Avrupa Parlamentosu seçimlerinde sonuçlar belli oldu

Avrupa Parlamentosu seçimlerinde sonuçlar belli oldu
TT

Avrupa Parlamentosu seçimlerinde sonuçlar belli oldu

Avrupa Parlamentosu seçimlerinde sonuçlar belli oldu

Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri için birçok ülkede sandığa gidildi. Resmi olmayan sonuçlar belli oldu.
Polonya'da zafer sağcı iktidar partisinin
Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri için sandığa gidilen Polonya'da zafer iktidardaki Hukuk ve Adalet Partisi PiS'in oldu. Birleşik Sağ (Zjednoczona Prawica) listesiyle girdiği seçimlerde PiS oyların yüzde 42,4'ünü alırken, muhalefet partilerinin oluşturduğu Avrupa Koalisyonu (Koalicja Europejska) ise yüzde 39,1 seviyesinde oy aldı. Ülkede AP'ye parlamenter göndermeye hak kazanan diğer iki parti ise İlkbahar (Wiosna) ve Konfederacja oldu.
AP'ye gönderilecek 52 parlamenteri belirlemek için sandığa gidilen Polonya'da resmi olmayan ilk sonuçlara göre zaferi iktidar partisi PiS göğüsledi. Birleşik Sağ listesiyle girilen seçimlerde PiS yüzde 42,4 oranında oy alırken AP'ye 24 vekil göndermeye hak kazandı. Ana muhalefet partisi Vatandaş Platformu (PO) liderliğinde Modern Parti (Nowoczesna), Polonya Halk Cephesi (PSL), Demokratik Sol İttifak (SLD) tarafından oluşturulan Avrupa Koalisyonu (Koalicja Europejska) ise seçimlerde yüzde 39,1 oranında oy alarak 22 parlamenter çıkardı. 
AP seçimleri 5 ay sonra yapılacak genel seçimlerin provası niteliğinde 
Sandık çıkış anketlerine göre üçüncü sırayı ise yüzde 6,6 ile eski milletvekili ve bir önceki dönem Slupsk Belediye Başkanlığı görevini yürüten Robert Biedron'un partisi İlkbahar (Wiosna) aldı. Buna göre eşcinsel haklarını, kilisenin egemen olmadığı bir siyaseti, laik devleti savunan, lideri de eşçinsel olan Wiosna AP'ye 3 vekil göndermeye hak kazandı. Radikal sağcıların oluşturduğu Konfederacja grubu ise 6,1'lik oy oranı ile 3 parlamenter çıkardı. 29 milyon 994 bin seçmenin bulunduğu ülkede seçime katılım oranı ise yüzde 43 olarak açıklandı. Söz konusu seçim sonuçları ülkede önümüzdeki sonbaharda yapılacak genel seçimlerin provası olarak görülüyor. 
Polonya'da iktidarda bulunduğu üç buçuk yıllık süre içerisinde göçmen karşıtı, AB karşıtı söylemleriyle dikkat çeken milliyetçi muhafazakar parti PiS'in listesi Birleşik Sağ'dan AP'ye gidecek parlamenterler şöyle:
Beata Szydlo, Jadwiga Wisniewska, Tomasz Poreba, Patryk Jaki, Beata Kempa, Witold Waszczykowski, Adam Bielan, Elzbieta Kruk, Karol Karski, Beata Mazurek, Jacek Saryusz-Wolski, Joachim Brudzinski, Zdzisaw Krasnodebski, Anna Zalewska, Zbigniew Kuzmiuk, Izabela Kloc, Ryszard Legutko, Bogdan Rzoca, Dominik Tarczyski, Anna Fotyga, Kosma Zotowski, Krzysztof Jurgiel, Andzelika Mozdzanowska, Grzegorz Tobiszowski. 
Liberal demokrat çizgideki partilerin oluşturduğu Avrupa Koalisyonu listesinden AP'ye seçilen parlamenterlerin isimleri ise şu şekilde: 
Jerzy Buzek, Janina Ochojska, Ewa Kopacz, Roza Thun, Bartosz Arlukowicz, Wlodzimierz Cimoszewicz, Magdalena Adamowicz, Marek Belka, Danuta Hubner, Adam Jarubas, Radoslaw Sikorski, Tomasz Frankowski, Krzysztof Hetman, Jaroslaw Kalinowski, Leszek Miller, Andrzej Bula, Jan Olbrycht, Elzbieta Lukacijewska, Janusz Lewandowski, Boguslaw Liberadzki, Kamila Gasiuk-Pihowicz, Marek Balt.
Robert Biedron, Sylwia Spurek, Tomasz Kohut ise İlkbahar Partisi'nden AP'ye gidecek isimleri oluşturuyor.
Aşırı sağcı grup Konfederacja'dan seçilen 3 isim ise Jacek Wilk, Konrad Berkowicz, Janusz Korwin-Mikke oldu. 
Resmi sonuçların ise 27 Mayıs Pazartesi akşamı, en geç 28 Mayıs Salı sabahı açıklanması bekleniyor.
Avusturya'da iç siyasetin gölgesinde AB seçimi
Avusturya'da AP seçimlerinde oylarını kullanan halk 2014 de seçmen katılım 45,39 luk orana göre, bu günki oylamalarda katılım yüzde 55 lik artış kaydettiler. Avrupa'da 23-26 Mayıs tarihleri arasında Avrupa Birliği'nde AB Parlamentosu için seçimler yapıldı. AB parlamentosu için 751 üye seçildi. AB içerisinde uzun süredir tartışılan reformlar artık gerçekleştirilmeyi bekliyor. 
6.4 milyon Avusturyalı, bu gün gelecekteki Avrupa Parlamentosu'nun oluşumuna karar verdiler. AP seçimlerine Avusturya'dan 9 parti katıldı. ÖVP, SPÖ, FPÖ, Yeşiller, NEOS, JETZT (ŞİMDİ), Avusturya Komünist Partisi (KPÖ) ve AB'den Çıkış Partisi (EU-Austrittspartei-EUAUS) partilerden ouşlmaktadır. 
‘‘Avusturyalılar seçimini yaptı‘‘ 
Avrupa Parlamentosuna, Avusturya Halk Partisi (ÖVP) yüzde 34,50 oranla 7 milletvekil, Sosyal Demokrat Partisi (SPÖ) yüzde 23,5 oranla 5 milletvekil, Avusturya Özgürlükcüler Partisi (FPÖ) yüzde 17,50 oranla 3 milletvekil, Gürünne (Yeşiller Partisi) yüzde 13,50 oranla 2 milletvekil, NEOS yüzde 8,00 oranla 1 milletvekil, Toplamda AP'ye 5 parti temsil hakkı elde edereken AP'na 18 milletvekili gönderiyor.JETZ (Şimdi) partisi yüzde 2,00 ve diğerleri yüzde 1 oranında oy alarak AP dışında kaldılar. Türk asıllı Avusturya vatandaşlarıda oylarını istedikleri partiye oylarını atarak demokratik haklarını kullandılar. 
Yaklaşık 6 milyon 416 bin seçmenin bulunduğu ülkede AP seçimleri için 8 parti, 260 milletvekili yarıştı. Ülkede 2014'de yapılan seçimlerde yüzde 45,39'luk bir katılım sağlanırken, 5 parti AP'ye milletvekili gönderebilmişti. 
Vatandaşlarına yeterince değer vermeyen, sosyal alanlarda politika üretemeyen 28 üye ülkeden oluşuyor. AB parlamento seçimleri sonuçlarına ilişkin ilginç senaryolar ve tahminler yapılıyor. Seçimlerle ilgili yaşanan ilginç bir çekişme ise seçim sonrasında kimin AB komisyon başkanı olacağına dair. 
Organize ve kabus gibi Avrupa'nın üzerine çöken bir aşırı sağ ve düşük katılım sorunu gölgesinde yapılan seçimlerde, merkez partilerinin seçim kampanyaları, yaklaşmakta olanı değiştirecek söylemlerden ve bir umut vaat etmekten uzak şekilde kendini gösteriyor. 
Ülkede 2014'de yapılan seçimlerde yüzde 45,39'luk bir katılım sağlanırken, 5 parti AP'ye milletvekili gönderebilmişti. Avusturya AP 2014 seçimlerinde katılan partilerin aldıkları oy oranları:ÖVP yüzde 27 0y, SPÖ yüzde 24.1oy, FPÖ yüzde 19.7 oy, Grüne yüzde 14,5 oy, NEOS yüzde 8,1 oy ve KPÖ yüzde 2,1 oranında oyları vardı. 
Bu gecelik geçici sonuçtan sonra bir sıkıntı olursa, birçok posta seçmeni son sözü verebilir. Tahmini 600.000 oy Pazartesi'ye kadar sayılmayacak. ÖVP adayları için özellikle heyecan verici olanı, tercih oyu sonucudur. Çünkü bunlar arasında, adaylar bundan sonra kesin olarak verilecektir. Bu değerlendirme İçişleri Bakanlığı tarafından Salı veya Çarşamba günü yayınlanacak. 
Danimarka için Avrupa Parlamentosu sonuçları
2019 Avrupa Parlamentosu seçimleri için sandığa giden Danimarka seçime giren 10 parti 135 aday arasından 14 adayı Avurpa Parlamentosuna vekil olarak seçti. 
Danimarka tarihinin en yüksek katılımlı Avrupa Parlamentosu seçimi olarak gerçekleşen oyalamada halkın yüzde 66'sı sandığa giderken açılan sandıklardan toplam da 2.752.993 oy pusulası sayıldı. 
Seçimde en büyük başarıyı elde eden ise Danimarka'nın hükümet partisi (Venstre) Sol Parti oldu.(V) sol parti en son seçimlere göre oyunu 6.8 oranında arttırırken, en büyük mağlubiyeti ise ırkçı söylemlerle ön plana çıkan (DF) Danimarka Halk Partisi 10.7 alırken en son yapılan Avrupa parlamentosu seçimlerine nazaran -15.9 oranında geriledi. (A) Sosyal Demokratlar 21.5 oranında oy alarak geçen seçimlerle karşılaştırıldığında oyunu 2.4 artırarak ikinci sırada yerini aldı. Diğer kalan oy dağılımları ise şu şekilde: 
Sosyalist Halk Partisi (SF) \%13.2 alırken bir önceki seçimlere göre 2.2 oranında ilerleme kaydetti. 
Danimarka Sosyal Liberal Partisi (B) \%10.1 oy oranına ulaşırken 3.6'lık ilerleme kaydetti. 
Muhafazakar Halk Partisi (C) \%6.2'lik oy alırken -2.9 oy oranında geriledi. 
Kırmızı Yeşil İttifak partisi () ise \%5.5 oranında oy aldı. 
Danimarka'da Avrupa Birliği'ne karşı siyasi birliktelik olan Halkın AB'ye Hareketi partisi (N) 
\%3.7 oranında oy'a ulaşırken geçen seçimlere göre -4.4 oranında geriledi. 
Alternatif () Danimarka'da yeşil bir siyasi parti olarak bilinen parti seçimlerde \%3.4 oranında oy aldı. 
Liberal İttifak (l) \% 2.2 oranında oy alırken -0.7 gerileme kaydetti. 
'Danimarka 14 vekille Avrupa Parlamentosunda' 
Avrupa Parlamentosunda Danimarka'yı temsil edecek olan 14 vekilden 13'ü göreve hemen başlayacakken sonuncu aday ise İngiltere'nin birlikten ayrılması ile parlamentoya katılacak. 
Vekil olarak görev yapacak adaylar ise gün içerisinde kesinleşecek
İtalya AP seçimlerinde aşırı sağcı Lega zafer kazandı
Avrupa Birliği Parlamentosu (AP) milletvekili seçimleri için oy verme işlemi İtalya ile son buldu. Sandık çıkış anketleri ve gece ilk gelen sonuçlara göre aşırı sağcı Lega Partisi yüzde 30 civarında oy alarak zafer kazandı. 
Farklı sandık çıkış anketlerine göre Demokrat Parti yüzde 20 ila 25 arasında oy ile ikinci sırada yer alırken hükümetin diğer ortağı 5 Yıldız Hareketi'nin oy oranı ise yüzde 20 ila 23 arasında oldu. 
Anketlere göre Silvio Berlusconi'nin lideri olduğu Forza Italia için yüzde 9,8, bir diğer sağ parti Fratelli d'Italia yüzde 6 oranında oy aldı. 
Lega Partisi lideri ve İçişleri Bakanı Matteo Salvini, partisinin AP seçimi zaferini twitter üzerinden yayınladığı fotoğraf ile kutladı. Salvini fotoğrafında "İtalya'nın birinci partisi, teşekkürler" yazısını paylaştı. 5 Yıldız Hareketi, ilk seçim sonuçları yenilgi olarak kabul değerlendirmediklerini ve sandıktan çıkan kesin sonuçları bekleyecekerini açıkladı. 
21 AB ülkesinin sandık başına gittiği pazar günü İtalya'da oy verme işlemi sabah 7 ile 23 saatleri arasında yapıldı. Sandığa katılım oranı yüzde 56 olarak belirlendi. 2014 seçimlerinde katılım yüzde 59 oranında olmuştu. 
28 ülkeden yaklaşık 400 milyon AB vatandaşının oy verme hakkının olduğu seçimlerde 751 sandalyenini 73'ü belirleniyor.  
AP seçimleri : Belçika 21 milletvekili seçti
Belçika'da yaklaşık 8 milyon seçmen AP seçimleri için sandık başına giderek 21 milletvekili seçti. Yeni Flaman İttifaki yüzde 14 oyla liderliğini sürdürdü. 
Oy kullanma zorunluluğu olan Belçika'da yaklaşık 8 milyon seçmen AP seçimleri için aralarında 12 Hollandaca konuşan bölge milletvekili, 8 Fransızca konuşan bölge milletvekili ve 1 Almanca konuşan bölge milletvekilinin bulunduğu 21 milletvekili seçti. 
Yeni Flaman İttifaki yüzde 14 oyla liderliğini sürdürürken Flaman çıkarlar Partisi Vlamms Belang yüzde 12,1 oyla ikincilikte yer alıyor. Üçüncü sırada yer alan Liberaller ve açık Flaman Demokratlar partisi oyların yüzde 12,7'sini aldı. 
Belçika'da AP seçimlerinin yanı sıra federal ve bölgesel parlamento seçimleri bugün yapıldı. 



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe