Küresel köyün yollarında dolaşan çağdaş Sokrates: Slavoj Zizek

Slavoj Zizek
Slavoj Zizek
TT

Küresel köyün yollarında dolaşan çağdaş Sokrates: Slavoj Zizek

Slavoj Zizek
Slavoj Zizek

O, bazılarına göre “Batı'nın en tehlikeli filozofu”, bazılarına göre ise “felsefenin Elvis Presley’i…’
Öğrencileri onu, gençleri alışılagelmişliğin arka planındaki karmaşıklığı aramayı ve demagojileri kabul etmek yerine sorular sormayı öğretmek için küresel köyün yollarında dolaşan çağdaş Sokrates olarak tanımlıyor. Öte yandan ona karşı çıkan muhafazakârlardan Marksistlere, liberallerden eşcinsellere çeşitli kesimlerden geniş bir kitle var. Hatta son dönemde ortaya çıkan “#Me_Too” (Ben de) hareketi de buna dahil.
1949 doğumlu olan Slovenyalı filozof Slavoj Zizek, her zaman felsefenin siyaset, psikanaliz ve popüler kültürle kesişme noktasında yer aldı.
Ancak Zizek’in tanınması, 1979'dan bu yana Avrupa’daki ve ABD’deki en iyi üniversitelerde araştırma görevlisi ve profesörlük yaparak edindiği akademik kariyer sayesinde olmadı. Kendisi bu şöhrete büyük bir kısmı dünya dillerine çevrilmiş 50’den fazla kitap yayınlayarak, belgesel filmleri çekerek ve derslere bizzat katılarak, hiç durmadan çalışarak kavuştu.
Sahip olduğu eğlenceli yapısı, dünyanın dikkatlerini üzerine çekerken aynı zamanda derin ve cesur diyalektik fikirleriyle ilgilenmeyen birçok kişinin de kendisini takip etmesini sağladı.
Lubyana Üniversitesi’nin Marksist eleştirel ideolojisi ve Frankfurt ekolünün teorik atmosferinden gelen bir entelektüel olarak yola çıkan Zizek doktorasını eski Yugoslavya Devlet Başkanı Josip Broz Tito rejimine karşı barışçıl siyasi mücadeleye ilişkin teziyle, 1981 yılında aldı. Fransız filozof Louis Althusser gibi  ülkesindeki gazetelerden birinde, Alman idealizm kavramlarını neo-Marksizm düşünceleriyle harmanlayan haftalık makaleler kaleme aldı. Bu makaleler, verdiği derslerle birlikte, sosyalist sisteme karşı öğrencilerin teorik farkındalıklarının şekillenmesinde önemli bir rol oynadı.
Yugoslavya'nın dağılmasının ardından, 1990 yılında, Liberal Demokrat Parti tarafından Slovenya Devlet Başkanlığı’na aday gösterildi. Ancak seçimleri küçük bir farkla kaybetti.
Zizek’in bir sonraki fikir merkezi Fransa oldu. Ancak onu başkent Paris’in ışıkları değil, Fransız Jacques Lacan gibi psikanaliz alanında çalışan entelektüeller buraya çekmişti. Paris'te psikanaliz alanında “Lacancı Yaklaşım” üzerine doktora derecesi aldı. Bu yaklaşım, Hegelyanizm ve Marksizm felsefesinin yanı sıra “Zizekci” felsefe sistemi olmak üzere üç sacayağı üzerine kurulu.
Zizek’in ortaya koyduğu eserleri, yazıları, yayınlanan kitapları ve bilimsel makaleleri üç kategoriye ayrılıyor. Ürettiklerinin başında  felsefesi, siyaseti, nihai tutumlardan ziyade kışkırtıcı ve düşündürücü bulduğu görüşü ve popüler kültür ile çağdaş sanata getirdiği eleştiri var. Bunların yanı sıra yazdığı 50’ye yakın film senaryosuyla da adeta bağımsız bir sinema ekolü kuran Zizek’in kitaplarından başlıcaları 1989 yılında kaleme aldığı “İdeolojinin Yüce Nesnesi” ve 2014’te kaleme aldığı ve kişisel felsefi görüşünün bir özeti olan “Absolute Recoil” adlı kitaplarıdır. İki kitap arasında Hegel'in ve onun diyalektiğinin derin etkisinin yanı sıra Lacancı yaklaşıma göre yeni olayların bir insanın geçmişte yaşadıklarını farklı bir bağlamda yeniden anlamlandırmasını görebilirsiniz. 70 yaşındaki Zizek, artık felsefenin öldüğü ve yerini modern bilimin aldığı düşüncesine daha yakın duruyor.
Bununla birlikte siyasi yazıları Zizek’in kaleme aldığı eserlerin en popüler olanlarıdır... Zizek bu metinlerde olaylardaki gelişmelere ve konumlarına ilişkin izlenimleriyle kapitalist sisteme eleştiriler getiriyor. Bu metinler hem sağ hem de sol kanattan eleştiriler alıyor. Zizek’in Filistin meselesi konusundaki tutumu buna klasik bir örnek olabilir. Bazı Araplar ona İsrail Siyonizminin sempatizanı diyerek saldırırken İsrailli gazeteler onu antisemitizmin tehlikeli bir versiyonu olarak nitelendirdi. Aynı şekilde Batı medyasına “Arap Baharı” adını verdiği kanlı olayları okumadaki tutumunun yeterli derinliğe sahip olmadığı ve tutarsız olduğu eleştirisi getirdi.
Zizek, İtalyan meslektaşı Antonio Negri ve Fransız meslektaşı Alain Badiou gibi iki büyük filozofun yanı sıra popüler kültür yıldızı Kanadalı gazeteci Gordon Peterson, Amerikalıların başlattığı "#Me_Too" hareketi ya da Jacques Derrida ve Jean-François Lyotard gibi çağdaş düşüncenin kurucuları tarafından pek sevilmedi. Bu karşılaşmalar, çok sayıda izleyici ve okurun ilgisini çekerken Zizek adeta ünlü bir rock yıldızına dönüştü.
Evinde çektirdiği fotoğrafta, arka planda Joseph Stalin'in portesinin görülmesi sebebiyle büyük bir linç kampanyasına maruz kaldı.
Kapitalizmi eleştirmekten ve insan ruhuna dokunmaktan bıkmayan Zizek, aynı zamanda insanoğlunu kapitalist sistem altında yaşama karanlığından kurtarmanın ve daha sonra komünizmi getirmenin iyimserliğini de hep taşıdı. Bununla birlikte Zizek’e göre komünizm kavramında anlam kaymaları bulunuyor.
Zizek her ne kadar şeker hastalığı nedeniyle çalışmalara ve tartışmalara ayıracağı vakti azaltmış olsa da bu durum onun fikirlerini veya olaylara yönelik bakış açısını aktarmasını engellemiyor. Bu nedenle belki de bu, 70 yaşındaki filozofun en verimli dönemi olabilir. İngiltere merkezli The Spectator dergisinde kaleme aldığı Meksika'nın Oscar ödüllü filmi “Roma” ile ilgili eleştirisi, okurların büyük ilgisini çekti. Makalenin derginin internet sitesinde yayınlanmasından kısa bir süre sonra neredeyse sitenin çökmesine neden olacak yoğunlukta trafik yaşanması bunun bir göstergesiydi.
Okurları elbette Zizek’in solcu eğiliminden haberdar. Fakat hiçbir sağ görüşlü filozofun onun gibi tüm kesimlerden takipçisi olmadığı da ortada. Öyle ki Zizek, muhafazakâr kesimi kışkırtıcı cesaretiyle şaşırtmanın verdiği mutluluk için ücret almadan dahi kitap yazabilir.
 
 
 
 
 
 



Gişe rekortmeni Backrooms'un devamı gelecek mi?

Backrooms'da terapist Dr. Mary Kline'ı canlandıran 38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)
Backrooms'da terapist Dr. Mary Kline'ı canlandıran 38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)
TT

Gişe rekortmeni Backrooms'un devamı gelecek mi?

Backrooms'da terapist Dr. Mary Kline'ı canlandıran 38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)
Backrooms'da terapist Dr. Mary Kline'ı canlandıran 38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)

21 yaşındaki yönetmen Kane Parsons, ilk uzun metrajlı filmi Backrooms'un yaz aylarında yakaladığı gişe başarısını değerlendirdi.

Parsons, cumartesi günü Zürih Film Festivali kapsamında düzenlenen zirvede, sektör temsilcileriyle 2026 gişesini konuştu. Parsons'ın Backrooms'la, YouTube'da tanınan Curry Barker'ın da Saplantı'yla (Obsession) yakaladığı başarı, iki genç yönetmeni Hollywood'un gündemine taşıdı.

Sosyal medya ve çevrimiçi platformlar çağında izleyiciyi sinemaya çekmenin konuşulduğu oturumda Backrooms yönetmeni Kane Parsons'a, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi (AMPAS) CEO'su Bill Kramer, Mattel Studios Başkanı ve İçerikten Sorumlu Üst Yöneticisi Robbie Brenner'la Sony Pictures Classics Eş Başkanı Michael Barker eşlik etti.

Başrollerini Renate Reinsve ve Chiwetel Ejiofor'un paylaştığı A24 yapımı Backrooms'u bir korku filmi olarak görmediğini söyleyen Parsons, şöyle konuştu:

Backrooms'u bir korku filmi gibi yönetmedim ve projeye bu gözle bakmıyorum. Pazarlama açısından filme böyle bir etiket koymak en kolay yol olabilir; insanlara filmi nasıl değerlendireceklerine dair bir çerçeve sunuyor. Ancak gelecekteki projelerimde bu tür etiketlerden olabildiğince uzak durmaya ve kontrolüm altında olan kısımlara odaklanmaya çalışacağım. Böylece bu tür kalıpların üzerimdeki etkisi sanırım azalacak.

Filmin pazarlama ve dağıtımı hakkında konuşan Parsons, vizyona girmeden önce izleyicilerin nasıl tepki vereceğini kestiremediklerini söyledi.

YouTube'daki Backrooms videolarını yıllardır izleyen kitlenin tepkisini öngöremediklerini söyleyen Parsons, "Fragman yayımlanır yayımlanmaz insanlarda 'Bakalım Hollywood bu işi nasıl berbat etmiş' merakı ya da en azından büyük bir merak duygusu tetiklendi. Tanıdıkları o temel fikrin hakkını verdiğimizi düşünmek hoşuma gidiyor" ifadelerini kullandı.

Mayısta vizyona giren film, dünya çapında 400 milyon doları aşkın hasılat elde ederek beklentileri aştı. Zürih'teki panelde Backrooms'un başarısı, genç izleyicilerin sinema salonlarına ilgisinin bir örneği olarak gösterildi.

Hollywood'un bilinen markalara ve devam filmlerine yönelme eğilimine değinen Parsons, "İnternette zaten var olan, ancak tek bir merkezin kontrolünde olmayan bir fikrin karşılık bulduğunu gördük. İnsanların aradığı şey de bu yenilik: Çok sık kullanıldığı için etkisini yitiren kültürel ikonlardan uzaklaşmak" dedi.

Akademi CEO'su Bill Kramer ise YouTube ile sinemaya gitme alışkanlığı arasında bu derece güçlü bir bağ olduğunu daha önce tahmin etmediklerini vurguladı. 

Kramer, "Bu yazdan çıkardığım en büyük ders bu oldu. Gençlerin sinema salonlarına geri döndüğünü görmek sektörün geleceği adına bana büyük bir umut veriyor. Akademi Müzesi'nden bilet alanların yarısından fazlası 40 yaşın altında; salonlarımız da doluyor. İnsanlar filmleri sinemada izlemeyi seviyor; ihtiyacımız olan tek şey yeni izleyiciler kazanmaktı. Sen de bu yaz bunu başardın" diyerek Parsons'ı tebrik etti.

Backrooms, hastası kaybolduktan sonra boyutlar arası bir evrene adım atan terapist Dr. Mary Kline'ın (Reinsve) hikayesini konu alıyor. Yapım, Parsons'ın henüz ergenlik yıllarında YouTube'da başlattığı ve fenomene dönüşen serisinden uyarlandı.

Devam filmi ihtimali sorulduğunda ise temkinli davranan Parsons, "Zaman gösterecek" demekle yetindi.

Zürih Film Festivali, 24 Eylül-4 Ekim'de gerçekleşiyor.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Deadline


Örümcek-Adam'ın yönetmeni yeni Star Wars üçlemesine hazırlanıyor

Yıldız Savaşları evreninin merkezi figürlerinden Darth Vader, sinema tarihinin en ikonik kötü karakterlerinden biri (LucasFilm)
Yıldız Savaşları evreninin merkezi figürlerinden Darth Vader, sinema tarihinin en ikonik kötü karakterlerinden biri (LucasFilm)
TT

Örümcek-Adam'ın yönetmeni yeni Star Wars üçlemesine hazırlanıyor

Yıldız Savaşları evreninin merkezi figürlerinden Darth Vader, sinema tarihinin en ikonik kötü karakterlerinden biri (LucasFilm)
Yıldız Savaşları evreninin merkezi figürlerinden Darth Vader, sinema tarihinin en ikonik kötü karakterlerinden biri (LucasFilm)

8 yıldır bağımsız hikayelerle genişleyen Yıldız Savaşları (Star Wars) evreninde yeni bir üçleme hazırlanıyor. Projenin Skywalker hikayesini sürdürüp sürdürmeyeceği ise henüz net değil.

Sektör basınındaki haberlere göre Lucasfilm, yeni Yıldız Savaşları üçlemesinin ilk filmi için Star Wars: Skeleton Crew'un yaratıcılarından Jon Watts'ı yönetmen olarak seçti. Filmin senaryosunu ise Simon Kinberg kaleme alıyor.

Tom Holland'ın başrolünde yer aldığı 2017 yapımı Örümcek-Adam: Eve Dönüş (Spider-Man: Homecoming), 2019 tarihli Örümcek-Adam: Evden Uzakta (Spider-Man: Far From Home) ve 2021'de çıkan Örümcek-Adam: Eve Dönüş Yok'tan (Spider-Man: No Way Home) oluşan üçlemeyle adını duyuran Jon Watts, bu hamlesiyle George Lucas, Irvin Kershner, Richard Marquand, J.J. Abrams ve Rian Johnson gibi isimlerin yer aldığı Yıldız Savaşları yönetmenleri kervanına katılmış oldu. 

Yönetmenin kurucusu olduğu prodüksiyon şirketi Freshman Year ve yapımcı Dianne McGunigle, 2024'te Walt Disney Studios'la anlaşma imzalamıştı. 

Watts ayrıca 2024'te Christopher Ford'la birlikte, Jude Law'un başrolünde yer aldığı ve Yeni Cumhuriyet döneminde geçen Disney+ dizisi Skeleton Crew'u hayata geçirmişti.

Yeni filmin senaryosunu yazan Oscar adayı Simon Kinberg ise X-Men serisindeki senaristlik, yapımcılık ve yönetmenlik çalışmalarıyla tanınıyor. Kinberg'ün projede yer alacağı ilk duyurulduğunda bu tercih sektörde sürpriz olarak karşılanmıştı.

Skywalker efsanesinin 9. ve son filmi olan J.J. Abrams imzalı Star Wars: Skywalker'ın Yükselişi (Star Wars: The Rise of Skywalker), 2019'da gösterime girmişti.

Yeni üçlemenin Skywalker hikayesiyle bağlantısının ne olacağı henüz açıklanmadı.

