İsrail hastaneleri, Yahudi ve Arap hastaları birbirlerinden ayırıyor

Bir İsrail hastanesinin arşiv fotoğrafı
Bir İsrail hastanesinin arşiv fotoğrafı
TT

İsrail hastaneleri, Yahudi ve Arap hastaları birbirlerinden ayırıyor

Bir İsrail hastanesinin arşiv fotoğrafı
Bir İsrail hastanesinin arşiv fotoğrafı

Haklarında dava açılan 4 İsrail hastanesinden 3’ü, doğum bölümünde Araplar ile Yahudileri birbirinden ayırdıklarını itiraf etti. Bunun ayrılıkçı politika olarak değerlendirilmesini reddeden hastane yönetimi, ebeveynlerin talebi üzerine böyle bir uygulamaya gittiklerini iddia etti.
Yahudi ve Arap annelerin ayrılık politikasını benimseyen 3 hastanenin, Kudüs Hadassah Hastanesi, Afula’daki HaEmek Hastanesi ve Beerşeba’daki Soroka Hastanesi olduğu ifade edildi. Hakkında dava açılan Nehariya’daki Celile Hastanesi ise ayrım iddialarını reddetti.
4 Arap kadın, doğum bölümünde ayrılma durumuna maruz kalan binlerce Arap anne adına Merkezi Mahkemeye şikâyet başvurusunda bulunarak, mağdur olan her Arap kadın için 20 bin şekel (bir dolar 3.60 şekel) tazminat talebinde bulundu. Bu da hastaneden yüz milyonlarca dolar para cezası talep edildiği anlamına geliyor. Arap kadınlar, hastanelerdeki doğum bölümlerinde yapılan ayrılma politikasının kaldırılması çağrısında bulunarak, hastane yönetiminin ayrım politikası ile ilgili mahkemeye birkaç delil sundu. Afula’daki HaEmek Hastanesi temsilcisinin açıklamasına göre, kendisi ile hastane politikaları ile ilgilenen bir kadın arasındaki konuşma kaydedildi. Temsilci, Arapların ve Yahudilerin kültürleri ve ziyaret saatleri nedeniyle ayrıldığını belirtti. Bir diğer hemşire, işten ayrılma sebebinin Arapların büyük aile, Yahudilerin tek tek ziyaret etmesi olduğunu ifade etti.
Kudüs’teki Hadassah Hastanesi yönetimi, davanın yasal bir temeli olmadığını ifade ederek, bu konuda Arap annelerden şikâyet gelmediğini ve doktorların görüşlerine müdahale etmemeleri için hiçbir sebebin olmadığını iddia etti. Hastane, doğum bölümündeki ayrılma politikasını reddetmek amacıyla, 2015 yılında 525’e kıyasla hastanede 4 bin 741 Filistinli olduğunu işaret ederek, Filistinli hastaların oranlarının yüksek olduğunu belirtti. Ayrıca hastane yönetimi, her bölümde Arap personel ve görevli çalıştırdıklarını açıkladı.
Mahkemeye sunulan örnek olayda, Rana takma isimli bir sosyal hizmet çalışanının yaşadıkları anlatıldı. Hadassah’ta 3 çocuğunu doğuran Rana, “2017'de 3. oğlumu doğuracakken, sadece Arap kadınların olduğu bir odaya yerleştirildim. Odamdan çıkan bir Arap kadının yerine bir başka Arap kadın geldi” dedi.
Avukat Gail Ron Kenan, Tel Aviv Üniversitesi'ndeki Toplu Davalar Yasal Bölümü ile işbirliği içinde mevcut iddialara ek olarak sundukları iddialarda, söz konusu hastaneye girişlerde de Arap –Yahudi kadın ayrımı yapıldığını bildirdi. Soroka ve HaEmek hastanesini Kudüs’teki merkezi mahkemede temsil eden Clalit Hasta Fonu, davaya cevaben annelerin ayrılmasının İsrail gerçekliğinde yaşamın bir parçası olduğunu işaret ederek, “Annelerin belirli bölgelere yönelik farklı taleplerine saygı gösterilmemesi, tarafların ilgilenmediği durumlarda zorlayıcı bir ortaklık yaratacaktır. Doğum bölümü, yapay bir kaynaşma ortamı yaratamaz” ifadelerini kullandı.
Toplu davaya yanıt olarak, Hadassah Tıp Merkezi, farklı nüfus grupları arasındaki farklılıklar kapsamında annelerin bazen aynı nüfustan olan annelerle birlikte aynı odada kalmak istediklerini belirterek, bunun özel durumlarda kabul edildiğini söyledi. Tıp merkezi, bazı gelenekler ve dildeki farklılık göz önüne alındığında bunun tamamen anlaşılabilir bir durum olduğunu belirtti.



