Ekrem İmamoğlu: Rakibimizle aramızdaki fark 25 bin 158

Ekrem İmamoğlu: Rakibimizle aramızdaki fark 25 bin 158
TT

Ekrem İmamoğlu: Rakibimizle aramızdaki fark 25 bin 158

Ekrem İmamoğlu: Rakibimizle aramızdaki fark 25 bin 158

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu, Binali Yıldırım ile aralarındaki oy farkının 25 bin 158 olduğunu belirterek, "Sonuçların yüzde 99.95’i girilmiştir. 4 Milyon 168 bin 546 bize verilen oy. 4 milyon 142 bin 791 rakibimize verilen oy" dedi. 
CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu, düzenlediği basın toplantısıyla seçim sonuçlarını değerlendirdi. 
"Rakibimizle aramızdaki fark 25 bin 158" 
AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım ile aralarındaki oy farkının elde ettikleri sonuçlara göre 25 bin 158 olduğunu söyleyen İmamoğlu, "Bizim için en değerli durum bugün itibariyle YSK’nı bir ara açıklamayla bizim de açıklamış olduğumuz sonuçları toplumla paylaşmış olması, demokrasimiz adına çok değerliydi. O bakımdan YSK’ya teşekkür ediyorum. YSK’nın son girişi ile beraber 16 sandık kalmıştır. Sonuçların yüzde 99.95’i girilmiştir. 4 Milyon 168 bin 546 bize verilen oy. 4 milyon 142 bin 791 rakibimize verilen oy. Aradaki Fark 25 bin 755. Bizim elde ettiğimiz veriye çok yakın bir veri gözükmekte. Belli ki de bu aradaki fark kalan 16 sandıkla beraber örtüşecektir" diye konuştu. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın balkon konuşmasında bahsettiği 4.5 yıllı icraat sürecine atıfta bulunan İmamoğlu, "Türkiye’nin bu gündeme odaklanması ve süreci bu şekilde yönetmesi Türkiye lehine olacaktır. Bu açıklamayı kendileri yapmıştır. Biz de açıklamanın bu kısmını özenle dinledik, şahsım adına takdirle karşıladım. İstanbul’a bir an önce hizmete başlamak istiyoruz. İstanbul’un ihtiyaçlarını hızlıca karşılamak adına Türkiye’nin her kurumu ve kuruluşu ile iş birliği istiyoruz. Türkiye bir an önce normalleşsin, bir an önce insana hizmet etme odaklı bir süreç başlasın. Sayın Cumhurbaşkanı ile bu tanımlamalarında aynı fikirde olduğumuzu, bir an önce bu sürecin başlamasını diliyorum" şeklinde konuştu. 
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarını da takdirle karşıladığını söyleyen İmamoğlu, "Sayın Bahçeli ’1 oyla bile seçim kazanılır’ tanımlaması bu günün gündeminin bir parçasıdır. Sayın Bahçeli’nin tanımına göre tam 26 bin katıyla sürece hazır olduğumuz gözüküyor. Sayın Bahçeli’nin demokrasi sürecini destekleyen bu açıklamasını da takdirle karşılıyorum" ifadelerini kullandı. 
"İnanıyorum bana AK Partili seçmen de, HDP’li seçmen de, Saadet Partili seçmen de, MHP’li seçmen de oy vermiştir" 
İstanbul’da seçmenin her kesiminden oy aldığını söyleyen İmamoğlu, "İnanıyorum bana AK Partili seçmen de oy vermiştir, HDP’li seçmen de oy vermiştir, Saadet Partili seçmen de oy vermiştir, MHP’li seçmen de oy vermiştir. Bütün partiler oy vermiştir. Bütün partilerin seçmeninin oy verdiği bir insan olarak kimseyi birbirinden ayırt etmeyeceğim sözünü vererek, o sandığı atılan tüm oyları kendine atılmış kabul ederek bütün İstanbullulara teşekkürü borç biliyorum" dedi. 
"Şu an itibariyle Anadolu Ajansı verisinde de nihayet İstanbul kırmızı renge boyanmıştır" 
Anadolu Ajansı verilerinin de sisteme girildiğini vurgulayan İmamoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: 