Independent Türkçe, Variety, Deadline, The Wrap, Knight Edge Media


Emmy ödüllü yıldız The Last of Us'ın üçüncü sezonuna katıldı

The Last of Us'ın ilk iki sezonu, dünyayı kasıp kavuran bir mantar salgını sonrasında hayatta kalma mücadelesi veren Joel ve Ellie'nin hikayesini anlatıyordu (HBO)
The Last of Us'ın ilk iki sezonu, dünyayı kasıp kavuran bir mantar salgını sonrasında hayatta kalma mücadelesi veren Joel ve Ellie'nin hikayesini anlatıyordu (HBO)
TT

Emmy ödüllü yıldız The Last of Us'ın üçüncü sezonuna katıldı

The Last of Us'ın ilk iki sezonu, dünyayı kasıp kavuran bir mantar salgını sonrasında hayatta kalma mücadelesi veren Joel ve Ellie'nin hikayesini anlatıyordu (HBO)
The Last of Us'ın ilk iki sezonu, dünyayı kasıp kavuran bir mantar salgını sonrasında hayatta kalma mücadelesi veren Joel ve Ellie'nin hikayesini anlatıyordu (HBO)

HBO'nun fenomen dizisi The Last of Us'ın üçüncü sezon kadrosuna John Goodman'la oyunlarda rol alan Laura Bailey ve Ian Alexander katıldı.

Aynı adlı PlayStation oyun serisinden uyarlanan, kıyamet sonrası Amerika'da geçen dizide Goodman, kendilerine "Karayolu Kahramanları" adını veren iki kişiden Joey'yi canlandıracak.

Joey'nin yol arkadaşı Paco'yu ise Ian Alexander canlandıracak. Alexander, The Last of Us Part II'de Lev'i canlandırmıştı. 25 yaşındaki oyuncu ayrıca bilimkurgu dizisi The OA'de Buck Vu karakteriyle izleyici karşısına çıkmıştı.

Laura Bailey ise dini bir tarikatın liderlerinden Elizabeth rolüyle kadroya dahil oluyor. The Last of Us Part II'de Abby'yi canlandıran Bailey, 2023 yapımı video oyunu Marvel's Spider-Man 2'de Mary Jane Watson'ı seslendirmişti. 45 yaşındaki Bailey, The Legend of Vox Machina adlı animasyon dizisinin seslendirme kadrosunda da yer alıyor.

Craig Mazin'in dizi sorumluluğunu üstlendiği yapımın üçüncü sezonuyla 2027'de dönmesi bekleniyor. Bu sezonun dizinin finali olabileceği de konuşuluyor.

Üçüncü sezon kadrosuna daha önce katıldığı açıklanan isimler arasında Clea DuVall, Patrick Wilson, Jason Ritter, Jorge Lendeborg Jr., Michelle Mao ve Kyriana Kratter yer alıyor.

Önceki sezonlardan tanıdığımız ve yeni sezonda da izleyeceğimiz isimler arasında ise Kaitlyn Dever, Bella Ramsey, Isabela Merced, Gabriel Luna ve Jeffrey Wright bulunuyor. 

74 yaşındaki Goodman, Tom Cruise'un başrolünde olduğu ve 2 Ekim'de vizyona girecek Digger'da ABD Başkanı Compson'ı da canlandıracak.

Popüler oyun serisinden uyarlanan The Last of Us, küresel bir salgının dünyayı yıkıma uğrattığı ve insanların büyük bölümünü zombi benzeri yaratıklara dönüştürdüğü bir gelecekte geçiyor.

Diziyi Craig Mazin ve oyunun yaratıcısı Neil Druckmann birlikte geliştirdi.

Druckmann'ın üçüncü sezon öncesinde dizinin yapım ekibinden ayrıldığı açıklanmıştı. Mazin de yeni sezonda senarist ve yönetici yapımcı görevlerinin yanı sıra dizi sorumluluğunu tek başına üstlenecek.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter