​ABD ve İran arasındaki sıcak savaş sahası: Hürmüz Boğazı

2015 yılında Basra Körfezi’nde görevini icra eden ABD’ye ait USS Theodore Roosevelt uçak gemisi (AFP)
2015 yılında Basra Körfezi’nde görevini icra eden ABD’ye ait USS Theodore Roosevelt uçak gemisi (AFP)
TT

​ABD ve İran arasındaki sıcak savaş sahası: Hürmüz Boğazı

2015 yılında Basra Körfezi’nde görevini icra eden ABD’ye ait USS Theodore Roosevelt uçak gemisi (AFP)
2015 yılında Basra Körfezi’nde görevini icra eden ABD’ye ait USS Theodore Roosevelt uçak gemisi (AFP)

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve ABD Başkanı Donald Trump arasında geçtiğimiz yaz başlarında karşılıklı sert açıklamalarla başlayan Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidi hala güncelliğini koruyor. Tahran, ABD’nin İran petrol ihracatını “sıfırlamayı” amaçlayan son yaptırımları sebebiyle petrol ihracatının durması halinde stratejik bir konuma sahip olan Hürmüz Boğazı’nın kapatılacağına ilişkin tehdidini yineledi.
Hürmüz Boğazı'na bakan stratejik konuma sahip olan İran, uzun süredir boğaza yönelik spekülasyonlarda bulunuyor. 2015 yılında İran ile dünya güçleri arasında yapılan nükleer anlaşmanın ilk iki yılında, ABD donanması tarafından tehlikeli olarak nitelendirilen İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) ait gemilerle ABD gemileri arasında bölgede birçok sürtüşme yaşandı. ABD Başkanı Trump, Eylül 2017’deki başkanlık seçimleri kampanyası sırasında İran donanmasına ait gemilerden herhangi birinin Körfez'de görev yapan ABD Deniz Kuvvetleri’ni rahatsız etmesi durumunda gemiyi imha etme sözü verdi. İki ülkenin savaş gemileri arasındaki sürtüşme, Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiklerini açıklamasından az bir süre önce azalmıştı.
ABD'nin nükleer anlaşmadan geri çekilmesinden sonra Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimler iki şekilde özetlenebilir. İlki, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz yaz, birazdan aşağıda detaylarını açıklayacağımız şekilde İran’a yönelik yaptırımları yeniden yürürlüğe koymayı planladığı şeklindeki açıklamasının ardından gelişen olaylardan, ikincisi ise karşılıklı restleşme ve tehditler silsilesinden oluşuyor.
ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yaz, İran’a yönelik yaptırımları yeniden yürürlüğe koyma niyetini açıklamasının ardından yaşananlar;
- 2 Temmuz'da İran Cumhurbaşkanı Ruhani, Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilmesinden iki ay sonra gittiği ilk Avrupa ülkesi olan İsviçre’de yaptığı açıklamada, ilk kez Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidini dillendirdi. Ruhani hükümeti o dönem, doğrudan veya haber ajansları aracılığıyla her gün, nükleer anlaşma imzalanmadan önce büyük şirketlerin Tahran'la yaptığı ticari anlaşmalara atılan imzaların henüz mürekkepleri kurumadan ülkeden çekilmeye başladıklarını açıklıyordu. İran piyasalarından çekilen sermayelerin, ülkenin para birimi üzerinde büyük etkisi oldu. İran riyali, Ağustos ayında henüz yaptırımlar uygulanmaya başlamadan önce dolar karşısında değerinin yüzde 70'ini kaybetti.
Ruhani, Cenevre'de İran topluluğuyla yaptığı görüşmede, “ABD, İran petrol ihracatını tamamen “sıfırlamak” istiyor. Bu ifadelerin ve temel olarak İran petrolünün ve bölgedeki petrol ihracatının engellenmesinin bir anlamı yok. Eğer bunu yapabilirseniz, sonuçlarına katlanmalısınız” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Ruhani'nin yorumları İranlı yetkililer arasında farklı tepkilere yol açtı.
