Tunus Zirvesi'nin gündeminde Golan ve Kudüs vardı

Kral Selman, Şeyh Sabah el-Ahmed es-Sabah ve el-Baci Kaid es-Sibsi (SPA)
Kral Selman, Şeyh Sabah el-Ahmed es-Sabah ve el-Baci Kaid es-Sibsi (SPA)
TT

Tunus Zirvesi'nin gündeminde Golan ve Kudüs vardı

Kral Selman, Şeyh Sabah el-Ahmed es-Sabah ve el-Baci Kaid es-Sibsi (SPA)
Kral Selman, Şeyh Sabah el-Ahmed es-Sabah ve el-Baci Kaid es-Sibsi (SPA)

Tunus'da dün gerçekleştirilen zirvede bir araya gelen Arap liderler, ülkelerine yönelik dış müdahaleler konusunda seslerini yükseltti. Filistin meselesinin Arap gündeminin öncelikleri arasında yer aldığını ve Golan’ın Araplara ait olduğunu dile getiren liderler, terörle mücadelenin ve safları birleştirmenin önemini vurguladı.
Tunus Cumhurbaşkanı el-Baci Kaid es-Sibsi, 30. Arap Birliği Zirvesi’ni kararlılık ve dayanışma zirvesi olarak isimlendirdi. Sibsi açılış oturumunda yaptığı konuşmada ortak Arap eylemindeki kusurların tespit edilmesi için bir Arap platformu oluşturulmasının gerekliliğine işaret ederek önceliğin yeniden düzenlenmeye verilmesi gerektiğini söyledi.
Zirve, dün sabah 13 Arap liderin katılımıyla başladı. Açılış, bir önceki zirveye başkanlık eden Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz tarafından yapıldı. Ardından Tunus Cumhurbaşkanı el-Baci Kaid es-Sibsi zirvenin başkanlığını devraldı.
Sibsi yaptığı açıklamada bölgedeki gerilimden kurtulmanın ertelenmesi mümkün olmayan acil bir ihtiyaç haline geldiğini belirterek Filistin meselesinin ortak Arap eylemindeki önceliğinin vurgulanması gerektiğini vurguladı.
Sibsi, bölgede ve dünyada güvenlik ve istikrarın sağlanmasının önemine dikkat çekti. Tunus lideri, Filistin meselesinin adil bir şekilde çözülmesi, uluslararası meşruiyet kararları, Arap Barışı Girişimi ve iki devletli çözüm ilkesi temelinde 1967 sınırları dahilinde ve başkenti Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti kurulması ile uluslararası topluma bir mesaj gönderilmesi gerektiğini belirtti. Uluslararası toplumun tanıklığıyla Golan'ın işgal edilen bir Arap toprağı olduğunu dile getiren Sibsi, istikrar ve güvenliğin sağlanması için işgali sonlandırmaya yönelik çaba sarf edilmesi gerektiğini kaydetti.
Sibsi’nin ardından söz alan Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, İran ve Türkiye başta olmak üzere Arapların bölgesel komşularının bölgeye müdahalelerinin krizlerin karmaşıklığını artırdığını, krizin uzamasına yol açtığınıi yeni krizler ve sorunlar yarattığını söyledi. Bütün bu müdahaleleri reddettiklerini dile getiren Ebu Gayt şu ifadeleri kullandı:
“Bölgesel güçlerin birtakım tarafları destekleme bahanesiyle Arap devletlerinin iç işlerine müdahale etmesi kabul edilemez. Bugün hiç olmadığı kadar kapsamlı bir Arap ulusal güvenlik konseptine ihtiyacımız var. Hepimiz aynı fikirdeyiz ve bunun için çalışıyoruz.”
Ebu Gayt konuşmasının devamında ABD'nin Golan Tepeleri üzerinde İsrail egemenliğini tanıyan kararının uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtti. Uluslararası kararlara göre Golan Tepeleri'nin Suriye toprağı olduğunu söyleyen Gayt, ABD'nin kararının tüm uluslararası kuralları ihlal ettiğini ve İsrail'in işgali kademeli olarak daha fazla Arap toprağı ele geçirme amacı güttüğünü vurguladı. İsrail'in işgalle Suriye'de veya Filistin'de birtakım kazanımlar elde etmeye çalıştığına dikkat çeken Ebu Gayt, ABD yönetiminin son zamanlardaki tutumunun İsrail işgalini cesaretlendirdiğini söyledi.
Uluslararası alandan destek açıklamaları
Tunus'un ev sahipliğinde başlayan 30. Arap Birliği Liderler Zirvesi'nde konuşan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres başta mülteci meselesi olmak üzere Araplar tarafından mevcut sorunlara yönelik gösterilen çabalara övgüde bulundu. Bu alandaki rollerini güçlendirmelerini umduğunu dile getirdi. Arap dünyasının birliğinin, Ortadoğu'da barış ve istikrarın temel şartı olduğunu dile getiren Guterres, Arap dünyasına birlik olma çağrısında bulundu.
