​Huawei’yi ‘boğan’ savaşın ‘lojistik, üretim ve sipariş’ eksenleri

Huawei’yi ‘boğan’ savaşın ‘lojistik, üretim ve sipariş’ eksenleri ve Çinli şirketin kararlı duruşu (Reuters)
Huawei’yi ‘boğan’ savaşın ‘lojistik, üretim ve sipariş’ eksenleri ve Çinli şirketin kararlı duruşu (Reuters)
TT

​Huawei’yi ‘boğan’ savaşın ‘lojistik, üretim ve sipariş’ eksenleri

Huawei’yi ‘boğan’ savaşın ‘lojistik, üretim ve sipariş’ eksenleri ve Çinli şirketin kararlı duruşu (Reuters)
Huawei’yi ‘boğan’ savaşın ‘lojistik, üretim ve sipariş’ eksenleri ve Çinli şirketin kararlı duruşu (Reuters)

Lojistik kaynaklarının azalması, çalışma eklemlerinin felç olması ve üretimin düşmesi... Bu üç ana eksen, ABD’nin ÇİN devi Huawei’ye karşı başlattığı savaşın ölümcül darbeleri... Bu savaş, bir yandan gayri resmi bir şekilde dünyanın en büyük iki ekonomisi arasında yaşanıyor gibi görünürken diğer yandan hali hazırda dünyayı kontrolü altına alan geleceğin teknoloji savaşını gözler önüne seriyor.
Çok sayıda uluslararası büyük şirketin cep telefonları ve iletişim ağları için gerekli çipler ve yarı iletkenlerin tedarikiyle ilgili olarak Çin devi Huawei ile işbirliğini askıya aldıklarını açıklamasından ve Google’ın Çinli şirketin ürettiği akıllı telefonların çalışma eklemlerini felç eden bir hamleyle Huawei’yi Andorid programından çıkarma kararından günler sonra uluslararası dev telekomünikasyon şirketleri dün, Huawei'ye verilen telefon siparişlerinin ve 5G ağlarının kurulmasıyla ilgili işbirliğinin askıya alındığını açıklayarak şirketin ürünlerini doğrudan boykot etmeye başladı.
İngiltere Merkezli telekomünikasyon şirketi Vodafone dün, Çin devinin ürünleriyle ilgili güvenlik standartlarına ilişkin tartışmaların yaşandığı bir dönemde beşinci nesil (5G) Huawei telefonlarının ön siparişlerini askıya alacağını açıkladı.
Şirketin sözcüsü yaptığı açıklamada, “İngiltere'deki Huawei Mate 20x siparişlerini geçici olarak durdurduk. Bu, Huawei’nin yeni 5G cihazlarıyla ilgili belirsizliğe ilişkin alınmış geçici bir önlemdir” ifadeleri kullandı.
İlgili bağlamda, büyük bir Japon telefon şirketi, ABD yönetiminin Amerikan şirketlerine çalışma yasağı koyduğu Huawei’ye ait ürünlerin satışını durdurmayı planlıyor. Japonya'nın en büyük telekomünikasyon şirketi olan “NTT DoCoMo”, Huawei’nin yeni ürünlerine yönelik siparişlerini durdurmayı düşündüklerini belirtti.
NTT DoCoMo şirketinin rakibi “KDDI Cop.” ise yeni “P30” model Huawei telefonun tanıtımını erteleyeceğini açıkladı. Dev telekomünikasyon devi Softbank'ın iştiraki olan Wye Mobile da benzer bir adım attı.
Bloomberg’in yayınladığı haberde, bu adımların, ABD merkezli “Apple”ı geçerek dünyanın satış rakamları açısından en büyük ikinci akıllı telefon üreticisi haline gelen ve Güney Kore merkezli Samsung’u geçme yolunda ilerleyen Huawei’nin karşılaştığı zorluklara işaret edildi.
Huawei’siz 5G mümkün mü?
Huawei'nin 5G operatörü olarak, küresel üstünlüğüne karşı İngiltere'nin en büyük mobil operatörü olan EE dün yaptığı açıklamada, İngiltere'de Huawei teknolojisi olmadan 5G ağını uygulamaya koyulacağını duyurdu. EE, bunu yapan ilk operatör olacak. EE daha önce 5G destekli “Huawei Mate 20 X 5G” modelini İngiltere’ye getireceğini duyurmuştu. Ancak bu durum Çin’in İngiltere’deki telekomünikasyon sektörüne katılımıyla ilgili siyasi tartışmaları da beraberinde getirmişti.
Financial Times gazetesinin aktardığı açıklamalarında EE CEO’su Marc Allera, şirketin, Huawei'nin 5G destekli telefonlarının lansmanını “askıya aldığını” ve uzun vadeli sözleşmeler yapmak için gereken “hizmet garantisi” kapsamında bulunmadığını söyledi. Allera açıklamasında, “Google’ın Huawei ile bağları koparma kararından sonra, telefonların Android platformu olmadan çalışmaya devam edebilme olasılığına ilişkin tartışmalar nedeniyle söz konusu modelin lansmanını askıya almak zorunda kaldık” ifadelerini kullandı.
British Telecom Group (BT) iştiraki olan EE tarafından dün yapılan açıklamada, yeni yüksek hızlı mobil ağının 30 Mayıs'ta Birleşik Kırallık'ın Londra, Cardiff, Belfast, Edinburgh, Birmingham ve Manchester gibi toplam 6 şehrinde kullanılmaya başlanacağı ve 5G ağının 2019 sonunda bin 500 noktaya ulaştırılmasının planlandığı belirtildi. Allera, 5G ağının başlatılmasının “İngiltere'yi dijital cephede tutmaya” yardımcı olacağına işaret etti.
Öte yandan Huawei'nin kurucusu Ren Zhengfei, Washington’ın kendilerini fazla “hafife aldığını” belirterek ABD'nin şirkete yönelik attığı adımlara karşı uyardı.
Çin basınına konuşan Ren Zhengfei, şirketin ABD’nin uygulamalarından etkilenmeyeceğini belirterek 5G teknolojisi açısından Huawei’nin en yakın rakiplerine iki ya da üç yıllık fark attığını söyledi.
Çözüm ortaklarıyla iletişim
Bununla birlikte Huawei'ye bir darbe de ARM'den geldi. BBC’nin ARM şirketinin iç kaynaklarına dayandırdığı haberine göre İngiltere merkezli çip tasarımcısı ABD’nin yaptırımları çerçevesinde Huawei ile olan işleri askıya aldı. BBC haberine göre şirket, çalışanlarına Huawei ve bağlı kuruluşları ile “tüm aktif sözleşmeleri, desteği ve bekleyen sözleşmeleri” durdurma talimatı verdi. Japonya merkezli Softbank’ın satın aldığı ARM’nin tasarladığı çipler, ABD menşeli teknolojiyle üretiliyor. Ancak Huawei tarafından dün yapılan açıklamada çözüm ortağı olan ARM ile işbirliğinin askıya alınması sorununun çözülebileceğine inanılıyor. Huawei sözcüsü yaptığı açıklamada, “Ortaklarımızla olan yakın ilişkilerimize değer veriyoruz. Ancak bununla birlikte siyasi olarak alınmış kararlar sonucunda karşılaştıkları baskıları anlıyoruz. Bu talihsiz durumun çözülebileceğine inanıyoruz. Önceliğimiz, dünyanın dört bir yanındaki müşterilerimiz için dünya standartlarında teknoloji ve ürünler üretmeye devam etmeyi sürdürmek” ifadelerini kullandı.
Google’ın elinden kurtulmak
İkinci eksen çerçevesinde ise dünyanın en büyük ikinci akıllı telefon üreticisi için büyük önem arz eden işletim sistemi geliyor. Huawei’den yetkili bir isim şirketin en geç ilkbaharda kendi işletim sistemini kullanıcılarına sunacağını belirtti.
Android İşletim Sistemi’nin sağlayıcısı Google, ABD’nin Çinli şirkete uyguladığı kısıtlamalar sonucunda Huawei’nin Android lisansının iptal edileceğini duyurdu.
Huawei CEO'su Yu Chengdong, Salı akşamı, akıllı telefonlar, bilgisayarlar, tabletler, televizyonlar ve arabalarda kullanılmak üzere geliştirmeye başladıkları işletim sisteminin yakında hazır olacağını söyledi. Yu, Çin merkezli “Phoenix ifeng Tech” adlı internet sitesinde yer alan bir makalede, Huawei'nin kendi işletim sistemini ilkbahar veya yaz mevsiminde duyuracağını söyledi. Yu, Mart ayında Alman Deutsche Welle (DW) gazetesine verdiği demeçte, Huawei'nin ABD teknoloji şirketlerinin kendisiyle çalışmasının engellenmesine karşın kendi işletim sistemini geliştirdiğini belirtmişti. Yu, “alternatif bir plan olarak”  temel bir işletim sistemi üzerinde çalıştıklarını, ancak Huawei’nin Google ve Microsoft’un sistemlerini kullanmayı tercih ettiğini kaydetmişti.
ABD Ticaret Bakanlığı, son haftalarda Çin ile ABD arasındaki ticaret savaşının artmasıyla birlikte ABD’li şirketlerin onay almadan Huawei ile çalışmasını yasakladı. Ancak Bakanlık daha sonra kara listeye soktuğu Huawei'ye uygulanan ticari kısıtlamaların bir kısmını 90 günlüğüne askıya aldığını açıkladı.
Huawei, 2012'den bu yana 7 yıldır geliştirilmekte olduğu düşünülen “Project Z” adlı kendi işletim sistemini kullanmaya başlayacak. Kaynaklar, yeni işletim sisteminin, şirketin sorununu ne kadar çözeceğinin henüz belli olmadığını, ancak bununla birlikte Android sisteminin desteklediği geniş uygulama yelpazesine ulaşması için yeni sistemin güçlü bir giriş yapabilmesi adına tanıtımının yaza kalabileceğini söylüyorlar.
İki ucu keskin bıçak
Washington, Çinli şirketi, Pekin’in diğer ülkelerde casusluk yapmasına yardım etmekle suçluyor. Ancak şuana kadar söz konusu suçlamayı destekleyen herhangi bir kanıt sunamayan Washington, Avrupa ülkelerine Huawei’nin 5G destekli cep telefonlarının kullanımının bu ülkelerin ulusal güvenliği için tehlike arz ettiğini öne sürerek Huawei ürünlerinin kullanımını yasaklamaları için baskı yapıyor.
Ancak savaşın harareti ve Huawei’nin karşısında çok sayıda cephenin olmasına rağmen ABD merkezli “Tech Radar” internet sitesi, Başkan Trump’ın Huawei Technologies Şirketi’ni yasaklama kararının iki ucu keskin bir bıçak olduğunu ve bu durumun küresel ekonomilerde teknoloji endüstrisini etkileyeceğini düşünüyor.
Site, haberinde şirketin 5G çözümlerinin rakipleri karşısında düşük maliyetli ve rekabetçi bir hizmet sunması sebebiyle ABD’nin - büyük olasılıkla - Avrupa ülkelerini Çinli şirketi yasaklamaya zorlayamayacağını söyledi.
Site ayrıca ABD yönetiminin aldığı kararın - kesinlikle -ABD'deki çip üreticilerinin satışlarına ve Çin'deki satıcıların satış hacimlerine yansıyacağını belirtti. Ardından şunu ekledi;
“Washington, küresel olarak bazı ülkelerin kararlarını etkileyecek yeterli nüfuza sahip. Bu nedenle söz konusu nüfuz, Trump yönetimi tarafından Çinli şirkete uygulanan kuşatmanın genişletilmesinde kullanılabilir.”



ChatGPT artık diğer sitelerde ne yaptığınızı biliyor

17 Eylül 2026'da Kaliforniya'nın San Francisco kentindeki Dreamforce 2026 teknoloji zirvesinde, Moscone Center'daki OpenAI standını ziyaret edenler (Reuters)
17 Eylül 2026'da Kaliforniya'nın San Francisco kentindeki Dreamforce 2026 teknoloji zirvesinde, Moscone Center'daki OpenAI standını ziyaret edenler (Reuters)
TT

ChatGPT artık diğer sitelerde ne yaptığınızı biliyor

17 Eylül 2026'da Kaliforniya'nın San Francisco kentindeki Dreamforce 2026 teknoloji zirvesinde, Moscone Center'daki OpenAI standını ziyaret edenler (Reuters)
17 Eylül 2026'da Kaliforniya'nın San Francisco kentindeki Dreamforce 2026 teknoloji zirvesinde, Moscone Center'daki OpenAI standını ziyaret edenler (Reuters)

OpenAI, ChatGPT'ye kullanıcıların diğer internet sitelerindeki etkinliklerini izleme olanağı tanıyan bir "analitik çerezi" ekledi.

Siber güvenlik araştırmacısı Buchodi, bu izleme mekanizmasını binlerce internet sitesinde aylar boyunca inceledi ve bir satıcının sitesinde aranan, görüntülenen veya satın alınan her şeyin kullanıcının ChatGPT hesabıyla ilişkilendirilebildiğini ortaya çıkardı.

Çerezler, bir internet sitesini ziyaret ettiğinizde tarayıcınıza küçük veri parçaları yerleştirerek çalışıyor. Site daha sonra oturum açma bilgileri veya alışveriş tercihleri ​​gibi unsurları hatırlamak için bu çerezleri okuyabilir.

Reklamverenler, daha alakalı reklamlar sunabilmek amacıyla kişilerin çevrimiçi ortamdaki faaliyetlerini izlemek için sıklıkla çerezlerden yararlanıyor.

ChatGPT'de ortaya çıkarılan bu sisteme benzer reklam izleme yöntemleri Google ve Meta gibi diğer teknoloji şirketleri tarafından da sıklıkla kullanılıyor. Ancak Buchodi bunun bir yapay zeka uygulamasında ilk kez görüldüğünü belirtti.

Buchodi, blog yazısında reklam izleme yazılımını analiz ederken, "Bu mekanizma standart bir reklam teknolojisi uygulaması. Ancak daha önce örneği görülmemiş olan, bu sistemin bir yapay zeka sohbet ürününde çalıştırılması" ifadelerini kullandı.

İnsanlar bu ürünlere, sosyal ağlarda paylaşmayacakları türden şeyler anlatıyor ve bu ürünler giderek artan bir şekilde onlar adına hareket ediyor.

OpenAI, ChatGPT'de reklam testlerine ilk olarak bu yıl ABD'deki kullanıcılarla başlamış, daha sonra pilot reklam uygulamasını Birleşik Krallık, Meksika, Brezilya, Japonya ve Güney Kore'ye genişletmişti.

Çerezin işlevine rağmen OpenAI, "__obi" diye bilinen bu izleyiciyi çerez politikasının "Pazarlama" bölümünde değil, "Analitik" bölümünde sınıflandırıyor.

Politikada, "Bu çerezler kullanıcı sayısı ve kullanıcıların Hizmetlerimizle nasıl etkileşime girdiği gibi konularda, Hizmetlerimizin nasıl performans gösterdiğini ve nasıl kullanıldığını anlamamıza yardımcı olur" ifadesi yer alıyor.

Buchodi şirketle iletişime geçtiğinde, OpenAI Destek ekibi, bulguların incelenmesi için ilgili şirket birimleriyle paylaşılacağını söyledi.

İzleme mekanizması Android için Chrome tarayıcısında gözlemlendi ve yalnızca ChatGPT'nin ücretsiz sürümlerinde mevcut gibi görünüyor.

The Independent, sözkonusu çerez hakkında daha fazla bilgi ve yorum almak için OpenAI'yla iletişime geçti.

Independent Türkçe


Küresel Bilim Kurulu, yapay zekânın tehlikelerini doğruladı

İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)
İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)
TT

Küresel Bilim Kurulu, yapay zekânın tehlikelerini doğruladı

İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)
İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı bağımsız bir bilimsel komite, OpenAI şirketine ait yapay zekâ "ajanlarının" Hugging Face sistemlerine sızmasını ve ardından yaşanan benzer vakaları, insanlığın bu tür gelişmiş teknolojileri kontrol altında tutma konusunda yetersiz kaldığının kanıtı olarak değerlendirdi. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekânın getirdiği risklere yönelik artan uyarıları reddetmesine rağmen, "süper yapay zekâ" için bir koordinatör (çar) atamaya hazır olduğunu belirtti.

Dünyanın farklı bölgelerinden 40 bağımsız uzmandan oluşan Uluslararası Bağımsız Yapay Zekâ Bilimsel Komisyonu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun New York’ta düzenlenecek 81. dönem yıllık üst düzey toplantıları öncesinde, dün ilk raporunu yayımladı.

“Yapay zekâ ajanları, uyumsuzluk ve insan kontrolünü kaybetme riski” başlıklı raporun eş başkanı ve prestijli Turing Ödülü sahibi Yoshua Bengio, “Araştırmacılar uzun süredir kontrolün kaybedilmesine yol açabilecek üç koşula dikkat çekiyor: hedefin yanlış belirlenmesi, bu hedefi takip etme kapasitesi ve buna izin veren bir ortam” dedi. Bengio, “Bu yaz, bu üç koşul laboratuvarda değil, gerçek sistemde bir araya geldi” ifadelerini kullandı.

Komisyon, buradan çıkarılacak açık dersin temel siber güvenlik uygulamalarının göz ardı edildiği ve güvenlik önlemlerinin teknolojinin yeteneklerine ayak uyduramadığı olduğunu belirtti.

6J6J
Yapay zekâ ajanlarına daha geniş yetkiler verilmesi, onların davranışlarının ve kararlarının açıklanabilmesini gerektiriyor. (Getty Images)

Raporda ikinci endişe kaynağının “daha tehlikeli” olduğu belirtildi. Buna göre mevcut eğitim yöntemleri, yapay zekâ “ajanlarını” kendi hedeflerini benimsemeye, güvenlik talimatlarını kasıtlı olarak ihlal etmeye ve gerçekleştirdikleri eylemleri gizlemeye yöneltebilir. Bu durum, “ajanların” güvenlik önlemlerini anlayıp bunlara karşı plan yapabilecek seviyeye gelmesi halinde, bugün tasarlanan güvenlik mekanizmalarının işe yarayıp yaramayacağı konusunda soru işaretleri oluşturuyor. Raporda, “geleneksel koruma modeli çözülmeye başlıyor” değerlendirmesine yer verildi.

Komisyon, raporun kontrolün geniş çapta kaybedileceğini öngörmediğini ve mevcut belirsizliği bu sistemlerin kontrol edilebilir kalacağının kanıtı olarak da değerlendirmediğini vurguladı. Raporda ayrıca yönetişim alanındaki zorluğun yapay zekâ modellerinden yapay zekâ ajanlarına doğru kaydığı belirtildi.

Yapay zekâ mühendisliği ve güvenliği uzmanı, komisyon üyesi Qinghua Lu, yüksek riskli diğer sektörlerde kullanılan uygulamalara işaret ederek, “Havacılık, tıp ve siber güvenlik; olayların raporlanması, bağımsız denetim ve çok katmanlı güvenlik önlemleri yoluyla yüksek riskli sistemleri yönetmeyi öğrendi” dedi. Lu, ancak yapay zekâ ajanlarının daha yetenekli ve özerk hale gelmesi ve izlenmelerinin zorlaşması durumunda bu uygulamaların yeterli olmayabileceğini belirtti.

Rapor, Washington’da siyasi atmosferin tamamen farklı bir seyir izlediği dönemde yayımlandı. ABD Başkanı Trump, sosyal medya platformları üzerinden yaptığı açıklamada bir “yapay zekâ gücü” oluşturmayı ve bunun başına bir “çar” atamayı planladığını duyurdu. Bu açıklama, Trump’ın kısa süre önce sektörün yeni güvenlik sınırlarına ihtiyacı olmadığı yönündeki ısrarından dikkat çekici bir dönüşe işaret ediyor. Trump, söz konusu gücü ilk başkanlık döneminde kurduğu Uzay Gücü’ne benzer şekilde oluşturacağını söyledi.

Trump ayrıntı vermedi ve “çar” pozisyonu için herhangi bir isim açıklamadı. Ancak göreve “yalnızca yüksek zekâya sahip kişilerin” başvurması gerektiğini belirtti.

Açıklamalar, Trump’ın yapay zekânın risklerine ilişkin şüphelerinin değişmediğini ortaya koydu. Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’ten aktardığı habere göre Trump, teknolojinin insanlık açısından risk oluşturabileceğine yönelik endişeleri “aldatmaca” olarak nitelendirdi ve bu uyarıları iklim değişikliği konusundaki aldatmacılıkla ve kendisinin görevden azledilmesine yönelik girişimlere yol açan skandallarla kıyasladı. Trump, bu tür endişelerin sorumluluğunu “radikal solcu Demokratlara” yükleyerek, yapay zekâ ve veri merkezlerinin geliştirilmesine karşı “hastalıklı bir komplo” bulunduğunu öne sürdü.

Trump, yönetiminin sektörü destekleyeceğini belirterek, “Büyümesini hiçbir şekilde engellemeyecek veya boğmayacağız” dedi; bunun yerine sektöre “değer vereceklerini, yardımcı olacaklarını ve izleyeceklerini” ifade etti. Trump ayrıca yapay zekânın adının “süper zekâ”, “aşırı zekâ” veya “üstün istihbarat” olarak değiştirilmesini de gündeme getirdi. Bunun yanı sıra bir “yapay zekâ gücü” kuracağını ve “yapay zekâ çarı” atayacağını açıkladı.

Trump’ın sözünü ettiği görev ise aylardır boş durumda. Trump, Aralık 2024’te David Sacks’ı “Beyaz Saray Yapay Zekâ ve Kripto Çarı” olarak atamıştı. Ancak Sacks daha sonra bu görevden ayrıldı.


Apple TV'nin rafa kaldırdığı dizi bir buçuk yıl sonra geliyor

Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)
Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)
TT

Apple TV'nin rafa kaldırdığı dizi bir buçuk yıl sonra geliyor

Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)
Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)

Apple TV, Eylül 2025'teki prömiyerine günler kala gösterim takviminden çıkardığı Jessica Chastain başrollü politik gerilim dizisi The Savant'ı nihayet izleyiciyle buluşturmaya hazırlanıyor.

Deadline'ın özel haberine göre platform, diziyi ilk planlanan tarihten tam bir buçuk yıl sonra, 2027 ilkbaharında yayımlama kararı aldı.

Şirket, aşırı sağcı aktivist Charlie Kirk'ün 2025'te öldürülmesinin ardından diziyi yayımlamak konusunda çekinceler yaşamış ve gerekçeyi açıkça belirtmediği açıklamasında şu ifadelere yer vermişti:

Kapsamlı bir değerlendirmenin ardından The Savant'ın gösterimini erteleme kararı aldık. Anlayışınız için teşekkür ediyor, yapımı ilerleyen bir tarihte izleyiciyle buluşturmayı sabırsızlıkla bekliyoruz.

Jessica Chastain erteleme kararına karşı çıkmıştı

Dizinin hem başrolünü hem de yürütücü yapımcılığını üstlenen Jessica Chastain, kararın ertesi günü Instagram hesabından yaptığı açıklamada Apple'la işbirliğine değer verdiğini belirtmiş ancak erteleme kararına katılmadığını vurgulamıştı.

Chastain açıklamasında şu ifadelere yer vermişti: 

Diziyi hazırladığımız son 5 yılda ABD'de ne yazık ki çok sayıda ciddi şiddet olayına tanıklık ettik: Michigan Valisi Gretchen Whitmer'a yönelik kaçırma girişimi, 6 Ocak Kongre baskını, Başkan Trump'a yönelik suikast girişimleri, Minnesota'daki Demokrat siyasetçilere yönelik suikastlar, eski Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin eşine yönelik saldırı, muhafazakar yorumcu Charlie Kirk'ün öldürülmesi, Kaliforniya'daki ABC kanalına düzenlenen silahlı saldırı ve ülke genelinde yaşanan 300'den fazla silahlı okul saldırısı...

49 yaşındaki yıldız, sözlerine şöyle devam etmişti:

Bu olaylar, siyasi yelpazenin tamamına yayılan ve yüzleşmemiz gereken daha geniş bir şiddet kültürünü gözler önüne seriyor. Zor konularla yüzleşmekten hiçbir zaman kaçınmadım. Keşke bu dizi bugün bu kadar güncel olmasaydı ama ne yazık ki öyle. The Savant, şiddeti gerçekleşmeden önce engellemek için her gün çalışan kahramanları konu alıyor. Onların cesaretini onurlandırmak bugün her zamankinden daha önemli. Apple'ın kararına saygı duysam da dizinin en kısa sürede izleyiciyle buluşmasını umuyorum.

Makaleden ekrana uyarlandı

Dizi, beyaz üstünlükçü grupların bir araya gelerek ülke içindeki terör saldırılarını planladığı çevrimiçi forumlara sızan Jodi Goodwin'in hikayesini anlatıyor. Chastain'in canlandırdığı Jodi, bir asker gazisi, eş ve anne.

Dizi sorumlusu Melissa James Gibson, The Savant'ı Andrea Stanley'nin Cosmopolitan'da yayımlanan "Toplu Bir Silahlı Saldırıyı Gerçekleşmeden Önce Engellemek Mümkün mü?" başlıklı makalesinden uyarladı.

Dizinin ertelendiği gün Variety eleştirmeni Aramide Tinubu, şirketin hata yaptığını savunmuştu. Tinubu, kararı "dev şirketlerin Trump yönetiminden korkup daha herhangi bir baskı gelmeden boyun eğmesinin ürkütücü bir örneği" diye nitelendirmişti.

Karardan 8 gün sonra FBI Direktörü Kash Patel, Chastain'in karakterine ilham veren kişinin görev yaptığı birimi feshettiğini X'ten duyurmuştu.

Uzun bekleyiş son buluyor

Geçen yıldan bu yana akıbeti belirsiz olan yapım için daha önce 2026 kışı veya ilkbaharı işaret edilmişti. Ardından dizinin Temmuz 2026'da prömiyer yapacağı öne sürülmüş ancak bu plan da gerçekleşmemişti.

Dizinin seçim yarışları üzerinde kayda değer bir etkisi olması beklenmese de platformun gösterimi ABD'deki ara seçimlerin sonrasına bırakmayı tercih ettiği belirtiliyor.

Independent Türkçe, Variety, Deadline