Süveyde'de güvenlik kaosu

Süveyde’deki Baas Partisi törenlerine giden yol El-Fahd güçleri tarafından geçen perşembe günü kesildi (Suwayda 24)
Süveyde’deki Baas Partisi törenlerine giden yol El-Fahd güçleri tarafından geçen perşembe günü kesildi (Suwayda 24)
TT

Süveyde'de güvenlik kaosu

Süveyde’deki Baas Partisi törenlerine giden yol El-Fahd güçleri tarafından geçen perşembe günü kesildi (Suwayda 24)
Süveyde’deki Baas Partisi törenlerine giden yol El-Fahd güçleri tarafından geçen perşembe günü kesildi (Suwayda 24)

Suriye’nin Süveyde ili tam bir gergilim ve güvenlik kaosu içerisinde. Sivillerin kaçırılmalarının yanı sıra Süveyde'nin doğu kırsalındaki Tarba köyünde bir mayının patlaması sonucu çok sayıda asker öldü ve yaralandı. Şarku’l Avsat’a konuşan Süveyde sakinlerinden kaynaklar, mayının yeni konulmuş olduğunu, çünkü rejim güçlerinin 4 ay önce tüm mayınları bölgeden temizlediğini ve bölgenin güvenli hale geldiğini aktardı.
Suriye rejimine yakınlığıyla bilinen yerel gazeteler, Süveyde’nin doğusundaki Tarba köyündeki mayın arama çalışmaları sırasında terör örgütlerinden kalan el yapımı bir patlayıcının infilak ettiğini bildirdi. Yerel radyo kanalı “Şam FM” ise patlamanın mayın arama çalışmaları sırasında gerçekleştiğini askerlerden ölüler ve yaralılar olduğunu kaydetti.
Patlama, Rusya tarafından kurulan ve denetlenen, rejim kuvvetlerinden oluşan 5’inci Kolordu’nun kontrol ettiği ilde süren güven eksikliğiyle eş zamanlı meydana geldi. Süveyde’deki Suriye Emlak Bankası’na ait bir araç da gündüz vakti yol ortasında silahlı kişilerce soyuldu. Görgü tanıkları, silahlı şahısların yüzlerinin açık olduğunu, kimliklerini gizlemeye çalışmadıklarını ve zorla durdukları sürücüyü aracı başka bir yere götürmeye zorladıklarını belirttiler. Aracın 35 milyon Suriye lirası taşıdığı tahmin ediliyor.
Suriye Arap Haber Ajansı (SANA) Süveyde’deki patlamaya ve ölen askerlere değinmediği haberinde “Bu sabah Süveyde’de Emlak Bankası’na ait bir araca iki kişi tarafından silahlı soygun gerçekleştirildi. Araçta 35 milyon lira bulunuyordu”  ifadelerine yer verdi.
Öte yandan “Suwayda 24” adlı haber sitesi, siyah renkte bir pikapa binen 3 silahlı adamın, Suriye Emlak Bankası’na ait aracın sürücüsünü havaya ateş açarak durmaya zorladıklarını aktardı.
Yine yerel kaynaklara göre Süveyde’de geçtiğimiz yıl boyunca fidye için adam kaçırma olayları yaşandığı hatırlatılarak bu yıl da 15’ten fazla benzer vakanın gerçekleştiği aktarıldı. Rejim yetkililerinin ise söz konusu suç çetelerine yönelik henüz harekete geçmediği bildirildi.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre yaşanan güvenlik kaosu yerel silahlı gruplar ile rejim güçleri ve ona bağlı gruplar arasındaki gerilimi daha da artırdı. Yerel gruplardan biri olan “El-Fahd Güçleri” 25 Temmuz 2018’de 260’dan fazla Süveydeliyi katleden “DEAŞ’a karşı bölge halkının kazandığı zaferin” yıl dönümü nedeniyle Baas yetkilileri tarafından düzenlenmek istenen törenleri engellemeye çalıştı.
El-Fahd, rejimi DEAŞ unsurlarını il dışına taşıyarak doğu kırsalını korumasız bırakmak ve 25 Temmuz olaylarına neden olmakla suçladı. El-Fahd güçleri yayınladıkları bildiriyle ilk kez olarak herhangi bir saldırı gerçekleştirmeleri halinde DEAŞ’a misilleme yapacaklarına dair uyarıda bulundu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Şehitlerimizin kanı yerdeyken kutlama yapmamız ve eğlenmemiz çok tehlikeli. El-Fahd güçleri, 25 Temmuz münasebetiyle Süveyde’de yapılacak herhangi bir kutlamayı engellemek için ilin farklı yerlerine ve kanlı anılara tanık olan doğu kırsalına giden yollara konuşlandırılmıştır.”
Geçen haziran ayı boyunca Süveyde’deki siyasi ve askeri güvenlik merkezlerini hedef alan füzeli saldırılarının kaynağının açıklanmaması ise oldukça dikkat çekiciydi. Siyasi güvenlik merkezini hedef alan füzeli saldırıda can kaybı yaşanırken askeri güvenlik merkezine düzenlenen füzeli saldırıda da yalnızca maddi hasar meydana geldi. Daha önce de Süveyde’de bir sivil savunma kontrol noktasına saldırı yapılmış, ulusal savunmadan iki unsur ölmüştü.
Bir diğer gelişmede de cumartesi günü Süveyde’nin güneyindeki el-Huya köyünde gözaltına alınan bir vatandaşın ölüm cezasına çarptırıldığı haberi yayıldı. Ardından söz konusu köylünün yakınları, silahlı yerel gruplara çağrıda gözaltına alınan akrabalarının kurtarılması için çağrıda bulundu. Bölgede tansiyon yükseldi.
Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan bölgedeki kaynaklar, rejimin kontrolündeki Sednaya Cezaevi’nde 5 yıldır tutuklu bulunan ve ölüm cezasına çarptırılan, ayrıca gördüğü işkenceler nedeniyle sağlık durumunun iyi olmadığına dair çelişkili haberlerin yayıldığı Şadi Barbur’un yakınları ve ailesinin çağrısı üzerine silahlı yerel grupların köye geldiğini aktardı.
Silahlı gruplar ve tutuklunun yakınlarının bölgedeki askeri geçiş yolunu birkaç saat boyunca kapattıklarını belirten kaynaklar, böylece rejim subaylarının tutuklunun infazı için güvenlik güçlerine baskı yapmalarının engellendiğini ve halkın Süveyde Devlet Güvenlik Şube Başkanı’nın taleplerini karşılama sözü vermesinin ardından yolu yeniden açtıklarını bildirdi.
Kaynaklar, 39 yaşındaki Şadi'nin yıllarca yaşadığı bir Arap ülkesinden Suriye’ye geldikten bir ay sonra silah kaçakçılığı yaptığı suçlamasıyla tutuklandığı, ailesinin ise suçlamaları reddettiği bilgisini verdi. Kaynaklar ayrıca Şadi’nin mahkemeye çıkarılmadığını, avukat veya ailesi ile görüşmesine izin verilmediğini de aktardı.



Arakçi’den Avn'a: Lübnan'ı gerçek düşmanı İsrail'den kurtarın

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
TT

Arakçi’den Avn'a: Lübnan'ı gerçek düşmanı İsrail'den kurtarın

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün, Lübnan Cumhurbaşkanı'na ülkesini “gerçek düşmanı” olarak nitelendirdiği İsrail’den kurtarma çağrısında bulundu. Bu açıklama, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın dün Tahran’a Lübnan’ın iç işlerine müdahale etmemesi yönünde yaptığı çağrının ardından geldi.

Arakçi, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Sayın Avn’ın açıklamalarına bakılırsa, insan İran’ın Lübnan’ın beşte birini işgal ettiğini, nüfusun dörtte birini yerinden ettiğini ve ülkeyi her gün bombaladığını sanabilir. Eğer Lübnan İran için  pazarlık kozu olsaydı, çoktan bir anlaşmaya varmış olurduk. Sayın Cumhurbaşkanı, Lübnan’ı gerçek düşmanınızdan kurtarın” ifadelerini kullandı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aovn ise dün ABD merkezli CNN’e verdiği röportajda, İran’a Lübnan’ın iç işlerine karışmama çağrısında bulunmuştu. Bu açıklama, Washington tarafından ilan edilen ancak başarısızlıkla sonuçlanan yeni İsrail–Hizbullah ateşkes girişiminin ardından geldi.

Avn, “Burası sizin ülkeniz değil, bizim ülkemiz. Sorumluluk da bize ait. Sizin göreviniz ülkemize müdahale etmek değildir” dedi. Lübnan Cumhurbaşkanı ayrıca, “Ölen bizim halkımız, yıkılan da bizim evlerimizdir” ifadelerini kullandı.

Avn, İsrail ile yürütülen doğrudan müzakerelerin başlamasından bu yana Hizbullah ve Lübnan kamuoyunun bir kesiminden eleştiri alıyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu görüşmeler, diplomatik ilişkileri bulunmayan iki ülke arasında onlarca yıl sonra gerçekleştirilen ilk doğrudan temas niteliği taşıyor.

Öte yandan Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam da İran’a, ülkesini ABD ile yürüttüğü müzakerelerde şartlarını iyileştirmek için “pazarlık kartı” olarak kullanmaktan vazgeçmesi çağrısında bulundu.

Tahran yönetimi ise Washington ile yapılacak ve 28 Şubat’ta İsrail ile ABD’nin başlattığı hava saldırılarıyla başlayan savaşı sona erdirmeyi hedefleyen herhangi bir anlaşmanın, Lübnan cephesinde ateşkes sağlanmasını ve İsrail güçlerinin bölgeden çekilmesini içermesini talep ediyor.

Lübnan’daki savaş, 2 Mart’ta Hizbullah’ın İsrail’e roket saldırıları düzenlemesiyle başladı. Hizbullah, saldırıların İran lideri Ali Hamaney’in ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ilk saldırılarında öldürülmesine karşılık olarak gerçekleştirildiğini açıkladı. İsrail ise buna, geniş çaplı hava saldırıları ve Güney Lübnan’a yönelik kara operasyonlarıyla karşılık verdi.

AFP’nin resmi verilere dayandırdığı son istatistiklere göre çatışmaların başlangıcından bu yana İsrail’in Lübnan’a düzenlediği saldırılarda 3 bin 560’tan fazla kişi hayatını kaybetti. İsrail tarafında ise Lübnan’daki operasyonlar sırasında 27 asker ve bir sivil sözleşmeli personel yaşamını yitirdi.


Lübnan, İran tarafından müzakerelerde kullanılmaya karşı çıkıyor

Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye kentinde İsrail İHA’sı tarafından hedef alınan ve alev alan aracın etrafında sağlık görevlileri ve acil durum personeli (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye kentinde İsrail İHA’sı tarafından hedef alınan ve alev alan aracın etrafında sağlık görevlileri ve acil durum personeli (AFP)
TT

Lübnan, İran tarafından müzakerelerde kullanılmaya karşı çıkıyor

Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye kentinde İsrail İHA’sı tarafından hedef alınan ve alev alan aracın etrafında sağlık görevlileri ve acil durum personeli (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye kentinde İsrail İHA’sı tarafından hedef alınan ve alev alan aracın etrafında sağlık görevlileri ve acil durum personeli (AFP)

Lübnan, İran'ın ülkeyi ABD ile yürüttüğü müzakerelerde bir pazarlık unsuru olarak kullanma girişimi olarak değerlendirdiği tutuma karşı çıktı. Bu gelişme, Tahran ve Hizbullah'ın, Beyrut ile Tel Aviv arasında ABD arabuluculuğunda hazırlanan ateşkes anlaşması taslağına yönelik itirazlarının ardından yaşandı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, CNN'e verdiği röportajda, İran'ın Washington ile yürüttüğü müzakerelerde Lübnan'ı bir baskı kartı olarak kullandığını söyledi. Avn, İran'ın Lübnan'a yardım etmeye çalışmadığını, bölgedeki çatışmaların bedelini ise Lübnan halkının ödediğini ifade etti.

Lübnan'ın çıkarlarının İran'ın çıkarlarıyla örtüşmediğini vurgulayan Avn, İran Devrim Muhafızları'na da seslenerek, "Lübnan sizin ülkeniz değil" dedi.

Başbakan Nevvaf Selam da İran'ın ülkesine, müzakerelerde şartlarını iyileştirmek için kullanılan bir "pazarlık kartı" gibi davranmaktan vazgeçmesi gerektiğini söyledi. Selam, Lübnanlıların, ateşkes anlaşmasına ilk karşı çıkan tarafın İran Devrim Muhafızları olmasına şaşırdığını belirtti.

Öte yandan Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Ann, Lübnan ve bölgedeki son gelişmeleri ele aldı. Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, Avn'ın Veliaht Prens'i telefonla aradığı görüşmede taraflar, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik çabaları değerlendirdi.

Avn ayrıca, Suudi Arabistan'ın Lübnan'a verdiği destek ve özellikle ülkedeki gerilimin azaltılması ile gerilimin durdurulmasına yönelik katkılarından dolayı Veliaht Prens Muhammed bin Selman'a teşekkür etti.


İsrail'in düzenlediği hava saldırısında Lübnan ordusundan üst düzey bir subay ve çok sayıda asker hayatını kaybetti

İsrail güçlerinin iki gün önce çekildiği güneydeki Dbayn köyünde yıkılmış bir evin önünde iki Lübnanlı asker (AP)
İsrail güçlerinin iki gün önce çekildiği güneydeki Dbayn köyünde yıkılmış bir evin önünde iki Lübnanlı asker (AP)
TT

İsrail'in düzenlediği hava saldırısında Lübnan ordusundan üst düzey bir subay ve çok sayıda asker hayatını kaybetti

İsrail güçlerinin iki gün önce çekildiği güneydeki Dbayn köyünde yıkılmış bir evin önünde iki Lübnanlı asker (AP)
İsrail güçlerinin iki gün önce çekildiği güneydeki Dbayn köyünde yıkılmış bir evin önünde iki Lübnanlı asker (AP)

Lübnan'ın güneyinde bugün bir askeri araca düzenlenen İsrail hava saldırısında, aralarında üst düzey bir subayın da bulunduğu Lübnan askerleri hayatını kaybetti.

Lübnan Resmi Ajansı (NNA), El-Hardali - El-Cermak yolu üzerinde seyir halindeki bir arazi aracını hedef alan saldırıda, "Lübnan ordusunda görevli tuğgeneral rütbesindeki bir subay ile araç sürücüsünün şehit olduğunu" duyurdu.

Lübnan Ordusu tarafından yapılan açıklamada da şu ifadelere yer verildi:

"İsrail'in Lübnan'a ve halkına yönelik saldırganlığı sürerken, El-Hardali - Nabatiye yolu üzerinde bir askeri aracı hedef alan barbarca İsrail hava saldırısında, aralarında bir subayın da bulunduğu çok sayıda askerimiz şehit olmuştur."

Lübnan ile İsrail arasında ilan edilen şartlı ateşkes anlaşması; Hizbullah'ın ateşi kesmesini ve Güney Lübnan'daki sınır bölgelerinden çekilmesini öngörüyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre anlaşma, Lübnan ordusunun devlet dışı tüm aktörlerin dışarıda tutulmasıyla "kontrolü tamamen ve özel olarak" devralacağı "pilot bölgelere" konuşlanmasını öngörüyor.