler ışığında Filistin meselesini uluslararası toplumun gündeminde tutmak olduğunu belirtti. Kaynaklar, özellikle ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile Lübnan’da artan İsrail geriliminin bu çabayı daha da önemli hale getirdiğini ifade etti.

İsrail’e yönelik eleştiriler

Kaynaklar, toplantıya katılanların Gazze Şeridi’nde ateşkesin sürdürülebilirliğine yönelik çabaların devam etmesi gerektiğini vurguladığını, ayrıca Filistinlilerin bölgeyi kendi kendilerine yönetmesi ve yeniden imar çalışmalarının vakit kaybetmeden başlatılmasının önemine dikkat çektiğini aktardı.

dv
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen Gazze konulu toplantıdan, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Aynı kaynaklara göre, Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasına geçilmesinin Ortadoğu’daki gerilimi azaltmaya katkı sağlayacağı konusunda mutabakata varıldı. İsrail’in birinci aşamadaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi, ateşkes ihlallerini sürdürmesi ve Gazze Şeridi ile Batı Şeria’daki operasyonlarını devam ettirmesinin barış sürecini sekteye uğrattığı ifade edildi.

Kaynaklar ayrıca, İsrail’in Batı Şeria’da ‘ayrımcı yapıyı’ derinleştiren uygulamaları ile Mescid-i Aksa dahil kutsal mekânların tarihi statüsünü zedeleyen adımlarının da gündeme geldiğini belirtti. Katılımcılar, uluslararası toplumun bu gelişmeler karşısında daha kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini ve İsrail’in ateşkesi zayıflatmaya yönelik girişimleri ile iki devletli çözümü engelleme çabalarına karşı adım atılmasının önemini vurguladı.

vfvbfrgb
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları bölgede büyük yıkıma neden oldu. (Reuters)

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından geçtiğimiz çarşamba günü yayımlanan verilere göre, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana Gazze Şeridi’nde 757 kişi hayatını kaybetti, 2 bin 111 kişi yaralandı. 7 Ekim 2023’te başlayan savaşın başlangıcından itibaren toplam can kaybı 72 bin 336’ya, yaralı sayısı ise 172 bin 213’e ulaştı.

Genişleme politikasına ilişkin uyarı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail’i güvenlik gerekçesini öne sürerek daha fazla toprak işgal etmeye çalışmakla suçladı.

Fidan dün ADF2026 kapsamında yaptığı konuşmada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun güvenlik konusunu daha fazla toprak ele geçirme amacıyla kullandığını söyledi. İsrail’in Gazze Şeridi, Batı Şeria, Doğu Kudüs ile Lübnan ve Suriye’ye yönelik genişlemeci bir politika izlediğini ifade etti.

Fidan, İsrail’in süregelen işgal politikalarına en kısa sürede son verilmesi gerektiğini vurgulayarak, bölgede kalıcı barışın tek yolunun ülkelerin birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı göstermesi ve sınırlarını tanıması olduğunu belirtti.

scdv s
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF2026) yaptığı konuşmada (Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, İsrail’in genişlemeci politikalarının ve toprak edinme girişimlerinin Türkiye açısından bölgesel bir sorun teşkil ettiğini belirtti. Fidan, İsrail’in halihazırda Avrupa ve ABD tarafından güçlü şekilde desteklenmesinin durumu daha da karmaşık hale getirdiğini ifade ederek, Avrupa Birliği’nin (AB) İsrail’in faaliyetlerini sınırlamak için kurumsal düzeyde ortak bir tutum sergilememesini eleştirdi.

Avrupa’nın, özellikle Gazze Şeridi’nde yaşanan ‘soykırımın’ ardından giderek daha fazla farkındalık geliştirdiğini ve İsrail’in politikalarından mesafe koymaya başladığını söyleyen Fidan, bölge ülkelerinin de yeni bir ‘uyanış sürecinin’ eşiğinde olduğunu ve İsrail’i bölgesel bir tehdit olarak gördüğünü dile getirdi.

Fidan ayrıca, İsrail’in barış planının ilk aşamasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, özellikle insani yardımlar konusunda eksiklikler bulunduğunu vurguladı. Gazze Şeridi’ne daha fazla tıbbi ve insani yardımın girişine izin verilmesi gerektiğini belirten Fidan, Filistin teknik komitesinin bölgede çalışmalarına başlaması çağrısında bulundu.

Uluslararası toplumun tutumuna tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma günü ADF2026’nın açılışında yaptığı konuşmada, uluslararası topluma uzlaşı temelinde harekete geçme ve İsrail’in barış süreci ile müzakereleri zayıflatma girişimlerine karşı hazırlıklı olma çağrısında bulundu.

dsv
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) açılışında konuştu. (Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, Gazze Şeridi’nde yaşananların yalnızca bir insani trajedi olarak değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu belirterek, bölgede yaşananların mevcut uluslararası sistemin nelere izin verdiğini açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.

