ABD’nin İsrail’e verdiği Filistinli bilim insanı nerede?

Bir İsrail dizisinde Gazze ve Batı Şeria’da geçen savaşı gösteren bir kesit (AFP)
Bir İsrail dizisinde Gazze ve Batı Şeria’da geçen savaşı gösteren bir kesit (AFP)
TT

ABD’nin İsrail’e verdiği Filistinli bilim insanı nerede?

Bir İsrail dizisinde Gazze ve Batı Şeria’da geçen savaşı gösteren bir kesit (AFP)
Bir İsrail dizisinde Gazze ve Batı Şeria’da geçen savaşı gösteren bir kesit (AFP)

ABD hapishanelerinde 15 yıl yattıktan sonra mahkumiyeti sona eren Filistinli bilim insanı Prof. Dr. Abdulhalim el-Aşkar özel bir uçakla İsrail Ben Gurion havalimanına getirildi.
Aşkar, ABD’de pek çok suçla yargılandı. Bunların başında Filistinli ve Müslüman tutukluların aleyhinde şahitlik etmemesi geliyor.
IndependentArabia’dan İzzeddin Ebu Ayşe’ye konuşan Prof. Dr. Aşkar’ın aile fertleri iseAbdulhalim el-Aşkar’ın mahkumiyet süresinin dolduğunu ve İsrail’e getirildiğini ancak akıbetinin halen belirsiz olduğunu vurguluyor.
Hamasda konuyla ilgili temaslarını yoğunlaştırırken eğer ABD şayet Filistinli bilim insanını İsrail’e teslim ettiyse Aşkar’ın şimdi nerede sorusu gündeme geldi.
Aşkar-Hamas bağlantısı
Kökenleri Batı Şeria’nın Tulkarem kentinde yaşayan bir aileye dayanan Abdulhalim el-Aşkar, lisans eğitiminiBirzeit Üniversitesi'nde bitirdikten sonra  ABD'dekiMississippi Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı.Aşkar Yunanistan'daki Lavender Üniversitesi'nden ise profesörlük derecesini aldı.
Aşkar, Gazze'de uzun süre yaşadı, orada evlendi, ancak çocuğu olmadı. Gazze’de kaldığı süre boyunca, Hamas'abağlı İslam Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışan Aşkar ardından, üniversitenin resmi sözcülüğünü üstlenmesinin üzerinden çok geçmeden ABD’deki üniversitelere yaptığı başvurular kabul edildi.
ABD’deki sıkıntılar
Prof. Dr. Aşkar, ABD’deki çeşitli üniversitelerde bulundu. En son Harvard Üniversitesi’nde öğretim üyesi oldu. ABD’de Hamas ile ilişkisi ve Filistinli hareketin Aşkar’ı maddi olarak desteklemesi nedeniyle pek çok sıkıntı ve baskıyla karşılaştı. Aşkar, Filistin ve Müslümanların aleyhine tanıklık yapmayı reddetti. ABD’de bulunduğu sürece Hamas’la bağlantısına yönelik açılan soruşturmalar dahilinde üç kez tutuklandı. Filistinli ve Müslüman aktivistlere karşı ifade vermeyi reddettiği için bir kez ev hapsinde tutuldu ve Hamas’a desteğinden dolayı 2007’de 11 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Kendini kurtarmak
Prof. Dr. Abdulhalim el-Aşkar, 2005'te yapılan Filistin seçimlerinde Abbas’a karşı bağımsız olarak Cumhurbaşkanlığına aday gösterilmişti. Seçim programında Filistinli grupları uzlaştırma çalışmaları ve ulusal mutabakat vardı.
Aşkar’ın programında devleti şeffaflık, hesap verebilirlik ve ortaklık temelinde kurma ve Batı Şeria ve Gazze arasında ulusal birliğin sağlanması aynı zamanda İsrail işgalinin sonlandırılması hedefini içeriyordu.
Adını vermek istemeyen bir aile ferdi, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, Prof. Dr. Abdulhalim el-Aşkar’ınABD hapishanelerinden kurtulmak için Filistin’de Cumhurbaşkanlığına adaylığını koyduğunu belirtti. ABD’nin Aşkar’ın adaylığına karşı olmadığını söyleyen kaynak, bilim insanının seçimleri kazamadığını ve mahkumiyet süresi bitene kadar hapiste kaldığını belirtti.
Prof. Aşkar nerede?
İsrail basını ise Filistinli bilim insanının İsrail’deki Ben Gurion Havalimanına getirildiği ve uçaktan günlerce dışarı çıkarılmadığını yazdı. İddiaya göre uçak daha sonra varış noktası belirli olmayan bir yere doğru havalandı. Bu arada Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye Aşkar’ın durumunun netleşmesi için dost ve kardeş ülkelerle iletişime geçti. Bu ülkelerin isimleri verilmedi. Ancak Aşkar’ın serbest bırakılması için Türkiye, Katar ve Malezya’nın ara bulucu olabileceği belirtiliyor. Uçağın İsrail’den ayrıldığı doğruysa bu ülkelerden birinin Aşkar’a ev sahipliği yapması muhtemel.
Bilinmeyen yer
Öte yandan aileden bir kaynak, Aşkar’ın uzun süre İsrail’de kaldığını ve Hamas üyeliği ve ona verdiği mali destek konusunda hakkında araştırma yapıldığını söyledi. Hamas yetkilisi İzzet er-Rişk ise Filistinli bilim insanının İsrail’de bir hapishanede tutulduğunu iddia etti. Zayıf bir iddiaya göre ise Aşkar, hala Ben Gurion havalimanında tutuluyor ve müzakereler sonucu ABD’li bir yetkili Aşkar’ın uçaktan indirilmemesi emrini verdi ve kendisini misafir edecek bir ülkeye doğru götürülebileceğini belirtti.
Aşkar’ın ailesi ne ABD ne de İsrail tarafından kendileriyle resmi bir temasta bulunulmadığını ve uluslararası hukuka aykırı olarak oğullarının akıbetini bilmediklerini ifade ediyor. Prof. Dr. Aşkar’ın akıbeti belirsizliğini koruyor.



Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
TT

Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)

Bilinen en eski omurgalının 4 gözü olduğu tespit edildi. 

Örümceklerin 8, arıların 5, kutu denizanalarının ise 24 gözü var. Ancak bu istisnaların dışında yeryüzündeki çoğu hayvan sadece iki göze sahip.

Öte yandan bilim insanları, omurgalıların zaman içinde diğer gözlerini kaybederek bugünkü görünümüne ulaştığını söylüyor.

518 milyon yıl önce yaşayan Myllokunmingia, dünyanın bilinen en eski omurgalısı. İlk omurgalıların yanı sıra pek çok omurgasız türün de ortaya çıktığı Kambriyen Dönemi'nde yaşayan bu deniz canlıları, bugünkü Çin'in yakınlarındaki sularda dolaşıyordu.

Çin ve Birleşik Krallık'tan araştırmacılar, Çin'in güneyindeki Chengjiang formasyonunda keşfedilen 10 ayrı Myllokunmingia fosilini analiz etti. Bunların 6'sı Haikouichthys ercaicunensis türüne aitken, diğerleri kesin olarak tanımlanamadı.

Göz gibi yumuşak vücut parçaları nadiren korunuyor ancak bilim insanları bu fosillerde göz kalıntıları elde etmeyi başardı.

İleri mikroskop teknikleri ve kimyasal analizler kullanan ekip, hayvanın yüzünün her iki yanında iki büyük göz ve yüzün ortasında iki küçük göz bulunduğunu saptadı.

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmanın başyazarı Peiyun Cong "Anatomilerini anlamak için işe büyük gözleri inceleyerek başladık ve aralarında iki küçük, tamamen işlevsel göz bulmak tam bir sürpriz oldu" diyerek ekliyor: 

Bunu görmek inanılmaz derecede heyecan vericiydi.

Gözlerin hepsinde melanozom tespit eden araştırmacılar, bu organların "kamera tipi" olduğunu, yani görebilmek için ışığa ihtiyaç duyduğunu saptadı. Bu organeller vücudun çeşitli yerlerinde bulunurken, gözdekiler ışığın emilmesinden ve göz renginden sorumlu.

Ardından gözlerde tespit edilen dairesel yapıların da lens olduğu düşünülüyor. Bu sayede gözler muhtemelen ışığı algılamakla kalmayıp görüntü de oluşturabiliyordu. 

Bilim insanları bu deniz canlısının gelişmiş gözleri sayesinde diğer hayvanlara yem olmaktan kurtulduğunu düşünüyor. Kambriyen patlaması sonucu bu dönemde pek çok büyük yırtıcı tür ortaya çıkmıştı.

Makalenin bir diğer yazarı Jakob Vinther "Böyle bir ortamda 4 göze sahip olmak, bu hayvanlara daha geniş bir görüş alanı sağlamış olabilir ve bu da avcılardan kaçınmada önem taşıyor" diye açıklıyor.

Araştırmacılar ikinci göz çiftinin, bazı modern omurgalılardaki göz benzeri ilkel bir yapının ve insanlarda melatonin salgılayan epifiz bezinin evrimsel kökeni olabileceğini düşünüyor.

Bugünkü bazı balıklar, sürüngenler ve amfibiler, ışığı algılamaktan sorumlu paryetal göze sahip. Bu gözün bağlı olduğu epifiz bezi, insanlarda ve pek çok omurgalıda melatonin üreterek uyumaya yardımcı oluyor.

Cong "Epifiz organları ilk başta görüntü üreten gözlermiş" diyerek ekliyor:

Ancak evrimin ilerleyen aşamalarında küçüldüler, görme yeteneklerini kaybettiler ve uykuyu düzenlemedeki modern rollerini üstlendiler.

Independent Türkçe, Live Science, Discover Magazine, Nature


Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
TT

Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)

Bilim insanları Triceratops'un burnunun, koku alma dışında sıcaklık ve nemi kontrol ettiği için çok büyük olduğunu buldu.

Devasa otobur dinozorlar olan Triceratops'un en dikkat çekici özelliği büyük kafaları ve burunlarıydı. 

Tokyo Üniversitesi'nden Seishiro Tada, Geç Kretase döneminde yaşayan Ceratopsia grubuna ait olan bu dinozorlar hakkında şöyle diyor: 

Özellikle Triceratops'un çok büyük ve sıradışı bir burnu var ve sürüngenlerin temel yapılarını hatırlasam da organların bunun içine nasıl sığdığını anlayamıyordum.

Tada ve ekibi, bu hayvanların burnunun anatomisini ilk kez kapsamlı bir şekilde inceledikleri bir çalışma yürüttü.

Bilim insanları bilgisayarlı tomografiden yararlanarak fosilleri inceledi. Ayrıca burun yapısını daha iyi anlamak için bugün yaşayan sürüngenlere ait verilere de başvurdular.

Bulguları hakemli dergi The Anatomical Record'da yayımlanan çalışmaya göre Triceratops'un sinirleri, diğer sürüngenlerden farklı bir bağlantıya sahipti.

Çoğu sürüngende sinirler ve kan damarları çeneyle burundan geçerek burun deliklerine ulaşıyor. Ancak Triceratops'un kafatası şekli çene yolunu engelleyerek sinir ve damarların burundan ilerlemesine neden oluyordu. 

Tada "Triceratops dokuları büyük burnunu desteklemek için bu şekilde evrimleşti" diye açıklıyor.

Fosil örneklerinde, neredeyse başka hiçbir dinozorda görülmeyen özel bir yapı da keşfedildi. 

Solunum türbinatı adı verilen bu ince, kıvrımlı yapılar, kanı beyne ulaşmadan önce soğutarak nemin kaybolup gitmesinin önüne geçiyordu. 

Araştırmacılar hem bu yapıların hem de sinir ve damarların rotasının değişmesinin, devasa dinozorun vücut sıcaklığını ve nemi kontrol altında tutmaya yaradığını düşünüyor.

Özellikle Geç Kretase'nin nemli sıcağında büyük kafalarını serinletmek üzere evrimleşmişler. 

Yeni çalışma, dinozorların yumuşak doku anatomisi hakkındaki önemli bir boşluğu dolduruyor. 

Araştırmacılar daha sonraki çalışmalarda bu ilginç hayvanların kafatasının diğer kısımlarına dair gizemleri aydınlatmayı umuyor.

Independent Türkçe, Phys.org, Science Blog, The Anatomical Record


Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
TT

Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)

Korku türünün son yıllarda öne çıkan isimlerinden Mike Flanagan'ın sıradaki Stephen King uyarlaması, mevsimine son derece uygun bir takvimle gelebilir. 

Yapımda rol alan Katee Sackhoff, Amazon Prime Video için hazırlanan Carrie dizisinin yayın takvimine dair net bir işaret verdi.

The Haunting: Tepedeki Ev'in (The Haunting of Hill House) dizi sorumlusu ve yönetmeni olarak da tanınan Flanagan'ın, Carrie'yi bölüm bölüm anlatacak bir uyarlama için bizzat King tarafından seçildiği belirtiliyor. Dizinin çekimleri Ekim 2025'te tamamlandı ve 2026'da yayımlanacağı duyuruldu.

"Sizi güzel bir şey bekliyor"

The Direct'in aktardığına göre Sackhoff, açıklamayı Kanada'nın Vancouver kentindeki Fan Expo'da 14 Şubat'ta yaptı. Bo-Katan Kryze rolüyle Yıldız Savaşları (Star Wars) evreninden de tanınan oyuncu, Flanagan evreni anlamına gelen "Flanniverse" esprisiyle söze girip şu ifadeleri kullandı:

Mike Flanagan'a dönersek... Evet, Flanniverse... Carrie, Ekim 2026'da Amazon'da yayına giriyor. Sizi güzel bir şey bekliyor. Çok iyi. Gerçekten çok iyi.

Flanagan'ın Carrie dizisine dair şimdilik fazla detay yok ancak elbette King'in ikonik Göz (Carrie) romanından uyarlandığı biliniyor. Korku yazarının ilk romanı olan kitapta, genç Carrie, maruz kaldığı acımasız zorbalığın ardından mezuniyet balosunu kabusa çeviriyor.

Dizide Carrie White'ı genç yıldız Summer Howell canlandıracak. Çığlık'la (Scream) tanınan Matthew Lillard ise Müdür Grayle rolüyle kadroda yer alacak. Carrie'nin annesi Margaret'ı, Flanagan'ın diğer projeleriyle de tanınan Amerikalı aktris Samantha Sloyan oynayacak. 

Oyuncu kadrosunda ayrıca Alison Thornton ve Thalia Dudek gibi isimler yer alıyor.

Sackhoff, etkinlikte dizinin tonuna dair ufak bir ipucu da verdi: 

Yani, sonuçta Carrie bu... Ateş var mı? Biraz kan da olabilir.

Ardından şunu ekledi: 

Ben çok heyecanlıyım. Bayılacaksınız. Mike Flanagan işini çok iyi yapıyor.

Oyuncu ayrıca Flanagan'ın özellikle King uyarlamalarındaki başarısına dikkat çekerek, "Stephen ona güveniyor" dedi. Ayrıca şakayla karışık King'in Flanagan'a neredeyse "tüm kütüphanesini" açtığını ima etti: 

Şunu da yap, bunu da yap... Peki ya şu?

Flanagan daha önce Doktor Uyku (Doctor Sleep), Chuck'ın Hayatı (The Life of Chuck) ve Oyun (Gerald's Game) gibi eserleri uyarlamıştı. Şimdiyse Kara Kule (The Dark Tower) uyarlaması üzerinde çalışıyor. Flanagan'ın yakın zamanda söylediğine göre proje "ilerliyor, çok sayıda senaryo hazır ve ilk öncelik konumunda".

Independent Türkçe, GamesRadar, The Direct