Filistin-İsrail meselesinde iki devletli çözüme vurgu yapan Guterres, Filistin ve İsrail'in yan yana, barış ve istikrar içinde yaşayabilmesi için söz konusu çözümün uygulanması ve Kudüs'ün iki ülkenin başkenti olması gerektiğini, bu konuda ikinci bir seçeneğin bulunmadığını kaydetti. Gazze’de devam eden güvenlik durumuna dikkat çeken Guterres, BM Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı'nın (UNRWA) rolünün güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Guterres, yerinden edilen binlerce Suriyelinin insani sorunlarla karşı karşıya olduğunu dile getirerek Suriye'deki çözümün, Suriye halkının birliğini ve işgal altındaki Golan da dahil olmak üzere toprak bütünlüğünü sağlaması gerektiğini söyledi.
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Yusuf bin Ahmed el-Useymin de yaptığı açıklamada terörizmin günümüzün vebası olduğunu ve karşı konulması gerektiğini vurgulayarak İslam dininin şiddeti dışladığına dikkat çekti. Dinin korkunun bir aracı olarak ve kişisel amaçlar için kullanılmaması gerektiğini dile getiren el-Useymin, ülke ayrımı yapmaksızın tüm terörist eylemleri kınadıklarını yineledi.
Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Musa Faki, Arap Zirvesi ile Arap-Afrika Zirvesi arasındaki birlikteliği vurgulayarak tüm kaynakları ve potansiyelleri ile birlikte Afrika Birliği’nin ortak hedeflere ulaşmak için oldukça verimli olduğunu ifade etti.
Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı ve Dış Politika ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini de bölgedeki krizleri çözmeye yönelik mevcut politikaları reddettiği açıklamasında şunları söyledi:
“Zorla dayatılan çözümlerin sürdürülebilir olamayacağını ve kapsamlı olmayan bir çözümün başarılı olamayacağını kabul etmeliyiz. Suriye’deki durum  halen çözülmedi ve Libya’da bir devlet yok. Uluslararası toplumun Golan Tepeleri hakkındaki kararlarını görmezden gelmek bir çözüm değildir. Avrupa Birliği (AB), 1967’de işgal edilen bölgeler üzerindeki İsrail egemenliğini tanımayacak.”
Ürdün Kralı 2. Abdullah da Filistin sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunamadan bölgede güvenlik, istikrar ve refahın sağlanamayacağını söyledi. Filistin'in Arapların vicdanındaki öncelikli mesele olmaya devam ettiğini dile getiren Kral Abdullah “Filistin halkının Arap Barış Girişimi ve uluslararası kararlara dayanan iki devletli çözüm çerçevesinde başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarında bağımsız bir devlet kurma özlemlerini karşılayan adil ve kalıcı bir çözüm bulunmadan bölgede güvenlik, istikrar ve refah olmayacak” ifadelerini kullandı.
Ürdün Kralı, Golan'ın uluslararası meşruiyet kararları uyarınca işgal altındaki Suriye toprağı olduğunu dile getirerek Ürdünlülerin Suriyeli kardeşlerini kucakladığını ve sofralarını kendileri ile paylaştıklarını söyledi.
Kuveyt Emiri Şeyh Sabah el-Ahmed el-Cabir es-Sabah da ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail'in Golan Tepeleri'ndeki egemenliğini tanıma kararının uluslararası referanslara aykırı olduğunu belirtti.
Konuşmasında Filistin'in Arapların öncelikli meselesi olarak kalacağını dile getiren Şeyh Sabah, barış süreci için uluslararası referanslara dayanmayan herhangi bir düzenlemenin temelsiz olacağını söyledi. Şeyh Sabah, Suriye’de siyasi çözüme giden yolun açılması çağrısında bulunarak, savaşmanın çatışmayı sona erdirmeyeceğini vurguladı. Arap bölgesinde istikrarı sağlayacak çözümler bulma çağrısı yapan  Şeyh Sabah, “Kritik koşulların ve ciddi zorlukların olduğu bir dönemden geçiyoruz. Saflarımızı birleştirerek ve farklılıkların üstesinden gelerek bu koşulları ve zorlukları atlatacağız” ifadelerini kullandı.
Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn da en tehlikeli savaşın siyasi projeler olduğunu dile getirerek bunun bölge ülkeleri ve halkları için varoluşsal bir tehdit olduğunu söyledi. Arap ülkelerinde terör savaşlarının başlamasından bu yana geçen 9 yıl içerisinde yüz binlerce kişinin öldüğünü ve milyonlarcasının da yerinden olduğunu dile getiren Mişel Avn, söz konusu savaşların ardında binlerce yaralı ve kayıp bıraktığını söyledi. Bütün şehirlerin tahrip olduğunu, zenginliklerin heba olduğunu, halkların parçalandığını ve herkesin zarar gördüğünü ifade eden Avn sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu savaşların ardında bıraktığı yaralar, Arap vicdanının ve Arap toplumlarının derinlerine kazındı. Savaşlar her ne kadar bitmeye yakın olsa da sonuçları bölge halkını etkilemeye devam ediyor. Kırılanları onarmaya başlamak ve acı verici sonuçları gidermek için daha ne kadar beklenecek?”