Küresel sistemdeki krizin öncelikle ahlaki ve varoluşsal bir boyut taşıdığını dile getiren Erdoğan, bu krizin ulaştığı seviyeyi anlamak için 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze Şeridi’ne bakmanın yeterli olduğunu söyledi.

Erdoğan, son iki buçuk yılda İsrail saldırıları sonucu 73 bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 172 binden fazla kişinin yaralandığını belirtti.

Erdoğan, “Gazze’de yaşananlar, mevcut sistemin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu açıkça göstermektedir” ifadesini kullandı.


Kudüs Gücü Komutanı, savaşın etkilerini görüşmek üzere Bağdat’ta

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
TT

Kudüs Gücü Komutanı, savaşın etkilerini görüşmek üzere Bağdat’ta

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, Ortadoğu’daki savaşın yansımalarını görüşmek ve Tahran’a bağlı silahlı grupların liderleri ile temaslarda bulunmak üzere Bağdat’ı ziyaret etti. Iraklı bir yetkili dün AFP’ye yaptığı açıklamada ziyareti doğruladı.

Kaani’nin ayrıca, Nuri el-Maliki’nin yeniden göreve gelme ihtimalinin zayıflamasının ardından, Irak’ta başbakan adayının belirlenmesi sürecinde yaşanan ‘siyasi tıkanıklık krizini’ de ele alacağı belirtildi.

Söz konusu ziyaret, İran ile ABD-İsrail arasında 8 Nisan’da yürürlüğe giren ve iki hafta sürmesi öngörülen ateşkesin ardından Kaani’nin kamuoyuna yansıyan ilk yurt dışı ziyareti oldu.

Bağdat yönetimi, uzun süredir dış politikasında etkili olan iki rakip güç (İran ile ABD) arasında denge kurmaya çalışıyor.

40 günden uzun süren savaşın etkilerinden Irak da kaçınamadı. Bu süreçte, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) ve İran’a yakın silahlı gruplara ait noktalar, ABD ve İsrail’e atfedilen saldırıların hedefi oldu. Buna karşılık, ABD çıkarları Iraklı grupların üstlendiği saldırılarla hedef alınırken, Tahran da ülkenin kuzeyinde İranlı Kürt muhalif gruplara yönelik operasyonlar düzenledi.

Kaani’nin, Bağdat’ta ‘siyasi güçlerin liderleri ve bazı silahlı grup komutanlarıyla bir dizi görüşme gerçekleştirmeye başladığı’ bildirildi. Üst düzey bir Iraklı yetkili, temaslarda ‘bölgesel gerilimin düşürülmesi ve bunun Irak’a yansımalarının’ ele alındığını aktardı.

Yetkili, İran heyetinin ayrıca ‘Irak içinde Tahran’a yakın gruplar arasında tutum birliği sağlanması ve durumun Irak ile bölgede güvenlik açısından tırmanmaya sürüklenmemesini garanti altına alma’ hedefi taşıdığını ifade etti.

Ziyaret, İran’a yakın etkili bir silahlı gruptan bir kaynak ile Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın iki kaynak tarafından da doğrulandı. Söz konusu ittifak, parlamentodaki en büyük blok konumunda bulunuyor ve Tahran’a yakın Şii partilerden oluşuyor.

Kaani, DMO bünyesinde dış operasyonlardan sorumlu Kudüs Gücü’nün başında bulunuyor. Kaani, görevi devraldığı Kasım Süleymani’nin Ocak 2020’de Bağdat Havalimanı yakınlarında ABD saldırısında öldürülmesinin ardından Irak’a birçok kez ziyaret gerçekleştirdi. Ancak bu tür ziyaretler nadiren kamuoyuna açıklanıyor.

Iraklı yetkili, mevcut ziyaretin aynı zamanda ‘Iraklı taraflar arasında uzlaşı sürecini desteklemeye ve görüş ayrılıklarını gidermeye yönelik yoğun İran diplomatik trafiğinin bir parçası’ olduğunu, özellikle hükümetin kurulması ve güç dengeleri konusundaki anlaşmazlıkların sürdüğünü belirtti.

Koordinasyon Çerçevesi, ocak ayında Nuri el-Maliki’yi, seçimlerin ardından başbakanlık için Muhammed Şiya es-Sudani’nin yerine aday göstermişti. Ancak ABD’nin Maliki’nin yeniden göreve gelmesi halinde Bağdat yönetimine desteği kesme tehdidinde bulunması, Irak siyasetinde belirsizliğe yol açtı.

Iraklı siyasi kaynaklar, pazartesi günü AFP’ye yaptıkları açıklamada, Maliki’nin 2006-2014 yılları arasında iki dönem yürüttüğü başbakanlık görevine geri dönme ihtimalinin zayıfladığını belirtti.

Irak parlamentosu, 11 Nisan’da Nizar Amidi’yi cumhurbaşkanı olarak seçti. Anayasaya göre Amidi’nin, seçilmesinden itibaren 15 gün içinde parlamentodaki en büyük blok tarafından gösterilen adayı hükümeti kurmakla görevlendirmesi gerekiyor.