Sudan halk hareketi ordunun ‘seçim planını’ reddetti

Protestocular askeri araçların geçişini önlemek için Hartum'daki yolu kapattılar (AFP)
Protestocular askeri araçların geçişini önlemek için Hartum'daki yolu kapattılar (AFP)
TT

Sudan halk hareketi ordunun ‘seçim planını’ reddetti

Protestocular askeri araçların geçişini önlemek için Hartum'daki yolu kapattılar (AFP)
Protestocular askeri araçların geçişini önlemek için Hartum'daki yolu kapattılar (AFP)

Sudan halk hareketi liderleri, ordu tarafından gerçekleştirilen operasyonlar sırasında göstericilerin öldürülmesinin ardından, Askeri Geçiş Konseyi’nin (AGK) kendileriyle imzaladığı siyasi anlaşmayı iptal etmelerini ve seçimlerin 9 ay içerisinde gerçekleştirilmesi çağrısını reddetti. Aynı zamanda AGK’yi ordu merkezi önünde oturma eylemi gerçekleştiren vatandaşları öldürmekle sorumlu tuttu.
Ordunun bu eylemlerini tam teşekküllü bir suç olarak değerlendiren liderler, özellikle siyasi grev ve sivil itaatsizlik aracılığıyla direnişleri sürdüreceklerini ve konseyi devireceklerini taahhüt ettiler.
Sudan'da AGK Başkanı Abdulfettah el-Burhan, dün yaptığı açıklamada, geçici bir geçiş hükümet kurulacağını ve yolsuzluğa karışmış kişilerle mücadele edileceğini belirterek, 9 ay içerisinde genel seçime gidilmesi kararı aldıklarını duyurdu. Burhan, Nil Sokağı'nın temizlenmesi süreci sırasında yaşanan şiddet eylemlerinden dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirerek, bu eylemlere ilişkin soruşturmaların başlatılacağını söyledi. Ayrıca AGK ile müzakerelerde bulunan siyasi güçlerin, halkın izninin olmadığı ve kamunun razı olmadığı uzlaşıdan yoksun bir fikri dayatarak, totaliter sistemi klonlamaya çalıştıklarını kaydetti.
Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nden (ÖDBG) Müzakere Komitesi Üyesi Medeni Abbas Medeni, ordu tarafından yayınlanan bildirinin bir darbe bildiri olduğu değerlendirmesinde bulunarak, bu bildiriyi bütünüyle reddettiklerini söyledi.
Hartum’da dün gerçekleştirdiği bir basın toplantısında konuşan Medeni, oturma eyleminin zorla bastırılması girişimlerinin ve silahsız sivillerin öldürülmesinin AGK tarafından işlenen tam teşekküllü bir suç olduğunu söyledi. AGK tarafından önceki gün gerçekleştirilen olayların darbe olarak değerlendirdiğini belirten Medeni, halihazırdaki tutumlarının askeri konseyin devrilmesi ve kendisinden önceki rejimlere katılması olduğunu dile getirdi. Sivil itaatsizlik ve siyasi grev gibi barışçıl direnişin tüm çeşitleriyle direnişlerini sürdüreceklerini kaydeden Medeni, ordu genel merkezi önündeki alanda hala bir dizi ceset, yaralı ve tutuklunun bulunduğunu söyledi.
Ayrıca Abbas, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nin ülkede olup bitenleri reddeden tüm güçlerle başa çıkmaya hazır olduğunu dile getirerek, halkı birleştirmek ve askeri konseyi devirmek isteyen tüm güçlere ellerini uzattıklarını vurguladı.
ÖDBG’nin en önde gelen bileşenlerinden Sudan Meslek Odaları Birliği (SPA), protestocuların öldürülmesine ilişkin uluslararası soruşturmalar başlatılması çağrısında bulundu. Grup Sözcüsü Emced Ferid, askeri konsey başkanı tarafından ilan edilen bir hükümet soruşturma komisyonu oluşturma planını reddettiklerini açıkladı.
Sosyal paylaşım sitelerinden mesaj veren aktivistlere göre, dün itibariyle 35 kişinin ölümüne sebep olan ve yüzlerce kişinin yaralanmasına yol açan şiddet olayları devam ediyor. Resmi raporlarda ise hayatını kaybedenlerin sayısının 13 olduğunu ve yüzden fazla yaralı bulunduğu kaydediliyor.
Hartum'daki yetkililer, önceki günden bu yana internet erişimini kesmiş durumdalar. Hizmet kesintileri dün de devam ederken, bu durum ülke dışındaki Sudanlıların sosyal paylaşım sitelerinde yaptıkları paylaşımlar tek bilgi kaynağı haline getirdi. Aktivistler, hastanelerde bulunan kimselerin tedavisi için doktorlara ve hemşirelere çağrıda bulundu.
Bu arada, ülke genelinde devam eden sivil itaatsizlik ve kapsamlı siyasi grev, hayatın bütünüyle felç olmasına sebep oldu. Oturma eylemini kırma girişimlerinin ardından protestocular, ülkenin çeşitli yerlerine barikatlar kurdular ve yolları kapattılar. Hartum ve diğer eyaletlerin mahallelerinde göstericiler ile askeri güçler arasında bir vur-kaç savaşı devam ederken, daha fazla şirket, kurum ve kuruluş greve katıldıklarını ilan etti.
AGK Başkanı Burhan’ın açıklaması, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nin askeri konsey ile olan müzakerelerin sona erdirildiğini duyurmasından ve konseyin devrilmesi çağrısında bulunmasından sonra geldi. Oysa taraflar daha önce geçici bir teknokratlar hükümet kurulması konusunda anlaşmaya varmış ve özgürlük ve değişim koalisyonun yasama konseyinin yüzde 67’sini oluşturacağını, kalan koltukların da diğer muhaliflere verileceği hususlarında uzlaşmışlardı. Taraflar arasındaki anlaşmazlık noktalarının başında gelen husus ise başkanlık konseyine kimin başkanlık edeceği ve konseydeki katılım oranının nasıl olacağı hususuydu.
Guterres’ten kınama
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Sudan güvenlik güçlerinin sivillere yönelik gerçekleştirdiği -onlarca insan ölümüne ve yüzlercesinin yaralanmasına yol açan- aşırı güç kullanımını kınadı ve bağımsız soruşturmaların başlatılması ve sorumlu kişilerden hesap sorulması çağrısında bulundu.
Guterres’in tutumunu takiben İngiltere ve Almanya da bu ay Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) başkanlığını yürüten Kuveyt’ten Sudan’daki gelişmelerin tartışılacağı ve BM Sudan Özel Temsilcisi Nicholas Haysom’un dinleneceği bir toplantı yapmasını istedi. Kuveyt'in BM Daimi Temsilcisi Mansur el-Uteybi, dün öğleden sonra kapalı bir oturum düzenlemeye karar verdi.
BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric tarafından okunan bir bildiride, genel sekreter, şiddeti ve sivillere karşı aşırı güç kullanımını şiddetle eleştirdiğini belirtti. Oturma eyleminin gerçekleştirildiği alanda bulunan protestocuları dağıtmak için şiddet kullanılmasını reddeden Guterres, güvenlik güçlerinin tıbbi tesislerin içine ateş açtığına dair gelen raporla konusundaki endişelerini dile getirdi. Askeri konseye halkın güvenliği konusundaki sorumluluğunu hatırlatan Guterres, toplanma ve kendini ifade etme hakkı da dahil olmak üzere tüm vatandaşların temel insani haklarının korunması gerektiğini söyledi. Ayrıca herhangi bir engel söz konusu olmaksızın yaralı kimselerin hastanelere erişmeleri çağrısında bulundu. Sudanlı yetkilileri meydana gelen ölümlerle ilgili soruşturmalar başlatmaya çağıran genel sekreter, barışçıl diyaloğun ve müzakerelerin sürdürülmesini talep etti. Bunun yanı sıra ülkede kalıcı barışın sağlanmasına yönelik çabalara destek olmaya hazır olduklarını ifade etti.
Dujarric, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet’in Hartum'daki protestolar sırasında gerçek mermiler kullanılmasını ‘vahşice’ nitelendirmesine de açıklamasında yer verdi. Son aylarda askeri konsey ile göstericiler arasındaki barış diyaloglarının herkes için ilham kaynağı olduğunu dile getiren Bachelet, protestoculara yönelik aşırı güç kullanımını şiddetle kınadığını ifade etti.



Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
TT

Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişiler ile 70 yaşını aşmış mahkûmları kapsayan genel af kararı yayımladı. Ancak karar, Suriyelilere yönelik ihlallerde bulunanları kapsam dışı bırakıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre söz konusu kararname, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelen Şera’nın yayımladığı ilk af niteliğini taşıyor. Esed, görev süresi boyunca zaman zaman benzer af kararnameleri çıkarmıştı.

Suriye devlet televizyonunda yayımlanan kararnameye göre, ‘müebbet hapis cezası’ 20 yıla indiriliyor. Ayrıca kabahat ve ihlallerde verilen cezaların tamamı kaldırılıyor. Uyuşturucuyla Mücadele Kanunu, Suriye lirası dışında işlem yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasa ve devlet destekli malların kaçakçılığına dair kanunda yer alan bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da affediliyor.

Af kapsamında ayrıca Askerî Ceza Kanunu ve Bilişim Suçları Kanunu’nda düzenlenen bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da kaldırılıyor.

Silah ve mühimmat yasasında yer alan suçlardan hüküm giyenler de kararın yayımlanmasından itibaren üç ay içinde silahlarını yetkili makamlara teslim etmeleri şartıyla cezalarının tamamından muaf tutulacak.

Kararname, ‘tedavisi mümkün olmayan ağır bir hastalığa’ sahip olanlar ile 70 yaşını doldurmuş hükümlülerin de, metinde belirtilen istisnalar dışında, cezalarının tamamından muaf tutulmasını öngörüyor.

Buna karşılık, ‘Suriye halkına karşı ağır ihlaller içeren suçlar’ ile İşkencenin Suç Sayılmasına Dair Kanun’da düzenlenen suçlar af kapsamı dışında bırakıldı.

Yeni yönetimin göreve gelmesinden bu yana, eski yönetimle bağlantılı oldukları ve Suriyelilere karşı ihlallerde bulundukları iddiasıyla onlarca kişinin gözaltına alındığı açıklanmış, bazıları hakkında yargı süreci başlatılmıştı.


Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
TT

Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi”nin ilk toplantısı bugün yapılacak. Toplantıda, İsrail'in saldırılarının devam etmesi ve ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının askıya alınmasıyla birlikte, Hamas'ın silahsızlandırılması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması ile Gazze Şeridi'ndeki durum ele alınacak.

Bu toplantı, yeniden yapılanma dosyası ve “Gazze Yönetim Komitesi”nin çalışmalarıyla birlikte çözülmemiş meselelere yoğunlaşıyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İsrail'in Batı Şeria'daki Filistin topraklarını yağmalaması konusunun gündeme getirilmesi olasılığı var. Uzmanlar, İsrail'in toplantıya katılımının, Meksika'nın sınırlı katılım açıklamasında olduğu gibi, İsrail'e karşı çıkanların katılımını azaltabileceğini değerlendiriyor.

Gündemdeki dosyalar

Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un CNN'e yaptığı açıklamaya göre bugünkü toplantıda, Gazze Komisyonu'nun Şerid'e girmesini, ateşkes ihlallerinin sona ermesini sağlamak ve insani yardımı hızlı bir şekilde ulaştırmak için izlenecek süreç tartışılacak. Ayrıca “Gazze'de silahsızlanma süreci, İsrail güçlerinin sınır hattından çekilmesi ve Gazze'nin yeniden inşası ve Batı Şeria'nın Filistin Yönetimi'ne ilhakı da dahil olmak üzere Trump'ın 20 maddelik planının uygulanması” da ele alınacak.

Mladenov, “tüm tarafların bu konularda anlaşmaya varması ve çabalarını birleştirmesi”nin alternatifi olarak “savaşın yeniden başlaması” ve “savaşın yeniden başlamasından daha da tehlikeli olan, Hamas'ın Gazze'nin yaklaşık yüzde 50'sini kontrol ettiği ve geri kalanının İsrail kontrolü altında olduğu statükonun pekiştirilmesi” olacağı uyarısında bulundu.

İsrail güvenlik kaynakları, Trump'ın “Barış Konseyi” toplantısında uluslararası güçlerin Gazze Şeridi'ne girmesini ve Hamas'ın silahsızlandırılması ile yeniden inşa sürecinin başlatılmasını duyuracağını tahmin ediyor. Bu bilgi, dün İbranice web sitesi Walla'ya konuşan bir kaynak tarafından verildi.

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)

Endonezya, şu ana kadar Gazze'ye asker gönderme niyetini açıklayan tek ülke olurken, İsrail ise Gazze Şeridi'nde Türkiye'nin varlığını reddediyor. Endonezya ordu sözcüsü Dony Pramono pazartesi günü yaptığı açıklamada, Cakarta'nın önerilen çokuluslu gücün bir parçası olarak nisan ayı başlarında Gazze'ye gönderilmek üzere 1.000 asker hazırladığını belirtti.

Siyaset bilimi profesörü ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fahmi, ilk toplantının konseyi kurup, çalışmalarına başlamak için fon toplamaya odaklanacağını ve ilgili ve etkili ülkelerin çoğunu kapsayacağını düşünüyor. En önemli konular, istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve silahsızlanma olacak, ancak bazı zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak anlaşmaya varmaktan başka bir alternatifin olmadığı da ifade ediyor.

Filistinli siyasi analist Dr. Ayman el-Raqab da onunla aynı fikirde ve Hamas'ın silahsızlandırılması, Filistin polis güçlerinin yanı sıra istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin çalışmaları ile Batı Şeria sorunu ile İsrail'in toprak gaspı konularının toplantının ana gündem maddeleri olacağını belirtiyor. Trump'ın, başkanlığını yaptığı konseyin başarısını vurgulamak için bu sorunların bazılarının çözülmesi için çaba göstereceğini değerlendiriyor.

Katılımcılar için engel

Katılımcı düzeyinde Kahire, Başbakan Mustafa Medbuli'nin Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi adına toplantıya katılacağını duyurdu. Bakanlar Kurulu tarafından dün yapılan açıklamaya göre bu katılım, “Mısır'ın kapsamlı ve adil barış çabalarını destekleme rolü ve Trump'ın Filistin halkının Gazze'den sürülmesini reddeden tutumunu ve çabalarını onaylama rolü çerçevesinde” gerçekleşecek.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, “Barış Konseyi”nin Gazze Şeridi'nde kalıcı istikrar, ateşkes ve arzu edilen barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını umduğunu belirterek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın toplantıda ülkesini temsil edeceğini kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın Başbakan Binyamin Netanyahu adına toplantıya katılmak üzere ABD'ye gitmesinden bir gün sonra, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, toplantıya her iki tarafın da tam katılımının olmadığını (Filistin'in Filistin'in yokluğuna atıfta bulunarak) AFP’ye göre bu nedenle Meksika'nın katılımının sınırlı olacağını belirtti

Fehmi, Mısır'ın bölgedeki ağırlığı ve önemi göz önüne alındığında, Mısır'ın katılımına alternatif olmadığını düşünüyor. İsrail'in katılımının, Trump'ın isteklerine aykırı görünmemek için yarı çözüm çerçevesinde olduğunu, ancak aynı zamanda Konsey'in kararlarını etkili bir şekilde engellemek ve ihlallerine ve saldırılarına devam etmek için çalışacağını açıklıyor.

El-Raqab, Mısır'ın hem sahada hem de Gazze meselesine ilişkin müzakerelerde sahip olduğu uluslararası deneyim nedeniyle katılımının son derece önemli olduğunu ve bunun durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına dair umutlar olduğunu değerlendiriyor.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)

Wall Street Journal (WSJ), üç ABD'li yetkiliye atıfta bulunarak, Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'deki yaklaşık 1.000 askerinin tamamını geri çekmeye hazırlandığını bildirdi.

ABD ordusu geçen hafta Suriye'deki stratejik üssünden çekilme işlemini tamamladığını ve üssü Suriye güçlerine devrettiğini duyurdu. Bu, ABD-Suriye ilişkilerinin güçlendiğinin son işareti olup, daha geniş kapsamlı bir ABD çekilmesinin yolunu açabilir. WSJ’de dün yer alan habere göre, birlikler önümüzdeki iki ay içinde Suriye'deki kalan ABD mevzilerinden de çekilecek.

Suriye Savunma Bakanlığı geçen perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin Tanf askeri üssünü devraldığını belirtti.

Bakanlık şu açıklamayı yaptı: “Suriye ve Amerika Birleşik Devletleri tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünün kontrolünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvence altına aldı ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı.” Açıklamada ayrıca, “Bakanlığın sınır koruma güçleri önümüzdeki günlerde görevlerine başlayacak ve bölgede konuşlanacak” denildi.

El-Tanf üssü, Suriye, Ürdün ve Irak arasındaki sınır üçgeni bölgesinde stratejik bir konuma sahiptir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre üs, 2014 yılında Suriye ve Irak'ın büyük bir bölümünde DEAŞ'a karşı yürütülen savaşta çok önemli rol oynamıştır. Örgüt, 2017'de Irak'ta ve iki yıl sonra da Suriye'de yenilgiye uğratıldı.

Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinden önce, üsse insansız hava araçlarıyla (İHA) birkaç kez saldırı düzenlenmiş ve bu saldırıların sorumluluğunu Irak'taki gruplar üstlenmiştir.