- 3 Temmuz’da DMO Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, Hürmüz Boğazı’nı kapatma imasında bulunarak Cumhurbaşkanı Ruhani’ye yaptığı açıklamadan duydukları memnuniyeti iletti ve gerekirse böyle bir politikayı uygulamaya hazır olduklarını söyledi. Süleymani Ruhani’ye gönderdiği mektupta, “Yerinde açıklamalarınız nedeniyle ellerinizden öpüyorum. İran'ın çıkarına olan her siyasette hizmetinizdeyim” ifadelerini kullandı.
- 4 Temmuz’da ise DMO Komutanı İsmail Kevseri, petrol tankerlerinin geçiş güzergâhı olan deniz yolunu kesmekle tehdit etti. Kevseri, “İran’ın petrol ihracatı durursa Hürmüz Boğazı'ndaki hiçbir petrol sevkiyatına izin vermeyiz” dedi.
- Yine 4 Temmuz günü İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Haşmetullah Felahetpişe yaptığı açıklamada, ülkesinin, dünyanın en önemli deniz geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nı kapatamayacağını söyledi. Felahetpişe, İran meclisinde yaptığı açıklamada, Ruhani’nin İran’ın petrol ihraç edememesi halinde bölgede petrol ihracatının yapılamayacağını söylerken, Hürmüz Boğazı’nı kapatmayı kast etmediğini belirtti. Felahetpişe açıklamasında, “İran, uluslararası anlaşmaları ihlal etmek niyetinde değil.  Ancak ABD’nin İran’a yönelik hamlesi, Washington’ın uluslararası anlaşmalara olan saygısızlığının bir örneğini teşkil ediyor” dedi. Felahetpişe, dünyaya, toplam petrol ihracatının yüzde 46'sının Körfez'den geçtiğini ve bu bölgenin petrol ihracatında önemli bir rol oynadığını kabul etmeleri çağrısında bulundu.
- 8 Temmuz’a gelindiğinde DMO eski Komutanı Muhammed Ali Caferi, DMO güçlerinin Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya hazır olduğunu açıkladı. Caferi, ABD baskısı nedeniyle İran’ın petrol satamaması halinde, bölgedeki başka hiçbir ülkenin petrol ihracatı yapmasına izin verilmeyeceğini söyledi. Caferi, “Sayın Cumhurbaşkanımızın bahsettiği bu planın gerektiğinde uygulanmasını umuyoruz. Düşmanlar bunun ne anlama geleceğini anlayacaktır. Yani ya herkes Hürmüz Boğazı'nı kullanır ya da kimse kullanamaz” dedi.
- 21 Temmuz’da İran Dini Lideri Ali Hamaney, Cumhurbaşkanı Ruhani ve DMO’nun üst düzey komutanlarının İran petrol ihracatının engellenmesi halinde Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidini desteklediğini açıkladı. Uluslararası statüye sahip Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehditleri, İran rejiminin politika ve yaklaşımını yansıtıyordu.
- 22 Temmuz’da Hasan Ruhani, Hürmüz Boğazı'nı petrol ihracatına kapatma tehdidini yineledi. Ruhani ABD Başkanı’na seslenerek, “Biz her zaman Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağladık. Ateşle oynamayın. Aksi takdirde pişman olursunuz. İran'la barış, barışların anası; savaş, savaşların anasıdır” ifadelerini kullandı.
- Ertesi gün yani 23 Temmuz’da Başkan Trump, Twitter üzerinden “İran Cumhurbaşkanı Ruhani’ye” başlığı ile yaptığı paylaşımda, “Bir daha asla ABD’yi tehdit etme yoksa tarihte çok az kişinin gördüğü sonuçlara katlanırsın. Artık şiddet ve ölüme dair kaçık ifadelerinizi sineye çekecek bir ülke değiliz. Dikkat et” ifadelerine yer verdi.
- 26 Temmuz’da ise Kudüs Gücü Komutanı Süleymani, ABD Başkanı Trump’ın Twitter mesajına karşılık ABD güçlerine karşı “asimetrik savaş başlatmakla” tehdit etti. Süleymani, “Kızıldeniz bundan sonra Amerikalılar için güvenli olmayacak. ABD askerlerinin rakibi Kudüs Gücü'dür” şeklinde konuştu. ABD’nin stratejisi karşısında kendi stratejisinin, İran silahlı kuvvetlerinin doğrudan savaştığı “klasik” bir çatışma değil, asimetrik bir savaş olduğunu söyleyen Süleymani, “Tahmin etmediğiniz kadar yakınınızdayız. Gelin, biz hazırız. Eğer savaş başlatırsanız, biz savaşı bitiren taraf oluruz. Bu savaş sahip olduğunuz her şeyin yok olmasıyla sonuçlanır. Bu nedenle, İran halkına ve Cumhurbaşkanına hakaret etmemelisiniz. Bölgedeki gücümüzü ve asimetrik bir savaşta yapabileceklerimizi biliyorsunuz. Hızlı bir şekilde yanıt veririz” şeklinde konuştu.
Tehditler silsilesi
Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya yönelik ikinci tehdit silsilesi, ABD yönetiminin 8 ülkeye verilen petrol muafiyetlerinin sona erdiğini duyurması ve DMO’yu terörist gruplar listesinde sınıflandırmasıyla iki hafta önce başladı.
ABD’nin kararına karşı DMO eski komutanı ve İran Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi (DMTK) Genel Sekreteri Muhsin Rızai, ABD gemilerinin İran gemilerine yaklaşmamalarını tavsiye etti.
Ancak tehditler geçen hafta ciddi bir hal aldı:
- 22 Nisan’da DMO Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Ali Rıza Tengsiri, ABD'nin İran yaptırımlarını sıkılaştırmasına yönelik açıklamasında, “Hürmüz Boğazı uluslararası hukuka göre bir deniz geçididir. Eğer kullanmamız engellenirse onu kapatırız” dedi.
- 24 Nisan’da açıklamada bulunan İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, İran'ın petrol ihracatı yapmaya devam edeceğine inanıyoruz. Petrolümüz için alıcı bulmaya devam edeceğiz. Aynı şekilde petrolümüzü satmak için Hürmüz Boğazı'nı güvenli bir geçit olarak kullanmayı sürdüreceğiz. Fakat ABD bunu yapmamıza engel olmaya çalışmak gibi çılgınca bir önlem alırsa, o zaman sonuçlarına da hazırlıklı olmalı” dedi.
- 28 Nisan’da ise İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri yaptığı açıklamada, “Herhangi biri Hürmüz Boğazı'nda güvensizliğe neden olursa muhakkak ona karşı koyarız. Eğer petrolümüz Hürmüz Boğazı'ndan geçmeyecekse başkalarının petrolü de bu boğazdan geçmeyecek” şeklinde konuştu. Hürmüz Boğazı’ndan geçen ABD donanmasına ait gemilerin DMO’ya yanıt verme ve açıklama yapma mecburiyetinde olduğunu söyleyen Bakıri, “Amerikalılar düne kadar bu şekilde davranmayı sürdürdüler ve biz Hürmüz Boğazı'ndaki davranışlarında herhangi bir değişiklik fark etmedik” diye konuştu.
- Aynı tarihte İran Dini Lideri Hamaney’in ofisine yakınlığıyla bilinen Keyhan gazetesi, denizden yürüyerek çıkan bir DMO unsurunun arkasında, üzerinden dumanların yükseldiği ve helikopterlerin uçuştuğu ABD bayraklı, yanan bir savaş gemisi tasviri yayınladı.
İran tehditlerinin birinci ve ikinci dönemleri sözlü savaştan da anlaşılacağı üzere tek bir senaryoya dayanıyor. Ancak bu, hikâyenin bir bölümünü oluşturuyor. Diğer bölümü ise Hürmüz Boğazı'nda dolaşmak isteyen Amerikan güçlerinin, müttefikleri ve uluslararası tarafların elinde bulunuyor. İkinci bölüm, İran’ın dolaylı ya da doğrudan askeri ve siyasi düzeydeki tehditlerinin İran’ın kullanamaması halinde Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasına bağlı. İran’ın petrol ihracatının “sıfırlanması” planına işaret eden bu bölümde, başta Birleşmiş Millet Güvenlik Konseyi (BMGK) olmak üzere uluslararası kurumların İran’a karşılık vermesinden duyulan korku bulunuyor.



İran-ABD görüşmelerinde belirsizlik: Tahran yeni müzakereyi reddetti

Körfez ve Hürmüz Boğazı'nı gösteren uydu görüntüsü (DPA)
Körfez ve Hürmüz Boğazı'nı gösteren uydu görüntüsü (DPA)
TT

İran-ABD görüşmelerinde belirsizlik: Tahran yeni müzakereyi reddetti

Körfez ve Hürmüz Boğazı'nı gösteren uydu görüntüsü (DPA)
Körfez ve Hürmüz Boğazı'nı gösteren uydu görüntüsü (DPA)

İran resmi haber ajansı IRNA, İran ile ABD arasında yeni bir görüşme planlanmadığını aktardı. Haber, ABD Başkanı Donald Trump’ın görüşmelerin kısa süre içinde yeniden başlayabileceğine ilişkin açıklamasının ardından geldi.

IRNA, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantıları kapsamında New York’ta bulunan İran heyetine yakın bir kaynağın, heyetin “ABD ile müzakere yapma niyetinde olmadığını” söylediğini aktardı.

Trump ise pazar günü Axios’a yaptığı açıklamada, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı yedi gün içinde yeniden açma önerisini reddetmesinden bir gün sonra İran ile görüşmelerin gelecek hafta yeniden başlamasını beklediğini söylemişti.

IRNA, “İran’ın görüş ve tutumlarının geçen salı günü Katarlı bir arabulucu aracılığıyla ABD tarafına açık ve net şekilde iletildiğini” bildirdi. İran heyetinin salı günü Tahran’a döneceği belirtildi.

Devrim Muhafızları: Hürmüz Boğazı ABD denizaltılarının avlanma alanı

Öte yandan İran Devrim Muhafızları Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın yalnızca kapalı olmadığını, aynı zamanda “ABD denizaltılarının avlandığı bir yer” olduğunu ileri sürdü.

Muhibbi, pazartesi sabaha karşı IRNA tarafından yayımlanan mesajında, “Hürmüz Boğazı yalnızca kapalı değil, aynı zamanda Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri tarafından ABD denizaltılarının avlandığı bir yerdir” ifadelerini kullandı.

Muhibbi ayrıca, “İkinci av da yakalandı. Bu kez Mk 18 Mod 2 Kingfish denizaltısıydı. Son derece gelişmiş, otonom şekilde hareket eden, sonar cihazları ve hassas bir navigasyon sistemiyle donatılmış insansız bir denizaltı. Değeri milyonlarca dolar” dedi.

Tahran geçen hafta çatışmaların durdurulması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için bir plan sunmuştu.

Küresel petrol arzı açısından hayati öneme sahip olan su yolu, yaklaşık yedi ay önce başlayan ve çıkmaza giren ABD-İran çatışmasının temel başlıklarından biri konumunda. İran o tarihten bu yana boğazı fiilen kapalı tutarken Washington da İran limanlarına deniz ablukası uygulamaya başladı.

ABD-İran arasında dolaylı görüşme ihtimali

Axios ise konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayanarak Washington ile Tahran arasında pazartesi gününden itibaren dolaylı görüşmeler yapılabileceğini bildirdi. Bu ihtimal, ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi arasında New York’ta BM Genel Kurulu toplantıları sırasında gerçekleştirilen dolaylı görüşmelerden birkaç gün sonra gündeme geldi.

İran, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak için ön koşul olarak tüm cephelerde, Lübnan da dahil olmak üzere, yedi gün boyunca çatışmaların durdurulmasını, dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasını, İran petrolüne yönelik yaptırımların kaldırılmasını ve ABD’nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının sona erdirilmesini talep ediyor.

Donald Trump ise cumartesi günü Tahran’ın bu önerisini reddetti.

ABD, Hürmüz Boğazı’nda daha sonra bazı gemilerin saldırıya uğramasına rağmen 1 Eylül’den bu yana İran’a yönelik herhangi bir saldırı düzenlemedi.


Trump: İran’ın teslim olması savaşı kısa sürede bitirecek

Trump: İran’ın teslim olması savaşı kısa sürede bitirecek
TT

Trump: İran’ın teslim olması savaşı kısa sürede bitirecek

Trump: İran’ın teslim olması savaşı kısa sürede bitirecek

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın “teslim olması” halinde savaşın “yakında” sona ereceğini söyledi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Tahran’ın diplomasiye hazır olduğunu, ancak yeni bir saldırıyla karşılaşması durumunda “iş dünyanın sonuna varacak bir savaşa dönüşse bile” mücadele etmeye hazır olduklarını açıkladı.

Trump, dün gazetecilere yaptığı açıklamada, bu durumda petrol fiyatlarının “sert biçimde düşeceğini” belirtti ve ABD’nin savaş öncesindeki seviyelerin üzerinde, rekor miktarda petrol üretimi gerçekleştirdiğine dikkat çekti. “Axios” internet sitesine verdiği demeçte, bu hafta İran’la yeni görüşmeler yapılmasını beklediğini söyleyen Trump, saldırıları yeniden başlatmayı “her zaman” düşündüğünü ifade etti. Ayrıca hafta sonu boyunca Hürmüz Boğazı’ndan 20 milyon varilden fazla petrol geçtiğini söyledi. Kaynaklar Şarku’l Avsat’a, Arakçi’nin bugünden itibaren ABD özel temsilcisi Steve Witkoff ile görüşmeler yapacağını bildirdi.

İran, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konusundaki şartlarında ısrar ediyor. Bu şartlar arasında ABD’nin deniz ablukasının kaldırılması, petrol satışlarına yönelik yaptırımların sona erdirilmesi ve ateşkesin yeniden yürürlüğe konulması bulunuyor. Washington ise buna karşılık nükleer program konusunda tavizler talep ediyor. Arakçi, Tahran’ın şartlarından geri adım atmayacağını belirtti.

İran ordusu savaşın “sona ermediğini” açıklayarak “sert saldırılar” düzenleme tehdidinde bulunurken, Devrim Muhafızları da Hürmüz Boğazı’nda bir ABD denizaltısını alıkoyduğunu duyurdu.

Ekonomik alanda ise ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran’a yönelik “ekonomik tecrit” kampanyasının “sonuç verdiğini” söyledi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise buna karşılık, “tehdit ve yaptırımlarla irade dayatma döneminin sonuna yaklaşıldığını” ifade etti.


İngiltere'de bir hava üssünü hedef almayı planladıklarından şüphelenilen 5 kişi gözaltına alındı

İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
TT

İngiltere'de bir hava üssünü hedef almayı planladıklarından şüphelenilen 5 kişi gözaltına alındı

İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)

İngiliz polisi dün ülkenin güneybatısındaki bir hava üssü yakınlarında, patlayıcı madde ve terör bağlantılı eylem hazırlığında olduklarından şüphelenilen 5 kişiyi gözaltına aldı.

Soruşturmayı yürüten müfettişler, dün erken saatlerde Fairford Hava Üssü'ne doğru ilerlediği değerlendirilen 3 şüpheli araç ihbarı üzerine harekete geçildiğini doğruladı. Emniyet yetkilileri daha sonra yaptıkları açıklamada, durumun kontrol altına alındığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, şüphelilerin tesise "ağır hasar vermeyi" hedeflediklerini belirterek, İngiliz ve ABD makamlarının bir süredir bu kişileri zaten takip ettiğini ve incelemenin sürdüğünü ifade etti.

Fairford Hava Üssü, ABD Hava Kuvvetleri'ne bağlı 501. Savaş Desteği Kanadı'na ev sahipliği yapıyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun İngiltere'yi ABD bombardıman uçaklarının bu üsten havalanmasına izin vermemesi yönünde uyarılarda bulunmasının ardından Londra yönetimi temmuz ayında, silahlı kuvvetlerinin ülkeyi her türlü saldırıya karşı korumaya hazır olduğunu açıklamıştı.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre soruşturmaya yakın bir kaynağa göre, şüphelilerin İran bağlantılı bir saikle hareket etmiş olması ihtimali en güçlü seçenek olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte şüphelerin Rusya'nın olası bir sabotaj girişimini veya radikal İslamcı grupların bir komplosunu da kapsadığı belirtiliyor.