​Irak'ta Bedir Tugayları krizi

​Irak'ta Bedir Tugayları krizi
TT

​Irak'ta Bedir Tugayları krizi

​Irak'ta Bedir Tugayları krizi

Bedir Örgütü’nün eski üyelerinin, Genel Sekreter Irak meclisindeki el-Fetih ittifakı lideri Hadi el-Amiri’ye karşı başlattıkları gösteriler ve attıkları sloganlara rağmen, örgüt şu ana kadar sessiz kalma ve grubu sarsan iç krizi kontrol altına almak için herhangi bir açıklamada bulunmamayı tercih etti.
Örgüte yakın kaynaklara göre, Amiri geçtiğimiz Pazartesi günü yaptığı açıklamada topu Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi’nin sahasına atarak Bedir Örgütü üyelerine adaletli davranılmasını talep etti. Amiri yaptığı kısa açıklamada, “Hiçbir zaman vazgeçmediğimiz ve vazgeçmeyeceğimiz, Bedir Tugayları örgütü’ne mensup olan evlatlarımız ve kardeşlerimizin haklarını bu zamana kadar hep gözettik, gözetmeye de devam edeceğiz. Ancak maalesef, tüm çabalara rağmen eski hükümetten bizi işitecek kimseler bulamadık” ifadelerini kullandı. Aynı zamanda Haşdi Şabi’nin de komutanı olan Amiri, Abdulmehdi’den mücahit kardeşlerinin taleplerine yanıt verilmesini ve adaletli davranılma isteğini yineledi. Bunların hak ve meşru talepler olduğuna dikkat çekti.
Amiri, örgütün önünde gerçekleştirilen protestolar ve Bedir Tugayları örgütü üyeleri tarafından ona yöneltilen açık eleştirilere değinmedi. Ancak meşru talepler ve suyu bulandırıp gerilim yaratmayı isteyenler arasındaki ayrımın iyi yapılması gerektiğine dikkat çekti.
Konu hakkında bilgi sahibi olan kaynakların,  Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamaya göre örgüt, bugünlerde ihtiyaç içinde olan ve kurum içindeki hizmetlerine karşılık mali haklarını talep ederek protestolar gerçekleştiren tarafları üç gruba ayırıyor. Bu grupları,2003 yılından sonra Irak’a dönmeyerek sürgünde kalmayı tercih eden eğitimsiz ve askeri kurumlara entegre edilerek büyük bir askeri rütbe talep eden kişilerin oluşturduğuna dikkat çekildi. Bir kısmının ise Saddam Hüseyin rejimi kurumları ile işbirliğine dayanan bir ilişkisi bulunan kişiler olduğu ifade edildi.
Öte yandan, Bedir Tugayları üyeleri tarafından son günlerde gerçekleştirilen protestoları destekleyen diğer kaynaklar ise, bazı örgüt üyelerinin, örgüt yönetimi ve bazı yakın vekillerin 2003'ten sonra yasaların güvence altına aldığı tüm hak ve imtiyazlara sahip olması ve buna karşılık diğerlerinin bundan mahrum olması nedeniyle eleştirdi.
Bedir örgütünün eski üyelerinden onlarca kişi bu haftanın başında Bağdat’taki Cadiriyye şehrinde bulunan Bedir Örgütü’nün binası önünde öfkeli, protestolar gerçekleştirerek Amiri’yi haksızlık yapmakla suçladılar. Çeşitli sosyal medya platformlarında paylaşılan video kayıtlarında göstericilerin haklarını elde etme için silah kullanmakla tehditte bulundukları gözlendi. Gösterilerde atılan sloganlar arasında ‘Hadi el-Amiri’ye ölüm’ ifadeleri de yer alıyordu.
 
Bazı göstericiler, Bedr örgütü yetkililerinin göstericileri dağıtmak için Haşdi Şabi’ye bağlı 27. Tugay’ın görevlendirildiğini ve Amiri tarafından 4  gösterici için yayınlanan tutuklama emrinin işleme konulması için çağrıda bulunulduğunu açıkladı. Bu bilgi tarafsız kaynaklar tarafından doğrulanmazken reddedilmedi de.
Yerel basında çıkan haberlere göre Ebu Mustafa Kazımi isimli bir gösterici, Başbakan Adil Abdulmehdi ve İçişleri Bakanlığı’ndaki ilgili birimlere seslenerek, “Bedir Tugayları lideri hangi hakla, barışçıl yollarla haklarının geri verilmesini talep eden bu göstericiler hakkında tutuklama emri çıkarabilir” ifadelerini kullandı.
Amiri’nin, Bedir Tugayları üyeleri tarafından protestolar esnasında ve öncesinde maruz kaldığı eleştiriler arasında, örgütün eski üyelerinden şu an İran’ın Kum şehrinde öğretmenlik yapan Hüseyin es- Safi’nin geçtiğimiz Pazar günü yaptığı açıklama ön plana çıktı. Safi, söz konusu açıklamada, “Tüm diğerkamlar, adiller, ilim adamları ve politikacılara sesleniyoruz. Bugün Amiri ve polisleri tarafından bir kenara itilen ve haklarından mahrum bırakılan, sesleri ve şikayetlerini kamuoyuna duyurmak için elleri boş bir şekilde barışçıl gösteriler düzenleyen Bedir örgütü üyelerine yönelik yapılan darp ve gözaltılar, cihat damarını kesmeye çalışmak gibi korkunç eylemler” ifadelerini kullandı. Safi, üst mercileri, bu tehlikeleri tavırlara karşı durmaya ve bu amaca yönelik gizlilikleri ortaya çıkarıp onlara mücadele etmeye çağırdı. Safi yaptığı açıklamada, “Ömürlerini Allah yolunda harcayan mücahitler bu durumda ise, bundan sonra cihat çağrısına kim yanıt verecek? Bedir mücahitlerine yapılanlar kabul edilemez, bunları kınıyoruz. Amiri, çetesi ve buna katılan herkes beklemede kalın. Şüphesiz Rabbiniz, gözetlemededir” şeklinde konuştu.
Iraklı kaynaklar, 1980’lerin başında İran’da kurulan, Irak’taki İslam Devrimi Yüksek Konseyi’nin askeri kanadı olan Bedir Örgütü içerisinde büyük anlaşmazlıklar olduğuna dikkat çekti. 2012 yılının Mart ayında Irak’taki İslam Devrimi Yüksek Konseyi’nden ayrılarak, Hukuk Devleti koalisyonu ile güçlerini birleştirmişti. Eski İçişleri Bakanı Kasım Arakçi’nin örgütten ayrılma kararı hakkında birçok söylenti var. Arakçi bu konuda şu ana kadar herhangi bir açıklamada bulunmadı.
Bedir Tugayları Örgütü, DEAŞ’ın 2014 yılında yükselişe geçmesi ve Irak’ta geniş geniş alanlar işgal etmesiyle ön plana çıkmıştı. Bedir Örgütü, Haşdi Şabi şemsiyesi altındaki en belirgin Şii kanat oldu. Örgüt lideri Haşdi Şabi’nin önde gelen komutanlarından bir olduı.
Kufe Üniversitesi Siyasi Bilimler Profesörü İyad el- Anber, Bedir Örgütü içerisinde meydana gelenler hakkında yaptığı yorumlarda, “Irak’taki siyasi parti ve gruplarda bölünme her zaman mümkündür. Bedir’in daha önce Yüksek Kurul'dan ayrıldığını biliyoruz. Seküler solculardan dindar sağcılara kadar Irak Devleti’ndeki tüm siyasi partilerde ayrılıklar gerekli bir hal aldı” ifadelerini kullandı.
Anber Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Örgütün lideri ve yönetimine karşı yapılan protestolar hakkında sessiz kalması, konunun üzerini, bir sis bulutunun kaplamasına neden oldu. Bununla birlikte, sessiz kalınması, örgütün DEAŞ’a karşı verdiği savş sonucunda kazandığı sembolik sermayeyi korumayı amaçlıyor gibi görünüyor” dedi.



Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
TT

Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)

Sudan’da Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolü altındaki Darfur bölgesinin orta kesimlerinde yer alan Zalinci şehrinde Hamidiye İç Göç Kampı'na dün insansız hava aracı (İHA) ile düzenlenen saldırıda 15 kişi yaralandı. Bu bilgi bölgede faaliyet gösteren Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi tarafından aktarılırken bir insan hakları örgütü ise saldırıda 6 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Koordinasyon Merkezi Sözcüsü Adem Rical, yaralılar arasında durumu ağır olanların bulunduğunu belirterek saldırının evlerde hasarın yanı sıra kadınlar ile çocuklar arasında büyük paniğe yol açtığını söyledi.

Rical, merkezin resmi Facebook sayfası üzerinden yaptığı açıklamada gıda, ilaç ve barınak malzemeleri taşıyan insani yardım konvoylarının hedef alınmasının yanı sıra pazarlar ve sağlık merkezlerine yönelik saldırıların, sivillerin hayatını tehdit eden ve insani yardımın ulaşımını engelleyen ciddi bir tırmanma olduğunu vurguladı.

Darfur bölgesinde faaliyet gösteren gönüllü sivil bir kuruluş olan Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi, bu saldırıları en sert ifadelerle kınarken siviller ile insani altyapının hedef alınmaya devam etmesinin yerinden edilmiş kişilerin hayatı için doğrudan tehlike oluşturduğu uyarısında bulundu.

Rical, Birleşmiş Milletleri (BM), Afrika Birliği'ni (AfB), insan hakları ve insani yardım kuruluşlarını sivilleri korumak, yardımın ulaşımını sağlamak ve sorumluları hesaba çekmek amacıyla bağımsız bir uluslararası soruşturma açılması için acilen harekete geçmeye çağırdı.

İnsani durum

Bir insan hakları kuruluşu olan Acil Durum Avukatları Heyeti, Hamidiye Kampı'na yönelik hava saldırısında 6 kişinin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin çeşitli derecelerde yaralandığını açıkladı.

Heyet tarafından Facebook üzerinden yapılan açıklamada kampın savaştan kaçan binlerce yerinden edilmiş kişiye, büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan bu mağdurlara, ev sahipliği yaptığı belirtildi.

Heyetin açıklamasında ayrıca bölgedeki insani durumun daha da kötüleşmesine yol açan ve sivillerin hayatını doğrudan tehlikeye sokan sivil altyapının tekrar tekrar hedef alınmasına ilişkin ciddi endişeler dile getirildi.

Heyet açıklamasında bu saldırının, kamp içindeki hizmetleri sekteye uğratarak yerinden edilmiş kişilerin barınma, sağlık ve beslenme hizmetlerinin sürekliliğini tehdit etmesi nedeniyle hedefleme anını çok aşan ağır insani sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en kırılgan kesimleri derinden etkileyen bu durum, mevcut insani krizi daha da derinleştiriyor.

Heyet, gelişigüzel hava bombardımanının derhal durdurulması, yardım ulaştırılması ve tıbbi tahliye için acil ve güvenli insani koridorların açılması, sivillerin ve insani altyapının korunmasının sağlanması ile bunların askeri operasyonlardan tamamen uzak tutulması yönündeki taleplerini yineledi. Çatışma bölgelerindeki siviller için asgari koruma gerekliliklerinin güvence altına alınmasını talep etti.

Saldırı, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin geçtiğimiz cuma günü Kuzey Darfur'a giden insani yardım malzemeleri taşıyan bir konvoyu hedef alan İHA’lı saldırıyı kınamasının ardından Darfur'daki yerinden edilmiş kişileri hedef alan en son saldırı olarak kayıtlara geçti.

Askeri operasyonlar

Öte yandan sahada, Darfur Valisi Minni Minnawi liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM-MM) Komutanı Faysal Salih Zekeriya, güçlerinin farklı cephelerde tam hazırlık düzeyine ulaştığını teyit ederek mevcut aşamanın gerekliliklerine göre Darfur bölgesindeki askeri operasyonları sürdürmeye tamamen hazır olduklarını açıkladı.

dfvrfb
SLM-MM Komutanı Faysal Salih Zekeriya (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi’nin aktardığı açıklamada Zekeriya, komutası altındaki güçlerin ‘görevleri yerine getirmek üzere harekete geçmek için askeri komuta talimatlarını beklediğini’ ifade etti. Zekeriya, El-Faşir şehri muharebelerinin operasyonlar sürecinde kritik bir dönüm noktası oluşturduğunu ve şehrin kurtarılmasının bölgedeki genel güvenlik durumuna olumlu yansıyacağını da vurguladı.

Kordofan'ın batı cephesindeki kuvvetlerin ise ‘kararlılık ve sebatla gelecekteki her türlü muharebeye hazır olduğuna’ dikkati çekti.

Zekeriya sözlerini şöyle sürdürdü:

“El-Faşir'deki ihlaller, savaşı sonuçlandırmak ve ülke toprakları üzerinde tam kontrolü yeniden tesis etmek amacıyla Sudan ordusu ile Ortak Kuvvetler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi yoluyla acil adımlar atılmasını gerektiriyor.”

Daha önce HDK'ya karşı Sudan ordusu saflarına katılan silahlı mücadele hareketlerinden oluşan Ortak Kuvvetler, Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Minni Minnawi liderliğindeki SLM’den oluşuyor.

sdvbrt
SLM-MM’ye bağlı birlikler (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

 


Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)
TT

Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)

Sudan Darfur’daki “Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Genel Koordinasyonu”nun aktardığına göre, “Hızlı Destek Kuvvetleri”nin kontrolü altında olan bölgede, Orta Darfur’un Zalinci kentinde bulunan El-Hamidiyye yerinden edilmişler kampına yönelik dün gerçekleşen insansız hava aracı (İHA) saldırısında 15 kişi yaralandı. Bir insan hakları örgütü ise saldırıda 6 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Koordinasyon Merkezi Sözcüsü Adem Rical, yaralılar arasında durumu ağır olanların bulunduğunu belirterek, saldırının evlerde hasarın yanı sıra kadınlar ve çocuklar arasında büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Rical, merkezin resmi Facebook sayfası üzerinden yaptığı açıklamada gıda, ilaç ve barınak malzemeleri taşıyan insani yardım konvoylarının hedef alınmasının yanı sıra pazarlar ve sağlık merkezlerine yönelik saldırıların, sivillerin hayatını tehdit eden ve insani yardımın ulaşımını engelleyen ciddi bir tırmanma olduğunu vurguladı.

Darfur bölgesinde faaliyet gösteren gönüllü sivil kuruluş olan Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi, bu saldırıları en sert ifadelerle kınarken, sivillerle insani altyapının hedef alınmaya devam etmesinin yerinden edilmiş kişilerin hayatı için doğrudan tehlike oluşturduğu uyarısında bulundu.

Rical, Birleşmiş Milletleri (BM), Afrika Birliği'ni (AfB), insan hakları ve insani yardım kuruluşlarını sivilleri korumak, yardımın ulaşımını sağlamak ve sorumluları hesap sormak amacıyla bağımsız bir uluslararası soruşturma açılması için acilen harekete geçmeye çağırdı.

İnsani durum

Bir insan hakları kuruluşu olan Acil Durum Avukatları Heyeti, Hamidiye Kampı'na yönelik hava saldırısında 6 kişinin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin çeşitli derecelerde yaralandığını açıkladı.

Heyet tarafından Facebook üzerinden yapılan açıklamada kampın savaştan kaçan binlerce yerinden edilmiş kişiye, büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan mağdurlara, ev sahipliği yaptığı belirtildi.

Heyetin açıklamasında ayrıca bölgedeki insani durumun daha da kötüleşmesine yol açan ve sivillerin hayatını doğrudan tehlikeye sokan sivil altyapının tekrar tekrar hedef alınmasına ilişkin ciddi endişeler dile getirildi.

Heyet açıklamasında bu saldırının, kamp içindeki hizmetleri sekteye uğratarak yerinden edilmiş kişilerin barınma, sağlık ve beslenme hizmetlerinin sürekliliğini tehdit etmesi nedeniyle hedefleme anını çok aşan ağır insani sonuçlar doğurduğu vurgunladı. Başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en kırılgan kesimleri derinden etkileyen bu durum, mevcut insani krizi daha da derinleştiriyor.

Heyet, gelişigüzel hava bombardımanının derhal durdurulması, yardım ulaştırılması ve tıbbi tahliye için acil ve güvenli insani koridorların açılması, sivillerin ve insani altyapının korunmasının sağlanması, bunların askeri operasyonlardan tamamen uzak tutulması yönündeki taleplerini yineledi. Çatışma bölgelerindeki siviller için asgari koruma gerekliliklerinin güvence altına alınmasını talep etti.

Saldırı, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin geçtiğimiz cuma günü Kuzey Darfur'a giden insani yardım malzemeleri taşıyan bir konvoyu hedef alan İHA’lı saldırıyı kınamasının ardından Darfur'daki yerinden edilmiş kişileri hedef alan son saldırı olarak kayıtlara geçti.

Askeri operasyonlar

Öte yandan sahada, Darfur Valisi Minni Minnawi liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM-MM) Komutanı Faysal Salih Zekeriya, güçlerinin farklı cephelerde tam hazırlık düzeyine ulaştığını teyit ederek, mevcut aşamanın gerekliliklerine göre Darfur bölgesindeki askeri operasyonları sürdürmeye tamamen hazır olduklarını açıkladı.

SLM-MM Komutanı Faysal Salih Zekeriya (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)SLM-MM Komutanı Faysal Salih Zekeriya (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi’nin aktardığı açıklamada Zekeriya, komutası altındaki güçlerin ‘görevleri yerine getirmek üzere harekete geçmek için talimat beklediğini’ ifade etti. Zekeriya, El-Faşir şehri muharebelerinin operasyonlar sürecinde kritik bir dönüm noktası oluşturduğunu ve şehrin kurtarılmasının bölgedeki genel güvenlik durumuna olumlu yansıyacağını da vurguladı.

Kurdufan'ın batı cephesindeki kuvvetlerin ise ‘kararlılık ve sebatla gelecekteki her türlü muharebeye hazır olduğuna’ dikkati çekti.

SLM-MM’ye bağlı birlikler (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)SLM-MM’ye bağlı birlikler (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

Zekeriya sözlerini şöyle sürdürdü:

“El-Faşir'deki ihlaller, savaşı sonuçlandırmak ve ülke toprakları üzerinde tam kontrolü yeniden tesis etmek amacıyla Sudan ordusu ile Ortak Kuvvetler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi yoluyla acil adımlar atılmasını gerektiriyor.”

Daha önce HDK'ya karşı Sudan ordusu saflarına katılan silahlı mücadele hareketlerinden oluşan Ortak Kuvvetler, Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Minni Minnawi liderliğindeki SLM’den oluşuyor.


Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Hizbullah'ı ‘ihanetle’ suçladı

İsrail ordusunun dün yayımladığı ve Güney Lübnan'da Hizbullah altyapısının tahrip edildiğini gösterdiğini belirttiği bir videodan alınan görüntü (AFP)
İsrail ordusunun dün yayımladığı ve Güney Lübnan'da Hizbullah altyapısının tahrip edildiğini gösterdiğini belirttiği bir videodan alınan görüntü (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Hizbullah'ı ‘ihanetle’ suçladı

İsrail ordusunun dün yayımladığı ve Güney Lübnan'da Hizbullah altyapısının tahrip edildiğini gösterdiğini belirttiği bir videodan alınan görüntü (AFP)
İsrail ordusunun dün yayımladığı ve Güney Lübnan'da Hizbullah altyapısının tahrip edildiğini gösterdiğini belirttiği bir videodan alınan görüntü (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Hizbullah'ın İsrail ile doğrudan müzakereye girmesini bahane ederek kendisine yönelik başlattığı eleştiri ve ihanet suçlamaları kampanyasına yanıt verdi. Avn, açıklamasında, “Yaptığımız ihanet değil; ihaneti, dış çıkarlar uğruna ülkesini savaşa sürükleyenler yapıyor” diyerek müzakerelere yönelmenin ülkeyi koruma amacı taşıdığını vurguladı. Lübnanlıların, özellikle güneydekilerin ulusal çıkara hizmet etmeyen çatışmaların bedelini ödemeye devam etmesine karşı olduğunu söyleyen Avn, savaş kararının ulusal mutabakatla alınıp alınmadığını sordu.

Avn’ın bu açıklamasından önce Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, İsrail ile doğrudan müzakereyi reddettiğini bir kez daha yinelerken bunun olası sonuçlarını ‘yok hükmünde’ sayarak silahını bırakmayacağını vurguladı.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Kasım'ın açıklamalarına sert bir yanıt verdi. Tehditlerinin dozunu artıran Katz, Hizbullah’ın varlığını sürdürmesinin Lübnan'ı yakıp kül edeceğini söyleyerek “Lübnan hükümeti Hizbullah terör örgütünün kanadı altına sığınmaya devam ederse ateş alevlenecek ve Lübnan'ın sedir ormanlarını yakacak” uyarısında bulundu.