ABD'nin Golan Tepeleri üzerinde İsrail'in hakimiyetini tanıma kararının sadece Suriye'nin değil, Lübnan'ın da egemenliğini tehdit ettiğini belirten Avn, “Lübnan'ın, özellikle Şeba Çiftlikleri, Kefr Şuba Tepeleri, El-Gacer beldesinin kuzey kesiminde olduğu gibi İsrail'in aşamalı olarak el koyduğu toprakları var. Bu toprakların mülkiyetinin Lübnan'da olduğu uluslararası alanda kabul gören haritalarla belgelenmiştir” ifadelerini kullandı.
Moritanya Cumhurbaşkanı Muhammed Velid Abdülaziz de Filistin meselesinin Arapların gündeminin ilk sırasında yerini korumaya devam edeceğini dile getirerek, İsrail işgal kuvvetlerinin Golan’dan ve Şeba Çiftlikleri’nden çekilmeleri gerektiğini vurguladı. Filistin halkının başkenti Kudüs olan bağımsız devletini kurma hakkını desteklediklerini belirten Abdülaziz,  ABD'nin İsrail'in Golan'daki egemenliğini tanıma kararını tanımadıklarını söyledi.
Husi şiddeti sürüyor
Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi'nin gündeminde de  Husilerin şiddet eylemleri ve gerçekleştirdiği darbe vardı. Hadi, Husi milislerinin başkent Sana’yı kontol altına almalarının ardından İran'ın Arap başkentlerini kontrol etmeye çalışmaya devam ettiğini belirterek, Sana'yı büyük bir hapishaneye dönüştüren Husilerin Yemen halkı için bir trajediye yol açtığını söyledi.
Hadi, Husi milislerinin tüm şehirlere baskınlar düzenlediğini ve Yemen halkının yaşamını mahvetmek için çalıştığını belirterek milislerin kendilerini Arap milletine karşı nefret dolu bir düşman olan İran’a teslim ettiklerini vurguladı.
Meşru hükümetin barışı reddetmediğini ve bir dizi görüşmeye katıldığını vurgulayan Hadi, İran’ın desteklediği Husi milislerinin, üzerinde uzlaşılan kararları sürekli olarak ihlal ettiğini belirtti. Husilerin tüm gelirlere el koymasına rağmen meşru hükümetin görevlerini Aden'den yürütmeye devam ettiğini kaydeden Hadi, meşru hükümetin daha fazla yardıma ihtiyacı olduğunu dile getirdi. Hadi konuşmasının devamında Husi milisleri tarafından işgal edilen bölgelerin kontrolünün tekrar elde edilmesinde Suudi Arabistan’ın oynadığı tarihi role övgüde bulundu.
Diyalog ve birlikte çalışmanın önemi
Irak Devlet Başkanı Berhem Salih yaptığı açıklamada Arap liderler arasında açık bir diyalogun başlatılması ihtiyacına atıfta bulunarak, ortak eylem ve uzlaşı değerlerinin ikame edilmesi için birlikte çalışılması gerektiğini vurguladı.
Salih, zirvenin açılış oturumunda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
“Zorlukların oldukça ciddi ve çok yönlü olduğunun kabul edilmesi ve zorluklarla başa çıkmak için mevcut fırsatların devam ettiğinin bilinmesi gerekiyor. Krizleri atlatmak için yüksek sorumlulukla hareket etmek halen mümkün. Bunlar göz ardı edilmesi mümkün olmayan ortak krizlerdir. Hiçbir ülke bu krizlere ve etkilerine bağışıklık kazandığını düşünmemelidir. Irak, teröre karşı verdiği  savaştan yeni çıktı ve büyük kayıplar verdi. Kazanılan askeri zafer, önemli bir gelişme ve büyük bir başarıdır. Bu askeri zafer, sapkın ideolojiyi ortadan kaldırmaya, terör kaynaklarını kurutmaya ve şehirlerin yeniden inşasına yönelik çabalar ile tamamlanmalıdır.”
Putin'den Arap Birliği vurgusu
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 30. Arap Birliği Zirvesi'nin katılımcılarına gönderdiği mesajda, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da terör tehditlerinin ve silahlı çatışmaların arttığı bir dönemde Arap Birliği'nin artan rolüne vurgu yaptı. Mevcut krizleri siyasi ve diplomatik yollarla çözmenin gereğini vurgulayan Putin, Suriye örneğine işaretle “Bu konu büyük oranda Rusya'nın çabalarıyla, terör güçlerine yıkıcı darbenin vurulduğu, siyasi sürecin başlatıldığı ve güncel insani sorunların çözüldüğü Suriye için de geçerli” dedi.
Putin, Filistin ile İsrail arasındaki sorunun adil şekilde çözülmesinin Ortadoğu'daki durumun uzun vadeli istikrar kazanması açısından önemli olduğunu vurgulayan Putin, BM’nin himayesinde teröre karşı geniş bir koalisyon kurmayı ve Körfez bölgesinde ortak güvenlik önlemleri almayı amaçlayan Ortadoğu'daki Rus girişimlerine dikkat çekti.



