Sudan'da komünistler ve silahlı gruplar anlaşmayı reddetti

Sudan'da komünistler ve silahlı gruplar anlaşmayı reddetti
TT

Sudan'da komünistler ve silahlı gruplar anlaşmayı reddetti

Sudan'da komünistler ve silahlı gruplar anlaşmayı reddetti

Sudan'da yönetimi elinde bulunduran Askeri Geçiş Konseyi (AGK) ile Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) arasında uzun müzakerelerin ardından varılan anlaşma, Arap ülkeleri ve uluslararası toplum tarafından memnuniyetle karşılanırken, ÖDBG içindeki bir takım siyasi güçler, imzaların atılmasından birkaç saat sonra ‘Sudanlıların özlemlerini karşılamadığı’ şeklinde bir açıklama ile anlaşmaya karşı çıktılar.
Sudan Komünist Partisi, ÖDBG ile AGK arasında imzalanan anlaşmayı devrimin hedeflerinden uzak ve askeri yönetimin devamı niteliğinde olduğu gerekçesiyle reddederken, devrimin hedeflerine ulaşılıncaya kadar barışçıl halk protestolarına devam etme ve tam bir demokratik sivil yönetim için çalışma sözü verdi.
Parti tarafından yapılan açıklamada, “ÖDBG’nin aynı çatı altındaki diğer güçleri dikkate almadan AGK ile anlaşma imzalaması yanlıştır” ifadeleri yer aldı. Anlaşmanın ‘kafa karıştırıcı’ ve ‘çelişkili’ olarak nitelendirildiği açıklamada, ayrıca “Bu anlaşma, krizi ve Sudan halkının isyan ettiği eski rejimin politikalarını yeniden üreten yumuşak geçiş projesinin bir parçasıdır” denildi.
Anlaşmanın, ‘devletin eklemlerinin askeri hegemonya altında kalmasını’ sağladığı belirtilen açıklamada, bunun Yasama Meclisi’nin oluşturulmasını öngören önceki anlaşmalara aykırı bir anlaşma olduğu vurgulandı.
Açıklamada, anlaşmaya göre yönetimin ilk 21 ay AGK’nin kontrolünde kalması, savunma ve içişleri bakanlarını ataması ve başbakan atamada danışmanlık yapmasının, ‘Bakanlar Kurulu ve Yasama Meclisi’nin hakkına el koyması’ anlamına geleceği belirtildi.
ÖDBG liderlerinden Arap Sosyalist Baas Partisi Genel Başkanı Ali er-Rih es-Senhuri, dün, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, AGK ile ÖDBG arasında imzalanan anlaşmanın Sudan halkının isteklerini karşılamasa da yeni anayasanın tamamlanması için gerekli ‘ileri bir adım’ olduğunu söyledi.
AGK’nın anayasa beyanı üzerinde uzlaşıya varılmadan önce ‘siyasi anlaşmanın imzalanması’ konusundaki ısrarını sorgulayan Senhuri, bunu ‘yurtdışına mesaj’ gönderme girişimi olarak nitelendirerek, müzakerelerin AGK’ye uygulanabilecek yaptırımları engellemek amacıyla olumlu yönde bir hareket olarak anlaşılmasının istendiğini söyledi. Senhuri, ÖDBG’nin anlaşmayı ve anayasa beyanını aynı anda imzalamak istediğini de sözlerine ekledi.
Bugün, AGK ve ÖDBG arasında yapılacak olan müzakerelerde tartışmalı konuların ele alınacağını söyleyen Senhuri, Yasama Meclisi sorunu çözülmeden anlaşmanın imzalanmasının, sorunun 3 ay daha devam edeceği anlamına geldiğini belirterek, “Geçiş döneminin sonuna kadar müzakere etmeye devam edeceğiz” dedi.
AGK’nin Yasama Meclisi’ni iptal etmek veya askıya almak gibi bir takım niyetleri olduğunu düşünen Senhuri, “Böylece yasama yetkileri, kabul edemeyeceğimiz bir şekilde AGK’ye devredilmiş olacak” diye konuştu. Senhuri bu durumun AGK’yi bir cumhurbaşkanlığı konseyine dönüştüreceğini kaydetti.
Yönetimin 21 ay boyunca askeri cuntada olmasını eleştiren Senhuri, bu durumun halkın egemenliğinin yanı sıra devrimin amaçlarını ve taleplerini de ihlal ettiğini belirtti. Ancak Senhuri, anlaşmanın avantajlarından birinin, halk kitlelerinin ve iktidardaki siyasi güçlerin, yönetime katılımının sağlanması ve atılacak yeni adımlar olduğunu söyledi. “Mevcut güç dengesiyle, tam bir sivil otoriteye geçilmeliydi” diyen Senhuri, bunun ordu ve güvenliğin sivil otoriteye tabi olmasını isteyen dış güçlerin talebi olduğunun da altını çizdi.
“Anlaşma, tam bir uzlaşıya varıldığı anlamına gelmiyor”
Öte yandan Sudan Ulusal Kongre Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mestur Ahmed Muhammed, anlaşmanın imzalanmasının önemli bir adım olduğunu, ancak tam bir uzlaşıya varıldığı anlamına gelmediğini söyledi. İki taraf arasında ilerleyen günlerde görüşülecek farklı meseleler olduğunu belirten Muhammed, anlaşmanın imzalanmasının müzakerelerin durması veya durdurulması durumunda AGK’nin yapılan anlaşmalardan çekilmemesi için önemli olduğunu vurguladı. Siyasi anlaşma ve anayasa beyanının birbirini tamamladığını belirten Muhammed, iki taraf arasındaki Yasama Meclisi’ne ilişkin anlaşmazlığın halen devam ettiğini belirterek, “AGK, yeni bir durumun ortaya çıktığı gerekçesiyle tartışmayı açmakta ÖDBG güçleri ise daha önce kararlaştırılan anlaşmalara bağlı kalmakta ısrar ediyor” ifadelerini kullandı.
Yasama Meclisi’nin oluşumunun üç ay ertelenmesini ‘önemli bir eksiklik’ olarak nitelendiren Muhammed, “Eğer bu konuda uzlaşıya varılmaz ve net bir şekilde çözülmezse, ÖDBG geçiş döneminde büyük bir sorunla karşı karşıya kalacaktır” şeklinde konuştu.
‘Anayasa beyanı’ anlaşmasının kolay olmadığına işaret eden Muhammed, “Çünkü ÖDBG anlaşmaya varmak için birçok taviz verdi. Ancak AGK da gerekli iradeye sahip değil. Bu nedenle tartışmalı konular ve çözümlerde aksamalar yaşanacaktır” dedi.
Diğer yandan Sudan Devrimci Cephesi, ÖDBG ile AGK arasındaki anlaşmaya ilişkin kaygılarını dile getirdi.
Cibril İbrahim liderliğindeki Devrimci Cephe bu anlaşmaya taraf olmadığını vurguladı. AGK dahil olmak üzere bir barış anlaşması imzalamak için doğrudan müzakerelere girme konusunda tüm seçeneklere açık olduklarını vurgulayan hareket, Addis Ababa toplantıları dahil Devrimci Cephe’nin vizyonu desteklenmeden yapılan anlaşmaya ilişkin hayal kırıklığını dile getirdi.
“Devrimci Cephe’nin endişeleri var”
Şarku’l Avsat’a konuşan Devrimci Cephe Sözcüsü Dr. Muhammed Zekeriya, “Darfur’daki silahlı hareketlerin çatısı altında toplandığı Devrimci Cephe’nin dün, Hartum'da ÖDBG ile AGK arasında imzalanan anlaşmaya dair endişeleri var” dedi.
Zekeriya, “Bu anlaşmada değiliz ve bizi ilgilendirmiyor. Geçtiğimiz günlerde Addis Ababa'da varılan uzlaşılara rağmen ÖDBG’nin bu anlaşmayı imzalamasını beklemiyorduk. Ancak halen onlarla görüşüyoruz. Anlaşmadaki pozisyonumuzu ve Devrimci Cephe tarafından atılacak adımları sonlandıracağız” ifadelerini kullandı.
Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa, geçtiğimiz günlerde ÖDBG ile 2003'ten beri Darfur'da hükümet güçleriyle savaş halinde olan Sudan Özgürlük Hareketi (SLM) ve Adalet ve Eşitlik Hareketi (JEM) ile Sudan Halk Özgürlük Hareketi-Kuzey (SPLM-N) yanı sıra ayrılmadan önce Sudan’ın güneyinde SLM’nin yanında yer alan Sudanlı savaşçılardan oluşan Devrimci Cephe heyetleri arasındaki toplantılara ev sahipliği yapmıştı.
Sudanlı taraflar arasındaki anlaşmaya ilişkin tepkiler
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, yeni bir yol açan anlaşmanın imzalanmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Sudan’daki tüm gelişmeleri yakından takip ettiğini vurgulayan Sisi, ülkesinin Sudan halkının yanında yer aldığını ve tercihlerini desteklediğini belirtti. Sisi, ayrıca Sudan halkının ve devlet kurumlarının istikrarı ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik inancının tam olduğunu kaydetti.
Cidde’den İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Dr. Yusuf bin Ahmed el-Useymin ise anlaşmaya yönelik memnuniyetlerini dile getirerek, uluslararası topluma mevcut geçiş döneminde tüm tarafların barışı ve güvenliği sürdürebilmeleri için Sudan'a her türlü desteği vermeleri çağırısında bulundu. Dr. Useymin ayrıca arabuluculuk ve siyasi sürecin tamamlanmasına katkıda bulunan bölgesel ve uluslararası tarafların aktif rol üstlenmesinin yanı sıra Sudan'ın yaşadığı krizden çıkması için destek vermesinin de önemini vurguladı.
İİT Genel Sekreteri, teşkilatın, Sudan'daki güvenlik, istikrar ve kalkınmayı, yapılacak olan zirve ve bakanlık düzeyinde kabul edilen kararlar doğrultusunda desteklemeye hazır olduğunu da sözlerine ekledi.
Diğer yandan Avrupa Birliği (AB) anlaşmayı olumlu karşılarken, İngiltere hükümetinin Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki Sözcüsü Alison King, yaptığı açıklamada, anlaşma nedeniyle Sudan halkını tebrik etti. Hala yapılacak çok şey olduğunun farkında olduklarını vurgulayan King, “Bu anlaşma, taleplerini barışçıl yollarla savunan insanlar için sadece bir başlangıçtır. Ancak bu süreç birçok fedakarlığı da beraberinde getirmektedir. Yapılan bu büyük fedakarlıklar, Etiyopyalı elçinin gözyaşlarında açıkça görülüyordu” diye konuştu.



Dörtlü Mekanizma’nın Sudan savaşını sona erdirme planında çıkmaz yaşanıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
TT

Dörtlü Mekanizma’nın Sudan savaşını sona erdirme planında çıkmaz yaşanıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)

Sudan’daki savaşı durdurmaya yönelik çabalar, son aylarda Dörtlü Mekanizma’nın yol haritasının kayda değer bir sonuç üretememesi nedeniyle çıkmaza girmiş durumda.

Ufkun tıkandığı bu süreçte, çok sayıda kaynak, bu yönde kapalı kapılar ardında ve son derece gizli yürütülen bazı görüşmelerin yapılmış olabileceğini, bu nedenle herhangi bir bilginin sızmasının önüne geçildiğini belirtiyor.

Aynı kaynaklar, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın, Dörtlü Mekanizma’yı devre dışı bırakmaya yönelik bir girişim içinde olduğunu ve doğrudan ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülük edeceği yeni bir müzakere hattı oluşturmayı hedeflediğini ifade ediyor. Burhan’ın, bu yaklaşımı çeşitli açıklamalarında birden fazla kez dile getirdiği kaydediliyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynaklar ise Dörtlü Mekanizma’nın özellikle en kritik başlık olan ateşkesin sağlanması konusunda sunduğu yol haritasında somut bir ilerleme kaydedememesine rağmen, arabulucuların girişimin başarısız olduğunu ilan etmediğini ya da görüşmeleri sonlandırdıklarına dair bir açıklama yapmadığını aktardı.

Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası

 Sudan'daki çatışmanın iki tarafının temsilcileri, Mayıs 2023'te Cidde Bildirgesi’nin imzalanması sırasında (Reuters)Sudan'daki çatışmanın iki tarafının temsilcileri, Mayıs 2023'te Cidde Bildirgesi’nin imzalanması sırasında (Reuters)

ABD, Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) oluşan Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası, geçtiğimiz yıl eylül ayında, insani yardımların Sudan’ın tüm bölgelerine ulaştırılmasını kolaylaştırmak amacıyla üç ay süreli insani ateşkes öngörmüş, bunun ardından kapsamlı bir ateşkes ilan edilmesini ve dokuz ay içinde Sudanlıların güvenini kazanacak meşru sivil hükümetin kurulmasına yol açacak siyasi sürecin başlatılmasını önermişti. Ancak girişim, Sudan ordusunun reddi ve ülkesindeki çatışma karşısında tarafsız olmadığı yönündeki şüpheleri nedeniyle engelle karşılaştı.

Kaynaklar, Dörtlü Mekanizma yol haritasının Sudan’daki savaşı durdurmaya yönelik şu anda masadaki tek girişim olduğunu ve yaklaşık üç yıldır süren, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre dünyadaki en büyük insani felakete yol açan yıkıcı çatışmayı sona erdirmek amacıyla tarafların bölgesel düzeyde uzlaşması sonucunda ortaya çıktığını belirtiyor.

Aynı kaynaklar, son gelişmelerin Dörtlü Mekanizma dışında yeni bir müzakere sürecinin varlığına işaret etmediğini, yaşananların ise ordunun bu girişimi en kısa sürede kabul etmesini sağlamaya yönelik çabalardan ibaret olduğunu ifade ediyor. Bu kapsamda, Sudan hükümetiyle iyi ilişkilere sahip bazı ülkelerin, yönetimi girişime olumlu yaklaşmaya teşvik etmek için diplomatik temaslarını yoğunlaştırdığı belirtiliyor.

Tek platform

Siyasi analist el-Cemil el-Fadıl, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Dörtlü Mekanizma girişiminin Sudan’da uzayan savaş krizinin çözümü için bölge ülkeleri arasında üzerinde uzlaşı sağlanmış tek platform olmayı sürdürdüğünü söyledi. El-Fadıl, söz konusu girişimin, ABD Başkanı Donald Trump ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi arasında, ocak ayı ortasında Davos Forumu kapsamında yapılan görüşmede de güçlü biçimde gündeme geldiğini belirtti.

El-Fadıl, iki lider arasındaki görüşmelerin esas olarak Dörtlü Mekanizma çerçevesinde Sudan’daki savaşı sona erdirmeye yönelik ortak çabalara odaklandığını, önceliğin insani ateşkesin kalıcı hale getirilmesi olduğunu ifade etti. Bununla birlikte girişimin sahada somut kazanımlar elde etmesi gerektiğini vurgulayan el-Fadıl, mevcut tabloya bakıldığında sürecin çıkmaza girdiğinin söylenemeyeceğini dile getirdi.

Washington’daki insani yardım konferansı

 Sudan’da dünyadaki en büyük iç göç yaşandı. (Reuters)Sudan’da dünyadaki en büyük iç göç yaşandı. (Reuters)

El-Fadıl, ABD yönetimine yakın çevrelerden sızan bilgilerle bağlantı kurarak, Washington’un 3 Şubat’ta Sudan’a destek amacıyla uluslararası bir insani yardım konferansı düzenlemeye hazırlandığını ve önümüzdeki kısa dönemde kayda değer bir ilerleme yaşanmasının beklendiğini söyledi. Bu adımın, Dörtlü Mekanizma tarafından ortaya konan çözüm yol haritasının parçası olduğunu da ifade etti.

El-Fadıl, ABD yönetiminin, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri’nden (HDK) ateşkes ve çatışmaların durdurulması yönünde taahhüt almadan böyle bir insani konferansı düzenlemeye gitmesinin mümkün olmadığını vurguladı.

Mevcut veriler ışığında, Washington’da yapılması planlanan insani konferansla eş zamanlı olarak yol haritasının uygulanmasına yönelik taraflar arasında örtülü bir mutabakat bulunabileceğini dışlamayan el-Fadıl, sürecin başarısının tüm tarafların gerçek ve somut tavizler vermesine bağlı olduğunu dile getirdi.


İsrail, Gazze Şeridi sakinleri için Refah sınır kapısının sınırlı olarak açıldığını duyurdu

Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
TT

İsrail, Gazze Şeridi sakinleri için Refah sınır kapısının sınırlı olarak açıldığını duyurdu

Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).

İsrail, bugün yaptığı açıklamada Gazze Şeridi sakinlerinin geçişine izin vermek üzere Refah Sınır Kapısı’nın sınırlı olarak açıldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrail Savunma Bakanlığı’na bağlı Filistin sivil işlerinin koordinasyonundan sorumlu Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi (COGAT), “Ateşkes anlaşması ve siyasi liderliğin talimatları doğrultusunda, bugün Refah Sınır Kapısı yalnızca sivillerin geçişine açılmıştır” açıklamasında bulundu.

Filistin medya kuruluşları, daha önce Filistinli personeli taşıyan otobüslerin Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafına ulaştığını, buradan Filistin tarafına geçerek kapıda göreve başlamalarının planlandığını bildirmişti.

Sınır kapısından geçişlerin, sıkı denetim altında ve yalnızca bireylerle sınırlı olacağı belirtiliyor. Bu adım, ateşkesin yürürlüğe girmesinden aylar sonra atılırken, insani yardım kuruluşları uzun süredir abluka altında ve büyük ölçüde tahrip olmuş Gazze’ye yardımların ulaştırılabilmesi için kapının engelsiz şekilde açılması çağrısında bulunuyor.

Ambulanslar, Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkmak üzere Refah sınır kapısının Mısır girişinde sıraya girdi (AP)Ambulanslar, Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkmak üzere Refah sınır kapısının Mısır girişinde sıraya girdi (AP)

Gazze’de Rafah Sınır Kapısı Yeniden Açıldı, İsrail Saldırılarında 32 Kişi Hayatını Kaybetti

Gazze’de 10 Ekim’den bu yana yürürlükte olan ateşkesin ihlalleri devam ederken, İsrail’in dün gerçekleştirdiği hava saldırılarında 32 kişi yaşamını yitirdi; Gazze Sivil Savunma yetkililerinin bildirdiğine göre ölenler arasında kadınlar ve çocuklar da bulunuyor.

Mısır sınırındaki Refah Kapısı, İsrail topraklarından geçmeden Gazze’ye kara yoluyla açılan tek geçit olarak biliniyor. Ancak kapı, Mayıs 2024’te İsrail güçlerinin kontrolü ele geçirmesinden bu yana kapalıydı. 2025 başında ise kısa bir süreliğine kısmi olarak yeniden açılmıştı.

Ayrı bir gelişmede, Filistin medyasına göre bugün sabah saatlerinde Gazze Vadisi’nin kuzeyinde İsrail dronunu saldırısında bir Filistinli hayatını kaybetti, bazı kişiler de yaralandı. Filistin Haber Ajansı’nın (WAFA) haberine göre böylece dün sabah saatlerinden itibaren Gazze hastanelerine ulaşan ölü sayısı 32’ye yükseldi; ölümlerin 7’si güneyde, 25’i kuzeyde kaydedildi.

Refah Kapısı, Gazze’nin güney sınırında, ateşkesin ardından İsrail’in çekilmediği alanlar içinde yer alıyor; bu da bölgenin yarısından fazlasını kapsıyor. Anlaşmanın ikinci aşamasında kapının yeniden açılması öngörülüyor. BM ve yardım kuruluşları, insani krizin derinleştiği Gazze’de 2 milyondan fazla kişiye yardım ulaştırılabilmesi için geçişin sorunsuz açılmasını talep ediyor.

Sınırlı olmasına rağmen bu adımın, Gazze’nin günlük işlerini yönetmek üzere kurulan 15 Filistinli teknokrattan oluşan Ulusal Yönetim Komitesi’nin çalışmalarını kolaylaştırması bekleniyor. Komite, ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığını yürüttüğü “Barış Konseyi” denetiminde faaliyet gösterecek.


"Koordinasyon çerçevesi", Trump'ın tehditlerine rağmen Maliki'nin Irak başbakanlığına aday gösterilmesinde ısrar ediyor

Nuri el-Maliki destekçileri, Trump'ın iktidara geri dönmesi halinde Irak'a desteği kesme tehdidini reddederek, Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında gösteri düzenledi (DPA)
Nuri el-Maliki destekçileri, Trump'ın iktidara geri dönmesi halinde Irak'a desteği kesme tehdidini reddederek, Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında gösteri düzenledi (DPA)
TT

"Koordinasyon çerçevesi", Trump'ın tehditlerine rağmen Maliki'nin Irak başbakanlığına aday gösterilmesinde ısrar ediyor

Nuri el-Maliki destekçileri, Trump'ın iktidara geri dönmesi halinde Irak'a desteği kesme tehdidini reddederek, Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında gösteri düzenledi (DPA)
Nuri el-Maliki destekçileri, Trump'ın iktidara geri dönmesi halinde Irak'a desteği kesme tehdidini reddederek, Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında gösteri düzenledi (DPA)

İran'a yakın Şii partileri de içeren ve Irak parlamentosundaki en büyük bloğu oluşturan "Koordinasyon Çerçevesi", ABD Başkanı Donald Trump'ın Nuri el-Maliki'nin iktidara dönmesi halinde Bağdat'a desteğini kesme tehdidine rağmen, dün Nuri el-Maliki'nin başbakanlık adaylığına bağlılığını açıkladı.

Koalisyon, yaptığı açıklamada, “başbakan seçiminin tamamen Irak anayasasına ait bir mesele ve dış müdahalelerden bağımsız olduğunu” vurguladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre koalisyon “başbakanlık için adayı Nuri el-Maliki'ye olan bağlılığını” teyit etti.

"Hukuk Devleti" koalisyonunun lideri Nuri el-Maliki, parlamentodaki "en büyük bloğu" oluşturan Şii "Koordinasyon Çerçevesi" güçlerinin kendisini başbakan adayı olarak seçme onayını almayı başardı. Gözlemcilere göre, parlamentodaki "en büyük blok" olarak, ülkenin en üst düzey yürütme pozisyonunu kazanmak için dikkat çekici bir geri dönüşe imza attı.

Maliki, 2005-2014 yılları arasında iki dönem üst üste başbakanlık yapmış olsa da 2014'ten sonra siyasi kariyerinde bir tür çatlak oluştu; zira o yıl ülkenin topraklarının üçte birinin, özellikle de Musul şehrinin, DEAŞ örgütünün eline geçmesinden sorumlu tutuldu. Koalisyonu 2014 seçimlerinde büyük başarılar elde etmesine rağmen, Necef dini otoritesi iktidara gelmesini engellemek için "veto" koydu. Aynı yıl, "Sadr Hareketi" lideri Mukteda es-Sadr, "Kürdistan Demokratik Partisi" lideri Mesud Barzani ve diğer Sünni güçler ve şahsiyetler tarafından tamamen reddedildi. Bu gelişme, üçüncü bir dönem başbakanlık elde etmesini engelledi.

Nuri el-Maliki (Reuters)Nuri el-Maliki (Reuters)

Ancak ABD Başkanı Donald Trump salı günü, Irak'ı Nuri el-Maliki'yi yeni başbakan olarak seçmemesi konusunda uyardı ve aksi halde ABD’min artık ülkeye yardım etmeyeceğini söyledi.

Trump, Truth Social’de yaptığı bir paylaşımda, “Büyük Irak'ın Nuri el-Maliki'yi Başbakan olarak yeniden seçerek büyük bir hata yapıyor olabileceğini duyuyorum… Maliki döneminde ülke yoksulluğa ve tam bir kaosa sürüklendi. Bunun tekrarlanmaması gerekiyor. Çılgın politikaları ve ideolojileri nedeniyle, eğer seçilirse, Amerika Birleşik Devletleri Irak'a hiçbir yardımda bulunmayacaktır” ifadelerini kullandı.