​İran’da Haşdi Şabi birlikleri tartışması

Afgan Fatimiyyun Tugayı’na bağlı bir kanal, dün üyelerinin İran’ın batısındaki Luristan Eyaleti’nde görüntülendiği resimler yayınladı
Afgan Fatimiyyun Tugayı’na bağlı bir kanal, dün üyelerinin İran’ın batısındaki Luristan Eyaleti’nde görüntülendiği resimler yayınladı
TT

​İran’da Haşdi Şabi birlikleri tartışması

Afgan Fatimiyyun Tugayı’na bağlı bir kanal, dün üyelerinin İran’ın batısındaki Luristan Eyaleti’nde görüntülendiği resimler yayınladı
Afgan Fatimiyyun Tugayı’na bağlı bir kanal, dün üyelerinin İran’ın batısındaki Luristan Eyaleti’nde görüntülendiği resimler yayınladı

İran’da yaşanan sel felaketi, başta Haşdi Şabi olmak üzere İran Devrim Muhafızları’na (DMO) yakın çok uluslu milislerin varlığıyla ilgili tartışmaları “kamuoyu" sorununa dönüştürürken rejime yakın medya kuruluşları, çok uluslu milislerin İran'ın batısında sel baskınlarının yaşandığı bölgelere girişini savunmak için geniş bir medya kampanyası başlattı. Keyhan gazetesi, milislerin konvoylarına giriş izni verilmesini eleştirenlere sert yanıt verdi.
DMO’ya yakın medya kuruluşları, Iraklı, Pakistanlı ve Afgan milislerin bulunduğu Haşdi Şabi konvoylarının batı eyaletlerine konuşlandırılmasını savunan Keyhan gazetesini desteklerken Mardom Salari gazatesi tartışmanın boyutlarına dikkati çekti.
İran hükümeti tüm eleştirilere rağmen Iraklı Haşdi Şabi gruplarının Mehran ve Şelamice sınır kapılarından girişiyle ilgili sessizliğini korurken, İran Dini Lideri’ne yakınlığıyla bilinen Keyhan gazetesi, bunun DMO’nun dış operasyonlar kolu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Sülemani tarafından talep edildiğini söyledi.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Haşmetullah Felahetpişe Haşdi Şabi’nin İran’a girişine yönelik eleştirileri yersiz bularak İçişleri Bakanlığı'nın Haşdi Şabi birliklerinin girişini koordine ettiğini, bunun “yasalara ve kararlara uygun” olduğunu söyledi.
Bununla birlikte Ahvaz Milletvekili Ali Sari, bu tür bir koordinasyonların genellikle yurt dışı birimi olan Kudüs Gücü aracılığıyla yapıldığını belirterek Haşdi Şabi birimlerinin varlığının veya silah ve mühimmat taşımasının nasıl koordine edileceğinin bilinemeyeceğini kaydetti.
Ülkedeki yabancı milisler ile ilgili tartışma DMO’nun ABD tarafından terör örgütleri listesine eklenmesinin ardından başladı.
İran haber ajansları, Haşdi Şabi komutanlarından Ebu Mehdi Mühendis komutasındaki Haşdi Şabi birliklerinin, İran’ın petrol zengini olan güney batı bölgelerinin merkezlerine konuşlandırıldığını aktardılar. Öte yandan İran basınına göre Arap nüfusun yoğun olduğu batı vilayetlerinde suyun yanlış yönetilmesi sonucu 500 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Haşdi Şabi komutanı Mühendis yaptığı açıklamada, Haşdi Şabi güçlerinin selden etkilenen bölgelere yardım için İran topraklarına girdiğini belirtti.
Yabancı milisler, Kudüs Gücü Komutanı Süleymani’nin selden etkilenen sınır bölgelerine yaptığı inceleme ziyaretinden birkaç gün sonra bölgeye gelirken Süleymani incelemeleri sırasında, Kudüs Gücü'nün Suriye'deki rolünü tanımlamak için kullandığı bir terime atıfta bulunarak Haşdi Şabi güçlerine “kutsal yerleri koruma” çağrısında bulunmuştu.
Öte yandan İranlılar sosyal medya üzerinden, DMO’nun müttefiki olan grupların İran’daki varlığının ve devletin politikalarına karşı çıkan vatandaşlar üzerinde baskının artmasının sebeplerini sorgulayan paylaşımlarda bulundular.
Ülkedeki son durum, İranlılar arasında yurt dışında faaliyet gösteren İranlı gruplarla ilgili bölünmelere ve İran toprakları dışında savaşlara girilmesi, ölen askerlerin sayısının belirsizliği ve bu faaliyetlerin İran ekonomisine yönelik olumsuz sonuçları gibi büyük tartışmalara neden oldu.
Haşdi Şabi birliklerinin gelişi, Ahvaz’daki Arap nüfus ile hükümet arasında, Petrol Bakanlığı’nın Huveyze’nin güney bölgelerinde petrol yataklarının batırılmasına karşı çıkması sonucu bölgenin sular altında kalmasının ardından büyük tartışmaların yaşandığı bir döneme denk geldi.
Diğer yandan Keyhan gazetesi, Haşdi Şabi’nin İran’a geliş sebepleriyle ilgili bir haber yayınlayan İran Öğrenci Haber Ajansı’nı (İSNA) eleştirerek Haşdi Şabi’nin sel baskınlarıyla mücadele için ülkeye girdiğini kaydetti. Bununla birlikte Keyhan gazetesi, Haşdi Şabi’nin selden etkilenen bölgelerde yardımcı olmak için geldiğini belirten “BBC Persian” televizyon kanalına övgüde bulundu.
Başka ülkelerin askeri birliklerinin girişini eleştiren yerel basın yerine yabancı bir basın organına yönelmeyi seçen Keyhan gazetesi, milislere karşı çıkanları, bir medya savaşında vekaleten yer alan askerler olarak tanımladı.
Eleştiri yapanları “karamsar” ve “olumsuz” olmakla suçlayan gazete, bunun halklar arası dayanışma ve yaşanan sel felaketlerinin dostluk köprülerine dönüştürülmesi olduğunu söyledi. Gazete, Iraklı, Pakistanlı ve Afgan milisleri, ABD yaptırımları ve Avrupa devletlerinin tutumlarına bir cevap olarak nitelendirdi.
Keyhan gazetesi içerideki eleştirilere verdiği cevapların yanı sıra yabancı basını, halkı hükümetten uzaklaştırmak, insanları sefalete sürüklemek, olayları çarpıtmak ve yalanları yaymak amacıyla selden etkilenen alanlardaki koşulları aktarmakla suçladı. Gazete ayrıca Twitter hesabından “Ahvazlı genç bir adam, sel felaketiyle basit yollarla mücadele eden gönüllüleri göz ardı ederek milislere güvendikleri için yetkilileri suçluyor” şeklindeki bir mesaj paylaşan İranlı sinema yıldızı Mahnaz Afşar’a da sert eleştiride bulundu.
Haşdi Şabi’nin, ABD’nin yaptırımları karşısındaki tutumu nedeniyle geldiğini belirten Keyhan, “Avrupalılar ticareti en düşük seviyeye indirirken, Irak, ekonomik baskıyı absorbe eden bir kanala dönüştü” ifadelerine yer verdi.
Bununla birlikte İmam Ali Vakfı’nın rejimin çıkarlarına aykırı çalıştığını öne süren Keyhan, vakfı, hurafeler ve devrim karşıtı düşünceler yaymak, eski ve yeni dini liderlere hakaret etmekle suçladı.
Öte yandan İran İçişleri Bakanlığı verilerine göre İran’ın 31 eyaletinden 24’ü son 1 ay içerisinde sel felaketiyle karşı karşıya kaldı. Sel felaketlerinin ikinci haftasında DMO ve Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani arasında Gülistan Eyaleti’ndeki sel sularının tahliyesi için oto yolların patlatılması nedeniyle gerginlik yaşandı.
İran Silahlı Kuvvetleri, Dini Lider Ali Hamaney’in direktifleri doğrultusunda sel bölgelerinde büyük bir rol üstlenirken hükümet, muhafazakarları İran Silahlı Kuvvvetleri’nin sel felaketindeki faaliyetlerini çarpıtan bir medya kampanyası başlatmakla suçladı.



Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ile İran’ın bir nükleer anlaşmaya varmak için uzlaşmaya hazır göründüğünü belirterek, görüşmelerin kapsamının Tahran’ın balistik füze programını içerecek şekilde genişletilmesinin yalnızca “başka bir savaşa” yol açacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times gazetesine aktardığı röportajda Fidan, “Amerikalıların İran’ın uranyum zenginleştirmesine açık ve net sınırlar içinde müsamaha göstermeye hazır olması olumlu” ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, “İranlılar artık Amerikalılarla bir anlaşmaya varmaları gerektiğini biliyor. Amerikalılar da İranlıların belirli sınırları olduğunu biliyor. Onları zorlamaya çalışmanın bir anlamı yok” dedi.

Washington, İran’dan saflık oranı yüzde 60’a ulaşan zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini talep ediyor. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ülkesinin mali yaptırımların kaldırılmasını talep etmeyi ve zenginleştirme dâhil olmak üzere “nükleer haklarında” ısrarcı olmayı sürdüreceğini söyledi.

Fidan, Financial Times’a yaptığı açıklamada, Tahran’ın “gerçekten gerçek bir anlaşma yapmak istediğine” inandığını ve 2015’te ABD ve diğer ülkelerle imzalanan anlaşmada olduğu gibi zenginleştirme seviyelerine sınırlamalar ve sıkı bir denetim mekanizmasını kabul edebileceğini belirtti.

ABD’li ve İranlı diplomatlar, geçen hafta Umman’ın arabuluculuğunda Maskat’ta bir araya gelerek diplomatik çabaları yeniden canlandırma amacıyla görüşmeler gerçekleştirdi. Bu temaslar, ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgede bir filo konuşlandırmasının ardından yeni bir askeri harekât ihtimaline ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde yapıldı.

Trump salı günü yaptığı açıklamada, Washington ile Tahran’ın müzakerelere yeniden başlamaya hazırlandığı bir süreçte Ortadoğu’ya ikinci bir uçak gemisi gönderme seçeneğini değerlendirdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray ise mesai saatleri dışında yapılan yorum talebine yanıt vermedi.


Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.