“Cennetin anahtarları”, Yemen’deki çocuklara Husilerin bir hediyesi

Husilerin, çocukları Yemen savaşında cephelere alması uluslararası açıdan kınandı (Reuters)
Husilerin, çocukları Yemen savaşında cephelere alması uluslararası açıdan kınandı (Reuters)
TT

“Cennetin anahtarları”, Yemen’deki çocuklara Husilerin bir hediyesi

Husilerin, çocukları Yemen savaşında cephelere alması uluslararası açıdan kınandı (Reuters)
Husilerin, çocukları Yemen savaşında cephelere alması uluslararası açıdan kınandı (Reuters)

Yemen’deki Husi milisler, savaş faaliyetlerini finanse etmek ve güçlendirmek için en kötü araçları kullanmaya devam ederken, çocuklar da milislerin ihlalleri karşısında bir engel oluşturmuyor. Aynı şekilde Husiler, ihlalleri kapsamında kaçırma ve korkutma faaliyetleri uygularken, gençleri savaş cephelerinde ön saflara itiyorlar.
İngiliz Daily Mirror gazetesi de yayınladığı özel haberde, bazı genç kızların tecavüze uğramasının yanı sıra henüz 9 yaşını aşmamış bir kızın nasıl kaçırıldığını, savaş cephelerine katılmaya ve uyuşturucu madde almaya nasıl zorlandığını gözler önüne serdi. Rapora göre milislerin ellerinden kurtulan bazı gençler, Husilerin “savaş sırasında yaralanmaları halinde kanamaların durmasına yardım edeceğini söyleyerek kendilerine bir hap verdiklerini” ifade etti.
Kaçış
Daily Mirror, haberinde esir alınıp özel bir eğitim kursuna gönderildikten sonra savaşa katılmaktan kurtulabilen birçok Yemenli çocuğun ifadelerine yer verdi.
Gazete, küçük bir anahtarla bir çocuğun vücudu üzerinde iz bırakan trajik bir olayla çocukların savaş cephelerine nasıl alındığını da ortaya koydu. Bir başka esir çocuk da anahtar hikayesi sorulduğunda, “Bize, onun öldüğümüzde gideceğimiz cennetin anahtarı olduğunu söylüyorlar” dedi.
Haberde, 2018 yılında henüz 12 yaşındayken kaçırılan bir çocuğun hikayesine de değinildi. Kaçırılan Abdullah adındaki çocuk, “Husiler, ilk gün evimize geldi ve babamla konuşmak istedi. Para teklif ettiler, ama babam reddetti. Ertesi gün her günkü gibi köydeki okuluma gittim. Ama aniden birkaç adam karşıma çıktı ve beni kaçırdı. Beni büyük bir şehre götürdüler. Önceden oraya hiç gitmemiştim. Bir askeri üste kalarak, silahla ateş etmeyi öğrendim” ifadelerini kullandı.
Çocuk ayrıca, “Hepimiz açtık ama bize sadece kuru ekmek verdiler. Askerler, iyi şekilde besleniyorlardı. Eğer iyi şekilde davranırsak kalanları yememize izin veriyorlardı. Yaklaşık 1 hafta sonra beni ve arkadaşlarımı savaşın ön saflarına gönderdiler. İnsani bir kalkan olarak kullanıldık. Göreve gitmeden önce bir pastil almaya zorlandık. Ne olduğunu bilmiyorum, ama kendimi farklı biriymişim gibi hissettim” dedi.
Çocuklar, arkadaşlarının gözleri önünde ölüyor
Çocuklar, savaş alanlarında en fazla ölen kesim. Birçoğu, savaş cephelerinin ön saflarındaki varlıklarından kaynaklanan yaralar sebebiyle kalıcı şekilde engelli olarak kaldı.
Yaralanan çocuklar, yetişkinlerin aldığı sağlık hizmetini almıyor. Bir çocuk yaptığı açıklamada, “Dört kişiydik, bir arkadaşımız öldü. Büyük bir füze saldırısına maruz kaldık, yerdeki cesedini gördüm. Dizime şarapnel parçası isabet etti. Hala büyük bir yara izim var” şeklinde konuştu.
Çocukların birçoğu, esaret altında kalırken, bazıları da Yemen hükümetinin kontrolündeki alanlara kaçtı ve okullarına devam etmek için Marib’de bir rehabilitasyon merkezinin faaliyetlerine katıldı. Yemen’deki olayları takip eden bir insan hakları raporuna göre Husi milisler, 9 yaşındaki bir çocuğu da kaçırarak savaş cephelerine katılmaya zorladı.
Tecavüz, uyuşturucu ve kaçırma eylemleri
Yemen’deki savaştan etkilenen çocukların rehabilitasyon projesindeki bir eğitmene göre çocukların bazıları, tecavüze uğradı ve uyuşturucu kullandı. Kendilerine eğer savaşlara katılırlarsa “cennetin anahtarları” olduğu söylenen anahtarlar verildi. 
Yemen İnsan Hakları Bakanlığı verilerine göre ise Husiler, 2015- 2018 yılları arasında 10 bin çocuğu savaş cephelerine aldı. Bazı annelerin kaçırma faaliyetlerine karşı bir dernek kurma girişimlerine rağmen, hala her yaştan çok sayıda insan, savaşlarda kullanılmak ya da serbest kalmaları karşılığında fidye almak amacıyla kaçırılıyor.
Uluslararası insan hakları kuruluşları, Husilerin çocukları savaş cephelerine alma faaliyetlerini kınadı. İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) de yayınladığı eski bir raporda, Husi savaşçıların üçte birinin çocuk olduğunu belirtirken, Husilerin çocukları savaş cephelerinde kullanmasının bir savaş suçu olduğunu vurguladı.
Husi milisler, ABD ve İngiltere de dahil Suudi Arabistan önderliğindeki askeri koalisyon tarafından desteklenen Yemen hükümetiyle çatışmalarda mevcut milis sayısını artırmak için çoğunlukla çocukları kullanıyor. 
2014 yılında Yemen savaşının patlak vermesinden bu yana ülke nüfusu birçok suçtan ve zor yaşam koşullarından mustarip. BM Çocuklar ve Silahlı Çatışma raporuna göre, 2017 yılında çocuklara karşı şiddet eylemlerinin en yüksek oranı kaydedildi.



Hamas, Gazze Şeridi’nde nakit sıkıntısıyla karşı karşıya

Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)
Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)
TT

Hamas, Gazze Şeridi’nde nakit sıkıntısıyla karşı karşıya

Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)
Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki piyasalarda faaliyet gösteren kişiler ile Hamas mensuplarının ifadeleri, hareket üyelerinin maaşlarını nakit olarak tahsil etme konusunda sıkıntı yaşadığını ortaya koydu. Çok sayıda esnafın nakit para kabulünü azaltması ve elektronik uygulamalar ile dijital cüzdanlara yönelmesi, bu sorunu daha da belirgin hâle getirdi.

Bu gelişme, İsrail’in son haftalarda Hamas’ın mali işlerinden sorumlu yetkilileri hedef alıp öldürme operasyonlarını yoğunlaştırdığı bir dönemde meydana geldi. Söz konusu kişiler arasında, hareket mensuplarına maaşları ulaştırmakla görevli bazı isimlerin de bulunduğu belirtildi.

Hamas çalışanlarının Şarku’l Avsat’a bildirdiğine göre gerek sivil yönetimde gerekse askeri kanat olan İzzeddin el-Kassam Tugayları’nda görev yapanların büyük bölümü maaşlarını nakit olarak alıyor.

Savaşın en yoğun yaşandığı yıllarda da Gazze halkı, paralarını elektronik ortamdan nakde çevirmekte zorluk çekiyordu.

İsrail, geçen ağustos ayında Hamas’ı ekonomik açıdan sıkıştırmak amacıyla şekel banknotlarının belirli bir kupürünün kullanımını yasakladı. Hamas’a bağlı polis teşkilatı da bunun ardından bir genelge yayımlayarak, dükkân sahiplerini ve diğer işletmeleri nakit parayla işlem yapmama konusunda uyardı.


Silahlı grupların “konuşlanma noktaları” Trablus’ta gerilimi yeniden artırdı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)
TT

Silahlı grupların “konuşlanma noktaları” Trablus’ta gerilimi yeniden artırdı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)

Libya’nın başkenti Trablus’ta güvenlik ve askeri gruplar arasındaki gerilim yeniden arttı. Trablus’un merkezinde Kadi­siye Adası’ndaki konuşlanma konusunda yaşanan anlaşmazlık, son iki yılda yeniden şekillendirilen güvenlik düzeninin, geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe’nin başkentteki silahlı grupların ve güvenlik birimlerinin varlığını yeniden düzenleme girişimlerine rağmen henüz kalıcı bir istikrara kavuşmadığını ortaya koydu.

Misrata kökenli El-Mahcub Tugayı, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, Adli Polis Teşkilatı ile birlikte Trablus’taki Kadi­siye Adası’ndan çekildiğini duyurdu. Açıklamada, güvenlik noktalarının belirlenmesi amacıyla Başbakanlık İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Muhammed bin Galbun ile yapılacak toplantının beklendiği ifade edildi.

Tugay, anlaşmazlığın “kişisel değil, güvenlikle ilgili” olduğunu ve Savunma Bakanı tarafından görevlendirilen herhangi bir gücün, onaylanmış güvenlik düzenlemeleri uyarınca herhangi bir noktada konuşlanmasına izin veren düzenlemelere dayandığını belirtti.

Açıklama, iki güç arasında Kadi­siye Adası’ndaki konuşlanma konusunda yaşanan gerilimin ortasında geldi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu bölge, geçmişte farklı güvenlik grupları arasında nüfuz alanlarının ve konuşlanma düzenlemelerinin çakışması nedeniyle çeşitli gerilimlere sahne olmuştu.

Kadi­siye Adası daha önce de farklı gruplar arasında gerilim noktası oldu. Geçen yıl İçişleri Bakanlığına bağlı Genel Güvenlik Teşkilatı güçlerinin bölgeye girmesi ve bunun ardından başka güçlerin başkentin çeşitli bölgelerinde yeniden konuşlanmak üzere harekete geçmesi bunlar arasında yer alıyor.

Kadi­siye Adası’ndan yapılan açıklamalı çekilme, anlaşmazlığın nihai olarak çözüldüğü anlamına gelmiyor. Tarafların, konuşlanma düzenlemelerini belirlemek üzere gerçekleştireceği toplantı, Dibeybe hükümetinin güvenlik güçleri arasındaki anlaşmazlıkların yeniden çatışmaya dönüşmesini önleme kapasitesi açısından yeni bir sınav olacak.

Güvenlik haritası

Ulusal Birlik Hükümeti ile Dibeybe karşıtı Terör ve Organize Suçlarla Mücadele Caydırma Teşkilatı arasında daha önce varılan düzenlemeler, teşkilat güçlerinin Trablus’taki bazı noktalardan yeniden konuşlandırılmasını öngörüyordu. Bu düzenlemeler, teşkilatın hukuki statüsü ve konuşlanma bölgeleri konusunda yaşanan gerilim döneminin ardından yapılmıştı.

Geçtiğimiz temmuz ayında Caydırma Teşkilatı’nın başkentin doğu ve merkezindeki bazı eski konuşlanma noktalarına dönmesine yönelik talimatlar verildi. Bu gelişme, bazı çevrelerce Trablus’taki güvenlik haritasının yeniden şekillendirildiğinin göstergesi olarak değerlendirildi.

Başkentte güvenlik ve askeri görevleri üstlenen kurumların çokluğu, tabloyu daha karmaşık hâle getiriyor. Savunma ve İçişleri bakanlıklarına bağlı güçlerin yanı sıra Caydırma Teşkilatı, Adli Polis ve Misrata ile diğer kentlerden gelen çeşitli silahlı gruplar bulunuyor. Bu durum, herhangi bir konuşlanma noktası konusunda yaşanan anlaşmazlığın siyasi ve güvenlik düzeyinde çözülememesi hâlinde daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme riskini beraberinde getiriyor.

Dibeybe hükümeti, geçen yıl yaşanan çatışmaların ardından güvenlik haritasını yeniden düzenlemeye çalışıyor. Ancak hükümet, güvenliği sağlamak için aynı zamanda birden fazla güce başvuruyor. Bu da gruplar arasındaki denge sorununun devam etmesine neden oluyor. Bunun en belirgin örneklerinden biri, daha önce farklı nüfuz alanlarına ve konuşlanma düzenlemelerine sahip güvenlik birimleri ile güçlerden unsurları tek bir yapı altında toplayan Trablus Güvenlik Müdürlüğü Destek Gücü.

El-Mahcub Tugayı

El-Mahcub Tugayı, Misrata kentinden çıkan silahlı gruplardan biri ve Merkezi Askeri Bölge bünyesinde faaliyet gösteriyor. Kolektif bir komuta yapısına sahip olan tugayın aksine, Adli Polis Teşkilatı resmî olarak Ulusal Birlik Hükümeti bünyesindeki Adalet Bakanlığına bağlı bulunuyor. Teşkilat; mahkemelerin ve cezaevlerinin korunması, mahkeme kararları ile adli emirlerin uygulanması ve tutuklu ile hükümlülerin naklinden sorumlu.

Resmî statüsüne rağmen teşkilat, son yıllarda başkentteki diğer silahlı gruplarla çeşitli alanlarda kesişen yetkilere sahip oldu ve nüfuz mücadeleleri kapsamında komuta kademesinde sık sık değişiklikler yaşandı.

Terör ve Organize Suçlarla Mücadele Caydırma Teşkilatı ise Trablus’taki en güçlü gruplardan biri olarak öne çıkıyor. Teşkilatın başında Abdürrauf Kara bulunuyor. Teşkilat esas olarak, sivil havalimanı, hava üssü ve Trablus’taki başlıca cezaevlerinden birini bünyesinde barındıran Mitiga Kompleksi’nde konuşlanıyor.

Teşkilat geniş bir nüfuza sahip ve sahada yüksek düzeyde özerkliğini koruyor. Farklı dönemlerde görünüşte Başkanlık Konseyi veya hükümete bağlı olsa da Dibeybe hükümetiyle ilişkileri geçen yıl ciddi gerilimlere sahne oldu. Bunun ardından Temmuz 2026’da yapılan güvenlik düzenlemeleri kapsamında unsurlarının başkentin doğu ve merkezindeki bazı eski mevzilerine yeniden konuşlandırılması kararlaştırıldı.

Bunların yanı sıra başkentte 444. Muharebe Tugayı ve 111. Tugay gibi başka grupların yanı sıra Misrata ve diğer batı kentlerinden gelen birlikler ile Savunma ve İçişleri bakanlıklarına bağlı güçler de bulunuyor.

El-Mahcub Tugayı’nın güvenlik noktalarının belirlenmesi amacıyla yapılacak toplantıyı bekleyerek Kadi­siye Adası’ndan çekildiğini açıklaması, sahadaki güçler arasında konuşlanma dağılımının henüz nihai olarak belirlenmediğini gösteriyor. Hükümetin ortak güvenlik düzenlemeleri dayatma ve anlaşmazlıkların açık çatışmalara dönüşmesini önleme kapasitesi ise önümüzdeki dönemde başkentin istikrarı açısından en önemli sınav olmaya devam ediyor.


Burhan, vize başvurusunun reddedilmesinin ardından Washington’a meydan okudu

Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
TT

Burhan, vize başvurusunun reddedilmesinin ardından Washington’a meydan okudu

Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve ordu komutanı Abdulfettah el-Burhan, Washington’a meydan okuyan açıklamalarda bulunarak, “şantaj” olarak nitelendirdiği girişimi reddetti. Burhan, herhangi bir seyahat vizesi almak istemediğini ve Sudan’dan ayrılmayacağını söyledi. Açıklamaları, ABD’nin geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere ülkeye giriş vizesi vermeme kararına gönderme olarak değerlendirildi.

Burhan, 24 Eylül’de New York’ta düzenlenen BM Genel Kurulu’nun 81. oturumunda ülkesinin heyetine başkanlık ederek konuşma yapmayı planlıyordu. Ancak Washington kendisine giriş vizesi vermedi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre ABD’nin vize vermesi, Burhan’ın Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında Nisan 2023’ten bu yana devam eden iç savaşta 90 günlük insani ateşkesi kabul etmesine bağlıydı. Söz konusu ateşkes önerisi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos tarafından sunuldu. Ancak Burhan öneriyi reddederek, savaşı sürdürme kararlılığını belirtti.