Medine Valisi Prens Selman bin Sultan, Suudi Arabistan’ın bilinç oluşturma, düşünce yapısını koruma, itidal ve ölçülülük değerlerini pekiştirme, aşırılık, radikalizm ve fikri sapmalarla mücadele konularına büyük önem verdiğini belirtti. Bunun, düşünce güvenliğinin toplumların güvenliği, istikrarı ve refahının temelini oluşturduğu inancından kaynaklandığını ifade etti.
Prens Selman bin Sultan dün Medine İslam Üniversitesi tarafından düzenlenen Suudi Arabistan’ın Fikri Sapmalarla Mücadele Çabaları Uluslararası Konferansı’nın çalışmalarını başlattı. Konferansa İslam dünyasından çok sayıda alim ve fetva kurumu temsilcisinin yanı sıra Suudi Arabistan içinden ve dışından araştırmacılar ve uzmanlar katıldı.

Medine Valisi, açılışta yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan’ın liderliğinin desteği ve yönlendirmesiyle hoşgörü ve itidal değerlerinin yaygınlaştırılmasına, düşünsel farkındalığın güçlendirilmesine ve aşırılık yanlısı söylemlerle mücadeleye katkı sağladığını belirtti. Bu çalışmaların, din, eğitim, güvenlik ve medya kurumlarının çabalarının bütünleştiği kapsamlı bir sistem aracılığıyla yürütüldüğünü kaydeden Prens Selman bin Sultan, bunun toplumu korumaya, İslam dünyasının meselelerine hizmet etmeye ve halklar ile kültürler arasında diyalog ve bir arada yaşamayı desteklemeye katkı sağladığını ifade etti.
Selman bin Sultan, dünyanın hızlı dönüşümlerden geçtiği ve çeşitli modern araçlar üzerinden düşünsel etki kaynaklarının arttığı bir dönemde İslam toplumlarının bilinç, bilgi ve doğru inanç temelinde korunmasının önemine dikkat çekti. Bu durumun, farkındalığın geliştirilmesini, ayırt etme kapasitesinin güçlendirilmesini ve genç nesillerin aşırılık, radikalizm ve düşünsel sapma çağrılarından korunmasını gerektirdiğini belirtti.
Bağışıklık kazanmak
Prens Selman bin Sultan, eğitimin bu fikri bağışıklığın oluşturulmasında başlıca araçların başında geldiğini belirterek, üniversitenin düşünsel farkındalığın güçlendirilmesi ve itidal ile ölçülülük değerlerinin pekiştirilmesinde üstlendiği önemli role dikkat çekti. Üniversitenin evrensel akademik misyonu, kültürel çeşitliliği ve mezunlarının dünyanın farklı bölgelerine yayılmış olması sayesinde bilim ve bilginin yaygınlaştırılmasına, itidal ve ölçülülük değerlerinin pekiştirilmesine katkısının güçlendiğini ifade etti.
Konferansın, Suudi Arabistan’ın fikri sapmalarla mücadeledeki çabalarını ve öncü deneyimlerini ortaya koymak, alimler, araştırmacılar ve uzmanlar arasında deneyim paylaşımını sağlamak ve ilgili kurumlar arasındaki iş birliğini güçlendirmek için bilimsel bir platform niteliği taşıdığını belirten Selman bin Sultan, toplumların düşünsel açıdan korunmasına, farkındalığın geliştirilmesine, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlayacak etkili görüş ve girişimlere ulaşılmasının hedeflendiğini kaydetti.

Medine Valisi, konferansa eşlik eden serginin stantlarını da gezdi. Sergide, fikri sapmaların nedenleri ve etkileri ile bunlarla mücadele yöntemlerinin yanı sıra düşünceyi koruma, aşırılık ve radikalizmle mücadele alanındaki ulusal girişimler ele alınıyor. Sergide ayrıca doğru inancın, ruh sağlığının ve toplumsal kurumların düşünsel korunmadaki rolü ile modern teknolojiler, yapay zekâ ve sosyal medya ağlarının farkındalığın güçlendirilmesi ve günümüzdeki düşünsel zorluklarla mücadelede kullanılması konuları da ele alınıyor.
Aşırılıkla mücadele
Öte yandan Suudi Arabistan Baş Müftüsü Dr. Salih el-Fevzan, Kıdemli Alimler Konseyi Genel Sekreteri Dr. Fahd el-Macid tarafından okunan konuşmasında, aşırılık, radikalizm ve düşünsel sapmalarla mücadelenin geçici veya sonradan ortaya çıkan bir mesele olmadığını belirtti. İslam hukukunun itidal ve ölçülülük ilkesini ortaya koyduğunu ifade eden el-Fevzan, dini konularda sınırları aşma, haddi aşma ve aşırılık konusunda uyarıda bulunan çok sayıda hadis bulunduğuna dikkat çekti.
El-Fevzan, önceki toplumların helak olmasının temelinde aşırılık hastalığının bulunduğunu belirterek, İslam dininin hoşgörü ve kolaylık esaslarının onun temel yaklaşımını oluşturduğunu söyledi. Fikri sapmanın özünde, anlama ve delillendirme konusunda Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat yönteminden açık bir sapma, müteşabih ayet ve meselelere sarılma, Kur’an ve Sünnet metinleri ile selef-i salihinin bunlara ilişkin anlayışı yerine kişisel arzuları tercih etme anlamına geldiğini ifade etti.
Baş Müftü, Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın desteği ve yönlendirmesiyle Suudi Arabistan’ın bu sapkın düşünceyle mücadele konusunda yürüttüğü çalışmaların, bilimsel, düşünsel, eğitimsel ve güvenlik boyutlarını kapsayan bütüncül bir model oluşturduğunu belirtti.
El-Fevzan, ülkedeki alimlerin ve dini kurumların yanı sıra eğitim ve davet kurumlarının da bu bozuk düşünceyle mücadelede önemli rol üstlendiğini kaydetti. Bu çabaların, aşırılık yanlılarının şüphelerini çürüten ve yorumlarının yanlışlığını vahyin ölçüleriyle ortaya koyan sağlam bir şer’i temele dayandığını ifade etti. Söz konusu çabaların eğitim, medya ve güvenlik alanlarında kurumsal yapılanmayı da kapsadığını belirten el-Fevzan, Suudi Arabistan’ın bunun ötesine geçerek Birleşmiş Milletler (BM) ve bölgesel platformlarda da etkin bir ortak haline geldiğini söyledi. El-Fevzan, ülkesinin Müslümanların sözünü itidal etrafında birleştiren ve dünyada İslam imajını düzeltmeyi amaçlayan küresel girişimlere öncülük ettiğini ifade etti.

Suudi Arabistan Baş Müftüsü, sapkın düşünceyle mücadelenin tek bir kurumun sorumluluğunda olmadığını, herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. Anne ve babaların çocuklarını takip etmeleri, onları kötü çevrelerden ve şüpheli internet sitelerinden korumaları, din ve vatan sevgisiyle yetiştirmeleri gerektiğini belirtti. Öğretmenler, din görevlileri ve medya çalışanlarının da üstlendikleri sorumluluğun bilincinde hareket etmeleri, gençlere doğruyu anlatmaları ve onları bu sapkın düşünceden sakındırmaları gerektiğini ifade etti.
Yolunu kaybetmiş bir grup
Düşünsel sapmaların en tehlikelileri arasında, sapkın ve saptırıcı grupların yürüttüğü faaliyetlerin bulunduğunu belirten el-Fevzan, bu grupların ülkelerin birliğini hedef aldığını, saldırganlığı benimsediğini ve ülkelerde yolsuzluk ile yıkımı yaydığını söyledi. Bu grupların başında, ülkelerindeki yöneticilere karşı çıkan, Müslümanların kanını döken ve onların kutsallarına saldırmaya cüret eden terör örgütü Husilerin geldiğini ifade etti.
El-Fevzan, “Mekke’ye yönelik hain saldırı girişimleri daha dün gibi hafızamızda. Ancak Allah onları gözetlemektedir; ardından da bu ülkenin koruyucuları ve yöneticileri bulunmaktadır. Allah’tan Husi milislerini rezil etmesini, köklerini kurutmasını ve Yemen’i meşru yönetiminin gölgesinde koruyarak güvenlik ve istikrarını muhafaza etmesini diliyorum” dedi.
Bilimsel toplantıya katılan araştırmacı ve uzmanlara, çalışmalarında bu boyutları göz önünde bulundurmaları çağrısında bulunan el-Fevzan, sunulan araştırma ve bilimsel bildirilerin oturumların sona ermesiyle sınırlı kalmadığını belirtti. Bunların, ümmetin evlatlarının zihinlerini korumaya yönelik canlı bir katkı ve Suudi Arabistan’ın çabalarına önemli bir destek olduğunu ifade eden el-Fevzan, ülkesinin sapkın düşüncenin bertaraf edilmesi, ülkelerin güvenliğinin ve insanların çıkarlarının korunması konusunda yol gösterici bir ışık olmaya devam etmesini temenni etti.
Ortak sorumluluk
Öte yandan Medine İslam Üniversitesi Rektörü Dr. Salih el-Akla, fikri sapmalar konusunun artık sınırlı bir olgudan veya belirli bir topluma özgü bir tehditten ibaret olmadığını belirtti. Bunun, aileden başlayan, eğitim kurumlarında pekişen ve dini, kültürel ve medya kuruluşlarının desteğiyle sürdürülen ortak ve bütüncül bir sorumluluk olduğunu ifade eden el-Akla, böylece bireylerde dengeli bir anlayış ve bilinçli şekilde ayırt etme kapasitesinin oluşturulabileceğini kaydetti.
El-Akla, Suudi Arabistan’ın düşünsel sapmalarla mücadelesine ilişkin çalışmaların ele alındığı uluslararası konferansın öneminin, yalnızca tehdidi tanımlamakla sınırlı kalmamasından kaynaklandığını belirtti. Konferansın, düşünce güvenliğini insanın inşasının, toplumun korunmasının ve geleceğin şekillendirilmesinin temeli olarak ele alan, öncü ve uzun soluklu bir ulusal deneyim üzerinde düşünmeye imkân sunduğunu ifade etti.
Konferansa 40’tan fazla ülkeden alim ve uzmanların katıldığı, 56 hakemli bilimsel araştırmanın ele alınacağı ve 9 panel düzenleneceği belirtildi.



