Libya Ulusal Ordusu, UMH mevzilerini hedef aldı

Trablus’un güney bölgelerinde Libya Ulusal Ordu kuvvetleri ve Serrac hükümetine bağlı güçler arasında yaşanan çatışmalardan bir görüntü (Reuters)
Trablus’un güney bölgelerinde Libya Ulusal Ordu kuvvetleri ve Serrac hükümetine bağlı güçler arasında yaşanan çatışmalardan bir görüntü (Reuters)
TT

Libya Ulusal Ordusu, UMH mevzilerini hedef aldı

Trablus’un güney bölgelerinde Libya Ulusal Ordu kuvvetleri ve Serrac hükümetine bağlı güçler arasında yaşanan çatışmalardan bir görüntü (Reuters)
Trablus’un güney bölgelerinde Libya Ulusal Ordu kuvvetleri ve Serrac hükümetine bağlı güçler arasında yaşanan çatışmalardan bir görüntü (Reuters)

Mareşal Halife Hafter önderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO) savaşçıları, başkent Trablus’un güneyindeki el-Aziziye’de Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) bağlı güçlerin mevzilerini hedef aldı.
Genel komutanlık, 15 Mayıs’ta kapsamlı bir temizlik yapmaya hazır olduklarını açıklarken, vatandaşlara da savaş alanlarından uzaklaşma çağrısı yaptı. Bu bağlamda Tacura ve Kasr bin Gaşir kasabalarını hedef alan saldırılar sırasında 6 sivil yaşamını yitirdi.
BM’den savaş suçu çağrısı
Söz konusu gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in (BM) Libya’daki Destek Misyonu (UNSMIL) ve UMH Başkanlık Konseyi’nin Avrupa Birliği’nin (AB) Trablus’taki olaylara ilişkin tavrını memnuniyetle karşıladığı bir zamanda yaşandı. UNSMIL, AB Dış İlişkiler Konseyi’nin ifadelerini takdir ettiğini belirtti. BM, ayrıca AB’nin Libya’daki çatışma taraflarına BM ile koordineli bir şekilde ateşkes çağrısı yapmasını memnuniyetle karşıladığını söyleyerek, saldırılarda sivil ayrımı yapılmamasının savaş suçlarına sebep olacağı uyarısında bulundu.
UMH Başkanlık Konseyi de 15 Mayıs’ta AB Dış İlişkiler Konseyi’nin bildirisine değinirken, çatışmaların gerçekliği açığa çıktıktan sonra Libya’daki durum konusunda oy birliğiyle birleşik bir tavır aldıklarını vurguladı.
Başkanlık Konseyi, AB’den Avrupalı müttefikleri olarak söz ederken, “Başkent Trablus’taki savaşın yasadışı göçlere neden olacağına ilişkin endişelerinin yanı sıra AB’nin sivillere yönelik ayrım gözetmeyen saldırıların savaş suçu düzeyine ulaştığını ifade etme hakkı var” dedi.
Başkanlık Konseyi, 15 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, ‘düşmanları yenip geldikleri yere geri döndürmek’ zorunda oldukları yönündeki ifadelerini yineledi. Konsey, bazı ülkeleri de tavırlarını gözden geçirmeye, Libya’da barış ve istikrarı sağlama yolunda uluslararası topluma katılmaya çağırdı.
Trablus’taki savaş konusunda uluslararası taraflarla gerçekleşen ziyaretler çerçevesinde, İtalya’da yayın yapan Aki ajansının haberine göre kaynaklar, Hafter’in dün gerçekleştirdiği Paris ziyareti sonrasında, ilerleyen birkaç gün içerisinde İtalya’nın başkenti Roma’yı ziyaret edeceğini belirtti.
LUO: Düşmanların temizlenmesi için hazırız
Öte yandan LUO Genel Komutanlığı, dün, 9. Tugaya bağlı topçu kuvvetlerinin, başkent yakınlarındaki Tarhuna şehrinden savaş eksenlerine hareket etmeye hazır olduğunu duyurdu. Genel Komutanlık, düşmanların tamamen temizlenmesi için hazır olduklarını söylerken, sivillere de çatışma alanlarından uzak durma çağrısı yaptı. Hava kuvvetlerine bağlı uçakların da el-Aziziye eksenindeki milisleri hedef aldığına dikkat çekildi.
Kasr bin Gaşir ve Tacura kasabaları, UMH’nin bombardımanları dolayısıyla, 15 Mayıs günü kanlı bir geceye tanık oldu. Saldırı sırasında en az 6 sivil yaşamını yitirdi, çok sayıda sivil de yaralandı.
Libya Ulusal İnsan Hakları Komitesi, dün yaptığı açıklamada, Trablus’un batı ve güney batı bölgelerindeki çatışma taraflarının, söz konusu kasabalardaki masumları ve sivilleri hedef alan bu korkunç suçun yasal tüm sorumluluğuna sahip olduğunu vurguladı. Komite, “Bu saldırı, savaş suçu ve uluslararası insan haklarının ihlali anlamına geliyor” dedi.
Ancak Libya Cumhuriyeti Koalisyon Partisi Genel Başkanı İzzeddin Akil, sivil alanlarına yönelik saldırıların, başta Mısrata olmak üzere milislere hakim olan umutsuzluğu yansıttığını vurguladı. Akil, “Askeri operasyonlar, Trablus’ta sona erdiğinde, geldikleri şehirlere transfer edileceklerini biliyorlar” ifadelerini kullandı.
İzzeddin Akil, dün, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Milislerin mühimmatlarının önemli bir stratejik yönünü kurutmak, kamplarını ve savaş mekanizmalarını imha etmek, birçok liderini tasfiye etmek, çok sayıda genci öldürmek ve bölgeden kaçmaya itmek, tüm bunlar onlar için zor bir atmosfer oluşturdu” dedi.
‘Bağdadi Libya’da olabilir’
Diğer taraftan orduya bağlı el-Kerame operasyon odası da Müslüman Kardeşler’in Trablus’taki terör gruplarına desteğini kınadı. DEAŞ’a mensup çok sayıda unsurun UMH’ye bağlı güçlerin yanında savaşmak için Libya topraklarına geldiğine dikkati çeken operasyon odası, DEAŞ lideri Ebu Bekir el-Bağdadi’nin de Libya’da olabileceğine dikkati çekerek, Müslüman Kardeşler ve kendilerine bağlı grupların kontrolündeki limanların yeniden açıldığını da belirtti.
Aynı şekilde batı bölgesi operasyonlarından sorumlu Albay Muhammed Osman, LUO kuvvetlerinin mücadelesinin, Başkanlık Konseyi’ne sadık Müslüman Kardeşler’in yapısını temsil eden terör gruplarını da ortadan kaldırmak anlamına geldiğini vurguladı.
Ulusal Ordu’ya bağlı Sabratha operasyon odası ise dün, el-Zaviye’deki radikalizm yanlısı el-Faruk milislerinin karargahına iki gün önce başlatılan saldırının, 2016 yılından bu yana Sabratha şehrinden kaçan DEAŞ yanlısı Safvan Abdul Mecid Cabir’i etkisiz hale getirdiğini açıkladı.



Hamas, Gazze Şeridi’nde nakit sıkıntısıyla karşı karşıya

Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)
Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)
TT

Hamas, Gazze Şeridi’nde nakit sıkıntısıyla karşı karşıya

Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)
Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki piyasalarda faaliyet gösteren kişiler ile Hamas mensuplarının ifadeleri, hareket üyelerinin maaşlarını nakit olarak tahsil etme konusunda sıkıntı yaşadığını ortaya koydu. Çok sayıda esnafın nakit para kabulünü azaltması ve elektronik uygulamalar ile dijital cüzdanlara yönelmesi, bu sorunu daha da belirgin hâle getirdi.

Bu gelişme, İsrail’in son haftalarda Hamas’ın mali işlerinden sorumlu yetkilileri hedef alıp öldürme operasyonlarını yoğunlaştırdığı bir dönemde meydana geldi. Söz konusu kişiler arasında, hareket mensuplarına maaşları ulaştırmakla görevli bazı isimlerin de bulunduğu belirtildi.

Hamas çalışanlarının Şarku’l Avsat’a bildirdiğine göre gerek sivil yönetimde gerekse askeri kanat olan İzzeddin el-Kassam Tugayları’nda görev yapanların büyük bölümü maaşlarını nakit olarak alıyor.

Savaşın en yoğun yaşandığı yıllarda da Gazze halkı, paralarını elektronik ortamdan nakde çevirmekte zorluk çekiyordu.

İsrail, geçen ağustos ayında Hamas’ı ekonomik açıdan sıkıştırmak amacıyla şekel banknotlarının belirli bir kupürünün kullanımını yasakladı. Hamas’a bağlı polis teşkilatı da bunun ardından bir genelge yayımlayarak, dükkân sahiplerini ve diğer işletmeleri nakit parayla işlem yapmama konusunda uyardı.


Silahlı grupların “konuşlanma noktaları” Trablus’ta gerilimi yeniden artırdı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)
TT

Silahlı grupların “konuşlanma noktaları” Trablus’ta gerilimi yeniden artırdı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)

Libya’nın başkenti Trablus’ta güvenlik ve askeri gruplar arasındaki gerilim yeniden arttı. Trablus’un merkezinde Kadi­siye Adası’ndaki konuşlanma konusunda yaşanan anlaşmazlık, son iki yılda yeniden şekillendirilen güvenlik düzeninin, geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe’nin başkentteki silahlı grupların ve güvenlik birimlerinin varlığını yeniden düzenleme girişimlerine rağmen henüz kalıcı bir istikrara kavuşmadığını ortaya koydu.

Misrata kökenli El-Mahcub Tugayı, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, Adli Polis Teşkilatı ile birlikte Trablus’taki Kadi­siye Adası’ndan çekildiğini duyurdu. Açıklamada, güvenlik noktalarının belirlenmesi amacıyla Başbakanlık İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Muhammed bin Galbun ile yapılacak toplantının beklendiği ifade edildi.

Tugay, anlaşmazlığın “kişisel değil, güvenlikle ilgili” olduğunu ve Savunma Bakanı tarafından görevlendirilen herhangi bir gücün, onaylanmış güvenlik düzenlemeleri uyarınca herhangi bir noktada konuşlanmasına izin veren düzenlemelere dayandığını belirtti.

Açıklama, iki güç arasında Kadi­siye Adası’ndaki konuşlanma konusunda yaşanan gerilimin ortasında geldi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu bölge, geçmişte farklı güvenlik grupları arasında nüfuz alanlarının ve konuşlanma düzenlemelerinin çakışması nedeniyle çeşitli gerilimlere sahne olmuştu.

Kadi­siye Adası daha önce de farklı gruplar arasında gerilim noktası oldu. Geçen yıl İçişleri Bakanlığına bağlı Genel Güvenlik Teşkilatı güçlerinin bölgeye girmesi ve bunun ardından başka güçlerin başkentin çeşitli bölgelerinde yeniden konuşlanmak üzere harekete geçmesi bunlar arasında yer alıyor.

Kadi­siye Adası’ndan yapılan açıklamalı çekilme, anlaşmazlığın nihai olarak çözüldüğü anlamına gelmiyor. Tarafların, konuşlanma düzenlemelerini belirlemek üzere gerçekleştireceği toplantı, Dibeybe hükümetinin güvenlik güçleri arasındaki anlaşmazlıkların yeniden çatışmaya dönüşmesini önleme kapasitesi açısından yeni bir sınav olacak.

Güvenlik haritası

Ulusal Birlik Hükümeti ile Dibeybe karşıtı Terör ve Organize Suçlarla Mücadele Caydırma Teşkilatı arasında daha önce varılan düzenlemeler, teşkilat güçlerinin Trablus’taki bazı noktalardan yeniden konuşlandırılmasını öngörüyordu. Bu düzenlemeler, teşkilatın hukuki statüsü ve konuşlanma bölgeleri konusunda yaşanan gerilim döneminin ardından yapılmıştı.

Geçtiğimiz temmuz ayında Caydırma Teşkilatı’nın başkentin doğu ve merkezindeki bazı eski konuşlanma noktalarına dönmesine yönelik talimatlar verildi. Bu gelişme, bazı çevrelerce Trablus’taki güvenlik haritasının yeniden şekillendirildiğinin göstergesi olarak değerlendirildi.

Başkentte güvenlik ve askeri görevleri üstlenen kurumların çokluğu, tabloyu daha karmaşık hâle getiriyor. Savunma ve İçişleri bakanlıklarına bağlı güçlerin yanı sıra Caydırma Teşkilatı, Adli Polis ve Misrata ile diğer kentlerden gelen çeşitli silahlı gruplar bulunuyor. Bu durum, herhangi bir konuşlanma noktası konusunda yaşanan anlaşmazlığın siyasi ve güvenlik düzeyinde çözülememesi hâlinde daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme riskini beraberinde getiriyor.

Dibeybe hükümeti, geçen yıl yaşanan çatışmaların ardından güvenlik haritasını yeniden düzenlemeye çalışıyor. Ancak hükümet, güvenliği sağlamak için aynı zamanda birden fazla güce başvuruyor. Bu da gruplar arasındaki denge sorununun devam etmesine neden oluyor. Bunun en belirgin örneklerinden biri, daha önce farklı nüfuz alanlarına ve konuşlanma düzenlemelerine sahip güvenlik birimleri ile güçlerden unsurları tek bir yapı altında toplayan Trablus Güvenlik Müdürlüğü Destek Gücü.

El-Mahcub Tugayı

El-Mahcub Tugayı, Misrata kentinden çıkan silahlı gruplardan biri ve Merkezi Askeri Bölge bünyesinde faaliyet gösteriyor. Kolektif bir komuta yapısına sahip olan tugayın aksine, Adli Polis Teşkilatı resmî olarak Ulusal Birlik Hükümeti bünyesindeki Adalet Bakanlığına bağlı bulunuyor. Teşkilat; mahkemelerin ve cezaevlerinin korunması, mahkeme kararları ile adli emirlerin uygulanması ve tutuklu ile hükümlülerin naklinden sorumlu.

Resmî statüsüne rağmen teşkilat, son yıllarda başkentteki diğer silahlı gruplarla çeşitli alanlarda kesişen yetkilere sahip oldu ve nüfuz mücadeleleri kapsamında komuta kademesinde sık sık değişiklikler yaşandı.

Terör ve Organize Suçlarla Mücadele Caydırma Teşkilatı ise Trablus’taki en güçlü gruplardan biri olarak öne çıkıyor. Teşkilatın başında Abdürrauf Kara bulunuyor. Teşkilat esas olarak, sivil havalimanı, hava üssü ve Trablus’taki başlıca cezaevlerinden birini bünyesinde barındıran Mitiga Kompleksi’nde konuşlanıyor.

Teşkilat geniş bir nüfuza sahip ve sahada yüksek düzeyde özerkliğini koruyor. Farklı dönemlerde görünüşte Başkanlık Konseyi veya hükümete bağlı olsa da Dibeybe hükümetiyle ilişkileri geçen yıl ciddi gerilimlere sahne oldu. Bunun ardından Temmuz 2026’da yapılan güvenlik düzenlemeleri kapsamında unsurlarının başkentin doğu ve merkezindeki bazı eski mevzilerine yeniden konuşlandırılması kararlaştırıldı.

Bunların yanı sıra başkentte 444. Muharebe Tugayı ve 111. Tugay gibi başka grupların yanı sıra Misrata ve diğer batı kentlerinden gelen birlikler ile Savunma ve İçişleri bakanlıklarına bağlı güçler de bulunuyor.

El-Mahcub Tugayı’nın güvenlik noktalarının belirlenmesi amacıyla yapılacak toplantıyı bekleyerek Kadi­siye Adası’ndan çekildiğini açıklaması, sahadaki güçler arasında konuşlanma dağılımının henüz nihai olarak belirlenmediğini gösteriyor. Hükümetin ortak güvenlik düzenlemeleri dayatma ve anlaşmazlıkların açık çatışmalara dönüşmesini önleme kapasitesi ise önümüzdeki dönemde başkentin istikrarı açısından en önemli sınav olmaya devam ediyor.


Burhan, vize başvurusunun reddedilmesinin ardından Washington’a meydan okudu

Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
TT

Burhan, vize başvurusunun reddedilmesinin ardından Washington’a meydan okudu

Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve ordu komutanı Abdulfettah el-Burhan, Washington’a meydan okuyan açıklamalarda bulunarak, “şantaj” olarak nitelendirdiği girişimi reddetti. Burhan, herhangi bir seyahat vizesi almak istemediğini ve Sudan’dan ayrılmayacağını söyledi. Açıklamaları, ABD’nin geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere ülkeye giriş vizesi vermeme kararına gönderme olarak değerlendirildi.

Burhan, 24 Eylül’de New York’ta düzenlenen BM Genel Kurulu’nun 81. oturumunda ülkesinin heyetine başkanlık ederek konuşma yapmayı planlıyordu. Ancak Washington kendisine giriş vizesi vermedi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre ABD’nin vize vermesi, Burhan’ın Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında Nisan 2023’ten bu yana devam eden iç savaşta 90 günlük insani ateşkesi kabul etmesine bağlıydı. Söz konusu ateşkes önerisi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos tarafından sunuldu. Ancak Burhan öneriyi reddederek, savaşı sürdürme kararlılığını belirtti.