İran-ABD görüşmelerinde belirsizlik: Tahran yeni müzakereyi reddetti

Körfez ve Hürmüz Boğazı'nı gösteren uydu görüntüsü (DPA)
Körfez ve Hürmüz Boğazı'nı gösteren uydu görüntüsü (DPA)
TT

İran-ABD görüşmelerinde belirsizlik: Tahran yeni müzakereyi reddetti

Körfez ve Hürmüz Boğazı'nı gösteren uydu görüntüsü (DPA)
Körfez ve Hürmüz Boğazı'nı gösteren uydu görüntüsü (DPA)

İran resmi haber ajansı IRNA, İran ile ABD arasında yeni bir görüşme planlanmadığını aktardı. Haber, ABD Başkanı Donald Trump’ın görüşmelerin kısa süre içinde yeniden başlayabileceğine ilişkin açıklamasının ardından geldi.

IRNA, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantıları kapsamında New York’ta bulunan İran heyetine yakın bir kaynağın, heyetin “ABD ile müzakere yapma niyetinde olmadığını” söylediğini aktardı.

Trump ise pazar günü Axios’a yaptığı açıklamada, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı yedi gün içinde yeniden açma önerisini reddetmesinden bir gün sonra İran ile görüşmelerin gelecek hafta yeniden başlamasını beklediğini söylemişti.

IRNA, “İran’ın görüş ve tutumlarının geçen salı günü Katarlı bir arabulucu aracılığıyla ABD tarafına açık ve net şekilde iletildiğini” bildirdi. İran heyetinin salı günü Tahran’a döneceği belirtildi.

Devrim Muhafızları: Hürmüz Boğazı ABD denizaltılarının avlanma alanı

Öte yandan İran Devrim Muhafızları Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın yalnızca kapalı olmadığını, aynı zamanda “ABD denizaltılarının avlandığı bir yer” olduğunu ileri sürdü.

Muhibbi, pazartesi sabaha karşı IRNA tarafından yayımlanan mesajında, “Hürmüz Boğazı yalnızca kapalı değil, aynı zamanda Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri tarafından ABD denizaltılarının avlandığı bir yerdir” ifadelerini kullandı.

Muhibbi ayrıca, “İkinci av da yakalandı. Bu kez Mk 18 Mod 2 Kingfish denizaltısıydı. Son derece gelişmiş, otonom şekilde hareket eden, sonar cihazları ve hassas bir navigasyon sistemiyle donatılmış insansız bir denizaltı. Değeri milyonlarca dolar” dedi.

Tahran geçen hafta çatışmaların durdurulması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için bir plan sunmuştu.

Küresel petrol arzı açısından hayati öneme sahip olan su yolu, yaklaşık yedi ay önce başlayan ve çıkmaza giren ABD-İran çatışmasının temel başlıklarından biri konumunda. İran o tarihten bu yana boğazı fiilen kapalı tutarken Washington da İran limanlarına deniz ablukası uygulamaya başladı.

ABD-İran arasında dolaylı görüşme ihtimali

Axios ise konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayanarak Washington ile Tahran arasında pazartesi gününden itibaren dolaylı görüşmeler yapılabileceğini bildirdi. Bu ihtimal, ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi arasında New York’ta BM Genel Kurulu toplantıları sırasında gerçekleştirilen dolaylı görüşmelerden birkaç gün sonra gündeme geldi.

İran, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak için ön koşul olarak tüm cephelerde, Lübnan da dahil olmak üzere, yedi gün boyunca çatışmaların durdurulmasını, dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasını, İran petrolüne yönelik yaptırımların kaldırılmasını ve ABD’nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının sona erdirilmesini talep ediyor.

Donald Trump ise cumartesi günü Tahran’ın bu önerisini reddetti.

ABD, Hürmüz Boğazı’nda daha sonra bazı gemilerin saldırıya uğramasına rağmen 1 Eylül’den bu yana İran’a yönelik herhangi bir saldırı düzenlemedi.


