​Sri Lanka saldırıları ve DEAŞ’ın Asya'daki rolü

DEAŞ'a ait olduğu düşünülen bir sığınakta ele geçirilen mühimmat. (AP)
DEAŞ'a ait olduğu düşünülen bir sığınakta ele geçirilen mühimmat. (AP)
TT

​Sri Lanka saldırıları ve DEAŞ’ın Asya'daki rolü

DEAŞ'a ait olduğu düşünülen bir sığınakta ele geçirilen mühimmat. (AP)
DEAŞ'a ait olduğu düşünülen bir sığınakta ele geçirilen mühimmat. (AP)

Sri Lanka makamları, ülkeyi sarsan ve 250'den fazla kişinin ölümüne sebep olan son bombalamalara DEAŞ terör örgütünün karışıp karışmadığına ilişkin sürdürdüğü çalışmalarında iki ihtimal üzerinde duruyor. Bunlardan ilki, örgütün intihar bombacılarına yalnızca manevi destek verdiği ve örgüt unsurlarının söz konusu kimseler ile doğrudan temas halinde oldukları yönündeyken, ikinci ihtimal ise terör örgütünün katliamın gerçekleştirilmesinde doğrudan rol oynadığı yönünde.
Devam eden çalışmalarda DEAŞ’ın söz konusu bombalama eylemlerine katıldığına dair yeterli kanıt bulunamadı. Elde edilen deliller arasında sadece örgüte bağlı bir ağ üzerinden yayınlanan ve örgüt unsurlarının söz konusu bombalamaları gerçekleştireceklerini taahhüt ettikleri bir video kesiti var.
Soruşturma çalışmalarına katılan ABD'li araştırmacılar, örgüt kanalı aracılığıyla bir video yayınlanmasının, Sri Lankalı saldırganların örgütün ana unsurlarına erişebildiği ve onlarla iletişim kurduğu anlamına geldiğini söylüyor. Araştırmacılar, saldırganların ve örgüt unsurlarının çoğu zaman doğrudan temas halinde olduklarını, uzaktan talimat aldıklarını ortaya koydu.
Bölge uzmanları, başkent Kolombo’nun da aralarında bulunduğu birden fazla kenti hedef alan katliamda Sri Lankalıların yer almasına rağmen bu durumun yine de ülkenin, daha önce Güney Asya'daki diğer ülkelerde olduğu gibi terör örgütü radarında olmadığı görüşünde. Geçtiğimiz günlerde Pakistan, Hindistan ve Afganistan’ın, ana kaleleri olan Irak ve Suriye'de yenilgiye uğrayan DEAŞ terör örgütünün radarında olduğu görünmüştü.
Güvenlik uzmanları, soruşturmacıların terör örgütü ile intihar bombacıları arasında doğrudan bir ilişki olduğundan emin olmaları durumunda, bölgede örgütün yeniden boy gösterebileceğinden endişe duyuyor. Bölgedeki çoğu ülkede etkili hükümetlerin ve güçlü güvenlik kuvvetlerinin olduğu biliniyor. Bununla birlikte DEAŞ’ın bölgesel bir güç olarak Afganistan'da ortaya çıkabileceği düşünülüyor. Nitekim ülkenin doğusundaki bazı uzak bölgelerde söz konusu örgütün kontrolünün bulunduğuna tanık olundu.
DEAŞ, Sri Lanka’da gerçekleştirilen son bombalama olaylarına ilişkin intihar saldırılarını öven bir açıklama yaptı. Ayrıca yetkililerin bombalamayı organize ettiğinden şüphelendiği kişinin göründüğü bir videodan bir kesit yayınladı. Yayınlanan videodaki adamın, ilk şüpheli olan ve Sri Lanka’da aşırılık davetçilerden olan Muhammed Zahran Haşim olduğu görünüyor.
Zahran Haşim, Sri Lankalı Müslüman ve nispeten kapalı bir aşırılık yanlısı grubun lideri. Güvenlik raporları, söz konusu grubun Sri Lanka toplumunda bazı gizemli eylemlere karıştığına işaret ediyor. Ancak bu grubun tek başına böylesine karmaşık bir terör saldırısı gerçekleştiremeyeceği düşünülüyor.
Konuya ilgili uzmanlar, etkili siyasi ve kurumsal yapılar inşa etmenin Irak ve Suriye toplumlarının karşılaştığı sorunların tek çözümü olduğu görüşünde. Ayrıca Güney ve Güneydoğu Asya ülkelerine yayılan DEAŞ’ı hezimete uğratmak için de bunun gerekli olduğunu dile getiriyorlar. Yapılan yorumlar bu tür tehditler karşısında sadece askeri güce dayanmanın söz konusu ülkelerde halihazırda mevcut olan istikrarsız durumu daha da şiddetlendireceği yönünde. Bununla birlikte örgütün, yapıları ve kurumları savunmasız olan ülkelerin topraklarını kontrol etmekte başarılı olduğu da oldukça açık bir olgu olarak değerlendiriliyor.
Afgan liderler, DEAŞ terör örgütünün ülkelerinin güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekerken Afganistan Devlet Başkanı Eşref Gani de örgütün söz konusu tehditlerinin ciddiyeti konusunda uyarılarda bulundu. Gani, 2015 yılındaki ABD ziyareti sırasında, Kongre önünde yaptığı konuşmada örgütün ülkedeki zayıf noktaları tespit etmek için unsurlarını Afganistan'ın güneyine ve batısına gönderdiğini söylemişti.
Uluslararası basında çıkan haberler, terör örgütüne mensup yabancı savaşçıların doğu Afganistan’da yeni unsurlara ulaştıklarını gösteriyor. Bununla birlikte örgüt liderlerinin birçoğuyla bir araya gelen bir Taliban savaşçısının ifadesine göre söz konusu savaşçılar, örgütün propaganda gücünü ve çeşitli kaynaklarını kullanarak aşırılık yanlılarını baştan çıkarmaya çalışıyor. Örgütün Irak, Suriye ve Libya’da kazandığı zaferlerin ve yerel yönetimler ile yabancı güçlerden şikayetleri olan gençleri örgüte çektiği kaydediliyor. Ayrıca yayınlanan raporlarda doğu ve kuzey Afganistan’da Taliban savaşçıları ile DEAŞ örgütü unsurları arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı belirtiliyor.
Pakistan basın organları tarafından yayınlanan raporlar, Pakistanlı silahlı gruplar arasında çok keskin bölünmelerin yaşandığını, bu grupların çok sayıda üyesinin bu terör örgütüne gizlice katıldığını ve kararlarını açıklamak için uygun zamanı beklediklerini gösteriyor. Ayrıca, son zamanlarda etkili bir propaganda yürüten örgütün, Pakistan ve Afgan toprakları üzerinden birçok savaşçıyı cezbetmeyi başardığı ifade ediliyor. Burada, Afgan ve Pakistanlı Taliban hareketleri ile DEAŞ örgütü arasında aşırılık yanlısı kimseleri örgüt saflarına çekme konusunda bir yarışın mevcut olduğuna tanık olunuyor.
Dolayısıyla şu an cevaplanması gereken soru, DEAŞ örgütünün Pakistan’da baskın bir aşırılıkçı gruba dönüşmesinin mümkün olup olmadığıdır. Uzmanlardan bazıları, Pakistan'da baskın bir gruba dönüşmeden örgüt ideolojisinin kökleşmesinin önlenebileceği görüşünde. Bununla birlikte Arif Cemal gibi uzmanlar ise radikal Diobandi gruplarının geçmişte ülkedeki militan gruplarla uzlaştığını ve ülkede korkunç saldırılar gerçekleştirdiğini dile getirerek DEAŞ örgütünün Orta Asya ülkelerine ve bu ülkelerde faaliyet gösteren aşırılık yanlısı gruplara doğru yöneldiğini belirtiyor.
Orta Asya'daki durum
Orta Asya’daki silahlı grupların çoğunun 2010’a kadar Güney Afganistan’da güvenli bir sığınaklarının olduğu biliniyor. Afgan hükümeti bu yıldan itibaren, Kabil'in Orta Asya ülkelerinin hükümetleri tarafından maruz kaldığı önemli baskıların sonrasında, söz konusu grupları takip etmeye ve ülkenin güneyindeki sığınaklarının dışına çıkarmak için çalışmaya başladı. Bu, Suriye'deki DEAŞ liderliğinin Orta Asya’daki aşırılık yanlısı gruplardaki kimseleri kendi saflarına çekmek için başlattığı kampanya ile aynı zamana denk geldi.
Orta Asya'daki aşırılık yanlısı grupların başlıcalarından biri, son zamanlarda DEAŞ'ın Afganistan kolu olan Horasan örgütüne katıldığını açıklayan Özbekistan İslami Hareketi’dir. Pakistan'ın başkenti İslamabad'da çalışmalar yürüten bir güvenlik uzmanı, Orta Asya'da, doğu Afganistan'daki DEAŞ örgütü ile doğrudan veya dolaylı temas içinde olmayan hiçbir aşırılık yanlısı grubun olmadığını doğruladı.
Horasan örgütü, Pakistan’ın yanı sıra Afganistan ve Orta Asya ülkelerinin de aralarında bulunduğu bölgenin Müslüman ülkelerinde yavaş yavaş yaymaya başladı. Son yıllarda, ülkenin güneyindeki saldırıların çoğu DEAŞ terör örgütü ile ilişkilendirildi.
Bununla birlikte Sri Lanka saldırıları, terör örgütünün bölge ülkelerinde gelişmiş operasyonlar gerçekleştirmek için bir üs oluşturmaya çalıştığı yönündeki yeni eğilime işaret ediyor. Bu eğilimlerin en güçlü göstergelerinden biri olarak Sri Lanka’daki son saldırıların elebaşının sık sık tekrarlanan Hindistan ziyaretleri gösteriliyor. Nitekim söz konusu ziyaretlerin Hindistan'ın güvenlik ve istihbarat servislerinin de dikkatini çektiği belirtiliyor.
Sonuç olarak terörizm, başta Pakistan ile Hindistan olmak üzere Güney Asya'daki birçok devletl arasındaki ilişkilerin bozulmasına neden olan faktörlerden biri haline geldi. DEAŞ'ın daha fazla şiddet ve terör eylemi gerçekleştirmekte başarılı olması halinde bunun muhtemelen zamanla daha önce benzeri görülmemiş bir tehdit unsuru haline geleceği  kaydediliyor.