"Şu an itibariyle Anadolu Ajansı verisinde de nihayet İstanbul kırmızı renge boyanmıştır. Doğrular er ya da geç ortaya çıkar. Şu ana kadar çok büyük telafisi olmayan hatalar yapılmamıştır. Hatalardan geri dönmek de önemlidir. Konuşur, uzlaşır dertleşiriz. Ben bu ülkenin her kurumu ile dertleşmeye hazır bin insanım. Bu ülkenin aydınlık bir geleceğe akılla, bilimle, ilimle, irfanla yürümesini çok önemsiyorum. İyi yetişmiş bir Türkiye’nin dünyada büyük izler bırakacağını biliyorum. Bu ülke kolay kurulmamıştır. Hala birçok sıkıntı yaşamaktayız. Önümüzde aydınlık bir geleceğe birlikte koşmalıyız. Bütün bu sürecin olgunlaşmasıyla beraber toplumumuzun tüm değerlerine, maneviyatına, inançlarına, etnik kökenlerine, kültürüne saygı duyan, İstanbul’da bunu her yönüyle yaşatan bir kişi olacağımın sözünü veriyorum. Biz büyük bir milletiz ama hep birlikte büyük bir milletiz, ayrışarak büyük millet olamayız" 
Ekrem İmamoğlu açıklamalarının ardından gazeteciler sorularını yanıtladı. İmamoğlu "CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştünüz mü" sorusuna, "Sayın Genel Başkanımla çok sık görüşen birisiyim. Her anımızı paylaşırız, sohbet ederiz. Belli olmaz nerede buluşacağımız" diyerek yanıt verdi. 
"Kürt vatandaşlarımla samimi bir bağım var" 
İmamoğlu İstanbul’da Kürt kökenli vatandaşlardan aldığı oyların sorulması üzerine ise şunları söyledi: 
"Benim Kürt vatandaşlarımla samimi içten bir bağım var. Bu bugüne dair değildir. Sadece Kürt vatandaşlarıma dönük de değildir. İstanbul’da yaşayan herkese karşı aynı oranda ve yakınlıktadır tavırlarım. Bu süreçte gerçekten daha samimi ve daha içten bağımız oldu. Süreçte bazı dillerin konuşulmasından dolayı ben de başkaları da yaralandı. Bu seçmen ile olan bağımızı içselleştirdi. Sadece Kürt vatandaşlarıma dair değil, hangi yaralar varsa açılmış bunların tedavisi için her kitle ile, etnik köken ile inanç gurubu ile ayrı ayrı görüşeceğiz. Bu konularda çok demokratik bir süreci İstanbul’a yaşatacağım" 
İstanbul’u kazanmayı, şehirde yaşayan 16 milyon insanın gönlünü kazanmak olarak gördüğünü söyleyen İmamoğlu, tek hedefinin 16 milyon insana güzel bir hizmet sunmak olduğunu, başka bir dil ve başka bir siyasi süreci İstanbul’a yaşatacağını kaydetti. 
"Hatadan geri dönmek de bir erdemdir" 
İmamoğlu "Anadolu Ajansı ile ilgili suç duyurusu olacak mı" sorusuna "Sözlü suç duyurusuna bulunduk. Şu an karşılık bulmak beni mutlu etti. Hatadan geri dönmek de bir erdemdir. Kucaklaşırız, hasbihal ederiz. Türkiye’nin kuruluşu ile var olan Anandolu Ajansı’nın iyi olmasını istiyorum. Bundan daha güzel bir temenni olamaz. Tüm ajanslar için, tüm kuruluşlar için. Benim sözüm istiyorum ki ne söyleniyorsa çıksın. Sadece benim değil herkesin sözü çıksın. Bu bağlamda çok köklü kurumlar var, herkesin sorumluluğu var" şeklinde yanıt verdi. 
"Binali Bey’den tebrik telefonu almadım ama alacağımı düşünüyorum" 
Bir gazetecinin sorusu üzerine AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım’dan henüz bir tebrik telefonu almadığını söyleyen İmamoğlu, "Şimdilik almadım ama alacağım diye düşünüyorum. Rakibim nazik bir insan, devlet nezaketini bilen bir insan. Daha önce hem aile duygularımızı paylaştığımız, hem birbirimizi tebrik ettiğimiz görüşmelerimiz oldu. Ben nezaketli bir şekilde kendisinin planlayacağı biçimde böyle bir talebi olacağını düşünüyorum. Yakın zamanda ararlar diye düşünüyorum. Binali Bey’den öyle bir tavır bekliyorum" açıklamalarında bulundu. 



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe