Tahran: Hürmüz için Umman'la ortak bildiri görüşmeleri sürüyor

Arakçi, kısa sürede sonuç alınacağını belirtti

Umman Dışişleri Bakanı Bedr al-Busaidi, Cenevre'de İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile istişarelerde bulundu (Reuters)
Umman Dışişleri Bakanı Bedr al-Busaidi, Cenevre'de İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile istişarelerde bulundu (Reuters)
TT

Tahran: Hürmüz için Umman'la ortak bildiri görüşmeleri sürüyor

Umman Dışişleri Bakanı Bedr al-Busaidi, Cenevre'de İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile istişarelerde bulundu (Reuters)
Umman Dışişleri Bakanı Bedr al-Busaidi, Cenevre'de İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile istişarelerde bulundu (Reuters)

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, dün yaptığı açıklamada, Tahran ile Maskat'ın Hürmüz Boğazı'ndaki gemi geçiş güzergâhına ilişkin bir anlaşmaya vardığını ve düzenlemelere dair ortak bildiri yayımlanması için görüşmelerin sürdüğünü söyledi.

İran Savunma Bakanlığı'na bağlı Defa Press'in haberine göre Bekayi, Umman'la görüşmelerin savaşın sona erdirilmesine yönelik mutabakat zaptının imzalanmasıyla yaklaşık aynı dönemde başladığını ve son üç hafta içinde ilerleme kaydedildiğini belirtti.

Bekayi, “deniz trafiğinin seyir güzergâhının belirlenmesini”, güvenlik ve çevresel unsurların dikkate alındığı “teknik bir çalışma” olarak nitelendirdi. Düzenlemelerin hazırlanmasına İran'daki ilgili tüm kurumların ve savunma kuruluşlarının katıldığını ifade etti.

Görüşmelerin şu aşamada varılan mutabakatı içeren ortak bildirinin yayımlanmasına odaklandığını belirten Bekayi, Tahran'ın son haftalarda Maskat'la deniz ulaşım güzergâhı konusunda bir mutabakata varıldığını duyurduğunu, ancak ABD'nin “müdahalelerinin” sürecin tamamlanmasını engellediğini söyledi.

Bekayi, Umman'la gemilerin geçiş güzergâhına ilişkin anlaşmanın Hürmüz Boğazı'nın derhal yeniden açılacağı anlamına gelmediğinin altını çizdi.

Arakçi: Teknik görüşmeler yakında sonuçlanabilir

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de dün yaptığı ayrı açıklamada, Umman'la Hürmüz Boğazı konusunda yürütülen teknik görüşmelerin kısa süre içinde sonuçlanabileceğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın İran devlet haber ajansı ISNA'dan aktardığına göre Arakçi, Maskat'la yürütülen görüşmelerin ABD ile savaşın sona erdirilmesine yönelik temaslardan tamamen ayrı olduğunu ve boğazdan geçen gemiler için deniz koridorlarının belirlenmesine odaklandığını kaydetti.

Arakçi, “Umman'la görüşmeler sürüyor, ancak bunlar tamamen ayrı görüşmeler” ifadelerini kullandı.

Görüşmeleri, “Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiği için deniz koridorlarının belirlenmesine ilişkin teknik bir çalışma” olarak nitelendiren Arakçi, “Bu, iki ülkenin uzmanları arasında yürütülen teknik bir çalışma. Silahlı kuvvetler de sürece katılıyor” açıklamasında bulundu.

İran Dışişleri Bakanı, askeri kurumların bu konuda “esas görüş sahibi” olduğunu belirtti.

thyuı
Umman Sultanı Heysem bin Tarık, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'yi kabul etti.

Washington'la müzakerelerin yeniden başlaması konusunda karar yok

Arakçi, Tahran'ın ABD ile müzakereleri yeniden başlatma konusunda henüz bir karar almadığını da belirtti.

ISNA'nın haberine göre Arakçi, Katar ve Pakistan'ın arabulucu olarak İran'la temas halinde olduğunu ve mesaj alışverişinin sürdüğünü söyledi. Ancak bu temasların “kesinlikle müzakere anlamına gelmediğini” vurguladı.

Arakçi, İslamabad mutabakatının İran açısından “ateşkes” değil, “savaşın sona erdirilmesini” öngördüğünü belirtti.

ABD'nin mutabakatı ihlal ettiğini ve bunun sonucunda çatışmaların yeniden başladığını savunan Arakçi, İran'ın bakış açısına göre uzatılması gereken “60 günlük ateşkes” diye bir durum bulunmadığını söyledi.