Gazze'de barış planı için yeni temas: Hamas heyeti Kushner'la görüştü

Pazar günü El Alameyn'de Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Trump'ın danışmanının görüşmesi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Pazar günü El Alameyn'de Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Trump'ın danışmanının görüşmesi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Gazze'de barış planı için yeni temas: Hamas heyeti Kushner'la görüştü

Pazar günü El Alameyn'de Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Trump'ın danışmanının görüşmesi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Pazar günü El Alameyn'de Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Trump'ın danışmanının görüşmesi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır'daki bilgili kaynaklar ile Hamas kaynakları, Halid el-Hayye başkanlığındaki hareket heyetinin pazar günü Mısır'ın El Alameyn kentinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ve “Barış Konseyi” Temsilcisi Nikolay Mladenov ile görüştüğünü Şarku’l Avsat'a açıkladı. Görüşmeye Mısır, Katar ve Türkiye'den arabulucu temsilciler de katıldı.

Kaynaklara göre görüşmede Hamas'ın bir dizi talebi ele alındı. Bunların başında, ABD yönetiminin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya baskı yaparak Ekim 2025'te Şarm eş-Şeyh'te imzalanan yol haritasının ikinci aşamasının uygulanmasını kabul etmesini sağlaması geldi. Hamas ayrıca Trump yönetiminin, İsrail hükümetinin söz konusu planı uygulamayı reddeden tutumunda ilerleme sağlaması ve aralarında acil bazı taleplerin hayata geçirilmesi için çalışmasını istedi.

Bu acil talepler arasında, daha önce üzerinde anlaşmaya varılan Gazze'ye 600 yardım kamyonunun girişinin sağlanması ve İsrail'in Hamas yöneticileri ile Gazze sakinlerini hedef alan suikast operasyonlarının derhal durdurulması yer alıyor.

Kaynaklar, Kushner'ın ise ABD yönetiminin “barış planına” bağlılığını teyit ettiğini, ancak bunun için Hamas'ın silahlarını bırakması ve hareketin askeri kanadını feshetmesi konusunda belirli bir takvime uymasını şart koştuğunu aktardı.

Kushner'ın ayrıca, Hamas'ın silahlarını Gazze Şeridi'nin yönetimi için oluşturulan komiteye ve barış planının maddeleri kapsamında üzerinde mutabakata varılan uluslararası istikrar gücüne teslim etmesiyle eş zamanlı olarak İsrail'in de planın uygulanmasına yönelik taahhütte bulunmasını sağlamaya çalışacağını belirttiği kaydedildi.

Kaynaklara göre Kushner, pazartesi günü İsrail'e yapacağı ziyaret sırasında Netanyahu ile bu konuda uzlaşma sağlamaya çalışacağını ifade etti.


Hizbullah İsrail'in saldırılarına “gereken yanıtın verileceğini” duyururken Netanyahu, üç İsrail askerinin yaralandığını açıkladı

İsrail’in Lübnan’ın güneyinde bir evi hedef alan hava saldırısının ardından enkaz arasında arama yapan kurtarma ekipleri (DPA)
İsrail’in Lübnan’ın güneyinde bir evi hedef alan hava saldırısının ardından enkaz arasında arama yapan kurtarma ekipleri (DPA)
TT

Hizbullah İsrail'in saldırılarına “gereken yanıtın verileceğini” duyururken Netanyahu, üç İsrail askerinin yaralandığını açıkladı

İsrail’in Lübnan’ın güneyinde bir evi hedef alan hava saldırısının ardından enkaz arasında arama yapan kurtarma ekipleri (DPA)
İsrail’in Lübnan’ın güneyinde bir evi hedef alan hava saldırısının ardından enkaz arasında arama yapan kurtarma ekipleri (DPA)

Hizbullah, dün Lübnan’ın güneyine düzenlenen kanlı hava saldırılarının ardından İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına ‘gereken yanıtın verileceğini’ duyurdu ve Lübnanlı makamları İsrail ile yürütülen ‘aşağılayıcı’ müzakereleri durdurmaya çağırdı. Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada, Hizbullah’ın Lübnan'ın güneyindeki ‘güvenli bölgede! düzenlediği bir saldırı sonucu üç İsrail askerinin yaralandığını açıkladı.

Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığı açıklamaya göre Hizbullah, İsrail'in ‘saldırılarının, ihlallerinin ve oldu bitti yaratma girişimlerinin sürdürülemeyeceğini ve bunlara gereken karşılığın verileceğini çok iyi anlaması gerektiğini’ vurguladı.

Açıklamada ayrıca, Lübnanlı makamların ‘aşağılayıcı müzakereler sürecini sürdürmekte ısrarcı olmamaları ve düşmana karşılıksız armağanlar sunmamaları’ gerektiği ifade edildi.

Öte yandan İsrail ordusu tarafından dün yapılan açıklamada, resmi makamların aralarında çocukların da bulunduğu 11 kişinin öldüğünü bildirdiği Lübnan'a yönelik hava saldırılarının, ateşkes anlaşmasının Hizbullah tarafından ihlal edilmesine yanıt olarak gerçekleştirildiği savunuldu.

İsrail ordusunun Arapça Sözcüsü Ella Waweya sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, İsrail’in saldırılarının ‘Hizbullah'ın, üzerinde uzlaşılan güvenlik bölgesi içerisinde güçlerimize saldırmasının ardından, anlaşmayı ciddi şekilde ihlal etmesine bir yanıt’ olarak gerçekleştirildiğini yazdı.

Daha sonra İsrail ordusundan yapılan açıklamada, hava saldırılarının Hizbullah’ın askeri bir yetkilisini hedef aldığı belirtildi. Açıklamada, İsrail güçlerinin Hizbullah'a ait bir komuta merkezini vurduğu ve örgütün seçkin birimi Rıdvan Gücü’nde bölge komutanı olan Ali Samir el-Hac Hasan'ın öldürüldüğü kaydedilirken bu eylemin, Hizbullah'ın İsrail güçlerine karşı düzenlediği bir operasyona misilleme olarak gerçekleştirildiği ifade edildi.

Hac Hasan'ın aile üyelerinin de öldürüldüğü yönündeki ‘iddialara’ değinen İsrail ordusu, söz konusu kişilerin hedef alınmadığını, Hac Hasan'ın ‘aile üyelerini canlı kalkan olarak kullandığını ve onlarla birlikte askeri komuta merkezinde saklandığını’ ileri sürdü.

Resmi kaynaklara göre İsrail'in dün Lübnan'ın güneyinde düzenlediği hava saldırılarında 11 kişi hayatını kaybetti. Bu rakam, geçtiğimiz haziran ayı sonlarında Lübnan ile İsrail arasında imzalanan çerçeve anlaşmadan bu yana kaydedilen en yüksek günlük can kaybı olarak kayıtlara geçti.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, önümüzdeki ayın başlarında Roma'da yapılması planlanan yeni müzakere turu öncesinde, İsrail'in ülkenin güneyine düzenlediği hava saldırılarının İsrail ile yürütülen müzakere sürecine yönelik ‘açık bir mesaj’ niteliğinde olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Avn, ‘İsrail’in ülkesinin güneyine yönelik devam eden saldırılarını ve çerçeve anlaşma ile sivillerin korunmasına dair uluslararası yasaların mükerrer ihlallerini kınadı ve ‘bu ihlallerin müzakere sürecine ve bu anlaşmanın uygulanmasını amaçlayan ABD çabalarına yönelik net bir mesaj oluşturduğunu’ ifade etti.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam da sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘İsrail'in tırmandırdığı bu gerilimin, son derece tehlikeli bir durum olduğunu ve güneyde istikrarı sağlama çabalarını baltaladığını’ yazdı.

Başbakan Selam, “İsrail hava saldırısının şehitleri, askeri bir altyapı değil, öldürülenler çocuklar ve kadınlar da askeri hedef değil” ifadelerini kullandı.

Selam ayrıca, “Lübnan topraklarında bulunması halinde herhangi bir askeri yapıya müdahale etme sorumluluğu Lübnan ordusu ve meşru kurumları aracılığıyla yalnız Lübnan devletine aittir. Bu tür yapıların varlığı, İsrail'e Lübnan topraklarını çiğneme veya sivilleri tehlikeye atma hakkı vermez” diye ekledi.


Tehditler ve çıkmaza giren müzakereler arasında Hürmüz Boğazı

USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Hürmüz Boğazı’ndan geçerken (AP)
USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Hürmüz Boğazı’ndan geçerken (AP)
TT

Tehditler ve çıkmaza giren müzakereler arasında Hürmüz Boğazı

USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Hürmüz Boğazı’ndan geçerken (AP)
USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Hürmüz Boğazı’ndan geçerken (AP)

Savaşı sona erdirmeye ve Hürmüz Boğazı'ndaki petrol tankeri trafiğine ilişkin görüşmelerde çıkmaz devam ederken, savaşan tarafların çatışmayı sonlandırmaya yaklaştığına dair hiçbir emare bulunmuyor.

Müzakerelerdeki tıkanıklık sürerken savaşan taraflar karşılıklı olarak açık tehditlerde bulundu. İran dün ABD'yi yenilgiyi kabul etmeye çağırırken, ABD Başkanı Donald Trump İran'ı ‘son derece şeytani’ olarak nitelendirdi ve krizin sona ermesinin ardından Hürmüz Boğazı'nı bir Amerikan bölgesi haline getireceğini söyledi. Trump ayrıca, savaşın bir sonucu olarak artmaya devam eden akaryakıt fiyatlarına katlanmaya hazır olmaları konusunda Amerikalılara çağrıda bulundu.

Elbette İran'ın Trump'ın bu sözlerine yanıtı gecikmedi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda “Bu boğaz ancak İran'ın emriyle açılır veya kapatılır. Amerikalılar yenilgi gerçeğini kabullenmeyi reddettikleri sürece Tahran ablukayı sürdürmeye devam edecek” ifadelerini kullandı.

Aynı şekilde Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi da İran'ın ABD ile müzakerelere yeniden başlama konusunda henüz bir karar almadığını belirterek, “Esasen ortada süresini uzatmaya çalışacağımız bir ateşkes baştan beri yoktu... Biz savaşın sona ermesini bekliyorduk, şimdi ise ortada yeni bir durum var” açıklamasında bulundu.

Arakçi ayrıca, savaş öncesinde küresel petrol sevkiyatının beşte birinin geçtiği su yolunda deniz trafiğinin yeniden başlaması için Washington'un boğazla ilgili şartları yerine getirmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Bu arada İran gemilere yönelik saldırılarını artırarak, cuma akşamı Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) petrol şirketi ADNOC’a ait bir gemiyi hedef aldı. Bu saldırı, bir hafta içinde yaşanan bu türden üçüncü olay olarak kayıtlara geçti.