Hamas'tan İsrail'e anlaşma şartlarını yerine getir uyarısı

İsrail’in avlanma yasağı sonrasında Gazze’deki balıkçılar (Reuters)
İsrail’in avlanma yasağı sonrasında Gazze’deki balıkçılar (Reuters)
TT

Hamas'tan İsrail'e anlaşma şartlarını yerine getir uyarısı

İsrail’in avlanma yasağı sonrasında Gazze’deki balıkçılar (Reuters)
İsrail’in avlanma yasağı sonrasında Gazze’deki balıkçılar (Reuters)

Filistinli gruplar ve İsrailli arasındaki Gazze Şeridi ateşkesi, Hamas hareketi ve diğer grupların İsrail’in anlaşmanın uygulanmasını yavaşlatması dolayısıyla “kasıtlı tırmanış” politikasına başvurmasıyla yeni bir teste tabi tutuluyor.
Hamas hareketi ve diğer Filistinli gruplar, İsrail'i Gazze Şeridi ateşkesi konusunda uyardı.  Hamas hareketi ve diğer gruplar, İsrail’i anlaşmanın uygulanmasını yavaşlatmakla suçladı. Hamas’tan bir yetkili Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Savaş aramıyoruz. Ancak İsrail anlaşmaları uygulamazsa, çatışma ve sert faaliyetlerde tırmanış olacaktır. Daha fazla pazarlık ve zorbalığa izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Hamas açıklaması, İsrail’in Gazze Şeridi’ne füze fırlatmasına yanıt olarak patlak veren gerilimin ardından geldi.
İsrail ordusu, 13 Haziran’da Gazze Şeridi’ne hava saldırısı gerçekleştirdi ve Gazze’nin en güneyindeki Refah şehrini de hedef aldı. Bu çerçevede İsrail, saldırının Demir Kubbe’nin İsrail topraklarına yönelik fırlatılan bir füzeye karşılık vermesi sonucu gerçekleştiğini açıkladı. Ordu tarafından yayınlanan bildiriye göre, İsrail savaş uçağı, Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki Eşkol yerleşim yerine fırlatılan bir füzeye yanıt olarak Gazze’nin güneyinde Hamas hareketi’ne bağlı askeri bir birliğin alt yapısını hedef aldı.
Ordu, Demir Kubbe sisteminin söz konusu füzeye müdahale ettiğini açıklarken, herhangi bir hasara da değinmedi. İsrail ordusu, saldırıyı “İsrail vatandaşlarına zarar verme girişimine karşı bir operasyon” olarak nitelerken, Gazze Şeridi’nde yaşanan her şeyden Hamas’ın sorumlu olduğunu vurguladı. Saldırıdan kısa bir süre önce de İsrail, Gazze Şeridi’ne deniz ablukası uygulamıştı. İsrail ordu sözcüsü, Gazze Şeridi’nden Yahudi yerleşim birimlerine doğru yangın balonu atılmasına misilleme olarak Gazze Şeridi’ne deniz ablukası uygulamaya karar verildiğini belirtti.
Geçtiğimiz günlerde Gazze Şeridi’nden İsrail yerleşim birimlerine doğru yangın balonları atılmıştı. Bu çerçevede haftalarca devam eden sakinliğin ardından İsrail kontrolündeki bölgelerde geçen çarşamba günü 6, salı günü de 8 yangın meydana geldi.
Filistin topraklarındaki İsrail hükümeti çalışmaları koordinatörü sözcüsü tarafından yapılan bir açıklamada, yangınların devam etmesi ve Gazze Şeridi’nden İsrail topraklarına doğru yangın balonlarının atılmasından sonra bir sonraki emre kadar Gazze Şeridi’ni balıkçılara kapatma kararı alındığı belirtildi.
"İsrail anlaşmaların uygulanmasını geciktiriyor"
Öte yandan Hamas’ın tehdidi, İslami Cihad Hareketi’nin tavrını da kapsarken hareket, “İsrail; Mısır, Birleşmiş Milletler (BM) ve Katar’ın arabuluculuğuyla iki taraf arasında imzalanan anlaşmaların uygulanmasını geciktirmeye devam ederse, gösteriler daha büyük bir tırmanışa tanık olacak” ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan İsrail, Katar’dan Gazze Şeridi’ne fon aktarımı konusunda geri adım attı. Bu bağlamda İsrail medyası, hükümetin Katar Büyükelçisi Muhammed el-Amadi’ye Gazze’ye fon aktarımında bulunulmayacağını bildirdiğini açıkladı.
İsrailli kaynaklar da bu durumun yangın balonlarının yeniden fırlatılmaya başlanmasına bir tepki olarak geldiğini ifade etti. Ancak Filistinli kaynaklar ise, İsraillilerin, sınır geçişlerini tamamen durdurmak ve Gazze’de alıkoyulan İsrailliler meselesine bir çözüm bulmak için yeni bir koşul ortaya koymaya çalıştığını savundu.
Hamas ve diğer gruplar, durumu anlaşmalara karşı bir darbe olarak niteledi.
Mısır, Gazze Şeridi’ndeki İsrail ve Filistinli gruplar arasında ateşkes sağlanması için geçen ay bir anlaşma ortaya koymuştu. Anlaşma kapsamında “Gazze’den yapılan her türlü saldırının durdurulması, Gazze Şeridi’ne fon girişi karşılığında gösterilerdeki sert uygulamaların durdurulması, yaklaşık yüzde 30 olarak tanımlanan birçok malın ithalatındaki kısıtlamaların kaldırılması,ihracatın artırılması, balıkçılık alanının 15 mile ve bazı alanlarda da 12 mile çıkartılması, Katar’ın Gazze’de elektrik santrali işletilmesi için finanse ettiği yakıtın piyasaya sürülmesi” maddeleri de yer aldı.
Anlaşmaya göre bu aşamanın başarılı olması halinde, bir sonraki aşamada esir takası ve liman da dahil Batı Şeria’ya güvenli bir koridor içeren alt yapı projesinin inşası ele alınacak. Ancak İsrail’in uyguladığı tek madde, yasaklamadan önce balıkçılık alanını genişletmek oldu.
"Mısır heyeti Gazze Şeridi'ne gidecek"
Mısır, daha fazla ihlalin önüne geçmek ve durumu sakinleştirmek amacıyla müdahalede bulundu. Mısır müdahalesi, bugün gerçekleşecek cuma yürüyüşü öncesinde gerçekleşti. Bu çerçevede Hamas ve İslami Cihad, söz konusu durum hususunda Mısır’ın yoğun temaslar gerçekleştirdiğini açıkladı. Hamas liderlerinden Halil el-Hayye, bir Mısır güvenlik heyetinin bu hafta Gazze Şeridi’ne geleceğini açıkladı. Hareketin sözcüsü Hazım Kasım da Mısırlı heyetin yaklaşan ziyaretinin, Filistinli gruplar ve İsrail arasında imzalanan ateşkes anlaşmasının uygulanması meselesini görüşmek üzere gerçekleşeceğini belirtti.
İslami Cihad Hareketi Siyasi Büro Üyesi Halid el-Bataş, Gazze ambargosunu kırma uygulamalarının başarısı için Mısır çabalarının bir fırsat teşkil ettiğini belirtti.
Hamas yetkilileri, İsrail’in anlaşma maddelerini yerine getirmemesi halinde her zaman eylemcilerin faaliyetlerini yineleyeceğini vurguladı. İsrailli yetkililer ise Hamas’a sert bir tepki göstererek tehditte bulundu.
Tarafların, ilerleyen haftalarda daha iyi bir anlaşma veya daha geniş bir mücadele hususunda karar vereceğine inanılıyor.
İsrail Bölgesel İşbirliği Bakanı Tzachi Hanegbi yaptığı açıklamada, ilerleyen haftaların “kader” olacağını söyleyerek, “Gelecek günler durumun gidişatını belirleyecek” dedi.