İranlı bakan ayrıca ABD ile önceki iletişim kanallarının artık işlevsel olmadığını ve Tahran'ın başlangıçta geçici, ilerleyen aşamalarda ise kalıcı bir kanala dönüşebilecek “geçici bir güzergâh” oluşturmak için çalıştığını ifade etti.

Fransa'nın haber ajansı AFP'nin aktardığına göre haziran ayında Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat zaptında, İran ve Umman'ın boğazın gelecekteki düzenlemelerini diğer Körfez ülkeleriyle istişare ederek ve “yürürlükteki uluslararası hukuka uygun şekilde” ele alması öngörülüyor.

Tahran ise Maskat'la teknik düzenlemeye varılması ile boğazın tamamen yeniden açılması kararının birbirinden ayrı olduğunu savunuyor. İran, boğazın tamamen açılmasını savaş ve ABD'nin uyguladığı abluka konusunda yerine getirilmesini istediği diğer şartlara bağlıyor.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi cuma günü yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın sözlerine yanıt olarak Hürmüz Boğazı'nın “İran'a ait olduğunu, İran'a ait kalacağını” söyledi.

Garibabadi, X hesabından yaptığı paylaşımda, boğazın “ne bir paylaşımla ne de bir uçak gemisiyle ele geçirilebileceğini” belirterek, İran'ın “tehditlerden korkmadığını ve güç gösterilerinden çekinmediğini” ifade etti.

Garibabadi ayrıca ABD'nin “ağır ve stratejik yenilgiler” aldığını savunarak, boğazın “İran'ın emri dışında ne kapatılacağını ne de açılacağını” öne sürdü.

Açıklamalar, Trump'ın cuma günü “İran'ın yenilgisinin tamamlanmasının” ardından Hürmüz Boğazı'nı kısa süre içinde “ABD toprağı” ilan edeceğini söylemesinin ardından geldi.

Wall Street Journal daha sonra Beyaz Saray'dan ismi açıklanmayan bir yetkiliye dayandırdığı haberinde Trump'ın sözlerinin “şaka” olduğunu belirtti.

Trump son günlerde ABD'nin boğazı “tamamen kontrol ettiğini” de tekrarlamıştı. Trump, Fox News'a verdiği röportajda, “Tamamen kontrol ediyoruz, ona sahibiz; gerçek anlamda Hürmüz Boğazı'na sahibiz” demişti.

ABD Başkanı ayrıca Washington'un “gemilerin geçmesine izin vermek istediği zaman izin verdiğini” söylemiş ve ABD ablukasını “çelik bir duvar”a benzetmişti.

ABD, İran limanlarına deniz ablukası uygularken, İran da boğazdan geçen deniz trafiğine kısıtlamalar getiriyor.

Ablukaya ilişkin son güncellemede ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), cuma günü ABD güçlerinin kısıtlamalara uyulmasını sağlamak amacıyla 62 ticari geminin rotasını değiştirdiğini, üç gemiyi durdurduğunu ve iki gemiye çıkarak denetim gerçekleştirdiğini açıkladı.

Yeni deniz güzergâhları

İran ve Umman geçen hafta Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşım sisteminin değiştirilmesine yönelik görüşmeler gerçekleştirdi. Tahran, görüşmelerin ileri bir aşamaya geldiğini, ancak bunun boğazın tamamen yeniden açılması anlamına gelmediğini belirtiyor.

xcvfgbhyj
İran'ın güneyindeki Bender Abbas kentinin sahil kesiminde, Hürmüz Boğazı'na bakan bir heykel. (AFP)

Arakçi pazar günü yaptığı açıklamada, Maskat'la yeni bir deniz güzergâhının belirlenmesine ilişkin görüşmelerin “iyi ilerlediğini” ve “son aşamalarına” ulaştığını söylemişti. Uzmanların yeni düzenlemeye ilişkin haritaları hazırladığını belirten Arakçi, anlaşmaya varılması halinde mevcut deniz güzergâhlarının yerini yeni güzergâhların alacağını ifade etmişti.

Ancak Arakçi, “Bu, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması anlamına gelmiyor” demişti.

İran Dışişleri Bakanı, boğazın yeniden açılmasını Tahran'ın arabulucular vasıtasıyla Washington'a ilettiği diğer şartlara bağlamıştı.

İran ve Umman, yaklaşık 60 yıldır uygulanan deniz ulaşım sistemini değiştirmeyi değerlendiriyor. Tahran, savaş sonrasında ortaya çıkan güvenlik koşulları nedeniyle eski düzenlemelere dönülmesini kabul edilemez buluyor.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Garibabadi geçen hafta, planlanan sistem kapsamında gemi trafiğinin koordinasyonu ve tankerler ile ticari gemilere ilişkin bilgi paylaşımı için ortak bir İran-Umman merkezi kurulmasının öngörüldüğünü söylemişti.

İran'ın taslağına göre ticari gemiler Basra Körfezi'ne İran karasularından girecek ve çıkış güzergâhının bazı bölümleri de bu sulardan geçecek.

Yeni sistemin uygulanmaya başlamasıyla şu anda kullanılan iki geçici güzergâhın kaldırılması planlanıyor. Bunlardan biri Lark Adası yakınındaki kuzey güzergâhı, diğeri ise Umman karasularında bulunan güney güzergâhı.

İran Devrim Muhafızları'na bağlı Fars Haber Ajansı, geçen haftanın başında bir kaynağa dayandırdığı haberinde, belirli bir geçiş aşamasında gemilerin İran kıyılarına yakın kuzey koridorundan giriş yapacağını ve Umman kıyılarına yakın güney koridorundan çıkacağını bildirdi.

Geçici aşamanın ardından ise mevcut taslağa göre gemi trafiği, girişlerin İran tarafından yönetileceği orta koridora taşınacak. Çıkış trafiğinin yönetimi ise Tahran ve Maskat tarafından ortaklaşa yürütülecek.

Garibabadi, geçici düzenlemenin şartlara ve daha sonra kalıcı bir sisteme geçiş imkânına bağlı olarak iki ila dört ay veya daha uzun süre uygulanabileceğini söyledi.

Tahran, gemilerin giriş ve çıkışlarının onlarca yıldır uygulanan denizcilik düzenlemelerine göre gerçekleştirildiği eski sistemi sona erdirmek ve deniz trafiğinin yönetiminde İran'ın doğrudan rolünü güçlendirmek istiyor.

Washington ise deniz ulaşımının serbest olmasında ısrar ediyor ve İran'a boğaz üzerinde tek taraflı yetki verecek veya İran'ın gemilerden zorunlu ücret almasına imkân sağlayacak herhangi bir düzenlemeye karşı çıkıyor.

Ücretler ve hizmetler

Ücretler konusu da yeni sistem üzerindeki anlaşmazlıkların bir parçası olmayı sürdürüyor. Tahran, gemilerden alınabilecek ücretlerin sigorta, yakıt ikmali ve çevre hizmetleri gibi hizmetlerin karşılığı olacağını ve bunun mutlaka yük değerinin sabit bir yüzdesi şeklinde uygulanmayacağını belirtiyor.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi çarşamba günü ücret konusunun gündeme getirilmesini Basra Körfezi ve Umman Körfezi'nde meydana geldiğini savunduğu çevresel zararla gerekçelendirdi.

Bekayi, onlarca yıllık petrol tankeri trafiğinin yanı sıra savaş ve ABD'nin askeri varlığının deniz kirliliğini artırdığını söyledi.

İranlı sözcü, Hürmüz Boğazı'ndaki ticari deniz ulaşımından yararlanan bütün tarafların çevresel zararların giderilmesine katkıda bulunma konusunda “hukuki ve ahlaki sorumluluk” taşıdığını ifade etti.

Bekayi, bu zararların maliyetini kimin üstlenmesi gerektiğini de sorguladı: Bölgeden ihraç edilen enerjiyi tüketen ülkeler mi, denizcilik sigortası şirketleri mi, yoksa askeri operasyonlara katılan ülkeler mi?

İranlı sözcü, Tahran'ın yeni deniz ulaşım sistemi kapsamında önerdiği çevresel tedbirlerin ayrıntılarını ise açıklamadı.



Hangi Ortadoğu bitti: Amerikan mı yoksa İran mı?

Fotoğraf: Tahran'da İngilizce kitaplar satan kitapçının önünde oturan bir kız (AFP)
Fotoğraf: Tahran'da İngilizce kitaplar satan kitapçının önünde oturan bir kız (AFP)
TT

Hangi Ortadoğu bitti: Amerikan mı yoksa İran mı?

Fotoğraf: Tahran'da İngilizce kitaplar satan kitapçının önünde oturan bir kız (AFP)
Fotoğraf: Tahran'da İngilizce kitaplar satan kitapçının önünde oturan bir kız (AFP)

Refik Huri

Kendini güçlükle tanıyan eski Ortadoğu'da, yeni Ortadoğu başlığı altında hazırlanan senaryolar az sayıda değil. Her senaryo mantar gibi karanlıkta doğuyor ve büyük bir olay, kendisini doğuran başka bir büyük olayı kopyaladığında ışıkta ölüme yaklaşıyor, böylece diğer senaryoların yanında sıralanıyor ve hiçbiri tamamlanmıyor.

Defter uzun. Oslo Anlaşması sonrası, Camp David Barışı ve Vadi Araba Anlaşması basımından İran'daki İslam Devrimi sonrası ve İmam Humeyni'nin “devrimi ihraç etme” iddiası basımına kadar. Keza Sovyetler Birliği'nin çöküşü ve Amerikan tek kutupluluğunun dünyanın zirvesine yükselişi sonrası basımından, “Arap Baharı” devrimleri ve Çin'in yükselişi, Rusya'nın rolünü yeniden kazanmasıyla çok kutupluluğun geri dönüşü sonrası basımına kadar. Bugünkü yeni basım ise “Büyük İsrail”, “Büyük İran” ve “Yeni Osmanlıcılık Türkiyesi” hayallerinin ortasında, İran'a karşı yürütülen ABD-İsrail savaşı sonrasını kapsıyor.

Herkes stratejilerin çatışmasının sonucuna boyun eğmeye mahkumdur, çünkü Başkan Donald Trump, sonuna kadar tek bir karta odaklanmadan bütün kartları aynı anda oynuyor. Robert Keohane ve Joseph Nye'nin “Uzun Amerikan Yüzyılının Sonu” kitabında söyledikleri gibi, anlaşma uğruna savaş, savaş gerektiren barış, “çekme ve itme” olmaksızın güç yoluyla hakimiyet kartlarını oynuyor. Bütünleşik bir stratejisi ya da çıkış stratejisi olmadan İran'la savaş halinde ve bugün yardımcılarından savaş öncesinde ve savaş sırasında görmezden geldiği bir şeyi yapmalarını istiyor: İran'a karşı savaşın “ertesi günü” için bir strateji hazırlamak. Genel hatlarından bu stratejinin aşamalı çalışmak olduğu görülüyor.

İlk önce, 7 Ekim 2023'teki Aksa Tufanı ile Gazze, Lübnan ve İran'daki savaşların ardından yaşanan karışıklıkların sona erdirilmesi aşaması geliyor. Bunu Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki planının hayata geçirilmesi, Suriye ile İsrail arasında güvenlik anlaşmasına varılması, Lübnan ile İsrail arasında üçlü çerçeve anlaşmasının hayata geçirilmesi, İsrail ile Arap ülkeleri arasında İbrahim Anlaşmaları’nın genişletilmesi, ABD'nin bölgedeki müttefikleri arasında İran'ı kontrol altında tutacak bölgesel bir güvenlik sisteminin inşa edilmesi aşamaları takip ediyor. Ancak Amerikalı strateji uzmanı Anthony Cordesman'a göre “savaş sonrası savaş, savaştan daha zordur.” Trump'ın “ertesi gün” stratejisi de kaçışı olmayan dört meydan okumayla karşı karşıya ve sorunlarına çözüm bulmak da kolay değil.

İlk meydan okuma denklemdeki “eksik” Filistin rakamıdır. Filistin devletini içermeyen herhangi bir bölgesel güvenlik sistemi bir güvenlik sistemi değil, çatışma ve savaşların reçetesidir.

İkincisi ise İsrail'in oyundaki “aşırı” rolüdür. Büyük İsrail’i inşa eden bölgesel bir süper güç gibi davranan ülke, Gazze ve Batı Şeria'da genişlemekte, Güney Lübnan ve Güney Suriye'de “tampon bölge” kurmakta ısrar ediyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre

sınırları içinde kendisini güvende görmeyen ve bunun için ilave Arap toprakları işgal etmesi gerektiğini düşünen İsrail, İbrahim Anlaşmaları’ndaki ortaklarına güvenlikleri konusunda nasıl güvence verebilir? İsrail'in ulusal güvenlik stratejisi yalnızca somut tehditlerle yüzleşmeyi değil aynı zamanda herhangi bir Arap gücünün askeri yeteneklerini geliştirmesini önlemek için önleyici savaşlar yürütmeyi gerektiriyorsa, bölgesel güvenlik sistemine nasıl güvenilebilir?

