Filistinliler ‘Nekbe’yi anarken, İsrail sınırdaki güçlerini artırdı

Filistin bayrağını taşıyan ve sınıra yakın bir bölgede yürüyen bir genç (Ahmed Hasballah)
Filistin bayrağını taşıyan ve sınıra yakın bir bölgede yürüyen bir genç (Ahmed Hasballah)
TT

Filistinliler ‘Nekbe’yi anarken, İsrail sınırdaki güçlerini artırdı

Filistin bayrağını taşıyan ve sınıra yakın bir bölgede yürüyen bir genç (Ahmed Hasballah)
Filistin bayrağını taşıyan ve sınıra yakın bir bölgede yürüyen bir genç (Ahmed Hasballah)

Nekbe’nin 71’inci yıl dönümünü anmak üzere yürüyüş düzenlemek için bölgedeki 5 Büyük Dönüş Kampı’na gelerek, Gazze Şeridi ve İsrail arasındaki sınırın yakınlarında toplanan Filistinli sivillerden 30’u İsrail ordusunun kurşunlarıyla yaralandı.
Gazze’deki güçler ve Filistinli gruplarının oluşturduğu Büyük Dönüş ve Ablukayı Kırma Yürüyüşü Yüksek Ulusal Heyeti’nin çağrısı üzerine binlerce Filistin vatandaşı, dün, Nekbe’nin 71’inci yıldönümünü anmak üzere düzenlenen yürüyüşe katıldı. Geçtiğimiz yıl 30 Mart’ta başlayan bugüne kadar devam eden Büyük Dönüş Yürüyüşleri 58’inci haftasına girdi.
İsrail ordusu gerçek mermi kullandı
Gazze ile mevcut sınırına destek gönderen İsrail ordusu, sivil göstericileri bastırmak için gerçek ve kauçuk kaplı mermilerle ateş açtı. Ayrıca gaz bombaları kullandı. Bunun sonucunda çok sayıda Filistinli yaralandı. İndependent Arabia, İsrail’in göstericilere ayrıca göz yaşartıcı gaz sıktığını ve atık su püskürttüğünü gözlemledi.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi ve çevresindeki varlığını güçlendirdi. Filistinlilerin gerçekleştireceği her türlü protesto için bölgeye yakın yollar kapatıldı. İsrail Ordu Komutanlığı, ‘ateş’ emrini tugay liderlerine değil tabur komutanlarına verdi. Askeri analistlere göre bu, göstericilere açılan ateşin durdurulabileceği anlamına geliyor.
Sınıra yakın bölgelerdeki göstericiler, Gazze’deki yerleşim bölgelerine doğru onlarca yanan balon uçurdu. Bu, bazı yerleşim yerlerinde çok sayıda yangınla sonuçlandı. İsrail ordusu yerleşim bölgesi sakinlerine sınıra yakın noktalardan uzak durma çağrısında bulunmuştu.
Haklar konusunda ısrar
Büyük Dönüş ve Ablukayı Kırma Yürüyüşü Yüksek Ulusal Heyeti’nin çağrısı üzerine Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki şehir ve kamplarda kapsamlı bir grev gerçekleştirdi. İsrail’in 1948 Filistinlilere karşı işlediği suçları hatırlatmak için Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı (UNRWA) Başkanı’nın ofisi önünden başlayan kalabalık bir yürüyüş yapıldı.
‘Büyük Dönüş Yürüyüşü devam edecek’
Filistinli gruplar, topraklarında işgalci olması nedeniyle İsrail ile mücadele hakkı konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı. Büyük Dönüş Yürüyüşlerinin devam edeceğinin altı çizildi. Kuşatmayı tamamen kırmayı amaçlayan yürüyüşe son verilmesi karşılığında insani ve ekonomik çözümlerin sağlanmasını asla kabul etmeyeceklerini belirttiler.
Hamas Siyasi Büro üyesi Halil el- Hayye, “Filistin meselesinin üzerinden birçok hesaplaşma projesi yapıldı. Hepsi de Filistin halkının kararlılığına çarparak parçalandı. ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşması Gazze’den geçmeyecek” ifadelerini kullandı.
Sınır kontrolü
Independent Arabia’nın kaynaklarına göre geçtiğimiz hafta Gazze’yi ziyaret ederek Filistinli gruplarla bir araya gelen Mısırlı bir güvenlik heyeti ve Birleşmiş Milletler’in (BM) Ortadoğu Temsilcisi, İsrail ve Hamas arasındaki anlaşma maddelerinin uygulanması karşılığında Nekbe’nin yıldönümünde meydanlardaki durumun iyileşmesi için gerekli önlemlerin alınmasının gerekliliği konusunda uzlaşmaya vardı. Kaynağın verdiği bilgilere göre Filistinli gruplar, İsrail’in de sorumluluklarını yerine getirip kimseyi öldürmemesi karşılığında gerilim oluşturmama konusundaki yükümlülüklerine bağlılıklarını vurguladı.
Ancak Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin bu konu hakkında başka bir fikri vardı. Cephe, parti ve grup liderlerini önünde durdukları tarihi görev ve sorumluluğun seviyesi yükseltme çağrısında bulundu. Gazze’deki sorunları çözmek için İsrail ile müzakere yaklaşımı, sakinleşme ve anlayış yanılsamasını terk etmelerini talep etti.
Diğer sorunlar
Nekbe’nin 71’inci yıldönümü, Trump’ın 2017 yılının sonlarında imzaladığı Washington kararı sonucu ABD’nin Tel Aviv Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşıyacağını ilan etmesinin birinci yıldönümüne denk geldi. Nekbe’nin yıldönümü, İsrail’de Filistin topraklarında devlet kurmaları nedeniyle ulusal bayram olarak kutlanıyor.
Geçtiğimiz yıl Nekbe ve ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararına yönelik Gazze’den İsrail’le mevcut bulunan sınıra doğru kalabalık gruplarla protesto yürüyüşleri gerçekleştirmişti. Söz konusu gösterilerde aralarında çocukların da bulunduğu 62 Filistinli hayatını kaybetmişti. Meydana gelen çatışmalarda İsrail ordusu 3 binden fazla Filistin vatandaşını yaralamıştı.
Öte yandan Kudüs ve Kutsal Alanlara Destek İslam-Hristiyan Komisyonu Genel Sekreteri Hanna Issa, uluslararası hukuki kararlara uymanın gerekliliğine dikkat çekti. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararlarına dayanan bu kararlar arasında, mültecilerin ülkelerine dönmesi, başkenti Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devleti kurulması da bulunuyor.
Arap Birliği’nden BM’ye çağrı
Arap Birliği, BM’den Filistin halkını koruyacak uluslararası bir sistem oluşturmasını ve İsrail tarafından kullanılan baskı ve düşmanlık araçlarına karşı mücadele hakkının korunmasını istedi. Meşru geri dönüş haklarını ve kendi kaderini tayin hakkını kullanmasını, ilgili uluslararası kararlara uygun olarak 1967 sınırlarına göre başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen devletini kurabilmesini sağlaması konusunda destek verilmesini talep etti.
1948 yılında İsrail, Filistin’in 774 köy ve şehrini işgal etti. Bunlardan 531’ini tamamen yıktı. Filistinlilere karşı yapılan 70 katliam sonucu 15 bin vatandaşın ölümüne neden oldu. O dönemde 1.4 milyon nüfusa sahip olan Filistin halkından 800 binden fazla vatandaşı köy ve şehirlerden sürdü. 1948 yılında köklü Filistin devletinde bin 300 köy ve şehir bulunuyordu.
*İzzeddin Ebu Ayşe’nin Independent Arabia için hazırladığı haberi



Hamas, Gazze Şeridi’nde nakit sıkıntısıyla karşı karşıya

Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)
Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)
TT

Hamas, Gazze Şeridi’nde nakit sıkıntısıyla karşı karşıya

Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)
Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki piyasalarda faaliyet gösteren kişiler ile Hamas mensuplarının ifadeleri, hareket üyelerinin maaşlarını nakit olarak tahsil etme konusunda sıkıntı yaşadığını ortaya koydu. Çok sayıda esnafın nakit para kabulünü azaltması ve elektronik uygulamalar ile dijital cüzdanlara yönelmesi, bu sorunu daha da belirgin hâle getirdi.

Bu gelişme, İsrail’in son haftalarda Hamas’ın mali işlerinden sorumlu yetkilileri hedef alıp öldürme operasyonlarını yoğunlaştırdığı bir dönemde meydana geldi. Söz konusu kişiler arasında, hareket mensuplarına maaşları ulaştırmakla görevli bazı isimlerin de bulunduğu belirtildi.

Hamas çalışanlarının Şarku’l Avsat’a bildirdiğine göre gerek sivil yönetimde gerekse askeri kanat olan İzzeddin el-Kassam Tugayları’nda görev yapanların büyük bölümü maaşlarını nakit olarak alıyor.

Savaşın en yoğun yaşandığı yıllarda da Gazze halkı, paralarını elektronik ortamdan nakde çevirmekte zorluk çekiyordu.

İsrail, geçen ağustos ayında Hamas’ı ekonomik açıdan sıkıştırmak amacıyla şekel banknotlarının belirli bir kupürünün kullanımını yasakladı. Hamas’a bağlı polis teşkilatı da bunun ardından bir genelge yayımlayarak, dükkân sahiplerini ve diğer işletmeleri nakit parayla işlem yapmama konusunda uyardı.


Silahlı grupların “konuşlanma noktaları” Trablus’ta gerilimi yeniden artırdı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)
TT

Silahlı grupların “konuşlanma noktaları” Trablus’ta gerilimi yeniden artırdı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)

Libya’nın başkenti Trablus’ta güvenlik ve askeri gruplar arasındaki gerilim yeniden arttı. Trablus’un merkezinde Kadi­siye Adası’ndaki konuşlanma konusunda yaşanan anlaşmazlık, son iki yılda yeniden şekillendirilen güvenlik düzeninin, geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe’nin başkentteki silahlı grupların ve güvenlik birimlerinin varlığını yeniden düzenleme girişimlerine rağmen henüz kalıcı bir istikrara kavuşmadığını ortaya koydu.

Misrata kökenli El-Mahcub Tugayı, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, Adli Polis Teşkilatı ile birlikte Trablus’taki Kadi­siye Adası’ndan çekildiğini duyurdu. Açıklamada, güvenlik noktalarının belirlenmesi amacıyla Başbakanlık İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Muhammed bin Galbun ile yapılacak toplantının beklendiği ifade edildi.

Tugay, anlaşmazlığın “kişisel değil, güvenlikle ilgili” olduğunu ve Savunma Bakanı tarafından görevlendirilen herhangi bir gücün, onaylanmış güvenlik düzenlemeleri uyarınca herhangi bir noktada konuşlanmasına izin veren düzenlemelere dayandığını belirtti.

Açıklama, iki güç arasında Kadi­siye Adası’ndaki konuşlanma konusunda yaşanan gerilimin ortasında geldi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu bölge, geçmişte farklı güvenlik grupları arasında nüfuz alanlarının ve konuşlanma düzenlemelerinin çakışması nedeniyle çeşitli gerilimlere sahne olmuştu.

Kadi­siye Adası daha önce de farklı gruplar arasında gerilim noktası oldu. Geçen yıl İçişleri Bakanlığına bağlı Genel Güvenlik Teşkilatı güçlerinin bölgeye girmesi ve bunun ardından başka güçlerin başkentin çeşitli bölgelerinde yeniden konuşlanmak üzere harekete geçmesi bunlar arasında yer alıyor.

Kadi­siye Adası’ndan yapılan açıklamalı çekilme, anlaşmazlığın nihai olarak çözüldüğü anlamına gelmiyor. Tarafların, konuşlanma düzenlemelerini belirlemek üzere gerçekleştireceği toplantı, Dibeybe hükümetinin güvenlik güçleri arasındaki anlaşmazlıkların yeniden çatışmaya dönüşmesini önleme kapasitesi açısından yeni bir sınav olacak.

Güvenlik haritası

Ulusal Birlik Hükümeti ile Dibeybe karşıtı Terör ve Organize Suçlarla Mücadele Caydırma Teşkilatı arasında daha önce varılan düzenlemeler, teşkilat güçlerinin Trablus’taki bazı noktalardan yeniden konuşlandırılmasını öngörüyordu. Bu düzenlemeler, teşkilatın hukuki statüsü ve konuşlanma bölgeleri konusunda yaşanan gerilim döneminin ardından yapılmıştı.

Geçtiğimiz temmuz ayında Caydırma Teşkilatı’nın başkentin doğu ve merkezindeki bazı eski konuşlanma noktalarına dönmesine yönelik talimatlar verildi. Bu gelişme, bazı çevrelerce Trablus’taki güvenlik haritasının yeniden şekillendirildiğinin göstergesi olarak değerlendirildi.

Başkentte güvenlik ve askeri görevleri üstlenen kurumların çokluğu, tabloyu daha karmaşık hâle getiriyor. Savunma ve İçişleri bakanlıklarına bağlı güçlerin yanı sıra Caydırma Teşkilatı, Adli Polis ve Misrata ile diğer kentlerden gelen çeşitli silahlı gruplar bulunuyor. Bu durum, herhangi bir konuşlanma noktası konusunda yaşanan anlaşmazlığın siyasi ve güvenlik düzeyinde çözülememesi hâlinde daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme riskini beraberinde getiriyor.

Dibeybe hükümeti, geçen yıl yaşanan çatışmaların ardından güvenlik haritasını yeniden düzenlemeye çalışıyor. Ancak hükümet, güvenliği sağlamak için aynı zamanda birden fazla güce başvuruyor. Bu da gruplar arasındaki denge sorununun devam etmesine neden oluyor. Bunun en belirgin örneklerinden biri, daha önce farklı nüfuz alanlarına ve konuşlanma düzenlemelerine sahip güvenlik birimleri ile güçlerden unsurları tek bir yapı altında toplayan Trablus Güvenlik Müdürlüğü Destek Gücü.

El-Mahcub Tugayı

El-Mahcub Tugayı, Misrata kentinden çıkan silahlı gruplardan biri ve Merkezi Askeri Bölge bünyesinde faaliyet gösteriyor. Kolektif bir komuta yapısına sahip olan tugayın aksine, Adli Polis Teşkilatı resmî olarak Ulusal Birlik Hükümeti bünyesindeki Adalet Bakanlığına bağlı bulunuyor. Teşkilat; mahkemelerin ve cezaevlerinin korunması, mahkeme kararları ile adli emirlerin uygulanması ve tutuklu ile hükümlülerin naklinden sorumlu.

Resmî statüsüne rağmen teşkilat, son yıllarda başkentteki diğer silahlı gruplarla çeşitli alanlarda kesişen yetkilere sahip oldu ve nüfuz mücadeleleri kapsamında komuta kademesinde sık sık değişiklikler yaşandı.

Terör ve Organize Suçlarla Mücadele Caydırma Teşkilatı ise Trablus’taki en güçlü gruplardan biri olarak öne çıkıyor. Teşkilatın başında Abdürrauf Kara bulunuyor. Teşkilat esas olarak, sivil havalimanı, hava üssü ve Trablus’taki başlıca cezaevlerinden birini bünyesinde barındıran Mitiga Kompleksi’nde konuşlanıyor.

Teşkilat geniş bir nüfuza sahip ve sahada yüksek düzeyde özerkliğini koruyor. Farklı dönemlerde görünüşte Başkanlık Konseyi veya hükümete bağlı olsa da Dibeybe hükümetiyle ilişkileri geçen yıl ciddi gerilimlere sahne oldu. Bunun ardından Temmuz 2026’da yapılan güvenlik düzenlemeleri kapsamında unsurlarının başkentin doğu ve merkezindeki bazı eski mevzilerine yeniden konuşlandırılması kararlaştırıldı.

Bunların yanı sıra başkentte 444. Muharebe Tugayı ve 111. Tugay gibi başka grupların yanı sıra Misrata ve diğer batı kentlerinden gelen birlikler ile Savunma ve İçişleri bakanlıklarına bağlı güçler de bulunuyor.

El-Mahcub Tugayı’nın güvenlik noktalarının belirlenmesi amacıyla yapılacak toplantıyı bekleyerek Kadi­siye Adası’ndan çekildiğini açıklaması, sahadaki güçler arasında konuşlanma dağılımının henüz nihai olarak belirlenmediğini gösteriyor. Hükümetin ortak güvenlik düzenlemeleri dayatma ve anlaşmazlıkların açık çatışmalara dönüşmesini önleme kapasitesi ise önümüzdeki dönemde başkentin istikrarı açısından en önemli sınav olmaya devam ediyor.


Burhan, vize başvurusunun reddedilmesinin ardından Washington’a meydan okudu

Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
TT

Burhan, vize başvurusunun reddedilmesinin ardından Washington’a meydan okudu

Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve ordu komutanı Abdulfettah el-Burhan, Washington’a meydan okuyan açıklamalarda bulunarak, “şantaj” olarak nitelendirdiği girişimi reddetti. Burhan, herhangi bir seyahat vizesi almak istemediğini ve Sudan’dan ayrılmayacağını söyledi. Açıklamaları, ABD’nin geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere ülkeye giriş vizesi vermeme kararına gönderme olarak değerlendirildi.

Burhan, 24 Eylül’de New York’ta düzenlenen BM Genel Kurulu’nun 81. oturumunda ülkesinin heyetine başkanlık ederek konuşma yapmayı planlıyordu. Ancak Washington kendisine giriş vizesi vermedi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre ABD’nin vize vermesi, Burhan’ın Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında Nisan 2023’ten bu yana devam eden iç savaşta 90 günlük insani ateşkesi kabul etmesine bağlıydı. Söz konusu ateşkes önerisi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos tarafından sunuldu. Ancak Burhan öneriyi reddederek, savaşı sürdürme kararlılığını belirtti.