Trump: İran’ın teslim olması savaşı kısa sürede bitirecek

Trump: İran’ın teslim olması savaşı kısa sürede bitirecek
TT

Trump: İran’ın teslim olması savaşı kısa sürede bitirecek

Trump: İran’ın teslim olması savaşı kısa sürede bitirecek

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın “teslim olması” halinde savaşın “yakında” sona ereceğini söyledi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Tahran’ın diplomasiye hazır olduğunu, ancak yeni bir saldırıyla karşılaşması durumunda “iş dünyanın sonuna varacak bir savaşa dönüşse bile” mücadele etmeye hazır olduklarını açıkladı.

Trump, dün gazetecilere yaptığı açıklamada, bu durumda petrol fiyatlarının “sert biçimde düşeceğini” belirtti ve ABD’nin savaş öncesindeki seviyelerin üzerinde, rekor miktarda petrol üretimi gerçekleştirdiğine dikkat çekti. “Axios” internet sitesine verdiği demeçte, bu hafta İran’la yeni görüşmeler yapılmasını beklediğini söyleyen Trump, saldırıları yeniden başlatmayı “her zaman” düşündüğünü ifade etti. Ayrıca hafta sonu boyunca Hürmüz Boğazı’ndan 20 milyon varilden fazla petrol geçtiğini söyledi. Kaynaklar Şarku’l Avsat’a, Arakçi’nin bugünden itibaren ABD özel temsilcisi Steve Witkoff ile görüşmeler yapacağını bildirdi.

İran, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konusundaki şartlarında ısrar ediyor. Bu şartlar arasında ABD’nin deniz ablukasının kaldırılması, petrol satışlarına yönelik yaptırımların sona erdirilmesi ve ateşkesin yeniden yürürlüğe konulması bulunuyor. Washington ise buna karşılık nükleer program konusunda tavizler talep ediyor. Arakçi, Tahran’ın şartlarından geri adım atmayacağını belirtti.

İran ordusu savaşın “sona ermediğini” açıklayarak “sert saldırılar” düzenleme tehdidinde bulunurken, Devrim Muhafızları da Hürmüz Boğazı’nda bir ABD denizaltısını alıkoyduğunu duyurdu.

Ekonomik alanda ise ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran’a yönelik “ekonomik tecrit” kampanyasının “sonuç verdiğini” söyledi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise buna karşılık, “tehdit ve yaptırımlarla irade dayatma döneminin sonuna yaklaşıldığını” ifade etti.


İngiltere'de bir hava üssünü hedef almayı planladıklarından şüphelenilen 5 kişi gözaltına alındı

İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
TT

İngiltere'de bir hava üssünü hedef almayı planladıklarından şüphelenilen 5 kişi gözaltına alındı

İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)

İngiliz polisi dün ülkenin güneybatısındaki bir hava üssü yakınlarında, patlayıcı madde ve terör bağlantılı eylem hazırlığında olduklarından şüphelenilen 5 kişiyi gözaltına aldı.

Soruşturmayı yürüten müfettişler, dün erken saatlerde Fairford Hava Üssü'ne doğru ilerlediği değerlendirilen 3 şüpheli araç ihbarı üzerine harekete geçildiğini doğruladı. Emniyet yetkilileri daha sonra yaptıkları açıklamada, durumun kontrol altına alındığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, şüphelilerin tesise "ağır hasar vermeyi" hedeflediklerini belirterek, İngiliz ve ABD makamlarının bir süredir bu kişileri zaten takip ettiğini ve incelemenin sürdüğünü ifade etti.

Fairford Hava Üssü, ABD Hava Kuvvetleri'ne bağlı 501. Savaş Desteği Kanadı'na ev sahipliği yapıyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun İngiltere'yi ABD bombardıman uçaklarının bu üsten havalanmasına izin vermemesi yönünde uyarılarda bulunmasının ardından Londra yönetimi temmuz ayında, silahlı kuvvetlerinin ülkeyi her türlü saldırıya karşı korumaya hazır olduğunu açıklamıştı.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre soruşturmaya yakın bir kaynağa göre, şüphelilerin İran bağlantılı bir saikle hareket etmiş olması ihtimali en güçlü seçenek olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte şüphelerin Rusya'nın olası bir sabotaj girişimini veya radikal İslamcı grupların bir komplosunu da kapsadığı belirtiliyor.