Suriye: Şebbiha’nın geri dönüşü karşıtlığı protesto hareketine dönüştü

Suriye: Şebbiha’nın geri dönüşü karşıtlığı protesto hareketine dönüştü
TT

Suriye: Şebbiha’nın geri dönüşü karşıtlığı protesto hareketine dönüştü

Suriye: Şebbiha’nın geri dönüşü karşıtlığı protesto hareketine dönüştü

Suriye'nin çeşitli illerinde halk çevrelerinde eski rejimin ‘şebbihaları’ olarak tanımlanan kişilerin yeniden sokaklara dönüşünü protesto eden ve hesap sorulmasını isteyen gösteriler devam ederken bu protestolar günlük bir harekete evrilmeye devam ediyor. Suriye İçişleri Bakanlığı vatandaşları hukuk çerçevesi dışında hiçbir intikam ya da saldırı eylemine sürüklenmemeye çağırırken Ulusal Geçiş Adaleti Kurumu, pazartesi günü yayımladığı bildirgede ‘geçiş dönemi adaletinin intikam ve kin üzerine kurulamayacağını ve hakkın yargı dışında bireysel yollarla takip edilemeyeceğini’ vurguladı.

Suriye basını dün Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın geçtiğimiz perşembe günü Şam kırsalından ileri gelenlerle yaptığı toplantıda dile getirdiği açıklamalara odaklandı. Şara toplantıda geçiş dönemi adaletinin intikam için bir başlık ya da tahakküm aracına dönüştürülmemesi çağrısında bulunurken “Çünkü bu durumda bir zulme başka bir zulümle karşılık vermiş oluruz" ifadelerini kullandı.

Deyrizor, Halep, İdlib ve Şam kırsalı dahil Suriye'nin farklı illerinde eski rejimle bağlantılı kişilerin yeniden sisteme dahil edilmesini reddeden halk protestoları düzenleniyor. Göstericiler bu kişilerin geri dönüşünün şehitlerin kanına hakaret anlamına geleciğini vurguluyor. Aktivistlerin paylaştığı bir videoda ise yerel halktan bazı kişilerin eski rejim döneminde kendilerine zarar veren kişilerden hesap sorma girişiminde bulunduğu görüldü.

sd
Halep ve İdlib'de ‘şebbiha’ ve devrik Esed rejimi yandaşlarının yargılanması talebiyle düzenlenen gece gösterileri (Sosyal medya)

Halep'in es-Sukkari Mahallesi’nde cuma günü başlayan protestoların ardından hareket cumartesi akşamından itibaren genişledi. Eski rejim karşıtı mahallelerde yüzlerce kişinin katıldığı gece gösterileri düzenlendi.

Suriye devlet televizyonunun aktardığına göre protestocular söz konusu mahallelerdeki camilerden akşam namazının ardından sokağa çıkarak ‘devrik Esed rejiminin kalıntıları ve şebbihasının’ kovulması, geçiş dönemi adaleti sürecinin hızlandırılması ve Suriyelilere yönelik suç işleyenlerin yargılanması taleplerinin yer aldığı pankartlarla yürüyüş yaptı.

Halep’te de benzer gösteriler düzenlenirken Tel Rıfat'ta okul ve cami duvarlarına eski rejimi destekleyen sloganların yazılmasının ardından güvenlik kuvvetlerinin kontrol altına aldığı bir gerginlik yaşandı. İç Güvenlik Kuvvetleri pazar günü, yerel halktan bazı kişilerin ‘şebbiha yuvası’ olarak nitelendirdiği evlere saldırmasının ve bu kişileri şehirden sürmeye çalışmasının ardından Tel Rıfat'a yayıldı. Sosyal medyada ise kamuoyunu kışkırttıkları gerekçesiyle bazı kişilere yönelik gözaltı operasyonu başlatıldığına dair haberler yer aldı.

Suriye'nin kuzeyindeki İdlib’in farklı bölgelerinde düzenlenen gösterilerin yanı sıra Kefer Taharim gibi bölgelerde eski rejimle iş birliği yaptığı iddiasıyla bir vatandaş yerel halktan bir grubun saldırısına uğradı. Darp edilen kişi hayatını kaybetti. Olay, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Suriye Ultra'nın haberine göre benzer bir saldırı Kefer Uayd'da da yaşandı. Yine eski rejimle iş birliği iddialarıyla saldırıya uğrayan bir genç ağır yaralı olarak kurtuldu.

DMO’nun simge isimlerinin geri dönüşü

Doğu Suriye'deki Deyrizor'da her gün kalabalık gösteriler düzenleniyor; en dikkat çekeni şehir merkezinde gerçekleşiyor. Halk, ‘Kerame (Onur) Nöbeti Çadırı’ kurarak eski rejimle bağlantılı isimlerin geri dönüşüne karşı mücadele etmekte kararlı olduklarını ve geçiş dönemi adaleti sürecinin hızlandırılması ile hesap sorulması taleplerini dile getirdiler.

Gösterilere ve nöbete katılan siyasi aktivist Ragıb et-Taya, doğu bölgesinde, özellikle Deyrizor'da, Beşşar Esed rejiminin katil ‘şebbihasını’ caddelerde serbestçe dolaşırken görmenin halkta derin bir infiale yol açtığını belirtti.

Şarku’l Avsat’a konuşan Taya, “Bu durum, Esed rejimiyle mücadelede bedel ödeyen her vatandaşın içinde biriken bastırılmış öfkenin patlamasına yol açtı. Hükümetimizin, onurlarının çiğnendiğini hisseden şehit aileleri, mağdurlar ve yoksulların karşısında bu sıkıntılı konuma düşürülmesini istemezdik" dedi.

Taya ayrıca, çadırdaki oturma eylemi düzenleyen protestocular arasında Sednaya Cezaevi'nde çocuklarını yitiren ya da Esed'in ordusu ve şebbihasının kurşunuyla hayatını kaybedenlerin anneleriyle bu süreçte engelli kalan kişilerin bulunduğunu da aktardı.

dfvfd
Deyrizor'daki Kerame (Onur) Nöbeti Çadırı (Facebook)

Protestolarda dile getirilen talepler arasında devrim saflarında yer almış gençlerin istihdamı ve dışlanmamaları da yer alıyor. Bununla ilgili olarak Taya, “Esed rejimine karşı mücadele etmiş gençlerden şimdi istihdam için imkânsız koşullar aranıyor. Bunlardan biri de bedenlerinin sağlam olması şartı!” ifadelerini kullandı.

daha önce Esed rejimiyle ve İran destekli milislerle bağlantılı Bakara Aşireti şeyhi Nevaf el-Beşir, kısa bir süre önce Deyrizor’a geri dönmüştü. Bu durum halk arasında geniş çaplı infiale yol açtı. Bunun yanı sıra İran destekli bir milis grup kuran ve İran projesinin ekonomik cephesi olduğu iddia edilen Medlul el-Aziz serbest bırakıldı. Öte yandan İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile silah ve uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı suçlamalarının yöneltildiği Ferhan el-Mursumi'nin sicili temizlendi.

Deyrizor'dan gazeteci Davud es-Seyyid, bu kişiler için kanlı geçmişlerine rağmen yapılan karşılama törenlerinin ve İran Kudüs Gücü komutasıyla doğrudan bağlantılı olduğu belirtilen Şuviş ailesinden bazılarının da geri dönmesinin ‘halk üzerinde büyük bir provokasyon etkisi yarattığını’ vurguladı.

Seyyid, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede eski rejimin şebbihası ve muhbirlerinin sahneden kaybolmadığını ve haklarında herhangi bir yasal takibat başlatılmadığını da belirterek Nevaf el-Beşir'in oğlunun komuta ettiği Bakır Tugayı’nın halka ağır acılar çektirdiğini hatırlattı.

Mağdurların hakları göz ardı edilmeyecek

Hükümetin halk arasındaki gerilimi azaltma çabaları kapsamında Deyrizor Vali Yardımcısı Bedri el-Masluh ve İç Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Huzeyfe es-Sava, pazar günü oturma eylemi çadırına katılanlardan bir grup ile bir araya geldi.

Vilayetin duyurusuna göre görüşmede halkın talep ve önerileri dinlendi. Gündeme taşınan konuların takip edileceği ve kamu yararını gözeterek vatandaşların ihtiyaçlarına yanıt verecek biçimde uygulanabilir olanların çözümüne yönelik gerekli adımların atılacağı teyit edildi.

Sava yaptığı açıklamada ‘İç Güvenlik Kuvvetleri'nin suçluları ve yasa dışı unsurları hukuki prosedürlere uygun biçimde takip etme görevini sürdürdüğünü’ vurguladı.

İçişleri Bakanlığı da İdlib’deki gerginliklere ilişkin yayımladığı bildirgede suç ve ihlalleri gerçekleştirenlerin yargılanması ile adaletin sağlanmasının devletin yetkili kurumları aracılığıyla üstlendiği bir sorumluluk olduğunu hatırlattı. Bakanlık ayrıca suç ya da ihlallerle ilişkili kişilere dair belgelenmiş bilgi ya da delile sahip olan herkesi bu bilgileri resmi kanallar aracılığıyla yetkili mercilere iletmeye çağırarak kurbanların haklarının zayi olmayacağının altını çizdi.

Şam kırsalına uzanan dalga

Devrik rejimin simgelerine yönelik öfkeli halk hareketi Şam kırsalına da sıçradı. Tel şehrinin koordinasyon komitesinin paylaştığı bir videoda bir grup gencin Büyük Cami çevresinde bir şebbihayı kovaladığı görüldü. Öte yandan aktivistler ve haber platformları, Kara şehrinde şebbiha üyelerini konut mahallelerini terk etmeye ya da evlerinde bekleyerek hesap gününü beklemeye davet eden el ilanlarının dağıtıldığını aktardı.

İran'ın ve eski rejimin çatışma yıllarındaki zirve döneminde protestoları bastırmak ve rejim saflarında savaşmak üzere devşirdiği kişilerin kesin sayısına ilişkin doğru veriler bulunmamakla birlikte raporlar bu sayının 50 ila 100 bin kişi arasında olduğuna işaret ediyor.

Mağdurlar ve sanıklar için haklar

Suriyeli hukukçu El-Mu'tasım el-Kiylani, söz konusu protestoların şu an gündeme gelmesinin kendisini şaşırtmadığını belirtti. Kiylani’ye göre çatışmalardan ya da otoriter rejimlerden çıkan toplumlar, mağdurlar ve yakınlarının gerçeği ortaya çıkarmak, ihlallerden sorumlu olanları hesaba çekmek ve bu ihlallerin tekrarlanmamasını güvence altına almak için çabaladığı ‘geçiş adaleti’ olarak bilinen bir aşamadan geçiyor.

Kiylani, Şarku’l Avsat’a bu taleplerin korku ya da uygun siyasi ortamın yokluğu nedeniyle yıllarca ertelenebileceğini, güç dengelerinin değişip hesap verebilirliğin daha gerçekçi bir olasılık hâline gelmesiyle ise güçlü biçimde yüzeye çıktığını açıkladı.

fvbfrb

Bu taleplerin intikam, toplu cezalandırma ya da delile dayanmayan suçlamalar yoluyla değil, hukukun üstünlüğü çerçevesinde ele alınması gerektiğini vurguladı. Temel hukuki ilkenin sorumluluğun bireysel niteliğini esas aldığını, suç ya da ihlal iddiasıyla itham edilen herkesin hem mağdurların hem de sanıkların haklarını eş zamanlı güvence altına alan bağımsız soruşturma ve adil yargılama süreçlerine tabi tutulması gerektiğini de belirtti.

Kiylani’ye göre Suriye'nin yeni yönetimi, hesap verebilirlik dosyasının iç istikrar üzerindeki en hassas ve en belirleyici konulardan birini teşkil ettiğini biliyor. Bu yüzden başarının ölçütü, yönetimin geçmişteki ihlalleri ele alacak hukuki ve kurumsal mekanizmalar oluşturma kapasitesinde yatıyor. Buna karşın bu taleplerin görmezden gelinmesi ya da uzun süre ertelenmesi, halk arasındaki öfkenin tırmanmasına ve devlet kurumlarına güvenin sarsılmasına zemin hazırlayabilir.

Kiylani, gerçek zorluğun adalet ile istikrar arasında bir tercih yapmak değil, aksine intikamın ve toplumsal kutuplaşmanın yeni biçimlerinin önünü kapayarak istikrara ve ulusal uzlaşıya katkı sağlayacak kurumsal ve hukuki bir adalet anlayışını hayata geçirmek olduğunu vurguladı.


Abbas, Filistin seçimlerinin yolunu açarken, Hamas "iktidarın tekelleştirilmesini" eleştiriyor

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Fetih hareketinin Merkez Komitesi seçimlerinde oyunu kullanıyor (AFP)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Fetih hareketinin Merkez Komitesi seçimlerinde oyunu kullanıyor (AFP)
TT

Abbas, Filistin seçimlerinin yolunu açarken, Hamas "iktidarın tekelleştirilmesini" eleştiriyor

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Fetih hareketinin Merkez Komitesi seçimlerinde oyunu kullanıyor (AFP)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Fetih hareketinin Merkez Komitesi seçimlerinde oyunu kullanıyor (AFP)

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Filistin topraklarında 20 yıldır ilk kez yasama seçimlerinin yapılmasının önünü açan bir adım atarak genel seçim yasasında değişikliklere gitti. Söz konusu seçimlerin bu yıl yapılması, aynı dönemde Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Ulusal Konseyi seçimleriyle eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesi ve ardından Abbas’ın 2027 yılında yapılacağını taahhüt ettiği başkanlık seçimlerinin düzenlenmesi planlanıyor.

Filistin topraklarında son yasama seçimleri 2006 yılında yapılmış, o seçimleri Hamas kazanmıştı. Bu sürecin ardından Filistin içinde yıllar süren siyasi bölünme ve çatışmalar yaşandı.

Filistinli bir kaynak, “Ortaya konan adımların, Filistin yönetiminin yenilenmesine yönelik Arap ülkeleri, Avrupa ve ABD’ye verilen resmi taahhütlerin bir parçası olduğunu” ifade etti.

Hamas sözcüsü ise Abbas’ın adımlarını eleştirerek, bunun “tek taraflı yönetim anlayışının devamı” olduğunu söyledi.


Lübnan anlaşmanın sahaya yansımasını bekliyor

Sınırın İsrail tarafında bulunan Lübnan ve İsrail bayrakları (AP)
Sınırın İsrail tarafında bulunan Lübnan ve İsrail bayrakları (AP)
TT

Lübnan anlaşmanın sahaya yansımasını bekliyor

Sınırın İsrail tarafında bulunan Lübnan ve İsrail bayrakları (AP)
Sınırın İsrail tarafında bulunan Lübnan ve İsrail bayrakları (AP)

Lübnan, Washington ile Tahran arasında varılan ve Lübnan dahil bölgedeki askeri operasyonlar ile gerilimi sona erdirmeyi amaçlayan mutabakat muhtırasının sahaya yansımasını bekliyor.

Lübnan devleti tarafından üzerinde uzlaşılan maddeler ve uygulama mekanizmaları konusunda henüz resmi bir bildirim yapılmamışken Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, muhtırayı memnuniyetle karşıladı ve ‘Lübnan'ın özgünlüğüne saygı gösterilmesine’ ilişkin içeriğini takdirle değerlendirdi. Resmi çevreler ise sonraki aşamaya geçilmeden önce ateşkesin kalıcı hâle getirilmesine odaklanıyor. Bu aşama İsrail'in tam çekilmesini, ordunun konuşlanmasını, yerinden edilmişlerin dönüşünü ve yeniden yapılanmayı kapsıyor.

Tüm bunlar, İsrail'in hava saldırıları ve insansız hava araçlarının (İHA) ülkenin güneyindeki bölgeler, başkent Beyrut ve banliyöleri üzerindeki uçuşlarının kesintisiz sürdüğü bir ortamda yaşanıyor.

Öte yandan Hizbullah, Lübnan topraklarında İsrail askerleri ile araçlarını hedef aldığını açıkladı. Reuters ise örgütten bir yetkilinin, İran-ABD anlaşmasının ilan edilmesinden bu yana militanların herhangi bir operasyon düzenlemediğini ve örgütün ateşkese ilişkin tutumunun İsrail'in bu karara önce uymasına bağlı olduğunu söylediğini aktardı.