Üçüncü meydan okuma, İran savaşının bir sonuca ulaşamadan durması ve hesaplanmamış bir savaşın ertesi günü için senaryo çizme çabasının beyhudeliğidir. Ya Tahran zafer kazandığını ilan edip, Arap dünyasının tek sahnesi olduğu bölgesel projesini hegemonya, güç ve şantajın ötesine geçen bir çerçevede tamamlamakta ısrar ederse? Peki, ya denklem savaşlara yabancı bir denklemse, yani ABD İran'ı vururken, Tahran da Körfez ülkeleri ve Ürdün'ü vuruyorsa?

Dördüncüsü, ABD'de ekonomik savaş ve ablukanın yanı sıra İran savaşı ve bu savaşta bugüne kadar yaşananlar ile ilgili tartışmalardır. Amerikan Girişimcilik Enstitüsü'nde Dış ve Savunma Politikaları Çalışmaları Direktörü meslektaşımız Corey Schack, Foreign Affairs tarafından yayınlanan bir makalede “Trump'ın hatası”ndan ve ilk çizgileri General Colin Powell tarafından çizilen Savunma Bakanı Caspar Weinberger'in savaş yürütme ilkesini göz ardı etmesinden bahsediyor. George Washington Üniversitesi'nde siyaset bilimi ve küresel sorunlar profesörü Mark Lynch, aynı dergide yayınlanan makalesinde “Amerikan Ortadoğusu'nun bittiğini” söylüyor ve “1991'den bu yana başarılı olan bölgesel sistemin, ABD-İsrail'in İran'a yönelik savaşının kurbanı haline geldiğini” belirtiyor.

Hiçbir şey Devrim Muhafızları'ndaki radikallerin Amerikan kuvvetlerine ve Körfez ülkelerine geniş çaplı bir askeri saldırı düzenlemeyi ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın ABD'ye “oyunun kuralları değişti” demeyi düşünmesini engellemiyor. Elbette Trump ve Netanyahu’nun İran'ın sonunun yaklaştığını ve İran savaşının ardından yeni bir Ortadoğu'nun başlayacağını düşünmelerini de engellemiyor. Ancak gerçek şu ki bölge, tamamlanmamış savaşlar, çatışan stratejiler ve çözümü olmayan krizlerden muzdarip. Stratejilerin çatışmasındaki her yeni Ortadoğu, bizi eski Ortadoğu'ya, onun eksikliklerine ve felaketlerine geri götürüyor. Kimse hangisinin daha tehlikeli olduğunu bilmiyor; eski mi yeni mi?


Yaklaşık bin 500 uçuş iptal edildi: Teknik arıza İngiltere havalimanlarını aksattı

Uçuşları geciken yolcular, başkent Londra’nın batısındaki Heathrow Havalimanı’nın 3 numaralı terminalinde bagajlarıyla birlikte bekliyor ve kuyruk oluşturuyor. (AFP)
Uçuşları geciken yolcular, başkent Londra’nın batısındaki Heathrow Havalimanı’nın 3 numaralı terminalinde bagajlarıyla birlikte bekliyor ve kuyruk oluşturuyor. (AFP)
TT

Yaklaşık bin 500 uçuş iptal edildi: Teknik arıza İngiltere havalimanlarını aksattı

Uçuşları geciken yolcular, başkent Londra’nın batısındaki Heathrow Havalimanı’nın 3 numaralı terminalinde bagajlarıyla birlikte bekliyor ve kuyruk oluşturuyor. (AFP)
Uçuşları geciken yolcular, başkent Londra’nın batısındaki Heathrow Havalimanı’nın 3 numaralı terminalinde bagajlarıyla birlikte bekliyor ve kuyruk oluşturuyor. (AFP)

İngiltere’de yolcular bugün de büyük mağduriyet yaşarken, ülke genelinde yaklaşık bin 500 uçuş iptal edildi. İngiliz hava trafik kontrol kurumu, kaosa yol açan teknik arızayı gidermek için çalışmalarını hızlandırdı.

Uçuş trafiğini takip eden uzman platform Flightradar24, bugün yapılması planlanan 177 uçuşun iptal edildiğini bildirdi. Bu sayı, dün İngiltere havalimanlarından kalkan veya bu havalimanlarına yapılması planlanan yaklaşık bin 300 uçuşun iptal edilmesinin ardından geldi.

