Avrupa’dan aşırı sağcılıkla mücadele çağrıları yükseliyor

Pazar günü Berlin’de yapılan AB’nin desteklendiği gösterilere katılan Almanlar (Reuters)
Pazar günü Berlin’de yapılan AB’nin desteklendiği gösterilere katılan Almanlar (Reuters)
TT

Avrupa’dan aşırı sağcılıkla mücadele çağrıları yükseliyor

Pazar günü Berlin’de yapılan AB’nin desteklendiği gösterilere katılan Almanlar (Reuters)
Pazar günü Berlin’de yapılan AB’nin desteklendiği gösterilere katılan Almanlar (Reuters)

Avrupa Birliği (AB) kurulduğu 1993 yılından bu yana ilk kez aşırı sağcı partilerin öne çıkacağı beklentileri arasında son yılların en önemli parlamento seçimlerine tanık oluyor.
Almanya Başbakanı Angela Merkel önceki gün yaptığı açıklamada, Avrupa'ya aşırı sağcı partilere karşı koyma çağrısında bulundu. Merkel, “Popülist hareketler, Avrupa’nın yolsuzlukla mücadele ve azınlıkları koruma gibi temel değerlerini yok etmek istiyor” ifadelerini kullandı.
Merkel’in bu açıklamaları, Avusturya’da hükümet koalisyonu ortağı Özgürlük Partisi (FPÖ) Genel Başkanı Heinz Christian Strache’nin başbakan yardımcılığından istifa etmek zorunda kaldığı skandala ilişkin soruya verdiği yanıtta geldi. Strache, bir Rus işadamı ile siyasi yardımına karşılık devlet ihaleleri teklifinde bulunduğu görüşmeyi ortaya koyan videonun yayınlanmasının ardından istifa etmek zorunda kalmıştı.
Öte yandan Hollanda’da yapılan son anketler, aşırı sağcı ve göçmen karşıtı olan Demokrasi Forumu (FvD) partisinin yükselişte olduğuna işaret ederken Hollanda'da Perşembe günü yapılacak seçimlerle popülist partilerin Avrupa kıtasında öngörülen atılımının başlaması bekleniyor. Avrupa’da öncelikle Hollandalı ve İngilizler seçmenler, 23-26 Mayıs tarihleri arasında yapılacak seçimlerde Avrupa Parlamentosu'ndaki (AP) temsilcileri için oy verecekler.
FvD partisi lideri Thierry Baudet, Avrupa sınırlarının diğer insanlara kapatılmasını destekleyen Fransız aşırı sağcı siyasetçi Jean-Marie Le Pen tarafından övülen “Kuzey Avrupa’nın kurulması” ideolojisi için çağrı yapıyor. Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) haberine göre 36 yaşındaki Fransa ve Endonezya asıllı Baudet, klasik referanslarla dolu, şiirsel söylemlerden hoşlanan bir konuşmacı. Öte yandan Başbakan Mark Rutte'nin liderliğindeki Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi’nin (VVD) aşırı sağcı partiler karşısında, büyük bir zafer kazanması bekleniyor. FvD’nin Mart ayında yapılan seçimlerde VVD’yi geçerek parlamentoya girişi, siyasi uzlaşılara yönelik toleransı ve eğilimleri ile bilinen Hollanda siyasi sahnesini değiştirdi.
Ulusal bir başarı yakalayan Baudet, bu başarıyı AP seçimlerinde de yakalamaya hazırlanıyor. Son anketler, FvD’nin AP’de Hollanda'ya ayrılan 26 sandalyenin 3 ila 5'ini alabileceğine işaret ediyor.
Başbakan Rutte’nin lideri olduğu liberal VVD partisinin yanı sıra demokratlar ve çevreciler gibi Avrupa yanlısı partilerin iyi sonuçlar alması ve çeşitli sayılarda sandalye kapmaları bekleniyor.
Ancak analistlere göre Avrupa Ortak Göç Politikası’na şiddetle karşı çıkan AB karşıtı FVD partisinin beklenen başarısı, kıtada önümüzdeki dönem yaşanacakların bir göstergesi. Amsterdam Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü olan Claes H. de Vreese konuya ilişkin değerlendirmesinde, Hollanda’daki gelişmelerin Avrupa’nın geri kalanında da gerçekleştiğini söyledi.
Hollanda siyasi sahnesinde yıldızı bu yıl parlayan FvD lideri Baudet, özellikle göç, kadın hakları ve çevresel değişim konularında söylediği tartışmalı sözlerle tanınıyor. Buna karşın AP’nin İslam karşıtı milletvekilli Marine Le Pen’in müttefiki olan Hollandalı siyasetçi Geert Wilders popülerliğini kaybediyor. Prof. Vreese, Baudet’in Wilders'ın kültürel bir geçmişi olmayan abartılı üslubuna kızgın olabilecek bazı seçmenleri kendisine çektiğini kaydetti.
Analistler Hollanda’da olduğu gibi Avrupa’nın geri kalanında da seçmenlerin “kaybedildiği” AB yöntemleri ve rollerinin net olması gerektiğini vurguladılar.
Hollanda'da bulunan Leiden Üniversitesi’nde Avrupa siyaseti ve ekonomi Profesörü olan Amy Verdun, Avrupa'nın çok uzun zamandan bu yana birçok insanın anlamadığı oldukça teknik bir mesele olduğunu ve bu durumun popülistlerin işini kolaylaştırdığını belirtti. Prof. Verdun, AB'yi hem AB'ye hem de Avrupa'ya karşı güçlü bir politika izleyen partilerin iyi sonuçlar elde etmesini bekleyen tüm vatandaşlar için basit cümlelerle anlaşılır hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Avrupa seçimlerinin Perşembe günü yapılacağı bir başka Avrupa ülkesi olan İngiltere’de yapılan son anketler, Nigel Farage liderliğindeki yeni Brexit Partisi’nin iktidardaki Muhafazakar Parti ve muhalefetteki İşçi Partisi’ni geride bıraktığına işaret etti.
Opinion anket şirketi tarafından Observer gazetesi için yapılan ankete göre Farage’nin yeni partisi yüzde 34’lük bir desteğe sahip. Bununla birlikte partiye verilen desteğin yüzdesi, geçtiğimiz hafta yayınlanan bir başka anketle de teyit edildi. Opinion’un anketine göre İşçi Partisi yüzde 20’lik bir oranla ikinci sırada yer alırken partinin yüzdesinde bir puanlık bir düşüş gözlemlendi. Başbakan Theresa May liderliğindeki Muhafazakar Parti ise geçen haftaya kıyasla 1 puan yükselmesine rağmen yüzde 12’lik destekle dördüncü sırada yer aldı. Ülkenin AB’de kalmasını destekleyen ve anketlerde geçen haftaya kıyasla 3 puan yükselerek üçüncü sırada yer alan Liberal Demokratlar ise ikinci bir Brexit referandumu yapılması çağrısında bulundu.
Öte yandan Nisan ayında yeni partisini kuran Nigel Farage, ülkesindeki siyasi liderleri, AB’den çekilmeyi destekleyen referandumun sonuçlarına ihanet etmekle suçladı. Farage’ın 2016 yılında yapılan referandum sırasında Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) üyesiydi.
Bir başka gelişmede ise İngiliz hükümeti, 3 kez Avam Kamarası’ndan geri dönen Başbakan May’in Brexit planını yeniden parlamentoya sunacak. Bununla birlikte hükümet ile İşçi Partisi arasındaki Brexit müzakereleri, May’in Cuma günü önümüzdeki ay AB’den çıkış için bir takvim belirlemeye karar vermesinden birkaç saat sonra çöktü.
İngiltere Ekim ayında AB’den ayrılmak zorunda. Ancak Avam Kamarası’ndaki Brexit koşullarıyla ilgili bölünme halen devam ediyor ve Londra'nın AB'den nasıl ayrılacağı veya ayrılıp ayrılmayacağı henüz netlik kazanmış değil.



İngiltere'de bir hava üssünü hedef almayı planladıklarından şüphelenilen 5 kişi gözaltına alındı

İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
TT

İngiltere'de bir hava üssünü hedef almayı planladıklarından şüphelenilen 5 kişi gözaltına alındı

İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)

İngiliz polisi dün ülkenin güneybatısındaki bir hava üssü yakınlarında, patlayıcı madde ve terör bağlantılı eylem hazırlığında olduklarından şüphelenilen 5 kişiyi gözaltına aldı.

Soruşturmayı yürüten müfettişler, dün erken saatlerde Fairford Hava Üssü'ne doğru ilerlediği değerlendirilen 3 şüpheli araç ihbarı üzerine harekete geçildiğini doğruladı. Emniyet yetkilileri daha sonra yaptıkları açıklamada, durumun kontrol altına alındığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, şüphelilerin tesise "ağır hasar vermeyi" hedeflediklerini belirterek, İngiliz ve ABD makamlarının bir süredir bu kişileri zaten takip ettiğini ve incelemenin sürdüğünü ifade etti.

Fairford Hava Üssü, ABD Hava Kuvvetleri'ne bağlı 501. Savaş Desteği Kanadı'na ev sahipliği yapıyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun İngiltere'yi ABD bombardıman uçaklarının bu üsten havalanmasına izin vermemesi yönünde uyarılarda bulunmasının ardından Londra yönetimi temmuz ayında, silahlı kuvvetlerinin ülkeyi her türlü saldırıya karşı korumaya hazır olduğunu açıklamıştı.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre soruşturmaya yakın bir kaynağa göre, şüphelilerin İran bağlantılı bir saikle hareket etmiş olması ihtimali en güçlü seçenek olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte şüphelerin Rusya'nın olası bir sabotaj girişimini veya radikal İslamcı grupların bir komplosunu da kapsadığı belirtiliyor.


İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
TT

İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Ramallah’taki Hollanda Temsilcilik Ofisi’nde görev yapan Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal ettiğini bildirdi. Kararın, Hollanda hükümetinin Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin ithalatını yasaklama kararına misilleme olarak alındığı belirtildi.

Bakanlık, söz konusu diplomatların diplomatik statüsünün yedi gün içinde sona ereceğini açıkladı.


Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
TT

Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, basınla yaşadığı son gergin diyalogda bir kadın muhabire "sessiz olmasını" söyledi ve ardından kadınların erkeklerden daha iyi yönetim sergilediği fikrini "çok saçma" bularak reddetti.

80 yaşındaki başkan bu ifadeleri cumartesi günü Tennessee'de oynanacak üniversite düzeyindeki Amerikan futbolu maçı için yola çıkmadan önce, Beyaz Saray'ın önünde gazetecilerle konuşurken dile getirdi.

Başkanın geçen hafta CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamasının ardından bir kadın gazeteci Trump'a Beyaz Saray basın havuzunda sadece kendisini "destekleyen" yayın organlarının mı yer almasını istediğini sordu. Federal bir yargıç perşembe günü bu kararı engellemiş olsa da Trump cumartesi günü CNN'in başkanlık uçağı Air Force One'a alınmasını engelledi ve bu kanalın yerine LindellTV'yi dahil etti.

Trump, "Hayır, hayır" diye yanıt verdi.

Sizinki gibi yalan haberler değil, doğru haberler istiyorum. Dinleyin, doğru haberler istiyorum. Açık ve özgür basını severim. Sevmediğim şey yalan haber.

Trump sözlerine CNN ve MS NOW'ın reytinglerinin düşük olduğunu öne sürerek devam etti. Aynı muhabir, yani MS NOW'dan Akayla Gardner, "Zor sorular istemiyor musunuz?" diye ek bir soru sorduğunda ise Trump onun sözünü kesti.

Trump işaret parmağını kaldırarak, "Bekle, bekle, sessiz ol" dedi.

Sevmediğim şey yalan haberler. Ve onlar yalan haber yapıyor.

Gazetecileri taraflı ve adil olmayan haberler yapmakla suçlayan Trump basınla uzun süredir kavgalı. Ayrıca daha önce gazetecilere yönelik kişisel hakaretlerde bulunmuş ve bazılarının cezalandırılması gerektiğini ima etmişti.

Trump sıklıkla kadın muhabirleri hedef alıyor. Haziranda CNN muhabiri Kaitlan Collins'e sert tepki göstermiş, onun "gözlerinde nefret olduğunu" ve "yüzünde hiç gülümseme görmediğini" söylemişti. Daha önce de Collins'in Beyaz Saray balo salonuyla ilgili sorular sormasının ardından onu "aptal ve edepsiz" diye nitelemişti.

Geçen kasımda Trump, Jeffrey Epstein hakkında soru sormaya çalışan Bloomberg muhabiri kadına "Sessiz ol, domuzcuk" demişti. Beyaz Saray'ın bu söze getirdiği açıklama, Trump'ın "herkese karşı son derece açık ve dürüst" olduğuydu.

Cumartesi sabahı Trump'a eski ABD Başkanı Barack Obama'nın kadınların yönetimde olmasıyla ilgili bu haftaki yorumları da soruldu.

Obama pazartesi günü, "Kadınları iki yıl kadar bütün hükümetlerin başına getirseniz ve ardından işlerin nasıl gittiğine baksanız, her şeyin mükemmel olmayacağına ama daha iyi olacağına güçlü biçimde inanıyorum" demişti.

Trump bu konuda, "Bu çok saçma" yorumunu yaptı.

Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade.

Trump başka birçok konuya da değindi. Bir kez daha "süper zeka" diye tanımladığı yapay zekanın geliştirme çalışmalarını Birleşik Devletler'in "frenlemeyeceğini" söyledi.

Bunun yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sona erdirmek için "bir anlaşma yapması" çağrısında bulundu ve ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu öne sürdü.

Independent Türkçe