İran-ABD görüşmelerinde belirsizlik: Tahran yeni müzakereyi reddetti

Körfez ve Hürmüz Boğazı'nı gösteren uydu görüntüsü (DPA)
Körfez ve Hürmüz Boğazı'nı gösteren uydu görüntüsü (DPA)
TT

İran-ABD görüşmelerinde belirsizlik: Tahran yeni müzakereyi reddetti

Körfez ve Hürmüz Boğazı'nı gösteren uydu görüntüsü (DPA)
Körfez ve Hürmüz Boğazı'nı gösteren uydu görüntüsü (DPA)

İran resmi haber ajansı IRNA, İran ile ABD arasında yeni bir görüşme planlanmadığını aktardı. Haber, ABD Başkanı Donald Trump’ın görüşmelerin kısa süre içinde yeniden başlayabileceğine ilişkin açıklamasının ardından geldi.

IRNA, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantıları kapsamında New York’ta bulunan İran heyetine yakın bir kaynağın, heyetin “ABD ile müzakere yapma niyetinde olmadığını” söylediğini aktardı.

Trump ise pazar günü Axios’a yaptığı açıklamada, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı yedi gün içinde yeniden açma önerisini reddetmesinden bir gün sonra İran ile görüşmelerin gelecek hafta yeniden başlamasını beklediğini söylemişti.

IRNA, “İran’ın görüş ve tutumlarının geçen salı günü Katarlı bir arabulucu aracılığıyla ABD tarafına açık ve net şekilde iletildiğini” bildirdi. İran heyetinin salı günü Tahran’a döneceği belirtildi.

Devrim Muhafızları: Hürmüz Boğazı ABD denizaltılarının avlanma alanı

Öte yandan İran Devrim Muhafızları Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın yalnızca kapalı olmadığını, aynı zamanda “ABD denizaltılarının avlandığı bir yer” olduğunu ileri sürdü.

Muhibbi, pazartesi sabaha karşı IRNA tarafından yayımlanan mesajında, “Hürmüz Boğazı yalnızca kapalı değil, aynı zamanda Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri tarafından ABD denizaltılarının avlandığı bir yerdir” ifadelerini kullandı.

Muhibbi ayrıca, “İkinci av da yakalandı. Bu kez Mk 18 Mod 2 Kingfish denizaltısıydı. Son derece gelişmiş, otonom şekilde hareket eden, sonar cihazları ve hassas bir navigasyon sistemiyle donatılmış insansız bir denizaltı. Değeri milyonlarca dolar” dedi.

Tahran geçen hafta çatışmaların durdurulması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için bir plan sunmuştu.

Küresel petrol arzı açısından hayati öneme sahip olan su yolu, yaklaşık yedi ay önce başlayan ve çıkmaza giren ABD-İran çatışmasının temel başlıklarından biri konumunda. İran o tarihten bu yana boğazı fiilen kapalı tutarken Washington da İran limanlarına deniz ablukası uygulamaya başladı.

ABD-İran arasında dolaylı görüşme ihtimali

Axios ise konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayanarak Washington ile Tahran arasında pazartesi gününden itibaren dolaylı görüşmeler yapılabileceğini bildirdi. Bu ihtimal, ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi arasında New York’ta BM Genel Kurulu toplantıları sırasında gerçekleştirilen dolaylı görüşmelerden birkaç gün sonra gündeme geldi.

İran, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak için ön koşul olarak tüm cephelerde, Lübnan da dahil olmak üzere, yedi gün boyunca çatışmaların durdurulmasını, dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasını, İran petrolüne yönelik yaptırımların kaldırılmasını ve ABD’nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının sona erdirilmesini talep ediyor.

Donald Trump ise cumartesi günü Tahran’ın bu önerisini reddetti.

ABD, Hürmüz Boğazı’nda daha sonra bazı gemilerin saldırıya uğramasına rağmen 1 Eylül’den bu yana İran’a yönelik herhangi bir saldırı düzenlemedi.


Trump: İran’ın teslim olması savaşı kısa sürede bitirecek

Trump: İran’ın teslim olması savaşı kısa sürede bitirecek
TT

Trump: İran’ın teslim olması savaşı kısa sürede bitirecek

Trump: İran’ın teslim olması savaşı kısa sürede bitirecek

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın “teslim olması” halinde savaşın “yakında” sona ereceğini söyledi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Tahran’ın diplomasiye hazır olduğunu, ancak yeni bir saldırıyla karşılaşması durumunda “iş dünyanın sonuna varacak bir savaşa dönüşse bile” mücadele etmeye hazır olduklarını açıkladı.

Trump, dün gazetecilere yaptığı açıklamada, bu durumda petrol fiyatlarının “sert biçimde düşeceğini” belirtti ve ABD’nin savaş öncesindeki seviyelerin üzerinde, rekor miktarda petrol üretimi gerçekleştirdiğine dikkat çekti. “Axios” internet sitesine verdiği demeçte, bu hafta İran’la yeni görüşmeler yapılmasını beklediğini söyleyen Trump, saldırıları yeniden başlatmayı “her zaman” düşündüğünü ifade etti. Ayrıca hafta sonu boyunca Hürmüz Boğazı’ndan 20 milyon varilden fazla petrol geçtiğini söyledi. Kaynaklar Şarku’l Avsat’a, Arakçi’nin bugünden itibaren ABD özel temsilcisi Steve Witkoff ile görüşmeler yapacağını bildirdi.

İran, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konusundaki şartlarında ısrar ediyor. Bu şartlar arasında ABD’nin deniz ablukasının kaldırılması, petrol satışlarına yönelik yaptırımların sona erdirilmesi ve ateşkesin yeniden yürürlüğe konulması bulunuyor. Washington ise buna karşılık nükleer program konusunda tavizler talep ediyor. Arakçi, Tahran’ın şartlarından geri adım atmayacağını belirtti.

İran ordusu savaşın “sona ermediğini” açıklayarak “sert saldırılar” düzenleme tehdidinde bulunurken, Devrim Muhafızları da Hürmüz Boğazı’nda bir ABD denizaltısını alıkoyduğunu duyurdu.

Ekonomik alanda ise ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran’a yönelik “ekonomik tecrit” kampanyasının “sonuç verdiğini” söyledi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise buna karşılık, “tehdit ve yaptırımlarla irade dayatma döneminin sonuna yaklaşıldığını” ifade etti.


İngiltere'de bir hava üssünü hedef almayı planladıklarından şüphelenilen 5 kişi gözaltına alındı

İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
TT

İngiltere'de bir hava üssünü hedef almayı planladıklarından şüphelenilen 5 kişi gözaltına alındı

İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)

İngiliz polisi dün ülkenin güneybatısındaki bir hava üssü yakınlarında, patlayıcı madde ve terör bağlantılı eylem hazırlığında olduklarından şüphelenilen 5 kişiyi gözaltına aldı.

Soruşturmayı yürüten müfettişler, dün erken saatlerde Fairford Hava Üssü'ne doğru ilerlediği değerlendirilen 3 şüpheli araç ihbarı üzerine harekete geçildiğini doğruladı. Emniyet yetkilileri daha sonra yaptıkları açıklamada, durumun kontrol altına alındığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, şüphelilerin tesise "ağır hasar vermeyi" hedeflediklerini belirterek, İngiliz ve ABD makamlarının bir süredir bu kişileri zaten takip ettiğini ve incelemenin sürdüğünü ifade etti.

Fairford Hava Üssü, ABD Hava Kuvvetleri'ne bağlı 501. Savaş Desteği Kanadı'na ev sahipliği yapıyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun İngiltere'yi ABD bombardıman uçaklarının bu üsten havalanmasına izin vermemesi yönünde uyarılarda bulunmasının ardından Londra yönetimi temmuz ayında, silahlı kuvvetlerinin ülkeyi her türlü saldırıya karşı korumaya hazır olduğunu açıklamıştı.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre soruşturmaya yakın bir kaynağa göre, şüphelilerin İran bağlantılı bir saikle hareket etmiş olması ihtimali en güçlü seçenek olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte şüphelerin Rusya'nın olası bir sabotaj girişimini veya radikal İslamcı grupların bir komplosunu da kapsadığı belirtiliyor.