 Uçuşları geciken yolcular, Londra’nın batısındaki Heathrow Havalimanı’nın 3 numaralı terminalinde bagajlarıyla bekliyor ve kuyruk oluşturuyor. (AFP)
Uçuşları geciken yolcular, Londra’nın batısındaki Heathrow Havalimanı’nın 3 numaralı terminalinde bagajlarıyla bekliyor ve kuyruk oluşturuyor. (AFP)

İngiltere Ulusal Hava Trafik Hizmetleri (NATS), dün gece yaptığı açıklamada, “sistemde yaşanan bir sorun” nedeniyle meydana gelen aksaklıkların giderilmesi için çalışmaların sürdüğünü belirtti.

NATS, X üzerinden yaptığı açıklamada, “Havayolları ve havalimanlarının bugün yaşanan aksaklıkların ardından normale dönmesine yardımcı olmak için çalışmalar sürüyor.” ifadelerini kullandı. Açıklamada, toparlanma sürecinin “son derece karmaşık” olduğu ve bunun bütün hava ulaşım ağında sorunlara yol açtığı, normale dönüşün zaman alacağı belirtildi.

NATS’ı etkileyen “teknik sorun” nedeniyle İngiltere’den ve İngiltere’ye yapılacak uçuşlar iptal edildi. (AFP)
NATS’ı etkileyen “teknik sorun” nedeniyle İngiltere’den ve İngiltere’ye yapılacak uçuşlar iptal edildi. (AFP)

Heathrow Havalimanı da dün geces yaptığı açıklamada, teknik arıza nedeniyle salı günü askıya alınan inişlerin ardından kalkışların yeniden başladığını duyurdu.

Ancak havalimanı, “aksaklıkların devam etmesini beklediği” uyarısında bulundu ve yolculardan havalimanına gitmeden önce havayolu şirketleriyle uçuş durumlarını kontrol etmelerini istedi.

Arıza, geçen yıl temmuz ayında yaşanan ve İngiltere’ye yönelik ve İngiltere’den yapılan onlarca uçuşun iptal edilmesine yol açan benzer bir teknik sorunun ardından geldi. Söz konusu olay havayolu şirketlerinin yöneticilerinin tepkisine neden olmuştu.

 İngiltere’de havalimanlarında yaşanan yoğunluk ve kaos. (AFP)
İngiltere’de havalimanlarında yaşanan yoğunluk ve kaos. (AFP)

İngiltere’de 2023 yılında da yaklaşık 10 yılın en ciddi hava trafik kontrol sistemi arızası yaşanmış, yüzlerce uçuş gecikmiş veya iptal edilmiş ve 700 binden fazla yolcu etkilenmişti.

Londra’nın batısında bulunan ve İngiltere’nin en büyük ve en yoğun havalimanı olan Heathrow, dün yaşanan arızadan etkilenen havalimanları arasında yer aldığını açıkladı. Başkentin güneyindeki Gatwick Havalimanı da aksaklıktan etkilendi.

Gatwick Havalimanı’ndaki durumu anlatan sağlık sektöründe çalışan Josie Donohue, “Gerçek bir kâbus” ifadesini kullandı.

İrlanda’ya gitmek üzere uçağa binen Donohue, uçakta üç saat boyunca pistte mahsur kaldıktan sonra uçaktan inmek zorunda kaldı.

İngiliz haber ajansı Press Association’a konuşan Donohue, “O havalimanından çıkmak, Alcatraz Hapishanesi’nden kaçmaya çalışmak gibiydi” dedi.

 Uçuşları geciken yolcular, Heathrow Havalimanı’nın 3 numaralı terminalinde bekliyor. (AFP)
Uçuşları geciken yolcular, Heathrow Havalimanı’nın 3 numaralı terminalinde bekliyor. (AFP)

Liverpool, Birmingham ve Edinburgh havalimanları da aksaklıklardan etkilendi. İrlanda’daki Dublin Havalimanı ise onlarca uçuşun iptal edildiğini açıkladı.

British Airways, aksaklıklar nedeniyle 100’den fazla uçuşu iptal etmek veya başka güzergâhlara yönlendirmek zorunda kaldığını, bunun on binlerce yolcuyu etkilediğini bildirdi.

İrlandalı düşük maliyetli havayolu şirketi Ryanair ise 65 binden fazla yolcusunun aksaklıklardan etkilendiğini ve 50’den fazla uçuşu iptal ettiğini açıkladı.

Şampiyonlar Ligi’nde çarşamba günü İtalya’nın güneyindeki Napoli kentinde Napoli ile karşılaşacak Arsenal da takım uçağının gecikmesi nedeniyle maç öncesinde düzenlenmesi planlanan basın toplantısını iptal etmek zorunda kaldı.

 Heathrow, Gatwick, Manchester ve Stansted havalimanları, kısıtlamalar ve gecikmelerden etkilenen havalimanları arasında bulunuyor. (Reuters)
Heathrow, Gatwick, Manchester ve Stansted havalimanları, kısıtlamalar ve gecikmelerden etkilenen havalimanları arasında bulunuyor. (Reuters)

İngiltere Ulaştırma Bakanı Heidi Alexander, X üzerinden yaptığı açıklamada, “Bu olaydan gerekli derslerin çıkarılması ve havacılık sektörünü destekleyen sistemlerin kendilerinden beklenen görevleri yerine getirebilecek durumda olduğuna dair güvence almak için çalıştığını” söyledi.

Buna karşılık Ryanair Operasyon Direktörü Neil McMahon, hava trafik kontrol kurumu NATS’ın Üst Yöneticisi Martin Rolfe’un görevden alınması yönündeki çağrısını yineledi. McMahon, Rolfe’u İngiltere’deki yolcuları bir kez daha “hayal kırıklığına uğratmakla” suçladı.

McMahon, “Artık bardağı taşıran son damla oldu. İngiliz hükümetinin müdahale etmesinin ve bu görevi yerine getirebilecek birini görevlendirmesinin zamanı geldi” dedi.


Somaliland Bölgesi Başkanı İrro'nun Washington'a ilk ziyareti: Somaliland diplomatik kazanç arayışında

Somaliland Bölgesi Başkanı Abdurrahman Muhammed Abdullah (Somaliland Bölgesi Başkanlığı X hesabı)
Somaliland Bölgesi Başkanı Abdurrahman Muhammed Abdullah (Somaliland Bölgesi Başkanlığı X hesabı)
TT

Somaliland Bölgesi Başkanı İrro'nun Washington'a ilk ziyareti: Somaliland diplomatik kazanç arayışında

Somaliland Bölgesi Başkanı Abdurrahman Muhammed Abdullah (Somaliland Bölgesi Başkanlığı X hesabı)
Somaliland Bölgesi Başkanı Abdurrahman Muhammed Abdullah (Somaliland Bölgesi Başkanlığı X hesabı)

İsrail'in geçtiğimiz yıl aralık ayında Somaliland’ı tanıma kararı almasının ardından Kızıldeniz'de stratejik bir limana sahip olan ayrılıkçı bölge için yeni bir statü arayışını sürdüren Somaliland Bölgesi Başkanı Abdurrahman Muhammed Abdullah (İrro), Washington'a ilk ziyaretini gerçekleştiriyor.

Şarku'l Avsat'a konuşan uzmanlara göre geçtiğimiz cumartesi başlayan ve ayın 19'una kadar sürecek olan bu ziyaret, ABD'nin kısa sürede Somaliland’ı tanıma kararı almasa bile diplomatik ve ekonomik kazanımlar elde etmeyi amaçlıyor.

Aden Körfezi'nde 740 kilometre uzunluğunda bir sahile sahip olan ve Afrika Boynuzu bölgesinde Hint Okyanusu'nun Kızıldeniz ile birleştiği stratejik noktada yer alan ayrılıkçı bölge, aynı zamanda stratejik Berbera Limanı'nı barındırıyor. Bölge, 1991 yılında Federal Somali Cumhuriyeti'nden ayrılmasından bu yana, Mogadişu'nun Arap desteğiyle tamamen reddettiği İsrail'in tanıması haricinde hiçbir uluslararası tanınma elde edemedi.

Somaliland Başkanlığı tarafından cumartesi günü yapılan açıklamaya göre 2024 yılının aralık ayında göreve gelen İrro'nun Washington ziyareti, üst düzey ABD'li yetkililerle görüşmeyi, ABD ile stratejik ortaklığı güçlendirmeyi ve uluslararası tanınma sağlamaya çalışmayı amaçlıyor.

Beyaz Saray’ın gözüne girmek için ilk kez çaba sarf edilmiyor. Zira 2022 yılının mart ayında, dönemin Bölge Başkanı Musa Bihi Abdi de tanınma elde etmek amacıyla Washington'a bir ziyaret gerçekleştirmişti.

Somalilandlı siyasi analist Abdülkerim Said Salih, ziyaretin diplomatik kazanımlar elde etmeyi amaçladığını belirterek, ‘ABD'nin Somaliland’ı tanımasının nihai hedef olduğunu’ söyledi. Salih, ziyaretin ayrıca Somaliland'ın başta Berbera Limanı, deniz güvenliği, ticaret, yatırım ve bölgesel istikrar olmak üzere Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz'de ABD'nin stratejik bir ortağı olarak konumunu pekiştirmeyi amaçladığını ekledi.

Salih'e göre İrro'nun önünde iki hedef var. Bunlardan birincisi resmi bir tanımayla dönmek, ikincisi ise resmi tanıma hemen gelmese bile Washington’ın Tayvan ile olan ilişkisine denk; güvenlik, istihbarat, ticaret, yatırım, teknoloji ve diplomatik iletişimi kapsayan bir ortaklık koparmak.

Ulusal Orta Doğu Çalışmaları Merkezi’nden Afrika işleri uzmanı Hüseyin el-Behairy ise ziyaretin temel olarak bölgenin ABD tarafından net ve açık bir şekilde tanınmasını amaçladığını, bölgeyi tanıması ışığında İsrail'in de aynı yönde çabalarının bulunduğunu ifade ederek, ziyaretin şu anda veya yakın gelecekte bir tanınmaya yol açmasa bile bazı diplomatik ve siyasi kazanımlar elde etmesini beklediğini kaydetti.

vfghyju
Somaliland Bölgesi Başkanı, geçtiğimiz haziran ayında Hargeisa’da ABD Misyonu Başkan Yardımcısı ile yaptığı görüşme sırasında (Somaliland Bölgesi Başkanlığı X hesabı)

İsrail Yayın Kurumu, eylül ayının başlarında bu ziyaretten önce İrro'nun, Washington'ı bölgeyi tanımaya ikna etmek amacıyla ilk resmi ziyaretini gerçekleştirmek üzere Washington'a varacağını duyurmuştu.

Geçtiğimiz ağustos ayının sonlarında İrro, İngiliz dergisi The Economist’e yaptığı açıklamada, Washington'ın yanı sıra İsrail'e de güvenlik avantajları sunmaktan bahsederek, bölge yönetiminin ‘eğer ilgileniyorlarsa’ İsrail ve ABD'ye sahil kenti Berbera'da askeri üsler sağlamaya hazır olduğunu söyledi. ABD'den bu teklife ilişkin herhangi bir yorum gelmedi.

Özellikle Haziran 2025'te ABD'nin bölgedeki varlığı dikkat çekiciydi. Somaliland Cumhurbaşkanlığı, X platformundaki hesabından, bölge yönetiminin ‘Büyükelçi Richard Riley başkanlığında ve ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) Komutanı Michael Langley'in katılımıyla ABD'den üst düzey bir heyeti kabul ettiğini, ortak güvenlik, denizcilik ve savunma çıkarlarının ele alındığını, ayrıca güvenlik iş birliği ve savunma kabiliyetlerini artırmak için gerekli altyapı kapasitesini değerlendirmek üzere Berbera sahil kenti ziyaret edildiğini" açıklamıştı.

İrro, geçtiğimiz haziran ayında ABD Misyon Başkan Yardımcısı ve Maslahatgüzar Justin Davies'i kabul etmiş güvenlik, ticaret ve yatırım alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesinin yanı sıra ortak stratejik çıkarlara odaklanan görüşmeler gerçekleştirmişti.

Mogadişu daha önce Etiyopya'nın bölgedeki Berbera Limanı'nı kiralamasını reddetmişti. Somali Devlet Başkanı Hasan Şeyh Mahmud, 2024 şubatında The Washington Post gazetesine verdiği bir röportajda, Trump'a yakın bazı kişilerin onu Somaliland'ı resmi olarak tanıması için yönlendirmeye çalıştığı konusunda uyararak, "Bu durum Afrika kıtasının sınırlarını değiştirmek için bir tehdit oluşturabilir" vurgusunu yapmıştı.

Bu liman kartının önemi ışığında Salih, Washington'un bölgeyi açıkça tanımaya veya bunu görüşmeye olan hazırlığının, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu'ndaki Amerikan çıkarları açısından artan stratejik önemi yansıttığını kabul ediyor. Somaliland de bunu idrak ederek diplomatik kazançlar elde etmek için bu doğrultuda harekete geçiyor.

Bu karta rağmen Behairy, ABD yönetiminin şu anda bölgeyi tanımasının önünde bazı zorluklar olabileceği görüşünde. Bunların başında, mevcut yönetimin Eş-Şebab Hareketi’nin terörüne karşı verdiği destek gölgesinde Somali devletiyle dengeli ilişkiler kurmayı amaçlayan bir dış politika benimsemesi ve Washington'un şu anda Somali'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini destekleyen Arap ve Müslüman ülkelerini kızdıracak tutumlar uyandırmak istememesi geliyor.